www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Kağan İşçen (https://www.cakal.net/showthread.php?t=138804)

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:36 AM

Başım Hamit'le Dertte
başımda hırsız gençlik çalan yaşam
gençlik arsen lüpen
üretken arzular
kar yağar lapa lapa farkettirmeden
sırtımızda ucuzluk işi çeket
sümerbank botlar
aşkımın ablası asker cigarası üstü
ölüm haricen
rüyalar dahili
arkadaşlar çakal sürüsü
aynı kıza fors
dünyayı ben yarattımlar
ben bilirim kavgayı(bilimsel de olsa)
çirkinler hacana
sever mi korkaklar mülayim
akşamüstleri aynı karakter
kızıl batımda aynı arabesk
abiler gururlu
bütün hayat kerhane hatırası 11 gül
samimiyet mahmurenin anaçlığı
hayaller gözü yaşlı çimdiklenmeler
bitmez bu ömür
bayıldım duyunca gitmiş leyla
üflenmiş sigara surata
koklatılmış soğan buruna
ön dişler demir, para yokluğu lan
nasıl götürdüm kamyonda vildanı
halı yıkarken bakıştık bacısıylan
lan ne adamım be
el dinler pazar konseri
ben emrah üstü maykıl ceksın
yattığım yerden sesinden anlarım kamyonu
yavuz fatih fort d 1210
adalet'i gördüm ikiz arasında dövdüler beni amele pazarında sırdaşım hademe yaşar emmi karabela dayısı
babam kumarbaz ayyaş
tapu kadastro'da bitmez kırıkları
sabah akşam neşet ertaş
kalırım aptallar mahallesinde
buruşlinin ölümünü bana sorun
pas vermez okulun en çirkin kızı bile bee
feliçita şarkısını yaptım deli çita
deli çita şehrin delisi
sabahları dilenir pazar yerinde
akşam gider film arası parça izlemeye
elinde çaman ekmek
alır getiririm lise önüne
çıkarır kızlara orasını
oh lan be görmez misiniz hamit'i

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:36 AM

Başka
ellerimde sızık kan damlası yağmurların utancı
seyreyler alemde akıntılı taşkınlar onulmaz sancı
ölüme gebe de olsa hayat tutsak olmuşuz aşka
derdim sen uğraşım sen ömrümse başka başka

delişmen tutarsızlığıdır yürek kar kaplı da olsa
sen değişirsin ben sokak cadde ev bambaşka
uzak dağlarda bir dal kır çiçeği sensizliğe solsa
anlarım sen sen değilsin bana ben kendime başk

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:36 AM

Başkasın Bende
gülünç kapalı kapılar
çarşılar hansız hamamsız
hangi mevsimi beklesem sensizlik
törenlerle uğurlanır bir birliktelik
tekil dışlayan oda müziği
ellerim varmıyor seni yazmaya
ben herşeyimle senden başkayım
senden başka herşey ben
sen kendinden başkasın bende
belki bu mevsim müziğidir
ayrılığımızla bizi birbirimize bağlayan
hem kendimizli birbirimize rağmen
hem kendimizsizliğimizi bize paylaştıran

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Başucumuzda Kumral Kanatlı Kentlerin Bekleyişi
gün batarken ben sana ışıldarım
bak zaman nasıl geçti
paylaşmaktan kalmadı yüreğim sana
gri evlerin tütsülü şarkısı unuttu bizi
kestane saçlarını öyle yana yıkışın gibi
güneş sancısında batan günün
bulutların ucu titrek titrek değer sana
kestane saçlarını öyle arkaya atışın gibi

içimizde oyun da bitti
lise özlemidir acı çekmek
şarkımız dilden dile konar göçer sevdalı
biz unutmamaklı utangaç öğrencisi yılların
sokak soğuk biz sıcak solumaklı özgürlük düşkünü
kuşlar derdin sığırcıklar yuva yapar siluetimize çarpan nefesimize
okul dağılır sınıfta kalırdı bakışlarım senli senli

çağla ağacına sarılmaktır zamanı düşünmek
sıska gülüşlerimde yıllarına akar dudak büküşlü
iç burukluğumun ilaçsız serzenişi dağların ötesindeki kızıllığına
şimdi tenini çizen bir acıdır oluk oluk aklına gelişim üstelik akşamüstü
günlerin senin ellerinin bensiz evinde yanıyor
cayır cayır istekli bir grev meydanıdır artık yalnızlığımız
ortalık süt liman olsa biz cehennem avlusunda iki asi
asi olmak ölmektir yaşamın iyiliğine

yasal olmayı başaramadık bildirimizde kar yangını
derin başkaldırdık bölüştük ömrü ömürle
başucumuzda kumral kanatlı kentlerin bekleyişi
balkon ağlayışlarında esmer havalı isyandır sevmek
kan otursa da eğleştiğin uykularına

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Başyapıt
sessizliğinin esiri şehir ve kuşlar
tabiat ana suskun ne de olsa aykırılığında rüzgarının
sinema salonunda kopan filmin burukluğu kesişmesi öykümüzün varsıl ama çelişkili hatta kayıp
apartmanlar ağlıyor balkonlar kimsesiz soluşunda zamanın yorumlanması sende sevişmek bu işte ah ne güzel
bir sahil kasabasının insanla paylaşması yalnızlığını gözlerin
ben dalgaların sitemkar vurması kıyıya ve şikayeti martıların kapalılığını yüreğimin evrene
anlayarak al beni başyapıtına acılarının

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Bayramım Sendin Sana Kadar Arife
bayramım sendin
sana kadar arife
bayramlıklarım tüh
bu bayram gene güz
sırılsıklamım giyinemem mutluluğumu
nasıl anlatsam bilmem ki nasıl sana
aksaklığımı çocuk gibi yorulduğumu
imkansızlarım olduğunu
dedim ya mevsim güz
bu bayram da yağmurlu
bayramlığım gülüşünü sakladığım sakallarım
gülüşün bende kalmış hayret gülüm
aynı damarda akan kan biz miyiz
bu bayram da bayram biz miyiz
çizdin mi beni
ya da çizdin içimi boydanboya
bilmem içimde hangi hayale sığmadın
bilmem tüm aşklarım senleyeniden mi uyandı içimde gene
ne büyük bir beğeni bu
bak sendeyim şimdi
yağmurlu bu bayram sabahı sırılsıklam bir açıklama yazısı
belki sonuncu veda
belki arifede kalmış bir heves
çocukluk hevesi
bayramlık hevesi anlarsın ya
ihtiyar bir tiryakiydim belki de
cigarasında aşklarının külleri
bayramımdın sen
sana kadar arife
tek bayram
tek arife
hak hukuk yok
konuşmalarından aldım şiirlerimi
aşk bunun mu imkansızı ne
kendini yakmışlık mı bu
ikimizin sırrı bu olmalı bir tanem
sildik birbirimizi
ve yarattık yeniden yağmurlu bir bayram sabahı
ve bittik
arifeler benim bekleyiş arifem nasılsa bu
ne besledimdi içimde
bayram şekeri mi
torba torba
dışarı çıkmam utanması mı
bitmez miydi bu bayram soruları
sol yanımın altında
gül kokulu solumun canı
bakışlarımla sarındığım bayramlığım benim

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Belki Dönersin Bana
bilsen zaman çok daraldı ayağımda ağırlığınca taşlar
gibi sevdanın ikirciksiz gururu aşırmış kalbimin atışını
ölüm aşkımızın önsözü eder etse etse be gülüm imkansızlık
saadet bize gözkırpışsız buluşmalar üçüncü mevki ama samimi
tutulması kesin emir sanki ayrılık sahtekar soluk çehre
içimde ışıksız kuleye hapsolmuş gergin gözlerindeyim
adım adım tüm agızları susturan bir şeytandır bu soysuz akım
nokta nokta işlenmiş bir uçurumda çarpıyorsun dalgalanmış deniz gibi
paralanmış ordu yüreğime
ben an be an aklını yitiren yaralıyım diz çökmemiş sensizlik cehennemine
biter korku
sarılmasız kollarım sırık gibi yalnızlık çiçeğine
mesleğim seni sevmek
mükafatım ölüm
tez elden
ellerinle göm beni
belki
dönersin bana

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Belki Senin Olurdum
harfleri kuruttuk
sana yetmez çizgiler
belki mavi çok çok yemyeşil bir sarı
zaman durdu
saatler müzelik söylenti
aştığın çağlarınla beslendi insanlık
sesler sustu
bilmem hangi boyutta anlaştık
unuttum kendi sözcüklerimle konuşmayı
evren o eski evren değil

belki senin olurdum
kolaycılığı bıraktım
herşeyim iki dudağının arası
sesin kişisel kişiliğim açelya aydınlıklı
acılı bir sabah aydınlığı
henüz çiğ bir ölüm
rolünü pek öğrenememiş
pişip olgunlaşmamış
pişmiş aşa su katmaktır gözlerinle kalmak
ilk akşam yağmurlarına
üşüşmüş bahar kuşlarının çırpınışlarıyla hazin
senaryonu yazıyorum aşkımla
sissiz bir rıhtımın huzurlu suretinde
geleceğim
bir gözlerin olacak meydanda
bana inanacak
hiçbir hareket ve mimik senin geçip gitmene engel olamayacak
umarsızlık sarhoş öfkemin sıkıntılı işçisi sayacak kendini
yalnızlığı aşk geçe buluşacağız sereserpe
belki yaşlandığımızın sulusepken anlamı olacak tüm zamanlarımızın tadsız tadı
belki kavuşmak çocukluğumuzn ilk gibi son masalsılığı
cesur değilim seni bulamamaya
düşünemeyeceğim tüm vakit
işte şu yürüyenin bile sen olmadığını
artık sek sek mi olur
istop mu
oyunlarımıza bağışlasın ömrümüz
sımsıkı salaklığımızı
biz bir ölüme yalakaydık
bir de yalansızlığına gökyüzünün bol uçurtmalı
yetkinleştik ölümde ve yalansızlıkta
bir aşkı öğrenemedik
bir de bilmedik kavuşmanın gerçek anlamını
ömrümüz mecaz bir bilmeceydi
tahminsiz kinayeli

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Ben
ben senin ölüme durmuş izdüşümün
ben yavru kuş telleri olmayan keman göklerde
kanayan şekilsiz acılarım kabettiğim
kusursuz yalnızlığım şairin ölümü akşamüstü



zorunlu açıklama:ve şair anladı çirkinler de sever.bu kaçınılmaz bir gerçektir.ve is kokulu da olsa şehir, beğenilmemek aykırılıktır. caddelerin gri saldırısı anlamsızlığına dayanamaz şairin.
zorunlu soru:şairi yaşatan nedir? serçelerin su içişi mi? sözcükler birer kandırmaca mıdır? ve ağaçlar isteyerek mi döker yapraklarını?
ağaçlar çıplak üşümüş çocuklar gibi
evlerde umarsızlığı ölümü tatmayacak olmanın
şehir ölümden yana koyar tavrını
ben hep seninle
adımlarım gazetede üçüncü sayfa
olmayışın döl bereketi varoşlarda
özlemi bakire bir kızın
ben teslim yokluğuna
erir yaşamla ölüm arasındaki mesafe
varlıkla yokluk arasındaki çatışmanın ortasında bekliyorum seni
kuşlar bile pusuda yaralar açmaya
aramızdaki tutanaksız sevişmeye
dokunuşların kürek mahkumu dudaklarımda

not:yalnızlık ve aşk doğuştan gelir

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Beni Alırdın
beni alırdın
mevsimler nedense hep sonbahar
ama kışa yakın zamanlar
alırdın
gökyüzü gri ve açık kırmızı kederiyle
beslerdi gözlerimi
çiçek sular gibi öperdin dudaklarımı

beni alırdın
aldığın bu ben miydim ki
yoksa adımlarım mı başkaldırırdı benliğime bilmem
yüreğimde kar telaşı
eldiven gibi kaplardı her yanımı sıcaklığın
yalnızlığıma sen değil
ama öpüşlerindi böyle sıcacık bir eldiven

beni alırdın
akşama doğru hep nedense
akşamları seni böyle özlemem bundan demek
alırdın göz çukurlarımda nefesinin sarhoşluğu
ayaklarım üşürdü
çişim gelirdi
ama dedim ya senindim sadece seninle olduğum zamanlar
evimizin yolları ne sıkıcı gelirdi
hayat ne boş
bir sen bir de içimi yıkan bu ihtiraslı öpücükler
dağdağa telaşa çalan bir acı
saatler sana ulaşmak için ilerlerdi
akreple yelkovandı en güzel dostlarım
yüreciğim tavşan uykusu
sen kekliğin havalanması kadar sanatlı sarılırdın ruhuma
kaynağımı alırdın ellerimden sanki
iç dengemin kaynağını alır
katardın ona kendini
dedim ya
beni alırdın

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Berbat Öpücük
şirret yordamsız durduransız sevmek tabldot usulü
yerli yersiz rüya görmek kadar kadar ızdıraplı düşünmek seni
kuralsız madara çiğ kalmış kişisel anlarımın berbat öpüşmesi sen

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Beslediğin Ansızlıklarla Başlar Kargaşa
büründüğüm kadırımlarda tutku perçemi bitmeyişin
yalnızlık batağı kahredici evsiz barksız kuşkulu
insan bağışlar acılarının acımasızlığını bile vakitsiz
apansız çağırdığın tesadüf ben olmalıyım bile bile
caddelerde donakalır ışıklar bitmez mevsim yalanı
eğilir sema üstüme sen trajik son yüzyıllık iddia
beslediğin ansızlıklarla başlar kargaşa
ben benzersiz kalkışma olurum ayrılığımıza
dünya okuduğun bir ölüm ilanı bensizliğinde korumasız
inandığın yanlışlara bıraktığınca canlanır hayaller boşlukta
hayatı zorlayan yanı var yerliyerinde durmanın
aşk düzensizlik ayrılık yılkısı yalnızlığın kusursuz

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:37 AM

Bestelenmiş bir ömrün ayrılığı gibi
yaldızlıydı karanlık
sen vardın yokluğunla
aydınlığa özlem vardı
ve lanet okumak vardı faşizme
sana söz verdiğim gibi
hiçbir şey paylaşmadım yıldızlarla
yılgınlaştırmadık hiçbir zaman
güzellik anlayışını gereksiz yorumlu
düşündük hep sensiz temmuzu
güneşe sığınmayı düşünmekli
cigaranın küllerinin bile kalbi buruk olmamalıydı
herşey tam olmalıydı kötüsüyle aklımda kalışınla
toz duman seni bulamadık ölümde
olsa bile bir an
yabancı kalmadık ışığa ve söze
sonucumsun nedensiz
bir gözlerinin
bir de düşünmeden yaşanmış tüm sonbaharlarımın haricinde
kanmayı buldum gökyüzüne

ıslandım çöllerinde
acılarıma yağmur olmadı nefretin
kendime engel bir tek ben varım
suçluluğum olur şarkısız yorumlarsam aşkı ve yalnızlığı
bir kalemde silerim şakınlığını evrenin
anlatırım aşkın varolduğunu karşılıksız

gelme sanrılarımın üstüne
bulut gözlü bir çocuğum sakıncalı
yağmurlarını bozgunlara saklayan
gelme bir el uzatışa değişirim yeri göğü
adım tehlikeliye çıktı seyir defterinde umutsuzluğun
mutsuzluğun
sıkı sıkı tembihle geliş adımlarını makul şarkılı
sen her romanın giriş kısmı imlasız
bense anlatım bozuklu bir şiirin son dizesi
yerli yersiz okunmaya mahkum bir dize
sensiz bir dize bestelenmiş bir ömrün ayrılığı gibi

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Beter
yalnızlık acı su içimsiz
yüreğimde bir aşkın proleter
iklimler serçelere adaş göçsüz
yalandan beter

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Beyaz Tenli
durmadan akan derelerdi çocukluğum
güneşli bir salıncaktı o
ikindi vakti daha çok sevdimdi mektuplarını
güzleri babanla gelirdin okula
bir ferahlık kendine güven
bende hep sevgine aidiyetlik duygusu
her anımız boğazımda düğümlenir şimdi
önlüğümüzdeki beyaz tebeşir tozlarıydı kovalamaca
beslenme çantamda salçalı ekmek
ellerimde naylon torba
boynumu bükerek bakardım gidişinin çoğulluğuna teptekil
portakal ağaçlarının arasında kaybederdim kendimi
görünmez adam çarli
benim için özlem, kırmızı kalemdi
sen hasta yataklarımda izlediğim arandığım tarandığım beyaz tenli mutluluk

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Beyaz Yalan
tek gerçeksin
amaçsızca peşine düştüğüm
yüzün
lambaları yanık tek mütevazi ev odası
biliyorum
bu rıhtım sisler arasında kayboluyor
balıkları küs yüreğimin denizine içimin
sen ancak duyabildiğim martı çığlıklarısın
sen hiçliğe uzanmışlığım
ölüm tanımazlığım ulaşılmaz olduğun için bu kadar güzel
anlatamadığımca seviyorum seni
belirsizliğin ıssız koridorlarında
nedensizliğimsin
ortalık zifiri karanlık
yolu yok susamam
hissediyorum
tutabildiğim herşey beyaz yalan
sanki gitmeliyim

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Bırakmaz Peşimi
acının gözyaşları olur olmadık yerde bırakmaz peşimi
sam yeli yakıcılığı soluğumda
düşlerimde damla damla birikişine öykünen
evleri gözüme yabancı kentinin
gözlerim kamaşıyor yabancılığından
sağır edercesine doğmalı bu kentte pembemsi susuşunun
taç yaprakları dökük çıldırtan karası

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Bıraktığın Yerdeyim
bıraktığın yerdeyim incecik susuşumla
tutsaklığımda ağar yeryüzünün tüm acıları
çağlar boyu sana koşuşumla
ağlar imkansızlığın kapanmaz yaraları

sonrası yok baktığım zamanların
aşksız aşklar günbatımı susuşları
bağırır çağırır seni sensiz akşamda
kanadığım adında ihanet utangaçları

özlemine süzülen kuş benim ellerim
ellerim çocuğun uyuması sevgine açılmış
her anımda ayrılığınla geçen günlerim
kaybolmuşluğum heryerine saçılmış

sonrası yok sen ben bir başkası
sensiz sensizliğimi düşünüyorum
yalnızlık varolmanın kimsesiz çabası
sustuğum hayaline yorgun ağlıyorum

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Bilmediğini Biliyorum
bilmediğini biliyorum uzun yaz günleri
kaçışlarımı verdim gitti mut serenadı ilklerine
sonlarda başka türlüsü yok sonlardayım
ılık meltemlerimin hazin öykülü yelkenlisi
biçimlerini hatırla kapkara düşlerimin bembeyaz
el oluşumu dünyaya
güzel uykularımın paradoksal kabuslarını
anka tutkularımla yarattığım kaf dağı güzelliğini

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:38 AM

Bir Ben Değilim
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yağmurumdan utanıyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
ayrılığı seninle tanıyorum

herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
gri bulutlarlasın biliyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
çocuklar oynamayı unuttu gidiyorum

herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
kendimde tedirgin martı oluyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
yolcusuz vapura yalnız ben kanıyorum

herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
sesin oluyor ağaçlar korkuyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
susuşunu görüyor ağlıyorum

herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
anlatılmazsın ölüm gibi biliyorum
herşey bıraktığın gibi bir ben değilim
kuşlar uçmayı unuttu ağlıyorum

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Bir Konuşma
bunu halledebilirim
ürpermem seherle
belki zorlanabilirim
bilemem kaçıncı kişiyle

şiir hayatın içinde
dalları kırgın meyve
onu arar bulurum sana
anlarsın aşk ne ölüm ne

bir şarkılık ömür ne...

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Bir Liseli Uyanması
beni yargılayan kış günlerimin gülüşsüzlüğün olması
gölgeli dağ olmuş ellerimiz birleşmiş öykümüzce
ağlar kurda kuşa yem ederiz öfkemizi gerisi suskunluk yaralı
beni bıraktığın dallarında susmuş ırmaklarım
tir tir çocuk ağlayışı sarmalanır oramda buramda afrika olur kaşların kirpiklerin
köpük köpük sızlar yüreğimde nasırlı güncemiz kadersiz
istediğin bahtımın günsüz güldestesi kapkara
saçlarınca tutuşturduğun sabahlarıma bir bardak demli çay olursun ey buluşsuzluğum buluşmasızlığım
şelale olmuş nehirime gidişin tüketir budanmamış acısızlığımı
kahırsız sokaklarında yalan dolan mazisiz çiçeklenmiş
buz olmuş bir hayat pencerisisin sen artık
bir liseli uyanması gibi
ölüşsüz

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Bir ölüme bir sonsuzluğa bir sana
kaldırımlar soğuk tenli yatağında yalnızlığımın
acıların yuvalandığı yerde naziktir ay ışığı kahramanca
samanyolu yutar hayallerimi gözlerimde biriken yakamozlarda
yıldızlardan umut çalma zamanıdır sarhoşluğa vurmadan işi
herşeyin bittiği yerde sarıldığım şiirlerde sen ölüm ve sonsuzluk
parmaklarımda acı hem de bol güneşli içebilirsin bir tanem
çocuk oyuncağı zaman sevişimde senfonisini arzularının
dumanlı sisli siyah bir öpücük
bir ölüme bir sonsuzluğa bir sana çünkü sezgisiz eziklik yerli yersiz ölüşlerim göğe
bulutları ısırıyorum hırsımdan
yeryüzü yağmurun yoksul çığlığı
gülerim öyküsüz öyküme nadiren
gülüşümde sen

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Bir Yalnızlıktan Diğer Bir Yalnızlığa Kurduğumuz Köprü
sıkı sıkıya sarıldım soğukluğuna sokakların
ellerim eski püskü
bir acılarım gıcır gıcır
hayatla tek hemfikir yanımız ölüm
cennet meyvası ağlamaklı yosma
haklıydın
ben kendime bile öteki pasaklı
farklı uçurumlarımız ayrılıkta birleşti
kalbimde enfarktüs
beynimde ur
gözlerimde katarakt
yarattığımız en'lerin en en'i bu boşluk
bir yalnızlıktan diğer yalnızlığa kurduğumuz köprü paylaştığımız hastalıklı tek şeyin en şeyi
geceyi bozan ritimdir kalbimin tek anlamı
ayrıldığımız noktalarda birleştik hep
aynılaştığımız anlarda biz biz olmadığımız gibi
yok
önem ve anlam derecelerine göre boy boy akşam uzaklığının karamsı soğukluğu
sarı sarı ışıklarda hastalıklı
birlikteliğimize yazdığımız aptal şiirli
kızkovalayan fişeklerinin kıçımızda patladığı günlere ağlamaklı
yok o uzaklıkların karamsı soğukluğu
ardına su dökmeden uğurladığımız...

bilsen bakışlarındaki esmer lekeler tek karagün dostlarım
bilsen yırtık ceplerimde sakladığım saçlarının ılık artıkları
çıplak bir ağacın dallarından boşanan karlar gibi iner kalbime
bilsen bir kenara lazım olur diye bıraktığımız karanfil kokulu hatıralarımız
bilsen birlikte o ilkleştiğimizin yabancılaşması ilkleşmiş birlikteliğimize
parmaklarımın hayata karşı duruşu işte sırf aşk için aşksızlık gibi

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Birikim
yüzyılları biriktirdim sana
kış yağmurlarını kumbara yaptım yüreğime
üşüdükçe özlüyorum seni

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Bitmezlikte
başlamışlık bitirir bilirim seni
eteği ilkyaz duyarlığı çamurlu nehirim
bizi ayıran günün ilk ışıkları desem kırılır mısın ince erik dalları gibi
yoksa inanır mısın mart yangınlarına düşmüş bahar ağaçları arkadaşlığıyla
heeeyyy duy beni kızıl denizlerin hırpalanmış bıldırcını
saatlerimi ayarladım yoksunluğuna penguen gülüşünün
masum çocuk gibidir aşk canavar gülüşlü
ağlarına takılmışım oturaklı bakışlarının
sen yavru balabanın uçma tutkusu
ben yalnız kalma korkusunda kuş yuvası
çelişkiyle beslenir dünyanın hörgücü
bizler dünyaya muhtaç çöl mağribileri
la comparsa coşkusu eser başında şairlerinin titrek
ben maceraperest bir yalnızlık sarhoşu
ritmini unutur kalbim yeryüzü sen olduğunca
ellerimde çılgın
hatırlanmak unutturur beni anlar mısın engin deniz duruşunla
akrep gömeçleri yelkovanlar kırlangıç kaprisleri sen olur soframa ortak
ekmeğimi taştan çıkarırım kirpiklerimin kınında çıkmaz günlerin saadeti
damıtılmış ayrılıklarda ve ölümlerde güncemin berrak sayfaları

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:39 AM

Biz Bizi Kaybettik
okuldan çıkardım.karşıdaki yıkık evi unutamam.gelirdin..gökyüzü hep gri olurdu.ağaçlar kül rengi...gizlenecek suçlar gibi öperdim dudaklarını.doyamazdım boyun büküşünün anlamına.ne derdin susuşunla? yapmaaaa deyişinle...
o yeni ayakkabılarımı sana gösterdiğimde nasıl buruk sevinçle gülmüştün.daima kapıya yakın dururdun.alışamamıştın çılgınlıklarıma...ağaca çıkalım derdin.karanlık kollarıma sinerdi.isli bacalar gibi.gidişinle gökyüzü aniden kızıla keserdi sanki.yanardı alev alev.gri bir cehennem olurdu seni benden alan daracık sokaklar,yoksul yollar.kaybetmiştik.kaybedenler yaşar ancak aşkı derdin.o yaşta.yıllar sonra anladım aşkla şiirin kaybedenin kazandığı bitimsiz birer oyun olduğunu.giderken hiç dönüp bakmazdın.bilirdin dayanamayacağını.korkardın.belki de ağlardın.soğuk olurdu.senden sonra öyle de kaldı.her ayrıldığımda üşüdüm.aslında ben senden sonra hep seni yaşadım.öptüğüm her dudakta,baktığım her gözde,okşadığım her saçta.biliyorum.şimdi sen bile o sen değilsin.ben olmadığın halini arıyorum belki.aradığım için seviyorum hala seni.kim olduğunu ve kim olduğumu unuttum.görmüyorum önümü bile.her an karşıma çıkacakmışsın gibi arıyor gözlerim birilerini birşeyleri.yeni gelen bilinmeyenden gelen hediye paketi gibi.yollarda meraklı gözlerle arıyorum.heyecanla.tutkuyla.ve hüzünle.şarkılarım seninle kaldı.içimdeki ezgi hiç değişmedi.aynı şarkının aynı yerinde gökyüzünün aynı noktasına çakılıp kalıyorum gene....canımı yakan gülüşünü atamadım üzerimden.iç çekişini.yanan resmindeki gülüşünde sakladım yaşamak gibi yaşamanın tadını.benliğimdeki kendimi öldüreli çok oldu.yaşayan başka biri var hayatımda.ama o ben değilim işte.doğrusunu istersen ben senle kaldım.senin de benle kaldığın gibi.çünkü artık sen de sendeki seni öldürdün içinde.yokuz biz.biz bizi kaybettik.aşkla.çünkü aşk kaybeder.geride arayış.yalnızlık.şiirle varolma çabası.mutsuzluk.yüceltmek ölümü.düşünmek sokakların sensiz olamayacağını

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Biz ki Erteledik Ölümü
dağınıktık ama ısrarcı
yüzümüzü sabah ayazıyla yıkadığımız günler
başlangıçsız bitişsiz öfkemizle eylüle yıktık herşeyi
soframızdaki en son ekmek kırıntısına kadar paylaşmak istedik taşkınlığımızı sokaklarla
dünyalara yeterdik yeteriz hala sevgili
sabahsızlığımıza işçiler nasıl teselli taşıdıysa aynı öyle
yorgun bıldırcın sürüleri gibiyse de vurulmuşluğumuz
umut hammalı olmak en çok yakışan bize sevgili
sararmış bayramlıklarımızda sonbahar ilan etse de seferberliğini
biz ki sonunu beğenmediğimiz öykülere inat sevdik devrimi
biz ki masumca düşünen dörtbiryana savrulduğumuzu
biz ki suçlanmış çocuk ağlamışlığı
bizki aya güneşe düşkün turna sürüsü
kırgınlık hanemizde arkadaşların ihanetidir ayrılık
biz ki erteledik ölümü
biz ki çok sevdik şarkıların derinliğini
dudak büküşsüz usançsız yılkı atları gibi
biz ki her doğan gün doğum sancılı
kangren uykularımızdan uyandık yağmura özlemli

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Bol Kanamalı Mağara Oyunu
seni sevmek cennetsiz dindir kitabımda
kuş sapanı olursun ormanlarında beynimin
sessizliğe gömülür tabiat
mahkumdur bileklerim birbirine tevazusuz
kanıma susamışlar kentindeyim
şenlikli gelir ölüm
çocuk bahçesine girmiş gibi
nöbetleşe aşk bu işte kan kusar kanyonlar
bulutlar yağmursuz
kanıksanmış susuzluk gibi aşksızlık
akıcı olan yokluğun ve daimi ölüşlü evren
şimdi utanıyorum seni arayamamaktan
konuğumsun tecride alınmış yüreğime
ben ayak takımıyım tanıdığın tanımadığın
yüzlerin imasında imanı paylaşmak parya
mutluluk kendini kandırmaktır harcı ölüm
mutluluk o en eski aptallık dudaklarda savruk
sırası gelince bol kanamalı mağara oyunu
ateşi bulduk yanmak için aşka ve eşitliğe
barikatlarda natebessüm burjuvazi
sarayda aşk entrikadır
sırça köşklerinde kuyu dipleri efendilerin
aşk diyorum sıçraması bilincin
aşk artıdeğeri anlama
işten atılmak öğle sonrası baharı içinde gizleyerek
yıldızlara bakıp uyumak
dağlanmışlık boynunda kölelik prangası
köklerim kanımla beslenir
ve yaratırım kendimi kendimle

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Boş Çerçeve
tabi ki sensin yüreğimin duvarına çakılmış boş çerçeve
boşladığın hayat resmimi doldurdum yalnızlığımla

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Bu Şarkı
mağlup olmuş orduların sessizliği seninle şarkımız.bense kavuşmalara öykünen son savaşçı.namludan çıkan son kurşun gibi.bir daha hiç yükselmemek üzere çekiliyor denizlerim.
şarkıların bölünüşü bir daha hiç haykırmamak üzere susuşudur belki hırçınlığımın nedeni.seni içimde öldüremedim affet beni birtanem.
sensiz akşamların yırtıcı yıldızsızlığı artık koymuyor inan.yıllara inat koyu hülyaların içinde çocuklar gibi koşturuyorum hala ve dün gibi gözyaşlarımın tuzu.samimiyeti,sıcaklığı bana hiç bakmayan bakışlarında gördüğüm an hayallerimdeki rengarenk uçurtmamı kaybetmiş kaçıp izbelere saklandığım anılarımın yorgunluğuna yenik düştüm biliyorsun.
yağmuru sevmiyorum artık çünkü sen hiç olmadın gökkuşağının aldatıcı anlamında.ve bulutlar ağlamadı bizim için hiç

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Bulaşıcı
gözlerin
salgın hastalık gibi
bulaştı her yerime

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Buluşma Anı
ölümüm senden senle olacak bir çırpırda
gürültülü doğacak o gün güneş bahçesine acılarımın
bir buluşma anı tadında bırakacağım evrene sesimi senli
kimbilir diyeceksin çocukluğunun ağlayışını saklamadan sevseydin yaylı çalgılar bizi anlatırdı sonsuzadek
bir kadının yağmurdan utanması gibi şimdi ölüşün
ya da yağmurun utanması ölümden senli

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Bulutları Yalnızlığın
göz yum ayrılığa aşk senindir
feryadını duysun çelimsiz vurgunu denizlerin
zıpkın yemiş şubat akşamıdır bulaşan düşüncelerine
sığıntıdır yürek beter tatmadıysa sensizliği ömre zarar
sakallarımdan utanmam yürüdüğüm kıyamete dönen akşam ayrılığı
firar etmem ölümden aklımın ucunda yine sen
sanmam senden öte olsun bulutları yalnızlığın

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Bulutlarla oynamak bitirmez bir aşkı
unuttun beni
bilmem ki hangi gül ezildi şimdi bir sokakta
hangi güz ağaçsız kaldı bir öğlesonrası
hangi yol varamadı menziline
nasıl oldu da ilk defa bu kadar büyük korktu ölüm
ve ben şair olduğumu anladım düğümlendiğimi sende
kapkara unuttum beyazlığını mutluluğun
yazılmamışlığın girdabında olmamak tek dileğim artık
sensizlik değil en acısı
anlatamıyorum galiba herşeyiyle tükenişini bir mevsim tablosunun
en acısı
seni istemeyi unutmak uğraşmaktan unutmakla
emin olduğum şehre kırıldığım bulutsuzluğuna
saklayabilirdi mutsuzluğumu ölüevi matlığına
hani gecenin kendi içne çekilmiş ihaneti gibi
haşır neşir hazırlanır ya sabah bekleyişsizliğine bir ayrılığın
çocukluğumu gizle ey ifadesizliği kahrımın
bulutlarla oynamak bitirmez bir aşkı
en çok natürmört bir tabloda maskara bir düş
adsız bir zevk çaresiz bırakır kaybetme korkusunu
sen korku değilsin
seni anlatamamak korku
ölümler bile kaçmadı gözümden
tek vargı bu
tamamlanmayacak hiçbir zaman
hep başka bir satırbaşına
atacak üzerine düşeni
tek yargı bu
sensizliğim
beni kendimsiz bırakan
yalnızlığımı böyle dipsiz
ipek teli kadar keskin yaratan
kendimden çok
şaşkınlığımı feda ettim ya haklılığına güzelliğinin
seni kıskandığım tek nokta bu olmalı

gerçek:
sen varsın
ben varım
ama biz yokuz
biz onlarız aslında
onlarsa çoktan göçmüşler
kendisizliklerinin ardından
sen ve ben ikileminde birleşemedik keder gözlüm
şimdi onlar olduk bizsiz
ayrılıklı birbirimizli onlar

bulutlara dantela işlemeyi unut sen haphayalli
arama yıldızların en parlağını
insan ne yapsa gözlerini göremez kendisizliğinin gözüyle
aynı noktaları paylaştık farklı sonsuzluklarımızla
iki taraflı birdik
tek taraflı iki
tanıdık yabancılaşma
çoklarımızı bitirdik
umulmadık çıkmazlarda
sonbahar fışkıran ellerinde avuçlarında
kuşların göğü bıraktığı bej bir saatte ağlamaktır mutluluk
gözyaşlarımla yıkaman hayallerini
doğuş anı gülüşünle içmendir acılarımı gözyaşlarımda

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Büyüttüğün Sevdanla Bırak Herşeyi
şiirleri yırttığın gece yıldızlara bakıp ağla
büyüttüğün sevdanla bırak herşeyi gel
harcadığın yıllarımla saatleri ölüme ayarla
tanımadığım yüzlerde kasırga gözlerde sel

efsaneler kabarıp süzülürdü içinden içime
ben olağanüstü yenilirdim zalim krallara
kandırmaca biter ramak kalır sensiz ölüme
bulutlarımın çekildiği yerde bir giz bin yara

hikayemi anlatır ayrılık evvel zaman içinde
paslı namludan çıkan kurşun gibi serseri
alnıma kimsesiz her yaprak değişinde
geldin derim unut imkansız dönüşleri

şimdi ömrüme yağan apansız sağanakla
anarım sana koşan yalansız yılları bitkin
üstüme bıraktığın şu sarsıcı kızgın yığınakla
ağlarım susuşun gibi içli bakışın gibi keskin

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Cadde Artığı
dudaklarımda cadde artığı
bırakmışım genç ütopyaları
gri sarnıcında birikmişim yüreğinin
karman çorman albümdür yaşanmamışça yaşanmış aşklar isteksiz kapısında evinin

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Cam Göz
evine kapandı rüzgarı
pençesinde kıvrandığımız
rüzgarı bakir sokak aralarının
içerimizde güneş sohbetli bir dünyanın hükmü
çocuk sesleri okşuyor caddelerini bakışlarımızın
korkmak yakışmıyor asi seslerimize
yürümeli ayak diremeden
kendi haline terkedilmiş cam gözlü bir kuş gibi aşk
şubat ikindisinin özenmesi bahara
özlemlerini kollayan ilk akşamlı kurşuni

yanlış kadahe mi sarıldım ki gene
niçin dargın gözyaşlarıma gidişinin gündönümü
sıcak güz gülüşünün anlamı
tebessümüdür ekşi şarabi kirpiklerimin

kavuşmak defterini kapadık
ölüm ya bu gidişin
gidişinin tekrarı
dalması gibi karabatağın denize
batması tığ ucu gibi kalbime
ölüm ya bu
çeker mısrasını ömürden
kömür gözlü yaralı bir gecenin
sonu olmaya istekli

nazını çekemem ayrılığın
sav şu ömrü başından
yeşilinden yoksun bu bahar
rengini yitirmiş dört mevsim
yarım kalan bu şiir gibi

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:40 AM

Can Simiti
uçurtma salmasam düşlerimle göğe
sevmeyi nasıl bilirdim göklere suskun kalabalık
kabak kafalı bir çocuk büyür ve tanır acıyı
kafasında hala dikiş izleri
tren yollarına bakıp ağlar mı hala kumrular anneee
benden bana kalan kendi kırıntılarım çocukluğumdan
ben ancak özlemlerimin devamıyım öyle çocuktan çocuk
ceplerimde hala kırık bilyelerim seni ararım kırık bilyelerim kadar kırık kalbim
ayağa kalkacak olurum yalan gelir bana düşlerim
sen gittin değil mi tren vagonlarında kaybolup
yıllarım gibi unutkan sadece o an
mektuplarımda yandı bir suyla çiçekli resimli
mütebessim resmin kaldı izbeliğinde fikrimin ince gülünün / arkadaşımın aşkıydın çaresiz şişelere sığdırdığım gemilerimizi/ kalbimde yüzdürüyorum şimdi
gözyaşlarımda yarattığım denize girelim mi güzelim
sen herkesten çok seversin denizi
gülüşlerin gibi maviş maviş
bende bıraktığın bir çift gökyüzünü
yama yaptım ağlamaklı bakışlarıma
sırf çocuklarımıza gülebilmek için
istediğimiz kadar çocuğumuz vardı ya
sokaklar bu emekçiler evlerin bu kendi halinde sesi
çiçek bahçemizdi
bitmiş öykülerden kalan o kekre tatsın sadece sen
ben kendimden artakalanım kendime
tadımsız sıcaklığına hayatımın
ben sendim sen ben hayat köşe kapmacasında
pışıııık çekerdik zamana küllenmezdi hiçbir ateş
boyut değiştirdi müziksizlikle ağaçların ıslanışı yağmurda
artık kovalamaca oynamıyorum zamanla
annem kızmıyor pencerede sımsıcak aksiyle
artık kollarının altından geçip kim kurtaracak seni ebe olmaktan
tek derdim kollarının altından
kim esecek sana
kim dil çıkaracak evden kaçmışlığımıza
dudak bükmeden sarışmak da çok güzelmiş sevgilim
ceplerimde hala kantinden aldığımız gazoz parası
kalpsizmiş be aşkım dünya
herşeyi bıraktım
ama hala her sabah yapmadan edemiyorum
bol susamlı bir simidi paylaşmadan arkadaşlarla
simitçilerin elleri elim oluyor uzatıyorum sana
üstüne yıldızları serptiğim can simitimizi

gökyüzünden öğrendik ya saymayı
yıldızlardı abaküsümüz
sabahlara hazırlanıyorum hala samanyoluyla
okul çantana bıraktığım' kaan.... i seviyor'a
çizmek için en güzel yıldızı

GooD aNd EvıL 12-27-2008 11:41 AM

Cinnet Geçiren Filozofun Son Sayıklamaları
beni affetme kırmızıdır ayrılık kan gibi su
içemezsin bir türlü toprağını sevmeyen ağaçtır kimliksiz
ölümcül komedidir günlük hayat
siz o akışta oyuncu
bense seyirciyim olanlara zamanım yok
aşık olmuşum bir bilinmeyene hesapsız dağınık pürtelaş
boydanboya hiçleşiyorum sana yaklaştıkça
ben ben olamam sende sıkılgan
serçeler seviştikçe çoğalır mavi bir cinayet olurum
duyduğun her ses cinnet geçiren filozofun son sayıklamalarıdır sevgilim
her ne kadar aşka cahil olsam da serseri sevmeye
ele geçirdiğin her sonbahar ben oluyorum ne yazık
ayrılığıma saldırdığın her anımı yorumsuz bırakıyorum


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:30 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.