![]() |
162 - Sonra Yeriz
Bir gün bir isadami, is için Diyabakir a gitmis. Isini gördükten sonra da trenle Istanbul a dönmeye karar vermis. Kompartmanina geçmis oturmus. O sira bir de Diyarbakirli gelmis ayni kompartimana. Neyse bizimkinin uykusu gelmis, açmis yatagini uzanmis. Diyarbakirli amcanin da karni acikmis. Açmis bohcasini, çig köfteyi çikarmis. Bizimkisi de bakmis ne yiyo diye… Adam demis ki: - Buyur gardas, çig köfte yiyek... Adam da : - Yok benim basurum var!.. demis... Diyarbakirli da : - Olsun… Onu da sonra yerik!.. |
163 - Trafik Kazasi
Trafik kazasinda yaralanan adam hastahane kapisindan içeri girerken gözlerini açti ve : - Beni üçüncü sinifa yatirin!.. Hemsire sasirdi ve : - Neden? Size yardim edecek kimse yok mu? - Bir tek kizkardesim var ama o da rahibe. Yoksulun teki... - Siz ne konustugunuzu bilmiyorsunuz. Rahibeler yoksul olmaz çünkü her rahibe tanrinin nisanlisidir. - Iyi o zaman. Beni birinci sinifa yatirin, hesabi da enisteme yollayin... |
164 - Servet
Ülkenin yasini basini almis ve en zengin isadamlarindan biriyle yapilan röportajdir: Genç gazeteci çocuk soruyor : - Efendim, bugünlere nasil geldiginizi, bu inanilmaz servetin öyküsünü bizimle paylasmak ister misiniz? - 1928 yiliydi. 1. Dünya Savasi nin acilari yeni yeni sariliyordu. Elimdeki birkaç sentten baska hiçbir seyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu ve ben 1 tek elma aldim. Sabahtan aksama kadar elmayi sildim, piril piril oldu. O elmayigün sonunda tam 10 sente sattim. Sabahi zor etmistim. Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldim. Sabahtan aksama kadar o 2 elmanin her tarafini sildim, bir güzel parlattim ve gün sonunda ikisini, toplam 20 sente sattim. Bu sistemle aysonuna kadar devam ettim. 1 ay içerisinde tam 1.37 dolar kazanmistim. Ertesi ayin ilk haftasi karimin amcasi öldü ve bize 5 milyon dolar miras birakti... |
165 - 100 Lira
Çocugun biri, bir gün kaldirimda oturup agliyormus. Yanindan geçen bir kadin sormus : - Neden agliyorsun ufaklik? - 100 lirami kaybettim o yüzden agliyorum... Kadin çantasindan 100 lira çikartip çocuga vermis ve yoluna devam etmis. 200 metre yürüdükten sonra çocugun yine agladigini duymus. Tekrar yanina gidip sormus : - Peki simdi niye agliyorsun? - 100 lirami kaybetmeseydim simdi 200 liram olacakti... |
166 - Nadiren
Erenlerden birine sormuslar : - Ne sIklIkla oruç tutarsIn? - Ooo, her sene kesin oruç tutarim. - Peki ne sIklIkla namaz kIlarsIn? - Ooo, çok sIk. Her hafta namaz kIlarIm. - Peki, ne sIklIkla alkol alIrsIn? - Ehh, çok nadiren.Aksamdaan aksama!.. |
167 - Güvensizlik
Büyük bir kasa soygunundan sonra çalinti otomobille yol alan üç soyguncu, kent disinda otomobilden inip tarlalar arasinda geldikleri yöne dogru hizla ilerlediler. Uzun süren bu iz kaybettirme yürüyüsünden sonra issiz bir yer bulup oturdular. Içlerinden biri : - Haydi sayalim artik. Kaç milyon kaldirdigimizi merak ediyorum. Ikincisi elini söyle bir salladi: - Yorgunluktan öldük yahu! Simdi o kadar parayi saymakla ne diye ugrasalim. Yarin gazetelerde okur, biz de ögrenirizkaç milyon kaldirdigimizi. Üçüncüsü öfkeyle yerinden firladi: - Deli misin be! Yarin her gazete ayri bir rakam verir, biz de birbirimize gireriz!. |
168 - Siz Baslattiniz
Adamin biri is basvurusunda bulunmus. Görüsmeye çagirmislar. Görüsme sonuna dogru adama sirketin yöneticisi sormus : - Bu is için sizin bizden beklentiniz nedir? Adam saymaya baslamis : - Öncelikle bir araba istiyorum, ayrica su anda oturdugum dairenin kirasi fazla onuda sirketin karsilamasi iyi olur, maas olarak da 3000 $ dan asagi çalismam... Sirket yöneticisi dinlemis ve : - Biz bu is için uygun gördügümüz kisiye bir Cherekee ve Tarabya`da villa veriyoruz ayricabu pozisyon için uygun gördügümüz maas 6000 $ dir... Adamin gözleri yerinden oynamis : - Saka yapiyorsunuz! Yönetici gayet rahat lafi yapistirmis : - Önce siz baslattiniz... |
169 - Kuşku
Sağır ve dilsiz kız saldırıya uğradı. Saldıranın kasaba papazı olduğu söylentisi yayıldı. Papaz, ömür boyu acı içinde yaşadı, kendisini temize çıkarmaya uğraştı. Otuz yıl sonra ölüp de Tanrı`nın karşısına çıkarılınca: - Ey yüce Tanrım, benim günahım, kabahatim olmadığını bildiğim halde neden otuz yıl çile çektirdin? Tanrı, cevap verdi: - İnsanlara, Meryem`le aramda bir şey geçmediğini ikibin yıldır anlatamadım. Sana nasıl yardım edebilirdim ki? |
170 - İlahi Adalet
Jack ve Bob, Kuzey`e gitmisler. Bir kar fırtınasına yakalanınca yakınlarındaki bir çiftliğe sığınmışlar ve evin çekici hanımından geceyi orada geçirmek için izin istemişler. Kadın: - Ben dul bir kadınım. Evimde kalmanıza izin verirsem komşular dedikodu yapar. Bunun üzerine Jack: - Endişelenmeyin, ahırda da rahat edebiliriz. Bir sene sonra Jack, dulun avukatındanbir mektup almış. Arkadaşı Bob`a: - Bob, şu çiftliğinde kaldığımız çekici dul kadını hatırlıyor musun? - Evet, hatırlıyorum. - O gece o kadınla yattınmı? - Evet, itiraf etmeliyim ki bunu yaptım. - Peki ona benim adımı mı verdin? - Evet, korkarım öyle yaptım. - Harikasın. Kadın ölmüş ve çiftliğini de bana bırakmış |
171 - İşlem Tamam
Ormanda dolaşan 2 avcıdan biri birden bire yere düşer. Arkadaşı, düşen adamın nefes almadığını ve gözlerinin ferinin söndüğünü görür. Bunun üzerine telefonla acil yardımı arar. “Arkadaşım öldü, ne yapabilirim” diye sorar. Telefondaki ses yanıtlar: “Sakin olun. Size yardım edebilirim. Ama önce arkadaşınızın ölüp ölmediğinden emin olalım.” Telefonda bir süre sessizlik olur ve bir silah sesi işitilir. Avcı telefonu tekrar eline alır ve şöyle der: “Evet, tamam. Şimdi ne yapacağım?” |
172 - 9 Ay
Afrika`da oturan bir Alman`ın yanında çalışan zenci uşak, efendisinden izin istedi: - Bana izin verecek, karım doğuracak çocuk. Efendisi izin verdi. Zenci on gün sonra geri geldiği zaman efendisi sordu: - Karın oğlan mı, kız mı doğurdu? Zenci ağzı kulaklarına vararak güldü ve şu cevabı verdi: - Bu belli olacak, dokuz ay sonra!.. |
173 - Taş Fırın Erkeği
Şehrinde çok kılıbık erkek bulunduğuna inanmayan Padişah bu konuya aydınlık getirmek ister ve şehrin bütün erkeklerini toplatarak : - Meydana iki çadır kurdurdum, biri siyah biri beyaz... Karısından korkan, dayak yiyen, laf geçiremiyen beyaz çadıra. Karısından korkmayan hergün döven, yani taş fırın erkekleri siyah çadıra... Erkeklerin hepsi light çıkar ve beyaz çadıra girer. Sadece bir erkek siyah çadıra girer. Padişah sevinir: - Oh be, bir delikanlı çıktı... Hele getirin su taş fırın erkeğini de bi tebrik edeyim... Adam gelir, Padişah sorar: - Helal sana, nasıl oldu da girebildin o çadıra? - Padişahım, karım sıkı sıkı tembih etti. "Sakın kalabalığa girme" dedi... |
174 - Topun Hacmi
Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir mühendise bir kırmızı top verip bunun hacmini nasıl bulacaklarını sormuşlar. Matematikçi, bir mezura ile etrafını ölçüp formülle yarıçapını hesapladıktan sonra diğer bir formülle yarıçapından hacmini bulacağını söylemiş. Fizikçi ise topu suya batırıp yer değiştiren suyun hacmini ölçerek topun hacmini bulabileceğini söylemiş. Top son olarak mühendisin eline verilmiş, mühendis topu şöyle biraz çevirip bakmış ve sonra: - Bana kırmızı toplar kataloğunu bulun... |
175 - Abluka
Amerika`da yaşayan ünlü bir mafya babasının karısı doğum yapacakmış. Hastaneye kaldırmışlar. Doktorlar, hemşireler etrafında pervane. Kadını doğumhaneye almışlar. Kadın ikiz doğuracakmış. İlk çocuk gelmeye başlamış, çocuk kafasını çıkarınca etraftaki kalabalığı görür görmez hemen bağırmış: - Hey Joe, önkapıyı tutmuşlar, arka kapıdan kaçalım... |
176 - Manyak
Yolcu gemisi okyanusta ıssız bir adanın yanından geçerken yolcular uzun sakallı üstü başı yırtık sıska bir adamı farketmişler. Adamcağız sahilde oradan oraya koşuyor, çılgın gibi ellerini sallıyor, zıplıyor, bağırıp çağırıyormuş. Yolculardan biri sormuş: - Kim bu kaptan? - Bilmem... Her sene buradan geçeriz, her seferinde de bu manyak böyle kafayı üşütür... |
177 - Yemek Kalmadı
Leyla, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu. Babası kızın elindeki bomboş kağıdı görünce sordu: - Leyla, ne resmi yapıyorsun bakayım? - Çimenlikte bir keçi resmi. -Çimenler nerede? - Keçi hepsini yedi. - Ya keçi? - Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti. |
178 - Diz Bağı
Hoca camide vaaz verirken, "Karılarından korkanlar ayağa kalksın" der. Tüm cemaat kalkar yalnız içlerinden biri kalkmaz. Hoca nedenini sorunca o da: - Hocam karı lafı duyunca dizlerimin bağı çözüldü de ondan! der... |
179 - Amerika
New York`da küçük bir çocuğu azgın bir köpeğin dişlerinden kurtaran ve hayvanı boğan iri yarı delikanlının yanına koşan gazete muhabiri sormuş: - Kahraman Amerikalı çocuğun hayatını kurtardı, diye yazabilir miyim? - Ben Amerikalı değil Pakistanlıyım, demiş adam. Ertesi gün New York Times`da manşet: "Köktendinci Müslüman, Central Park`ta bir köpeği boğdu. FBIolayın El Kaide bağlantısını araştırıyor..." |
180 - Kabahat
Padişah vezirini çağırmış, "Bana öyle bişey yap ki özrün kabahatinden büyük olsun" demiş. Aradan bir kaç gün geçmiş vezir ile padişah merdivenlerden aşağı iniyorlarmış. Vezirpadişaha parmak atmış ve Padişahın gözleri faltaşı gibi açılmış hiddetle vezire dönmüş. Vezir: - "Pardon padişahım sizi Valide Sultan sandım..." demiş. |
181 - Napolyon
Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkanına girmiş. Bakkala kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal Napolyon`u saklamış ve gelen düşmanları "Koşarak şu tarafa kaçtı." diye savuşturmuş. Napolyon un muhafızları yetişmişler. Bakkal Napolyon`a: - Çok merak ettim,ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu? Napolyon birden öfkelenmiş ve askerine adamı kurşuna dizmelerini emretmiş. Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık "ateş" emri verilecek. Adamcağız içinden "Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin" diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış. Karşısında Napolyon varmış. "İşte böyle bir duygu!" demiş. |
182 - Öpücük
Görünüşü ihtiyar ama kalbi kıpır kıpır olan ihtiyar manifaturacılık yapıyor, geçinip gidiyormuş. Günlerden bir gün içeri bir afet girmiş. Ve sormuş: - Kumaşın metresi kaça? İhtiyar yaradana sığınmış: - Metresi bir öpücüktür, dudaktan. Kız kararsız: - On metre alayım bari, Ihtiyarın gözler fıldır fıldır. On metreyi saniyede keser, kıza uzatır; hesabı ister. Kız kapıya doğru seslenir: - Büyükanne hesabı öder misin? |
183 - İtiraf
Bir Fransız ölüm döşeğinde yatmakta,karısı başucunda gözyaşı dömektedir. Adam zorlukla konuşur: - Bak karıcığım ben ölmek üzereyim. Bir itirafta bulunacağım;seni aldattım. Kadın cevap verir: - Biliyorum... Yoksa seni niye zehirliyeyim ki? |
184 - Şöför
Bir gün taksiye binen bir müşteri şöföre birşey sormak için hafifçe omuzuna dokunur. Şöför bir çığlık aıip, direksiyonun kontrolunu kaybeder, bir otobüse çarpmak üzereyken direksiyonu kırar, kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye bağırır: - Hayatta bir daha bunu yapmayın! Müşteri ise sakinlikle bir ufacık dokunmanın onu bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedigini söyler. Bu arada kendini toparlamış olan şöför, müsteriye dönüp: - Haklısınız, aslinda sizin kabahatiniz yok... Bugün benim ilk taksi söförlüğüm, 25 senedir cenaze arabası şöförüydüm... |
185 - Kırkayak
Taksi şöförü adamın birisine çarpmış ve adamın ayağı kırılmış. Mahkeme taksi şöförünü suçlu bulmuş ve yüklüce tazminat ödemeye mahkum etmiş. Taksi şöförü adama dönerek: - Sen beni Sabancı mı? zannettin be adam ben fakir bir şöförüm... Ayağı kırılan şöföre: - Sen beni ne yani KIRKAYAK mı zannetttin? Bende iki ayaklı bir insanım... |
186 - Boşanma Sebebi
İki arkadaş oturmuş muhabbet ediyorlardı: - Karın seni neden boşadı yahu? - Bir gün çorapların ne kadar kırışmış dedim. - Yok canım... Bunun için boşanmışolamaz bence... - O gün çorap giymemiş de ondan |
187 - Kulube
Adam ormanda yolunu kaybetmiş. Saatler sonra içinde ışık yanan bir kulübeye rastlamış. Kapısını çalmış. - Kimse yok mu? "Var" diye seslenmiş bir çocuk içeriden. - Baban oradamı? - Az önce çıktı. - Annen? - O da babamdan önce buradaydı. - Peki birlikte oturmuyor musunuz? - Evet ama burada değil, burası tuvalet!.. |
188 - İstek
Baba, gelinlik çağına gelmiş kızını yanına çağırdı: - Kızım müjde, geçen gün seni görmeye gelen genç seni benden istedi. Kız yapmacık ağlamaya başladı. - Ah babacığım, ben annemsiz ne yaparım? Baba zevkle atıldı: - Onu da götür kızım, onu da!.. |
189 - Rüya
- Her gece tüyler ürpertici bir rüya görüyorum. - Ne görüyorsun anlatsana? - Brigitte Bardot, odama giriyor. - Kardesim bunun neresi korkunç? - Sorma birader, kapıyı öyle bir kapatıyor ki odaya girdikten sonra, hemen uyanıyorum!.. |
190 - Şapka
Adam şapka almak için bir dükkana girmişti. Satıcı en güzel şapkayı çıkarıp gösterdi müşterisine. Müşteri fiyatını sordu: - 400 Dolar efendim. - Peki bu şapkanın delikleri nerede? - Delikleri mi? Nasıl yani anlayamadım? - Tabii kardeşim, bu şapkaya 400 Dolar verecek eşşek, kulaklarını nereden çıkaracak?.. |
191 - Anlamak
- Kardeşim, şu kadınlara bir türlü aklım ermiyor. - Neden? - Yahu bu kadar parayı ne yaparlar bilmem. İçki içmezler, sigara kullanmazlar, kadın dersen kendileri kadın... |
192 - Kusur
- Ben ne içki içerim, ne kumar oynarım, ne sigara kullanırım, ne de kadınlarla kızlarla düşüp kalkarım. - Yahu senin hiç kusurun yok mu allahaşkına? - Var tabii, biraz yalancıyım... |
193 - Başlangıç
Kadın alışverişten dönmüştü. Hemen yeni aldığı elbiseyi giydi ve kocasının karşısına geçti : - Nasıl beğendin mi? - Felaket, zaten sen nerede acayip birşey varsa onu bulursun. Kadın gergin dudaklarının arasından tısladı : - Evet haklısın, başlangıcı seninle yaptım!.. |
194 - Bir Umut
Adam kaynanası ile Avrupa turuna çıkacaktı. Arkadaşı buna çok şaşırdı : - Hep kaynanandan yakınırdın, başımın etini yiyor, dünyayı zindan ediyor diye... Şimdi birlikte Avrupa`ya gidiyorsunuz... - Sık sık Avrupa`yı görmeden ölmem der. Benim ki bir umut işte... |
195 - Opera
Adam karısının zoruyla operaya gitmişti. Oyun sırasında kadın koluyla adamı dürtüp fısıldadı: - Bak önümüzdeki kadın uyukluyor... Adam tıslayarak cevapladı: - Bunu söylemek için mi uyandırdın beni? |
196 - Tren
Treni son anda kaçırmışlardı. Adam kaçan trenin arkasından bakıp karısına söylenmeye başladı: - Biraz elini çabuk tutup giyinseydin treni kaçırmayacaktık!.. Kadın son derece rahat cevap verdi: - Sen de iki ayağımı bir pabuca sokmasaydın, bir sonraki tren için bu kadar çok beklememiz gerekmeyecekti. |
197 - Mutlu Etmek mi?
Komşusuna kocasını çekiştiriyordu: - Artık ona tahammul edemiyorum. Beni deli ediyor. Komşusu öneride bulundu: - O zaman neden ondan ayrılmıyorsun? - Delirdin sanırım, yirmi yıldansonra onu mutlu edemem!.. |
198 - Tarife
Tren bekleyen adam, gitgide sabırsızlanıyordu. Sonunda dayanamadı, istasyon şefine sordu: - Allahaşkına, tarife ne işe yarar? Şef sırıtarak cevap verdi: Beyim, tarife olmasaydı, trenin geciktiğini nasıl anlayacaktınız? |
199 - Harçlık
Küçük çocuk, anne-babasının yatak odasına girdi, adam ve kadın yatakta yatıyordu. Ufaklık hemen söze girdi: - Baba, 5 milyon verir misin? Aaaa, sen Kaan amcasın! Bana 500 milyon verebilir misin? |
200 - Heyecan
Engin koşarak eve geldi, kapıyı açan karısına: - Hemen perdeleri ve ışıkları kapa. Karısı ışıkları ve perdeleri kapadı ve Engin`in onunla birlikte olmak istediğini düşünerek aceleyle soyunarak yatağa girdi. Engin karanlıkta heyecanla karısına kolunu uzattı: - Bak, yeni saatimin fosforlu kadranı ne kadar güzel değil mi? |
201 - Denemek
Anne odaya girdi ve kızını erkek arkadaşıyla yatakta samimi bir pozisyonda yakaladı ve: - Şunu söylemeliyim, ben şimdiye kadar hiç... Ufaklıklar kıkırdadı: - En azından bir kez denemelisin!.. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:21 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.