![]() |
Başım Hamit'le Dertte
başımda hırsız gençlik çalan yaşam gençlik arsen lüpen üretken arzular kar yağar lapa lapa farkettirmeden sırtımızda ucuzluk işi çeket sümerbank botlar aşkımın ablası asker cigarası üstü ölüm haricen rüyalar dahili arkadaşlar çakal sürüsü aynı kıza fors dünyayı ben yarattımlar ben bilirim kavgayı(bilimsel de olsa) çirkinler hacana sever mi korkaklar mülayim akşamüstleri aynı karakter kızıl batımda aynı arabesk abiler gururlu bütün hayat kerhane hatırası 11 gül samimiyet mahmurenin anaçlığı hayaller gözü yaşlı çimdiklenmeler bitmez bu ömür bayıldım duyunca gitmiş leyla üflenmiş sigara surata koklatılmış soğan buruna ön dişler demir, para yokluğu lan nasıl götürdüm kamyonda vildanı halı yıkarken bakıştık bacısıylan lan ne adamım be el dinler pazar konseri ben emrah üstü maykıl ceksın yattığım yerden sesinden anlarım kamyonu yavuz fatih fort d 1210 adalet'i gördüm ikiz arasında dövdüler beni amele pazarında sırdaşım hademe yaşar emmi karabela dayısı babam kumarbaz ayyaş tapu kadastro'da bitmez kırıkları sabah akşam neşet ertaş kalırım aptallar mahallesinde buruşlinin ölümünü bana sorun pas vermez okulun en çirkin kızı bile bee feliçita şarkısını yaptım deli çita deli çita şehrin delisi sabahları dilenir pazar yerinde akşam gider film arası parça izlemeye elinde çaman ekmek alır getiririm lise önüne çıkarır kızlara orasını oh lan be görmez misiniz hamit'i |
Başka
ellerimde sızık kan damlası yağmurların utancı seyreyler alemde akıntılı taşkınlar onulmaz sancı ölüme gebe de olsa hayat tutsak olmuşuz aşka derdim sen uğraşım sen ömrümse başka başka delişmen tutarsızlığıdır yürek kar kaplı da olsa sen değişirsin ben sokak cadde ev bambaşka uzak dağlarda bir dal kır çiçeği sensizliğe solsa anlarım sen sen değilsin bana ben kendime başk |
Başkasın Bende
gülünç kapalı kapılar çarşılar hansız hamamsız hangi mevsimi beklesem sensizlik törenlerle uğurlanır bir birliktelik tekil dışlayan oda müziği ellerim varmıyor seni yazmaya ben herşeyimle senden başkayım senden başka herşey ben sen kendinden başkasın bende belki bu mevsim müziğidir ayrılığımızla bizi birbirimize bağlayan hem kendimizli birbirimize rağmen hem kendimizsizliğimizi bize paylaştıran |
Başucumuzda Kumral Kanatlı Kentlerin Bekleyişi
gün batarken ben sana ışıldarım bak zaman nasıl geçti paylaşmaktan kalmadı yüreğim sana gri evlerin tütsülü şarkısı unuttu bizi kestane saçlarını öyle yana yıkışın gibi güneş sancısında batan günün bulutların ucu titrek titrek değer sana kestane saçlarını öyle arkaya atışın gibi içimizde oyun da bitti lise özlemidir acı çekmek şarkımız dilden dile konar göçer sevdalı biz unutmamaklı utangaç öğrencisi yılların sokak soğuk biz sıcak solumaklı özgürlük düşkünü kuşlar derdin sığırcıklar yuva yapar siluetimize çarpan nefesimize okul dağılır sınıfta kalırdı bakışlarım senli senli çağla ağacına sarılmaktır zamanı düşünmek sıska gülüşlerimde yıllarına akar dudak büküşlü iç burukluğumun ilaçsız serzenişi dağların ötesindeki kızıllığına şimdi tenini çizen bir acıdır oluk oluk aklına gelişim üstelik akşamüstü günlerin senin ellerinin bensiz evinde yanıyor cayır cayır istekli bir grev meydanıdır artık yalnızlığımız ortalık süt liman olsa biz cehennem avlusunda iki asi asi olmak ölmektir yaşamın iyiliğine yasal olmayı başaramadık bildirimizde kar yangını derin başkaldırdık bölüştük ömrü ömürle başucumuzda kumral kanatlı kentlerin bekleyişi balkon ağlayışlarında esmer havalı isyandır sevmek kan otursa da eğleştiğin uykularına |
Başyapıt
sessizliğinin esiri şehir ve kuşlar tabiat ana suskun ne de olsa aykırılığında rüzgarının sinema salonunda kopan filmin burukluğu kesişmesi öykümüzün varsıl ama çelişkili hatta kayıp apartmanlar ağlıyor balkonlar kimsesiz soluşunda zamanın yorumlanması sende sevişmek bu işte ah ne güzel bir sahil kasabasının insanla paylaşması yalnızlığını gözlerin ben dalgaların sitemkar vurması kıyıya ve şikayeti martıların kapalılığını yüreğimin evrene anlayarak al beni başyapıtına acılarının |
Bayramım Sendin Sana Kadar Arife
bayramım sendin sana kadar arife bayramlıklarım tüh bu bayram gene güz sırılsıklamım giyinemem mutluluğumu nasıl anlatsam bilmem ki nasıl sana aksaklığımı çocuk gibi yorulduğumu imkansızlarım olduğunu dedim ya mevsim güz bu bayram da yağmurlu bayramlığım gülüşünü sakladığım sakallarım gülüşün bende kalmış hayret gülüm aynı damarda akan kan biz miyiz bu bayram da bayram biz miyiz çizdin mi beni ya da çizdin içimi boydanboya bilmem içimde hangi hayale sığmadın bilmem tüm aşklarım senleyeniden mi uyandı içimde gene ne büyük bir beğeni bu bak sendeyim şimdi yağmurlu bu bayram sabahı sırılsıklam bir açıklama yazısı belki sonuncu veda belki arifede kalmış bir heves çocukluk hevesi bayramlık hevesi anlarsın ya ihtiyar bir tiryakiydim belki de cigarasında aşklarının külleri bayramımdın sen sana kadar arife tek bayram tek arife hak hukuk yok konuşmalarından aldım şiirlerimi aşk bunun mu imkansızı ne kendini yakmışlık mı bu ikimizin sırrı bu olmalı bir tanem sildik birbirimizi ve yarattık yeniden yağmurlu bir bayram sabahı ve bittik arifeler benim bekleyiş arifem nasılsa bu ne besledimdi içimde bayram şekeri mi torba torba dışarı çıkmam utanması mı bitmez miydi bu bayram soruları sol yanımın altında gül kokulu solumun canı bakışlarımla sarındığım bayramlığım benim |
Belki Dönersin Bana
bilsen zaman çok daraldı ayağımda ağırlığınca taşlar gibi sevdanın ikirciksiz gururu aşırmış kalbimin atışını ölüm aşkımızın önsözü eder etse etse be gülüm imkansızlık saadet bize gözkırpışsız buluşmalar üçüncü mevki ama samimi tutulması kesin emir sanki ayrılık sahtekar soluk çehre içimde ışıksız kuleye hapsolmuş gergin gözlerindeyim adım adım tüm agızları susturan bir şeytandır bu soysuz akım nokta nokta işlenmiş bir uçurumda çarpıyorsun dalgalanmış deniz gibi paralanmış ordu yüreğime ben an be an aklını yitiren yaralıyım diz çökmemiş sensizlik cehennemine biter korku sarılmasız kollarım sırık gibi yalnızlık çiçeğine mesleğim seni sevmek mükafatım ölüm tez elden ellerinle göm beni belki dönersin bana |
Belki Senin Olurdum
harfleri kuruttuk sana yetmez çizgiler belki mavi çok çok yemyeşil bir sarı zaman durdu saatler müzelik söylenti aştığın çağlarınla beslendi insanlık sesler sustu bilmem hangi boyutta anlaştık unuttum kendi sözcüklerimle konuşmayı evren o eski evren değil belki senin olurdum kolaycılığı bıraktım herşeyim iki dudağının arası sesin kişisel kişiliğim açelya aydınlıklı acılı bir sabah aydınlığı henüz çiğ bir ölüm rolünü pek öğrenememiş pişip olgunlaşmamış pişmiş aşa su katmaktır gözlerinle kalmak ilk akşam yağmurlarına üşüşmüş bahar kuşlarının çırpınışlarıyla hazin senaryonu yazıyorum aşkımla sissiz bir rıhtımın huzurlu suretinde geleceğim bir gözlerin olacak meydanda bana inanacak hiçbir hareket ve mimik senin geçip gitmene engel olamayacak umarsızlık sarhoş öfkemin sıkıntılı işçisi sayacak kendini yalnızlığı aşk geçe buluşacağız sereserpe belki yaşlandığımızın sulusepken anlamı olacak tüm zamanlarımızın tadsız tadı belki kavuşmak çocukluğumuzn ilk gibi son masalsılığı cesur değilim seni bulamamaya düşünemeyeceğim tüm vakit işte şu yürüyenin bile sen olmadığını artık sek sek mi olur istop mu oyunlarımıza bağışlasın ömrümüz sımsıkı salaklığımızı biz bir ölüme yalakaydık bir de yalansızlığına gökyüzünün bol uçurtmalı yetkinleştik ölümde ve yalansızlıkta bir aşkı öğrenemedik bir de bilmedik kavuşmanın gerçek anlamını ömrümüz mecaz bir bilmeceydi tahminsiz kinayeli |
Ben
ben senin ölüme durmuş izdüşümün ben yavru kuş telleri olmayan keman göklerde kanayan şekilsiz acılarım kabettiğim kusursuz yalnızlığım şairin ölümü akşamüstü zorunlu açıklama:ve şair anladı çirkinler de sever.bu kaçınılmaz bir gerçektir.ve is kokulu da olsa şehir, beğenilmemek aykırılıktır. caddelerin gri saldırısı anlamsızlığına dayanamaz şairin. zorunlu soru:şairi yaşatan nedir? serçelerin su içişi mi? sözcükler birer kandırmaca mıdır? ve ağaçlar isteyerek mi döker yapraklarını? ağaçlar çıplak üşümüş çocuklar gibi evlerde umarsızlığı ölümü tatmayacak olmanın şehir ölümden yana koyar tavrını ben hep seninle adımlarım gazetede üçüncü sayfa olmayışın döl bereketi varoşlarda özlemi bakire bir kızın ben teslim yokluğuna erir yaşamla ölüm arasındaki mesafe varlıkla yokluk arasındaki çatışmanın ortasında bekliyorum seni kuşlar bile pusuda yaralar açmaya aramızdaki tutanaksız sevişmeye dokunuşların kürek mahkumu dudaklarımda not:yalnızlık ve aşk doğuştan gelir |
Beni Alırdın
beni alırdın mevsimler nedense hep sonbahar ama kışa yakın zamanlar alırdın gökyüzü gri ve açık kırmızı kederiyle beslerdi gözlerimi çiçek sular gibi öperdin dudaklarımı beni alırdın aldığın bu ben miydim ki yoksa adımlarım mı başkaldırırdı benliğime bilmem yüreğimde kar telaşı eldiven gibi kaplardı her yanımı sıcaklığın yalnızlığıma sen değil ama öpüşlerindi böyle sıcacık bir eldiven beni alırdın akşama doğru hep nedense akşamları seni böyle özlemem bundan demek alırdın göz çukurlarımda nefesinin sarhoşluğu ayaklarım üşürdü çişim gelirdi ama dedim ya senindim sadece seninle olduğum zamanlar evimizin yolları ne sıkıcı gelirdi hayat ne boş bir sen bir de içimi yıkan bu ihtiraslı öpücükler dağdağa telaşa çalan bir acı saatler sana ulaşmak için ilerlerdi akreple yelkovandı en güzel dostlarım yüreciğim tavşan uykusu sen kekliğin havalanması kadar sanatlı sarılırdın ruhuma kaynağımı alırdın ellerimden sanki iç dengemin kaynağını alır katardın ona kendini dedim ya beni alırdın |
Berbat Öpücük
şirret yordamsız durduransız sevmek tabldot usulü yerli yersiz rüya görmek kadar kadar ızdıraplı düşünmek seni kuralsız madara çiğ kalmış kişisel anlarımın berbat öpüşmesi sen |
Beslediğin Ansızlıklarla Başlar Kargaşa
büründüğüm kadırımlarda tutku perçemi bitmeyişin yalnızlık batağı kahredici evsiz barksız kuşkulu insan bağışlar acılarının acımasızlığını bile vakitsiz apansız çağırdığın tesadüf ben olmalıyım bile bile caddelerde donakalır ışıklar bitmez mevsim yalanı eğilir sema üstüme sen trajik son yüzyıllık iddia beslediğin ansızlıklarla başlar kargaşa ben benzersiz kalkışma olurum ayrılığımıza dünya okuduğun bir ölüm ilanı bensizliğinde korumasız inandığın yanlışlara bıraktığınca canlanır hayaller boşlukta hayatı zorlayan yanı var yerliyerinde durmanın aşk düzensizlik ayrılık yılkısı yalnızlığın kusursuz |
Bestelenmiş bir ömrün ayrılığı gibi
yaldızlıydı karanlık sen vardın yokluğunla aydınlığa özlem vardı ve lanet okumak vardı faşizme sana söz verdiğim gibi hiçbir şey paylaşmadım yıldızlarla yılgınlaştırmadık hiçbir zaman güzellik anlayışını gereksiz yorumlu düşündük hep sensiz temmuzu güneşe sığınmayı düşünmekli cigaranın küllerinin bile kalbi buruk olmamalıydı herşey tam olmalıydı kötüsüyle aklımda kalışınla toz duman seni bulamadık ölümde olsa bile bir an yabancı kalmadık ışığa ve söze sonucumsun nedensiz bir gözlerinin bir de düşünmeden yaşanmış tüm sonbaharlarımın haricinde kanmayı buldum gökyüzüne ıslandım çöllerinde acılarıma yağmur olmadı nefretin kendime engel bir tek ben varım suçluluğum olur şarkısız yorumlarsam aşkı ve yalnızlığı bir kalemde silerim şakınlığını evrenin anlatırım aşkın varolduğunu karşılıksız gelme sanrılarımın üstüne bulut gözlü bir çocuğum sakıncalı yağmurlarını bozgunlara saklayan gelme bir el uzatışa değişirim yeri göğü adım tehlikeliye çıktı seyir defterinde umutsuzluğun mutsuzluğun sıkı sıkı tembihle geliş adımlarını makul şarkılı sen her romanın giriş kısmı imlasız bense anlatım bozuklu bir şiirin son dizesi yerli yersiz okunmaya mahkum bir dize sensiz bir dize bestelenmiş bir ömrün ayrılığı gibi |
Beter
yalnızlık acı su içimsiz yüreğimde bir aşkın proleter iklimler serçelere adaş göçsüz yalandan beter |
Beyaz Tenli
durmadan akan derelerdi çocukluğum güneşli bir salıncaktı o ikindi vakti daha çok sevdimdi mektuplarını güzleri babanla gelirdin okula bir ferahlık kendine güven bende hep sevgine aidiyetlik duygusu her anımız boğazımda düğümlenir şimdi önlüğümüzdeki beyaz tebeşir tozlarıydı kovalamaca beslenme çantamda salçalı ekmek ellerimde naylon torba boynumu bükerek bakardım gidişinin çoğulluğuna teptekil portakal ağaçlarının arasında kaybederdim kendimi görünmez adam çarli benim için özlem, kırmızı kalemdi sen hasta yataklarımda izlediğim arandığım tarandığım beyaz tenli mutluluk |
Beyaz Yalan
tek gerçeksin amaçsızca peşine düştüğüm yüzün lambaları yanık tek mütevazi ev odası biliyorum bu rıhtım sisler arasında kayboluyor balıkları küs yüreğimin denizine içimin sen ancak duyabildiğim martı çığlıklarısın sen hiçliğe uzanmışlığım ölüm tanımazlığım ulaşılmaz olduğun için bu kadar güzel anlatamadığımca seviyorum seni belirsizliğin ıssız koridorlarında nedensizliğimsin ortalık zifiri karanlık yolu yok susamam hissediyorum tutabildiğim herşey beyaz yalan sanki gitmeliyim |
Bırakmaz Peşimi
acının gözyaşları olur olmadık yerde bırakmaz peşimi sam yeli yakıcılığı soluğumda düşlerimde damla damla birikişine öykünen evleri gözüme yabancı kentinin gözlerim kamaşıyor yabancılığından sağır edercesine doğmalı bu kentte pembemsi susuşunun taç yaprakları dökük çıldırtan karası |
Bıraktığın Yerdeyim
bıraktığın yerdeyim incecik susuşumla tutsaklığımda ağar yeryüzünün tüm acıları çağlar boyu sana koşuşumla ağlar imkansızlığın kapanmaz yaraları sonrası yok baktığım zamanların aşksız aşklar günbatımı susuşları bağırır çağırır seni sensiz akşamda kanadığım adında ihanet utangaçları özlemine süzülen kuş benim ellerim ellerim çocuğun uyuması sevgine açılmış her anımda ayrılığınla geçen günlerim kaybolmuşluğum heryerine saçılmış sonrası yok sen ben bir başkası sensiz sensizliğimi düşünüyorum yalnızlık varolmanın kimsesiz çabası sustuğum hayaline yorgun ağlıyorum |
Bilmediğini Biliyorum
bilmediğini biliyorum uzun yaz günleri kaçışlarımı verdim gitti mut serenadı ilklerine sonlarda başka türlüsü yok sonlardayım ılık meltemlerimin hazin öykülü yelkenlisi biçimlerini hatırla kapkara düşlerimin bembeyaz el oluşumu dünyaya güzel uykularımın paradoksal kabuslarını anka tutkularımla yarattığım kaf dağı güzelliğini |
Bir Ben Değilim
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim yağmurumdan utanıyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim ayrılığı seninle tanıyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim gri bulutlarlasın biliyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim çocuklar oynamayı unuttu gidiyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim kendimde tedirgin martı oluyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim yolcusuz vapura yalnız ben kanıyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim sesin oluyor ağaçlar korkuyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim susuşunu görüyor ağlıyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim anlatılmazsın ölüm gibi biliyorum herşey bıraktığın gibi bir ben değilim kuşlar uçmayı unuttu ağlıyorum |
Bir Konuşma
bunu halledebilirim ürpermem seherle belki zorlanabilirim bilemem kaçıncı kişiyle şiir hayatın içinde dalları kırgın meyve onu arar bulurum sana anlarsın aşk ne ölüm ne bir şarkılık ömür ne... |
Bir Liseli Uyanması
beni yargılayan kış günlerimin gülüşsüzlüğün olması gölgeli dağ olmuş ellerimiz birleşmiş öykümüzce ağlar kurda kuşa yem ederiz öfkemizi gerisi suskunluk yaralı beni bıraktığın dallarında susmuş ırmaklarım tir tir çocuk ağlayışı sarmalanır oramda buramda afrika olur kaşların kirpiklerin köpük köpük sızlar yüreğimde nasırlı güncemiz kadersiz istediğin bahtımın günsüz güldestesi kapkara saçlarınca tutuşturduğun sabahlarıma bir bardak demli çay olursun ey buluşsuzluğum buluşmasızlığım şelale olmuş nehirime gidişin tüketir budanmamış acısızlığımı kahırsız sokaklarında yalan dolan mazisiz çiçeklenmiş buz olmuş bir hayat pencerisisin sen artık bir liseli uyanması gibi ölüşsüz |
Bir ölüme bir sonsuzluğa bir sana
kaldırımlar soğuk tenli yatağında yalnızlığımın acıların yuvalandığı yerde naziktir ay ışığı kahramanca samanyolu yutar hayallerimi gözlerimde biriken yakamozlarda yıldızlardan umut çalma zamanıdır sarhoşluğa vurmadan işi herşeyin bittiği yerde sarıldığım şiirlerde sen ölüm ve sonsuzluk parmaklarımda acı hem de bol güneşli içebilirsin bir tanem çocuk oyuncağı zaman sevişimde senfonisini arzularının dumanlı sisli siyah bir öpücük bir ölüme bir sonsuzluğa bir sana çünkü sezgisiz eziklik yerli yersiz ölüşlerim göğe bulutları ısırıyorum hırsımdan yeryüzü yağmurun yoksul çığlığı gülerim öyküsüz öyküme nadiren gülüşümde sen |
Bir Yalnızlıktan Diğer Bir Yalnızlığa Kurduğumuz Köprü
sıkı sıkıya sarıldım soğukluğuna sokakların ellerim eski püskü bir acılarım gıcır gıcır hayatla tek hemfikir yanımız ölüm cennet meyvası ağlamaklı yosma haklıydın ben kendime bile öteki pasaklı farklı uçurumlarımız ayrılıkta birleşti kalbimde enfarktüs beynimde ur gözlerimde katarakt yarattığımız en'lerin en en'i bu boşluk bir yalnızlıktan diğer yalnızlığa kurduğumuz köprü paylaştığımız hastalıklı tek şeyin en şeyi geceyi bozan ritimdir kalbimin tek anlamı ayrıldığımız noktalarda birleştik hep aynılaştığımız anlarda biz biz olmadığımız gibi yok önem ve anlam derecelerine göre boy boy akşam uzaklığının karamsı soğukluğu sarı sarı ışıklarda hastalıklı birlikteliğimize yazdığımız aptal şiirli kızkovalayan fişeklerinin kıçımızda patladığı günlere ağlamaklı yok o uzaklıkların karamsı soğukluğu ardına su dökmeden uğurladığımız... bilsen bakışlarındaki esmer lekeler tek karagün dostlarım bilsen yırtık ceplerimde sakladığım saçlarının ılık artıkları çıplak bir ağacın dallarından boşanan karlar gibi iner kalbime bilsen bir kenara lazım olur diye bıraktığımız karanfil kokulu hatıralarımız bilsen birlikte o ilkleştiğimizin yabancılaşması ilkleşmiş birlikteliğimize parmaklarımın hayata karşı duruşu işte sırf aşk için aşksızlık gibi |
Birikim
yüzyılları biriktirdim sana kış yağmurlarını kumbara yaptım yüreğime üşüdükçe özlüyorum seni |
Bitmezlikte
başlamışlık bitirir bilirim seni eteği ilkyaz duyarlığı çamurlu nehirim bizi ayıran günün ilk ışıkları desem kırılır mısın ince erik dalları gibi yoksa inanır mısın mart yangınlarına düşmüş bahar ağaçları arkadaşlığıyla heeeyyy duy beni kızıl denizlerin hırpalanmış bıldırcını saatlerimi ayarladım yoksunluğuna penguen gülüşünün masum çocuk gibidir aşk canavar gülüşlü ağlarına takılmışım oturaklı bakışlarının sen yavru balabanın uçma tutkusu ben yalnız kalma korkusunda kuş yuvası çelişkiyle beslenir dünyanın hörgücü bizler dünyaya muhtaç çöl mağribileri la comparsa coşkusu eser başında şairlerinin titrek ben maceraperest bir yalnızlık sarhoşu ritmini unutur kalbim yeryüzü sen olduğunca ellerimde çılgın hatırlanmak unutturur beni anlar mısın engin deniz duruşunla akrep gömeçleri yelkovanlar kırlangıç kaprisleri sen olur soframa ortak ekmeğimi taştan çıkarırım kirpiklerimin kınında çıkmaz günlerin saadeti damıtılmış ayrılıklarda ve ölümlerde güncemin berrak sayfaları |
Biz Bizi Kaybettik
okuldan çıkardım.karşıdaki yıkık evi unutamam.gelirdin..gökyüzü hep gri olurdu.ağaçlar kül rengi...gizlenecek suçlar gibi öperdim dudaklarını.doyamazdım boyun büküşünün anlamına.ne derdin susuşunla? yapmaaaa deyişinle... o yeni ayakkabılarımı sana gösterdiğimde nasıl buruk sevinçle gülmüştün.daima kapıya yakın dururdun.alışamamıştın çılgınlıklarıma...ağaca çıkalım derdin.karanlık kollarıma sinerdi.isli bacalar gibi.gidişinle gökyüzü aniden kızıla keserdi sanki.yanardı alev alev.gri bir cehennem olurdu seni benden alan daracık sokaklar,yoksul yollar.kaybetmiştik.kaybedenler yaşar ancak aşkı derdin.o yaşta.yıllar sonra anladım aşkla şiirin kaybedenin kazandığı bitimsiz birer oyun olduğunu.giderken hiç dönüp bakmazdın.bilirdin dayanamayacağını.korkardın.belki de ağlardın.soğuk olurdu.senden sonra öyle de kaldı.her ayrıldığımda üşüdüm.aslında ben senden sonra hep seni yaşadım.öptüğüm her dudakta,baktığım her gözde,okşadığım her saçta.biliyorum.şimdi sen bile o sen değilsin.ben olmadığın halini arıyorum belki.aradığım için seviyorum hala seni.kim olduğunu ve kim olduğumu unuttum.görmüyorum önümü bile.her an karşıma çıkacakmışsın gibi arıyor gözlerim birilerini birşeyleri.yeni gelen bilinmeyenden gelen hediye paketi gibi.yollarda meraklı gözlerle arıyorum.heyecanla.tutkuyla.ve hüzünle.şarkılarım seninle kaldı.içimdeki ezgi hiç değişmedi.aynı şarkının aynı yerinde gökyüzünün aynı noktasına çakılıp kalıyorum gene....canımı yakan gülüşünü atamadım üzerimden.iç çekişini.yanan resmindeki gülüşünde sakladım yaşamak gibi yaşamanın tadını.benliğimdeki kendimi öldüreli çok oldu.yaşayan başka biri var hayatımda.ama o ben değilim işte.doğrusunu istersen ben senle kaldım.senin de benle kaldığın gibi.çünkü artık sen de sendeki seni öldürdün içinde.yokuz biz.biz bizi kaybettik.aşkla.çünkü aşk kaybeder.geride arayış.yalnızlık.şiirle varolma çabası.mutsuzluk.yüceltmek ölümü.düşünmek sokakların sensiz olamayacağını |
Biz ki Erteledik Ölümü
dağınıktık ama ısrarcı yüzümüzü sabah ayazıyla yıkadığımız günler başlangıçsız bitişsiz öfkemizle eylüle yıktık herşeyi soframızdaki en son ekmek kırıntısına kadar paylaşmak istedik taşkınlığımızı sokaklarla dünyalara yeterdik yeteriz hala sevgili sabahsızlığımıza işçiler nasıl teselli taşıdıysa aynı öyle yorgun bıldırcın sürüleri gibiyse de vurulmuşluğumuz umut hammalı olmak en çok yakışan bize sevgili sararmış bayramlıklarımızda sonbahar ilan etse de seferberliğini biz ki sonunu beğenmediğimiz öykülere inat sevdik devrimi biz ki masumca düşünen dörtbiryana savrulduğumuzu biz ki suçlanmış çocuk ağlamışlığı bizki aya güneşe düşkün turna sürüsü kırgınlık hanemizde arkadaşların ihanetidir ayrılık biz ki erteledik ölümü biz ki çok sevdik şarkıların derinliğini dudak büküşsüz usançsız yılkı atları gibi biz ki her doğan gün doğum sancılı kangren uykularımızdan uyandık yağmura özlemli |
Bol Kanamalı Mağara Oyunu
seni sevmek cennetsiz dindir kitabımda kuş sapanı olursun ormanlarında beynimin sessizliğe gömülür tabiat mahkumdur bileklerim birbirine tevazusuz kanıma susamışlar kentindeyim şenlikli gelir ölüm çocuk bahçesine girmiş gibi nöbetleşe aşk bu işte kan kusar kanyonlar bulutlar yağmursuz kanıksanmış susuzluk gibi aşksızlık akıcı olan yokluğun ve daimi ölüşlü evren şimdi utanıyorum seni arayamamaktan konuğumsun tecride alınmış yüreğime ben ayak takımıyım tanıdığın tanımadığın yüzlerin imasında imanı paylaşmak parya mutluluk kendini kandırmaktır harcı ölüm mutluluk o en eski aptallık dudaklarda savruk sırası gelince bol kanamalı mağara oyunu ateşi bulduk yanmak için aşka ve eşitliğe barikatlarda natebessüm burjuvazi sarayda aşk entrikadır sırça köşklerinde kuyu dipleri efendilerin aşk diyorum sıçraması bilincin aşk artıdeğeri anlama işten atılmak öğle sonrası baharı içinde gizleyerek yıldızlara bakıp uyumak dağlanmışlık boynunda kölelik prangası köklerim kanımla beslenir ve yaratırım kendimi kendimle |
Boş Çerçeve
tabi ki sensin yüreğimin duvarına çakılmış boş çerçeve boşladığın hayat resmimi doldurdum yalnızlığımla |
Bu Şarkı
mağlup olmuş orduların sessizliği seninle şarkımız.bense kavuşmalara öykünen son savaşçı.namludan çıkan son kurşun gibi.bir daha hiç yükselmemek üzere çekiliyor denizlerim. şarkıların bölünüşü bir daha hiç haykırmamak üzere susuşudur belki hırçınlığımın nedeni.seni içimde öldüremedim affet beni birtanem. sensiz akşamların yırtıcı yıldızsızlığı artık koymuyor inan.yıllara inat koyu hülyaların içinde çocuklar gibi koşturuyorum hala ve dün gibi gözyaşlarımın tuzu.samimiyeti,sıcaklığı bana hiç bakmayan bakışlarında gördüğüm an hayallerimdeki rengarenk uçurtmamı kaybetmiş kaçıp izbelere saklandığım anılarımın yorgunluğuna yenik düştüm biliyorsun. yağmuru sevmiyorum artık çünkü sen hiç olmadın gökkuşağının aldatıcı anlamında.ve bulutlar ağlamadı bizim için hiç |
Bulaşıcı
gözlerin salgın hastalık gibi bulaştı her yerime |
Buluşma Anı
ölümüm senden senle olacak bir çırpırda gürültülü doğacak o gün güneş bahçesine acılarımın bir buluşma anı tadında bırakacağım evrene sesimi senli kimbilir diyeceksin çocukluğunun ağlayışını saklamadan sevseydin yaylı çalgılar bizi anlatırdı sonsuzadek bir kadının yağmurdan utanması gibi şimdi ölüşün ya da yağmurun utanması ölümden senli |
Bulutları Yalnızlığın
göz yum ayrılığa aşk senindir feryadını duysun çelimsiz vurgunu denizlerin zıpkın yemiş şubat akşamıdır bulaşan düşüncelerine sığıntıdır yürek beter tatmadıysa sensizliği ömre zarar sakallarımdan utanmam yürüdüğüm kıyamete dönen akşam ayrılığı firar etmem ölümden aklımın ucunda yine sen sanmam senden öte olsun bulutları yalnızlığın |
Bulutlarla oynamak bitirmez bir aşkı
unuttun beni bilmem ki hangi gül ezildi şimdi bir sokakta hangi güz ağaçsız kaldı bir öğlesonrası hangi yol varamadı menziline nasıl oldu da ilk defa bu kadar büyük korktu ölüm ve ben şair olduğumu anladım düğümlendiğimi sende kapkara unuttum beyazlığını mutluluğun yazılmamışlığın girdabında olmamak tek dileğim artık sensizlik değil en acısı anlatamıyorum galiba herşeyiyle tükenişini bir mevsim tablosunun en acısı seni istemeyi unutmak uğraşmaktan unutmakla emin olduğum şehre kırıldığım bulutsuzluğuna saklayabilirdi mutsuzluğumu ölüevi matlığına hani gecenin kendi içne çekilmiş ihaneti gibi haşır neşir hazırlanır ya sabah bekleyişsizliğine bir ayrılığın çocukluğumu gizle ey ifadesizliği kahrımın bulutlarla oynamak bitirmez bir aşkı en çok natürmört bir tabloda maskara bir düş adsız bir zevk çaresiz bırakır kaybetme korkusunu sen korku değilsin seni anlatamamak korku ölümler bile kaçmadı gözümden tek vargı bu tamamlanmayacak hiçbir zaman hep başka bir satırbaşına atacak üzerine düşeni tek yargı bu sensizliğim beni kendimsiz bırakan yalnızlığımı böyle dipsiz ipek teli kadar keskin yaratan kendimden çok şaşkınlığımı feda ettim ya haklılığına güzelliğinin seni kıskandığım tek nokta bu olmalı gerçek: sen varsın ben varım ama biz yokuz biz onlarız aslında onlarsa çoktan göçmüşler kendisizliklerinin ardından sen ve ben ikileminde birleşemedik keder gözlüm şimdi onlar olduk bizsiz ayrılıklı birbirimizli onlar bulutlara dantela işlemeyi unut sen haphayalli arama yıldızların en parlağını insan ne yapsa gözlerini göremez kendisizliğinin gözüyle aynı noktaları paylaştık farklı sonsuzluklarımızla iki taraflı birdik tek taraflı iki tanıdık yabancılaşma çoklarımızı bitirdik umulmadık çıkmazlarda sonbahar fışkıran ellerinde avuçlarında kuşların göğü bıraktığı bej bir saatte ağlamaktır mutluluk gözyaşlarımla yıkaman hayallerini doğuş anı gülüşünle içmendir acılarımı gözyaşlarımda |
Büyüttüğün Sevdanla Bırak Herşeyi
şiirleri yırttığın gece yıldızlara bakıp ağla büyüttüğün sevdanla bırak herşeyi gel harcadığın yıllarımla saatleri ölüme ayarla tanımadığım yüzlerde kasırga gözlerde sel efsaneler kabarıp süzülürdü içinden içime ben olağanüstü yenilirdim zalim krallara kandırmaca biter ramak kalır sensiz ölüme bulutlarımın çekildiği yerde bir giz bin yara hikayemi anlatır ayrılık evvel zaman içinde paslı namludan çıkan kurşun gibi serseri alnıma kimsesiz her yaprak değişinde geldin derim unut imkansız dönüşleri şimdi ömrüme yağan apansız sağanakla anarım sana koşan yalansız yılları bitkin üstüme bıraktığın şu sarsıcı kızgın yığınakla ağlarım susuşun gibi içli bakışın gibi keskin |
Cadde Artığı
dudaklarımda cadde artığı bırakmışım genç ütopyaları gri sarnıcında birikmişim yüreğinin karman çorman albümdür yaşanmamışça yaşanmış aşklar isteksiz kapısında evinin |
Cam Göz
evine kapandı rüzgarı pençesinde kıvrandığımız rüzgarı bakir sokak aralarının içerimizde güneş sohbetli bir dünyanın hükmü çocuk sesleri okşuyor caddelerini bakışlarımızın korkmak yakışmıyor asi seslerimize yürümeli ayak diremeden kendi haline terkedilmiş cam gözlü bir kuş gibi aşk şubat ikindisinin özenmesi bahara özlemlerini kollayan ilk akşamlı kurşuni yanlış kadahe mi sarıldım ki gene niçin dargın gözyaşlarıma gidişinin gündönümü sıcak güz gülüşünün anlamı tebessümüdür ekşi şarabi kirpiklerimin kavuşmak defterini kapadık ölüm ya bu gidişin gidişinin tekrarı dalması gibi karabatağın denize batması tığ ucu gibi kalbime ölüm ya bu çeker mısrasını ömürden kömür gözlü yaralı bir gecenin sonu olmaya istekli nazını çekemem ayrılığın sav şu ömrü başından yeşilinden yoksun bu bahar rengini yitirmiş dört mevsim yarım kalan bu şiir gibi |
Can Simiti
uçurtma salmasam düşlerimle göğe sevmeyi nasıl bilirdim göklere suskun kalabalık kabak kafalı bir çocuk büyür ve tanır acıyı kafasında hala dikiş izleri tren yollarına bakıp ağlar mı hala kumrular anneee benden bana kalan kendi kırıntılarım çocukluğumdan ben ancak özlemlerimin devamıyım öyle çocuktan çocuk ceplerimde hala kırık bilyelerim seni ararım kırık bilyelerim kadar kırık kalbim ayağa kalkacak olurum yalan gelir bana düşlerim sen gittin değil mi tren vagonlarında kaybolup yıllarım gibi unutkan sadece o an mektuplarımda yandı bir suyla çiçekli resimli mütebessim resmin kaldı izbeliğinde fikrimin ince gülünün / arkadaşımın aşkıydın çaresiz şişelere sığdırdığım gemilerimizi/ kalbimde yüzdürüyorum şimdi gözyaşlarımda yarattığım denize girelim mi güzelim sen herkesten çok seversin denizi gülüşlerin gibi maviş maviş bende bıraktığın bir çift gökyüzünü yama yaptım ağlamaklı bakışlarıma sırf çocuklarımıza gülebilmek için istediğimiz kadar çocuğumuz vardı ya sokaklar bu emekçiler evlerin bu kendi halinde sesi çiçek bahçemizdi bitmiş öykülerden kalan o kekre tatsın sadece sen ben kendimden artakalanım kendime tadımsız sıcaklığına hayatımın ben sendim sen ben hayat köşe kapmacasında pışıııık çekerdik zamana küllenmezdi hiçbir ateş boyut değiştirdi müziksizlikle ağaçların ıslanışı yağmurda artık kovalamaca oynamıyorum zamanla annem kızmıyor pencerede sımsıcak aksiyle artık kollarının altından geçip kim kurtaracak seni ebe olmaktan tek derdim kollarının altından kim esecek sana kim dil çıkaracak evden kaçmışlığımıza dudak bükmeden sarışmak da çok güzelmiş sevgilim ceplerimde hala kantinden aldığımız gazoz parası kalpsizmiş be aşkım dünya herşeyi bıraktım ama hala her sabah yapmadan edemiyorum bol susamlı bir simidi paylaşmadan arkadaşlarla simitçilerin elleri elim oluyor uzatıyorum sana üstüne yıldızları serptiğim can simitimizi gökyüzünden öğrendik ya saymayı yıldızlardı abaküsümüz sabahlara hazırlanıyorum hala samanyoluyla okul çantana bıraktığım' kaan.... i seviyor'a çizmek için en güzel yıldızı |
Cinnet Geçiren Filozofun Son Sayıklamaları
beni affetme kırmızıdır ayrılık kan gibi su içemezsin bir türlü toprağını sevmeyen ağaçtır kimliksiz ölümcül komedidir günlük hayat siz o akışta oyuncu bense seyirciyim olanlara zamanım yok aşık olmuşum bir bilinmeyene hesapsız dağınık pürtelaş boydanboya hiçleşiyorum sana yaklaştıkça ben ben olamam sende sıkılgan serçeler seviştikçe çoğalır mavi bir cinayet olurum duyduğun her ses cinnet geçiren filozofun son sayıklamalarıdır sevgilim her ne kadar aşka cahil olsam da serseri sevmeye ele geçirdiğin her sonbahar ben oluyorum ne yazık ayrılığıma saldırdığın her anımı yorumsuz bırakıyorum |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:30 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.