![]() |
Gülmüyor Mevsimler Sensiz
Sol yanında siyah bir inci benindir. Beyaz gülün rengi senin tenindir. Lâleler sümbüller güller senindir. Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm. Gözlerin ki Cezair menekşesi. Sen varsan vardır gönlümün neşesi. Yokluğunda kalbim uzlet köşesi. Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm. Reşat lirası da olsa aşkımız, Dünyalara bile değse meşkimiz, Olmaz olsun sarayımız köşkümüz Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm. Dilersen yolları dümdüz edeyim. Dile *******i gündüz edeyim. Sensizken yazı baharı nideyim. Gülmüyor mevsimler sensiz Canözüm |
Halil'im
Halil’im Rahman’a rızamı anlattım Ben gibi garibi duyar mı bilmem Gönlümün sahilindeki ayak izine baktım Ben de bir gün er soylu Halil olurum diye |
Hasret
Annenin rahmindeki bebeği, Bebeğinse yüreğindeki anneyi Âşıkın dostluğu için geceyi Beklediği gibi beklerim seni Geçti saatler, karardı gece Hasretim düştü kağıda hece hece Hayâllerim sarmaş dolaştı seninle Bekledim lâkin gelmedin, nafile... Faruk Gökbulut |
Hasret Kokan Çiçek
Sen gönlümdeki dileksin Bahçemdeki sarı kelebek Cennetten süzülen meleksin Özlem ol gel, hasret kokan çiçek |
Hasretin İzi
Aşıkın maşuka naz hakkı vardır Sevgilim halimi sor da öyle git Bülbülün de gülde göz hakkı vardır Sevgilim yaremi sar da öyle git Vurduğun hançeri bırakma geri Birgün arar isen bu derbederi Görürsün narınla yaktığın yeri Hasretin izini sil de öyle git Gör ki ne haldeyim, sor ki niceyim Derde düçar olmuş sırlı geceyim Çözümü sendeki bir bilmeceyim Kalbimin sırrını çözde öyle git |
Hasretin Narı
Hasretin narında yanarken bana Gurbeti dost bilip gelme bu yana Ey yar, feryadım bu âhı duyana Yanarsın burda , gezinip durma |
Hatıralar-1 (Köyüm ve Ben)
Hatırlar mısın? Sonbaharın kapımıza dayandığı anları Ninemin cam kenarında anlattığı nefis masalları Ve altın renkli yapraklarla bezenmiş yolları Hani seninle el sallardık Göçe başlamış turna katarlarına Bilemezdik ki turnalar göremezdi bizi Ne sevdalarımız vardı oysa Katıksız, saf ve çocuksu Hatırlar mısın? Kış gelirdi de, dört yanı kar sarardı Ellerimizde kırmızı eldivenlerimiz vardı Babam bahçeye çıkar Bize kocaman kardan adam yapardı Ve amcamın Almanya'dan getirdiği Sarı siyah atkılarımız vardı Kardan adamı bitirince babam Atkımı alır, Kardan adamın boynuna sarardı Kömürden kaşlar, gözler ve süpürgesi derken Burnuna bir de havuç takardı... Ben hep ağlardım Yıllar öncesi bir sonbaharda Kışa yakın bir zamandı Yapraklar yavuklusu dalların Dudağına kondurmuştu veda busesini Ve ben hep ağlardım Eldiven de olsa ellerimizde, üşürdük Kaskatı kesilir, büzüşürdük Ve neden sonra... Duyardık ninemin masalsı olgun sesini Hadi çocuklar, hava soğuk, içeri... |
Hatıralar-2 (Çocukluğum ve Dedem)
Ben bir yaz akşamında, Şafak vakti doğmuşum. Daha hayatı tanıyamadan onüç yaşında Bir Ağustos ayında asker olmuşum. Küçücük yavrucakken ben Derlermiş bu çocuk asker olacak İnerken yamaçtan aşağı Ayağımı yere sertçe vururmuşum Nereden de bilmişler ki; İşte askerim şimdi. Yaşımda yirmi iki Ah! Bir de dedem görseydi şu halimi Torunum geç gitsin diye askere Bir yaş küçük yazdırmış deftere Nereden bilecekti ki ilahi yazgıdır bu Hak yazmış değiştirilmez çizgidir bu Ah dedeciğim ah! Ne güzel günlermiş o günler Köye dair hatırladığım Bir sen varsın, Bir de o eski düğünler. Hatırlar mısın dedeciğim? Eşeliyor diye fidelerin dibini Tavuklara çok kızardın. Çoğu zaman bastonunu fırlatıp Kıçlarını kırardın. Bir de dedeciğim, Evimizin önünde iğde ağaçları vardı Bahar gelince çiçeklenir Mis gibi kokardı |
Hatıralar
Aylar geçecek, Yıllar bitecek. Takvim yaprakları düşecek tek tek Geçse de aradan o kadar zaman Seveceğiz birbirimizi mahşere dek Bir bayram sabahı çıkmıştın karşıma Bir çift tebessüm, Ve bir gül takmıştım saçına. Anıp da seni, bakınca resmine; Bin mutluluk doluverdi içime. Serin serin esince rüzgar Buğu buğu eridi Gözümde hatıralar... O güzel günler O eski hatıralar Kimi tatlı, kimi buruk Bir ömür beraber olacağız Bir ömür tek yumruk... |
Hilâlin Hâlini Görenler
Hilâlin hâline hayret ettiler. Sanki gözlerine perde çektiler. Derin baksalardı görecektiler. Onlar bakan olmayı tercih ettiler. Bense gören subay olmayı.. Zaten tarihte de hep, Hilâlin hâlini görenler, Benim gibi askerler olmamışlar mı? Soruyorum size; Siz de sorun kendinize. Ve diyorum ki; ''Sen göklerimde dalgalan hilâlim Sen dalgalandıkça artar mecâlim'' |
Huy Ettin
İzin versen canan görsem yüzünü Gittiğin yerlerde sürsem izini Genç ömrümün baharını, yazını Şenlendirdin, düğün ettin, toy ettin... Sana ermek için dağları deldim Uzak diyarlardan koşup da geldim Kalbimde kederden ne varsa sildim Beni peşine takmayı huy ettin... |
İbrahimce Yanmak
Sana dönmek istiyorum Mavi gözlerinde yıkanmak Her gece rüyanda görünmek istiyorum Rüzgar olup saçlarında havalanmak Sana dönmek istiyorum Gülen gözlerine boyanmak Sende yanıp sönmek istiyorum Her ateşi sen sanmak Sana dönmek istiyorum Ve kalbimdekileri sana sunmak Dertten arınmak istiyorum Ve Kevser suyunda yunmak Sana dönmek istiyorum Dudaklarında aşka kanmak Ben yanmak istiyorum Hem de İbrahimce yanmak |
İhanet
Varmadan menzile sen beni sattın Bilmem ki sen aşkı kaç kere tattın Vebalinle beni bana bırakıp, Sevda ummanında kaç kulaç attın |
İhtiyar Gemi
Gidin ona sorun hırçın dalgaları O, vurgun yemiş ihtiyar bir gemi Kaç kez boğuşmuştu dalgalarla Fırtınaların pençesinde, Yaralanmıştı yelkeni. O da anlamıştı sonunda Ne kadar hırçındır dalgalar Deniz sessiz bir uykuya dalmış Uyandırmaya ne gerek var Kızdırdınmı denizi.. Dalgalarla boğar, Sinesinde eritir seni. O zaman bil ki; Mezarındır sahilin en kuytu yeri. |
İlham Perisi
Sen ilham perisi! Sen Yunus yürekli birisi! Kalbi aşkla titreyen, Yürekte sevdası hiç bitmeyen. Ne vakit darda kalmışsa, Rabbi'nden himmet bekleyen. Sen sılada süzülen özlem yatı! Ben virânelere dönmüş çatı katı. Nice Hızır'lar hazır bekler, Sanma talan olur onca emekler. Bu can sevdana sırdaş olmuşsa, Her daim yolun gözler, hep seni bekler |
İntizar
Sensiz bu dünyadan göçüp gidersem Durma ağla kirpiklerin ıslansın Benden başkasına gönül verirsen Bir zalime düş de yüreğin yansın O zalim ki canı tenden bezdirir Deli eder diyar diyar gezdirir Hal bilmeze düşürüp de ezdirir Bir zalime düş de yüreğin yansın Sız kalbime canım yansın harlansın Seni seven yürek düzlükte zorlansın Şu akılsız baş uslansın arlansın Bir zalime düş de yüreğin yansın Çıra gibi yanda sönme mum gibi Bilinmez gayyanın ortası dibi Sarsın yüreğini kar ile tipi Bir zalime düş de yüreğin yansın |
Kahır İstasyonu
Ben bir seni sevdim, Bir de seni sevmemi. Yıldızlı *******in donuk aydınlığında Hep olmanı istedim yanıbaşımda Ama ne fayda... Düşlerimi serdim yollarına Sana ışık olsun, Seni geri getirsin diye bana Ne sen ne de hayalin, gelmedin. Ve ben kahır istasyonundan Kaç kara tren uğurladım da Yine de kahretmedim hayata Son durağı umut olan Sevda treni de birgün gelir diye. Tıpkı yolcu ederken seni, Yüreğimin yarısını emanet ettiğim, Fırat'ın dönüşünü hayal eder gibi. Ve zaman geçer, ben demlenirim Türkümüzü mırıldanmaya başlarım Usul usul, yavaş yavaş... Fıraaat! Fıraaat! Sevdiğimi benden aldın Fırat! Yüreğim sende kaldı Fırat! Yüreğim sende kaldı... |
Kalbimin Kaldırımları
Besmele çektiren hilâl kaşınla İçimi yakarsın kanlı döşünle Aşkıma akıttığın gözyaşınla Islansın kalbimin kaldırımları Çıkıp geliversen gurbet ilinden Kurtarsan bu cânı hüznün elinden Varsın o an seni, sevda yolundan Kıskansın kalbimin kaldırımları Bırakma vuslatı sakın yarına Kulak ver gönlümün ah-u zârına Yar demesin senden başka birine Uslansın kalbimin kaldırımları Sevda bahçesinde kokan çiçeksin ............ ................. .................... ............... ....................... ............................. ................................... |
Kalfasından Ustasına (Şair Cemâl Safî'ye İthafen)
Rûyada yaşattın imkansız aşkı Sohbetlere kattın mey ile meşki Saray oldu seninle gönül köşkü Sevda dağıma yağan kar gibisin Çoktur bu alemde seni tanıyan Yaşandıkça çözülen sır gibisin Safî Sevgi ile kalbe sığmayan Aşk ateşiyle yanan kor gibisin Sendeki bendine sığmaz gönüldür Bir selamın bana bin bir ödüldür Sözün gonca ise kalemin güldür Sevda ırmağımın pınarısın sen Gönülden gönüle akan nehirsin Şifresi bilinmez sanki sihirsin Güle şerbet, koyu sohbet birisin Duygu diyarının kralısın sen Son eserin 'Kıyamete Kırk Kala' Çiçeklenip elvan elvan aç hele Şair dilim coşar karışır sele En güzel sözlerin Cemâlisin sen *** Büyük Ustam Şair Cemâl Safî'ye en derin sevgilerimle *** |
Kapı
'' Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse '' Necip Fazıl KISAKÜREK Her kapıyı açacak tek anahtar ilimse İlimden uzak kalmak, zülüm üstü zulümse Çalış didin çabala, tembellikten uzak dur Bu dünyada yorulsan, öte yanda gülümse *** Koşsam abid kul olup, üzerinden suların Açılır kanatları, kocaman kapıların *** Bir ağızdan yakılan ağıtlar kapı kapı Mescid ki mabedlerin anası büyük yapı *** |
Karakaşlarına Kurban Olduğum
Karşında abide gibi dururum Sana yan bakanı çeker vururum Seninleyken öylesine mağrurum Karakaşlarına kurban olduğum Bil ki yokluğunda geçmiyor zaman Bil ki sensiz iken hâlim pek yaman Yüce dağlarımı kapladı duman Karakaşlarına kurban olduğum İz bırak ki canım izin süreyim Geç kapım önünden yüzün göreyim İste sevdiceğim canım vereyim Karakaşlarına kurban olduğum Kral olsam sözüm geçmez Sezar'a Beni ellerinle koyma mezara Senle güzel hayat denen manzara Karakaşlarına kurban olduğum Aşk gölüne dalıp çıktım karaya Bir bûsenle merhem ol bu yaraya Uzak durma dağlar girer araya Karakaşlarına kurban olduğum |
Karlar Gibi Kürü Beni
Yâra beni yâra beni Götürün o yâra beni Nazlı yârim ister ise Vursun yerden yere beni Ara beni ara beni Güzel yârim ara beni Diyar diyar dolaşıp da Nazlı yârim sora beni Sara beni sara beni Bir tek yârim sara beni Parmaklarım tarak bilip Saçlarında ara beni Koru beni koru ben Sevdam deyip koru beni Daldan düşen yaprak gibi Ezdirmeyip koru beni Kürü beni kürü beni Karlar gibi kürü beni İster isen tut kolumdan Körler gibi sürü beni |
Kızıl Güller
Gölgenle ruhum arasında açan kızıl güller Aşkımızı anlatan en tatlı deliller Aşk çemberine düşünce gönüller Dil susar ve lâl olur bülbüller Kızıl güllerin yaprağında gizlenen esrar Gül bakışlı yarimde aslını arar Gül bahçesinden kalma tatlı hatıralar Kızıl güllerin alev rengiyle içimi yakar |
Kurban Olduğum
Nedamet hissiyle yüzüme bakma Saçının teline kurban olduğum Sürgünüm uzatıp hasretle yakma Sevdanın semtine seyran olduğum Sensizlik hissiyle yüreğim yanar Sırdaşlar bir olmuş sevdamı sınar Resmine baktıkça yüreğim kanar İncecik beline hayran olduğum Hasretin gölünde yüzen kuğusun Peşine takıp da yüzdürme beni Sıladan kalbime tüten buğusun Vuslatı uzatıp üzdürme beni Sensizlik ne zor iş sorma hâlimi Yanaştım limana yaktım gemimi Yüklendim dertlerin cümle cemini Bal şerbet diline kurban olduğum Pişman etmiş seni yürekte sancı Eller göçer olmuş bense hep hancı Yok etmesin Allah aşka inancı Gülbeyaz tenine kurban olduğum |
Kübram
Irmaklar seni çağlar, Kalbimdeki müjdesin. Cennetimdeki otağım, Sığındığım gölgesin. Yağmurlar seni ağlar, Kalbimdeki dileksin. Gökyüzünde süzülen Eşsiz bir meleksin. Sevda çiçeğime konan Bembeyaz kelebeksin Biliyorum Canözüm birgün, Birgün gel diyeceksin Sen ki sığmazsın zamana Kalbin aşkımla dopdolu Sen gibi eş gelmez cihana Varlığında kalbim huzur dolu |
Mahşer
Ne gözümde fer, ne yüreğimde yar var Yine başım dumanlı dağlarımda kar var Ümit kuşum kara kafeslere kapatılmış Heyhat! Gönül sarayımda hasar var Ne sözümde şer, ne özümde hor var Biliyorum hesabın sorulacağı bir yer var Bilseydi insanoğlu bir parça balçıktan yaratılmış Aşıkın maşuktan bihaber olduğu mahşer var |
Manolya
İsmin yüreğime vurulmuş mühür Sen hiç solmayacak gülsün Manolya Mehtabın gögsünden akan bir nehir Gözümde masmavi tülsün Manolya Gün geçse de güzelliğin bitmiyor Kelimeler kifayetsiz, yetmiyor Hayâlin gözümden bir an gitmiyor İçime akan bir selsin Manolya Cennet ülkesinden uçup da geldin Güller diyârından kaçıp da geldin Günlerime güneş olup nur verdin Sevgiyle açılan falsın Manolya Masmavi gözlerin, başkadır huyun Gece şavkı düşer üstüme ayın Günlerin üstüne günleri sayın Kimselere vermem seni Manolya Sen uykularımı çaldıktan sonra Sabahlara kadar kaldıktan sonra Üstümden darlığı aldıktan sonra Seni sevmemem imkânsız Manolya |
Mantı
Mantıkla aranda ‘k’ harfi var Mantığa o kadar yakınsın mantı Seni yiyen doyduğunu bilmez ki Benim haftada bir kaygımsın mantı Bezesine çevrilerek basılır İnce, nazik yufka gibi yazılır Hazırlanır köşe bucak kesilir Etli kıyma ile dolarsın mantı Tahtayla köşeye konarsın mantı Kıyma ile macun olur soğanı En kıymetlisi ufak ufak dolanı Kırk tanesi bir kaşığa dolanı Duvakla örtülü gelinsin mantı Kimselerin değil, Benimsin mantı Örtünün altında beklersin bucakta, Suyun kaynar, kazan ile ocakta. Kışta, yazda, sıcakta, Kınalı parmaklarla dolarsın mantı Pişmeden beklersen solarsın mantı Sana birde yayık yağı olursa Yiyenler bağdaş oturarak kurulsa Bana tahta kaşık diye bağırsa Yoğurdun bittikçe ekerim mantı Suyunu bağrıma dökerim mantı Pasaklı kadının yenmez mantısı Pişmeden yapışır üç-beş-altısı Onlar pişirirse yok oldun mantı Ustanı bulamazsan mahvoldun mantı Gelin desem duvağın ona benzer Sarımsaklı yoğurt üstünde gezer Seni ilk yiyenler canından bezer Batmanınan suyu içirin mantı İnsanı kendinden geçirin mantı Gadanı alsın senin, baklava börek Kurbanın olsun yağlama çörek Ölmeden yüzü bir daha görek İnan yemeklerin şâhısın mantı Yüzü çil duvaklı Ahûsun mantı |
Masal
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Gizli..Beşbaşı mağmur derin sevdalar varmış Dutlu pınar başında, şirin bir köy yerinde Saçları belik belik ikiz kızlar oynarmış |
Mecburi İstikametin Aşk..
Senin adın Özlem Mecburi istikametin aşk.. Sen istediğin kadar kaç İster dünyaları gez İstersen diyar diyar dolaş Bu iş sulh ile olur Acele etme, aman yavaş |
Mecnûn'un Çölde Çektiği Kahır Ol
Bakışımı terkeden umut olma Her daim canevimde misafir ol Mevsimler dönse de kışa sen solma Aşk iline gönderdiğim sefir ol İstersen sevme beni başından sav İstersen kahret bana kapından kov İstersen affet beni yeniden sev Lakin kalbime dövmeli mühür ol Su isterim pınar olup çağlarsan Bil ki kahrolurum sen ağlar isen Benden başkasına bel bağlar isen Mecnûn'un çölde çektiği kahır ol |
Meltem Misâli
M erhamet et, her dem seni arzu eden gönlüme E smesin ılık rüzgar, dalgalanmasın esmer saçların L eblerindir eriten beni, volkan misali can yakışların T itretir kalbimi, usulca saran mercan bakışların E n bilinmezlere, alıp götürsen de beni ölüme M est eder, denizler kadar coşkun, gece karanlığı saçların M erhamet sevgiden doğar ve yalnız Tanrı'dan dilenir amma İ lk görüşte vurulmuşum sana lakin vazgeçilmezsin sanma S ürmeli kirpiklerin aşk hançeri gibi saplandı canıma A klımı başımdan aldın, alıcı bakışlarla sızdın kanıma L alelerin yaprağındaki esrarı bakışlarında çözdüm İ nan olsun, adını Nurdan harflerle aklıma aşk diye yazdım |
Mezar
Dört yanı toprakla örülmüş duvar Baş ucu geniş, ayak ucu dar Kazanlar bilirler, zor iştir mezar Bir gün kendileri dolduracaklar Dört yandan daralmış bir oda gibi Odanın sonu yok, görünmez dibi Sanki bir bez bebek kutuda gibi Dört koldan tutup da kaldıracaklar Ölenler yeniden doğarmış meğer Kundak olur mezar, suç azsa eğer Cennettir suçsuza gideceği yer Kapanır kapanmaz üstüne toprak Baş ayak, omuz kol tam temas Kalkıp kılabilsem bir rekat namaz Geride kalanlar pişman, yaramaz Yine solar renkler dökülür yaprak Ölüler seslenir mezarlarından Garantiniz var mı yarınınızdan Yolcular dualar edin upuzun Burdadır cevabı kuruntunuzun |
Mualla
Ben mukassi isem, Sen muallasın Ahesterevlik etme Sen ceylansın Gel...! Ateş-i aşkınla ruhum yansın Gül...! Alemin rengi sana boyansın Serâzât taylar gibi bana koşsan Irmaklar ki sessiz çağlar sen coşsan Yağmurlara kardeş, yanakta yaşsan Nilburak olurum, gelirim sana... |
Nazlı Yarim
Benim köyüm dağ başında Ovasından ırmak akar Nazlı yarim mis kokulu İğdelerin gölgesinde Piknik yapar, caka satar Entarisi tülden onun Ruhum gölgesinde yatar |
Ne Kar Ne Zarar
Minik bir serçenin, Kıpır kıpır yüreği gibiydin. Masmavi gözlerinle, Her gece rüyama gelirdin. Demlenen çayın kokusunda, Gül kurusunun derin uykusunda, Hep sen vardın Yüreğimin köşebaşında; Başucumda. Artık yoksun Ne kar ne zarar Önümde yaşanacak, Koca bir ömür var. |
Neredesin?
Bütün şiirler senin için, bütün şarkılar sana Dün gece yine hasretle sarıldım hatırana O billur tenine, o gülen gözlerine kana kana Bakmaya kıyamam, bakmasam dayanamam Aşk insanı ağlatırmış, sular gibi çağlatırmış O bakışlar, o gözler ok misali kanatırmış Sen ki özlemimsin, hasretimin kankardeşi Yokluğunda sevdalar sırra kadem basarmış Akar gözyaşım her gece gören sel desin İçimde binbir umut, canözüm bir gün gel desin Kalbimin doğurduğu güzel, özlemim Kokunu gönder, bir ses ver, neredesin |
Nergis Çiçeğim
Bugün duygularım karma karışık Kader bana bir dargın bir barışık Umudum gözünden yansıyan ışık Sevdamın güneşi nergis çiçeğim Şu gamlı yüreğim sevda yanığı Ayrılık bahtımın dertli tanığı Hüzün, keder olmuş kalbin konuğu Sevdamın güneşi nergis çiçeğim Ben senin sevdana yandım yanalı Vurgun yemiş gemi gibi yüzerim Ağaran saçlarım kızıl kınalı Sevdamın güneşi nergis çiçeğim Ayrılıktan yana hiç ümidim yok Yüreğim hasret denen azığa tok Yokluğunda yedim şok üstüne şok Sevdamın güneşi nergis çiçeğim |
Nihansın Sîne İçre Ey Yâr!
Nihansın sîne içre ey yâr! Durma kalbimi yar, bak ne var. Senden başka bir şey bulursan eğer, Bil ki ben, ben değilim, günahkâr.. |
Özlem Yangını
Senden aldım aşkın cümle tadını Senden gayrısına bakamam ki ben Sevda denizine yazdım adını Fırtına koparıp akamam ki ben Aşkın bahçesinde güller solunca Yalnızlık içime bir kez dolunca Sarı saçlarını rüzgar yolunca Şelaleler gibi çağlayamam ben Seni bekleyişim akla gelince Gonca güller ellerimde solunca Buruk kalbim hasret ile dolunca Sabahlara kadar ağlayamam ben Bitmiş olsa bile sır dolu aşklar İnsan sevdiğini kalbinde saklar Bilirim bu canı teneşir paklar Tütmeyen ateşi dağlayamam ben Bitmez içimdeki özlem yangını Davul bile çalmaz dengi dengini Yaralı yüreğim hasret zengini Sevda kemendini bağlayamam ben |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:32 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.