![]() |
Öğüt
Sokulunca alemin bütün dertleri koynuna Karanlıkta olsa yürümekten korkmayacaksın Asılsa da en ağır sorumluluklar o narin boynuna Güçlü olup en hızlı sen koşacaksın Dolsa da naif kalbin sevdiğinin hasretiyle Başını yastığına gömüp sessizce ağlayacaksın Sis ve gece bastırınca bütün kasvetiyle Gönlünü en sıcak korlarla dağlayacaksın. Haluk Cenk Batur |
Pantolon
İşe falan gitmek istemiyorum Akşama kadar çay içeyim Boş boş gezineyim Asmalı Mescit’te. Ne yalan söyleyeyim Param da yok halimde. Bugün on beş temmuz Doğum günüm. Aramayanları çok ayıpladım. Sevgilim! Bana pantolon al Zayıfladım. 2005 Haluk Cenk Batur |
Racon
Demek her şeyin raconu varmış Bugüne kadar inanmadığım bu düstur Karşıma çıkıverdi bugün Sevmekte bile bir kural aranırmış. Bahçedeki kedilerle bile Akışına bırakılmış bir arkadaşlık kuran ben Sana aşık olduğum için Artık yeni kararlar alıyorum Anladığım kadarıyla Bu hem senin hem benim için. Sen dersen ki ben sadece aşık oldum O zaman yıkarım bütün tabuları Sen arama o arasın, Kendini fazla gösterme Değerini bilsin saçmalıklarını Bir kalemde siler atarım. Hele birde dersen ki Lutfedilen ömrü seninle paylaşırım O zaman kilo bile veririm Sen yeterki sev Ben bütün tabuları ezerim. Haluk Cenk Batur |
Pazartesi
Sabah kalkacaktım, Çay içemesem bile gazeteye bakacaktım. Duş alacaktım, Güzelce giyinip kırmızı gömleğimi Ve sevdiğim pantolonumu Saçlarımı fiyakalı tarayacaktım. Arkası çiçekli aynamı çatlatacaktım. İşe gitmek için evden çıkacaktım. Her sabah yaptığım gibi Güneşe selam çakacaktım. İşyerime geldiğimde çaydanlığa su koyacaktım Birkaç telefon açtıktan sonra Tomurcuklu çayımı içip afyonumu patlatacaktım. Akşam olunca; Her zaman yaptığım gibi En son otobüse koşturacaktım. Eve gelince salata yapacaktım, Sofra hazırlayacaktım, Yemek yedikten sonra sigara yakacaktım. Arayacaktım. Yapamadım. Ayrıldım. 2005 Haluk Cenk Batur |
Ro-Ro
İkimizde korktuk. Engin denizlere açılamadık Ne sen bir şilep olabildin Nede ben bir ro-ro. İkimizde korktuk. 2005 Haluk Cenk Batur |
Rum-lar
Bugünden itibaren rumları çok seviyorum rumlar benim en iyi dostum en iyi arkadaşım. Bugünden itibaren hayatımı rumlar üzerine kuruyorum… Çünkü; Seni istiyo-rum Seni bekliyo-rum Seni seviyo-rum. 2004 Haluk Cenk Batur |
Rüya
Görsem, anlasam ne yazıyor acaba? Bir kapı belirir, kilitsiz Dev vücuttan naçar gözyaşı Sabah,zabıtlara düşüldü rüya. Görsem, anlasam ne yazıyor acaba? Zengin kederimin kaynağı bu mudur acaba? Bir kapı belirir, kilitsiz Bir kapı bir kapı, özne belirsiz fiil mecalsiz. Dev vücuttan naçar gözyaşı Evet dökülür, çünkü daha ufak yaşı. Sabah, zabıtlara düşüldü rüya Özet bu: Hayat düşünmektir vesile rüya. Zengin kederimin kaynağı bu mudur acaba? Bir kapı bir kapı, özne belirsiz fiil mecalsiz. Evet dökülür, çünkü daha ufak yaşı. Özet bu: Hayat düşünmektir vesile rüya. Zengin kederimin kaynağı bu mudur acaba? Yegane dost saydığım çay ve sigara. Bir kapı bir kapı, özne belirsiz fiil mecalsiz. Yankı dua suçu belirsiz. Evet dökülür, çünkü daha ufak yaşı. Damlası deler acımadan dağı taşı. Özet bu: Hayat düşünmektir vesile rüya. Teneffüs o teneffüs o, hatırlatan rüya. 2004 Haluk Cenk Batur |
Sana Sığınıyorum
Kılkuyruk pantolonlardan, Serseri ayakkabılardan Dağınık saçlardan, Zehirli yankılardan, Arkası görünmeyen yollardan Sonu gelmez tatlardan Sana sığınıyorum. Şeytanın oltasına takılmış nisadan Denizleri yaramayan asadan Beynimi kemiren tasadan Zevki şiar edinen masadan Sana sığınıyorum. Seni yazamayan kalemden İçimi ferahlatamayan heceden Senin için gözyaşı dökmediğim geceden Sana sığınıyorum. Kardeşimle paylaşmayacağım paradan Yolunda harcamayacağım maldan Bana hamallık getirecek kardan sana sığınıyorum. Boş yere alnımdan akan terden Gayesizce giyotine yatan serden El açıp dua ettiğim bu girift yerden Sana sığınıyorum. Gösteriş için vardığım secdeden Her yalana kılıf aradığım gerekçeden Arzuhalimi bildirmeyen duadan dilekçeden Sana sığınıyorum. Haluk Cenk Batur |
Sarıyer İstanbulun en güzel çocuğu
İstanbul’un en güzel çocuğu Benzer mi hiç öbürlerine? Beşiktaş’a,Taksim’e,Eminönü’ne. Çok oynaktır onlar Bir dakikaları diğerine uymaz. Azgın yanın Suların Karadeniz’den gelen Gümbür gümbür ses getiren Sularındır en azgın yanın. Aşıkların en çok gezdiği yerdir sahil boyu Büyükdere,Kefeliköy, Tarabya, Yeniköy,İstinye,Emirgan. Balık tutanların Bir bardak demli çay içmek isteyenlerin Spor yapanların Ağlayanların Ağlayamayanlarında mekanıdır sahil boyu. Ormanların rehabilitasyon merkezidir Varoş hayatlara ayaküstü et lokantasıdır Kendin pişir kendin ye tesislerin. Zaten kimse kendisi pişirip te kendisi yememezlik yapmaz. Yüzmek isteyen Yada kendisiyle savaşanların uğrak yeridir Kilyos,Gümüşdere. Arabayla geçirilecek en lüks hafta sonudur Peynir,domates,karpuz,üzüm,içene bira içmeyene kola Sunulur. Taze ekmek’i de unutmamak gerek. Tüm bunların toplandığı merkezdir taze ve beyaz ekmek. İstanbul’un en güzel çocuğu Benzer mi hiç öbürlerine? Beşiktaş’a,Taksim’e,Eminönü’ne. Çok oynaktır onlar Bir dakikaları diğerine uymaz. 2002 Haluk Cenk Batur |
Sen Beni Hiç Sevmedin
Şefkat bekleme benden artık Dara her düştüğünde arayacağımı sanma. Baban gibi delikanlıda görme beni İstemiyorum. Sen beni hiç sevmedin nazenin Sevseydin hissederdim ben. Sana her koştuğumda cebimde beş para yokken, Yada bakkaldan ıkına sıkına borç alıp sana telefon ederken Suratıma çarpmayacaktın kapılarını. Benim gibi koşacaktın,benim gibi ağlayacaktın Benim gibi dayanacaktın. Sadece canın sıkılınca *******i Yada annen sana bağırdığında aramayacaktın beni. İşlerinin en yoğun olduğu anda aklına gelmeliydim, En zor zamanında aramalıydın. Yalnız olduğunu hissettiğinde,yada yalnız kalacağını hissettiğinde değil, Gündüzleri aramalıydın gündüzleri beni *******i efkarlanmak herkesin işi. Gündüzleri efkarlanmalıydın. Şefkat bekleme benden artık Dara her düştüğünde arayacağımı sanma. Baban gibi delikanlıda görme beni İstemiyorum. Şimdi n olur ara beni sesini duymak istiyorum diyorsun Aramanı bekleyeceğim diyorsun Duruyorum,duruyorum,duruyorum Geberdim hasretinden diyemiyorsun. Sen beni sevmedin nazenin Sen beni sevmedin Sevseydin hissederdim ben.. Mutlu anlarında aklına geldim mi hiç? Arkadaşlarınla okey oynarken, Dedikodu yaparken, Gülerken,eğlenirken aklından geçtim mi hiç? Oysa sen benim yirmi dört saatimdin Üç yüz altmış beş günümdün, Babamdan azar işittiğimdin Anneme yalan söylediğimdin. Ben seni gerçekten sevmiştim Sevdiğimi de yüz bin kere söylemiştim nazenin. Düşünüyorum da bu kadar şiiri bu kadar şarkıyı bir ağaca,bir taşa okusaydım Onlar bile bir parça severdi beni Sen aşkı bilmiyorsun nazenin Benim bildiklerimi bilmiyorsun Hoş! Bilmekte istemiyorsun. Artık aklıma bile gelmiyorsun. Seni sevmek için neleri göze aldığımı biliyorsun değil mi? Kimleri karşıma alacağı mı? Korkma demiştim sana! Korkma! Gemileri beraber yakacağız Fikirleri beraber yıkacağız Elele tutuşup dağlar dolaşacağız İnip ovaya ceylanlar gibi koşturacağız. Sense bildiğin aşklardan sandın beni Arkadaşlarına hava atabileceğin Sözünü geçirebileceğin Hikayeden şarkılar söyleyebileceğin aşklardan sandın beni Oysa ben aşkın atardamarlarında dolaşan bir alyuvarım Yak deseydin bana, geçmediğin yolları bile yakardım. Yak deseydin bana, geçmediğin yolları bile yakardım. Kusuruma bakma nazenin Artık seni sevemem Senden yorulmuş bir kalple çıkamam yeni aşkların karşısına Her akşam onlarca sigara içip yokluğuna ağlayamam. Annemi babamı kardeşimi karşıma alamam. Sen beni hiç sevmedin nazenin Ben senin rehabilitasyon merkezin Ağlayabileceğin,gülebileceğin,derdini anlatabileceğin. Şefkat bekleme benden artık Dara her düştüğünde arayacağımı sanma. Baban gibi delikanlıda görme beni İstemiyorum. 2005 Haluk Cenk Batur |
Sevdamın Birinci Senesinde Hiç Bitmeyecek Bir Elif Senfonisi
SEVDAMIN BİRİNCİ SENESİNDE HİÇ BİTMEYECEK BİR ELİF SENFONİSİ Bana ne zaman adını sorsalar adınla başlıyorum adımı söylemeye… Tam bir senedir… Uzun yolculukların arifesinde yaşanan telaştan Çok daha bir telaşlı hergün ellerini tutmak coşkusu.. Ve adını söylerken dilimde dört harf; Yer gök çınlar köşe bucak Elif korosu.. Nicedir hastalandığım,ağladığım,sızladığım,yandığım,yakard ığım, Hani gece yattığında gözlerin dolar, Bir sevdiğini kaybettiğini düşündüğün zaman Tam bir senedir… Her gece gözyaşımda Elif’i kaybetme korkusu… Otobüslerin orta sağ koltuğuna oturduğumda Ne kadar mutlu olduğumu biliyor sevgilim, Ki bunu benden başkası bilmiyordu bir sene önce.. Bazı yanılgılarım olurdu hayata dair; Mesela çamların altında verilen buseyi bilmezdim Elif’i tanımazdan önce.. Yine kafamda sorular: Bu sefer yalnızca saçımı taramak için Bakırköy’de Elif’i görmezden önce.. Garip bir güvenin arkasına saklanırdım İzmit,Yalova,Bursa yolunda Mola için hep aynı yerde dururdum İzmitten çıkışta bir Boşnak lokantasında.. Bir bozuk silahtır Elif’in yokluğu, Namlusu her daim bana doğru.. Ve Bursa’da börekçi aramak kadar içtendir sevda.. O börekten bir diş, Bursa’da bayram İstanbul’da kavga.. Bir sevgilim var demenin ne kadar da güzel olduğunu bilmezdim 17 aralıkta Elif’e kavuşmazdan önce.. Belli ki köpürmekte deniz, Hangi başlangıcın kumsalında bulduysa kendini Bıraktım gençliğimi Senin sahiline biriksin biraz.. Netameli zamanlar yaşadıkça Suyun tadı sanki daha bir tatlı Ve karaya vuran gemi gibi daha bir mağrur Yunusların en kalabalık sürüsü… Tam bir senedir… Senin sahiline birikmede bu adamın öyküsü.. Haluk Cenk BATUR 200…Bitmez Haluk Cenk Batur |
Sen Şimdi Nerdesin
Sokaklar, Sarıyer, Hani gezdiğimiz sokaklar Hani elini tutup gözlerine baktığım o yerler Soruyorlar şimdi seni bana Sen şimdi nerdesin? Kalbimde bir yara açmıştın Hatırlamazsın belki Cenk ben Bilmezsin Gittin köpekler güldü halime Sen şimdi nerdesin? Haluk Cenk Batur |
Sızı
Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Sarıyer’den doğru uzun uzun baktım Fark ettim… Kavak sahillerine gözlerimin gölgesi vurmuş Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Önce vapura bindim bir hüzünlü rüzgar Ve deniz maviye inat bir mavi Kaptan çabuk ol! Keskin bir hüzün sarıyor beni. Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Sonra balıkçılar karşıladı beni Sonra en sevdiğim dondurmacı Virajı dönerken yanık bir ezan sesi Ve cıvıl cıvıl çocuklar Her adım biraz daha heyecanlandırıyordu beni. Evinizi görünce uzaktan Ağlamaklı oldum bir an. Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Bembeyaz evinizin kapısını çaldığımda Melekler karşıladı beni Sizi sordum,sağ ellerini kaldırarak Yürü dediler yüz metre daha. Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Biraz yürüdüm meleklerin gösterdiği yönde Sanki cennete gelmiştim belki de Hayat arkadaşınızla davet ettiniz beni Cennet köşkünüzün en güzel köşesine Fikrimce düşündüm sizi Ve görüştüm. Annemin annesi Kiminin manevi validesi Kavağın hacı annesi Ve en şirin sıfatların en tonton sahibesi Fikrimce düşündüm Ve görüştüm. Annemin annesi torunlarının en sevgilisi. 2002 Haluk Cenk Batur |
Simit
Ne tereyağlı iskender senin kadar anlayışlı Nede kuru fasulye pilav senin kadar imdat sever. Bir tek dileğim var bu koşuşturmanın arasında; Canım her istediğinde seni bulsam, Ah be simit keşke bedava olsan! 2005 Haluk Cenk Batur |
Siyah Saçların Zulme Çağırıyor
Önümü göremiyorum. Oturduğum bu bankın üzerinden Sonra kalkıp bindiğim otobüsten, Nereye bakmak istesem önümü göremiyorum. Zırhını kuşanmış şövalye gibi korkusuzken Yada gözü kara İskenderken bile Siyah saçlarının zulmünden kurtulamıyorum. Çok yorgunum,eklemlerim tutmuyor artık Karanlık labirentlerden çıkış arıyorum Gözlerim kan,kaşım çatık,saçım dağınık Duvarlar düz zaten yorgunum,tırmanamıyorum. Yakaladığı her umudun arkasından koşan, Sabah ezanı gibi yürekten Babam gibi gerçekten bir hayat arıyorum. Tüm bu karmaşanın göbeğinden sıyrılsam da Tüm bu girift bilmeceleri çözsem bile Siyah saçlarının zulmünden kurtulamıyorum. Zonk zonk kafam çınlıyor Annemin duası yardıma koş Siyah saçların siyah saçların ütülüyor atardamarlarımı Her defada açtığım kapılar, hep boş hep boş. Kör müyüm neden çarpıyorum duvarlara Akreplerle dolmuş beynimin içi, Attığım her adımda yerlere çakılıyorum Bağırıyor sanki kafamın içinde bir keçi Siyah saçlarının zulmünden kurtulamıyorum. 2005 Haluk Cenk Batur |
Sofra
Soframızda üç beş zeytin olsun Biraz peynir,birazda ekmek. Sen ben biz olalım Namert aramızda olmasın Olmasın yanımızda ne içki ne kumar Helalinden biraz sohbet ve arkadaşlar Ve üç beş zeytin biraz ekmek. Soframıza haram girmesin Namert uğramasın kapımıza. Evimize veliler evliyalar girsin Sohbetimiz aşka olsun Yalana karşı sağlam kale olsun sohbetimiz Şiirimiz Yunus’tan olsun Sait’ten birazda Şundan bundan değil. Soframızda bir bardak çay olsun En açığından ve en Rize’sinden. Yudumlanan kahır olsun Cihan sahnesinden ve yalanın en kahpesinden Servetimiz namusumuz olsun paramız değil. Soframızda üç beş zeytin olsun Biraz peynir ve birazda ekmek… 2002 Haluk Cenk Batur |
Soğuk Baharlar Ülkesi
Yazbaharı görmeyen bir coğrafyanın Engebeli dik yamaçlarında Kaygan otobüs lastiğidir hasret. Umudu temsil eder Güneşin çıkma ihtimali Gölgesiz sabahların dostudur Rutin bekleyişler. Kar tanelerinin Taş büyüklüğünde ağırlıkları Ve buz denizini kıskandıracak Soğukları vardır bizim ülkemizde. Kalın bir mont kıvamında yaşanır aşklar İçmeye çay gezmeye sıcak yerler tercih edilir. Kesik bir soğuk tanımındadır Burada baharlar. Bülbül pek ötmez güller pek bitmez Belki kirli çakallar bağırır kente doğru. Seyre dalar buz tutan hayalleri Bir delikanlının. Kararsızlık çiçekleri açar beyaz örtünün altında. Kararsız kararlar verir karar zümresi Tutarsızlıkların merkezidir soğuk baharlar ülkesi. Camların buğusunda yaşanır En güzel aşk hikayeleri. Ve camların buğusuna kazılıdır Onun teni. Jilet gibi kaygan bir yokuşu çıkarken Aşık olur insanlar. Düşmeyi yokuşlardan Sevmeyi de; Yokuşun sonundaki umuttan öğrenirler. Soğuk baharlar ülkesi Ve yere vurmaz kimsenin gölgesi Bir üşüdüğümüz doğrudur Bir de böyle soğuk sevmelerin hikayesi... 2003 Haluk Cenk Batur |
Son Defa
Bir uçurum kenarı Hayallerim ve sen Haydi çal o şarkıyı Son defa Haydi çal şarkıyı Son defa. İstanbul bizim olsun Kaldırım taşları Sokak lambaları Gezelim son defa Gezelim son defa. Bir uçurum kenarı Taze gül ve çimen Basıp geçtiğin bu yollar Hayallerim ve sen. İstanbul bizim olsun Kaldırım taşları Sokak lambaları Gezelim son defa Gezelim son defa. 2005 Haluk Cenk Batur |
Son Durak
Hep boynum bükük sensizken Neyi koyayım ki yerine? Boşluğunun binde birini doldursun. Sen bir göz yanılsamasına bile ağlarken; Benim ruhum hangi tende can bulsun? Yok yok böyle bir hasret olamaz,olmamalı! Bir öksürük kadar yakın bir şifa kadar uzak, Seninle geçerken zaman,saliseler bile durmalı Saatler koştursun ömrümü Açtığın kapı bana son durak. Haluk Cenk Batur |
Sonbaharda
Sonbaharda solamayan tek çiçektin Güller kıskanmıştır seni bu yüzden Yazı bekler ya onlar Sen yazında güzelsin kışında güzel. Datça’nın en çok çamları güzeldir Ama onlarda kıskanırlar seni Gözlerinin rengini Sorarlar:Neden bizden daha yeşil diye Çaresiz ağlarlar bu aşk-ı mecaziye. Sonbaharda solmayan tek çiçektin ve hala öylesin. Çok oldu iki senedir sana bağlanan Sense aldırmadın gittin sevdiğin Datça’dan. Hep hüzün türküleriydi dilinde dolanan. Ağlamıştın ya çok üzülmüştüm Tane taneydi gözlerindeki yaşlar Boşalmıştı pınarlarından. Sonbaharda solmayan tek çiçektin ve kışında solmayacaksın Sesinde güzel ya Lorena Mek Kenıt gibi Hep daim kal Datça’nın çamları gibi. Sonbahar,kış,ilkbahar,yaz Bitmeyen sevda ol Leyla ile Mecnun gibi Sonbaharda solmayan tek çiçektin Ve hep güzelsin. Haluk Cenk Batur |
Soru
Keşke söylemek kolay olsaydı Bazen bir türkü bazen iki sözcük Bazen de sevgi isteği. Keşke ben benken seni seviyor olsaydım. Çok şarkı dinlemem Ama çokları ezberimdedir Çabuk bıkarım şarkılardan Sende onlardan mısın? Haluk Cenk Batur |
Şimdi İstanbul'da Susmak Zamanı
Şimdi İstanbul'da susmak zamanı Nazlı bir eyüp oyuncağını koşturmak zamanı. Şimdi susmak zamanı Doyasıya sevmek Taksimden Beşiktaş'a yürümek Sebepsizcesine Üsküdar'a geçmek zamanı. Şimdi şarkılar dinlemek zamanı. Ağlatan,güldüren,acıtan,sancıtan,yandıran,kandı ran Ve adı sanı belirsiz bir kadından bahseden şarkılar dinlemek zamanı. Şimdi İstanbul'da susmak zamanı Bir kadını çok sevmek Ve nazlı bir eyüp oyuncağını koşturmak zamanı. 2005 Haluk Cenk Batur |
Takla
Saat geceyi çoktan sollamış Hava karanlık Dışarıda itler Adım adım kurulu tuzaklar Köşe başları akşamdan tutulmuş Karanlık ve çıkmaz sokaklar. İnsandır bu Sokağa çıkmak, gezmek ister Saat geceyi sollamışta olsa Hava karanlık dışarıda itlerde olsa Kurulu tuzakların farkında da olsa Sokağa çıkacaktır insan. Ah toy çocuk! Gece vakti dışarı ne çıkarsın Büyüdün de adam mı oldun sanarsın Senin okuduğu kitaplar Bu sokağı aydınlatmaz Yada tuzakları kaldırmaz Hayata dair yazıların. Sen bu sokakta kaybolursun Çakalların tuzağında av olursun. Kurulan hain tuzakları görmezde Takla atar atarda bu hayattan soğursun. Haluk Cenk Batur |
Tarih Yağmalanıyor
Üzerimde sensizliğin dayanılmaz ağırlığı Birde bu şehrin ihanet kokusu var. Resimlerden bir şey kalmamış Bendeki dürüstlük yabancı ellere Oralardaki zalimlik bana taşınmış… Şafak vakitleri suskun İkindiler öksüz, ******* ağlıyor Uyansana ey kalbim! Tarih yağmalanıyor! Haluk Cenk Batur |
Taksim Sis İçimde Siz
Bu gece sis var Taksimin üstünde İçimde yine siz. Gecenin köründe otobüs beklersiniz Hayat öyle bekleyiştir benim kentimde. Taksim sis içimde siz. Yağdıkça yağar asitler marka paltoma Bu gece sis var bu gece yine siz Dönüp saçımla bile bakmam arkama Önüme geçin halim kifayetsiz. Şu alem acayip kaynayış Kör *******e çıkar şu kapıdan sonrası Bu alem sessiz bir anlayış Hayat dediğin ölümün hemen arkası. Nefes almak zor bu gece, Bu gece zor geçecek. Acımız tek fikrimiz ikiz Yanıma oturan kadın halimi nerden bilecek Çok dostumuz var lakin; eve gelince tekiz. 2005 Haluk Cenk Batur |
Tasvir-i Efkar
Hüzünde görmektesin son üç günden beri Hüzne sevk etmektedir bu dert beni. Ağlayamamak derdi yüceltmiştir belki de Bir sevdiğim vardı geçmişte, mazide. Kavuşulmaz bir yere gönderildi benden çok uzak Bu,efkarıma bir sebep olacak Şimdi ramazandır gönül zaten haraptır Uğraşma kardeşim bende umut çorak topraktır. Ah kardeşim beni bana bırak ben şu an kötüyüm İnsan içinde dolaşan hayatlı bir ölüyüm. 2002 Haluk Cenk Batur |
Tekrar
Yine ayrılıyorum senden İçimde yine aynı hüzün Arkadaşlarda yine aynı damlalar Ve sen yine ağlamıyorsun Bekliyorsun birilerini Yine o sevdiğin şarkıyı bekler gibi. Sevgiler yanlıştı umutlar gereksiz Kurulan arkadaşlıktı aşıklar sevgisiz. Yeni umutlar başlardı senden sonra Kayıtlara geçecek yeni aşkların ilk paragrafı yazılırdı. Yazılırdı duvarlara; Ben bilmem kimi seviyorum diye Çaresizlik umutlar seneye taşınırdı Sevgiler yanlıştı umutlar gereksiz Kurulan arkadaşlıktı aşıklar sevgisiz. Haluk Cenk Batur |
Tokat Temennisi
Müptelasıyım; Bu tarifsiz derdin müptelası İşim acı,yolum dert İşte budur yirmi yılın hülasası. Sonun var! Duyuluyor birinin yankısı Masalar dörtlü, keyifler gıcır Gitmiyor gitmiyor ruhumun yancısı. Falcı hey falcı! Derdime ilaç belki sen olursun Belki hiçbir şey olmazda Cehennemde bana yoldaş olursun. Rahmet değil taş yağsın tepemize,büyük küçük Yeter artık gelsin bu cismimize İyilik veren kötülük. Haluk Cenk Batur |
Tutarsız
Şimdi başkasın Sonra başka. Şimdi gülsün Koklamaya doyamıyorum Sonra cehennemsin Kapını çalmaya korkuyorum. 2005 Haluk Cenk Batur |
Umarsız
Nurdan topuklarınla ezerek atardamarlarımı Arkana bile bakmadan pervasızca gidiyorsun Gülerek kanattığın kabuk bağlayan yaralarımı Sunduğun reçeteler iyileştirmez biliyorsun 2005 Haluk Cenk Batur |
Umutsuzluk
UMUTSUZLUK Çok çabaların sonunda Ne bir zafer sarhoşluğu yaşadım Nede işin başlarındaki kadar hevesli kaldım.. Sözün özü; Bu siyah gömlek bana hiçbir zaman olmayacak galiba.. Haluk Cenk BATUR 2007 Haluk Cenk Batur |
Uykulu Sabah
Herkes hüzünlü bu sabah biraz, Biraz bu sabah herkes uykulu gözüküyor. Aslında uykulu gözükmeyenlerde Jelibon tadındalar. Farketmiyorlar. 2005 Haluk Cenk Batur |
Uzun Saçlı Ufak Çocuk
Uzun saçlı, Benim için sadece topu patlayan,ağlayan ufak bir çocuk.. Görmemek için bu kadar kör olmak gerekiyormuş, birinci sınıf bir hamurun ne kadar büyüttüğünü.. Dedim ya; Uzun saçlı.. Benim için sadece topu patlayan,ağlayan ufak bir çocuk.. Haluk Cenk Batur |
Üşümenin Dayanılmaz Mutluluğu
Gece uyanmışsın; Bir bakmışsın dışarısı bembeyaz.. Ve koynunda sevgilin.. İşte en güzel üşümektir o Bir yumak halinde ayak bileklerin Haluk Cenk Batur |
Üşüyen Adam
Kalbi üşüyen bir adamın Elleri sıcaksa İşte o doğru adamdır. Korkma. 2005 Haluk Cenk Batur |
Vehamet
Kaygan bir zeminin üzerindeyim Gel gel diyor fahişeler! Sağlam bir zeminin peşindeyim Uzat elini uzat diyor minareler. Tersi dönmüş beyinlerin hapsindeyim Çakal sanıyor kendini fareler. Zorla mahkum olmuş gibi neticeler Tersi dönmüş beyinlerin hapsindeyim. Bitti artık, yok önüme açılacak kapı Ümidimi kesmesem de bilirim gerçeği Düşünmek istemesem de ne geçmişi ne geleceği Bitti artık, yok önüme açılacak kapı. Bir teşekkür istemem sevdiğim köpekten Haddimi bilirim tutmam devlere kafa Bir tütün bir kağıt çıkar yelekten Yeter artık yeter cefa üstüne cefa. 2004 Haluk Cenk Batur |
Yakıyorum
Sana yazdığım bütün şiirleri yakıyorum Yakıyorum. Sana yazdığım ama vermediğim mektupları da. Bir o kadar da gidiyorum yüreğinden Sana yazdığım harfleri yakıyorum. Sana baktığım bütün gözleri yakıyorum Elindeki sigara,dilindeki sözler Ve beni alan başka diyara satan sözler Yakıyorum onları da Senden kalan seni yakıyorum. Sana kaçtığım bütün *******i yakıyorum Babamdan azar işittiğim, Benzini bitmiş arabamın,sana sürdüğüm Bütün *******i yakıyorum. Sessizliğine ağladığımız Karası seni yıldızları beni yakan İçinde İbrahim Sadri’ler olan Ve senin için ağladığım Bütün sensizlikleri yakıyorum. Senin için sana yazdığım Ve gözlerine Ve kaşlarına Ve soğuk *******de Kazağına Yazdığım bütün şiirleri Bütün mektupları bütün harfleri Ve seni içimde yakıyorum. Sana yazdığım seni yazdığım Kalemimin kağıdı kalbimin sözcükleri sevdiği Bütün şiirleri ve seni bilmeyen harfleri Ve gözlerini tanımayan bütün mektupları yakıyorum. Ve şimdi gidiyorum Sana geldiğim ve senden gittiğim bütün yolları yakıyorum. 2002 Haluk Cenk Batur |
Yalnızsın
Sen yine yalnızsın Kimse görmüyor seni Elinde üç beşten sarılmış bir kağıt Ve içinde ateş buram buram. Sonradan görme umutlar besliyorsun İstanbul içinde birine. Sen yine yalnızsın Yedi nokta dört şiddetinde ağır bir baş ağrısı Gözlerin kan çanağı, Ve üzüntülerin sağanak yağmur şeklinde Sen yalnızsın. Sen yine yalnızsın Salt çoğunluğun bilmem kaçta kaçı ret cevabı vermiş Senin kanunlarının hükmü kalkmış Ve sevdaların tozlu raflara birer dosya olmuş sadece. 2002 Haluk Cenk Batur |
Yaprakların Dökülmüş Leyla
YAPRAKLARIN DÖKÜLMÜŞ LEYLA Yaprakların dökülmüş Leyla; İçinde kahve çekirdekleri taşıdığın, Ayaklarına paspas yaptığın Ve üşüdüğünde bir kedi gibi sarıldığın Yaprakların dökülmüş Leyla Farkında mısın? Sen Pers medeniyetinin yegane,nadide parçasıydın Şimdi İstanbul’da bir göl yakınında ikamettesin Nefes aldığını bir tek ben biliyorum Korkma artık Leyla Emniyettesin. Çok üzmüşler seni Leyla Naif ruhunu tar-u mar-a uğratmışlar Sen Babil’in bahçelerinde Daha açılmamış bir gülsün Seni alnıma kader diye mi yazmışlar? İnci dişlerinin arasından dökülen her bir kelime Gövdemin en kuvvetli yerinde misafirimdir. Ve saçların; Bırak omuzlarından salınsın Seni görenler derin bir ah çekerek -Ne olurdu bizde Leyla olsaydık -Bizde Leyla gibi olsaydık- Serzenişleri içinde yakınsın. Yaprakların dökülmüş Leyla Sen en verimli toprakların çiçeği olmak varken Neden çöllerde dolandın yıllarca? Neden dipsiz kuyulara taş attın? Mutlu olacağını umarak neden her gördüğün rüyaya Mecnun diye bağlandın? Cevap ver Leyla! Başını eyme bu sefer çaresiz köle gibi Bir kez de kaldır şu boynunu Hesap ver bana Leyla! Yaprakların dökülmüş Leyla Farkında mısın? O sevdiğin şarkılar seni üzmekten başka bir şeye yaramaz Hüznün gölgesinde yaşamayı kendine reva görüyorsun Eskiden ne güzelde gülerdin bak şimdi ağlıyorsun Ağlıyorsun Leyla. Bir daha gülemeyeceğini zannediyorsun. Güleceksin Leyla! Hem de utanmadan sıkılmadan güleceksin Bir adam gelecek düşüne Kapayıp gözünü ve atlayıp o adamın atına Saatleri saniye diye keseceksin. Korkma Leyla! Korkma bu adamın şiddetinden Öğrendiğin tüm ön yargıları bir kenara bırak Lütuf değil, İhsan değil belki Ama senin için büyük şans Leyla. Anlamıyorum ki saçlarını hissedenler Yanaklarının sıcaklığına erenler Hiç mi anlamadı içinde yatan aslanı? İnsanlar neden suskun Leyla ******* neden suskun? Seni karşıma çıkaran elbet canımı da alacak Ama bir kez olsun bilseydim Hiç mi hissetmedin beni düşüne alarak? Sen ki bir kahve acılığına bile gülüp geçiyorsun Biliyorum Leyla sende aynı şeyi düşlüyorsun. Evinizin saçaklarından dökülen her yağmur damlasına; Belki benimdir diye bakıyorsun. Yada hergün gelip gittiğin yollarda Elbet karşıma çıkacaktır diye umuyorsun. Çıkacağım Leyla elbet karşına çıkacağım Başını “olur” diye eğdiğin gün Hayatında derin bir yer kaplayacağım. Her şeyin anahtarı sende bu gizlerin bu sırların Ve bütün kapıların anahtarı sende Leyla! Gerçi bu adam ardına dek açtı kapılarını Saraylarını feth eden sultana. Sen Pers medeniyetinin yegane,nadide parçasıydın Şimdi İstanbul’da bir göl yakınında ikamettesin Nefes aldığını bir tek ben biliyorum Korkma artık Leyla Emniyettesin. 2005 Haluk Cenk Batur |
Yanımda Olmalısın
Güneş doğmalı; Yeni sabahlar yaşamalıyım seninle Başım ağrırken, Yada ağlarken şarkımıza Yanımda olmalısın. Akşam olmalı; Uzun ******* yaşamalıyım seninle En sevdiğim şiiri okurken Yada en sevdiğim şarkıyı söylerken Yanımda olmalısın. Haluk Cenk Batur |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:16 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.