![]() |
asli bir çift her yil yilda bir gelen festivale giderlermis. Her sene yasli adam gezi basina 10 dolara biletle katilinan bir uçak gezintisine katilmak ister, her sene de karisi itiraz eder ve söyle dermis: "10 dolar 10 dolardir."
Üç yil bes yil "10 dolar 10 dolardir" derken en sonunda yasli adam demis ki; "Bak, artik 71 yasindayim, bu uçaga bu sene binmezsem bir daha hiç sansim olmayabilir." Fakat karisi tinmamis ve söyle demis; "10 dolar 10 dolardir...". Ama bu sirada uçagin pilotu bunlari duymus ve ikisine bir pazarlik önermis. Ikisi de uçaga binecekler, eger uçusun basindan sonuna ses çikarmadan dururlarsa bedava. Ama eger çit çikarirlarsa, 10 dolar ödeyecekler... Yasli çift kabul etmis. Ve uçaga binmisler. Pilot da bahis söz konusu olunca baslamis acayip manevralar yapmaya... Taklalar atmis, uçagi kendi ekseninde döndürmüs, ani duruslar, dönüsler, dalislar yapmis. Ama arkadan ses yok! En sonunda pes etmis ve uçagi indirmis. Yasli adama dönmüs; "Bildigim her numarayi denedim. Iyi dayandiniz. Ikiniz de çit çikarmadiniz... Yasli adam cevap vermis: "Karim uçaktan düsünce aklimdan söylemek geldi, ama 10 dolar 10 dolardir..." |
Başhekim bir gün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir köşede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve sorar:
- "Neden söylediğiniz her rakamdan sonra gülüyorsunuz diye?" Delinin biri cevap verir: - "Biz der bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik.. 5 dediğimiz zaman 5 numaralı fıkra aklımıza geliyor gülüyoruz; 8 deyince 8 numaralı fıkra aklımıza geliyor, gülüyoruz", demiş. Başhekim "bir de ben söyleyeyim o zaman", demiş. "5", demiş çıt yok, "7" demiş çıt yok.. Bakmış çıt yok; sormuş "ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?" Delinin biri cevap vermiş: - "Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var..." Hastane de delinin birisi kosarak nefes nefese Doktorun yanina gelir. -"Doktor, Doktor bugün hastane den üc tane deli kacti." -"Ne!! cabuk söyle ne tarafa kactilar." -"Biri su tarafa,biri bu tarafa." -"Peki ya öteki?" -"Öteki de benim" Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğadır. Boş bir masaya oturup ocağa seslenir; - Bana bir çay ! Çay gelir, şekerleri atıp karıştırır. Garsonadan yine şeker ister. Onları da atıp karıştırır, yeniden ister. Garson; - Sekiz şeker koydunuz çaya, der şaşkın şaşkın, - Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor Delinin birisi bilmeden havuza düşmüş. Bunu da bir başka deli görmüş ve omu kurtarmak için havuza atlamış ve de kurtarmış. Doktorlar sonra kurtaranı çağırmışlar ve tebrik etmişler ve de "Havuza düşeni çağır da, onunla konuşalım" demişler. Kutaran deli de "Olmaz, onu kurusun diye astım" demiş... İki deli hastanenin bahçesinde el feneri ile oynuyorlar,bi yakıp bi söndürüyorlarmış.Sonra delinin biri diğerine: -"Ben ışığı yakim sende gökyüzüne doğru tırman."demiş.Diğer deli: -"Ya,sen beni delimi sandın.Tam ben tırmanırken ışığı söndürecen bende aşağıya düşecem demi,çok adi sin".. |
Temel Tahlile Gider
Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar: "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?". Adam: "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler." der. Bu sefer Temel daha şiddetli bir sekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel’e sorar: "Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın?". Temel: " Ben..." der, "İdrar tahlili yaptırmaya geldim..." Temel’in Kaynanası Temel bir gün kahveye girmiş.Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuslar. Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş. Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?" Temel: "Biraz direndi de." |
Telefon
Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar; -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır. Araştırmacı Temel Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PİRE almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PİRE incelendi. SONUÇ: "PİRE’nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır." |
Dünya Feministler kongresi Dünya feministler kongresinde, Amerikan Delegesi Hanımefendi kürsüye gelmiş;
"Geçen yılın kararlarını aynen uyguladım. Eve gider gitmez kocama: -"Bundan sonra temiz çamaşır istersen kendi çamaşırını kendin yıka. İşte makine orda..' dedim. İlk gün birşey görmedim.İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün bir baktım, makinenin başında sadece kendi çamaşırlarını değil, benimkileri de yıkıyor." Alman Delegesi söz almış; Ben de kararımız gereğince kocama: -"Bundan böyle temiz tabakta yemek istiyorsan kendi bulaşığını kendin yıka' dedim.. Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün baktım, makinenin başında sadece kendininkileri değil, benim bulaşıklarımı da yıkıyor." Üçüncü konuşmacı bizden, feminist kardeşimiz; - "Türkiye'ye döner dönmez kararımız gereğince kocamla konuştum. Ona dedim ki: -"Bundan böyle yemek yemek istiyorsan, kendin pişirmen gerekecek. İşte mutfak orada.." Birinci gün birşey görmedim. İkinci gün birşey görmedim. Üçüncü gün sol gözüm biraz açılır gibi oldu, hafiften görmeye başladım... |
HURIYE-DURIYE-NURIYE
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaslarinda, çok eski üç arkadastir. Bir gün Huriye Nuriye’ye telefon eder ve birlikte Düriye’ye giderler. Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine : -"Ay kusura bakmayin unuttum, birer kahve yapayim da içelim" der. Huriye ve Nuriye birsey demezler ve içerler. Aradan biraz zaman geçer. Düriye yine : -"Size bir kahve bile yapmadim hemen yapayimda içelim" der ve yapar getirir. Bizimkilerde yine itiraz yok. Aksama dogru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düserler. Yolda bastonlari ile yavas yavas yürürken aralarinda su konusma geçer; Huriye : -"Kiz Nuriye, gördün mü Düriye’yi..!!! Ne kadar pinti olmus. Bize bir kahve bile ikram etmedi" Nuriye : -"Kiizzz Düriye’yi ne zaman gördün??" |
Temel'e mektup
Oglum... bu ikinci mektupuda para cibin unuttuk citti. neyse.. sağa bu mektunu yeni evimizden yazayrum. pugün yeni pir eve tasunduk.. sağa adresi verecektum lakin pizden onceki komşularımız kapi numarasini sokmusler onun için sağa adresi veremeyrum. Pizden cd lerini istemişsun. Eyi etmişsun. baban valizini doldururken cd ler fazla yer kaplamasun diye cd leri ikiye kırıp öle kodu çantaya.. alınca birleştirur kullanursun. kurban bayrami yaklaştu malum.. baban bi kurbanlık aldi. sana kurbanlıklan çekturduumuz resmi cöndereyrum.. sağdaki baban soldaki ben ortadakide kurbanlık. Heralde tanımışsundur. yeni ev demiiştimya.. bizim evin elektriklerini kesmişler baban düğümlemeye çalışırken elektrik celdu babanu carptu. haçan hastaneye cittiler birazdan celurler. başumuza celmeyen tersluk kalmadi.. evin salonuylan oturma odasını ayrı etmişler.. baban duvarları birleştirmek içun azcık dinamit kullandı..salonlan oturma odası yıkıldı ama olsun artık evimizun bide açık manzarası oldu.. Evin salonunu zate şimdide kullanamayruk.. malum hava kış.. yagmur yağayi. baban teknesini çestu odun etti.. sobada onu yakayruk.Akıllı baban Yeni teknesini ıslanmasun diye salonda yapai. pitince 13 metre olacak.. artuk bool bol hamsi tutarsiniz. gerçu üçüncü kattan tekne nasıl inecek onu pilemeyrum. İnşaati yapan mutahit karadenuzlu pi hemşerumuzmuş, pinayi diktikten sona merdivenleri yapmai unutmuş.. Eve ip merdivenlen çıkayruz. Bazende odundan yangın merdivenini kullanayruz. oğlum seni çok özledik baban elbiselerini koklayip turai.. onun yüzünden 3 aydır elbiselerini yıkayamayrum. neyse okul 4 sene sonra pitecek.. o zaman yıkarum.. kardeşunu merak edersen ilkokulu pitirdu.. hepmzin cözleru yaşardi sorma.. ee yaşı 19 oldu seneye askere cidecek.. morali pozulmasun tiye bişey demeyruk ama askeriyedeki albay bunu bahriye etmezler dedu. sanirum karadenizden bi parçada yanında ***ürmek zorunda kalacak.. baban şimdiden onun için bi havuz yapai.. mektubumu pitirirken cözlerinden öpeyrum.. valizine koyduum hamsi recelini iyi bi yerde sakla.. anan fadime... |
Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
- Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ? - Ben yine iyi çalışıyorum - İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın. - E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya basladı emel ormanda agaç kesiyormus, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan ı taniyruuum, ne de yengesuni.. Temel, bir haftalığına gittiği memleketten, haber vermeden erken dönünce karısını evde başka bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde taşıdığı tabancasına davranan Temel, yatakta yakaladığı adamı alnının ortasından vurur. Tabancayı tam kendi kafasına doğrultmuşken, karısı haykırarak üzerine atlar: - Dur Temelim, kıyma kendine!.. Temel, sinirden titreyerek haykırır: - Sus kaltak, sira sana da gelecek!.. Temel tarlada çalışırken çişi gelmiş, çıkarmış oraya çişini yaparken başlamış bağırmaya -"uyy yandum!..". Fatime kosmus yanina -"Ula ne oldi?" Temel: -"Ari sokti çukumi daa." Hemen kasabaya doktora giderler. Doktor Temelin aletini eline alır evire çevire incelerken Fatime de yandan onlara bakmaktadır. Fadime doktorun kulağına eğilir ve der ki: -"Toktor bey acısını al ama şişluk kalsun Temel evlenir iki ay geçer ama tık yok, haber önce Hatice'nin annesine, oradan tüm mahalleye ve tabii ki Dursun'nun kulağına gelir. İlk karşılaşmada Dursun dayanamaz sorar. -Evlilik nasıl gidiyor Temel -İyi gidiyor -Nasıl böyle dersin tık yokmuş daha? -Henüz hiç bir kötülüğünü gormedim ki.!! Temel marangoz ama ne marangoz mesleğinin zirvesinde derken trabzona dünyanın en büyük sirki geliyor çadır direğini dikmek içinde usta bir marangoza ihtiyaç var arayıp soruşturuyorlar en iyi usta olarak temeli tavsiye ediyorlar temel sirke gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya bu sırada sirkin patronu aşağıdan temeli seyrediyor derken temel birden havada iki parande üç salto atarak yere iki ayağının üstüne ve ellerini bacağının yanlarına vurarak sağlam bir şekilde düşüyor bunu gören patron içtiği puroyu yutuyor ve koşarak temelin yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında ise çok büyük para kazanacağını anlatıyor temel ise kesinlikle olmaz diyor patron gene aynı hareket için para ve 20 senelik ip canbazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor adam ısrar ediyor temel kabul etmiyor adam gene ısrar temel en sonunda adamın kulağına eğilip ula hemşerim benim her sefer aynı hareketi yapmam için direğin tepesinde aletin başına mı vurmam lazım. Temel ile tursin askerde eğitimlerini paraşütçülük üzerine yapıyorlardı. Komutan: Bu bir deneme atlayışıdır, şimdi herkes sırayla atlayacaktır sonra aşağıda buluşma yerine gidip diğerlerini bekleyecektir, eğer paraşüt açılmazsa fazla telaş yapmayın ikinci paraşütü deneyin der ve herkesi teker teker atlatır. Temel birinci paraşütü çeker açılmaz o anda ordan geçen Dursuna bağırır: - Ula Tursun paraşüt açilmiy der. Dursun soguk bir kanlılıkla yedeği çek der. Temel onuda dener oda açılmaz. Temel Dursuna yine bağırır: - Ula yedeğide çektum oda açilmiy, galiba yere çakilip öleceğum Dursun der. Dursun Temeli şöyle bir süzer ver derki: - Ula Temel hiç korkma haçen bu sadece denemedur. |
damın biri beynini değişmek ister. Bunun için bir beyin doktoruna gider... Doktor fiyat listesini gösterir.. Listede şunlar gözükür...
1 Astronot beyni 25.000 1 Profesör beyni 50.000 1 Karadenizli beyni 1.000.000 Adam listeye baktıktan sonra karadenizli beyninin neden pahalı olduğunu merak eder ve doktora sorar.. Doktor şöyle yanıt verir. - Bir astoronot öldürüyoruz iki beyin çıkıyor, bir profesör öldürüyoruz 5 beyin çıkıyor ancak 100 karadenizliden ancak bir beyin çıkıyor. Yargıç, otomobil çalmak suçundan sanık olarak karşısına getirilen Temel'esordu: - Otomobil çalmışsın, bunu neden yaptın söyler misin? - Sahibi yok sanmiştum... - Peki, sahibi olmadığı kanısına nereden vardın? - Mezarluğun önine parketmiştu da... Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar : - Oğlum kafanı ıslatmıyacak mısın ?.. Temel cevap verir : - Yok anne bu şampuan kuru saçlar içinmiş !.. |
Bizim Temel birgün elinde bir çantayla havaalanına geliyor. Havaalanındaki güvenlik alanından geçerken tarama yapan alet alarm veriyor, bunun üzerine güvenlik görevlisi Temel'e soruyor:
- Çantanızda ne var Temel: - Kuş yemi var diyor. Gorevli: - O zaman bir daha geçin bakalım diyor ve Temel tekrar geçiyor ama alet yine ötüyor bunun üzerine görevli Temel'e çantasını açmasını söylüyor ve Temel çantayı açınca görevli çantada mücevher, altın, saat gibi değerli şeylerin olduğunu görüyor ve Temel'e soruyor: - Hani kuş yemi vardı çantada? Temel: - Valla ben bunları ***ürüp kuşun önüne koyuyorum ister yer ister yemez... Temelle dursun bir gün sinemaya giderler filmde bir at yarışı sahnesi vardır ve temel dursuna sorar -iddaya varmisun ben diyrum 1.at kazanur. dursun; -oldi benda 2. ata oynayrum iddayı temel kazanır ve temel dursunun 5 milyonunu alır ertesi gun temel dursunu arar -dünkü film faridiya ben oni bidaa seyretmiştum vicdanum rahat etmedi onun içun aradum dursun; benda seyretum temel; o zaman niye 2. ata oynadun dursun; süpriz oynadum olum Temel evlenemiş.Kızın babasının evine ziyarete gitmişler.Gece Fadime sevişmek istememiş. -Neden kaçaysun, diye sormuş Temel. -Ha pura pabamın evii, demiş Fadime. -Purası pabanın evi de, pizim ev çerhane midur Dursun,köyünden ayrılıp,çalışmak için İstanbul'a gider.. Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alınamaz.. Köyde sevilen bir kişi olan Dursun'un akibetini araştırmak üzere arkadaşı Temel!i İstanbul'a gönderirler.. Onbeş-yirmi gün sonra Temel döner..Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar: -Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?... - Hee..bulmuşim oni... -Peçii nasildir?..İyi mudir..köti mi.?.. - açan,hem iyudurr..he mi de kötii.. - Ula o nasıl oluyii..hem iyi,hem kötii.. -Kötüdir,Çünkü Dursun **** olmuştirr.. - uyy..Haçan bunun iyiliği nerde dür.?.. - Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa.. Midesi ağrıyan Temel, doktora gider. Tanıdık olan doktor, Temel ile biraz dalga geçmek için, kısa bir muayeneden sonra hemen teşhisi koyar: - Temel, sen hamilesin. Temel, kendi kendine söylenir: - Ne? Yaktın beni Fadime, sana kaç kere "Sevişirken üste çıkma" demiştim |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:32 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.