![]() |
ORUÇMUŞ!!!
Tilki ormanda gezmektedir. bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür. Açtır, ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak. Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi... Tilkiye sorar -ne yapıyorsun dostum Tilki - hiç... yatıyorum -Burada bir but var -Evet var -Neden yemedin Tilki sakince cevap verir -BU GÜN ORUCUM Kurt kendinden emin -Ben yiyeyim o zaman Tilki "Buyur afiyet olsun" der. Kurt but ’a uzanır uzanmaz bir patlama ortalık toz duman kurt yaralı hareketsiz 10 metre uzakta perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye baslar. Bunu gören kurt -LAN ŞEREFSİZ HANİ ORUÇTUN? Tilki pişkin pişkin ; -Biraz önce top patladı duymadın mı? |
Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist ayni ise bas vururlar.
Mülakati yapan kişi matematikçiye sorar: "iki kere iki kaç eder?" Matematikçi cevap verir: "Dört!" Görüsmeci sorar: "Kesin dört mü?" Matematikçi kendinden emin cevaplar: "Evet, kesin dört!" Matematikçi çikar ve ekonomist odaya girer. Ayni soru ekonomiste yöneltilir. Ekonomist yanitlar: " Ortalama dört eder, yüzde 10 asagi veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder." Ekonomistte de çikar, muhasebeci odaya girer, tabii yine ayni soru. Muhasebeci ayağa kalkar, kapiyi kilitler, panjurları indirir ve görüsmeciye yaklasarak sorar: " Siz kaç etsin istersiniz?" |
Temel Dursun'a misafirliğe gitmiş. Fakat bi zaman sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış. Dursun
- "Temel bu akşam gitme, çok yağmur yağıyor. Burda kal yarın gidersin.Yoksa çok ıslanırsın" demiş. Temel kabul etmiş. Bir ara Temel ortalıktan kaybolmuş. Sonra kapı çalmış. Kapıyı açan Dursun Temel'i sırılsıklam karşısında görünce şaşkın bi halde sormuş: - Ula Temel bu ne hal? Temel de - "Haçan pijamalarımı almağa cittum" demiş. Fadimeyle Temel buluşmaya gitmişler. Fadimenin elinde birde papağanı varmış. Temel sormuş: - Hangi dili konuşaği bu kuş? Fadime:- ze ingliş. lafğanse. a capan Temel:- Lazca bilmiyor mu? Fadime: -Bilmiyor Temel: -Ha ha haa ula boşuna büyütmüşsün o kadar burunu Temel otobüse binmek için bilet alacakmış bilet bayisinin önüne gitmiş ve ufak 'n'şeklinde bulunan pencereden içeriye doğru eğilerek, - Beyfendi bir otobüs bileti verirmisiniz demiş. Gişedeki adam lütfen sıraya geçermisiniz diye seslenmiş temele. Temel şaşırmış çünkü sırada kimse yokmuş. Temel tekrar gişedeki adama; - Arkadaş bir bilet istiyorum demiş adam biraz daha sestonunu arttırarak sıraya geçin demiş. Temel şaşkın bir halde. - Tekrar yav kardeşim bir bilet verirmisin demiş adam bu sefer yüksek sesle sıraya geç be kardeşim demiş. O arada temelin beklediği otobüs gelmiş ama temel hala bileti alamamış.Temel yine; - Etme kardeşim ver bileti daa otobüs geldi demiş. Adam yav sıraya geç dedik ya deyince artık temel zivanadan çıkmış ve 'n' şeklindeki pencereden adama sağlam bir yumruk oturtturmuş. Adam; - Ne kim vurdu lan bana kim o lan diye başını'n'şeklindeki camdan dışarıya çıkarıp karşısında temel'i görünce Temel; - Ben ne bileyum uşağum baksana sırada bu kadar adam var kim bilur kim vurdu saaa. |
Geber ula
Temel ile Dursun hararetli bir şekilde iddialaşırlar. Temel: - "Ula Dursun ha pen pu pinanun çatusundan pi pardak suya paluklama dalarum daa." Dursun: - "Nah dalarsun ula imkanu yoktur" Vardır yoktur bir milyarına iddiaya girer kafadarlar. Temel gider bir bardak su getirir ve kaldırıma koyar. -"Iyi izle ula" der "Nasul dalacam hamsi cibi" Dursun ise hala Temel’i umursamamakta, dalgasını geçmektedir. Temel catıya çıkar Dursun’a seslenir: -"Ula Dursun iyi izleyesun ha celeyrum!" ve kendini boşluğa bırakır. Tam yere üç beş metre kala Dursun yerdeki bardağa bir tekme sallar: "Geber ula... |
Kulak
Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir: ’Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?’ Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel’e gösterirler: ’Bu mu?’ Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar: ’Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı’. Manalı Bakış Temel otobüse binmiş. Sormuşlar, - Ne yaptın, pilet aldin mi? - Piletci sankim pilet almamuşum gibi paga manali manali paktu. - Peki sen ne yaptın? - Pen de sankim pilet almişum gibi ona manali manali paktum. OruçDursun Temel’e sormuş - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun? Temal - 100 tane demiş. Dursun - Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin demiş. Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Yolda Cemal’i görmüş ve hemen sormuş - Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyepilursun ? Cemal - 50 demiş. -Ha uşağum 100 deseydun sana müthiş bir espiri yapacaktum demiş. Eczane Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye: - Beyefendi sizde soğan var mı? Adam Temel’i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel’e: -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel’e: -Siz de soğan varmı? demiş... Temel adama ’biz de soğan var ama senin reçeten var mı?’demis... |
Temel sabah uçağı ile parise gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile istanbula dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçırır. Saat 23.30 de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur. sabah saat 7'de resepsiyona gidip hesabını sorar.
Eline bir fatura uzatırlar temel şaşırır.Ulan bir başımızı koyduk ve kalktik 400 dolar... Olurmu. der. - Ama efendim hizmetlerimiz var. Temel faturaya bakar T.K.P 100$ - T.K.P ne? - Tenis kortlarını kullanma parası. Ben kullanmadım ki der temel. - Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var. Der Resepsiyon memuru yine bakar H.K.P 150$ - Bu ne? - Havuzu kullanma parası - Kullanmadim ki der temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik. Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen sunu yazar. T.H.P 500$. Ve resepsiyon memuruna uzatır. - Ver bakalım 100$ sizinde bana 500$ borcunuz vardır, der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır. - T.H.P ne oluyor? Temeli Halletme Parası. Aman efendim olurmu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru. Kardesim Temel burdaydı Halletseydiniz bütün gece... Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar: Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek." Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine ***üreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur... |
Akıllı Eşek
Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş; Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor. Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda Demi Moore’ın cezası Masal bu ya, Demirel ölmüş, öbür dünyaya gidince kendisine ceza olarak çok çok çirkin bir kadın vermişler ve bu dünyada hayatını bununla geçireceksin demişler. O da kaderine boyun eğmiş. Ama birde gezerken ne görsün, karşıda Ecevit yanında Demi Moore’la beraber değil mi?. Çok sinirlenmiş ve Şeytana çıkıp bunun bir haksızlık olduğunu söylemiş. Şeytanda ’ Eh ! ne yapalım senin cezan böyle, Ecevit’e gelince o da Demi Moore’ın cezası Romeo & Juliet Yıldırım Akbulut bir gün AKM Opera gişesine gider ve eğilip ’hanımefendi 2 bilet rica ediyorum’ der, gişedeki kadın gayri ihtiyari sorar ’Romeo ve Juliet için mi efendim?’. Akbulut sinirlenip ’hayır, tabii ki karım ve benim için!’. |
Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9'a kadar sayabildi ben tam 14'e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir, 2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d'ye kadar öğrendi ben h'ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için. |
Pijama
Temel Dursun’a misafirliğe gitmiş. Fakat bi zaman sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başlamış. Dursun - "Temel bu akşam gitme, çok yağmur yağıyor. Burda kal yarın gidersin.Yoksa çok ıslanırsın" demiş. Temel kabul etmiş. Bir ara Temel ortalıktan kaybolmuş. Sonra kapı çalmış. Kapıyı açan Dursun Temel’i sırılsıklam karşısında görünce şaşkın bi halde sormuş: - Ula Temel bu ne hal? Temel de - "Haçan pijamalarımı almağa cittum" demiş. Papağan Fadimeyle Temel buluşmaya gitmişler. Fadimenin elinde birde papağanı varmış. Temel sormuş: - Hangi dili konuşaği bu kuş? Fadime:- ze ingliş. lafğanse. a capan Temel:- Lazca bilmiyor mu? Fadime: -Bilmiyor Temel: -Ha ha haa ula boşuna büyütmüşsün o kadar burunu T.H.P Temel sabah uçağı ile parise gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile istanbula dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçırır. Saat 23.30 de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur. sabah saat 7’de resepsiyona gidip hesabını sorar. Eline bir fatura uzatırlar temel şaşırır.Ulan bir başımızı koyduk ve kalktik 400 dolar... Olurmu. der. - Ama efendim hizmetlerimiz var. Temel faturaya bakar T.K.P 100$ - T.K.P ne? - Tenis kortlarını kullanma parası. Ben kullanmadım ki der temel. - Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var. Der Resepsiyon memuru yine bakar H.K.P 150$ - Bu ne? - Havuzu kullanma parası - Kullanmadim ki der temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik. Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen sunu yazar. T.H.P 500$. Ve resepsiyon memuruna uzatır. - Ver bakalım 100$ sizinde bana 500$ borcunuz vardır, der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır. - T.H.P ne oluyor? Temeli Halletme Parası. Aman efendim olurmu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru. Kardesim Temel burdaydı Halletseydiniz bütün gece... Laz olduğun için Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9’a kadar sayabildi ben tam 14’e kadar saydım , laz olduğum için mi ? Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir, 2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d’ye kadar öğrendi ben h’ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için. Pilot Temel bir gün temel uçak pılotu olmuş.giderlerken uçağın sağ kanadı yanmış.sonra temel demiş;kaptanınız temel konişiyi sakın telaş etmeyun demiş.sonra aradan beş dakka geçmeden uçağın sol kanadı yanmış.sonra temel;kaptanınız temel konişiyi sakin telaş etmeyun demiş.sonra uçak düşmeye başlamış.temel;kaptnınız temel konişiyi şimdi atlaya bilirsiniz, demiş. |
emel ıssız dağlarda gezerken ayağı kayar ve bir uçurumdan asağı düşerken, yamaçtan dışarı doğru büyümüş bir ağaca zorlukla tutunur.tek eli ile asılı vaziyette başlar bağırmaya "KİMSE YOK MİDUUUUR
KİMSE YOK MİDUUUUR!" yakınlarda sesini duyacak kimse yoktur. Temel saatlerce aynı pozisyonda bağırmaya devam eder. "KIMSE YOK MIDUUUUR ! KIMSE YOK MIDUUUUR!" Aslen keyfine düşkın olan bu kulunun zor durumunu ve feryatlarını duyan Tanrı dayanamaz ve gik gürlemesini andıran bir ses duyulur "EEEY KULUM TEMEL SEN DE BİLİYORSUN BUGÜNE KADAR BENİM EMİRLERİME PEK RİAYET ETMEDİN, RAKI İÇTIİN, KUMAR OYNADIN, BAŞKASININ MALINA GÖZ DİKTİN, ÇAPKINLIK YAPTIN. ANCAAAAK ŞU HALİNE DAYANAMADIM VE SANA BIR SANS DAHA VERMEK İSTERİM. EĞER İYİ BİR KUL OLMAYA SÖZ VERİRSEN SENİ KURTARACAĞIM!" Ses kesilir. Bir sure daha sessiz kalan Temel başlar tekrar bağırmaya: "BAŞKA KİMSE YOK MİDUUUUUR! BAŞKA KİMSE YOK MİDUUR!" |
TEMEL
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" |
Temel le dursun gece bekçileriymis.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum..
Temel de o zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim... |
Erzurumlu Naim Hoca yine hareretli bir vaaz veriyordu… Günah ve sevap
konusunu anlatıyor, insanın günahı da, sevabı da bu dünyada kazanacağından söz ediyordu… Konuyu anlattı anlattı, en sonunda şöyle dedi; “-Bahın gözüm cemaat… Günahnan sevap neye benzer bilir misiz?… Hani yeni çıhmış bir maçine var ya, bankalara goymuşlar… Bele gidir içinden para çekirsen…” Bu arada cemaatten biri, “Hocam onun adı bankamatik” diye ikazda bulundu… Naim Hoca tastik ederek; “-Temam… İşte o matik var ya, ona gidir bir kart sohirsen sonra birgaç numarayazirsan… Eğer daha önce para yatırmışsan maçine hemen istediğin parayiverir… Yoh daha önce para yatırmamışsan, maçine sene diyir çi: ‘Hadi ordan… Sen ne parasi yatırdın ki şimdi de benden isdirsen?…’ İşte sevap da buna benzer… Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünya da garşına gelir… Yapmassan, heç bir şey bekleme…” |
Temel ile dursun Bir gün Sokakta bir penguen bulmuslar ve onu karakola ***urmusler komser onlara bu hayvanı cabuk hayvanat bahcesine ***urun demiş. aksama doğru komser pencereden dısarı bakarken temel İle dursun pengueni ortalarına almıs gezdiriyorlar.Komser pencereyi acıp demişki
Komser-'Ula usaklar ben size o hayvanı hayvanat bahjcesine ***ürün demedim mi Teme ile Dursun kızgın bi sekil de Temel ile Dursun-'tamam da ***urdük simdide sinemaya ***üreyruz demişler hava çok karlı radyo'dan her gün yayın yapılıyormuş - Bu gün yollar karlı yolların buz tutma ihtimali var o yüzden sağ taraftan gidin yada sol taraftan gidin. Temel bu yayınlara göre sağ ya da soldan hareket ediyormuş.Yine yağışlı bir gün radyo yine yayın yapıyormuş radyodaki kadın - Bu gün yollar yine buzlu tam şu taraftan gidin derken yayın kesilmiş. Temel'de yanında oturan Fadime'ye dönmüş -Haçen kadın açikleme yapemadu yayin kesuldu şimdi arabayu ne tarafe çekelum Fadime hemen cevap vermiş; - Uşağum bu gün bırak araba garajda galsun |
Diyarbakirli birisi kamyonuyla Adana`da gidiyormus. Radyo’dan bir anons duyulmus
-Adana`da seyreden yolcularimiz, sehrimizi kisa bacakli, uzun kollu, kirmizi suratli ve cüce uzaylilar basmistir ama onlardan korkmayiniz ve dost olmaya çalisiniz. Adam yoluna devam etmis ve bir iki saat sonra adamin tuvaleti gelmis . Bir çali kenarina inmis. Tam isini yapacakken çali sallanmis. Bizim soför önce ürkmüs ama radyo anonsunu hatirlamis veee -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Ses gelmemis. Adam tekrar -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Yine ses gelmeyince adam bagirarak -Diyarbakirliyam, kamyon soförüyem, sizinle tanismak istiyem. Çalinin arkasindan ürkek bir ses -Urfaliyam, tir soförüyem, sıç....m |
Temel ile Dursun Amerika'da yaşarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş,Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de şaşırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler.Ertesi gün gazetelerde manşet :
"Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!.." temel bilim adamı iken temeli dünya bilimadamları toplantısına çağırırlar. avrupalı bilginler başlar;bizim yaptığımız kazılarda 25m. aşşağı indik ve telefon koabloları bulduk. demek ki bizim atalarımız telefon kullanmışlar diye övüne övüne konuşmuşlar.sıra bizim temele gelir;biz yaptığımız kazılarda 50m. aşşağı indik bişey bulamadık, demek ki bizim atalarımız cep telefonu kullanmışlar"demiş. |
Nebraska’da yaşlı bir adam yaşardı.
Patates ekini için bahçeyi sürmesi gerekiyordu. Fakat, bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi ama o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve durumunu izah etti: Sevgili David, Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki, sen bahçeyi benim için hallederdin. Sevgiler Baban... Yaşlı adam, bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı. Babacığım, Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm. Sevgiler David... Ertesi gün sabaha karşı 4’te, FBI ve yerel polis çıkageldi. Tüm sahayı kazdılar. Ama hiçbir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı. Babacığım, Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım. Sevgiler David.... |
Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz’in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz’e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız’ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7’yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel’e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"
|
Müjde kocacım hamileyim demiş. Bizimki çok sevinmiş eeeee kolay değil 15 seneden sonra baba olmak. Fakat 8 ay sonra işyeri adamı yurtdışına göndermiş. Adam çok üzülmüş doğumda karısının yanında olamayacağı için ama eli mahkum gitmiş. 4 ay sonra geldiğinde ne görsün çocuk zenci. Karısına sorunca kadın soğukkanlılıkla cevap vermiş. "Aslında çocuk normal doğdu fakat sonradan benim sütüm kesildiği için zenci bir süt annesi buldum onun sütünü içe içe böyle karardı" demiş. Adam da "ben en iyisi anneme sorayım o herşeyi bilir" demiş. Annesine anlatmış: "Evet oğlum doğrudur. Sen de normal doğdun fakat sütüm kesildiği için seni inek sütüyle besledim şimdide boynuzların çıkıyor."
|
Temel bir dag basinda oturuyormus ve en büyük zevki günlük gazete okumakmis fakat tembelmis ve gazete alabilecegi tek yer oturdugu dagin etegindeki bakkalmis.Bu is icin hep Fadimeyi gönderirmis. Fadime birgün sıkılmıs ve pazartesi günü 7 tane o günün gazetesinden almis. Ve pazartesi günü bir gazete verip digerlerini saklamis. Ertesi gün Temel gazete isteyince dün aldigi gazetelerden birini ben cikiyorum deyip islerini hallettikten sonra cikarip vermis. Çarsamba günü yine Temel gazete istemis Fadime yine islerini halledip temele gazeteyi vermis. Persembe günü yine Temel gazete istemis Fadime yine vermis. Aksama dogru Temel Fadimeyi cagirip "Fadime" demis.
"Dünyada ne salak insanlar var;dört gündür ayni adam ayni yerdeki agaca arabasini carpiyor". Temel ve iki arkadasi istanbul'dan Trabzona'a gitmek üzere tren garina giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradir, bileti alirlar. Ne yapalim bir saat diy düsünürken yemege gitmeye karar verirler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati geçmis. Hemen kosarlar tren garina ama tren gitmiş. Yine bilet alirlar 1 saat sonrasi için. Ne yapalim vakiti nasil geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktiklarinda 1 saat olmasina 5 dakika vardir. Hemen kosarlar gara ama trene yetisemezler.Giseye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren varmi diye.Gisedeki adam "Bakin bu son tren eger bunuda kaçirirsaniz Trabzon'a bugün dönemezsiniz" der . Bileti alırla yine sikilmislar ne yapalim derken pastaneye gitmeye karar vermisler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmislar ki 1saat olmak üzere hemen kosmuslar gara. Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamis, digeri orta boylu son vagona tutmus. Tren gitmis,Temel oturmus yere baslamis gülmeye. Gise memuru yanina gelmis. "Sen ne garip adamsin. 3 tren kaçirdin, arkadaslarin gitti, sen kaldin, aglayacagina gülüyorsun be adam. Temel : "Uy hemserum onlar beni geçirmeye geldiydu ben ona güleyrum"demis. |
Balığın Kafası
balık lokantasına giden adam bir porsiyon balık istemiş ve balıkların gövdelerini afiyetle yerken kafalarını itina ile bir köşeye ayırmış. Bunu gören Temel adamın yanına yakaşıp : - balıkların kafalarını niye yemiyorsun? Diye sormuş. Adam; -Bunları satacağım. Demiş Temel; -kaç YTL? Adam -3 YTL. Temel: -Bunlar ne işe yarıyor? Adam; -Bunlar insanın kafasını çalıştırıyor. Temel; -o zaman ben alıyorum. Demiş ve adama 3 YTL vererek balık kafalarını satın almış.Balık kafalarını yedikten bir süre sonra Temel adama; -Ben balıkların kafasını 3 YTL’ye senden aldım ama zaten balığın porsiyonu 3 YTL. Demiş. Adam; - Bak işte gördün mü işe yaramaya başladı bile... |
Temel colun ortasinda susuz kalmis. Birden cin gelmis uc dilekte
bulunmasini istemis. -Su. -Bir sise buz gibi su gelmis. Cin, -Bu sise hic bitmez. Bittikce kendiliginden dolar, obur dileklerin neydi?. Temel, -Bu siseden iki tane daha. |
emel ile Cemal pilot olmaya karar vermisler.Bu amacla kursu
bitirip diplomalarini almislar.Ve ilk seferlerini yapmak üzere ucakla havalanmislar. Inise gececekleri sirada Temel, Cemal'e dönüp: -Simdi kuleden haber geldi..Bu hava limaninin pisti oldukca kisaymis. Bu yüzden tekerlekler yere deger degmez, frenlere sonuna kadar asil ki, pistin disina cikmayalim, demis. Az sonra inise gecmisler.Tekerlekler yere deger degmez, Cemal frenlere asilmis.Ucak kil payi pistten cikmadan durmus.Temel alnindaki terlerisilerken Cemal'e dönüp :-Bu ne bicim pist? 50 metrelik yerde ucak durur mu? Cemal basini ikiyana sallayip cevaplamis: -Haklisin Temel..Bir de su yanlara baksana..Eni de en az 10 km.var.... |
1 - Fare misin Yoksa Insan mi?
Adamin biri kendini fare zannettigi için akil hastenesine düsmüs. Tedavisi bittikten sonra doktor sormus. Simdi sen bir fare misin yoksa insan mi? Deli : Fare olur mu doktor bey ben bir insanim. Doktor : O zaman artik gidebilirsin iyilestinartik demis. Deli kapidan çikmis ve imdaaaaaat diye bagirarak tekrar içeri girmis doktor ne oldu demis... Deli : Bir kedi gördüm de ondan korktum demis. Doktor : Sen hani sen artik kendini bir fare zannetmiyordun demis. Deli : Ben fareolmadigimi biliyorum da kedi nerden bilsin demis... 2 - Miyav Dedik ya Iki deli, akil hastahanesinden kaçmaya karar vermisler. Gece vakti hizli bir sekilde duvardan atlayarak bosluktaki tarlaya çikmislar. Tellerin arasindan sürünerek ilerlerken bir bekçi bunlarin hisirtisini duymus. Hemen bagarmis : - Kim varorada? Delilerden biri hemen : -Miyav, miyavvv... Diye seslenmis. Hisirtiyi kedinin çikardigini sanan bekçi tam geri dönecekken deliler yine sürünmeye ve hisirtilar çikartmaya baslamislar. Bekçi hemen dönmüs ve bagarmis : - Kim var orada? Iyice sinirlenen deli : -Miyav dedik ya len... 3 - Saglik Bakani Akil hastenesini gezen saglik bakani bir hastanin yanina yaklasmis. Hasta ona bakmis, - Yeni mi düstün?.. - Hayir, ben saglik bakaniyim. Buraya sizleri ziyaret etmek için geldim... - Heh heh heh, saglik bakaniymis... Bende Napolyon Bonapart, memnun oldum. 4 - Çay Sekerleri Deli , kahveye girdiginde soluk solugaydi. Bos bir masaya oturup ocaga seslendi : - Bana bir çay!.. çay geldi , sekerleri atip karistirdi. Garsonadan yine seker istedi. Onlari da atip karistirdi, yeniden istedi. Garson : - Sekiz seker koydun çaya, dedi saskin saskin, - Koydum ama , iste görüyürsun, hepsi eriyor!.. 5 - Hamamböcekleri Akil hastanesinden iki deliyi salivereceklermis. Doktorlar kendi aralarinda "Sunlara son bir test yapalim da görelim akillari baslarina gelmis mi."demisler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa basina çagirmislar. Masanin üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canli hamamböcegi dökmüsler ve "Buyrun beyler, yiyiniz." demisler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldirmis, ötekisi araya girmis, "Önce kaçanlari yiyelim, öburleri nasil olsa duruyor!" 6 - Sayi Akil hastanesini gezmekte olan gazeteci, bir kogusta rastladigi hastaya sordu: - Burada kaç kisisiniz? Karsisindaki, elini bos ver anlaminda salladiktan sonra: - Asil, dedi, siz disarida kaç kisisiniz? |
Uy sevgili usagum!
Allah'in selami tabiidur. Mektubu cok yavas yazayrum, cunkim bilirum ki, cabuk okuyamazsun.. Benden yana sual edersen, Allahuma pin sukur iyiyum, yeni pir is puldum.. Emrimde yuze yakin adam var, hepsi de sessuz sedasuz, kendi hallerinde. Ne is puldugumu soraysan soyleyecegum patlama, mezarluk pekcisi oldum.. Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli degil. Hacan o yuzden saga dayi mi oldin, teyze mi oldin soyleyemeyrum.. Temel emicen de tukkan actu, o da otuza aldigini yirmipese verir, surumden kazaniyormus oyle dedi.. Bizim koye findukcularin Temel'i muhtar sectuk, akillu usak da. Gecen gun hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel akilludur, hemde durusttur.. Gecenlerde bir taksinin soforu koye varmis, muhtari arayu, meger yolda pir tavuk ezmus sahibini soraymus.. Muhtar Temel tavuga pakmis, hapu bizden degildur, pizum koyde yassu tavuk yoktur, demis.. Senin kucugun Memet cok akullu bir usak cikti. Gecen gun tepeye varmis, elinde bir ip sallayup duriy.. Anan, uy usagim ne edeysun orada demis.. O da heva turumuna bakayrum demis. Cektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedim. Anlatti, meger ip sallanunca havanin ruzgarli oldugunu, ip islaninca da yagmur yagdigunu anlaymis.. Cok akillu usak vesselam. Sen o yasta boyle akillu degildun! Yaa iste boyle usagum.. Memlecetten saga pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazayrum.. Baki Hudaya emanet ol. Baban Not: Mektupa para koyacaktum, ama gec akluma geldu, zarfu kapatmisum |
Deli Bedri’nin eşeği hastalanır. Deli Bedri Allah’a yalvarır eğer eşeğim iyileşirse 3 gün oruç tutacağım der. Sabah dama gider bakar ki eşeği iyileşmiş. 3 gün oruç tutar. Deli Bedri sabah dama gider bakar ki eşek ölmüş. Bunun üzerine bizim Deli Bedri: "Ey Allah’ım tuttuğum orucu Ramazandan saymaz, eşeği de kurbandan saymazsam bana Deli Bedri demesinler"
S.a Bir gün zaza ve kürt iddaya girer..Birisi benim kafam daha sert, diğeri benimki daha seert der..Bunun üzerine yarışırlar..Önce kürt duvara bir çivi bırakır ve kafasıyla vurmaya başlar..Çivi yavaş yavaş içeri girer.Sonra kürt etrafına bakar ve zaza ortada yok..Bunun üzerine kürt eline aldığı balyozla çiviye vurmaya başlar..Ancak çivi daha fazla ilerlemez..Gidip duvarın arkasına bakar ve duvarın arkasında zazanın kafası var=)) bir zamanlar Nasrettin hocanın 15 tane oglu varmış ve bu cocukların ayda 1 tanesini Padisah harp e gonderiyormus Nasrettin hocanın 14 oglunu padişah harp e yollamıs bundan 1 ay sonrada yine Tellal kapıya gelmiş ve demiş ki:"Yüce Yadisahımızın emriyle oglunuzu harbe ***ürü yoruz" demiş Nasrettin hoca tellale hiddetlenerek bagirmiş ve demiş ki:GİT SÖYLE PADİŞAH I NA BENİM ÇOCUKLARIMA GÜVENİPTE ORAYA BURAYA SAVAŞ ACMASIN" demiş.... |
Adamin biri bir gün Karadeniz Bölgesi'nde gezmeye gider.
Arabasiyla ilerlerken bakar bir uçurumun kenarinda muhtesem bir manzara ve de bir grup yöreli davul zurna kemençe horon tepiyorlar. Çeker arabasini ve baslar seyretmeye,ama o da ne... Adamlar bir tur atip geliyorlar uçurumun basina ve halayin basindakini atiyorlar asagiya...Sonra bi tur daha ve yine bi adam asagiya... Turist dayanamaz yaklasir yanlarina ve sorar: - Kardesim ne diye atiyosunuz adamlari asagiya? Içlerinden biri cevap verir: -Haçan biz burada Temel atma töreni yapayruk....... |
Temel iş için gittiği bir şehirde birkaç günlüğüne bir otele yerleşmiş.
Akşam yatma vakti yatağa girdiğinde yan otel odalarının birinde büyük bir gürültü. Temel rahatsız olduğundan uyku tutmayınca gidip uyarmak istemiş. Kapıyı çalıp, durumu anlatınca kapıyı açan; - Kusura bakmayın biz müzisyeniz yarın bir konserimiz var da prova yapıyoruz. Anlayışla karşılamış Temel, ve geri dönmüş. Ertesi gün yine aynı gürültü ve yine uykusuzluk. Tekrar gitmiş ve kapıyı çaldığında yine aynı cevapla karşılaşmış ve yine anlayışla karşılaşmış. Bu durumlar birkaç gün bu şekilde sürmüş. Bir gün akşam müzisyenlerden gürültüye devam ama kapıyı çalan yok. Merak etmişler; -Bu Temel'e bir şey oldu galiba Kapısını çalmışlar Temel'in ama kapıyı açan yok. Bir yolunu bulup içeri girmişler. Yatak odasından Temel'in tuhaf sesleri geliyor. Yavaşça yaklaşmışlar Temel yatağın üzerinde mastürbasyon vaziyetlerinde. Biri dayanamamış sormuş: -Arkadaş bu ne vaziyet? Temel de; -Bugün prova yapiyrum, haçan yarin hepinizun anasini.... |
Temel’in babası vefat eder... Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar: Nasıl oldu? Cevap: 30.kattan aşağıya düştü... Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş... Temel: Yok yok öyle ölmedi... tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi... Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman. Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına... Adam: Demek çatıya çarpıp öldü. Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti... Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman... Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı. Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık... Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye... Adam: Orda mı öldü? Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam? Temel: "Baktık durmuyo... Vurduk!"
Temel’in babası vefat eder... Cenazeye gelen bir aile dostu Temel’e sorar: Nasıl oldu? Cevap: 30.kattan aşağıya düştü... Adam: Vah vah desene çok feci ölmüş... Temel: Yok yok öyle ölmedi... tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi... Adam: Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman. Temel: Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına... Adam: Demek çatıya çarpıp öldü. Temel: Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti... Adam: Deme ya! Çarpıldı o zaman... Temel: Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı. Adam: 200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık... Temel: Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye... Adam: Orda mı öldü? Temel: Yooo... Ordanda yine kasaba... En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu: Ulan nasıl öldü bu adam? Temel: "Baktık durmuyo... Vurduk!" ------------------------------------------------------------------- Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel’i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan’ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan’ı taniyruuum, ne de yengesuni.. ------------------------------------------------------------------ Temel Almanya’ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından mermi gibi geçer. - Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya’dan Hans" der. Temel tabi şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider. -Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans’ın suratının ortasına tükürür. -Temel: "Daha acemiyim." der. |
Temelin 8 tane cocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak,
gerizekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler.Durumu anlatmislar. Böyle böyle biz artik cocuk istemiyoruz demisler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis yollamis. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis Temel kara kara düsünmeye baslamis . Ne yapsak ne etsek diye Fadime "Dur ben sana dantelden örüvereyim demis" Olcüyü falan almis 1-2 gün icinde örmüs. aradan 9 ay gecmis Temel ile Fadimenin 1 cocuklari daha olmus. Zamanla cocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. Ama nasi bi cocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyo. Tum sinavlarda birinci, sporda tum sehrin en iyisi, Köyün en zeki,atilgan cocugu olmus. Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar : " Ya Temel senin 9 cocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasi oluyor da bu kadar akilli oldu?" Temel gerine gerine cevap vermis : " Suzme o, suzme." |
5 DOLAR
New York`tan Los Angeles`e giden uçakta cingöz bir avukat ile sarışın bir hanım yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanımla yakınlaşmak hem de hoşca vakit geçirmek için bir oyun teklif ediyor. Kabul görünce oyunu anlatıyor: -Size bir soru soracağım, cevabı bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz,sonra siz soracaksınız bilemezsem ben size 50 dolar vereceğim. Ve ilk soruyu soruyor: -Ay ile dünya arasındaki uzaklık ne kadardır? Kadın tek söz söylemeden çantasından 5 dolar çıkarıp adama uzatmış. Soru sorma sırası sarışına gelmiş: -Tepeye 3 ayakla tırmanıp 4 ayakla asağı inen ?ey nedir? Adam dakikalarca düşünmüş. Yanıtı bulamamış... Cuzdanından 50 dolar çıkarıp kadına uzatmış. Kadın parayı kibarca alıp çantasına koyarken avukat merakla sormuş: -Cevap ne? Kadın tek kelime etmeden çantasını açmış ve 5 dolar çıkarıp adama uzatmış... |
Üçüncü Boğaz Köprüsü’nü Japon, Amerikan ve Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış.
Tam açılışın yapılacağı sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmış. Japon: ’Gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım’ diyerek harakiri yapmış. Amerikalı: ’Gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek tabancasını çekip intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir ’Oh!’ çekerek yanındakilere dönmüş: ’İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi 1089 |
Üçüncü Boğaz Köprüsü’nü Japon, Amerikan ve Türklerden oluşan bir konsorsiyum almış.
Tam açılışın yapılacağı sırada kurdele kesilirken köprü büyük bir gürültüyle yıkılmış. Japon: ’Gitti bütün emeklerim, mahvoldu kumlarım’ diyerek harakiri yapmış. Amerikalı: ’Gitti çeliklerim, tonlarca çelik yıkıldı’ diyerek tabancasını çekip intihar etmiş. Tüm bunları izleyen Türk müteahhit de derin bir ’Oh!’ çekerek yanındakilere dönmüş: ’İyi ki çimento koymamışım, yoksa bunlar gibi 1089 |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:09 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.