![]() |
Öldürmez Gidişin
İstemiyorum şu sonsuz varlığını Duymak istemiyorum her hatırada adını Silmek gerek şu ucsuz bucaksız sıcaklığını Beyinden, gönülden, hafızadan, yürekten Onsuz olmayı öğrenmeli gönül Eğitmeli onu da herşey gibi; Bilmeli, o gitti ama yaşam bitmedi Gülay Yıldız |
Ölümsüz Acı
İçimde yeşeren bir fidanı Ellerimle kopartmanın derdindeyim Yeşerenleri yok etmek bana senden kaldı Seninle gelenleri silmenin eylentisindeyim Kalpsiz bakışlarına mı isyan edeyim Yoksa ruhsuz gülüşlerine mi? İçimdeki dağları yıktık, sevgim dillerde Diller yerlerde, gözün yükseklerde Bensiz kalışlarına bırakıyorum seni Bensiz yaşayışların mahkumu ol Umutsuz kılıyorum hayatında kalan yeri Umutsuz yaşayışların mahkumu ol Ölümsüz gecenin en parlak yıldızıydım ya Ölümsüz oluşumda yanacak içindeki hasret Yaşayacağım bileceksin Ve asla göremeyeceksin... Bensiz, umutsuz kalacaksın Bensiz acı çek diye ölümsüz olacaksın... Gülay Yıldız |
Öz
Bir aşkı katlettiler! Bedenim şahit... Gülay Yıldız |
Özlüyorum
Gecenin ardından sürüklenen bir gölge misali Adımlarım belirsiz ilerliyorum... Günüm; Bir kelebeğin ömrüne bedel Ne sensiz kalınır, ne sensiz olunur. Gözlerindeki aşkın anısına bu gözyaşları İçimde ölenleri diriltecek kadar güçlüyse selamın Kabulüm, gelsin... Ölüm, seslenişin kadar güzelse Sensizlik ölüm kadar hoş Bensizlik sana cesedim kadar boş. Gülay Yıldız |
Rağmen
Alevler yakıp etrafında dönenlere Üstüne çullanan senden kalanlara Her günü bir görüp, ağlatanlara Ona, buna, şuna inat ayaktayım Kelimeleri azad ettim, düzensiz sıradalar Kafiyeyi bitirdim, heceler benden yanalar Her mısraya bir mana uyduranlara inat Ben bugün yine kelamlardayım Acım büyük ama derinde Sevdam destan, aşkım efsane Sen her gidişinde ben yine divane Sana inat senli sevdalardayım Gülay Yıldız |
Ritimsiz Kalp
Yakıştırma doğaya, düşünme olmaz diye Kalbimin ritmi yok artık Ani gidiş gelişlerde sadece aşkımız gibi Bir yürek hayal et, ürkek bir kuş olsun Bedeninin en hassas noktasından Yüreğinden asılmış bir kuş gibi asın Yaşamım sona erecekse... Ve yıldızların türküsünü susturun Hayata küsüceksem Gülay Yıldız |
Ruhumu Dağıttım Meleklere
Ruhumu dağıttım dün gece meleklere İçinden çıkan bin bir hareli ışığı salıverdim gökyüzüne Sen, dev gibi olupta karışınca ele Sevgimi verdim dün gece azrailin eline İçimdeki aşkın en saf halini; Gözümdeki yaşla / Karıştırınca / Titrek ve buruk kaldı sevgim. Yaşıma yol oldu sözlerin! Sözlerini boğduğum kalbim; Elinde kaldı azrailin... Gülay Yıldız |
Rüzgarın En Kuvvetlisine
Yanlızlığın dokundu seni bekleyen günüme Gözündeki yaşların sevdası aktı kalbime Onsuz kalışlarında sarıldın bana Beni kattın, bilerek katıldım düşüne Gül, suya hasret zar zor büyür Su geldimi güneşi bekler durur Hem güneş hem su olabilirsen Hem gül büyür hem yüreğindeki bülbül Gülay Yıldız |
Sakladım Mısralarıma Gizini
Bazıları sandı ki; Geçer zamana bağlı sevdalar! Oysa bilmedikleri; Silinmeyen izlerdi mısralar.... Tesellisi zor bir aşksızlık dilimindeyim. Yoksun bir anlatımım şimdi, Belirsiz bedenlerin tütsülendiği yerde. Vurgundan uzak sevdasız atımlarım, Sarkacında zamanın, betimlenmekte. Ey; Bakire sözcüklerin dizildiği Bitiğe hayat veren cümlelerim! Laneti silin gözyaşlarımdan Ve elemli cehennem ateşini Koruyun açamadığım acılarımdan ki; Aşkını, zamansız gömüyor hücrelerim. Ocak,2006 P~ Gülay Yıldız |
Sana Şiirimsi Yazılar -I-
Bilemedim Hangi kelime ile başlar şiirin doğurganlığı Karar veremedim, şiir mi yazılmalı Yoksa sayfalarca düzyazı mı? Ne kadar çıkartırsan sözcüğü o kadar sade kalırdı ya şiir, Yapamadım, Eleyemedim hislerimi döken onca kelamı Bir yanım varlığından bile haberdar değilken Diğer yanım gidişine şaşkın yasta... Ait misin diye bile düşünmeden, Başkalarının elindeki sevda oyuncağını söküp almışcasına Cezasını kestiler şaşkın halimin... Söküldü kalbime henüz yerleşmekte olan Sen damlaları. Ve birer buğu olup karıştılar, Var bile olamayan anıların isimsiz kaldığı odama Uğurladığım bilmediğim tenin, Görmediğimse gözlerin... Hayalini bile ağırlamadan, meleğini gönderiyorum, Uykunda gözlerine kondu bu gece emanetin... Kocaman karmaşık mısralarını kaldırdım hafızama Anlaşılsın olsun sanatım diye yazdım bak Mısralarca... Anladın mı peki içimdeki sancıyı ben andıkça Ne kafiye, ne uyum ne imge yetmez bilmedikleri anlatmaya Neydin, nereye gittin, Oysa sevilecek saçlarım vardı benim... Bilmedin... Gülay Yıldız |
Sana Şiirimsi Yazılar -II-
Bu size yazılmış bir mektuptur.. Nerden çıktı demeyin, sebep olmasa yazılmazdı sanırım.. Yoksunuz. Yokluğunuz öyle bildik yokluklardan değil. Misal, siz yokken sanki etraf da silikleşiyor. Her yer bulanık gibi... Yoksunuz. Yokluğunuz yoksulluğumun başlangıcı gibi. Bulanık bir kaç akşam üzeri anısını döndürüp döndürüp nimet diye sunuyor beynim... Siz'i ve de biz'i kalabalığından kurtarmanın da tam vakti... Sen'i ve ben'i başbaşa bırakmalı... İçimde öyle güzel birikiyor ki sözlerin... Her bir kelimenin altını çiziyor ve öyle arşivliyorum ön belleğimde. Sonra, gözlerine gözlerim gerçekten değdiğinde, hepsini gerçek hafızama alacağım... Bir daha asla unutmamak için... Yoksun.. Yok ___sun Yokluğun bile, içimdekileri düzene sokmama yardımcı diye güzel... Kaldırsana tüm engelleri. Biriktirdiğim onca güzel sana aitliği demliyorum sen yokken... Kaldırsana tüm engelleri! Kaldır sana tüm engelleri Kaldır _____sana _________ tüm engelleri Hem demlenmek iyidir. Koyulaşır her bir anı... Varlığına kavuşunca, sevmeler de kıvamlı olur, dokunmalarda, çıkar ayrı zamanların tüm acısı... Yoksun... Varlığın bir adım ötem de gibi... Bedenimi soldan kopartmışlar da yerine seni oturtmuşlar gibi... Açsana gelişleri, sağ yanım sol yanımdan ayrık kalmasın... Açsana gelişleri! Aç(sana) gelişleri Aç ___sana ________gelişleri... Aç ki, bir minik kelebek öpücüğü bırakabileyim yanağınla dudağının ortasında bir gamze çıkmazına... Ekim başı, 23:48 2007 G.Y Gülay Yıldız |
Sana Şiirimsi Yazılar -SON-
Bildiği(m) den daha beter içimdeki sancı... Kanat çırpışları azalan bir kelebek gibi Gününü tamamlamış meleğim. Derdine yanar halde ellerime kalanlardan Süzmekteyim kalıntılarını kanatlarımdan... Adımların uzaklaşırken fikrimin mahalinden Her yer kör karanlık gece gibi; Görmüyorum Duymuyorum Korkuyorum... Yokluğun iç yanımı soğutuyor çokca Üşüyorum... Bildiği(n) den daha beter içimdeki yangın Uzaklaşmadan git... Bir bunu diliyorum... Gülay Yıldız |
Sanadır Aşk
İçimdeki soru işaretlerini cümlemde anmazdım küçükken Bilmezdim sorgulama iyi, kötü, gerekli? Kalelerimi kaybettim bir bir Şimdi sevdam yenik, gözlerim siyahi *******i fezamda dolanıyor kahkaha sesleri Hepsi yakınımdalar, geçişleri teğet. Yakalasam birini koynumda uyutsam, Isıtsam beklentili... Isınınca öğretir mi bana da gülümsemeyi? Serzenişim bir kedi mırıltısı gibi sana Ve gözyaşlarım sade birer yağmur damlası Oysa; Sensizliğin getirdiği acıya bir sevgiler var Yüreğim daha beter Gönlüm daha beter Sevdam daha beter Kansız damarlar gibi büzüşmüş hayatım Ellerim, gözlerim, dizlerim titrer... Esaretinin içinde kaybolmakta yüreğim Gittikçe bir kırmızı kan yığını kalan Son damla düştüğünde yere O noktaya konulacak anıtım; Yüreğinde yaşayacak kadar büyük Asırlarca anılacak kadar destansı Gidenin olacağım gözlerinden Bir çivi gibi yüreğinde olacak sevgim Düşmeyenin olacağım sözlerinden Gülay Yıldız |
Sen
Gözlerin birer hayalin yansıması artık Hayal bile değil… Ellerin sadece birer resim… Nefesinden çok rüzgarın beni delirten Gülümsemenden çok çakmak çakmak gözlerin Ilık, sevecen bir sevgi sözcüğü beklenen! Arsız küfürlerin ardından sana kalan kalıntılar değil… Senden bana kalanlar nefes oluyor bana Onlarla dolaşıyor damarlarımda kanım Adını bile bilmiyorsun bende Bilmemezlik değil bu; aklına bile gelmemezlik Sen! Sevginin her zerresini yaşamışlığında bitiriyorsun beni Bense daha önce yaşadıklarıma lanetlerle Gözyaşlarımda yaşıyorum seni… Gülay Yıldız |
Sen Gibi
Bir gece öylesine çarptı gözüme Gökyüzünün en parlak yıldızıydı Tıpkı sen gibi... O derin siyahın en deli ışığıydı Aynı sen gibi... Binlercesinin içinden göze çarpıyordu Senin gibi erişilmez, senin gibi mağrur... Elimi uzatsam yakalarım belki Belki çoktan içime işledi Aynen senin gibi... Gülay Yıldız |
Sen Sonrası Günlüğü -3-
Emrinde adımladığım patika Ve yolun sonundaki uçurumdu sevda. Sınırından geçiyorum hayatımın Katliamsız ve tedirgin… Ölüme karşı çekilmiş bir kılıçtın, Kılıçtan keskin çıktı aşkın. Sona yaklaşmak gibi yanaşmak sana Ait sözcükleri 'dağarcığımdan' alıp sallandırıyorum bir 'darağacında'! Haziran - Temmuz 2006 Gülay Yıldız |
Sen Sonrası Günlüğü -2-
Suçladığın her bir dokunuş “benimdir” demek değildi… İçime kadar işleyen sıcaklığınla “seninim” demekti… Gökyüzü şahit kendimi tüketiyorum! Ben bilirken bana aitsizliği Başka gözler ait sansa ne olur Sanmasa ne! Kum tanelerini, sevda falında eliyorum. Her “sevmiyor”da tekrar baştan alıyorum. Tuz buz olmuş kalbimi kuma katıyorum. Sonra defalarca gözyaşımı damıtıyorum. Uyuyorsun; Tek bir aşka ait sözcüğü duymuyorsun. Bilmiyorsun; Akan her damlada, senliği dalgalara katıyorsun, Sevdanı ise lanetli yakamozuna Mitos’un… Temmuz 2006, B.A Gülay Yıldız |
Sen Sonrası Günlüğü -4-
Büyülü duaların mırıldandığı anda Kara fikirli bir ihanetin esiriydin. Farkında mıydın bilmem ama Gözyaşlarım akarken hayatından Sevdiklerimi ellerinle tükettin. İsminle bir anlamdasın; Geçmişi söküp hortumlarla Günüme boşaltıyorsun gökyüzünden Senin afetinle başım dönüyor Yeniden aşka gömülüyor bedenim Onca ışıksız günü aydınlatmıştım oysa. Ve hep son anısıydım acının. Arındıramadığın geçmişine Arınamayacak gelecekler katarken sen, İçim ürperdi çalan her müziğin sözlerinde! Bir ayna yansımasına takıldı gözlerim, Çektiğin acıyla bir yandı düşlerim… Temmuz 2006 B.A Gülay Yıldız |
Sen Sonrası Günlüğü -5-
Ne desem satırlara sığmaz. Sen dolansan da başka aşk damarlarında, Senden uzakta günüm olmaz. Yabancı gözlerin haramında, Fikrim başka fikre değmez. Belki de kendinden uzak kaldın. Gardiyanıyken tarifsiz aşkımın, Katledeni oldu adın. Sayılıyken zaman ayrı tuttun kendinden, Her şeyinle her şeyimi terketmiş aklın. Temmuz 2006 03:15 Gülay Yıldız |
Seni Seviyorum
Yaşama arzumsun sen bunu biliyorsun ******* boyunca gözyaşımda dolusun Gözyaşım aktıkça kanıma işliyorsun Sesin kulağımda fısıltı gibi şimdi Karanlık bir ufka yolluyorsun beni Gidiyorum sırf sen istiyorsun diye Anla beni 'SEN' diye haykırmak istiyorum Duy beni, 'SENİ SEVİYORUM' (Eylül 1996) Gülay Yıldız |
Senin Semahındır Döndüğüm
Gözlerinden gelen ışığa semah dönecek yüreğim Ellerin ne kadar eski bildik ama bu tat yeni Bir dokunuşun semazeni olmak varmış kaderde Ellerim ellerine hasret kalırcasına deli Masum duruşunda saklı selenin yeri Sessizliğinde tutuyorsun yüreğimi Kalbinle kalbime kan doluyor Nefesine aşina ciğerlerim, rüzgarına deli Esir edişinde gizli yüreğimdeki kıpırtı Gitme deyişlerinde gözlerinin Sevdanın adı senin adın olmalı Layığına kavuşan gönül mutlu, aşkına deli Rüzgarın En Kuvvetlisine; Gülay Yıldız |
Sensiz Sessizlik
Bir sessiz film gibi oldu yaşam Sessizce bekliyorum, sessizlikle dans ediyorum Sessizlik beni kandırıyor, sessizliğe gidiyorum Senlilikten sessizliğe geçmek zor oldu, evet! Senliliği sensizlik yapmaktansa, sessizlik yapmak Senli *******i sensiz kılmaktansa, sessiz kılmak Sessizliğin olmak daha az acıttı içimi Sensiz değilim artık, sessizim Senin değilim artık, sessizliğe aidim... Gülay Yıldız |
Senli Sensizlik
Gidişinin acısı belkide içimi yakan Biliyorum olsanda yanacak kalbim, yanlızım Bak, geceden düştü bu yıldız, can çekiyor bahçemde Almayacağım içeri yansın ve sönsün tıpkı kalbim gibi Güneş doğacak, alacakaranlık bitmek üzere Kapatacak güneş tüm karanlıkları ve hatta daha sönük ışıkları O zaman gidecek bu yıldız göz ufkumdan Garip mutluluklar yaratıyorsun içimde, olmayacaksın hiç Gidişine sürgün kalacak kalbim Gelişini bekleyecek ellerim ve gözlerim Sevgini hisset diye söylemeden susuyorum Kalbimde yangını bilecek kadar keskin, Anlamamış gibi dalacak kadar kurşuni bakışların Ve sabredecek kadar olgun, Ezilmeyecek kadar haşmetli kalbim... Gülay Yıldız |
Sevdam İki Sarmaşık Gülü
İki sarmaşık gülü vücuduma dolanan Dikenleri; adımları Uçları garip değnek anlayacağın Büyütmek istesen, sevgin güneş olsa Büyüdükçe adımlayan; Adımladıkça acıtan sevda Gözyaşlarımla daha da büyüyen Büyüdükçe kana boğan yara Gülay Yıldız |
Sevdam Sevecek Seni
Sesini fısıldadı meltemi sabahın Ve sonra uzaklaştı Ardımdan gel der gibi Sen; Sesini aleme sunup da benden sakınan yar! Bir dön, bir bak yüzüme! Haykırışlarımı duymaz mısın? Mayışsın sevdam, ruhuna dolaşsın. Dolaşsın da damarlarında kana bulaşsın. Varlığını ben kılmaksa sevgi; Sen, sadece orda kal... Sevdam sevecek seni. Seni ve damar damar benliğini! Sesini uğuldadı rüzgarı efkarın Ve sonra uzaklaştı Seni de talan etsinler ben gibi Gülay Yıldız |
Sevgili Günlük
Aydınlık bir boşluk artık adın. Oysa önceleri; Satır aralarına gizlediğim bir hayat vardı belki de ünvanın; Sessiz bakışların sultanı... Hissediyorum boş sayfalarında Sözcükleri işlediğim günleri anıp; Beni özlüyorsun... Ne kadar da arıyorum Karalamayıp unuttuğum o silik anıları... Senden çok düşlüyorum Mürekkepsiz satır yokluklarını Keşke hissedebilsen, Bildiklerinden daha acıları var şimdi... Cesaretsizlikten yazamıyorum! Gülay Yıldız |
Sevgim
Zamanın en gerisinde bir yerlerde Sadece canımı acıtan değil gözyaşı Beynimi uyuşturan o koku, Senden kopup gelen. O dört meleği bile şaşırtan sevda; Yani gözlerin... Bilmediğim, görmediğim, duymadığım, sadece hissettiğim; Yani sevgim... Gülay Yıldız |
Sevgini Pişirdim
Bir sancı biriktirdim dün gece yüreğimde İçine bir iki dirhem gözyaşı kattım Sensizliği hissedene kadar çırpıp Senli günlerin anılarına yatırdım Bekledi bir süre, uyuya kalmışım Uyandığımda Son halini yumurdum karışımımla Çok mağrur ve çok acılı oldu duruşun Kalbime aldım binlerce santigratta Acıyı yaşamış ve pişman olmuş Gitmenin sancısıyla yoğrulmuş, Bensizliğin ateşiyle yüreğin kavrulmuş Bambaşka lezzet oldu birden hayalin Dönüşünü zevkli hale getirdim Ve gidişini de tabi Binbir harenin altındaki alevin Adını sen koydum içimde pişirdiğim sevginin Gülay Yıldız |
Sevgiye (Yazı)
Biliyor musun sevgi, sana bağıra bağıra küfretmek, seni içimden kopartıp kilometrelerce uzağa sürüklemek, en has işkenceleri yapıp en has zindanlarda ölümünü izlemek istiyorum. Yüreğimin peşini bırak diye yalvarmam mı lazım illa... Sen acımasız güzelliklerini her üstüme salışında senden daha çok nefret ediyorum. Peşimi bırak, gelme... Hayır hayır, yalan söyleme sensizde yaşanıyor. Ben hissediyorum. Sensizde mutlu olanlar var. Hem sonu ömür boyu mutsuzlukta olsa seni istemiyorum. Senlilik bana, ihaneti, kıskançlığı, hırsı getiriyor. Sensizlikse sadece yalnızlığı... Ben yalnızlığı istiyorum. Acısı senden daha az olanı. Dağların en derin kuytularında tek kalmak, yalvarırcasına da olsa herşeyden kaçmak istiyorum. Beni azad et sevgi. Beni senden uzak tut. Defalarca kez acı çektirmedin mi? Her seferinde peşinden koşan beni hep soruna itmedin mi? Sen beni hak etmiyorsun. Tek isteğim, hayata sadece kendi gözlerimle bakmak. Gökyüzünü, sensiz izlemek. Merak ediyorum tadı nasıl sevgisiz hayatın? Sen geldiğinden bu yana nefret beni bırakmıyor. Artık sadece sadece onun olmak istiyorum. Sadece yalnızlığın... Evet kesinlikle, kesinlikle artık seni istemiyorum. Azad et beni... Yolla kara toprağa... İzin ver ruhum azad olsun. Mutsuzluğa yalnızlığa ama ihanetsizliğe, kıskançsızlığa kavuşsun... Gülay Yıldız |
Silinmez Hayalim
Sızısı sesimin Acıtmaz yüreğini bilirim. Ama sen farketmez misin? Yastığında ki çukur benim gölgem Kokumun büyüsü seni uyutur, Hayalim uyandırır yeni güne Yüzünü yıkarsın ve aynadayken bakışların Diş fırçam sarılmış sana ait olanlara Bekler; Yüreğine hançer olayım diye İçinde yangınlar, İçinde tüm sızı ve kaybediş... Dilinde bütün küfürlü sözcükler Bakışlarında kin... Düşünmesende sen neden diye? Ölümünü gizledim ardımdaki adımlara... Dünyayı yakacak kadar içimdeki sızı Yangınları gizledim terkedişlerin acısına Gülay Yıldız |
Sızım -,-{@ C*
Ne çiçekler ezdim senin yoluna. Koştuğum her adımı toprağa gömdüm. Gömdüğüm adımlarım çiçek oldu yoluna, ben yine de dönmedim senin uğruna. Yıkılmayan kulelerin en tepesinde durduğumda, ayağımdan kaydı taşlar birbir. Yıktım. Ne onların yıkılmazlığı dert oldu başkasına, ne düşen taşlar. Benim ordalığımı konuştu el. Sen; dinledin. Ağladın. Bağırdın. Ben; bekledim. Savunmanı, bitsede aşkını bekledim. Yanlızlığımı en iyi dost yaptı gülüşlerin. Oysa onlar içindi tüm şiirlerdeki imgeler. O halini anlatmak içindi doğuşum. Bugüne taşımak içindi hüznünü attığım ilk çığlık. Sen karmaşık kelimeleri birbiri ardına doğru sırala diye gülümsedim sana ben. Sev diye doğdum, nefret et diye öleceğim. Kalbimdeki sızıya adını koydum. Senin gibi büyüyor, senin gibi yetişiyor. Tüm benliğimi kaplıyor. Keşke ölümsüz olmasaydın. Sızım ölseydi keşke. İçimdeki çocukluğa ait gülüşleri, yüzümdeki tüm çizgileri mutluluğa ait olanlarla anılarım birleştirseydi ve ben hüznün şairi değil, gülücüğün yazarı, masalların en tatlı anlatıldığı kalem olsaydım. Seni tanımasaydım... Kalbimi delen kurşun olsaydı acım ahirete kalırdı. Yüreğimi kavuran senin kelamın. Acım hem bugün de hem yarın da hem ahirette... Özledim çok herşeyi... Varolanlar gitmeli, özlenenler gelmeli. Gülay Yıldız |
Siyahımsı Sevda - I -
Göğü delmiş bir elim... Sana uzandım; yoksun... İçindekilere talibim dedim; Sen dedin ki 'boşum...' Karalarına bu sonsuz çehrelerin, Yüzlerindeki peçelere lanetim. Kalbimin ortasındaki hançerde adın! Kırıldı ucu, kalbimde kaldı acın... Doğmamış günahların, Affettirici sevapları; Yalvarın ve affettirin günahlarımı (İçimde yanan yangını denizlere bağışladım, kurudu her yer, kalmadı adalar... İçime sızı girdi az önce, sızı beni kustu, kalmadı mısralar...) ekim sonu, 2004 Gülay Yıldız |
Siyahımsı Sevda - II -
Uzaklaşmak hayallerden Tıpkı; Geceyi yıldızlarından koparıp aydınlığa vermek gibi Sensiz kalan yanlarımı ısıtmak ta bir hayal... Bir bebek ve sütten kesilmiş bir inilti artık adın Gitme diye yalvarmak belki çare, Ya da beklemek sonsuza kadar aç susuz... Gelemeyecek kadar uzaktasın oysa ki... ________________Adımın yok, ayakların yolsuz Kanını akıttığın gözyaşlarına Ve sevgine yoldur sevgim Ellerim senden kalanlar[da] Yüreğim minnacık anın[da] Gidişine sundum tüm acıları, Onlar suçlu ki sen masumsun! Acını parçalamak ister ellerim, Sana kalanlar; benimle bir gün olsun... Gülay Yıldız |
Son 10
Ellerinden uzattığın her gülücüğün Yüzümdeki nakışıdır bekleyiş Sadece dokuz gece ve on gün... Şafakları tüketti gözümün ufku Yokluğunda her bir acı; serzeniş Sadece sensiz gece ve son on gün... 'Geldiğinde yemyeşil oluyor bu diyarlar Buraları hiç kurak görmedin sen! ' * Gülay Yıldız |
Son 2
Gökyüzü iki yaka; İki gülücüğe adanmış İki ayrı parça gökyüzü Gel diyor bir anne çığlığı Gel gibi bakıyor dostluğumun gülüşü Gökyüzü iki yaka; İki adamın ayak izine adanmış İki ayrı beklenti bulutu gökyüzü Size varmaya son iki 'yokluğunda buna benzer senin aslında Ah işte bir de bu anneler olmasa... Bilmem nasıl katlanılır ayrılıklara? '* İki kucaksız geceden sonra Sarmaş dolaş iç çekmeli Bir anneli, çok dostlu Kavuşma bayramı gündüzü Gülay Yıldız |
Son 3
Berduş bir kaç anı derdinde Gün bir kez daha kapadı yüzünü. Sensizliğin geçtiği Ellinin de üstünde gün... Bir sevda meltemi sardı duvarlarımı Duvarlarım aşk kırmızısı Az kalan günlerin heyecanıma Kalp kıpırtılarım da düşkün... Sana varmaya son üç 'Ansızın; Bir mektuba bin de gel Çiçekleri de getir Güvercinler ayaklanmasın...'* Sen gel; Tüm güvercinleri şehrin gelişine ayaklanır. Gülay Yıldız |
Son 4
Uzağımda da olsan iller boyu Öyle bir kucaklıyor ki sesin... Biliyorum ki ömrümün, Değişmez kalesi gözlerin Gelmene son 4 'Sonu var elbette... Yokluğunun da bir sonu var! '* Ömrümden eksik olmasın varlığın Varlığın, yaşama gücüme destek.... Gülay Yıldız |
Son 5
Sen yokken Bir nebze aşkı tadayım dedim. Üstüm başım sevda olsundu tek isteğim ancak bela oldu yine bildik hikayeler üzerine... Sen yokken Bazı dostlar edindim. Korkma, yerine birini koymak değil niyetim. Bazıları da, dost gibi kalmak derdine ömrümü tüketmekte.. Onlara yine git diyemedim. Sen yokken, Rüzgarlar tam fırtına esmeye devam etti. Rüzgarın efendisinin üstüme ettiği ah'ı Bir de lanet takip etti... Ben kimseleri onun gibi sevemedim... Sen yokken, Ben hep yanlız kaldığım akşamların sonunda Gözyaşlarımla uyudum bu renksiz kentte. Sırf dizelerim olsun diye yazdım şiirden öte nazımlarda, nesirlerde... Gelmene son 5... 'Bilindik şarkılar söyleyelim Bu gece, Bütün yıkımlara bir son verelim Pek nazlı bir gaz lambasının gölgesinde Hiç olmadığımız kadar Ummadığımız kadar gel, gidemeyelim. '* Sen yokken; Yokluğunla dertleşir oldum Geleceğin anın ümidiyle... Gülay Yıldız |
Son 6
Bir düşü bozuk karanlık yüzün Aydınlıktan tiksindiği kadar gün Gülücüğünle aydınlat yolumu Aydınlat ki, Adını dost diye kazadığım bu kalbim Her attığında dua etsin varlığına... Sana varmaya son 6 gün... 'İstanbul'un bir gözü sende, diğeri ellerimde'* Ben kadar özledi Anne yarısı yolları bu kentin Gel... Gülay Yıldız |
Son 7
Zamanın sunduğu bir düş şenliği; Ucu gözüken bekleyişin aydınlığı. Zamanın hediyesi diye serdiği Sana varışın çarşaf çarşaf mısrası Bekliyoruz... Sana yaklaşmanın son 7 günü 'Razıyım sevmediğim yokuşları inmeye Yolun sonundaysan eğer '* Bekliyoruz dost eli sıcaklığında Bir de Kalbini ısıtan Gülüş! kıvamında Gülay Yıldız Gülay Yıldız |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:06 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.