![]() |
Bu topraklar bizimdir
Gülle dü?üp gül biten Bu topraklar bizimdir Gülünde bülbül öten Bu topraklar bizimdir Burda ky?ym baharym Merhem yapar sürerim Zerresinde ben varym Bu topraklar bizimdir Yanar isli oca?y Dolu dört bir buca?y Anam gibi kuca?y Bu topraklar bizimdir Göz ya?yyla beslenen Çiçeklerle süslenen Türkülerle seslenen Bu topraklar bizimdir Kimseyi hor görmeyiz Ba?ka bayrak germeyiz Dünya gelse vermeyiz Bu topraklar bizimdir ATARO?LUM can sana Haykyryryz cihana Edirne’den ta Van’a Bu topraklar bizimdir |
Bulutlar
Eğleşin de iki kelâm edelim, Nere böyle sıra sıra bulutlar? Gözyaşınız derman olsun derdime, Bir de siz açmayın yara bulutlar. Pamuk tarlaları olmaz denginiz, Bozulmasın sizin hiç ahenginiz, Ak pak idi var oluşta renginiz, Size yakışmıyor kara bulutlar. Hep yüce dağlara olurken yakın, Engin denizlerden kopmayın sakın, Susuz ovalara yağmur bırakın, Çekilmeyin bir kenara bulutlar. Her gönülün ayrı olur hesabı, Bu hesaplar sevdaların icabı, Kapatmayın dolunayın mehtabı, El edeyim nazlı yâra bulutlar. Gök kızının saran kollarısınız, Pembe hayallerin yollarısınız, Şifa ağacının dallarısınız, Nisan yağmuruyla çare bulutlar. Dolaşırken yükseklerde uykusuz, Bulanan dereler bir hayli huysuz, Oluğu kurumuş, çoktandır susuz, Ümit verin şu pınara bulutlar. Ataroğlu’m kimi kimden sordunuz, Kaf Dağı’nın ardında mı yurdunuz? Ardınızda gezdirirken yordunuz, Varın artık bir karara bulutlar. |
Bulutlar ağladımı
Bulutlar ağladı mı Yer yüzüne can gelir Şimşek çakar gök gürler Cana heyecan gelir Damla, damla serpeler Büyür taze körpeler Islandıkça tepeler Vadiye orman gelir Yosun tutarken taşlar Yuvayı yapar kuşlar Bülbül türküye başlar Ormana lisan gelir Yaratandan hitaplar Yamacı çiçek kaplar Arılar tek, tek toplar Dertlere derman gelir Ovalar yeşil döşek Çalışır oğul uşak Sararır altın başak Evlere harman gelir Su başıboş çağlamaz Setler onu bağlamaz Bulut boşa ağlamaz İlahi ferman gelir ATAROĞLU et zikir Düşün fikreyle fikir Bunlara edecek şükür En başta insan gelir |
Çaldı çalacak
Bu gönül neleri denemedi ki, Her göle bir maya çaldı çalacak. Söylediği sözler dinlenmeyince, Kızdı, sazı taşa çaldı çalacak. Dünyanın işini bitiren var mı? Acep eksiğin yetiren var mı? Yükleyip sırtına götüren var mı? Kim dünyanın malın çaldı çalacak? Delilik var gönlümün kanında, Bir şey desem çıkış yapar anında, Kırılsak da başkasının yanında, Yine benden yana çaldı çalacak. Kötülüğü asla benimsetmedi, Düşmanına hiç tavsiye etmedi, Kötülerin arkasından gitmedi, Çirkin işten hep yan çaldı çalacak. Kim kimi severse onu bulacak, İki âlemde onun ile olacak, Dostun ağlayacak, düşman gülecek, Kıskananlar kara çaldı çalacak. Gönül avlanırsın, çıkarsın ava, Şişer kabarırsın verilse hava, Bir aferin ile gelirsin tava, Eteklerin çok zil çaldı çalacak. Gönül terlemeden bulanlar var ya, Öksüz yetim hakkını çalanlar var ya, Hep güçlünün yanında olanlar var ya, Hakikatte boşa çaldı çalacak. Gönül bu ya, günde bin dala konar, Her konduğu dalı kendinin sanar, Dal kırılır, içi burkulur yanar, Kaç mesleğe çakmak çaldı çalacak. Gönül göçer her yaylanın göçünde, Gönül gezer sevdiğinin saçında, Yandık durduk bu sevdanın içinde, Âşkımızla sazı çaldı çalacak. Ataroğlu’m dedi: “Bakiye dayan, Dünya sevdalı sanacak duyan, Uyan be ey gönül gafletten uyan, Kurulan o saat çaldı çalacak.” |
Çanakkale
Detanın söylenir tam doksan yıldır Eşi bulunmayan yer Çanakkale Etten duvar ördü şanlı mehmetcik Her zaman yaşadı hür Çanakkale Çarpışanlar hepsi Allah kuludur Yolları da yüce Kur’an yoludur Tarihimiz zaferlerle doludur Senin ayrı yerin var Çanakkale Senin ne yürekli toprağın varmış Gülleler yedikçe yüzün ağarmış İkiyüz elli bin şehidi sarmış Cennet ehiline yar Çanakkale Rabbimizden nice yardım beklendi Zaferlerin birbirine eklendi Canavarlar üstümüze yüklendi Tüm Dünyaya dedin dur Çanakkale Ataroğlu’m sana destan okuyan Yaşlı genci sana koştu hep duyan Her şey orta yerde ayan ve beyan Gerçeği görmeyen kör Çanakkale |
Çiçeklerle muhabbet
Çiçeklerle muhabbete başladım Hepsi birden al kalemi yaz dedi Mor sümbülle bağlarımı düşledim Sarı çiğdem eksiğimiz saz dedi Kırmızı gül âşka döktü sohbeti Fesleğenin hep iyilik niyeti Papatya baharda tutar nöbeti Kadifeyse benim mevsim yaz dedi Lâle dedi sevda bizden sorulur Nergislere daim saygı durulur Sarmaşıklar sevdiğine sarılır Gelincik konuşur çok dilbaz dedi Kır çiçeği bahçeliyim bağlıyım Altın otu yaylalıyım dağlıyım Hanımeli sevdiğime bağlıyım Karanfille söyleşmesi haz dedi Menekşe der benim türlü rengim var Bilmiyorum bu Dünyada dengim var Nevruz dedi yaylalarda çengim var Kardelen rengimdir karbeyaz dedi Ben iğde çiçeği kokum baygındır Mor leylağın gönlü daim kaygındır Akasya der parklar bana uygundur Yasemin güzelsin gel biraz dedi Zambak dedi neşeliyim koşarım Nilüferim su üstünde coşarım Ayçiçeği güne aşık yaşarım Orkide gururlu fazla naz dedi Kasımpatı ben son güzde açarım Üşümem etrafa neşe saçarım Gülhatmi der yol üstünü seçerim Peygamber çiçeği bilen az dedi Fulyalar konuştu beni unutma Kamelya der ömrü sevgisiz tutma Haydi Ataroğlu dilini yutma Sizlerin yanında dil ahraz dedi |
Çile çeker
Bu dünya çile dünyası kullarda çile çeker Gelen geçer konan göçer yollarda çile çeker Altın kafese konsada ona zindan sayılır Bülbül gülü yoklamasa güllerde çile çeker İnsan oğlu tohum gibi kainata ekilir Doğar büyür vakit gelir tekrar geri çekilir Her gün sarı yaprak olur birer birer dökülür Ardımızda ağlayarak yıllarda çile çeker ATAROĞLUM çilelerle haldaş olur alışır Dostu ile ağlaşırken dost gülerse gülüşür Bir ağaca derdin söyler sızısını bölüşür Aşığın sazında inler tellerde çile çeker Biz çilenin erbabıyız, çile ekmek aş bize Ne gelirse Haktan gelir, ondan gelen hoş bize |
Çocukluk yıllarım
Ancak şimdi anlaşıldı değeri, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Elime geçseydi vermezdim geri, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Niderdim de bu yaşımı niderdim? Yaşım büyüdükçe çoğaldı derdim, Köyün yaylasında oğlak güderdim, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Çıksam dağ başına taşa otursam, Üstümle başımla yere yatırsam, Tarhana aşına yufka batırsam, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Dileğimi ben babamdan dilerdim, Gıdıklasalardı hemen gülerdim, Burnumu da kollarıma silerdim, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Kimi bilirdim ki kimi tanırdım, Misafir gelseydi hep utanırdım, Kara lastiği ben iskarpin sanırdım, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Ataroğlu’m eve şenlik katardım, Sapan yapar serçelere atardım, Ebeme sarılır öyle yatardım, Nerde benim o çocukluk yıllarım? |
Dağlar
Hekimler ilacı bulamadılar, Yârimin dermanı sizde mi dağlar? Yalvarırım söyle, gel sır eyleme, Karnında mı saklı, yüzde mi dağlar? Sen yücesin, ulaşamam başına, Sabrederim boranına, kışına, İnsaf eyle, yorma beni boşuna, Güney yakanda mı, guzde mi dağlar? Soğuk su kaynağın, şifa bilirim, Açarsan bohçanı görür alırım, Müsait olursan “Gel.” de, gelirim, Hâlâ yükseklerin buzda mı dağlar? Çamlarıyın uğultusun duyarak, Beklemiştim ahdımıza uyarak, Kuru ot yollamışsın ilaç diyerek, Yoksa çiçeklerin nazda mı dağlar? Kışın kaşın çatıp sisleniyorsun, Karlar eriyince süsleniyorsun, Çoban kavalıyla sesleniyorsun, Sizin de türkünüz sazda mı dağlar? Ataroğlu’m derman diyor tellerin, Mevlâ’sına açık tutar ellerin, Kar kaplıdır geçit vermez bellerin, Baharda mı gelen yazda mı dağlar? |
Dedim dedi
Dedim adın nedir? Dedi: üç sestir Dedim uçar mısın? Dedi ki, yok yok. Dedim yaşamak ne? Dedi: hevestir. Dedim geçer misin? Dedi ki, yok yok. Dedim neredesin? Dedi: toprakta Dedim göz yaşların? Dedi: yaprakta Dedim hayallerin? Dedi: ırakta Dedim naçar mısın? Dedi ki, yok yok. Dedim rengin nasıl? Dedi: tek değil. Dedim kışla aran? Dedi: pek değil. Dedim sırrın var mı? Dedi: çok değil Dedim açar mısın? Dedi ki, yok yok Dedim kokun var mı? Dedi: kokla gör Dedim güzel misin? Dedi: yokla gör. Dedim gelen yıla? Dedi: sakla gör. Dedim seçer misin? Dedi ki, yok yok. Dedim Ataroğlu? Dedi: bilirim. Dedim çağırırsa? Dedi: gelirim. Dedim yollarına? Dedi: ölürüm. Dedim kaçar mısın? Dedi ki, yok yok |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:24 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.