![]() |
Barda, içki bardağına dalgın dalgın bakan bir adam oturuyordu. Neredeyse yarım saattir bu durumu değişmemişti. Derken, kavgacı görünüşlü, azman bir kamyon sürücüsü bardan içeri girip adamın yanına tünedi, adamın elinden içki bardağını alıp bir dikişte fondipleyiverdi. Zavallı adam ne yapacağını bilemeyip birden ağlamaya başladı. Bunu gören azman kamyon sürücüsü insafa gelip, "Hey, kes sunu, sadece şaka yaptım, sana başka bir içki ısmarlayacağım, hiç böyle ağlayan bir erkek de görmedim" dedi. Zavallı adam cevaben; "Hayır, hiç de düşündüğün gibi değil. Bugün hayatımın en berbat günü galiba. İlkin uyuyakalmışım ve işime geç kaldım. Patronun ters günüymüş, kudurdu ve beni işten kovdu. Üzgün dargın binayi terk ederken arabamı aradım, ancak park ettiğim yerde değildi, çalınmıştı. Polise gidip durumu anlattım, ancak bir şey yapamayacaklarını söylediler. Eve dönmek için bir taksi çevirdim, taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanımı ve tüm kredi kartlarımı takside düşürdüğümü fark ettim. Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldım. Eve girdim, o ne? Karım yatakta bahçıvanımızla sevişmiyor mu! Hırsla oradan ayrılıp bu bara geldim. Hayatıma son vermeyi, intihar etmeyi düşünüyordum. Birden sen çıkageldin ve benim zehirimi içtin."
|
Cindy Crawford ve Asım, bir vapur kazası neticesinde ıssız bir adaya düşerler. Ne yapsınlar, can sıkıntısından sabah akşam birlikte olurlar. Ancak, bir süre sonra, Asım, durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çılıdırır. Asım'a, ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her turlu fantaziyle ve her şeyiyle emrine amade olduğunu, nerede hata yaptıysa duzeltmeye çalışacağını anlatır. Asım inatla Cindy'ye " istediğim şeyi yapabilme mümkün degil" der. Cindy çaresizlik içinde ısrar eder ve herşeyi göze aldığını söyler. Asım, en sonunda "Bir denemeye" karar verir. Önce Cindy'nin saçlarını kısacık keser. Sonra göğüslerini örtecek biçimde ceketini giydirir. Kestiği saçlardan bıyık yapar. Cindy, ne olduğunu anlamaya çalışırken , Asım onu, mümkün olduğu kadar erkeğe benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini söyler. Akşam olur ve Cindy erkek kılığında sahile gelir bakar ki Asım mükellef bir rakı sofrası hazırlamış ve masayı mezelerle doldurmuştur.Asım ve Cindy masaya otururlar ve Asım elini kanka modunda Cindy'nin omzuna koyar ve şöyle der: "Ulan Kazım, bir aydır kiminle sevişiyorum, söylesem inanmazsın
|
Bigün, adamın biri sahilde tek başına yürürken bi deniz kabuğuna tekme sallamış.Deniz kabuğu biraz yuvarlandıktan sonra bi kayaya çarparak kırılmış ve içinden kocaman bi cin çıkmış. Cin sevinçle "YÜZYILLARDIR BU DENİZ KABUĞUNUN İÇİNDEYDİM.BENİ BURADAN NASIL ÇIKARDIĞINI BİLMİYORUM AMA Bİ İSTEKTE BULUNMAYI HAKETTİN!" demiş. Adam da "Ben kanarya adalarını çok merak ediyorum.Şimdiye kadar orayı hep dergilerde ve tv'de gördüm,ama hiç gitmedim.Buradan,denizin üstünden bana bi yol yap; ben de canım sıkıldıkça arabama atlayıp oraya gidip geleyim" demiş.Cin, kendi kendine "yahu bunun asfaltı var,direkleri var. Dünyanın da yolu,hem denizin üstünden yol yapmak da mesele, bikere zemin sulu,..."diye düşünmüş; ve adama: "ya bu biraz teferruatlı bişey, başka bişey isteyebilirmisin? para veya ışınlanma gibi...?" demiş."Pekala!" demiş adam."Şimdiye kadar 7 kere evlendim, bunun haricinde de hayatıma bi sürü kadın girdi, ama şu kadınları bi türlü anlayamadım. Bana öyle bi yetenek verki şu kadınları anlayabileyim" demiş.Bunun üzerine cin adama bakmış ve: "YOLU KAÇ ŞERİTLİ İSTERSİN?" demiş...
|
Fizik dersinde öğretmen Aliye sorar
- Anne sütü neden inek sütünden daha yararlıdır? Ali: - Ekişmez, Köpek çalamaz, taşınması kolaydır ve nefis şişeler içindedir de ondan der. |
Adamın biri bektaşiye sormuş:
-Hiç Oruç tuttunmu? Bektaşi: -Henüz nasip olmadı.Kapanı kurdum bekliyorum |
Yaşlı bir adam elinde bastonla bir otobüse binmiş.Fakat oturacak bir yer bulamamış.Bunun üzerine ilerdeki bir delikanlının yanına gitmiş belki bana yer verir diye,ama ne mümkün.Adam ayakta zor duruyor,otobüs haraket ettikçe bastonu sağa sola kayıyor.Durumu gören çozuk adama bakıp
-Amca Bastonunun altına lastik takarsan kaymaz - demiş.Adam istifini bozmadan -Zamanında o lastiği baban taksaydı şimdi orada ben oturuyor olacakdım !!! |
Tayyip'le Bush ilk bulusmalarinda birbirlerine hava atarlar. Bush, Tayyip'e "Bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der. Tayyip altta kalmaz ve karsilik olarak "Bizde öyle bir teknoloji var ki, partimizin bütün üyelerine 100 metreyi 3 saniyede kosmayi ögretiyoruz" der. Türkiye'ye döndügünde Tayyip'i bir düsünce alir. Danismanlarini çagirtir ve attigi palavrayi anlatir. "Haftaya Bush geliyor. Yalanimiz ortaya çikacak, acaba ne yapsak?" diye sorar. Danismanlarindan biri hemen yanitlar: "Onlara ölüyü nasil dirilttigini sordunuz mu?" "Hayir sormadik" "O halde hiç korkmayin basbakanim, alin Bush'u Anitkabir'e götürün. Atatürk'ü diriltmesini isteyin. Diriltmezse o rezil olur. Yok eger diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede kosarsiniz......!!!"
|
Çocuk dedesine sormuş:
- Dede, Ninem ile kaç yıldır evlisin? - 40 yıldır evlat. - Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir? - Otur evlat anlatayım... Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin üç,beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda atın ayağı tökezlendi. 'Bu bir' dedim. Yola devam ederken bir daha tökezlendi, ben yine 'Bu iki' dedim. Köye de epey yolumuz vardı. Bizim atın ayağı bir daha tökezleyince 'Bu üç' dedim ve çektim pistovu, atı orada vurdum. Ben atı vurunca başladı bana söylenmeye: - Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu esyaları nasıl götüreceğiz? Ben de döndüm ninene: "Bu biiirrr" dedim. O gündür bu gündür, gül gibi geçinip gidiyoruz.... |
Sabah kahvaltıda kadın " Eminim sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" dedi. "Tabii hatırlıyorum " dedi adam. Çıktı, gitti. Öğleye doğru kapı çalındı... Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı.. Az sonra kapı tekrar çalındı. Bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen... Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti... Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı... Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı... " Önce çiçekler, sonra çikolata, en son da elbise... Bu, hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı..."
|
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bagış toplama görevindeki kişi avukatı bagışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu: "
-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bu güne kadar hiç bir hayır işine bir kurus bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?" Avukat bir süre düşündü, sonra: " -Önce, arastımalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?" Görevli utandı: " -Sey, hayır." " -Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?" Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti: " -Ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasinda öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?" Görevli yerin dibine geçmisti, sadece, " -Hayır, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti: " -Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?" |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:12 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.