![]() |
Bu Şehri Bırakmak
Bu şehirde yağmur altında dolaşılır Limandaki mavnalara bakıp Şarkılar mırıldanılır *******i. Bu şehrin sokakları çoktur, Binlerce insan gelir gider sokaklarında.. Her akşam çayımı getiren Ve bir Beyaz Rus olmasına rağmen Hoşuma giden garson kadın bu şehirdedir. Bu şehirdedir Valsler, foksrotlar altında Şuman'dan, Bramsdan Parçalar çaldığı zaman dönüp Bana bakan ihtiyar piyanist. Doğduğum köye müşteri taşıyan Şirket vapurları bu şehirdedir. Hatıralarım bu şehirdedir. Sevdiklerim, Ölmüşlerimin mezarları. Bu şehirdedir işim gücüm, Ekmek param. Fakat bütün bunlara mukabil Yine budur başka bir şehirdeki Bir kadın yüzünden Bıraktığım şehir. |
Buğday
Düzüldü uçsuz bucaksız alay, Çıngıraklar çalar kapılarda. Düzüldü uçsuz bucaksız alay, Bak, son hasat başladı rüzgarda. Okundan ayrılmak üzere yay, Kuyuların ağzı genişledi. Okundan ayrılmak üzere yay, Korku ta kemiğime işledi. Savruluyor gökyüzünde buğday, Gölgeler uzaklaşıyor yerde. Savruluyor gökyüzünde buğday, Tanrım! tanrım! Bir deva bu derde. Düzüldü uçsuz bucaksız alay, Çıngıraklar çalar kapılarda. Düzüldü uçsuz bucaksız alay, Bak, son hasat başladı rüzgarda. Undan bize de pay, bize de pay, Koşun, buğday dağıtıyor Yusuf. Undan bize de pay, bize de pay, Çökmeden sonu gelmeyen küsuf. Eriyecek tencerede kalay, Çocuklar ağlaşmasınlar dağda. Eriyecek tencerede kalay, Yetişmeyecek Ömer imdada. Altında aynı eğer, aynı tay; Arayıcısı herkes bir sesin. Altında aynı eğer, aynı tay; Seferi aynı köye herkesin. Artık kuruldu bu kervansaray, Boşuna düşünür ihtiyarlık. Artık kuruldu bu kervansaray, Şimdi seslerle dolu mezarlık. |
Cevap
Açlıktan bahsediyorsun; Demek ki sen komunistsin. Demek bütün binaları yakan sensin. İstanbul'dakileri sen, Ankara'dakileri sen... Sen ne domuzsun sen| |
Cımbızlı Şiir
Ne atom bombası Ne Londra Konferansı Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna; Umurunda mı dünya! |
Çok Şükür
Bir insan daha var, çok şükür, evde; Nefes var, Ayak sesi var; Çok şükür, çok şükür. |
Dağbaşı
Dağ başındasın; Derdin günün hasretlik; Akşam olmuş, Güneş Batmış, İçmeyip de ne haltedeceksin? |
Dalga
Ne kağıt yeter ne kalem, Mesut sanmam için kendimi Ne takayım, ne tekneyim. Öyle bir yerde olmalıyım, Öyle bir yerde olmalıyım ki, Ne karpuz kabuğu gibi, Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi... İnsan gibi.� |
Dalgacı Mahmut
İşim gücüm budur benim, Gökyüzünü boyarım her sabah. Hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi. Deniz yırtılır kimi zaman, Bilmezsiniz kim diker; Ben dikerim. Dalga geçerim kimi zaman da, O da benim vazifem; Bir baş düşünürüm başımda, Bir mide düşünürüm midemde, Bir ayak düşünürüm ayağımda, Ne haltedeceğimi bilemem |
Dar Kapı
Nedir bu geceyle gelen birsam?? Duyuyorum serzenişlerini. Karanlıkta ağzının yerini Arıyor deli gibi hafızam. "Yanıyor unutulmuş buhurdan Yine gecenin içinde sessiz" Hatıralarla kabaran deniz, Doluyor ruhun oluklarından Işık yağıyor doğan geceden; Nasıl diriliş bu, neden sonra? Bu rüya gibi geceden sonra Gidecek mi o maziden gelen? Seziyorum senelerce susan Ruhumda taptaze bir geriniş. Sonuna vardığım çölden geniş Ayaklarıma açılan umman. Bütün mevsimlerimin üstüne Geriliyor bembeyaz bir kanat. Gelip durdu artık işte hayat Bana hep onu vadeden güne. Artık ebedi huzur deminin İçebilirim sırlı taşından Girmek üzereyim dar kapısından O eski rüyalar aleminin. |
Davet
Bekliyorum Öyle bir havada gel ki, Vazgeçmek mümkün olmasın. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:22 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.