www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Adnan DURMAZ (https://www.cakal.net/showthread.php?t=81929)

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:02 PM

Ey Gerilla....

Kürtük kürtük bir türkü tutturur kar
acıdan acıya sınır yok- toprak kanar
beni senden ayırma
türkün türküme akar
Mem û Zin' i bir mezara koydular
İlenemem kurur dilim
zulümler kardeş kılmış bizi
indir silahını ey gerilla
benim de sevdiğim var

ay dökülür yanağına dağların
zindanları sana-bana
zulüm koyar yasasını ölümün
yağmalar gözyaşını
ekmeği bular kana
ne vatan tanır- ne sınır
silâh silah- öfke öfke kışkırtır
seni bana- beni sana

kaç bin yıldır çerağ yaktık
unutulmuşluğun vatanlarında
ışığını destanlarla donattık
ağalar büyüttük kanımızla azametli
şıhlar zuhur etti bağnmızdan
korku suretli
bütün cephelere kurbanlık gittik
türkülerimiz kardeş bizim
gözyaşlarımız aynı pınardan gelir
ahımız hısım akraba
düşmanımız bir
beni senden ayrıma
çınar ikiye dilinir

bu türküyü yakan yürek
kavrularak güzelleşmiş binbir acıda
kurşun yakıştırmaz körpe bebeye
öksüz koymaz anayı
telörgüler çevirir mi sevdayı
sana tetik çekmeğe varmıyor elim
zulüm sınır tanımıyor ikimize de
gel zulmün kalesini yerle bir edelim

bu ülke ikimizin
tutsak yaşadığımız
bizim bu koca tarih
bu orman
bu rüzgar
kaldır silahını ey gerilla
benim de sevdiğim vur

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:02 PM

Ey Yurtsuzluk Beni Tükür...

gecede kanayan
ateşlerin közüyüm
gidenlerden
yüreğim yanar
düşlerim üşür

karanlıklarda kayan
göktaşının özüyüm
ey yurtsuzluk beni tükür

çok eski bir yitiğim
sahibini arayan
unutmuşum
kimim-neyim
benliğim farır-yüreğim çürür

okyanusun dalgaları
kaç bin mil düş büyütür
coşar gelir-taşar gelir
soğuk kayayla öpüşür

göynük göynük bir korkum var
yoruldum-usandım gayrı
aşksız-yalnız ve yaralı
geldi de geçiyor ömür

diken sarmış yüreğimin dağını
hayat gönlüme gül düşür

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:02 PM

Ey Şehir

ey şehir unutma beni
yalnızlığını giderdim senin
acılarını omuzladım-boğuldum kederlerinde
bütün sokakların uyudu
bütün ışıkların söndü
imbatın bile kesildi
bir ben kaldım paramparça bir yürekle
nice tekinsiz gecende
hep koştum
ter içinde
düşe kalka
bıkmadan
bütün kapılarını çaldım şu insan yüzlerinin
bakışların ötesinde duvarlar zorladım
kapaklandım gülüşlerin sınır çizgilerinde
bütün uçurumlarından düştüm ey şehir

denizlerini sevdim
gözyaşlarım aktı dalgalarına
aşklarım çiğnendi
fesleğen kokulu kaldırımlarda
yüreğimi kemirerek çektim kahrını
ve tüm sevgilerim
yağmalandı ortalık yerde
katlandım
yine de küsmedim yaşamadığım güzelliklere

neyleyim bilinmedi kıymetim
buralardan gidiyorum
ey şehir unutma beni
kimsenin sevmediği yanlarını da sevdim...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:03 PM

Füme Fem

sesini saklamış suyun düşüne çıplak girdim-delirdim
çatılar uçuran fırtınalarda kuytu ve deli masal

aşk benim soluğumdur onsuz bin yıldır çiçeklenmedi dallarım
etimin düşü karışmaz dedim ona orada kal
git kendine başka bir çöl bul da kavrul ey yürek
sevişmek kirletir seni coşkusuz-kum gibi savrul-kavrul
kaç aç gövde arzudan kızarmış gelir ayarmaz deli susuzluğum
haylazım hoyratım haşarıyım pervam yok-pervazım yok
aç susuz ölme der şeytan-yaşam kendi gelmez git-çal
ben düşüme düşeyim-yalnızım-gecem dar kandilim hilal
sen gel-ansızın aklımın deli yıldırımı-ateş çağla-dişi solu
saman yollarından tırmandım-gök ovalarına vardım
ay kapına dayandım-beni içeri al...

yaşam gövdeye konuk-onu çıkart sen gel
aşk seni ayak sesinden tanırım ben-ilkel hışırtından
sen yak ayakların bassın üzerine acının-yalnızım doğur beni
kuğuların kuğursun- su gibi ak ak gövdenle bülbül şakısın elerin
ellerinin ikliminde yağmalanıp tükensin zaman
aklıma gelir de füme derinlerin deliririm gece delirir
göbeğinin ürpertisinde ateşim savrulan bir sal olsun
köleliğin senin... diz çöküşün-tapıncın
yırtılır gider pembe yörelerinden rüzgardan yapılan şal
yaşarsam biliyorum erir ve eritir tuncun
sıcak morun-cam göbeğin-devrilen kadehlerin
bütün tadların vatanı kesilen bakir turuncun
saman yollarından tırmandım-gök ovalarına vardım
ay kapına dayandım-beni içeri al...

yaşanır mı... yaşanır mı aah goncanın içinde yaşanan hayal
gelir mi o zaman... yakar mı o düş-yıkar mı geceyi öpüş
yağar mı ellerin-doğar mı füme fem-gövdende dörtnal
gece kara-gönlün al
la’l
saman yollarından tırmandım-gök ovalarına vardım
ay kapına dayandım-beni içeri al...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:03 PM

Fısıltılarla Da Olsa Söyle

Gülüşleri buz sarkıtı
Dürüstlükleri cilalanmış
Kör ıssız dostluklar artığısın
Sirenler gözelenir göğsünün çatalında
Kuduz köpekler uluşur
Yalınkat sevdalar bıkkınısın
Tarazlanmış yanılgılar bezgini
Kırılmış düşler ezginisin...
Karanlığın altından
Korkak sular akar /çağıltısız
Sen yalancı aynalarda bir hâyal
İşin başkalarını yaşamak gün boyu
Belki de hiç olmadın - ne gerçek ne de masal

Ve her akşam
Doğarsın sancılı yalnızlıklara yeniden
Gözlerin bir çift ölü balık keder denizlerinde
Bütün bastırılmış isyanların
Sabır taşlarını keser
Param parça *******de...

Yüzlerce yıl çağıltıyla beslenen çatal göğsün
Karanlık kuyularda diken büyütür şimdi
Seni irinli sevdaların sokaklarında
Kör düğüm kıvrandıran yalnızlık
Köreltir kırk gözeli pınarlarını
Sığlaşır gidersin kristal aynalarda
Geride bir hayal kalır senden
Kanar ılgıt ılgıt en derin uykularda...

Gün gelir bir başkası olduğunu sanırsın
Oysa bu sokaklar
Pas bağlamış namusların mezarı
Karanlığın kaleleri korkuyu korur
İşkenceler
Duvarları çatlamış adaletler
Beyninde örümcek besleyen yetkililer
Tüm bu irinli yaralar içinde
Ağlamasını yeniden öğren
Gerekirse isyan isyan gözyaşlarınla diren
Ve sancılar içinde bir hayal olmamak için
Kristal aynaları kırmayı
Öfkeyle bağırmayı öğren...
Sözüm şu sana gözüm
Soyun yılgınlığın kanlı kürkünü
Nerede ve ne zaman olursa olsun
Zulmü saltanat kılanın tükür yüzüne
Fısıltılarla da olsa söyle türkünü

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:03 PM

Gece Mutedil Dalgalı

bilmezdim
can damarına değen hançeri
gülüşün
ansızın çölleşirdi
cümle baharları yıkılmış yıllar
bir koygun türkü keser
ağızsız dilsiz
gözbebeklerinde gölleşirdi
susardın
susuz toprakların umarsızlığıyla
dalgınlıklarının kıyısında
kırık bir ney
orada
kederden uluyan denizin karşısında
hançer işler gibi cana
beklenmedik bir anda ölmek gibi
deli sağnaklar gibi yaşandı her şey...

başka romanlardan çıkmış
buluşmuş bir uçurumun başında
iki hüzünlü aşıktık
akşam son derece akşamdı
saatlerce otururduk hüzün rıhtımlarında
saçların avuçlarımda rüzgardı
derin acılarda damıtılmış bakışın
ve kar çiçekleri gibi ipince ellerin vardı
öyle kalmış aklımda...

gittin
ki içimde
kanlı bir iz bıraktı seni götüren tren
kimsenin kaldırmadığı telefonlardan
bir daha gelmeyen mektuplardan
yüreği kan içinde bırakan
habis bir esrar kaldı

boşaldı buluştuğumuz bütün kıyılar
denizden çürüyen pervazlar kaldı
bitti artık çalınacak kapılar
gayrı çalmasın bizi bağlayan şarkılar
ve sözlere dökülmeyen
sancılar... sancılar... sancılar
belki de her şey düştü
gece mutedil dalgalı
bir hazin rüzgar kaldı

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:03 PM

Gece Sağnağı Gözlüm

dünyalar açılır püren dalında
can sığınır kevene
susuz vadilerden esen yel
kovgun bir ağıt
sen de bu sürgünü
var git arama
ko duldasız kalsın yürek
kekiğim
türkü bakışlım...

bin yıllar sayfa sayfa devrildi
bin yıllar savruldu
deli taylarla ardarda aşılan dağlar
hep aynı yere vardı
hiçbir sayfasında bozkırın
yüreklerde gül açmadı
gönüllerde kan açtı
yürekte hançer oldun ey aşk
ihanet oldun bunlu zamanda
kara gurbet oldun
geri dönmemesine
umut oldun da
yaktılar sabrın ateşlerinde
düş oldun
kanayan zamanlarda
baş koymak nazlı yarin
umut goncası memelerine
uyumak
ve arınmak acıdan
sonsuzca
zulüm oldun ey aşk
binyılların cümle kitaplarında
can aldın kıran kıran
kan döktün
şahan boylar devirdin

her dağın ardında
umutlar beklerdi de
acı yağması keserdi
sevda sağları
insan ki hasretlerde
tepeden tırnağa gönül kesilirdi
küçülürdü can
sonsuz karanlıklarda
büyürdü kaygı
umutlar yana yana
kül kesilirdi
ferhatı ferhat eyledin ey aşk
deldi dağları dağları

madem ki sevdamıza
kavuşmamak biçilmiş
ko gitsin
yana yana bozkırlarda
kekiğim
gece sağnağı gözlüm...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:04 PM

Gece-Deniz–Hüzün...

gece
deniz
bir de hüzün
kuytu dalgınlığında
bir çift gözün
ekim dağlarında ateşler bir başka yanar
yorgun yılkılar konuğu ömrümüzün
dalında sararan yapraklar
belki bekleyişlerdir yaşamak
bekleyiş
her şeyi sarar...

her şey kabullenilmiştir
ölüm kadar olağan
önceden bilinircesine
su-ateş-kül ve rüzgâr
fırtınalar bile durağan

o türküler ki
bir başka söylenir dağ başlarında
büyük yolculuklar arifesinde
yarım bir şeyler kanar boşuna

gidecektim
biliyordun
bir şeyler söyleseydin
çiseleyen yağmurla
bağlar kursaydın yüreğimize
gitme kal deseydin bilmediğim yanlarınla
gizemin aşikar olsaydı
gece
deniz
bir de hüzün
kanamasaydı kirpiklerinde

suskunluğun olgunlaşan bir ağrı
çatlattı kozasını en kör zamanda
en azından dişlerini saplasaydın yüreğine
belki yollar kavuşurdu bir zaman
aramızda uçurum imkansızlıklar
hicran noktasında ölmeseydik

o anlar
ki
yeniden doğduğumuzda
acı dölütünün ıslaklığı kaldı geriye
şimdi ekim geldi
ateşin kökleri var
aşkın ve ışığın tohumları
kurumuş yürek vadilerinden
yorgun atlılar geçmekte


gidişim sonradan infilak edecek
biliyorum
ağlayacaksın
gecene dikenler batar bir zaman
hüznünü bir yara gibi
dağlayacaksın
uykuya varır gibi sev bundan böyle
belki mevsimler geçer de üstünden
uyanamazsın...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:04 PM

Gece..Çay..Sen…

camın denizinden
gül kırmızı akşam düşen
içinden bulutlar geçen
bir bardak çay
sen..

bir bardak
ince belli
pürüzsüz
sana dair
ve senden

sonra yıldız fırtınaları
ay yağmurları
sonra güneş suları
çöl baharları
ırmak dağları

içmek
senin içinde
gözelerini
delirmek
gözlerinde
sağılmak
aşkın imbiklerinden

deryama düş-sün
düş
iki can
bir beden
güzelim
kısrağım
efendim
kölem
gül ki
canımın kasesinde tazelen

sözün acze düşer
ancak yaşanır bu dem
rüzgar dağların
su güneşlerin
kişneyen çılgın bulut
öpüşün yıldırım
çöküşün
dil kesen uçurumların
düz dağların
sarp ovaların

gece
çay
sen
okyanusun geçmesi iğne deliğinden
dokunmamış bir zamanı yırtarız
katışıksız ipekten
som buluttan
arı düşten
bir coşku aklını yitirmiş
kanatlanmış bir hüzün
gel hadi
gel
hadi
gel hadi
gel
ömrüme
gönlüme
çölüme
demlen

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:04 PM

Geçen Demlere Gazel

Eskitir yüzleri zaman -ne dilenci ne bey seçer
Camlarda sararır akşam-geçer bu demler de geçer

Hesabınla kitabınla kalırsan sen-giderim ben
sesimi savurur rüzgâr-hayalim toz olur uçar

Ayrılık ölüm yandaşı-bazan çok geç bazan erken
Tırpanı aman dinlemez-can koparır coşku biçer

Yüreğimde andaç olsım-gül gülüşün-ben giderken
Yalnızken ısıtır beni-karanlıkta ışık saçar

Ne sözüm var-ne de sitem-payıma düşen bir diken
Göğ ekin gibi ayrılık –onu hangi tırpan biçer

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:04 PM

Gelme Ferhad Gelme Sen Bu Yerlere

yüreği buz tutmuş-
puslanmış bakışları
gelme ferhad gelme sen bu yerlere
sevmenin okkası on para olmuş-
onurunu çoktan satmış ahali
efsaneler yaratan ol güzellik
etini pazarlıyor kaldırımlarda
gelme ferhad gelme sen bu yerlere

yar yanağı bildiğimiz dolunay
muhbir çıktı girdiği son buluttan
ol ceylan gözlere inen yıldızlar
meğer ki sahteymiş anlayamadık
tutsak düşmüş sevmesini bilenler
zulüm almış yeri göğü kan tutmuş
gelme ferhad gelme sen bu yerlere


bir delisi ben kalmışım bu diyarların
kimsecikler aşktan evler kurmadı
gözleriyle yüreğini vermedi
imge damıtmadı yol vurup ateşlere
şiir şiir aşk örmedi
bütün güzelliklerimle
yandım da ortalıkta
ilaç için bir tek insan görmedi
gelme ferhad gelme sen bu yerlere

şimdi yürekleri başkaldırıya
kanlı bayrak gibi açma vaktidir
zulmün kaleleri topla yıkılmaz
dağları bildiğin dağlardan değil
vaktidir aşkları bomba yapmanın
zebaniler saltanatı devrilmedikçe
zincir kopmaz gönüllerin boynundan
insan özgür olmadıkça
aşka aşk denmez
sen de bu yolların yiğidi değil misin
ol dağları deldiceğin yalansa
gelme ferhad gelme sen bu yerlere...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:04 PM

Gül

gün oldu
koskoca kent başımıza yıkıldı
gres yağı bulutlarla ortalık kör karanlık
düşleri kurşunlandı bulvarların
dizilerek göz bebeklerimize
sokakların yaşanmış tüm anıları
yüreklerimizde yakıldı
dizlerimiz kırılarak çökerdik
silindi yüzümüzden
acı ve sevince dair tüm ifadeler
yağmalanmış yırtık yürek yangın içinde
kuşsuz ve bulutsuz ölü göğün altında
düştük
dayanılmaz kederlere yaslandık...

çatısı savrulmuş günlerin ortasında
yolları çıkmaz
gözleri kör
kuşlarının kanadı kırık acıda
her gün çürüyen kentlerle birlikte paslandık...

gün oldu
büyük kentler terk ettik
omzumuzda anıların heybesi
geri dönme düşleriyle ışıtarak önümüzü
sağnaklar giyinerek
ve dikerek iğreti sözcüklerle
gülüşün yırtılan yerini
büyük kentler terk ettik

yıllar sonra geri döndüğümüzde
bıraktığımız düşler satılmış
gülüşler yağmalanmış gördük
anasını terk eden çocuklar gibi
yeniden terk ettik
orda kalan yanlarımızla birlikte kenti
cılk bulutları
yıkılmış umutlarıyla
omzumuzda yalnızlığın heybesi
ve kirli bir yağmurdu hüzün
ıslandık
yara gibi kanamalı ilişkiler yaşadık
protez parmaklarıyla okşayan eller
silikon dudaklar
metal öpüşler...
ve yıldırımlar inen aşklar yaşadık
yandı gitti bir gökçecik fidanken

ne desem
bilirsin sen
aynı savaş alanında sakatlandık
şimdi yalnızlık giyinmiş yüzlerimizde
gözlerimiz
ıssızlığa uzanan
boşalmış nehirler yatakları

bize yaşamayı haram kılana inat
onca yıl
onca zulüm
katliam
yaşanmamış düşlerin aç toprağı bu yürek
acıda nadaslandık

şimdi ateşimle yaralarını dağla
şimdi ağla
gözyaşının tuzunu bas yarama
yağmurlarımla ıslan
ve yağ yıkık yerlerine içimin
bahardır önümüz-çiçek mevsimi
yaram olma
yarim ol
gayri sevdalara gül...
bu kent
yeniden solur gülüşünle
bulutlar arınsın
yürek sevdaya sarınsın
yaram olma
yarim ol
beni al
gül...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:05 PM

Gül Dudağı Çöl Susuşlum

çalınmış saatler avladık zaman denizlerinden
gözlerimiz hırsızlama sevişmeğe başladı
yıldızsız *******de ışığına sığındım
ne dizeler döküldü kirpiklerinden

bizim oralarda *******
toynaklarıyla yürekler tepip gelen
yalnızlığın atlarıdır
yıldızlı karanlık büyür sonsuzca
kırık bir el aynasına ömürler sığar
kırk kilit vurulmuş yüreğe saklanır karasevda
ki çıkamaz o dehşet tutsaklığın
uçurum uçurum derinlerinden
asla

bizim oralarda gözbebekleri
demir parmaklıklarla çevrilmiştir
çocuklar gülü sorsa
kanla tarif edilir

baharlar bakır yeşili
hüzünler kirs
ferhad külüngü gerek hasretin dağlarına
sevdaya değince kavallar kanar
ışıklarda kelebekler
karanlıklardan yanar

ben işte o dağları
aşıp aşıp gelmişsem ayaklarına
gül dudağı çöl susuşlum
ırmaklar diliyle konuş
beni kanatma
şimdi yangınları vurup sırtıma
sevdasız gönderme beni
kanın çeksin
canın çeksin
gözlerin çeksin
bakışların saplı kalsın bağrımda
gül dudağı çöl susuşlum beni gönderme

bütün öpüşlerinle öp
bitmesin sarsıntısı
bana yağ
iliklerime işle
beni sevişerek kahret
dinsin kuraklığımın sızısı

beni yellerinle savur
erit çarpa çarpa dalgalarınla
varlığınla buluşayım
nabzım damarlarında atsın
denizlerinin tuzu olayım
kanına karışayım
gül dudağı çöl susuşlum beni gönderme...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:05 PM

Gül Zamanlar

gül zamanlardı ki onlarda sen açardın
gül sarhoşu kesilirdi geçtiğin yerde hava
çok eskilerde kaldı yıldız sağnağı gözlerin
gözlerin ki
sana vurgunluğumu onlarla sarardın

kimi insan vardır
yiyerek beslenir sevenlerini
yaralar-yorar-bırakır çaresizlikte
yalnızlığının farkında olmadan delice yalnızdır
bir oyuncak sanır sevdiklerini
bütün uzuvlarıyla yağmalayıp bırakır

öylesi aşklardan soğrularak gelmiştim buraya
olmadık bir zamanda sen geldin
varlığın yaralarımı onardı

o gül zamanlardı
güzelyalı'da yasemen yaz akşamları
hava tömbeki kokardı
zakkum çiçekleri deli
ortalık kız sağnağı
o senin insana nüfuz edişin
gözbebeklerinden başlardı
orada sen açardın
gönlüm
tökezirdi bakışlarında
şiirler tutuşturup bende
sonra da hicranı yağardın
gül zamanlardı
ki onlarda sen açardın...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:05 PM

Güle Rubai

Ben Hayyam'ın kadehinden sulandım
dedi gül
Mecnun'la çöle düştüm
Kerem'in elinde yandım
dedi gül

Alındım
satıldım
çiğnendim ayaklar altında
Yürekler mezata düştükçe
utandım
dedi gül...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:05 PM

Gün Örttü Kapılarını

gün örttü kapılarını-soldu sevinç gibi yanık çocukların benizlerinde
ben yaşamaya kulaç vurdum gecenin zifiri denizlerinde

aklımda bulutların kitabından tarihe dair okuduklarım
aklımda tozlu yolların ıssızı-ve aradığım giz, kuş ve böcek izlerinde

zamanın yamacında Asurlu tüccarların yaktığı ateşin boynuzları
ve atlılar-yaban çakalları-akşamın en yosma yerinde

gün örttü kapılarını-kara gözler kaldı seherinde yıldızların
dil susa kaldı yavuklusu dönmeyen Hattili kızların gergeflerinde

bütün adalarına çıktım gecenin-yorgunum yüreğimle yarışmaktan
beni benden kanırt ey ben-paslı bir çiviymişim ben kendimde

beni yol düşlerimden küflü bir kütük gibi kırarak ey kendim
yaşamayı unuttum yaşanmamış aşkların mutlulukların gizlerinde

ana uyar beni... Zühre Yıldızı düşünce gözlerine Hitit çobanlarının
ey düş giy gecenin lacivert harmanisini bekle hüznün eteklerinde

o uzak kavgalara gitmezsem nasıl namuslu yazılır tarih alnıma
bir gün özgür olsun diye aşklar daha-çok insan kalacak siperlerde

daha-çok insan gülüşünü bir meşe gibi dikecek zındanlara
yüreklerdeki erozyon bitsin diye bir gün belki de çok ilerde

gün örttü kapılarını-bir yerlerde bomba sağnakları-pislik saltanatları
umudu dokuyan o yaralı örümceğim ben zamanın elbizlerinde

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:05 PM

Günler ki Savrulan Yapraklardır

Günler ki savrulan yapraklardır ömrümüzün dalında
Geceye söylenmiş bir şiirdir aşkımız
ki tam alnından vurulan..

O her gidişinden geriye kırılmış gül tenhalığı
Ayrılığın da bir kokusu var
gözbebeklerinden yayılan...

Deniz fenerlerim yıkılmış
Yerle bir olmuş nem varsa
kalelerim-ağaçlarım-düşlerim
Hunharca yağmalanmış aşklar bıraktım ardımda
Hasretin de bir rengi var
nasıl desem
Hiç bir renkle tanımlanamayan...

Bir ömrü koymak bilirdim
Sevgilere bedel diye
Ne namusperestler gördüm
Bakışları fuhuş fuhuş
Yüreğinin kâsesinde kendini pazarlayan

Gülleri ve maviliği
Bir yosmayla keşfet
Yüreğin basıyorsa
Deli bir serüvencidir aşk
Hiç bir kural tanımayan...

Oysa tahkatsızım gidişinle
Karanlığın dehşet bastı
Yüreğim yenik
Hangi bahar gül açtırır
Bu deli yalnızlığında
Ne tuhaf bir şarkıymış aşkın
Yarısı gül gülistan
Ayrıldıktan sonrası sancıyan...

Günler ki savrulan yapraklardır
Ömrümüzün dalından
Geceye söylenmiş bir şiirdir aşkımız
ki tam alnından vurulan...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:06 PM

Güz Güzeli

hazan iklimi gözlerin
yüzünde gül aydınlığı
hangi eylülden gelirsin
ellerin aşk kırgınlığı

üzüm gözlerin gizemli
bakışın şarabi akşam
yüreğimde izin nemli
gözyaşının yorgunluğu

kimse bilmez-dağlarında
kurşun yemiş bir gerilla
kara gözlerinde keder
belli ki bu son yarası
alnında yıldızlanan ter
omuz vermiş bir ardıca
belli ki son cigarası

bir yanında kaldırımlar
hüznü-sevinci-acısı
sinemalar-kitapçılar
bir de onca insan yüzü
yağmayan göğün sancısı

yaşanmamış sevdalara
yürekte gökyüzü büyür
okunmuş onca şiirden
aşk hurdalığı bir yanın
bir yanın gidilmedik yerlere vurgun
baharla sevişirsin yaprak dökerken
en yeşil dalların kırgın
meğer ki aşk dedikleri
kovulmakmış mabetlerden
gözyaşları çiğneyip
yakmakmış koskoca şehri
uçurum kıyısında
gece yolculukları
yürekten can yolmakmış
kendini doğurmak sancılarla
bambaşka bir sen olmakmış
dibi görünmez sulara dalmakmış

gülüşünün kıyısında
duran bulutların eli
gece giyinmiş gözlerin
ekim yağmurları gibi
susuşunun saçlarında
bir şiirin imge eli
geçip gittin-tam yanımdan
incecik bir yağmur yeli
ben sormadım
sen demedin
bence adın güz güzeli

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:06 PM

Gökkuşağına Bürünsün Dünya

saklı suskunluklarında
gökyüzü yıkılır
çatırdayarak
bu kaçıncı gülüşün
kahkahalarla ağlayarak
izin ver
kanayan yerlerini öpeyim yüreğinin
ki değişsin
acılara sabitlenmiş adresin

şimdi oturmuş
boşalmış ırmak yataklarında
hiç bir şeyi beklersin
karabasan tarlası kesilmiş uykuların
çocuğu ölü doğmuş bir ana gibi
linç edilmiş duyguların
acıya hüküm giymiş dudağında her gülüş
kanlı eller uzanmış goncagül sevinçlerine
idamla yargılı fidan düşlerin
bütün sokakların çıkmaz
aşkyeşili ovaların çoraklığa yükümlü
yerin göğün leş kuşları

bilir mi
bir akarsu
nasıl kanar
bilir mi bu korkuluklar tarlası
sevda yüklü yüreklere
ölüm hükmü biçilir mi
zulüm köprülerinden kör geçilir mi
sancılar sevilir mi gözbebeğim
girdaplar seçilir mi
söyle
sonsuz gökyüzünde kanatsız uçulur mu...

haydi kalk
umuda yeniden kanat vursun içindeki güvercin
haydi
dünya gökkuşağına burunsun gözlerinden
hem bütün suçlarınla güzel
bütün günahlarınla masumsun sen...

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:06 PM

Göm Yüreği Sevdalara

akşamların sekisine oturdum
adsız
ve atsız
geçmez sancılar bırakarak
yolunurken yüzümden
kök salmış nice bakış
gece serildi...
gözlerim karanlıkta demir soğuğu
ne gideceğim bir yer
ne beklediğim bir yolcu...

ucu tomurcuklu dizeler asmak yıldızlara
bir iğne gibi saplanıp yitmek gecenin denizinde
birini düşünmek...
olmayan birini
olan birini
olmayacak birini
düş kovalamalar yorgunu
yakılmış bir bilicinin külleri gibi akşam
düşleri gibi fani
az sonra ay doğar
ve görür kendi cesedini içimdeki kuyu...

kim bilir
eski bir yanılsamadır belki aşk da
gökyüzünde gidecek yeri olmayan kuşun son düşü
bütün okyanuslarda bulunamayan ada
ve ilk yanılgıdan sonra
yıkılınca direği yürek evinin
bulutlar kadar nafile ömrümüzü
savurduğumuz deli rüzgar
kim bilir aşk
çaresizliğimiz bizim
belki de ölüme olan
ölümü aşan korku...
yıkık kerpiç bir ev gibi
depremler artığı bir yüreğin sessizliğinde otur şimdi
yaşananlardan kalan koyu bir toz yığını
kim girer ki yıkılmış kapısından
otur anılarının yırtık şiltesine
akşam
ve eylül
geçmeyen bir yara gibi beynine kurmuşken çadırını
mezarlığa dönmüş içinde hayaletlerle otur
yaslanarak yalnızlığın taş gerçeğine
su kurumuş
ölmüş kuğu...

hayatın tüm alanlarında yenildin işte
kulaç attığın sular
kendine götürdü seni
ne zaman türkü söylesen
dağlarını yaktılar
uçurum uçurum yaşadın gençliğini
sürekli ölü çocuklar doğuran
bir kadının yüreği
nasıl güler
atının ölüsünü gömen
bir yolcu gibi
göm yüreği sevdalara
ve bu zulüm toprağında sevgiler olsun diye
omzunda yalnızlık heybesi
kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan herkes gibi
yeniden yürü uçurumlara
bulutlara
sulara
şarkılara

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:06 PM

Gözlerini Ekmek İçin

bilmediğim ağaçların altında...
o dehşet hışırtısı yüzünde oynaşan yaprak gölgelerinin
ışıklar sağılır da hani aralarından
düşer tam gözüne... bakarsın ya

hani deli dalgalara daldığında
derim ki... Ӎok uzaklardan geliyorlar
seslerinde zamanın acısı bir de birikmiş coşkular
işte bu kıyıya
tıpkı sana gelişim gibi... hoyrat dalgalar”
o zaman hani saçlarımı okşar da
hayran... aşık... bakarsın ya

hani herkes bir şeyler söyler
hayata ve aşka dair
bildik sözler... savunulup yapılmayan...
yarım yanımızdır... buluşuruz...
dinler insan...
belki elinde çay tepsisi belki meyve
sorarlar da bana “hadi
sen de bir şeyler söyle “
kısa bir söz ederim
belki sıradandır... belki duyulmamış
bilmem... gelir o anda...
ama işte orada sen
döner
gözlerime bakarsın ya

gözlerin kapalı sırtın dönük
sarılmışım sana... gece karanlık.
sesin uykulu
mırıl mırıl bir şeyler konuşursun da
ben okşarım saçlarını
sesin sular gibi huzur verir
içim rahat
sen huzur duyarsın kollarımda olmaktan
yüzünü yalarken nefesim
sokulur da uyursun
bilirim sabah öpüşün doğar
ve sevdiğini fısıldarsın kulağıma
hani o anlar vardır ya
el ele dolaşırız da yağmur yağar
günlerden bir gün
herkesin düşüdür bu
öpüşmek orada
ama öperken ellerimi tutuşun var ya

işte her şeyin rezalet olduğu akşamlardan
yorgunluk stres
o kadar da sertim ne kadar yumuşaksam
bir kavga tutturursun hiç yoktan
tepeme çıkar da sinirim
anlamazsın... düşünmezsin bir an
kırarım ben de masadaki tabağı...
sen de bardağı çarparsın
berbat... ortalık karışır birbirine falan
üstelik laf da anlamazsın... yatıştırmağa kalksam
ve kederle dalıp da sustuğumda... tıpkı bir evin
üç duvarı yıkılmış bir evin
son duvarı gibi sustuğumda
yalnızlıktan geberdiğimde
gelip saçlarıma dokunursun ya
elimle iterim
ve sen
seni seviyorum dediğinde
bu kahpe dünyaya karşı sarılarak
ağladığında
bakışın var ya

bana dair ne varsa sevdiğinde
insanlara şefkatinde
paylaşmanın güzelliğinde
o duruşun
o susuşun
gülümseyişin var ya

bazan yaşam uçsuz bucaksız çöldür
tek canlı geçmemiş kadar ıssız
gün olur karadır ufuklar
rüzgar bile taştır kayadır
ıssızlığın ortasında iki can
naçar kalırız
ve sen bir direnç kalesi olursun o zaman
bir an bile yakınmadan

var ya hani kaba saba yanlarıma
yanlışlarıma
sevecen bir kızgınlıkla uzanışı elinin
tıpkı bir çocuk gibi paylamaların bir de
bana kendini sunuşunun bin bir hali
sınırsız teslim oluşun
yaban bir şiirdir bakışın bakışın
yakışın
yanışın

oysa biliyorum hak etmem seni
kabayım... patavatsızım... kuraldışıyım...
çekemez kimse beni senin dışında
kimse katlanamaz bana... bilirim oysa
yine de yıkarsın kusurlarımı bakışında

bunları yaşadım... sen duymadan
ay düşmüş bir türküydü gece gece
ve gözlerini ekmek için kıraçlarına
ellerini ekmek için kıraçlarına
gülüşünü ekmek için
yüreğimin tümünü hazırladım
seni çoğaltan bir şiir bahçesi diye

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:06 PM

Haikular-01

1
Gece yelleri
Gelin yurt olun bana
Adım firari
2
Gece yelleri
Dudaklarımda yıldızlar
Öpen seheri
3
Gece yelleri
O giden sevgililer
Döner mi geri
4
Ben gider oldum
Yaralı bakışımda
Zaman izleri

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:07 PM

Haikular-02

5
Yağmur okyanuslarında
Kağıt gemi kağıt gemi
Hadi taşı düşlerimi
6
Bir yıldız tak gönderine
Rotanı rüzgarlar çizsin
İmgelerimin soluğu
7
Böylesi bir dünyadan çık
Gidelim başka yerlere
Kalbimden yükselen buğu
8
Kağıt gemi kağıt gemi
Ben gözlerindeki ışık
Dizelerde yüzen kuğu

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:07 PM

Haikular-03

9
Gece çiçeğim
İçimi kokun bassın
Düşümde açıl
10
Bir yaprak gibi
Düş-e yim eteğine
Beni sensiz kıl
11
Suya karışan
Işığım sende şimdi
Aşk budur asıl

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:07 PM

Haikular-04

12
Gece-gümüş-ten
Ay-a-sar-ka(e) n-di-li-ni
Yel- düş-sen-e-sen
22.07.2002 04:23
13
Sevince seni
Su susadı hasretten
Uzat elini
14
Kapına geldim
Söylemeden bil beni
Ey düş gelini
15
Gece böceği
Bir ona çal sazının
İnce telini
16
Ay düşüyüm ben
Yolcuyum esip giden
Hüzün yelini

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:07 PM

Haikular-05

17
Ayrılıktır ki
Ay kanar yara sızlar
Nefes -nefesten
18
Ayrılıktır ki
Bağırır avaz avaz
Ses- sesten
19
Ayrılıktır o
Düşler bile yol arar
Bir kara sisten

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:07 PM

Haikular-06

20
Evi yapraktan
Damı çiğdem camı gül
Hülya isterdim
21
Kederi bulut
Bahçesi söz ekili
Rüya isterdim
22
Güneş adalet
Mutluluğu gökyüzü
Dünya isterdim

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:08 PM

Haikular-07

Bir gün olmayacağız
Aşk deli yürek deli
Bu en güzeli
24

Cırcır böceği
Öldü-gece kederli
Es zaman yeli
25
Ah neylemeli
Aklım sus-yürek konuş
Gece yar-eli
26
Belki yarın yok
Sevmeli-sevilmeli
Aşk bundan deli
27
Arılar gibi
Aşktan evler kurmalı
Dilenmemeli

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:08 PM

Haikular-08

28
Uzun-beyaz-düz
Bozkıra kar yağıyor
Sevdamızda güz
29
Akıl nedir ki
Aslında aşk da deli
Ay düşünmez ki
30
Can gider tenden
Aşk yazar kara taşta
Bin yıl önceden
31
Bana aşk gerek
Alın aklın karını
Konuğuz madem
32
Ömür ayrılık
Her an bir diğerinden
Hasret dem be dem
33
Ay güzel yar ay
Silinir akça yüzün
Bir gün alemden
34
Kayan bir yıldız
Türkümüz hasret taşır
Ha böcek ha ben

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:08 PM

Haikular-09

35
Hevesler yalan
Kumdandır bütün evler
Aşk imiş kalan
36
Aşkları kaldı
Asıldığı kentlerin
Tozu bile yok
37
Sözcüklerimden
Kelebeğim yanmasın
Dilim ateştir
38
Yürekteki kir
Yedi deryalar gelse
Nasıl arınır
39
Zaman dilinden
Fısıldaşır söğütler
Gök bile ürker
40
Ben aşk kılayım
Bana *******i ver
Sonra geri al
41
Ötme üveyik
Kederden duyamam ki
Gülümseme gül

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:08 PM

Haikular-10

42
Sen aya bakma
Son yağmurlardan kalan
Çamurlu suyum
43
Ben hiç görmedim
Kanla tarif ettiler
Gül nedir dedim
44
Ben aya düş-tüm
Gecenin gümüş teni
Düş-düşe-düş-tü
45
Seni söylediler
Eski söylencelerde
Zaman gibisin
46
Dil alev oldu
Şiirlerin aczisin
Söz küküm kaldı
47
Anlamadılar
Pervane bundan yandı
Belki de aşk bu

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:08 PM

Haikular-11

48
Gündüzde güneş
Gecede yıldızdılar
Bizde kaldılar
49
Gece yıldızsız
Yaşamak aşksız kaldı
Gündüz güneşsiz
50
Deli taydılar
Işığı taşırdılar
Kapaklandılar
51
Kelebektiler
Yanarak yaşadılar
Aydınlattılar
56
Yelin yelesi
Suyun türküsüydüler
Gül kanattılar
57
Çekip gittiler
Ötme ey turaç kuşu
Hüzün oldular

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:09 PM

Haikular-12

58
Sustur gözlerini
Oysa elveda dedin
Bakma gidemem
59
Yüzümde güneş
Yıldızlar ceplerimde
Sensiz körüm ben
60
Gün sende kalsın
Ve şarkısı rüzgarın
Ay aynan olsun
61
Ses sese küstü
Ötme ey bülbül ötme
Dil alev kesti
62
Ayrılıktansa
Yollar sonsuza gider
Farketmez sonu
63
Elveda dedin
Arkanı dön ve yürü
Dönme gidemem

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:09 PM

Haikular-13

64
O gül dudaklar
Bir gün toprak olacak
Hadi öpeyim
65
Yıldız yağmuru
Gözlerin-ıslat beni
Gece sağnağı
66
İlk ay tutuldu
Sonra güneş kurudu
Sen gelmedin ya
67
Hasrete attın
Kalbim camdı kırıldı
Öyle bıraktın
68
Aşkı fırlattın
Sürüklendi yerlerde
Candı kırıldı

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:09 PM

Haikular-14

69
Üşür yüreğim
Eğme kirpiklerini
Kanlım olursun
70
Tek gerçek sensin
Bütün sözler yalandı
Ben artakaldım
71
Kalbim-çılgınım
Başka dağlar bulalım
Yenildik yine
72
Aşkı unutsun
Süveyda yerinden vur
Kalbim körelsin
74
Ha kağıt gemi
Ha ipsiz bir uçurtma
Kalbim aşklarda
75
Yurtsuz karınca
Kanadı kopuk arı
Kalbim aşksızsa
76
Bir dünya düş-ün
Çıkmış yörüngesinden
Yitmiş sonsuzda
77
Nere gideyim
Bu sonsuz karanlıkta
Ben benden öte

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:09 PM

Haikular-15

78
Yağmurlu uykum
Ey keder yurdum sensin
Yıldızlı gecem
79
Gece dem be dem
Sen varsan kederlenmem
Gökyüzü sim ten
80
Susar tüm sesler
Aşkın nağmelerinden
Zaman dilinden
81
Ki dudakların
Fırtınalara vurgun
Al bir sandaldı

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:09 PM

Haikular-16

82
Ömrüm ki yaprak
Alnıma güz çizilmiş
Kalsam ne yazar
83
Gider güzellik
Dökülür tuz olurum
Gül-sem ne çıkar
84
Sen içime bak
Her yüz eskir zamanla
Öze kim bakar
85
An andan kopar
Hoşça kal gece gözlüm
Can candan kopar
86
Yollar karardı
Ayrılık senden yana
Gün ortasında

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:10 PM

Haikular-17

87
Ey düşen yaprak
Ömrün ayrılık madem
Gel beni anla
88
Düşer gidersin
Ömrü sararan yaprak
Tırtıl kalır ya
89
Kuru ağaçta
Kalan umarsız tırtıl
Beni sen anla
90
Gidecekti o
Ömrü gözlerindeydi
Ağlayacaktı
91
Söz kan içinde
Yüreği dilindeydi
Konuşacaktı

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:10 PM

Haikular-18

92
İnce boynunda
Ayrılıklardan kalan
Tuhaf büküklük
94
Sözcüksüz söyle
Yalnızlık-yaban acı
İçine kana
95
Yabancısın sen
Yaranı kendin yala
Var git yoluna
96
Sen tutun gönül
Düş-en bir yaprak gibi
Ömür dediğin
97
Kolsuz kanatsız
Senin peşinde mecnun
Saman çöpüyüm
98
An var karanlık
An var ki gecen gündüz
Var-yok ömrümüz
99
An andan kopar
Ömrümüz ayrılıktır
Her daim güz
100
Anlamadınız
Bir kelebek yandı da
Aşktı yüzde yüz

F.S.Mehmet1453 08-16-2007 04:10 PM

Haikular-19

101
Çık rüzgarımdan
Karaya vur ey acı
Dalgalarımdan
102
Dipsiz kuyuda
Delik kova gözlerim
Boş döner kalbim
103
Yan efkarımdan
Kar acı kara acı
Soyun sarımdan
104
Eskiden ben de
İçime gül ekerdim
Kendi narımdan
105
Yoruldun artık
Uçurum sevdalardan
Yeter ey kalbim
106
Yalnızım dağlar
Yaramı sardı rüzgar
Yağmur gözlü yar
107
Damlada ışık
İçimi bastı efkar
Ömür ah u zar
108
Ateş seliyim
Yaramda yanar poyraz
Gülü yağmalar


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:18 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.