![]() |
Aşkın Yaşı
bir erkek bir dişinin bekledikleriyle bulduklarının aritmetik toplamı olumluysa başlayan süreçtir aşk eldekinin tüketilme süresi aşkın yaşıdır aşkta bunun dışında bir şey arayan şaşkın gören şaşıdır 1 nisan ‘07 Fuat Eriçok |
Aşkından Ölmeli
gel deyince kolayca gelmemeli gül deyince hemen gülmemeli sinesi gül memeli isterse gelmeli severse gülmeli gelirse severse aşkından ölmeli (temmuz ‘04) Fuat Eriçok |
Aşktan Tatlısı Yoktur
bir deniz bir de aşk var düşünmeden dal gitsin serin su hoş duygular uzaklaşma kal gitsin kalpleri üryan kılar genç yıllardan yankılar uzak geçmiş şarkılar tekrar tekrar çal gitsin dünler geri dönmezler yarınlar bilinmezler hayaller ses vermezler bugün keyif al gitsin zarar verir tutkular gelir geçer utkular boyunda yüktür yular çöz ipleri sal gitsin boş sözlere inanma meczubu derviş sanma dogmaya kanıp yanma bilim yeter fal gitsin öte köy yok ölümden ne gelir ki elinden? vaz geç şaldan kilimden sağlık kalsın mal gitsin yaşamda yönler çoktur hırs doymaz sevgi toktur aşktan tatlısı yoktur canan gelsin bal gitsin (18 haziran '06) Fuat Eriçok |
At Yarışı
kapandı gişe atlar girdi çıkışa finişe kadar endişe kazanınca pür neşe ya kaybedince ne güne duruyor ki yarın yine açılır nasılsa gişe (eylül ’02) Fuat Eriçok |
Atamın Farkı
Atatürk’ün farkı nedir bilir misiniz başka büyüklerden hiç küçülmemesi (mayıs ‘06) Fuat Eriçok |
Avrupalılığın Dayanılmaz Ağırlığı
milan kundera’nın romanını film yapmışlar dün gece seyrettim “varolmanın dayanılmaz hafifliği” ağır bir filmdi yıllar öncesinin prag’ı cenevre’si trende özgürce sevişen çifte hoş görülü yaşlı yolcu tanklar işgalci askerler donuk uğursuz ve halkın korkusuz onurlu protestosu sağcı solcu teresa’nın doğallığı ilişkiler iç içe girişik ve insanın insana saygısı domuz mephisto’ya köpek karenin’e sevgisi ne öyle garip ne de çelişik kendi toplumumuzu düşündüm seyrederken çetin altan ustanın “büyük göz altı” sını herkesin kendinden çok başkalarıyla ilgilenmesini kravatlı takım elbiseli ciddiyetimizi samimiyetten uzak yapay hangi avrupalılıktan söz ediyoruz allah aşkına? bunca taklitciliğimize karşın yıllardır alamamışız ki hiçbir pay hangi medeniyetler ittifakından? hangi entegrasyon? birbirine okyanuslarca uzak dalga mı geçiliyor kafaya mı alıyoruz kendimizi? kim kime kurmada haince tuzak? yemin etse avrupa hep bir ağızdan haç çıkarıp inandırır belki siyasilerimizi ki zaten onlar elpençe alesta kesin kes kandıramaz bendenizi hele ki âşikar görülmekte o günlerden bu yana onlar kaç kat ileri gitmiş biz inadına geri hatırlayın filmi bir zahmet nerde bizim buralarda doktor thomas’ın özgür ressam kızın yeri? entegrasyon mu? hah hah haa hih hih hiii hoh hoh hoo entegrasyon yani bütünleşme yani kaynaşma hah hih hoo huh huh huu yahu sadece mantalite değişikliği bile yetmez deri değiştirmeliyiz deri hatta iç organları ve bizatihi kemikleri ay vallahi karnım sancıdı gülmekten kih kih kii nerde sihirli küçük sopasıyla bu işi becerecek peri? bence iyice çalışmalı bizim ab ciler özellikle penaltıları kornerleri frikikleri bakın söylemedi demesinler sonra sıkıca giysinler tozlukları ve en dayanıklısından olmalı mutlaka tekmelikleri (13 aralık ’06) Fuat Eriçok |
Ay'ı Seyrederken Ayı
nefis bir eylül gecesi gökte haşmetle salınıyor *******in ecesi koca sapsarı bir tepsi gibi ay’ı bön bön seyredip içerken birayı içinde bir yerleri titreşmecesi anar mı hiç değilse doğayı birazdan şişeyi denize atacak olan ayı işte gecenin bilmecesi (eylül ’02) Fuat Eriçok |
Aydın (lık)
dış ışık renklendirir bedeni iç ışık gönlü beyni spot altındaki aydınlıktır içi ışıklı olansa aydın ticaret ve siyasetin aydınlık objeleri ışık sönünce kararır aydın ise her durumda ışıklı kalır ve ödün vermediği için erke zorlanır talan alanını terke itilir kakılır düşüncesi hücreye tıkılır böyle yazıldı dünya tarihi paralı ve silahlı erk sahipleri din devlet ahlak ve hatta doğruca allah adına ve gerçekte elbette ki bulanık suya eyvallah adına pozitif düşünceye kötü baktılar hapsettiler öldürdüler yaktılar aydınlarsa daha da şeffaflaştılar pırıl pırıl bilim çiçekleri açtılar sokrates hallac – ı mansur giordano bruno nâzım hikmet zehirlenirken asılırken yakılırken meşalesi oldular özgür düşüncenin insanlığa ışık saçtılar zorbalar haydutlar tiranlar görünmemek için izbe deliklere kaçtılar insanoğlu yüzyıllarca acı çekerek yaşamın kör kuyularında bağnazlığın örümcekli karanlık mağaralarında öğrendiler ki sonunda mollalardan hacılardan hocalardan şeyhlerden sultanlardan enbiya’dan çok bu aydınlara muhtaçtılar ve anladılar ki aydın insan bilim ve özgür düşünce geleceğe ilaçtılar tek ihtiyaçtılar (6 kasım ’06) Fuat Eriçok |
Ayıp
bulanık izbe beyinlerde örümcek özeniyle örülmüş aptallık ve bilgisizlik ürünü sayısız ayıp insan doğası ve özgürlüğü adına ne büyük kayıp kanatlanmak varken sınırsız özgürlüğe zihinlerimizi dogmalardan hurafelerden meczup saçmalarından ayıklayıp temizlemeliyiz bilincimizi bilim ışığında mantık aydınlığında yıkayıp ve elbette batıla masala kapıları kapayıp ki bir daha sızıp bulandıramasın genç beyinleri iki bin yıllık yalanlara bulayıp ve iyileştirelim tasalluta uğramış masum ve savunmasız ruhları bilim ve sanatın gözetiminde ihtimamla otayıp mayıs ‘08 Fuat Eriçok |
Ayna
kızmayın söylediklerime sebep sizsiniz bir aynadır yazan yazılan sizin aksiniz (mayıs 2002) Fuat Eriçok |
Ayrılık Ölümden Beter
şiirlerle tanıdım yorumlarda selamlaştık şakayla şerzenişle mesajlaştık mailler başladı telefonlar yakınlaştık ben takıldım o haşladı hırlaştık inanmadı inanmadım resimler uçuştu hatlarda tenine değmeden kokusunu bilmeden bakışını görmeden sevdim benimsedim nette şakaları kıskanmalar serzenişleri küsmeler izledi her iltifat bir kinaye gizledi sihir gibi oluşan sevgi kaynar bir potada pişti ve kaçıncı bırakışla yenildi sevdamız kaçıncı tutkulu birleşme ile depreşti kısa bir seyahat gerçekleşti yollarımız kesişti gülümsedik birbirimize eli elimde dizi dizimde ruhlarımız kanatlandı o bende ben cennette zorunluydu ayrılık kucaklaştık kahrolası bir yolculukla dakikada bir buçuk kilometre hızla uzaklaştık artık sanal değil gerçek teni tenimde sımsıcaktı kokusu içime aktı baygın bakışı yüreğimi yaktı iki sanal ruhtuk bedensiz buluştuk konuştuk seviştik ayrıldık nedensiz iki sanal ruh teklendi derdimize bir de özlem eklendi o başka şehirde şimdi kendi meseleleriyle başı dertte ne eskisi gibiyiz nette ne de artık gönlüm cennette bedenim bitik ruhum cinnette (haziran '06) Fuat Eriçok |
Ayşem'e - 2
gözlerimin nuruydun boş gönlümün neşesi evimizin direği kalbimin baş köşesi dam çöktü düştü direk son buldu zevkim neşem sanki dünya boşaldı seninle gitti ayşe'm yediğimde lezzet yok içtiğim zehir gibi eski günler zihnimde akıyor nehir gibi göl oldu göz yaşlarım hasretim bâhir gibi elde sade düş kaldı uyandım bitti ayşe'm bana dört evlat verdin saygılı hakikatlı torunları severdin yekdiğerinden tatlı yükseldin göğe erdin aziz ruhun kanatlı osman kul bir hoş kaldı hüznün eritti ayşe'm beslediğin inekler süt verdi peynir verdi mis gibiydi yemekler sanki kokun sinerdi kapılarda beklerdin yüzün her dem gülerdi ev sensiz mayhoş kaldı balı tuz etti ayşe'm özal’ın hükümeti koruya köprü dikti oysa biz o cenneti bir mâbet belledikti ele alıp sepeti domat biber ekdikti doldurduğun o sepet tüm bereketti ayşe'm esaret zannederler yererler evliliği buna tercih ederler içkiyi esriliği tanısalar bilseler senin gibi meleği beraber geçen ömrüm tam hürriyetti ayşe'm körün taşıdır ölüm ne yol ne adres sordu şimdi de sana gülüm senin başına vurdu çaresi yok bir zulüm esti tozdu savurdu. söndü mum ev loş kaldı azrail ne’tti ayşe'm unumuzu eledik eleğimizi astık sensiz sanki dikenlik taşla dolu şu yastık buluşmayı diledik gülüşüp helallaştık sana yaraşan mekân zaten cennetti ayşe'm ayşem ayrıyız ama bedeninden cisminden eserken bâd-ı sabâ söz ediyor isminden elimde kala kala cebimdeki resminden sessiz bir gülüş kaldı o bile yetti ayşe'm hep çektin çilemizi hakkı helâl et ayşe'm allah affetsin bizi sen şefaat et ayşe'm benden evlatlarından sana bin rahmet ayşe'm can dostum faziletli kutlu iffetli ayşe'm fâtiha okumaktan dilde tüy bitti ayşe'm bil ki senle beraber ruhum da gitti ayşe'm (ekim ‘02) Fuat Eriçok |
Ayşem'e -1
adresin bilinmiyor kolayca gelinmiyor billahi çekilmiyor sensiz rakı şişesi yediğimde lezzet yok içtiğim zehir gibi zihnimde eski günler akıyor nehir gibi dertlerim bir göl oldu özlemim bâhir gibi sarhoş bile etmiyor densiz rakı şişesi korunun keyfi bitti ineklerim de gitti evde dır dır kalmadı kavgasız hayat yetti kriz de boş durmadı paraları eritti çabucak tükeniyor dipsiz rakı şişesi meğer ki dünya boşmuş herkes boşuna koşmuş ölüm pusuda iken insan eğlenip coşmuş bizi hoşnut ederken bizden daha sarhoşmuş hiç yerini tutar mı ipsiz rakı şişesi ancak bir tesellim var ruhuma destek olan gülen gözlerin gibi kalbe ılıkça dolan evlatlarım ki onlar sen sevdiğimden olan işte bir de imansız dinsiz rakı şişesi keşke dönsen o zaman yeni osman olurum sevgi dolu bir koca aşk ta uzman olurum koru da neyin nesi sana orman olurum varsın kalsın o zaman bensiz rakı şişesi (eylül ‘02) Fuat Eriçok |
B. Brecht Breh Breh
çıkarırım pantolonumu giyerim başka bir pantolon ve olurum başka bir insan demiş bertolt brecht ben de çıkarırım giymem olurum bahar delisi zaten gerekli pantolonun ütülenmesi bulmuş gibi ganimet hamamda bilgin Arşimet tanrım aklıma ol mukayyet düşünüyorum da örneğin bu halde şiir ararsam sokaklarda felis domesticus angoriensiis feliiis domesticuus angoriensiis diye bağırarak yalın ayak başı kabak densiz şıllık dünya yansa yorganı yanmaz nasıl da söz möz dinlemeden gezer sabahlara kadar yaramaz ayrıca ille de sokağa mı çıkmam gerekiyor canım bitki miyim ki ben aşkı rüzgâra mahkûm yok yok en iyisi - hazır evdeyken bu arada ne hikmetse - felis domesticus angoriensis ile mırıldaşmak pantolon da flört eder bahaneyle uzun zamandır dargın olduğu ütüyle fakat felis domesticus angoriensis mırıldaşmaya sıcak değil öyle böyle resmen oynaşmada güneş camda ısınıp kaynaşmada yumuşak cıvık pervaza akmada ılık ılık biliyorum komşu mualla da mutlaka benim pencereye bakmada kolay değil yalnızlık ve bahar yeli kıyasıya esmede toz duman ortalık evde bile nefesimi kesmede ya şu felis domesticus angoriensis’e ne demeli baharda kedilere kesinlikle güvenmemeli (16 nisan 06) Fuat Eriçok |
B.J.K. - 100.Yıl
kim varsa tepeledik yalnız bir maç tekledik tam sekiz yıl bekledik kartalız pençeleriz kalede dev cordoba zago ronaldo caba sergen hepsinden baba seba’dan gelenleriz böyle bir takım olmaz doksan dakika durmaz asla kafa tutulmaz içte dışta yeneriz nankör cim bom şaşırdı lucescu’yu kaçırdı o kartalı uçurdu biz luce’yi severiz cim bom şımarmıştı çok doğrusu karnı da tok allah’ın sopası yok şimdi de biz lideriz ilhan geliyor kaçın pancu’ya yolu açın tümer’e altın saçın türkiye’nin tekiyiz pascal paris’te doğdu burada kartal oldu sevinirken kovuldu rengimizdi özleriz kartalım bir okulsun yüz yılın kutlu olsun türkiye selâm dursun geçmişin de tertemiz siyah ve beyaz ne hoş koş ibrahim kaan coş içmeden başım sarhoş tek taş bir mücevheriz sırada en büyük sav avrupa’daki sınav herkes konuşsun cav cav üstesinden geliriz işte duysun dağ ve taş önder sensin sensin baş bir doruksun beşiktaş biz hep önde gideriz fakat olacaksan dev önce rakibini sev spordaki ilk ödev efendiliktir deriz spor centilmenliktir güzellik inceliktir başarı gündeliktir saygıyla gelir feyiz fenerle kafa bulma fatih terim’i kırma kimseyi hakir görme şurada biz bizeyiz bugün biz yarın onlar neşe keyiftir bunlar rakipler sağolsunlar büyük bir aileyiz sevinçten uçuyoruz şampanya içiyoruz ekmiştik biçiyoruz düşte bir inciyiz biz yüz yılı idrak ettik yine birinciyiz biz (mayıs ‘03) Fuat Eriçok |
Baba Özlemi
bilir misiniz neden her önüne gelene baba der bu millet çünkü burası anadolu (mart '06) Fuat Eriçok |
Babamın Bavulu
devlet babam borç dolu bir bavul bırakmış açmam valla senetlere makbuzlara mahkeme celplerine isveç akademi üyeleri bile nobel veremez açmaya değmez (9 aralık ’06) Fuat Eriçok |
Badana
yeni bir eve taşındım görmeyin pislikten geçilmiyor bin yıl boya badana görmemiş diyeyim ben siz iki bin deyin boyadım elbette hem de en acelesinden harcıalem olmaz benim renk tercihim açık sarı veya krem gibi belirsiz kimliksiz ya da hemen her evdeki gibi fildişi ya da kırık beyaz net ve belirgindir rengim ne kıvrılır ne sürünür öyle, kemiksiz bir duvarım beyaz bir duvarım siyah beklediğim oldu elbet halk mahkemesine çıkarıldım eyvah kimi “böyle badana olmaz! ” dedi kimi “olur mu böyle badana? ” dedim ki “sen ne sürdün peki odana? ” kimi bazı boyacıların adresini verdi kimi aba altından sopa gösterdi kimi ise bayağı zeki ve kurnaz badanacılara hakaret çıkardı bu renklerden bazısı bildiği renkleri önerdi bazıları renklerin sertliğinden dertlendi hepsini davet ettim eve zira biliyordum ki böylesini görmemişlerdi renklerle kavramları kavramlarla gelenekleri geleneklerle gerçekleri karıştırıyorlar ve genelde bilmeden karşı çıkıyorlar fikri olan da geldi olmayan da.. fikir ile zikiri karıştıran da sabahın ilk ışıklarına dek tartıştık kimi hak verdi kimi bir iki sözden sonra kıvrılıp uyudu sözsüz çaresiz bir kaçı ise ne söylediğinden ne söylendiğinden habersiz elmalarla armutları karıştırmakta hâlâ yerli yersiz ve sabahın alacasında çay koymak için konuklara çıktım odadan elimde sıcacık dumanları tüten çayla döndüğümde hepsi suskun ve şaşkın bakınıyordu zira her iki renk duvarımda günün ilk ışığı ile yıkanıyordu ne siyah kalmıştı sert ve korkulu ne apaydın beyaz ışıkla renksizliğin sevişmesinden nurtopu gibi bir melezimiz doğmuş adı da peşinen konmuş melankolik gri itiraz etmedi konukların hiç biri çay tepsisini fırlattım pencereden kim varsa odada acele çıkardım dışarı rahar uyusun bizim sevimli haşarı yarın alıp fırçamı girişirim işe tüm evi boyarım inadına beyaz buna kimsenin sözü olamaz ayrıca olsa ne yazar? tertemiz alnım gibi yüreğim gibi beynim gibi açık net aydınlık tüh tüh tüh elemtere fiş kem gözlere şiş değmesin nazar beyaz tüm renkleri içerir fazlasıyla ve elbette aydınlık karanlığı bozar (28 aralık ’06) Fuat Eriçok |
Bahname - i Bahar
çevir kazı bir o yana bir bu yana yatsın bazı bazı yanmasın ağır ağır hem sırtı hem karnı pişsin çevir kızı bir o yana bir bu yana tatsın nazı hazı yansın göğüs bağır cayır cayır hem kalbi hem karnı şişsin (15 nisan '06) Fuat Eriçok |
Bakışlar
bir adam var canı sıkılan sıkıldıkça savaş çıkaran kendini dünyanın jandarması sanan uyduruk gerekçelerle sağa sola saldıran bombalar atan zekasına çocukları güldüren belki de bu yüzden alçakça savaşlarda çoluk çocuk öldüren pot üstüne pot yalan üstüne yalan ekonomisi yürüsün için barış adına saldıran inançlı bir hristiyan atlantik ötesinden dünyanın canını sıkan boşbakan bir tane daha var canı sıkılan sıkıldıkça çenesi açılan önüne geleni azarlayan saçmalayan ardından çuvallıyan hocası nefretimizdi cıvık yılışık bu solladı vesselam iki sözünden biri milli eğitim tavsiyeli kitaplardan çıkma argo kelam hazret boş bakan’ın ılımlı islam versiyonu bushbakan birkaç da cüdam var bushbakan’a boşbakan’a biat çoğunluğa inat yalaka rahat çocuk katillerine din ticaretine kadın özgürlüğüne hurafenin sömürü aracı yapılmasına hoş bakan tükürüğe yarabbi şükürlü çarpık düşünceli gerici fikirli kafaları haram para dilleri sahte dua zikirli sağlıklı beyinlere cumhuriyetçilere laiklere yan bakan kin bakan çağ dışı beyinlerinde küflü kurtlar kaynayan bilime kültüre kadına loş bakan liboş bakan nonoş bakan ve bir çok adam gibi adam fena halde duman canı çok çok sıkılan boşbakangillere de bushbakangillere de loş liboş bakangillere de aklı fena takılan cinleri başına çıkan bir çok ana baba matemli yüreği yanan bir sürü genç hayat düşmüş kalleş kızıllıklara boyanıp boşgillere göre yan gelip yatan beceriksizlik dirayetsizlik aldırmazlık uğruna yok olan ve milyonlarca yaşlı göz dağlanmış ciğer bilenmiş diş bu boşgilleri bushgilleri edercesine iğdiş bir hoş bakan mayhoş bakan nahoş bakan (12 eylül ’06) Fuat Eriçok |
Balon
minicik bir balon şişirilir gazla boş bir baloncuk için böylesi gaz fazla zor durur artık yerinde sabırsızlıkla titreşir iplerinde sinirli mi sinirli atak mı atak dar gelir hazrete yatak bırakılıverse ipi cabucak fırlayacak yerçekimine atacak patak dur.. aman.. sakın demeye kalmadan bir gün koparır ipini beğenmesek de tipini hızla yükselmesi kaçınılmaz sonuçta gazlı bir balon bu olacağın önünde durulmaz bir anda çıkıverir tepelere herkese yüksekten bakar şişmiş ve yükselmiştir artık kimi takar? uzak termikler de yardımcı olur yükselir de yükselir alemi tanır ama gerçek şu ki sadece bir balondur alem ondan o alemden utanır yükseklerde dış basınç iyice düşer zavallı balon şişer de şişer kerameti kendinden menkul farkındasız gidip cami avlusuna işer balon hiç cami avlusuna işer mi demeyin işer işer şaşırmayın dostlar bu tencerede daha nice balonlar şişer fakat elbette herşeyin istiap haddi vardır ki o yükseklerde dayanma sınırı dardır sonuçta bir balon bu incecik bir zar böyle ne balon cesetleriyle dolu onca mezar sonunda duyulacak olan ince bir seda güm ve kaçınılmaz elveda öylesine anidir ölüm ey dost söylediğim o ki çok şişinme çöplüğünden uzaklarda eşinme durabileceğin yüksekliklerle yetin gereksiz yerlere çıkıp birden inme sakin ol haddini bil hatanı örtmeye çabalama şaşırma.. bağırma.. dur bil ki bütün gazlı balonların hazin sonu budur 16 eylül ‘08 Fuat Eriçok |
Başım yelli Özüm belli Sözüm sellidir
düşünür yazarım bakar çizerim kimi derin kimi dışta gezerim karıncayı kollar öküz ezerim meyilim ortadan solludur benim bildiğimden özgürlüğün tadını gözümden saklarım yurdu budunu yan bakana hazır meşe odunu toprağıma tenim allıdır benim yarim zeytin ekmek kaymak balımdır sadra şifa ferah göze çalımdır hem geçmişim hem yarınım halimdir ona sevgim saygım bolludur benim evlâdım bir yana acun bir yana daha yakın bir can var mıdır bana? inanamam yavrusuna doyana o üzülse gözüm göllüdür benim rumelihisarı evim ocağım hep buradaydım hep olacağım sonuma burada ulaşacağım âşiyan’da köşküm pulludur benim kul olmadım aslâ olmadı kulum harama rüşvete uzanmaz kolum kirliden kanlıdan dolanmaz yolum ıram pür sevgiye yolludur benim güzele tutkunum doğruya yakın fanatik yanıma gelmesin sakın resmettim kendimi bir dönün bakın şeffaftır yüreğim dillidir benim ne senâdır ne fenâdır sözlerim iyiye güzele bakar gözlerim pusatsız el fesatsız kalp özlerim buyurun tüm bahçem güllüdür benim adım eriçok’tur ereğim haktır dostum arkadaşım aşinam çoktur el malı ırzında niyetim yoktur kutsalım bâtılım tüllüdür benim (9 ekim ’06) Fuat Eriçok |
Bazı cevaplar yoktur
boğaz’ı sor bana aşı boyalı yalıları bizans moru erguvanları ve ulu çınarları altları serin kıyıyı yalayıp geçen cam göbeği suyu poyraz'ı lodos'u okşayan çırpıntısını dalgaların istavrit'ini martı'sını anlatırım sorarsan uzun uzun soluksuz yalnız onunla el ele dolaştığımız arnavut kaldırımı dar kuytu sokakları sorma samanyolu'nu sor orion takım yıldızını süpernovaları kara delikleri kuasarları evreni sor evrimi amipleri dinozorları sorabileceğin en zorları istersen anlatayım on beş milyar yılın hikâyesini ama ne olur insanı sorma beni sor seni “biz”den imtihan et gülmeyi sor onun yüzünü çizeyim ağlamayı sor onsuz *******imi anlatayım hatta ölmeyi sor ne olur sevmeyi sorma (haziran 2001) Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 2
kimi yüce kimi cüce kimi bunların arasında yaşar gönlünce 20 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 3
kimi kendi ulu kimi tanrı kulu evlisi bekarı ayrısı dulu kimi ciddi kimi sulu hepsinin başka başka yolu kimi kin kimi keder kimi bilgi kimi sevgi dolu kiminin kırılmış kanadı kolu şaşırmış yolu kimi özümsemiş istanbul’u kimi kemikleşmiş Anadolu çoğu insan tıpkıbasım gibidir aynı yer aynı giyer aynı gezer toplu düşünür toplu inanır kimininse belli olmaz sağı solu 22 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 4
bazı insanlar “zannetmezler” “sanmazlar” batıla dogmaya hurafeye inanmazlar kanmazlar bazılarıysa düşünürler durmadan hazır sunulana konmazlar bazı insanlar vardır ah onlar ne insanlardır herkesin sorgulamadan kabullendiğinden korkmazlar başları dik alınları ışıklıdır dönüp boş karanlığa bakmazlar kendi aydınlık cennetlerinde yaşarlar ruhlarını sanal cehennemlerde vehimlerle yakmazlar 22 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 5
bazı insanlar tuhaftırlar her haltı yerler hem hem tövbe ederler secdelerler bazı insanlar korkaktırlar hem herkese boyun eğer paşam beyim der ne sorar ne ses eder hem çekinir titrerler bazı insanlar rahatlardır özgür düşünürler ne ezerler kimseyi ne kimseye itaat ederler gösterilen yöne değil bildikleri gördükleri yöne giderler tuhaflarla korkaklar sürüsüne bereket doğal olarak ve maalesef rahatlar ender 22 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 6
kimi çokçu kimi azcı kimi klasik sever kimi cazcı kimi itici kimi çekici bazısı kalemi iyi kullanır bazısı çekici bir nihilist’e göre ben elitist mişim iyiyi seçmekmiş sıkıntım bari kırılmasın dostum diye elitist gömleğini geçireyim sırtıma dedim tam yirmi gömlek ütüledim seçemedim acaba hangisi? adım gibi biliyorum ne diyeceğini “hiç giymemek en iyisi! ” 23 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 7
kimi doğuya gider batıya kimi kimi günü birlik yatıya kimi kimi düşünür değişir gelişir kazık çakar aynı çatıya kimi kimi yumuşağı sever düşkündür ölesiye katıya kimi çok farklı görünse de insanlar birbirinden aslında farksızdırlar bakılınca derinden deliler gibi didinirler bir şeyler edinebilmek için oysa hepsi de bilirler ölümü ve farkında ve emindirler hiçbir şey götüremeyeceklerinden 23 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar - 8
bazı insanlar ki yoktur hiçbir şeyleri mutludur denizde korkusuz yatakta kavgasız aşkta kuşkusuz bazı insanlar ki vardır her şeyleri mutsuzdur denizde susuz yatakta uykusuz aşkta huzursuz ultra modern otolarıyla ters yoldadırlar siz siz olun yaya da olsanız doğru yolu bulun varlıklı mutsuzlardan değil yoksul mutlulardan olun 23 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bazı insanlar
bazı insanlar köpek sevmezler bazıları kedi de sevmezler bazı insanlar kendilerinden başkasını sevmezler bazıları şiir sevmezler ben de bazı insanları sevmem 19 kasım ‘08 Fuat Eriçok |
Bedenimi Yakan Deli Kan
son şiirimi yazıyorum ben de tahir tacettin bey’e nazire hani şu ünlü şairimiz bilirsiniz her ne yazarsa okutan madem yazdı sonuncusunu ki benim yorumumca artık şiir üstü bir yerlere taşınmak amacı kanımca fakat ben de son şiirimi yazacağım çatlarım yapmazsam yaptığını da becerebilecek miyim aklımca önce ıslatıp işaret parmağımı tükürükle tıpkı anneciğimin yaptığı gibi bir zamanlar ki yaramazlıklarımı yazardı kireç badana duvara babama şikâyet için geldiğinde ben de yazıyorum and olsun felis’in terkettiği şaşkına dönsün sözünü yutan yok yok dudak bükmeyin hemen sorguyla sarmalayıp görünmez mütebessim ve inanmaz göz kıvırmalarda sakın demesin kimse “şair sözü yalandır” ya da “yalandan kimse ölmez” sözüm söz inanmazsanız sorun felis’e söylesin size hem nedir bu güvensizlik karakter gibi yapışmış üstünüze hiç mi görmediniz çevrenizde verdiği sözü tutan ayrıca işte altında imzam şiirim senedimdir şahit mi istersiniz var felis domesticus angoriencis ki kendisi benim değerli kedimdir tırnakları sipsivri yalana entrikaya hassas burnu kulakları dik her dedikoduya her mırıltıya radar duyarlı bıyık telleri ve gece görüş harikası gözleri her yanlışa teleskop tikli sevilirken bile alertte örtülü kuşkulu hislere bir bakarım çıtır çıtırdır tüyleri avucumda bütün kaprislere elektrikli bir bakarım mırıl mırıl huzura sarılmış göğsümde ve mutlulukla çizgilenmiş iki boncuk göz sımsıcak yatan yâni sonuçta şiirli senetli sözüm söz son şiirim bu yalanım varsa yaksın gözümü köz zaten yeter üç tane yazdım bugün kal geldi yeminle hepinizin önünde üstelik iki ayağım da yerde bugün başka şiir yok artık son şiirim duvardaki parmak izi bile kurumadı üstelik tıpkı anneciğiminki gibi ıslak ıslak gözüme korkuturca batan hadi bana eyvallah dostlar rahatım yarına kadar önümde uzun serin poyrazlı karanlık ve gizem dolu bir gece ve aklımda kimbilir hangi parkta erkek kedilere çelme atan Felis şiirden tatile girdim kendimce düşmeyeceğim dalgasına yemek de yemeyeceğim hadi eyvallah felis’im bekliyor patilese de tırmıklasa da ısırsa da kalbi gümbür gümbür şu anda ki biliyorum benim için atan ya benim ya benim göğsümdeki bu gürültü nedir peki sesini duyduğumda telefon karanlığında erişilmezliğe mahkûm uzaktan çatlatırca kaburgalarımı ve avuçlarımda sırılsıklam ter yatağımda kıskıvrak beter özlem sancılarında bedenim hayaline kenetlenmiş yapışkan son şiirim bu istesem de yazamam zaten beynimden çekildi istemsiz ve hızla yayılmada bacaklarıma seğirtili bedenimi yakan deli kan (mayıs ‘06) Fuat Eriçok |
Bekâr
bir rüya ki yaman karaşın liz sarışın marilin kızıl rita aman da aman birbirinden sıcak üç manita hâlim duman ertesi gece fıkır fıkır bir ümitle girdim yatağa gelmediler rüya yerine saplandım bir batağa yok artık rahat bilmem ki ne zaman vuslat bırak okumayı filan çalışmayı unut rüyayı düşünerek erkenden yat şu ünlüler de pek nazlı oluyor nerden düştüm peşlerine yok yok katiyen bende kabahat hey garip ruhum durup dururken kaçtı huzurum ne haddine ünlülerle sefahat bu minval üzredir duyururum gördüğüm rüya hususunda safahat şurda iyi kötü geçinip gidiyorduk neden terkedip gitti bilmem ki durup dururken beni böyle çıkmaz rüyalarda bırakıp mahzun altı aylık aftosum sarıyerli sarhoş sabahat (aralık ‘03) Fuat Eriçok |
Bekri
neşe için içer şişe boşalır neşe kaçar (eylül ‘02) Fuat Eriçok |
Belediyeye Başkan
istanbul büyük pasta kalabalık pis berbat trafik kötü imar kepaze kaldırımlar kargaşa keşmekeş sözün özü hasta bu yüzden şehri kurtarma faslında dr. mimar değil mimar doktor gerekli aslında (18 ağustos ’06) Fuat Eriçok |
Belli M'olur
avucunda tomur tomur yaş kına gözlerine aktı gönlüm döndüm şaşkına benden önce kimler düştü aşkına kement attılar mı sırça köşküne gülme sakın bencileyin düşküne belli m’olur belki döner düş güne şaşar felek zarım gelir şeş yine (temmuz ‘04) Fuat Eriçok |
Ben değilim
En cesur bakışımı erittin gözlerinde Bu şaşkın ifadenin sahibi ben değilim! Ellerimi ısıttın yumuşak ellerinde, Artık günahlarımın sâlibi ben değilim! Nerede aşkı yeren, küçümseyen sözlerim? Hayalini tartamıyor inan artık gözlerim! Zaman zaman çocukluğu, özgürlüğü özlerim! Gönlümdeki mâbedin râhibi ben değilim! Leylâ’mı arıyordum, giriverdin araya.. Vuramadım kalbimi, teraziye, daraya.. Dümen suyuna düştüm, çarpıverdim karaya! Alnımdaki yazının tâlibi ben değilim! (haziran 1969) Fuat Eriçok |
Ben Sen O
kimim ben? ya sen? hangimiz türk hangimiz ermeni kürt? kim rum? kim laz kim arap? birkaç kuşak önceden gelen ninen deden? kim biliyor doğru nedir? ve neyse ne kime ne? nasıl bir kafadır bunu dert eden? nasıl bir çıkar hesabı yatar bunun altında nasıl kirli bir neden nasıl bir rant? hepimiz agop’uz hepimiz şeyhmuz ve mehmet ve yorgi ve bugün ille de bugün hepimiz hrant (8 şubat ’07) |
Bence
görebildiğimiz ancak aydınlanan cisimden bir yansı duyabildiğimiz sesin algılanan frekansı bilebildiğimiz bilebildiğimiz gizemli gerçeğin bilinçle eksantrik dansı (22 ekim ’06) Fuat Eriçok |
Benim duam
öyle bir ülke istiyorum ki allahım her işimiz sana kalmasın mutlu ve güvenli bir yaşam için tek şans dua olmasın 3 ağustos 08 Fuat Eriçok |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:21 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.