www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Cevat Çeştepe (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133259)

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Karşı pencere / kısa öykü

Karşı Penceredeki kadın:
Uzun, sapsarı saçlarım dönüşürken annemin ellerinde kurdeleli bir saç örgüye, mavi gözlerimde hınzır komşu çocuklarının inadına yapacakları öğle sonrası yaramazlıklarını izleme arzusu ve ellerimde evcilik oyunlarımın ustaca yerleştirilmiş salon ve salamanje’leri ve yatak odaları ve mutfakları şekil alırdı. Çok küçüktüm. sarı saçlarım, mavi gözlerim, ellerim ve annem vardı. balkonum ve ayaklarım yoktu.
Çiçeklerimi gazete sayfalarından kesip yerleştirirdim salonumun en güneş görmez köşesine. aydınlığı o köşeden yakalardım ben. Giderek ellerim büyüdü, göğüslerim büyüdü. Kırmızı düğmeli elbiselerim oldu ellerim gibi büyüyen, çiçeklerimi sularken giydiğim. Ben büyüdüm; annem küçüldü ve öldü. Annemden bana tek başına bir masal kaldı. Ellerim, göğüslerim ve çiçeklerim gibi içimde büyüyen. Bir gün gelecek, çok uzaklardan bir adam çıkıp gelecek. Bir savaş kahramanı. Yiğit mi yiğit, cesur mu cesur.kapını çalacak. girecek açık kapından içeri süzülüp; ayaklarını o getirecek sana. evleneceksiniz. Salonlu, salamanje’li, yatak odalı ve mutfaklı bir eviniz olacak. Bir de çiçeklerini sulayıp büyüteceğin balkonun ve çocukların. büyüdükçe ayaklarının üstüne basmasını bilen.
İşte! günler belki aylardır karşı penceremin içinden delişmen rüzgarlar gibi esip gelen belki de ayaklarımı bana getirecek olan o kahraman. Çocuklarımın babası. Artık annemin masalını dinlemek değil yaşamak istiyorum. Yürümek istiyorum, kendi ayaklarımın üstüne basmak. Ben karşı penceremin göz ucu flörtüne gölge oluyorum güneş tam on ikiden vururken. Göğsümdeki kırmızı düğmelerden birini yavaşça açıyorum.


Karşı penceredeki Adam:
Sarı saçları, mavi gözleri. İşte o anne. hani ellerinle dikeceğin gelinliğinin içine
oturttuğun, gelinin işte o anne. Sanki uzansam balkonumdan dışarı, sarksam
yarı belime kadar öpebileceğim iki yanağından. Senin adına ben söyleyeceğim kulaklarına. Annem senin gelinin olmanı istiyor diyeceğim. Kendisi oturamadı ama seni oturtacak, salonlu, salamanje’li, yatak odalı ve mutfaklı bir evde diyeceğim.
Senin adına ben söyleyeceğim anne. okudu, asker oldu diyeceğim senin yerine.
Diyeceğim de anne bir yürüyebilsem...........................

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Kartal ile küçük kuş - 1

bilemiyorum neresinden okunmalı bu masal
yada kime esaslı bir alkış tutulmalı farz-ı misal

bir gün, bir küçük yavru kuş,
masalın ön kapağında yazılanlar gereği
kartal yuvasında bir kafese kapatılmış.
üstelik kartal da çok aç ve öfkeli
birde arena da haydi parçala sesleri
içinden pek gelmemiş, uyumak daha cazip ama
dayanamamış da baskılara daha fazla
tüm çırpınış ve direnişine rağmen küçük kuşun
uğraşmış, didinmiş bir gözünü çıkarıvermiş.
baskılar devam ediyor etmesine de
kartalın aklı fikri bu masalın bir an önce bitmesinde
ve hadi demiş en sonunda küçük kuşa
seninle bugün daha fazla oynayamam
bir gün de ben gelirim senin süslü konağına
sen kapatırsın beni, benim yaptığım gibi
bugün benim sana yaptıklarımı
o gün de sen yaparsın bana.
şimdi çıkardığım gözün bil ki emanettedir.
bu masalın sonu arka kapakta yazılı bir bilmecedir.

arka kapak okunmadan bir şey de pek belli olmuyor
ama ön kapakta bunlar yazılı alkış onun için tutuluyor.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Kartal ile küçük kuş - 2

bazı masallar vardır, hiç iyi bitmez sonları
hani yorganı başına çekersin, gözlerin açık
beklemeye başlarsın korkulu rüyaları
kartal ile küçük kuşun masalıda işte öyle bir rüyaydı.

bazı masallar vardır ne yazıyorsa ön kapağında
gene benzerleri yazılıdır en arka sayfasında.
kartal öbür gözünü de çıkaracaktır küçük kuşun
hem de bir gece misafirliğe gittiği konağında.

bazı masallar vardır, en iyisi hiç okumamaktır
çünkü öğrenilen her neyse hepsi yanlıştır
şimdiki çocuklar boşuna mı vaz geçti masallardan
onların kartalları da küçük kuşları da olmayacaktır.

ama bu gecenin gerçeği de eldeki bu masal üstüne
sonuçta küçük kuş kalıverdi kartalın gölgesinde
hem bu kez iki gözü de önüne akmış bir vaziyette
korkuluda olsa bu masalı bir daha okumamak üzere

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Kartal ile küçük kuş - 3

“korkuluda olsa bu masalı bir daha okumamak üzere”

böyle korkuyla uyandı küçük kuş uykusundan
gerçekten akmış mıydı gözleri yuvasından
elleriyle şöyle bir yokladı, rahatladı
kafesinin kapısını keyifle araladı.

demek bir rüyaymış dedi o korkulu yaşananlar
kendi rengiydi çünkü dalgalanan bayraklar
ve çalınan marşlar bir başka havaydı
yolunan bu kez kartalın kanadıydı.

gerçekler başka yazıyor masallara benzemeyen
işte bu kez küçük kuş oldu ipi göğüsleyen
aslan bile öfkesinden kendisini paraladı
bu kez kupayı kaldıran sarı kanaryaydı.

“gerçeklerin masallarda yaşanmayacağını bilerek okumalı”

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Katliam üzerine akşam çayı

güneşin soğuk baktığı bir sabah, kül renginde

ölü balıkları topladım sahile vuran
lağım kokulu, siyahı ağır nehirlerden
mazota boyalı kurumuş dere yataklarından
boyasız tahta sandalyeler yapmak için
topladığım kimliksiz ölü balıklardan.

kirli çamur akıyor damarlarımdan kan yerine

bir çay ocağım var sahilde, fakirhane
şöyle beş –altı masa, yirmi metrekare
bir kuytuda, maksat halka hizmet olsun
mavi denize karşı serin serin oturulsun.
kendim için değil her şey sizlere yani.

o martılar ki hiç kanat çırpmamıştı Boğaziçi ‘nde

ben neredeyse bedavaya hallettim bu işi
üç tane ithal ve hain suratlı martı getirdim
onlara bir akşam ocağında çay demledim.
öyle yanında simit-mimit yok kuru kuruya
şeker bile vermedim üç-beş bardak içtiler
bir yandan da gagalarıyla tahtaları çivilediler.
kanatlarında tüy kalmadı ama, siz üzülmeyin.

deniz aile çay bahçesi hizmetinize girmiştir

haydi çoluğu-çocuğu toplayıp sizlerde gelin
daha ne olsun işte bayat çay, olmayan bir deniz
haydi masraflar çıksın, sizleri de bekleriz.
eğer gelmezseniz bile içmediğiniz çayın bedelini
çocuklarınıza, torunlarınıza nasılsa ödetiriz.

ne kadar tabuta benziyordu o tahta sandalyeler.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Kayıp eşya deposu

sessizlik:

işlemeyi unutmuş gibidir saat asılı olduğu duvarda
akrep sokmuş kendini, yelkovan donmuştur soğukta
boşalmış zembereklerdir kaybolan.
bir sandal içindedir yaşam burada, okyanus ortasında
ne dümende rüzgar ne de kürekçisi vardır yanında
dalgalar öfkeli, saçını-başını yolar.
yaşanmışların adı bıçak yanığı, gömülen ölü *******e
bir kayıp eşya deposunda, derinlerin bilinmezlerinde
…………….ayar, dalga boyundan korkar.

“duvardaki saat kaybolmamıştı,
bir sandala yüklenmiş, en derine saklanmak üzere
denize açılmıştı …..”

çığlıklar:

taş plak üstünde dönmekte ince sazın fasıl heyeti
söylenen her şarkının boğazında bir başka körün elleri
iğnesini yemiş bir gramofon kırık ağlıyor.
notalar çıldırmış, kuraklık alev olup uçurmakta solfeji
olmayacak zamanda kopuveriyor telli sazın telleri
bir ses kalıyor geride, sağır kulaklar.
suflör unutmuş tüm ezberlerini, güfteler silinmiş
gece yarısının silueti hangi yana baksan çok ağır bilenmiş
……………. yıldızlar ölüyor kim doğuracak güneşi

“gramofon kaybolmamıştı,
mevsimine en uygun çiçekler arasında, büyüsün diye
yağmurda bırakılmıştı …..”

yangın:

duman tütüyor pencerenin el yazması tutanaklarında
her tarafı kırık bir melek, ok sadakta, elde yürek iki parça
toplamaya çalışırken dumandaki yazıları.
iğnesi batıyor gramofonun, bir hayalet saatin kadranında
dönmeyecek zaman gibi ağıttır bu hasret kör kuyularda
açsaydı çiçekler şarkı söyler gibi.
kayıp eşya deposunda sessiz çığlıklar yangının sönmüş hali
hangi tohum deniz olur açılır, severken bir çınarın gölgesini
…………. saçları rüzgarda böyle savrulur

“o günden sonra ihtiyar balıkçı ne bir sahile vurdu
ne zamanı merak etti, ne de şarkı söyledi
kaybolmuştu ……”

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:35 AM

Kayıp gemici

kimse bilmez şimdi
kayıplara saklanmış gemicinin
neler yaptığını.
belki dayamıştır sırtını
bir yorgun dalgaya.
iskelesinin gazı bitmiş
sancağı yanıyordur öte yanda.

belki hasretine yazıyordur
okuduğu tüm şiirleri.
pusulanın şimal tarafı
duymasın diye sessizce,öfkeli.
yada yakamozlardan taç yapıyordur
hiç takamayacağı saçlarına
taşıyamadığı umutların.

korkular ve kokular şimdi
firavun bulutlarına saklanmış,
çöllerde üstü kapanmış ayak izleri.
renkler sarı mı sarı, sapsarı.
ve birden saçlarını bir alev saracak,
yüreği ve gözleri tutuşup yanacaktır.
rengi kan kırmızı, kıpkırmızı.
adını bilmediği bir ışıktan doğmuş
ışıltılı bir dalga fısıldar
birden kulaklarına.
rengi sandal sesi, su sesi.

kimse bilmez;
kayıplara saklanmış gemicinin
neler yaptığını.
yitmiş denizlerin, sönmüş fenerlerin
öte yanında gizlice ağladığını

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:36 AM

Kelebekler gibi

posta pullarının; ömürleri de bir günlüktür,
kelebekler gibi.
posta pulları da; kanat takıp uçarlar,
kelebekler gibi.
posta pulları da; gittikleri yerden dönmezler bir daha,
kelebekler gibi.
posta pulları da; binbir renk rengarenktir,
kelebekler gibi.
posta pulları da; bilmezler renklerinin kıymetini,
kelebekler gibi.
posta pulları da; renksizliğe göç ederler sonunda,
kelebekler gibi.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:36 AM

Kendimi dinlemek istiyorum birazda

çok savaşlarla yorgunum.
yaşamın çakıl taşlarından paramparça dizlerim.
siperde, kan-ter, toz-duman içinde.
meçhul askerim.
her kurşun bir gözümden girer.

beklenmedik sonuçlarda bütün sevgililer,
buz tenli, birer ölü can gibidirler.

çok sevdalarla yorgunum.
gecenin karanlığında.,
aydınlığa tutulmuş yarasa kanatlarım.
çarptığım her duvar
birer çıkmaz sokağa çıkar.
hiçbir zaman açılmayacak perdeler arkasından
kimsesizlik zamana bakar.

çok savaşlarla yorgunum.
bugünden yakalanmayacak yarınlarım yok
avuçlarımda.
kurumuş eski sevgililerden gelen çiçekler
satır aralarında
en çocuksu masalı dinler gibidirler
şimdi mahur bir bestenin mahmurluğunda.
ne bir piyasa akşamında
kentin en frapan bulvarında,
ne bir akşam simitinin susamına takılmış
boş bir çay bardağında.
yani boş bir deniz üzeri ufuk çizgisi değil
üstünde en sevdiğim gemiler.
ve martıların çığlıklarında

sen olsan da olmasan da
birazdan gece bastıracak
güneşin güne gebe kaldığı zifaftan oldukça uzak
acımasız ve kıran kırana bu yangına tutunarak
yeni bir şiir yada bir öykü yazılacak.
eski bir pazar hamalının küfesinde yüklü,
tüm geçmişlere,
acılara, tutkulara, inanmadan merhabalara
hepinize....
çok yorgunum savaşlarla.
ve sevdalarla
bir parça sessizlik lütfen.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 09:36 AM

Kırlarda Papatyalar

bugün kırlarda papatyalar topladım senin için
rüzgar saçlarını öylesine alıp dağıtmıştı ki,
topladığım papatyaları göremedin.
üzerimizde kanat çırpan bu kuşlar……,
adı martı mı nedir dedin, bu çığlıkların.
kanatlarındaki beyaz sanki papatya yapraklarının
ötesi boynu bükük bir fotoğraftır masanın üstünde.
suyu kendinden tazelenir aklına estikçe…..

sen şimdi bana, saçlarını dağıtan o rüzgarı geri ver.
bir lodos köpüğü gibi mavi ve yosun koksun
kanat olsun üstüme, alıp götürsün beni
kır papatyalarının doğduğu yere ….,
son derece sarhoş bir deli yürek bulayım
ona söyleyeyim haydi şimdi diye, ya da o ben olayım
ne kadar koku alırsa o kadarını koysun bir zarfın içine
ve yazsın üstüne: zambakların tükendiği yere......


ve sevgili şair dostum Esin Döndüoğlu ne demiş bakalım;

BAŞIM GÖZÜM ÜSTÜNE

Uyanıverdim ansızın
Pencerem de martı sesiyle
Beyaz mı beyaz, ama ürkek
Gagasında papatya boynu bükük,
Yol yorgunu..
Aşklar diyarından dedi usulca, sana
Kanatlarını salladı,koktu boğaz
Papatya beyaz,masum ama kışkırtıcı
Aşkın ilk hali sanki.
Yaz
Aldım başım gözüm üstüne..
Ey martı, mavi güzel martı
Yol mu uzun,sen mi ağır
Benden geçti ki bahar
Gönlüm sen kadar çırpar belki kanat
Başımı da döndürür kokan boğaz
Ama ne ihanete,ne yalana
Bu da değil e
Kaldı takat
Aldım başım gözüm üstüne
Seninle yollayacak ne bir umudum
Ne hayalim
Sadece zambak kokum var
Aşk diyarına, zambaklar diyarından
Bir de sorum
Niye geç kaldınız….

Esin Döndüoğlu 22/02/2007

Cevat Çeştepe


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:59 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.