![]() |
Sen gittin.. Bir zifiri karanlık, bir zından yalnızlığı, ağır bir boşluk bıraktın geride. Gittin ve dönmeyeceksin bir daha. Haklısın gidişinde, bu aşkı bitirmekte haklısın. Tek söz söyleyemedim. Yüzüne bakamadım. Karşında ağlamadım. Eridim, tükendim, bittim. Sonsuzlukta bir insan nasıl olur.. sesi soluğu nasıl duyulur?
Elveda aşkım.. Elveda sevgilim. Sen kendini hiç böyle gereksiz, böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi? Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.Aynalara bakıyorum. Aynada gördüğüm ben değilim. Gözlerim cehennem ateşi.. dudaklarım mühürlenmiş. Ellerim titriyor. Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı. Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim. Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım, renkli dünyam elveda.. Elveda yaşamak.. Yaşamın anlamı elveda. Kimse farkında değil yokluğunun. Sensiz ne hallerde olduğumu kimse bilmiyor. Anlamıyor yitip giden bir aşkın kederini. Düne kadar en yücesini yaşadım mutluluğun, ayaklarımın altından kayıp gidiyordu toprak, denizlerin ovaların üstünde uçuyordum. Güneş kadar yakındı bana aşk. Güneş kadar sıcak ve parlak. Bıraktın birdenbire, kanatlarım kesildi. Hızla çakıldım yere, boşluğun içindeyim, şimdi hiçbir şeyim.Oysa dünyanın en zenginiydim. Bütün çiçekler bizim için açardı, bizim için ballanırdı meyveler, ekinler bizim için bereketli, sular bizim için çağlardı. Şimdi toz duman içinde kızgın bir çöldeyim. Yönümü yolumu şaşırdım. Sam rüzgarlarına bıraktım gövdemi, sürüklenmekteyim. Sen bensiz nasılsın, bilmiyorum. Rahat mısın, mutlu musun, bu kadar çabuk beni unutur musun?.. Nasıl birden mazi olursun? Düne kadar gözlerinden aşkı içtiğim, dudaklarında yüreğimi erittiğim, uğruna bıçaklar çekip dünyaya meydan okuduğum ey sevgili nerdesin? Kimlesin?.. kimlerlesin?.. Kimlerle oynaşır gönül eğlersin? Ben burada, terk edip gittiğin yerdeyim. Elveda aşkım.. Elveda birtanem.. Elveda sevgilim! Elveda sana.. |
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim.
Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim.. Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin.. Bu bir ölümdü, bu bir fermandı .. Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim. Ey Sevdiğim.. Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin.. Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın. Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN. MUTLU OL SEVDİĞİM.. BİRİCİĞİM.. AŞKIM. NEREYE, KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL... |
Sevgilim
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak.. Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli... Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor. Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni. Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum. |
Benim canım sevgilim,
Beni saran kollarından koparken ne kadar isteksizdim, ahh.. Ve hücreme yaklaşırken adımlarım nasıl geri geri gidiyordu bilsen... Hücre- sessiz, acımasız ve umursamaz tavırlı, sahibinin gidişinin farkında değilmiş gibi görünen ama sonunda döneceğini bilerek böbürlenen hücre, orada beni bekliyordu. Dudaklarım, konulmaz bir açlık içinde seninkilerle kenetleneli yalnızca üç gün oluyor. Daha üç gün önce, yıllardır sevdiğim, garip bir aşinalık, garip bir yabancılık duyduğum, sayısız geceler boyu yanında yattığım ve tatlı uyuduğum o varlığa kondu gözlerim. Takvime göre yalnızca üç gün, bana sorarsan aradan birçok evren çağı geçti ve ben seninle sanki hiç konuşmadım da konuştuğumu düşte gördüm. Sevgilim "kendimden geçtim " derken benim yerime de konuşmuş oluyorsun. Tırmandığın basamaklar, içeri girdiğimde beliren görüntün. Manny'nin kulağıma boğuk boğuk gelen sesi, içinde bulunduğumuz oda .. Hepsi ve herşey öyle çılgın bir gümbürtüyle bilincime aktı ki, ağzımı açamaz oldum . Sonra, fiziksel selamlaşmamızın acı veren eşsiz tadına daha tümüyle varmadan, bununla birlikte, içtikçe daha çok susadığımın bilincinde olarak ayrıldığımı ve kaldırılmaz bir masanın aramIıda olduğunu gördum..! Ahh, Monsieur, Je t'aime, Je t'adore. Büyük yalnızlık duyan karın Ethel |
Evet beni oraya götüren yıllardır aradığım,nasıl gireceğimi,o kapıyı açacak tılsımlı sözcükleri aradığım gerçek ülkeme taşıyacak şifreyi sen buldun ve yine biliyorum ki senle gidecek.
Senin söylediğin gibi herşey birarada olmuyor.Seni gördüğüm her gün,her gece,her sabah gözlerime yerleşen o pırıltıyı senin de taşımanı istiyordum.Ben varken çalan telefonları çalıp yanında olduğumu söylemeni... Bütün o kadınları en çok da bir zamanlar şimdi bu duyduklarımı sana yaşatan o kadını unutmanı istiyordum. Yaşamın bana nasıl bıkkınlık verdiğini bu insanlardan,yüreklerine kazınmış tüm bu kötülüklerden,televizyonda görünce ağladığım savaşlardan,yıkımlardan,bu yoksulluktan,bu ikiyüzlü insanlardan nasıl usandığımı bunları taşıyamayacak denli zayıf olduğumu anlamanı korkarak uyandığım gecelerde anlattıklarımı geçiştirip beni sakinleştireceğine hepsinin doğru olduğunu ama yanımda olduğunu söylemeni istiyordum. Oysa sen haklıydın,bunların hepsini yaşamıştın.Böylesine acı duyarak,böyle herşeyimin sana çarpıp zedelenmesine izin vererek yaşayamayacağımı biliyordun.Evet öğrendim.Şimdi bunca zman sonra bana ne yapmak istediğini anlayabiliyorum.Söylediklerini yapıyorum bu dünyaya geri döndüm.Artık o hala hatırladıkça beni ürperten dalgalanmaları istemiyorum,dakikalarca çalıp açılmayan telefonun sesini ya da makinedeki boğuk cümleleri ne zamandır duymuyorum,bana her gün çiçekler gönderen biri var,her gün gelen çiçekleri seviyorum dünyanın en güzel kadını olduğumu duymak hoşuma gidiyor.Evet haklıymışsın öğrenmem gereken tek şey buymuş suyun üstündeki taşlara basarak yürüyüp gitmek,içine girmemek yansıyan görüntülere bakmamak. Öyle yapıyorum işte her şey düz bir çizgide gidiyor beklenmedik bir şey yok,şaşırtacak bir şey yok.O her gün aynı saatte arıyor.Aynı saate çiçekler geliyor armağanlar...Onun tam yanında duruyorum bu ne demek biliyormusun tam yanında durmak? Bir kadın senin ancak arkanda durabiliyor sevgili.Kocaman görüntünün ardında bir yerde gölgenden seçilemiyor.Başkaları da var mı bunu asla bilemiyorsun,bilemedim bence vardı hep vardı ama her keresinde ince söz oyunlarıyla, yüzündeki gergin ifadeyle,gözlerinde yerleşen bıkkınlıklarla beni hep yalanladın. Şimdi biliyorum;senin tek bir kadınla,tek bir müzik parçasıyla mutlu olamayacağını her sabah kalktığında yeni bir heyecan duymazsan mutsuzluktan öleceğini biliyorum. Bunu sana yaşatmak istedim.Gerçekten istediğim tek şey buydu seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek.Böylece çılgınca görüntüler eşliğinde ama benle yaşamanı sağlamak.Oysa senin değişimlerine kapılmaktan,onları izlemekten,onları yorumlamaya çalışmaktan başka bir şey yapamadımki... Belki doğru yalan söyledim istediğim tek şeyin senle bu sonsuz maceraya girmek olduğunu,her gün yeniden tek bir bakışla,telefonun çalmasıyla,küçük bir kağıda yazılmış sözcüklerle kalp atışlarının hızlanmasını,beklenmedik bir anda tam her şey yoluna girdi derken yerin ayaklarımın altından kayıvermesini bu sonsuz sarsıntıyı istediğimi söylerken yalan söyledim. Ama beni senden iyi kim anlayabilir? Belki de aslında hiçbir şey istemiyordum ne istediğimi ne düşündüğümü sözcükler halinde belirginleştiremiyordum bile...Birlikte saatlerce oturduğumuz o ilk gün seni seviyordum ve bunca zaman hep aynı hala aynı seni seviyorum doğrusu bu... Sürekli bir duvara çarptım,sürekli sanki görünmez bir el beni uzakta tutuyordu.Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadım.Senin istediğin kadın bu nasıl bir şeydi bilmiyordum,onu olmaya çalıştım,yeter ki o duvar belirmesin,o görünmez el beni yine itmesin diye senin sevimli küçük kızın,senin küçük fahişen,senin dostun evet bunları sende öğrendim. Birinden delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda olmak ama ayrılırken onu da içinde götürmek,içinde ondan uzaklaştığın her adımda onun içinde büyüdüğünü,içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak,boğulmak bütün bir dünyanın,bütün görüntülerin,anıların,çocukluk günlerinin,gelecek düşlerinin,bugünün renklerinin siliniverdiği bir anda yine de ayrılmak zorunda olmak...Bunun ne demek olduğunu biliyormusun?Eminim biliyorsundur. İşte şimdi senden ayrıldım.Sanki o ilk ayrılık anında içime sığdırmaya çalışıp başaramadığım şey şimdi sakince duruyor.Zaman zaman kalbimi sıkıştıran,karın boşluğundaki o bildik burkulmaya yol açan,ellerim titreten, gözlerimin dolmasını sağlayan o olsa da eskisi gibi değil,duruyor.Sanki içimde katılaşan bir ruh... Bak artık ağlamıyorum.Kendimi öldüreceğimden korkuyorlardı,kendini öldürmek başka nasıl olabilir ki içindeki coşkuyu,içindeki çocukluğu, içindeki mutluluğu,içindeki her şeye rağmen kendini verişi öldürmekten başka nasıl olabilir? Bütün bunların olmadığı bir dünyaya geri döndüm.Hepimizin söylediği gibi, hepimizin yaşadığı sürece söylenip durduğu başka şeyler söyleyip yine de onları değil bu katılaşan yüreğinizi bulduğumuz dünyaya geri döndüm. Belki de tek isteğim birlikte bir şarkı söylemekti... Benim şarkımı basit, sıradan, sevimli bir şarkı ama söylemedin... |
Hazin Bir Aşk Hikâyesi
Bir gece yarısı hikayesi Teypten gelen müziğin sesi Bana söylediğin şarkı çalıyor Gözlerimden katre katre yaşlar boşalıyor. Hatırlar mısın Gülüm ilk nerede görmüştüm seni.Dans eden aşıklar vardı pistte ve bizim şarkımız çalıyordu.Göz göze geldik seninle bir an.Usulca kalktım yerimden.Yaklaşıyordum sana.Sana benimle dans eder misin diye sordum.Kalktık.Dans ediyorduk. Daha birbirimizin isimlerini bile bilmiyorduk. Belkide böylesi daha da güzeldi.Birbirimizi tanımadan dans etmek.Söze ilk başlayan sen oldun.Bana ismimi sordun.Hece hece ,kekeleyerek söyleyebildim sana ismimi.Sonra ben sana ismini sordum.Aşık olduğum kişi Zeynep yani sendin.Sana seni yeniden görmek istediğimi söyledim ve senden telefonunu istedim.Bilemiyorum bir anda telefon istemek,bildiğimiz sadece birbirimizin isimleriydi Ertesi gün ilk isim sana telefon açmak olacaktı.Nerden telefon bulacaktım.Ben bu şehri bilmiyordum,ben bu şehrin yabancısıydım.ve sonunda telefon...Aradım seni.Bir park ismi söyledin saat ikide.Daha bir bucuk saatim vardı.Boş boş dolaştım sokaklarda.Ve buluştuk seninle. O bir bucuk ayım.Gündüzlerim senle,gecelerim hayallerinle geçti. Ve o veda anı. Aradım seni.Evde yalnız olduğunu ve gelebileceğimi söyledin.Kapıda bekliyordun beni.Çayı hazırlamıştın bile.Hem çaylarımızı yudumluyor,hem sigaralarımızı içiyor,hem de dudaklarından buseler alıyordum.Söze başladım.Gidiyorum Gülüm.Ama gitmek istemiyorum.Biliyorsun elde olmayan nedenler.Sen hep ağlıyordun.Kapı çaldı bir ar****orktuk.Kim gelmiş olabilirdi.Annendi gelen.Ne diyecektik.Ben hemen kaybolduğumu;bu şehri bilmiyordum ya,bu şehrin yabancısıydım ya.Yolda sana rastladığımı.Seninde beni eve çağırdığını söyledim.O an gülmemek için kendini zor tutuyordun.Bunun farkındaydım.Çünkü o an ikimizde gülmekten patlayabilirdik. Sonra senden beni kaldığım eve götürmeni istedim.Bu şehrin yabancısıydım ya,bu şehri bilmiyordum ya.Daha iki saatim vardı gitmeme.Seninle o ilk gittiğimiz cay bahçesine gittik. Ve o veda ani.Etrafa aldırış etmeden dudaklarından aldığım o buse.Gidiyorum.Elveda. Aylarca suren telefonlar mektuplar,mektuplar telefonlar. Sanırım seninle bir hafta görüşememiştik.Aradım seni.Kardeşin çıktı telefona.Seni sordum.Çalışıyor dedi.Okul okul diyecektim.Neden bıraktı okulu.Durum o kadar kötüymüş.Kardeşin söyledi.Ve bir ay sonrası.Senden gelen o mektup.Son mektubun olduğunu nerden bilebilirdim.Beni istiyorlar diyordun.Avrupa’n.Aradım seni.Ağlıyordun.Sana ne düşündüğünü sordum.Sen susuyordun.Beni yıkan senin suskunluğun oldu.Seni seviyorum. Elveda. Ve aylar sonra başına gelen o kotu olay.Duyunca telefona sarıldım.Telefonunuz değişmişti.Ne yapacaktım.Hülya geldi aklıma.Dayının kızı.O bizim sırdaşımızdı,ikimizin.Onu aradım.Ondan senin telefonunu istedim.Bana ne yapacağımı sordu.Ona bilemediğimi içimdeki o duyguyu anlattım. Aradım seni.Sana seni sevdiğimi,seni üzecek her şey den uzak durmanı istediğimi söyledim.Seni seviyorum.Elveda. Senin söylediğin son sözde benimkinin aynisiydi.Sesin kulaklarımda. Seni seviyorum. Elveda Bir gece yarısı hikayesi. Teypten gelen müziğin sesi Bana söylediğin şarkı çalıyor Gözlerimden katre katre yaşlar boşalıyor. |
Aşk, Ne lüks arabalar ne sporlar...
Sadece bisiklete binmek istiyorum seninle, neşeli çığlıklarını duyarak ha düştük ha düşeceğiz diye... Ünlü bir şarkıcı olup, herkesin beni dinlemesini değil,taşlı bir kıyıda, ateşin önünde, fısıldamak istiyorum şarkımı sana makamlı makamsız.. Lüks lokantalar, vitrinde yemek gibi geliyor bana.İnan arabesk değil, yarim ekmek kaşar üstü kola paylaşmak istiyorum seninle... Tüm kitapları okuyup, yazarlarıyla tartışmak değil, Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı. Senin fikirlerinle benimkilerle yoğurmak, benimkilerle seninkileri... Bir sır vereyim sana, insanlar bilmiyorlar ama; ruh sevişir bedenden önce. Geceler bizim.Ne su yatağı, ne mobilya, yatak odasında aşk ... Yer yatağı sıcak gelir hep bana, ve çiçek, aldırma odayı oksijensiz bırakır çiçek diyenlere. Onlarca yastık istiyorum aşk, yatak odamıza rengarenk, aldırma zevksiz olur diyenlere, Zevkli, içten duygu anlatımıysa, herhangi bir konuda; zevksiz bir şey yapamayız... O kadar yoğunki duygularım sana.... Ne lüks villalar istiyorum onlarca odalı, ne dev malikane, ne yalı Duvarı olsun yeter metrekaresi önemli değil... Bak bir sır daha sana, Eşlerin mutluluklarını, huzursuzluklarını, karakterlerini,geçmişlerini bir evin duvarı anlatır. Bomboşsa duvarlar, ruh yoktur ikisinde de... Sadece yetmiş seksen yıl yasayacaklardır zaten. Bizim, fotoğraflarımız olacak en sevgili anlarımızda çekilmiş,mutlaka gülerken. Senin bana, benim sana hediyelerimiz olacak asılan, çirkinde olsa kendi elimiz değmiş resimler, Belki alçı kalpler, belki bir senin bir benim boyalı ellerimizle kaplayacağız duvarımızı rengarenk.. En güzel aşk şiirleri sana olacak Duvarlarımız yalan söylemeyecek, buram buram yaşam sevgisi kokacak... İnsanlar mutsuzlar sevgili, her şeye açlar ve doyumsuzlar... Bense, bir tek seni istiyorum, bir tek seni aşk ... Çünkü, sen benim her şeyimsin aşk, aşkım papatyam |
Tam bir yıl oldu.. Hala içimdesin.. Hala gözlerin ve gülüşün aklımda.. Aklımdan bir an olsunda çıkmadılar.. Geceleri sıcaklığını hissettim.. Karanlığımda sana sarılıp uyudum.. Seni içimde büyüttüm ve seni kimse bilmedi.. Senin için güçlü oldum.. Bendeki sen için, sevgimiz için.. Sen, bugün bana uzun zamandır olmadığın kadar yakınken sana söylemek istediğim birkaç şey var....
Bazen sinirleniyorum, kızıyorum sana... Ağlıyorum... Ne bu halimiz bizim diye? Ne bu yaşadığımız? Buna bir insan yüreği daha ne kadar katlanabilir ki ben katlanayım? Nereye kadar?.. Çok acı çektim ve hala çekiyorum.. Neyin bedelini ödüyorum diye düşünüyorum bazen.. Belkide seninle yaşadığım mutluluğun bedeli diyorum.. İşte o zaman kabulleniyorum acımı.. İşte o zaman her şeye değer diyorum kendi kendime.. Seninle olduğum her dakikanın bedelini ödemeye razıyım diyorum.. Yine yağmur yağıyor sevgilim.. 1 yıl önce bugün yağdığı gibi.. Ve yine bizim şarkımız çalıyor.. Tek fark sen yoksun.. Senin sıcaklığın, yanındayken duyduğum mutluluk yok.. Hep diyordum ya seni sensizde yaşarım diye....Artık yaşayamıyorum sevgilim... Ve artık biliyorum ki yaşanacak birşey de kalmadı.. Benim için tek çare seni unutmak.. Umutlarımı bir kenara atmak.. Seninle başladığım bu yola artık sensiz devam etmek.... Bu gece son kez resimlerine bakıp ağlıyorum.. Bu gece son defa adını anıyorum, son defa seni sevdiğimi haykırıyorum.. Bir daha seni görmemeye, sevgini kalbime gömmeye yeminler ediyorum.. Tükenen umutlarıma son noktayı koyuyorum.. Gidiyorum Sevgilim... |
Ayrilik diye birsey yok. Bu bizim yalanimiz.
Sevmek var aslinda, Özlemek var,beklemek var. Simdi neredesin? Ne yapiyorsun? Günes çoktan dogdu. Uyanmis olmalisin. Saçlarini tararken beni hatirladin degil mi..? Öyleyse ayrilmadik. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz. Zamani hatirlatan herseyden nefret ediyorum. Önce beklemekten. Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan. Ikiside kötü, ikiside hazin tarafi yasantimizin. Bir çocugun önce dogmasini bekliyorlar, sonra yürümesini, konusmasini,büyümesini. Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasini, kanunlara saygi göstermesini,insanlari sevmesini, aldanmasini, aldatmasini bekliyorlar. Ve sonra ölümü bekleniyor insanoglunun.. Ya o? Ya o? Insanlardan dostluk bekliyor. Sevgilisinden sadakat, çocuklarindan saygi ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yasamaktan. Zaman ilerliyor ve bir gün o da ölümü bekliyor artik. Aradiklarinin Çogunu bulamamis, beklediklerinin çogu gelmemis bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. Iste yasamak maceramiz bu.. Yasarken beklemeyi beklerken yasamak ve yasayip beklerken ölmek. Özleme bir diyecegim yok. O kömür kirintilari arasinda parlayan bir Cam parçasi. O nefes alisi sevgimizin, kavusmalarimizin anlami. O tek Güzel yönü bekleyislerimizin.. Insanligimiz özleyislerimizle alimli, yasantimiz özlemlerle güzel. Özlemin buruk bir tadi var, hele seni özlemenin bir kokusu var bütün çiçeklere degismem. Bir isigi var, bir rengi var seni özlemenin, anlatilmaz. Verdigin bütün acilara dayaniyorsam; seni özledigim içindir. Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özledigim içindir. Yasiyorsam; içimde umut varsa, yine seni özledigim içindir. Seni bunca özlemesem, bunca sevmezdim ki ! |
Simdi nerelerdesin? Bu sefer yazdiklarimin, yüregimin acisinin adresi yok! Satirlari yazmakta bile zorlaniyorum. Sen gideli kelime haznem daraldi. Tek basima kaldim buralarda...
Ansizin daliyorum, sürekli yollara bakiyorum ve isin aci tarafi gelmeyecegini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardi. Hayata dair, aska dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazik! Hayallerimiz yarida bile kalmadi.. Simdi de mi kadere atilacak suç? "Kaderde var mi?" diyerek! Sen yoksun ama ben gene sana yaziyorum her günün ardindan(!) Gözyaslarimi, askimi, özlemimi yaziyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme oldugun yerlerde; çünkü ben seni yüregimde tasiyorum, sensizken bile... Kimseye söylemiyorum seni sevdigimi sana bile (!) Çünkü içimde yasiyorum seni, sen de beni... Bizim askimizin kurali da bu, bastan beri belli.. Ah Sevgili(!) Özledim be seni.. Geleceksin biliyorum ve sabirla bekliyorum. Çünkü seni ölümsüz bir askla seviyorum. |
Sevgiliye.......... Her aşk kendi masalını yarattı; beni perilere bıraktı, seni kaf dağının ardına attı derler ya hep
Benim sevda yolculuğumda sen en güzel masaldın ya. Hani herşeydin ya, hani hep yanımdaydın ya.... Yada belkide hiç yoktun, ben sadece var olduğunu düşünmüştüm.... Hiç yaşanmamış bir sevdada, sen hiç yaşayamadığımdın... Yüreğim ellerinde ne güzelde duruyordu... Sen alırken sormamıştın.. Alıp gittiğinde ben sormadım. Biliyordum geri vermeyeceğini versende yüreğimin geri gelmeyeceğini biliyordum.. En çok sende güzeldi En çok senle güzeldi.... Bırakıp gitiğin günden beri kaç gece gecti saymadım, bu yorgun bedenim buna nasıl dayandı hıc anlamadım..Bilgiğim tek sey vardı... Sen vardın yanımda, yalnızlığımda, korkularımda, gözyaşlarımda ve aldığım her Nefeste Sen Nefesimdin..... Gittin.... Gittiğinden beri hiç yazmadığım cümleler döküldü yüreğimden... Gidişinin ve senin adına... Dön diye değil, Sev diye değil... Sadece Bil Diye..... Sende yüreğimin seni nasıl sevdiğini bil diye... Anladın mı? Anlamadın değil mi? Boşver anlama... Önemi yoktu değil mi, önemi yoktu senin için akan yaşların ve senin için solan bakışların... Kac bakış solmustu ugrunda ve kac göz kurumustu yolunda.... Sen Sevdaya Tutsak; Ben Sana Sen Aşka Aşık; Ben Sana Sen Sevilmeye Mahkum; Ben Sensizliğe Sen ve Ben Farklı Yollarda Sonsuzluğun getirdiği aşk olsun kağında ve kainatın getirdiği mutluluk olsun yolunda ve aradığın olsun ömrüne ömür eklediğin.... Sen Mutlu Ol Sevdiğim Onun Kollarında ve Sonsuz Olsun Sevgin Bu Uğurda |
Sevgilim ...
Sen gideli kaç saat oldu ? Kaç gün geçti, kaç hafta..? Saymadım.. Bana yüzyıllar geçmiş gibi geliyor. Son anda sen giderken gözlerinin buğusunu bıraktın.. Şimdi sis içinde bütün dünya. Çiçekler gözyaşlarımı içti, sen onları kırağı sanırsın, çiy sanırsın.. oysa hepsi benim gözyaşlarımla ıslak.. Sevgilim özlüyorum seni.. Bir balta indirildi, içimden bir ağaç köküyle devrildi. Gözlerimden akan yaştan belli değil mi, içim kanıyor. Özlem bir bulut gibi sarıyor beni, kuşatıyor . Seni sevmek bir sonsuzluk gibi büyüyor içimde. Haftanın her gününe, geçen her saate senin adını verdim. Senin adınla başlıyor mevsimler, yıllar sen varsan içinde, geçerli... Özlem bir yağmur gibi yağıyor üstüme. Damlalar yüreğime vuruyor. Gecenin karanlığında bir başınayım.Uykularım bölük pörçük. Bütün rüyalarımda sen.. gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor. Sonra bir rüzgar alıp seni, benden uzaklara götürüyor. Geceler boyu sabahlayıp uğruna, boşluğa düştüğüm sevdiğim, bir tanem, gözbebeğim.. Yüreğimden mühürlendim sana.. Şiirler havalanıyor kuşlar gibi, şarkılar ağlıyor yokluğuna.. Sevgilim hayatı sende buldum ben, tükenirsem sen tüketirsin beni. Yoksun, gittin, tek başına koydun... Bu nasıl bir özlemdir, kendi gövdem ateşten bir gömlek.. yanıyorum..Yetti artık, yetiş n'olur dayanamıyorum. Ya işte öyle buda aldığım maillerden birtanesi napsak acaba??? Bunu yollayan sevgilim diil ama neyse... siz buraya koyulmasını uygun gördüyseniz öyle olsun... |
Bu gün dışarı baktığımda; esen yağmurun tazeliğini en ücra, en unutulmuş damarlarıma kadar içime çektiğimi
ilk kez anımsadım. Farkındalık bu olsa gerek. En küçük çiğ parçasına kadar tüm benliğiyle ıslanmış yaprakları düşündükçe, her yarimin nem tutmuş olduğunu hissettim. İlk kez ıslak sokaklarda pervasızca yürüyen bir kediyle beraber, çıplak ayak soğukluğuna estim dünyanın. O kokuyu -insanın içine huzur verentoprak kokusunu- yağmula beraber ilk kez çektim içime. Acaba ağaçlar üşüyor mudur? -Battaniye veriyim mi?;p Ya da kediyi nescafe içmeye davet etsem gelir mi? Ehe!.. Bilinmez... Peki ya bulutların dili olsaydı; ne anlatırlardı acaba bize? Bu kadar soğuk, nemli ve çürümeye yüz tutmuş bir kaç kelime mi fısıldarlardı içimize? Peki ya bulutlar; yağmur olup yağmak yerine bizlerle konuşsalardı, kelimelerle yok olup gider miydi anlattıkları? Yine hissettire bilirler miydi bu ıslaklığı, bu apansız duyguları? =( Sanırım Hayır... İşte hergün içime yağan bu hüzünle dışarıya kanamak için kırdım aynaları, kağıtlara akıttım içimi, kan oldu kelimelerim, kanadım belki dünyaya ama ya en fazla şiir dendi ya da aynı bu yazı gibi bir kaç sönük kelimede kaldı içim, mutluluğum, benliğim, kanım, vs. vs... =( Peki ben ne zaman bulut olacağım? Ne zaman içimden geçenleri tüm benliğiyle, tüm ürpertiyle, tum soğukluğuyla anlatabileceğim dünyaya, ağaçlara, kuşlara..? Ya hep kedilerle yürümek zorunda kalırsam? Acaba ağaçlar hala üşüyor mudur? Yine saçmalık!... ='( Peki ya ''... bulutları pembeye boyasam, Yağmur pembe yağar mı?...'' =( |
Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki?
Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun? Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne… Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni… Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana… Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok.. Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… BİR TEK SENİ UNUTAMAM.. |
Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım?
Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım. Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım. Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım? HAYATTA ÖYLE MUTLU OLKİ, GÖZYAŞLARINDAKİ MUTLULUK, MUTLULUĞU ARAYAN MUTSUZLARA, ÖRNEK OLSUN.... |
Birtanem bu gece de yalnızım..Düşünüyorumda..Bazen acım oldu seni sevmek , bazen en güzel tebessümüm..
Bazen içimde bir sızı bazen mutluluğum...Bazen herşeyim bazen hiçbirşeyim oldu...ama vazgeçemedim! Seninleyken bazen kalabalıklar içinde bazen yapayalnız oldum... En umulmadık anda sevdim seni , en vurdumduymaz , en sağır ve en körleşmiş taraflarımla...O gece ay tutuldu ve güneş hiç yaklaşmadığı kadar çok yaklaştı dünyaya...Oysa benim çekim alanımda bir tek sen vardın bir de yalnızlığıma ortak sesin , vazgeçemediğim gözlerin vardı hemen yanıbaşımda... Ve herşey seni sevmekle başladı...Hayat bazen herşeyden vazgeçmek oldu , bazen bir senden vazgeçememek... Tek zaafım sen oldun ömrümce , bir sana dönemedim sırtımı ve kapıyı çekip hızlıca gitmek hiç aklıma gelmedi! gelmeyecekte...Herşey seni sevmekle başladı... Dünya asla bir toz bulutu olmamıştı zaten. Sevmek diye bir şey varmış ve sevince iliklerine kadar hissediyormuş insan varlığını , tüm acıları ve sevinçleri bir anda yaşayıp tüketiyormuş . Varlığın ve yokluğun... ikiside bazen öyle zor ki! Keşke biraz olsun anlatabilsem sana , paylaşabilsem acılarımı seninle , kıyamam ki... Hiç susma istiyorum yanımdayken , aklından geçen herşeyi bilmek istiyorum , hayallerini , korkularını , sakladığın kendini ve kendinden bile kıskandığın sevdanı anlat istiyorum.Zannederim ben seni seveli asırlar oluyor kara kızım ben yeni anlıyorum.. Unutma sevdiğim unutma hiçbir direnişimi ve teslimiyetimi unutma.Şimdi sana cevabını veriyorum aklındaki bütün sorularının...Her ayrıntım sende gizli benim.Sana verdiğimden başka ben yok ki bende.. Anla canımın içi DELİ GİBİ SEVEN bir ruhun karşısında kaç aşk dimdik durabilir.Seni sen gibi seviyorum.. |
Her gidişine ayrı bir anlam yüklüyorum,yapma tanrı aşkına! Ya hep kal benimle söz etme gidişlerinden,ya da silinsin ismin de cismin de...Oynama benimle dengemi bozuyorsun.Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda,böyle degildin sen...Bittiyse heycanın bileyim bende."Seni cok seviyorum"diye başlayan ve "Ama.." ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım.Seviyorsan seviyorsundur,aması olmaz bu işin.Üstelik bir cümlede "Ama" varsa bir önceki yargının hiç bir hükmü yoktur artık."Seni cok seviyorum; ama,birlikte olmamız imkansız..."İmkansız diyebiliyorsan eger sevmiyorsun demektir.Bahanelerin arkasına sıgınma.İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip,darmadagın eden,sonra da hiç birşey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum.Böle misin sende ?Gerçekten gitmek mi istiyorsun ?Yürekli ol biraz,haydi konus.Söyle gitmek istedigibi.İki çift sözü haketmedimi bu aşk ?Yaşanılan bunca şeye hiçmi saygın yok ?
Ah ben,niye yanılıyorum hep ? Niye tam "İşte bu" dediklerim sömürüyor aşkımı ? Biraz dahamı katı olmalıyım ? Biraz dahamı kapalı tutmalıyım kapılarımı ? Bazen bu dünyadan olmadıgımı düşünüorum.Bu devrin adamı degilim.Oyun ceviremiyorum,hesap yapamıyorum,kuralları bozamıyorum...Bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum.İnsanız biliyorum,hepimizin zaafları var,hepimiz egolarımıza boyun egebilioruz.İyide hep beni mi bulacak bunlar ? Hiçbir kavgaya yer vermeden,hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini,işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşebildigini.Sen gözlerini kapıyorsun,bir sen varsın,başka hiç kimseye bakmıyorsun.Herşey senin çevrende şekillenmeli,herşey sana göre düzenlenmeli.Beceremiyorum kusura bakma...Aşk, tam teslimiyet ister.Kedini aşkın kollarına ya bırakırsın yada bırakmazsın."Bir yanım dışarda kalsın" dedigin noktada aşkı bogarsın.Yok edersin o güzelim duyguyu.Bu yüzden hep cesurların işidir aşk.Kaçışları,yalanları,aptalca oyunları kabul etmez.Aşk; saf,duru insanları sever.Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz.Arınmalısın.En saf,en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı.Kısacası sevgilim,sana göre degil bu iş.Senin yolun acık olsun, BIRAK AŞK BANA KALSIN..... ************************************************** ***** İlk mektup tadında yazılmalıydı,bir aşkın son satırları da. Sana ilk mektubum say bunu da.Belki seni çok özleyeceğim ama bil ki seni hep çok sevdim ve her zaman seveceğim.. Seni çok seviyorum,her zaman seveceğim.Bin kalbim olsa sana hepsini vereceğim. Bir gün kaparsak gözlerimizi,son hıçkırık göklerde buluşturacak bizi Sana bu kez okeyden çaldığımız taşları değil,yüzünün kıblesine okuyamadığım duaları yazdım. Ne ezberleyip unuttuğumuz hicaz şarkıları nede zulada söndürdüğümüz sigaraları. Beyaz yalanlarımızın ince hesaplarınıda değil yıllardır içimden sayıkladıklarımı yazdım sana idamımın son dileğine taşıyamadığım itiraflarımı çaldığım yıllarımı yazdım bu kez sana. içimin en iç yanığı sakin ağlama sen yokluğumu da at pencereden simdi ve okuduğun her satırda yırt beni duvarlara astığın her asi sitemini tak pesimde gönder hadi içimin acıyan yüzü sakin ağlama sen ağzından her kaçanı ezberle sadece ve söyleyemediğim diğer yalanları da bu mektup Allah ın emriyle bu mektup sana tüm hasretimle. Seni çok seviyorum,her zaman seveceğim.Bin kalbim olsa sana hepsini vereceğim. Bir gün kaparsak gözlerimizi,son hıçkırık göklerde buluşturacak bizi Tıpkı gözlerinin renginde mürekkebim.Satırlarım bahtımın karanlığında Kaybedilmiş bütün savaşlarım adına yenilmişliğin mahcup cesaretine sığınıp ta sensizliğe ve hep sessizliğe biriktirdiklerimi içimde dağları deviren gizleri yazdım sana bir gün bu hikayenin biteceği de aslında hep aklımda sana veremediğim bütün sözler artık son satırlarımda.. içimin en iç yanı bendeki bir enkaz yığını seni terk etmenin bile başkaydı tadı sana hasretlenmek zaten bana mubahtı baksana bu ayrılık ikimiz ede çok yakıştı içimin acıyan yüzü sakın ağlama sen bendeki bir ayrılığın hüznü sende kaybetmişliğin acı telaşı inan seninki çabuk geçer ama benim ayrılığım kim bilir,kim bilir kaç ömür sürer Seni çok seviyorum,her zaman seveceğim.Bin kalbim olsa sana hepsini vereceğim. Bir gün kaparsak gözlerimizi,son hıçkırık göklerde buluşturacak bizi..... ************************************************** ***** [Bir yaşanıla(maya)nın parantez içleri] Soğuktu hava o zaman da şimdiler gibi ama biz üşümezdik. Karların altında hastalanmaktan korkmadan oyunlar oynardık. Ben en çok saklambaçlarımı severdim, seninse yorulmaz çocuk heveslerin vardı. ama ben öyle yorgundum ki ve sen öylesine masumdun. Teleferiklerden yeryüzünü izlemek gibiydi seni sevmek; eğlenceli ve ürkütücü. Yükseklik korkum nüksederdi sana bakarken (ürperirdim aniden; a çocuk ya tutmak isterken sen de benimle düşersen) Evet itiraf ediyorum muzip bir çocuk gibi sevdim seni ve utanıp yenemedikçe kendimi seni gönderdim. (Bu yüzdendi; buradaki yanlış benim değil deyişlerine hak verişim. Bilmiyordun ki gönüllü bir yanlış olarak ben yeterince kendimin bile değildim) Acıtmak için sarf edilmemişti sözlerim çocuk bakışların aldanıp da küsmesin istedim. Bu yüzden gitmeni hiç engellemedim. Aslında kalmanı hiç düşlememiştim. Sonunda seni de ürpertti değil mi, kendime terk edilişlerim? Bu yüzden mi bana kendimi ödettin (Gitti gözleri zafer parıltısı çocuk gülüşümü elinde taşıyıp).... ..... Gel diyemezsin şimdi bana; çok zor sevdim kendimi yeniden. Hem gelsem üstünü örtsem ne fark eder; uyandığında yine ben olmayacağım ki. Bu gece sabaha kadar seni beklesem ne fark eder; yarınımızda biz yokuz ki. Masallar anlatsam yeniden bize dair ne fark eder; İnanmadığın masallar korkularını savuşturamaz ki. Hem artik öğrenmelisin; sen de üşürken uyuyabilmeyi benim gibi.(Sorguların hala bitmedi mi? Anla artık sana dairliğim tükendi) Şimdi dön diyemezsin bana. Sen de biliyorsun açılmamacasına kapandı valizler ve duvarlardan söküldü, bir zaman geçmek bilmeyen saatler. Ardında öylesine bir iz kaldı sadece, Bir de ikimize rağmen karartılamamış gülümsemeler. Bak son yazısı da belirdi, perdelerdeki ışık dindi. Anladım devam edebilmek için affebilmek gerekli her şeyi. Ben affedebildim ikimizi. Hadi sen de affet beni. Kar yağarken başlayamamıştık; kar yağarken bitsin bari. (Tam da şimdi, hadi son kez öp duvarlarını ve son kez çarp kapıları. Hem bırak artık uyusunlar; yoruldu kelimelerimin anlamları) ************************************************** ***** Kime ya da niye, Kahrediyor beni her gözgöze geldiğimizde bir şey söyleme ya da bakışlarımı kaçırma zorunluluğu... Oysa ben uzun uzun gözlerine bakmak istiyorum ve o masum yüzünde dolaşmak. Ama bir türlü beceremiyorum, saklanıyorum, kaçıyorum hep... Öylece arkandan bakakalıyorum ve son bir kez dönüp bakman için defalarca yalvarıyorum... Sen kayboluyorsun ve hayatımdaki tüm renkler soluyor yeniden. Siyah beyaz yüzler, siyah beyaz gülüşler, ağaçlar, kuşlar ve simsiyah ben kalıyorum geriye; yüzümde saçma bir ifade, gözlerimde anlamsız bakışlar, içimde garip bir hüzünle... Sonra sahte mutluluklar, tebessümler göstermeye çalışıyorum sana, kendime, hayata karşı, ama içim kan ağlıyor her seferinde tıpkı öleceğini bilen bir hasta gibi... Yağmur umuduyla bekliyorum hep bir sonraki saniyeyi çünkü bir tek ona anlatabiliyorum derdimi ve bir tek onun yanında ağlayabiliyorum hıçkıra hıçkıra. Ve sadece yağmur yağdığında dinleyebiliyorum dünyanın en güzel şarkısını... Yalan diyorsun her şey; sen, ben, biz, herkes yalan. Peki gerçek değil miydi akan bu gözyaşları ve boşa mıydı o anlık göz temasları?.. Şimdi ben ölümünü bekleyen bir mahkum gibi her şeyi bir yana bırakıp, o son cevabı bekliorum ve sen hayatımın bağlı olduğu ipin ucu elinde olan bir cellat gibi vereceğin cevabı... Lütfen uzat elini, ya da bırak ipin ucunu cevabı beklemeden... Lütfen uyandır beni bu rüyadan, ya da izin ver sonsuzluk olsun son rüyam... Lütfen elini uzat... ************************************************** ***** Her sensizlik akşamının başlangıcıdır bu şarkı.Yerine sevememle başlayan,Ustume Basıp geçme ile devam eden ve ağlamam ondanla biten... Her gece yanarmış gibi yataktan kalkmaya ve yanıldıgını anlayıp bir sigara yakmaya benzer seni unutmaya çalışmak,niyet nedir akıbet ne olur????? En başta sanki umrunda değilmiş gibi davranır,hergun gittiğin cafe ye gider,hergun içtiğin çayı içer oradan çıkıp sahile gidersin.Elini cebine attıgın sırada isteğinin aksine sigara değil tükenmiş,yıpranmış,unutulmuş umutların çıkar içinden.Havadan heralde deyip kalkarsın oturdugun yerden,fakat ne havadan ne hergun içtiğin çaydan,sen gittikten sonra olur bunlar... Kabullenmedim en başında,hadi be dedim kendi kendime ne var sanki unutamayacak bunda,diğerleri gibi o da,''etten kemikten bi insan'' dediğim her zamanın akabininde gözyaşlarımla beslerim umutsuzluğumu ve yaşanmışlığı... ''Gururluyumdur bilirsin,artık dönmem sana'' diye başlayan her cümlemin,sana söyleyeceklerimin her provasının ardından kendime koca bir ''S.ktir'' çekerim,ee ne de olsa yalanı sevmem bilirsin. Birgun gelecek,uyanacagım senin sesinle ve sen bana ''Uyan,uyan saat kaç oldu hala uyuyorsun,hani bugun ...... ya gidecektik'' ümidiyle uyuyorum ancak,başka türlü kapanmıyor gözlerim seni bekliyor onlarda kalbim gibi... Oyle yada boyle,iyi yada kötü,dogru yada yanlış,bana göre yada değil,benim sana söyleyebilecek tek bir sözüm var,''Ne kadar surerse sursun,ne kadar bekletirse bekletsin beni bu yanlızlık,ne kadar yorarsa yorsun beni bu sensizlik'', ''YERINE SEVEMEM''... |
Seni seviyorum, çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben her güne seninle başlıyorum, seninle bitiriyorum…
Seni seviyorum, çünkü seninle her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Bana her gün keşfedilecek bir şey sunuyorsun mutlaka. Soluksuz keşif maceralarının yorulmaz kaşifi oluyorum… Seni seviyorum, çünkü beni dünyanın en mutlu insanı yapıyorsun. Mutluluğa yeniden ad versem, senin isminle anarım… Seni seviyorum, çünkü en güzel zamanlarımın sahibisin sen. Seninle geçirdiğim kısacık anlar bile unutulmaz oluyor. Bitmesin istiyorum. Ya yoksan? İşte o zaman akmaz oluyor dakikalar, bir işkenceye dönüşüyor zamana katlanmak… Seni seviyorum, çünkü bir ressamın çizebileceği en güzel tablosun sen. Renklerinle büyülüyorsun beni, hayran hayran bakıyorum sana. Ya da bir şairin yazabileceği en anlamlı şiir, sevdayı ve aşkı anlatan… Seni seviyorum, çünkü yıllardır sakladığım aşk sözcüklerini ortaya çıkardın. Kıymet bilmez yüreklerden sakındığım o sözcükleri şimdi korkmadan, gururla söyleyebiliyorum. Biliyorum ki bir tek sen hak ediyorsun onları… Seni seviyorum, çünkü aynı anda tüm mevsimleri yaşatıyorsun bana. Ellerini tuttuğumda yaz, saçlarına dokunduğumda bahar. Beyazlığınla kışımsın, aşkımızı sulayan bereketli yağmurlarınla sonbahar… Seni seviyorum, çünkü sorgulamıyorsun yargılamıyorsun beni. Olduğum gibi kabul ediyorsun, hatalarımla zaaflarımla. Değiştirmek yerine anlamaya çalışıyorsun beni… Seni seviyorum, çünkü korkmadan açıyorum yüreğimin kapılarını sana. Biliyorum ki hoyrat davranmayacaksın, biliyorum ki kanatmayacaksın yüreğimi... Seni seviyorum, çünkü içimdeki yaramaz çocuğu ortaya çıkarmayı biliyorsun. Benimle çocuklaşıyorsun sen de. Hayatı bu kadar ciddiye alanlara inat oyunlar oynuyoruz birlikte, bıkmadan, usanmadan… Seni seviyorum, çünkü ben karanlıkta yolunu kaybetmiş, nereye gideceğini bilemeyen biriyken, ışığınla aydınlattın yolumu. Bana hayatı sundun ellerinle, aşkı armağan ettin. Geçmişe dair tüm acı izleri sildin… Seni seviyorum, çünkü ihanet yok aşkımızda, yalanlarla örülmüş sahte duygular yok. Birbirimizi kandırmadan, en çıplak halimizle yaşıyoruz bu aşkı. Zaten aşk dediğin böyle yaşanmalı… Seni seviyorum, çünkü beklentisiz sevmenin ne olduğunu biliyorsun."Önce sen beni sev, ben seni daha sonra severim" demiyorsun. Açıyorsun yüreğini cesurca. Cesaretinle beni kendine hayran bırakıyorsun… Seni seviyorum, çünkü doğadaki her canlıya sevgiyle bakabiliyorsun, üşümüş bir sokak kedisi gördüğünde içinin acıdığını biliyorum. Her canlıya yardımcı olabilmek için çırpınıyorsun… Seni seviyorum, çünkü kıskanıyorsun beni. Öyle tadında, öyle kararında kıskanıyorsun ki bu çok hoşuma gidiyor. Ne aşırıya kaçarak sıkıyorsun beni, ne de hiç kıskanmayarak umursamaz görünüyorsun… Seni seviyorum, çünkü ne ağlarken gözyaşını, ne de gülerken kahkahanı saklıyorsun. Yüreğinin en derin yerlerinden gelen hüzünle ağlıyor, ağız dolusu gülebiliyorsun… Seni seviyorum, çünkü benimle yağmurda yürüyorsun. Bu eşsiz romantizme ortak oluyorsun. Yağmur seni sırılsıklam etse bile o an benimle birlikte olduğun için tanrıya bir kez daha şükrediyorsun… Seni seviyorum, çünkü küçük şeylerden büyük mutluluklar doğabileceğinin farkındasın. Hayatını hep o büyük mutluluğu aramakla geçirmek yerine, küçük mutlulukları biriktirerek kocaman bir mutluluğun sahibi oluyorsun… Seni seviyorum, çünkü seninle sonsuza dek birlikte yaşayacakmışım gibi hissediyorum. Senin de beni sevmekten asla vazgeçmeyeceğini biliyorum. Her zaman, ama her zaman "iyi ki hayatımdasın" diyebiliyorum… Seni seviyorum, çünkü yıldızları getiriyorsun avucunda. Sarı, sıcak güneşi sunuyorsun bana. En coşkun denizlerin maviliğini getiriyorsun. Dalga dalga yayılıyorsun içime… Seni seviyorum, çünkü olur da bir gün, yaşadığımız bu kenti terk etmek zorunda kalırsak, gittiğimiz yerde de kendimize ait mutlu bir hayatımız olacağını biliyorum. Biz birlikte olduktan sonra dünyanın her yeri cennet… Aşkımın büyüklüğünü, sevdamın yüceliğini anlatmaya çalıştım sana. Bunca nedenden ve bunca sözden sonra seni ne kadar çok sevdiğimi anlatmayı başarabildim mi, bilmiyorum. Sözcüklerle tarif edilemeyecek kadar derin sana hissettiklerim. Bir de yüreğimdeki kuşların sesini dinle… Belki onlar daha iyi anlatır aşkımı. Biliyorum ki, sen olduğun sürece o kuşlar hiç terk etmeyecek yüreğimi… Sevgilim, ben seni yaşıyorum, seninle yaşıyorum. Çünkü… Seni Çok Seviyorum… |
Üşüyorum:hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkum bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü...
Yoruldum artık biliyor musun? Tek taraflı bir hayatı omuzlamaktan, hayatın yükü altında ezilmekten; birilerini arayıp sormaktan, anlatamayıp dinlemekten, sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Sabret diye diye erittim sabır taşlarını, bir an ümitsizliğe düşsem hayalin çıktı karşıma, gözlerine baktım ve kendimi yerli yerinde bulunca güzel gözlerinde, güç aldım acıların binlerce çeşidine karşı ama sabredecek gücüm kalmadı, hayalinin gözlerinde duramadım sevgili. Oysa ki nasıl da ihtiyacım var sana, bilemezsin. Sarılsan bana bir annenin evladına gösterdiği o kutsal şefkatle, başımı göğsüne yaslasam ve yiten ümitlerimin ayak seslerini duysam kalbinin atışında, içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen saçlarımı okşasan bir babanın nasırlı elleriyle oğlunun saçlarını okşadığı gibi ve ben içimdeki zehiri nehir misali akıtsam ne güzel olurdu sevgili. Ama yoksun işte ve ben bunların hepsi bir hayalden öteye gidemiyor, ne acı değil mi? Dostlarım, bugüne dek hayatıma giren tüm sevenlerim, değer verdikçe canımı alan sevdiklerimin yokluğu kadar gerçek yokluğun... O kadar yalan ki insanların gülümsemeleri, o kadar menfaatperest olmuş ki yeryüzünde herhangi bir anı paylaştıklarım, artık alınacak bir canım, bir parçam kalmadığı için bir anda yok oluverdiler. Bir fotoğraf geldi gözlerimin önüme şimdi, kimdi hatırlamıyorum o fotoğrafı çeken, hatırladığım tek şey var ardında akbabanın olduğundan habersiz bir Afrikalı çocuğun çaresizliği ve resmi çeken kişi intihar etmişti sanırım o anı o karede ölümsüzleştirdikten sonra... Çünkü o çocuk ruhunu akbabaya teslim etmişti. Çaresizliğim o Afrikalı çocuğun ki gibi ve azabım o fotoğrafçınınkiyle aynı derecede acı verici, sevdiğimi sunduğum kim varsa sevgili, hepsi birer birer o akbaba gibi olup çıktı. Ama ben şimdiye kadar savaştım hayalinin sayesinde, bir yerlerde var olduğun ümidiyle yaşadım, seni delice sevdim ve yokluğunda bile seni içimde yaşattım her nefes alışımda... Ta ki, bu yazıyı kaleme aldığım şu ana kadar dayanabildim, bu saate kadar sen gelmedin, ruhumu akbabalara teslim ediyorum, gelsen de kurtaramazsın artık... Herkes bayram sevinci yaşıyordu sevdiğim. Kim bilir sen de yaşadın belki, kutlu olsun geçmiş bayramın ve gelecek olan bayramların ve ben bu bayram sabahı yine sessizce ağladım. Her bayramda olduğu gibi.... Kimsesizdim, çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle bayramlaştım, yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma... İçini karattım değil mi? Affet beni sevgili, inan ki bunun tek sebebi; kimsesizliğimden, kalabalıklarda bile yalnızlaşmamdan, sefaletimin bana sunduğu çaresizlikten ve bir sen kaldın bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir sen varsın, sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kağıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir sen kaldın. Affet! Sonuçta bende insanım, sana toz pembe bir dünya vermek, seninle toz pembe düşler kurmak isterdim. Gerçekliğinle el ele verebilseydim, iyi bir Ferhat olurdum ya da aşk ile yanmaların ötesine geçmiş bir Mecnun olurdum uğrunda, şüphen olmasın. Seninle gezmek isterdim, sen ne istersen alabilmek, gözlerine bakarak geceleri şiirlendirmek isterdim; bir yuvamızın olmasını, çocuklarımızın şen kahkahalarıyla şenlenmek, sen olunca yanımda üzülmelerin bile bir anlamı olurdu eminim. En çok neyi isterdim biliyor musun sevgili? Seni yazmak yerine yaşamak olsaydı kaderimde, ölüm kederlendirmezdi beni, doya doya yaşardım seni ve o an ölümsüzleşirdim. Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi hayalinsizliğe... İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki, bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir istekle, Neroncavari bir arzuyla bu şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkum olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme! Nasıl da huzursuzum. Evimin çatısına tüneyen bu baykuş, Azrail’in habercisi gibi, ölümün yaklaştığını haber veriyor sanki, annem hastalandı yine, ayağı tutmaz oldu. Ben çaresizim, sefilim ve sefaletime bir aşkla seni dahil etmekten, sonrasında kaybetmekten korkuyorum. Daha bin bir çeşit dert başımda, görsen tanıyamazsın beni, genç yaşta karlar yağdı saçlarıma... Sıkıntılarda sevinçlerin olduğu gibi biz insanlar için. Geçecek elbet bu günler, seni kocaman bir gülümsemeyle karşılayacağım bir gün sevgili. Bekliyorum seni, unutma beklemelerimi. Seni seviyorum |
Kendine iyi bak bir "veda" degil "elveda" cumlesidir cogu zaman. O uc kelimeden cok daha fazlasini gizler icinde...
"Kendine iyi bak. Cunki bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olurda bir gun donersem seni iyi bulmak istiyorum.Kendine iyi bak. Cunki bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni dusunme. Cunki ben de seni dusunmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, cunki ben yazmayacagim. Sil beni yureginden, cunki ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan guzel seyler hatirina sana yurekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha donmemek uzere gidiyorum. "Kendine iyi bak. Aramizda gecen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem cok onemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla gormemek uzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yuzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, cok da fazla umursamiyorum." Kendine iyi bak, derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla soylerler bunu. Cunki onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, surec cok aci vericidir, yurek parcaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri doner ve yine Kendine Iyi Bak gozleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tukeninceye kadar Taki son elveda mezar sessizligine burunuceye kadar Tutkunun otesinde sevenler, bir kez Kendine Iyi Bak derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine olumu yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Bu sozlerin icinde ihanet yok, hic bir zaman olamaz derler ve giderler. En buyuk ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yuzustu birakip gitmek. Kendine iyi bak, derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parcalara ayirip, en buyuk parcayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kotusu suclayamazsin onlari tum bunlar icin. Kendine iyi bak deyip gidenin gecerli bir nedeni vardir elbet. Suclatmaz kendini. Savasmadiklari icin kizarsin ama suclayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri icin kizarsin ama suclayamazsin. Yenildigin icin kizarsin ama suclayamazsin Ayriligin kacinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak, derler ve giderler. Elinden umutlarini, duslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikca gozyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan cekip giderler eger yalniz kalmissan, cunki insafsizliklarini gormek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri icin , kendine iyi bak derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan cikaracagim ama bil ki hic unutmayacagim" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler. "Biliyorum cok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri icin kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak icin kendine iyi bak derler, cunki o kan uzun sure akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. Kendine iyi bak bir noktadir cogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kotulukler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin Sen gozumdeki isik, dudagimdaki tebessum, sen icimdeki sevincssin. Sen hayatima renk katan, sen yuregimdeki carpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gonul yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske boyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem seni. Keske dondurebilsek zamani geriye. Keske bugunku aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani buyuk asklar her turlu engeli asardi, hani gercek dostluklar her sinavi gecerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hic kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en buyuk zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi?... Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Oyleyse sen de "Kendine Iyi Bak." |
Gene ayni yerden yaziyorum sana... Sen ayni yerde misin bilinmez. Sevgilim gidisinin arkasindan aylar gecti, yila döndu. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
Giden unutulurmus bebeğim.. Ben unutamadim, gidisinden sonra cok ağladim, sensizliğe dayanamadim, sensizlikte yandim. Sonra elime kalemimi alip hep sana yazdim. Kitapliğimda cok siirlerim var, cok sevdalari anlatan yazilar, hepsi sana... Aslinda sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yasananlar... Unutmaya calisirken hatirlana o anlar.. Sana bunlari hatirlatiyorum ben unutmasam da belki sen unutmussundur diye... Ağlamiyorum da artik cunku sen öğrettin bana gulmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar sey öğrettin ki, beni bastan yaratan sen oldun. simdi nasil unutayim, kendime baktikca hatirliyorum seni... simdi seni cok özluyorum cok...ama biliyorum sende unutmadin beni gittiğin yerlerde...gözunde arkada olmasin sevdiğim beni biraktiğin yerde yasiyorum seni... Sensizlikte zor cekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek basima yasayabileceğim bir ask biraktin bana... Sen bana guzelliği, doğruluğu biraktin ve bir gun beni arasan ayni yolda bulacaksin. Senden sonra ayakta durmakta zorluk cektim, farkindasin biliyorum ara sira yikildim. simdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanimda istiyorum. Bir ariyor sesini duyuyorum, yuzunu görmesem de rahatliyorum. Sana bir defa sikica sarilmak istediğimi söyluyorum. Dayanamayacağini söyluyorsun. simdi sensiz yollardayim,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir durustlukle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum.... |
SENİ İLK GÖRDÜĞÜM GÜN BAŞKA KİM VARSA SİLİNİP GİTTİ HAYATIMDAN... Tatlı anılar bir yana, bana acı vermiş kim varsa, hangi olay varsa o an zihnimden silinip gitmişti.
Yepyeni tertemiz bir başlangıçtı bu. Yaşamın iki yüzlülüğünden soyunup, karşına en saf, en yalın benliğimle çıkmıştım. Sana ait olanı yaşamak istiyordum. Aşksa aşk, sevinçse sevinç, hüzünse hüzün, acıysa acı. Senden gelen ve gelecek olan hiçbir şey korkutmuyordu beni. Sen yanımda olduktan sonra her şeye dayanabileceğimi biliyordum. Ne desem de sevdamı anlatsam diye düşünüyordum. Bugüne kadar söylenmiş en güzel sevda sözcükleri bile sana duyduğum sevgiyi ifade edemeyecek diye korkuyordum. Dünyanın bütün dilleriyle Seni seviyorum desem yetecekti biliyordum. Nereye gidersem gideyim yanımda götürüyordum seni. Hiç yalnız değildim bu yüzden. Hiç ama hiç bitmesini istemiyordum. Ama ben bile nasıl olduğunu anlamadan bitti işte. Hep bugüne kadar kendi kendime Neden diye sordum. Ama cevabını bulamadım. Beni kırgınlıklarla, çelişkilerle, cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen keşke lerle bıraktın. Bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor. Her gün alabildiğince yanıyor... İstesem de İstemesem de seni özlüyorum. Bilmem biliyormusun? Gayem sana zarar vermek, seni incitmek, kırıp dökmek değildi... Acılarına, yaşam mücadelene, Gözlerinde bulduğum huzura ortak olup, yüreğimi yüreğine, ömrünü ömrüme katıp, seni mutlu etmek istiyordum. Ben sende sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip, bu sevgiyi yaşamanı istemiştim. Ama sen ne yaptın? Yüreğimde kalıp, saltanat sürmek varken, beni sıradan bir şeymiş gibi elinin tersiyle ittin. Soruyorum sana, Çok sevilmek bu kadar kötümüydü? Gerçekten böylesine ağırmıydı? Sana bu sevgiyi vermekte bu kadar direttiğim için beni bağışla. Adı üzerinde sevdaydı bendeki. Bütün güzellikleri, bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin, yine de bu kadar sevilmezdin Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı, hiç düşünmeden koparıp atardım. Başımı ellerimin arasına ne ilk nede son alışım. İlk acım değil ama en büyük acımsın. Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Canım acıyor ve seni hala özlüyorum. |
KENDİNE İİİ BAK…
Bir düştün hiç bitmesini istemediğim…Sımsıkı sarıldığım,herşeyin üstünde tuttuğum…Öyle bir anda gelmiştinki, hayata dair bütün siperlerim yara almıştı…Heryer herşey sahteydi sanki senden önce...Ben de sahteydim..Sen geldin sonra ansızın…Bi mutluluk fırtınası gelmişti sanki karamsar sokaklardan…Siyah diye bi renk yoktu hayatımda artık herşey tozpembeydi…Sen vardınya herşey mutluluktu…Acıyı bile sevmiştim seninle…Seninle bambaşka bir hayata başladığımı gözlerine ilk baktığımda anlamıştım …Sımsıkı sarılmıştım sana sonra…Öyle yağmurlar yağıyodki yüreğime hiç görmediğim hiç bilmediğim…Sen vardın artık…Umutsuzluğuma umut hayata karşı direncim olmuştun…Bi gün duymasam sesini,nefes almalırım yavaşlardı…Bütün karamsar duygular bedenimi sarardı sanki…Mutluluğun en güsel sokaklarında yürümüştük beraber…Bi sonu yoktu derdik hep…Bizi kimse bitiremz derdik...Ama yine biz bitirdik kendimizi…Sabahlardık telefon başında kapatmamak için direnirdik geceye inat…Sonra bir gece acı bir hançer saplandı umutla baktığım bu aşka…Günden güne tükenmeye başladık…Önce gülüşlerimiz azaldı sonra umutlarımız ve bitmek tükenmek bilmeyen hayallerimiz…Mutluluğa alışanlara zor gelirmiş bu ayrılık biliodum bunu…Ama canım bu kadar yanmamalıydı…Çünkü öylesine yalansız,çıkarsız bir sevgiydiki bu… Şimdi geriye senden sadece anılar kaldı…Bütün şehirde senin sesin vardı sanki…Bütün sokak başlarında sen,bütün konuştuğum insanlar sendi sanki gittikten sonra…Ben seni çok sevdim bitanem…Hala çok seviyorum inkar etmiyorum…Ama öyle bir gidişin vardıki…Bu aşk bu gidişi hiç haketmedi…Sana kızgın değiim sadece kırgınım…Hani bitse bile böyle olmamalıydı…Gidişini anlardım ama bu sessizliğini asla kabullenemedim…Çünkü ben seni bir ömürlük sevdim meleğim…Hani hayatta kirlenmicek değerler vardı,hani bir ömre son noktayı aynı anda koycaktık,hani en büyük zaferler en kanlı savaşlardan sonra kazınılırdı hani sahte aşklara inat bir ömür ayakta kalacaktık, hani iyiler herzaman kazanırdı bunların hepsi yalanmıydı…Savaşsaydık aramıza giren şeytanla olmazmıydı…Böylesine basitmiydi herşey…Olmadı bitanem….Olmadı yürüyemedik sonuna kadar…En masum düşlerde kaybolduk…Ve günden güne tükenmeye başladık…Ama bitmedi bende hiçbişey…Ve içimdeki sevgi hiç bitmicek sen olmasanda…Benim düşlerim bu kadar küçük değildi…Geçici bi heves değildim benim için… Hayatımda hiçbişeyi istemedim seni istediğim kadar… Hiçbişeyi bu kadar sahiplenmedim…Hiç bu kadar çaresiz kalmadım…Hayatta hiçbişeyi kaybettiğimde ağlamadım…Bilirsin beni…Ama seni kaybettiğimde kaçgece ağladım gökyüzüne bakarak bilmiyorum…Ağlamak bile güseldi bu aşka…Seninle herşey güseldi zaten düşlerimin meleği…Pişman değilim seninle mutluluğun ne olduğunu öğrendim…Çocuklar gibi güldüm delice…Dolu dolu yaşadık belki çok şeyi çabuk tükettik ya da bilmiyorum…Ne bizi bu hale getirdi…Offff…Ama madem savaşmak istemiyosun aramıza giren şeytanla madem bir toz bulutu gibi savrulmasını istiyosun herşeyin mademki yokluğumda daha mutlusun tamam o zaman bitanem…Artık gitmenin vakti geldi galiba…Gönül isterdi bir ömre son noktayı senle koymayı ama olmadı…Mavi bi yolculuğa çıkmıştık seninle şimdi heryer simsiyah…Gidişim yürekten değil bitanem inan zorunlulktan…Sanmaki bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım…Senide #KÖTÜKELİME#ürüyorum yüreğimde…Artık ben yanında olamıyacam istesemde istemesemde…Gitmelerin vakti geldi bitanem…Her aşk payına düşeni yaşarmış…Bizimde payımızda ayrılık varmış…Şimdi gidiyorum bitenem dönmemek üzere…Bundan sonra yokum artık…Ne nedensiz gülüşler kaldı ne bitmek tükenmek bilmeyen hayaller…Yolun sonu burası galiba…Keşke hergünün sonunda senle uyusaydım keşke bir ömür o sıcak nefesinle uyansaydım keşke bitmeseydik böyle…Ahhh…Ne desem biliyorum boş ne yapsam…Bir mavi düş gördük en güsel demlerinde hayatın…En güsel mutluluklara beraberortak olduk…Ne düşlerimiz oldu gecenin sessiz saatlerinde bitmek tükenmek bilmeyen…Ne düşler kaldı artık nede hayaller…Sahte aşklara inat duramadık ayakta…Gönlüm razı olmadı bu aşkın böyle ucuzca bitmesine...Bu satırları yazdım sana…Bi gün düşündükçe bizi nasıl bir yanlışa mahkum ettiğini anlıcaksın...Ah bitanem…Ne çok sevdim seni ben…Ama gitmem gerek artık…O masum düşlerinde ben olamıcam canımın içi…Kısada olsa bana yaşattığın bu MASAL için saol bitanem…Oğluma iyi bak olurmu.. Dün sensiz bi yaşıma daha girdim yanımda olmanı herşeyden çok isterdim…Ama mademki yokluğumda mutlusun madem herşeyin akıp giden zamanda kaybolmasını istiyosun…Tamam o zaman…Ben seni çok sevdim canımın içi…Bitmez demiştim bitmedi sen olmasanda….Bir MASAL daha son buldu… |
Aşk dediğin laftır....?"
Sana nasıl hitap edeceğimi kestiremedim, Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan, naber nasılsın lafının arkasına, “bir görüşelim mi?” ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini..... Ben seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, yada senden vazgeçerim diye korkup, önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım.... Ben hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar uysal davranmamıştım oysaki, severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi..... bir bunları severdim birde seni sevdim.... Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim.... İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin .... “bu biraz açık değil mi?” yada “hayır biryere gitmiyorsun evde oturuyorsun..1” dan başka bir şeydi bu.... beni sorgula, duygularımı sorgula istedim, olmadı..... Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz.... Tabii ki bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan, hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni ararmıydın..... Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç inan etmedim.... Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim onu merak ettim..... Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim.... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum.... Şimdi tekrar başlasakta, yalnızlığı paylaşsakta sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilirmiyim sanıyorsun..... Şimdi artık tek başımayım..... hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.... iki kişilik kocaman bir boşluktansa kendimi ve yalnızlığını yeğlerim.... Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü dinlemiyorum, Belki de sen haklısın artık ben bile kendimi sevmiyorum........ |
Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana... Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni... Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana... Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın. Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum.... |
Tek dünyam tek umudum tek gelecegim tek kaderim ve tek mutlulugumsun sen benim..
hayatimi hayatina adadadigim tek yürek tek can sensin belalim yarim.. sana hergün dünyam diyorum .. cünkü dünya bana ne kadar uzaksa sende bana o kadar uzaksin.. seni her yilin yazi her yilin kisini görebilmek icin bekliyorum geliyorum sana hep sana adiyorum kendimi, herseyimi arkamda birakakarak.. hic birseyi düsünmeden sadece SEN ... sen benim dünyamsin be mavisim sen benim dünyamsin be denizgözlüm sen benim herseyimsin sen benim dünyam bense senin günesin senin etrafinda dönen günesinim.. ve bu hep böyle kalacak inan bana sevgilim sana yemin ediyorum.. dünyam anca dönmeyi biraktigi zaman günes de yanmayi birakacak.. dünyasiz bir günes olmaz günessiz bir dünya olmaz ben seni aydinlatan sen benim basimi döndüren.. sen benm umudumsun be birtanem.. iki bucuk yil oldu sevdiim seni be bebegim.. halada seviyorum bunu bil ne kadar uzaksan sen bana bende sana o kadar uzagim ama hep her an ve hergün yanimdasin ellerine dokunamasamda hergün yüregim sizlasada canim acisada dudaklarini öpemesemde o denizin mavisi gözlerine dalamasamda sen benim yüregimdesin birtanem.. sen hep yürregimdede kalacan belali yarim.. seni cok seviyorum seni cok seviyorum buna yemin ediyorum askim yemin ediyorum.. sana kirilamiyorum incilcen diye korkuyorum.. sen beni üzmememye calisiyon üzdügündede sana kizamiyorum korkuyorum ya giderse ? ya dönmeyi birakirsa ? ya küserse diye hep korkuyorum... iste bu ya bizi ayakta tutan iste bu ya bize güveni veren askim daha iki ay önce seninleydim her gece her gün senle gezdim tozdum hic ellerimi birkmadin ki simdi gene gurbettteyim lanet olasica gurbette ama bu da gececek gurbet eller beni birakacak ben sana kavusacagim birtanem inan bana gene gelecegim yemin ediyorum seni canimdanda cok seviyorum... erkegim benim sevgilim herseyimsin sen benim tek dünyamsin bense senin tek günesin etrafinda dönen seni aydinlatan günesin... sözlerimizi asla unutma yeminlerimizi asla unutma... yeminini bozan allaha ihanet etmis olur belali yarim biliosun ömür boyu sevecegizz... hergün dua ediyorum ALLAHIM ONU SEN BANA VERDIN YALVARIYORUM ONU BENDEN ALMA... hergün dua ediyorum birtanem bizim icin.. hayirli evltalar kavussun hayirli gülüsler dagilsin hayirli olan hersey kavussun seni cok seviyorum DÜNYAM |
Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla... Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum. Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor. Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa...... Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum. Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum, Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!! Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi? Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir? Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum. Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum... ben senden uzaktayım sevgili, çok özledim sıcak tenini, bir gün dönecek misin geri, yoksa ben mi gelip alayım seni, sevgili; sen benim yüreğimsin, ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin, seni asla affetmeyeceğim bilirsin.... of ne zordu bu aşk(!) seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun, aşk değil bu bir sürgün,kaçak sakın arkaya dönme, sakın sakın, çünkü o an anlayacaksın sana olan sevgimi, seni seviyorum.... |
Alışsaydım farklı olurdum inan, alışsaydım sensizliğe daha mutlu olurdum.Amadeğilim, yanıyor içim.Ve hiçbir yağmur söndüremiyor bu yangını... Bir umut bekliyorum kendi kendine sönsün diye. Ah anlasaydın beni, ah bilseydin seni ne kadar çok sevdiğimi.Şimdi yanan, yüreğim değil aşk ateşi olurdu.Vazğeçtim beklemekten gelmeyeceksin. Ne acı bir gerçek.Kimi koyayım yerine kiminle avutayım kendimi? Kimi sen sayayımda sarılayım boynuna? kimin dudaklarını öpeyim? kimin elerinin sıcaklığını hissedeyim?Bukdar acımasız olmamalıydın yar,Ben seni böyle tanımamıştım çünkü.Kocaman bir yüreğin vardı ben o yürekte oldugum için şanslıydım.Çok seviyordunbeni yada ben ÖYLE SANIRDIM. Hiç bitmeycek diye düşünürdüm, öyle ya büyüktü bizim aşkımız, özeldi.Hayatta iyi yada kötü ne varsa hep birlikte paylaşacaktık, birbirimiz için yaşayacaktık.BAŞKALARI İLE MUTLU OLMA İHTİMALİ AKLIMIZDAN BİLE GEÇMEZDİ. Yolumuzu aşkımız aydınlatacak biz o yolda yürüyecektik hiç durmadan.
Derken, seni kendine bağlayan o yürek koyboldu birden... şimdi yüreğinin yerinde bir taş var, yoksa bu kadar vurdumduymaz olamazdın... her giden bahanesini yaratır her giden acımasızdır, ama sana konduramıyorum bunu.Kimbilir, belkide sensizliğe kendime konduramıyorumdur. Bu yüzdendirhaykırışım.Alışılmıyor, sensizlik kabullenilecek bir şey değil. Acım büyüyor bu yüzden. Her acı geçer biliyorum ama niye bu kadar uzun sürdü bu sefer. niye yarı ölü gibiyim hala? Her şeyde seni arıyorum lanet olsun\'\' Madem gidecektin söylemeliydin bana sensizliğe nasıl dayanılacağını. İnsanın yüreğinin yarasını atıp gitmesi mümkün değilki ben yapamıyorum sen yap hadi. Son kez gel yanım, çıkar yüreğimi yerinden va al götür nereye istersen. At bir kenara öyle kalsın... Yok yok, kendi kendinede sönmeyecek bu yangın. Ben yaşadıkça yanmaya devam edecek içten içten. En azından bir tesellim var... bundan böyle hiç kimse yani bir yangın başlatamayacak yüreğimde,bir daha yaralayamıyacak beni. Acım o kadar derinki, kimse bir daha ACITAMIYACAK İÇİMİ... |
Varlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölüme sevmez, Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala. Ben sensizlikte bile \"seni yaşıyorum\" sevgili... ” Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum. Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili. Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. Sana dair tek bir kelime yeterdi bana. Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi bana..Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında. Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık... Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. Ayaklarım kan revan..Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. Hava puslu, etraf ise sensizlik .. Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. Yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili.... Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. Direndim, savaştım yalnızlığınla. Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim sevgili.... Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. Giderken seninle gitti taze baharlarım. Yetim kaldım mevsimlerin koynunda. Gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. Seni sordum memleketimden göçen turnalara. Ama bulamadım seni. Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. Aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. Bulamadım işte. Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. Yokluğuna inat yaşattım seni. Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…Seni “ sen “ diye sevdim ben. Varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. Sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. Seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. Ben yüreğindeki sıcaklığı, tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. Seni hep \" aldığım nefes \" bildim. Yüreğime dokunduğun için, yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni... Satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. Cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. Yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. Yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. Dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. Sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. Yanlış duymadın sevgili. Açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. Sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. Hem de defalarca… Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek. Sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. Bir gün Cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. Sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. Her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili... Sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. Uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. Közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. Gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. Gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. Adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım sevgili.. “ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili. Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “ Gün gelecek, Adımı unutmak zorunda kalacaksın Puslu gecenin yorgun sabahında. Bir kibrit çakıp yaşananlara, Tek tek yakacasın benli hatıraları Ömür defterinin en masum günahında. Duvarlarında asılı takvimlerden düşen Bir gün gibi, Ağladığında yüreğine gömülen Bir hüzün gibi Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında. Ama ben sana inat, Yokluğuna inat, Bedenimle közleneceğim günahlarında. Seni benden alan kadere, Tek bir kelime etmeden Seni içimde yaşatacağım. Çünkü ben senin; “ Bedelini yüreğimle ödediğim En masum günahındım….” |
Birgün birini gerçekten seversen,sevebilmeyi bilirsen, yüreğinle sevmeyi öğrenebilirsen biliyorum ki sadece o zaman anlayabileceksin gerçekten beni.Her türlü imkansızlığa,bırakıp gitmelere,bitmelere rağmen yüreğinle direnip aşkını korumak isterken sevdiğinin herşeyi hiçe sayıp konuşmak, görmek,vedalaşmak bile istemeden arkasını dönüp yokmuşsun gibi davranmasının ruhunu canını nasıl acıttığını ancak o zaman anlayacaksın.Sen onunla tek bir can olmuşken onun sana hayatında hiç olmamışsın gibi ,yüreğineyse bir duvar,bir masa,yerde duran bir çakıltaşı muamelesi yapmasının ne demek olduğunu o zaman anlayacaksın.Beynin,düşüncen kendi kendine teselliler verirken,seni haklı bulurken gözlerine söz geçiremeyip nasıl koca damlalarla sessizce isyanlar yaşadığını o zaman anlayacaksın.Ve ben ... ben biliyorum ki sen bunları yaşarken beni aklından geçirmesen bile bir yerlerde,bir şekilde ben bunu hissedeceğim.Yoo yanlış anlama sana beddua değil bunlar.Kıyamam ki.
Bilirsin hislerim güçlüdür,yüreğim ondan da güçlü,hissederim,anlarım..Kiminle ve nerede olursam olayım yüreğindeki fırtınayı hissettiğim an,o an bana yaptıklarını yaşıyor olduğunu anlayacağım...Çünkü senin bana yaptığın bir ayrılık,bir vazgeçiş değildi,öylesi çok önemli de değildi aslında.Doğaldı bu fani dünyada fani sevgiler,yanlış duygulara kapılmalar...Ama senin bana yaptığın seven bir insana yapılabilecek an acımasız vurgunlardan biriydi.Konuşmamak,sözlerin ç****iz,gözlerin uzak bırakılması,yüreğin ve tüm hislerin umarsızca terk edilişi...Ne olurdu o telefonu açıp sadece hoşcakal deseydin...Ne olurdu bir kere kendi sesinle bitti deseydin...Ne olurdu bir kere bile bitti ama gerçekti diyebilseydin...Yalan bile olsa...Yalan bile olsa bir sevda minicik bir vedayı hak etmiştir....Sen bakma ağladığıma,şiirler yazdığıma..sen bakma sensizlikten bahsedip hüzünlere daldığıma..Ben ne sana ne de aşkıma bir an bile ağlamadım ardından.Ben haketmediğim yalanlara,yüreğimin kandırılışına ağladım sadece.Ve ben sadece yalancı aşıkların sahtekarlıklarına ağladım ardından.Sakın sen üstüne alınma... |
Ben hayatımda 2 kere aşık oldum. İlkini zaten biliyorsun, ikincisi de sensin işte... İlk aşkın gözü kördür, çoğu zaman yanlış insan olur ama bunu o sırada farkedemezsin. Aradan zaman geçince ya hatanı anlayıp için acıyarak bitirirsin, ya da bu hatayı ömür boyu devam ettirirsin. İlk aşkın doğru kişiyse ne mutlu sana... Benim ilk aşkım yanlış insandı, hatamı farkettim ve bitirdim. Üzerinden çok zaman geçti. Çok ağladım ama sonra çok güldüm.
Ve karşıma sen çıktın... İçimdeki çocuk inatla hortladı. Çocuk denince aklına ne gelir? Benim aklıma masumiyet geliyor. Plansız, oyunsuz... İşte öyle sevdim seni. Sonunu düşünmeden, hesap yapmadan... İçimden bir ses "Sen salaksın!" dedi. Ama gerçeğin o bile farkında değildi. O ses aşık olduğumu farkedebilseydi, bana "Duygularını biraz dizginle, herşeyin bir zamanı var, tutkularını öpüştüğünüz, aşk yaptığınız zamanlara sakla" deseydi eğer, herşey farklı olurdu. Ama o ses sonuçta benim içimden geliyordu ve ben aşık olduğumun farkında değildim. Farkettiğimde çok geçti. Sen beni terketmiştin bile... Senin için yaptığım onca şeyin bir kıymeti yoktu. Aslında yapılanların hepsi doğruydu, yanlış olan yapma şeklimdi. Doğru yol ise acımasız olmaktı. Senin kalbine kazık çakan insan ne kadar acımasızsa, benim de o kazığı çıkartabilmek için en az onun kadar acımasız olmam gerekiyordu. Ama ben daha önce başkasını seven birine aşık olmamıştım, acımasız olmam gerektiğini nerden bilebilirdim ki? Yine de bir gün beni o kadar kızdırdın ki acımasız yüzümü de gösterdim. Yapmam gerekeni yapmıştım ve artık tamamen benim olmana çok az kalmıştı. Derken, bir hata daha yaptım. Ailenden görüp de bunaldığın tavırların aynısını ben de sana sergiledim. Sana anlayış gösterip iyi davranacağıma, senin ağzına s.çtım. İşte bunlar seni benden uzaklaştırdı... Şimdi senden istediğim tek birşey var. Otur düşün. Doğrularımla, yanlışlarımla karşındayım. Ben buyum... Ya gel de bana, ya da sonsuza kadar git... Ama bekle deme. Senin hayatının düzene girmesini beklerim, ama seni beklemem... Çünkü benim de yaşamam gereken bir hayatım var. Eğer git dersen, sonradan kıymetimi anlayıp bana dönmek istediğinde herşey için çok geç olacak. Bana çektirdiğin onca şeyden sonra daha fazla iyilik bekleme benden. Ben bütün sevgimi, iyi niyetimi, sabrımı sana harcadım ve hiçbirinden kalmadı artık. İyi düşün... |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:51 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.