![]() |
Kaç Güneşle Doğdun Pencereme Bilmiyorum
Kaç güneşle, kaç düşle doğdun pencereme, mutlu musun? Dondum odamdaki aynanın karşısında sana bakarken Bir kabahat mi işledim bu sabah, söz mü getirdim hatırana? Çerçeveli resmini aynanın sağına koymuş kızın Güzelyüz Öyle ayıpsar yüzle bakma bana, biraz sonra işte olacağım Kahvaltı bile yapamadım, geç uyandım uykudan, hastayım Hasta dediysem, ciddi değil, soğuk algınlığı gibi bir şeydir Öyle dolu gözlerle bakma bana, bu halimle de çalışabilirim. Kaç baharla estin, kaç ayla doğdun pencereme, mutlu musun? Saçlarım ağarmış, biraz da seyrelmiş; takma, böyle de yakışıyor Öyle bakma yüzüme, kuaföre gidip boyanmayı düşünmüyorum! Dedim ya, işe geç kalıyorum, çok çalışmak zorundayım kızımız için Şimdi yatakta, uyuyor, bugün pazar, ek işim terzilik, becerebiliyorum Güzelyüz biraz sonra kalkacak, buraya gelecek, dişlerini fırçalayacak, Yüzünü yıkayacak, saçlarını tarayacak, aynaya bakıp başını sallayarak Bu, babam diyecek sana, bana baktığın gibi ona da bakarsan darılırım! Tartıya Kalan Düşler Abdullah Karabağ |
Kalemin İşlek Işıltısından Bakabilmek Sana
Suyun açık ayasına gömülen yontucunun elmas kaleminin işlek ışıltısından bakabilmek, ezcümle; Nasıl bir anlayıştan doğar ki, düşünebildin mi hiç, Mutluluğun gelincik yanaklı, elden ele habercisi... Dileklerin kaşbastısından suya sarkan usta ellerin fal yorumundan damlayarak dokunabilmek sana; Nasıl bir hasrettendir ki her uykuda aynı yatakta baş başa, kucak kucağa yatılır da, aşk acımazdır, kavuşmaz boy veren prenslerine yoksul kızların Ve her defasınde boşluğun iç sarsıcı vuruşuyla kalkıp oturacaklar boş yataklara, hayal diyerek! Hayaldir, kurmakla bitmeyen tek dünyalarıdır: Atlayacak bir gece vakti fabrikalı kızlardan biri kapıda bekleyen beyaz atın terkisine, ol atlısının; Süzülecekler sessizce, vardiyalı gülümsemelerle uzaklara ve daha ilk molasında elele durmadan, Çalar saati çalacak baş ucunda bir çalışan kızın: Fırlayacak yataktan, işe geç kaldım diyerek! Bugün hafta tatilinin başlangıcı, yarını pazardır, iş çok, gecenin geç saatlerine kadar çalışılacak. Ne mutlu kızlara, uyku verilmeyecek prenslere! Tartıya Kalan Düşler Abdullah Karabağ |
Kapalı Kesitler
– • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – Cezayir........................................... ...film Ulusal............................................ ....sinema Kurtuluş....................+.................... ..kilitli kapılar Mücadelesi....................................... .yangın ........................13 Kasım 1960................. A................................................. ......................EZ M................................................. .....................İ Û................................................ .......................L D................................................. ......................E Ê................................................ .......................N ......................=280 genç + çocuk=............. – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – Cezayir........................................... ...De Gaulle Ulusal............................................ .........Sartre Kurtuluş.......................+...............bo mba Mücadelesi....................................... ......Malraux’nun ...........................7 Şubat 1962............... e................................................. ....................V v................................................. ....................A i................................................. .....................R n................................................. ....................A e................................................. .................. N .....................=Delphine Renard=............ – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – ........................SAVAŞ ve BARIŞ............. S................................................. ....................S O................................................. ...................O N................................................. ...................N L................................................. ....................U U................................................. ...................Ç KAÇINILMAZ – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – • – ................................=BARIŞ=.......... ........ Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Kardelen
Kışı, ayazı seven, yağdığında her yere beyaz inciler dizen karı bilirsiniz. Kar, kardan utanır mı, utanır. Bilmiyor musunuz o halde tanımıyorsunuz. Kar, kargülüyle evli, yıllarca bir yastıkta lapa lapa mutluluk yağdırmışlar. Ama bir açmazları varmış, çocuksuzluk. Erkeği eşine: bir çocuk isterim göbekten kartopu, nur topu. Kargülü, karın ahından süklüm büklüm. Düşünür taşınır, Noel Baba’ya gider. İçini açar derdini saçar. Noel Baba sakalını kaşır,bıyığını sıvazlar, bir telini çeker, kadının parmağına halkalar. -Kıskançlık körelir körelemez dileğiniz karlanacak. İsmini kârından süzdüm: Kardelen! Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Kareler
Kameraman karele Karpat bezeği Baya Mare Levhada Sasar Harami cevher siyanür Tisza komada Bergen-Belsen Tisza Ruanda kampı Kongolu Tisza arkanlı Bosna Titosuz Senta çernobil Sirende Voyvodi Tuna karantinasız Siyanür damlar kareme Kameraman karala Tavandaki kareleri Uluslararası paylaşımın doruğu Davos’tan fora yelken! Halkalı Seher Abdullah Karabağ |
Karıncalar Da Söyleşir
-Birilerinin birisi olmak mı -Hayır -Niçin bendeki birim -Çünkü sadece birin birisi olunur -Ah zavalı birim -Kendinin zavalısı birisi -Ama bire sahip olabilmek -Yani -Bir varda bir olunur -Sen yüreği büyük birim devleti zengin yüreğim -Evet sen açıl birlerin zenginliğine -Bir açılır derin düşünür gizli salınırım saklıyım sözlerimin derinliklerinden seslenirim -Yürek devletin anlaşılamıyor bazılarınca -Ne yazık ki öyle anlaşılacak -Akıldan aptal çalışkan birileri mi -Aptal olmayan ne var ki -Ancak aptallar kendilerini akıllı aptallarla karşılaştırırlar -Övünmek övünmek övünmek onlar ki hep övünürler birbirileriyle -Yaratmak ve yaratılmak övünmek midir -Yaratanların çekilmez talihsizliği -Büyük yaratıcılık -Büyük yaratıcılık yoktur O birin hırsıdır ki herkesin her şeyin üstünde bir olmak içindir -Birim yaratıcılar çok kıskançtır onlar ki yaratmadan yaratılırlar -Ah güzel yaratanlar -Dostum güzel olmayan ne var ki -Aptal çirkinlik budala çalışkanlığı -Vay dostum akıl çirkinliği çirkin olmayan ne var ki -Karıncalar yani sen ve ben -Ama çirkin ve güzel -Ben ve sen ve biz -Güzel ve.çirkindir her şeyimiz -O halde -Yaratırken yaratılmak -Karıncalıktır -Çevremizdekiler aramızdaki kurnazlar -Sen ve beni birleştirirler -Birler birileriyle ayrılıkta -Güzel ve çirkindirler -Ben sen ve biz -Bire birin birleşiğiyiz -Çirkin ve güzeldir dünyamız! Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Kayın Dalı
Serden sapkın biri Bu ormanda servi devirdi Nerdeydin kayın dalı kayın dalı Haydi diyem yaylım ateşi Daradır zalimbaşı Bu mahzende Filistinli Rami devrildi Nerdeydin kayın dalı kayın dalı Abram bir katil arıyorum Rami iğne bile taşımayacağım Beni alından vuracak o lânetlenecek biz yaşıyacağız Yeter ki yerimden bir kayın filizlensin kayın dalım kayın dalın. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Kelaynak
Ismarlama seçim ıkıl ıkın sayışma Pusula iskarpin koltuk Annibal andı sayın saylav kelaynak Rezalet fazilet Soku siyaset Dikkat başkan şevket Annibal ne münasebet bayım ret! Halkalı Seher Abdullah Karabağ |
Kelebekler
Ne zaman bir kelebek Bir kelebeği paylarsa Üzeri yakar beni Ezinci örter beni Ne zaman bir kelebek Bir kelebeği yıkarsa Sangısı tutar beni Yengisi yakar beni Ne zaman bir kelebek Bir kelebeğe kıyarsa Kıyımı çarpar beni Ağıdı tutar beni Varlıklar arenasında Kelebekler safında mıyım Kavgaları kelebek Mevsimlerin evsininde Kırınımları kelebek Kanatları örter beni. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Kemancı Çocuklar
Alır mısınız bizi şoför abi Türkü söyleriz keman çalarız Uzun hava kırık hava oynak havalar Hele bir darbukacımız var Vallahi şeytan parmaklı Nizip’i çıkar çıkmaz O dinlenme tesisinde indir bizi İsmini söylersem reklam olur Alır mısınız bizi şoför abi Her birimiz bir yuvadan geldik Hepimiz çekirdekten çalgıcıyız Şarkı söyleriz türkü söyleriz Bir Türkçe bir Kürtçe bir Arapça Türkümüzü söylersek yasak olur Birecik Köprüsü’ne varmadan O dinlenme tesisinde indir bizi İsmini söylersem reklam olur Alır mısınız bizi şoför abi Grubumuz okullu ekmek peşindeyiz Bir cumartesi bir pazar yetmez Akşamları da çalışırız Urfa’ya girmeden O dinlenme tesisinde indir bizi Yolcular çay molasındayken Bir leylim havası çalarız Sabuha’yı söyleriz Zeliha’yı da Türkümüzü söyleyemeyiz Söylersek işimiz yasak olur. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Kendilik
K...............Kendilik....................K e................................................. ..e n................................................. ..n d............Damardaki.....................d i.................kem’i......................... .i n............kendince........................n c................ben’i.......................... .c e............aşamayan.......................e .................aşılır........................ ..... b................................................. ..t e................................................. ..i n................................................. ..n i...........Aşılanan çabası................i .................aşan’ı....................... ..... a...........durdurmaktır...................a ş................................................ ...ş a................................................. ..a r................................................. ...r s........Tam aşamasındaysa...........s a.................aşmanın.....................a n........aşan.................................... n ..............boğanı bile...................... b...........................aşar................. .t e................................................. ..e n................................................. ..n i................................................. ...i n.......Boşunadır...........................n l................aşılanın...................... .l e.........aşılma telâşı......................e b................................................. ..b u................................................. ..a l................................................. ...r u................................................. ..ı ş................................................ ...ş u................................................. ..ı r................................................. ...r s................................................. ..s u................................................. ..ı n................................................. .n. Yıldiz Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Kestane
Kestanem kızılderili çıplak süvari Onbeşli kısrak çin-maçin yanak Saki çerez çilingir akşamında Grenata mollisisima dentata Kızılgerdan Sergi bakır gazel dökümünde Kestanem sativa gerdek mobilya Tahran’dan telgraf morssuz Pastaran kaması Çarçiran askısı Kestanem çelebi çınar-ceviz gezgin Urmiye’den gazi gülümser. Halkalı Seher Abdullah Karabağ |
Kızım
Yeter baba diyorsun Yazıların kan-barut Satırlar köz zinciri Kızım Kim istemez Mavisi bambu duvaklı denize açılmayı Sahile sağılan Bulutların gölgesinde Günün yorgunluğunu Kahve falına takmayı Gamzesi gülen ay kızım Kabahat bende mi Çöl almış yazları Bahar gelmeden göçer Hali duman güzlerin Tufan sarmış gökleri Yani demem şu ki şimdi oralar yangın yeri İnadına Bir dağ kırlangıcı havalanır Döner dolaşır Konacak dalı yok telekleri yasta. Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Kimsesiz Akşamdı
Zengin akşamlardan kovulan Lokmasız kimsesiz akşamdı Gözlerin dilencisiydi akıyla yıkandı aydınlığıyla tarandı merceğe konuklandı yedi içti krallara özgü Sabaha karşı kaşlara çekildi geceyi de almıştı koynuna Gözdikeğiyle gözlerinde gecelendi gözlerinde sabahlandı Uyandığında sabahsızdı gözleri geceleyen gözlerle indi gözler kentine Şaşırdı gözleri yüzer gözdü köşebaş(ı) larında çörek satıyorlardı Üstü hırkasız kimsesiz sabahtı varoşlardan kentin merkezine akıyordu. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Kirpikler
Kirpiklerin kirpiklerime çevirme çevlik kirpiklerin bükün çevrik Dögeler kervanı kervankıran belemir peri ferlerin ferlerini ferlerime dola sarmaşdolaş akasma sarsım sevecan sıcaklığın İkirciklendin ivecen sevim kirpiklerin yılgın kirpiklerin eğreti Deyi deyime deyişlenmeden savuştun. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Kökler
Kefa cefa sifos kipani Mervani artuklu eyyubi Dolmen gömü donasın ılısu Ören siteler beserme kurgu sundurmalı belkıs Sam’al tilmen yesemek Talan vandal dakikaların dakikliği Çanda uyuklayan nemesis çan çan karabasan İstencim bitelge öngününde kurutulur kökler. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Kurbağalı Park’ına Bir Dümenci
Havuzun kaygan iç duvarlarını ölçercesine Gezindikten sonra daha yeni çıkmıştı sudan, Süzgün bakışlarla izliyordu yakın çevresini Kurbağalı Park’ın sevimli, sürmeli kuğusu. Uzun zamandan beri binici ağırlığına hasretti Kenarları sarmaşık sarmalı parkın atlıkarıncası. Mevsimi değildi çocuk cıvıldaşmalarının, Duruyordu yerinde, dolup dolup dönmeyince Bir hayalet gibiydi plâstik, geniş sepetleriyle. Gagalarken tüylerini atlıkarıncanın gizli gözcüsü, Beyaz bir kuş göründü bulutların beyazlığından, Kuyruk üzeri, sarkık ayak üzeri, kanat çırpıyordu Konmak için atlıkarıncanın direğine, konmadı, Boş sepetleri kolaçan etti, boşluk ürkütücüydü. Gagasında çırpınan dümenci balık yavrusunu Kurbağalı Park’ın kuğu fıskiyeli havuzuna atarak Tiz bir sesle uzaklaştı kuğuya müjde verircesine. Tartıya Kalan Düşler Abdullah Karabağ |
Kurgu
Hiçlemenin hamuru hicran mayası bağlılıkta birlik Bir ağız yufka öylesine tadımlık Mal canın yongasıysa biraz onur azar azar ağmalı Gelişmek satıya katlanmak erişmek katına katlanmaktır yetişmek buysa yetiştin Yatır kaygımı gama kurgu yorumda hiçlensin. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Küçüğüme Ağlarım
Cansuyumsun abla Suyumuz ısındı Onurun başkaldırısıyla yıka beni Yeni giyecekler isteyemem Eskilerle yetiniriz Çalışabilseydim Yırtardık yakasını yoksulluğun Yoksulluğa alıştık Küçüğüme ağlarım Hastaydı bakamadık eridi bitti Abim giderken göremedim Yokluğuna alışamadım Işıksız bir anda süzülmüş turna dansı unutmabenilere Diyorlar ki hayırsızmış Canözümsün abla Pahalı oyuncaklar isteyemem Arabalarım eski ayakkabılar Ekmek taşırım yoksul evlere Çok yorulurum Yatarken masal istemem Ninniler söyle küçükler uyusun Süzüleyim turna dansım unutmabenilere Varsın desinler hayırsız Pek yakında hayırlı haberlerle döneceğiz Balonlu sakızlar dağıtacağım çocuklara. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
La Déesse de mes Tendresses
Mon astre était un vendeur étrange au bazar de misères Où il va ç�* et l�*, il marmonne, il, en criant parle aux gens, De mes chagrins, de mes tendresses, de mes douleurs La nuit tombe, personne n’achète, il les rerange. J’ai senti de malchances d’une saison noire de vente! Déesse de mon astre était un curieux modèle �* l’exposition des nues Elle dit: « J’ai une belle image pour photographes, pour peintres. » Elle dit: « J’ai de meilleures tailles corporelles pour sculpteurs. » Elle dit: « Je criai je longeai de vitrines aux vitrines. » Enfin, une chance; venants de peintres et de sculpteurs célèbres, Ils sont pensé sur elle, elle a dit: « Regardez, celle que vous faites! » De quoi s’agit-il? -La déesse de mon pot de fleurs, ça suffit… Cendres de mon désastre auront des bourgeons aux salons de beauté, Ils me diront: ça suffit notre astre, ça suffit notre désastre! Et, je murmurerai: Donnez-moi ça, la déesses de mes cendres… ça suffit Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
La Maison des Douleurs
Une belle maison �* louer tout de suite Elle m’a restée d’héritage d’une femme, À son deuxième étage; il y a beaucoup De désirs, de passions, de relations… J’ai accroché une étiquette �* sa porte: « Ne pas sonnez, s’il vous plaît! » J’ai une maison superbe et ouverte �* visiter Elle m’a restée d’ambition d’une femme, À son premier étage; il y a beaucoup De douleurs et un adieu inoubliable. J’ai accroché une étiquette �* sa porte: « Ne pas entrez �* l’instant, s’il vous plaît! » J’ai une maison ancienne qui s’était jaunie Elle m’a restée du coffret d’une femme, À son étage sous le toit; il y a beaucoup, De lettres, de photos, de rouges usagés. J’ai accroché une étiquette �* sa porte: « Entrez sans sonner, s’il vous plaît! » Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Lacivert Oyalar
Sırdaş .......korunak sayvan .......akasya mağrur .......mendirek mahmur .......menzil lacivert oyalar Leman Cazlar .......uzunçalar mavişler uzaduyum .......büyü beniz laciverdi seren .......lacivert özler Ayılmadan ........açılamazsın kaptan. Not: Eleştirilere yanıt: Farklı bir şiir anlayışıyla yazılan bu dosyanın dize düzeni(mısra kaydırmalı) genellikle yukarıdaki gibidir. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Ladeslim
Hongkong sahili değildi Pekin ördeği de yoktu masada Ateşin Köşkünde tutuştuk Acına Elveda diyeyim ladeslim Ayrılığın Perçemine manolya taktım Resminden esinlenir Sahne düşer payıma Tek kişilik sensizlik Işıklar ak sakallı Bin bir gözün Dişlediği eğlemcem Nazdan Besteye dolan Yıldızı Gölgesinden çalan Kahrına Bilenen sevdam. Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Laf Sarayı
Belgeli laf sarayı işe zorlanır Eşyanın doğası gereği çalçene direnir zoralım! işteşleri onaylanır Pagan serpintili birikimlerin göleti laf sarayı İş sarayında kuryeler imlenir paketlere aktarılır Alıcı-vericiler atakta bağlantılar hızlanır telin dağarcığı tınıda Saraylıların paydasında sözel ağırlık gelgitler eklemlenir mimlenir beklentiler iletişim devre dışı Laf sarayı iş sarayını kuşatmış Duraklar uyaklı ilenir kar kirletmiş dağları Dağları kayıran bilenir. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Laliş
Ezidî kanar Serdar Halid’e Mabedi çıralanır Sincar’ın Urfa’dan Siirt’e elli bin darağacı Şehrizor Hemdan Deb hardadır nârdan Mani mânileşir Behram’ın prangasında. Halkalı Seher Abdullah Karabağ |
Le Silence d’un Esprit Solitaire
�* L’abbé Pierre Quel bien-aimé de la cour: croire au regard! Si silence d’esprit lunaire, aimer la solitude D’où partir pour prologue d’une découverte Donc c’est plonger dans détails de ténèbres: La pénombre solitaire, la pénombre sinistre. Quel bien-être de la terre: croître en beauté! La vision claire qu’elle boit celle de la lune, Le visage d’un bébé accompagne avec elles C’est panorama qui accorde tous les rayons: La source du soleil, l’étiolement de maîtres. Quel appel des fidèles: le voyage �* l’infini! Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Les Façons et les Amants/es
Sous les auspices de votre pensée émue Dans mes prunelles les bijoux brillants! Se reformer en vain, par cillements tirés Mon corps comme une colline �* démolir. Et les autres collines que de la montagne Où une porte qui entre deux colonnettes Et mes façons sont fulminants d’amante. Je suis sous l’emprise de votre splendeur, Ses façons retrouver les amants disparus. Une sépulture: deux corps et colonnettes! Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Les Prix des Tours d’une Espérance
Fils des fécondes féminines tricheuses et masculins trompeurs ou ceux des femelles et mâles fécondés. Ceux qui orphelins, uniques, les guides des racines et quelques-uns aux quelques choses d’éristiques. Ceux qui avaient été en soleil solennel de souffrants et de germes ou en terre ou en airs de climats érotiques. Ces fils étaient des rejetons entre l’ombre et lumière, Leur ironie du sort entre la soif et faim de quelqu’un. Ses pères ou serveurs de ses mères: les fils de choses! Ils découvrent les plaines en tendres ou des charmes Où toutes les vies solaires débouchent toutes les paroles: Aux chaleurs, aux aires, aux eaux que des rejetons sont Dans les circulations en pleines de vies des élixirs nus. Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Les Sentiers des Impressions
Je me suis fatigué de voyages sur les routes Qui embrachent les sentiers des impressions. Je descendis parmi les profondeurs des lignes Pour fleurer les effluves de soirées en excuses, Absence, les souvenirs s’en avaient absentés! Je me suis impatienté de chercher �* retrouver l�*, Notre mélodie qu’�* l’unisson en réponses évasives. Je montai parmi les fleurons des dessins animés Pour le déjeuner de soleil sur la terrasse côtière, Je ne t’ai pu voir, mais j’ai vu ton visage floral! Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Ma Racine Etait de ce Mouchoir
Mouchoirs en pétales des rameaux d’un arbre Qu’il était �* la frontière �* côté d’un désert nu. Murmure de l’eau, fontaine, veines de marbre, Maisons, salons, chambres, sur mon mouchoir. Corneilles nocturnes envahissaient aux tabous Mais papillons en couleurs craignaient leur vol. Un arbre de mouchoir est parmi tout le monde. Il n’est pas pu apercevoir par aucune personne, Ce qui n’est pas appartenu �* aucune jardinière. Il y avait un papillon de jour n’aime les tabous Et mon mouchoir ou la lumière sur mon visage. Boucles de Canicule Abdullah Karabağ |
Mandela
Kara Mandela elması karası nelson Ak mustafa’nın ödülünü reddetti medya Pencereni temizle Ezen ezilene borçlu Kara Mandela afrikalı Ak Kemal’i reddetmedi Kendisinden başka ve aynı zamanda kendine düşman zihniyeti reddeti İmza Masa Dağı’ndan Aslan Başı. Halkalı Seher Abdullah Karabağ |
Maviçam Ormanı
Çevresi çepeçevre çağlayan Geçen çağların çağlaması Zemin katı diyesin dövme bilezik Böyle bir yakada kayanın Sergenine oturtmuştu villasını Büyük gözaltı ormanını Buradan yönetirdi çağın Asarım-keserim dilkeseni Saltanatın zoru bir makastı kesmece dildi gıdası Sınırlarını uçurumların belirlediği Maviçam ormanı bir âlemdi Gece kondum gündüz dondum misali Ensede makas tabana kuvvet dilkesen yasası Saltanat saltanat içindir Tabi ki kutsaldır dilkesen hesabına Eğitilmeli maviçam ormanı Makastan kurtulmak dilini yutmaktı Dilini yutana karından konuşmak serbesttir İşbu mısralar gibi Yok mu başkaca hal çaresi yani çağlayanca Sıram sıram diller çağlarsa niye olmasın Amaaa Makasın bacakaları uzun ayakları şıkırdar Peki kim takacak zilleri? Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah |
Mavişlenen Aşklar
Robotların sergisinde baş robotlar Baş robotların oturumunda putlar sürüsü Yazgıların üleştirilmesinde Bir acayip küçültmüşler Yaratıcı üreticileri tanrılar sürüsü Söylenir hiçlenir söylenir Ununu elemiş duvara asmış eleğini Hasretinden gözleri mor halkalı Parklı köşkün saygın hanımı Hiçlenir söylenir hiçlenir Meşguliyetsizlik Günde bir tırnağını kestirir Kalın keser ince keser eğeler ojeler Şaşaalı parkın köşklü hanımı Acılanır hislenir acılanır Süpürür köşkün içini dışını Solur hanımın parfüm kokusunu Mengili selvilerin navişli gülşeni Parklı köşkün mutsuz hanımı Aşklarını gezdirir gezmelerinde Doyumsuz sevişmelerin sahnelerini Buruk ayrılıkların yanık karelerini Hislenir acılanır hislenir söylenir Bond çantalı tek çekli çok hesaplısın Cüzdanı dolu dolu boş kartlısın Bir acayipsin vefasız sevgilim Hazan gezmelerimde yâr uyaklısın Parklı köşkün saygın hanımı Elemiş köşkün içine dışına Mor halkalı gözlerin öyküsünü Söylenir süpürür selvilerin mavişli gülşeni Bir acayipsin büyük hanım Bir acayip sevmişler seni Bir acayip derde salmışlar seni. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ |
Mehkûmê Dilê Xwe Me
-ji Mehmed Uzun re- Tu kes nikarin ji ber xelas bin, Hîn negîhîştime, hêvalên te ne Berhewa dikine bi mêlên xwe; Kela kelê me li ser meqama te Lê, ez mehkûmê zara xwe me! Tu helatî ji nav rind û bilindan Pepûlê ber şewqa çavên te me; Hesret mam, qet min têra xwe Li vî alî, li wî alî temaşe nekir Lê, ez mehkûmê soza xwe me! Ketime nav deşt û keviristanan Vedidim der û beran, ne dîn im Ma kevir biqelşin li ser keviran Karê min ne defîne û gewher in Lê, ez sîmyagerê zêra xwe me! Serê min de tim tên sêwirandin Tu disefînî bi stêr û balinde ve; Ez ne nexweş im, pir darhal im Dixwazim te bigrim bê sêrbazî Lê, ez mehkûmê dilê xwe me! Sewta Berbangê Abdullah Karabağ |
Melek
Aşı erselik Yârende şölenlik Aşkı zinalık erilin beyerki seni beni soğuran erek Sen nesin dilek? Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ |
Miçê
Köz yürek avuçluyordu Temmuz güneşini Dudağı kavruk Toprağın terinden Yoğrulan palêvan Zihne dolarken Bebe Miçê Harran yazından Nemrut diyarına Sevgi yolluyordu yumak yumak Miçê büyüdü Delişmendi çağı Atlardı arabasına atın Koştururdu ekmeğe Ekmek aslanın ağzında Devir doğurgan Devir Yedi başlı zulüm Devir zorba kalesi Kentte Yabanda Panzer Gülle sesleri Can pazarına sürülmüş *******in kuytuluğunda mangalar Kayıp İnfaz mangaları Ve dağlarında tomurcuklanan ülke’min gökkuşağı ezeli sevdası Yâr sesine doymadan Bohçalanıp savrulmuştu Nemrut eteklerinden Avrupa sokaklarına Oğul Miçê Bir hoş sürgün bir vurgun karası Gün ola devran ola Masal olmuştu Diyarı Semsûr’un Bozkır güneşi Koca ana’nın Tandır ekmek kokusu Davetkâr kavalın Eyşanê Elî’si Turna dilinden yâr nefesi Zılgıtlı düğün alayı Gün ola devran ola Omuzdan aşağı Luleli saçlar Luleler Zümrütü anka telekli Alnından başı sicim şeritli Küpeleri sedef Boynu tasmalı Midye gerdanlık İşlemesi cıncık-boncuk Şu kaldırım benim O kaldırım senin Cebinde natel’i var kimin gözü-kulağı Kolunda İri kalçalı ‘yosma’ Yosmaca ömür eritir Lozan sokaklarında Ve yanıbaşında Paramparça yürek yarası Kongre Binası! Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Mihemedê Benlî
-Bu Memed nasıl kurtulur- 1 Tanıktır Bilge Fırat tanık İsyan besler koynunda Yerin yedi katına tutsak Tarihi ayaklandırarak Sanıktır Koca Fırat sanık Dalında şahin yuvasıdır Şikefta Bûk û Zavan Dersanesi Can yoldaşların Oniki Eyül öncesi 2 Yıl Bindokuzyüz seksenyedi Mevsimlerden yaz Yine geldik sana Şen ola Kemerli Mezrası 3 Kimdi Neciydi Ne gerek var Sual etmeye Güne Gün gözüyle bakmayınca Namı diyarı Diyarından aşırı Bir adı Mihemedê Benlî Bir adı Benli Memed 4 Avcundaydı yüreği Daha da avuçladı Vardı köy odasına Mustafa Bey’in makamı İkramı bol Hürmeti sinsi Bey’in silik turası Kahya Mehmet Ali’nin Çullandı üzerine Rayber ruhlu Birkaç köylü Bağlandı eli kolu Haber salındı karakola 5 Potin dipçik Darbeleriyle indirildi Taş yığma toprak dama 6 Osmanlı kırma’sı Bezirgân başı Vehbi Efendi’nin Tutmasıydı biçare anası Sivilinde Sığır güderdi Ankaralı Çopur Memed Gözde askeriydi komutanın Zulüm kusarken Köy baskınlarında Tutmalığın Fukarılığın Baş sebebiydi bu köyler kürt köyleri Böyle bellemişti Ankaralı Memed Çavuş 7 Derken rivayeten Rivayeten denilir ki Balkanlar’dan Yemen’e Yemen’den Magrib’e Kara kalpak-yalın kılıç Aymazlığın kör neferleri Memedlerin mehmetçiği Biri durur Beşi vurur Zalimin cümlesine Duaya sayılır işkenceleri Kırılan Koldu ayaktı Süngülerde dokunan Umuttu yürekti Benli Memed’in Yoluna toy Uzun yolun yolcusu Yunusça dingin Nesimice direngen Mem û Zîn gibi sevdazar Kızıldağ’ın Benli Memed’i 8 Memed’im Yaşarım her şeyi yeniden Bir yanım Mihemedê Benlî Bir yanım Benli Memed Birlikte türküler söyledik Emek üstüne Berdar edilen ‘Üç fidan’ üstüne Şartel indirdik Halay çektik Deste gül olduk zindanlara Kefen gömlek Eyledik biz yaşamı Çabuk tut ellerini Benim kavga’m Seninle değil Deli Memed Divane Memed 9 Takat kalmayınca Mehmetçik memedlerin Ateşe verdiler Taş yığma toprak damı Ve kurşun yağmuru Vay li min Ferman eski ferman Aman’ı yok yaman’ı yok Ankaralı Memed Çavuş’un 10 Memed’im Yaşarım her şeyi yeniden Bir elim Mihemedê Benlî Bir elim Benli Memed Yalnız değilim Bütün sevdam başucumda Damla damladır belleğim Ak benekli nar çiçekleri Dalında kuş cıvıltıları Gölgesinde çocukluğum Elim varmaz yaş’a Türkü söyler dilim Tepemdeki yavru kuşa Ey güzel ülke’m Sırmalı güneş ülke’m Yaz yağmuru Toprak kokmuyor Kan-karanfil kokan ülke’m 11 Duman Dumana dolanır Dam Dumana boğulur Üç çöp kibrit ışıldar Tenli duman ortasından Dirilişidir mazlumlar’ın Çarpar kanat Kollarındayım dörtler’in Dörtler bir şiir Onsekiz mayıs ezgisiyle 12 Memed’im Yaşarım her şeyi yeniden Bir gönlüm Mihemedê Benlî Bir gönlüm Benli Memed Yalnız değilim Bütün sevdam ayakta Bayırında Oğlak-kuzu güdüşümüz Düzünde Çelik-çomak tutuşumuz Doruklarında Silah çatışımız Bir düş mü dersin Yaralı düşler kaçağı Bir şeyler düğümlenir şuramda Zagros eli’nden Kemerli Mezrası’na Hawarlaşan halepçe türküsü Bu Kaçıncı Enfal’dır Başımıza yağan Ve Binlerin Ve Yüzbinlerin kaçışı 13 Yeşil alevlerle Sarsılırken taş yığma dam Yanık sesinden Mihemedê Benlî’nin Meze olacaksa Dostlar sofrasına sözüm Kavlinden evvel paslanacaksa silahım Kırmayacaksa ölü kabuğunu Toprağa düşen cemre kanım Garip anam nazlı anam Mezarıma Çiçek konulmasın Adıma Türkü yakılmasın 14 Derken rivayeten Rivayeten denilir ki Çıkageldi savcı hakim Divan kuruldu Divana alındı Kömür bedeni Mihemedê Benlî’nin “Maktüle ait bomabanın infilâkından vak’a hasıl olmuştur” dedi Hipokrat yeminli Memed 15 Son defa yokladı Ankaralı Memed Çavuş Bir muska Göğsünde Mihemedê Benlî’nin Muska içinde bir muska Yeşil çuha içinde Şalın altın rengine Gülen gelincik alıyla işlenmişti Sarı çiğdem perçemli dotmam Sen ve Ben Nişanlıyız bu topraklara Serxwebûn’dur düğünümüz Hayli zaman oldu görmeyeli Öp benim için Ellerinden anamın An neman an Kurdistan! Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Milis Çocuk
Bir ocak newroz’dum Kavli belâdan beri Ha Bozkır döşünde Ha Dağ başında Nice Kış gördüm Tufan Nice Bahar gördüm Şavkı dilber Yaşam Budur dedim Çiçeğe durdum Aldanmışım Palete potine bere Kırıma sürgüne denek her bir yanım Bir gözüm kurşun yuvası Bir gözüm telli duvaklı gelin Yüreğim hıncahınç yürek Toprağıma sarıldım İnadım inattır diyerek Bu Nasıl tarihtir yazmaz Kaleminden darağacı Kurmuş haneme Düşmüşüm Düşürülmüşüm Kararmadı cevherim Bızıra durur umudum Umutların en güzeli KAVGA GÜNÜ’nde deşilmek Bekledim Yüreğim ateşte Erişilmez dağların Karını bekler gibi Bekledim Koynunda kitap Elinde kaval Çoban çocukla Dudak dudağa gelene dek Türküsü Al kana boyanan çocuk Taranmıştı sarat sarat Toyluğundan değil Tetiğe uzanan Ellerin kahpeliğinden Aşa-yima damlıyordu Dudaklarından Dudaklarıma Emdim canlandı Emdim açıldı gözleri Emdim güldü Can derdinde değildi bu çocuk Delice kavramıştı kavalı Paramparça göğsüne Gömüyordu Newroz’a dönüşsün diye Ben Newrozluğumdan utandım Bir karış toprağı Newrozlaştıramadım diye! Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Mimoza
Kar yağar düşlerime Mercan hızma mimozam Mardinkapı Sokaklar kale geçit Sabahın altısı Bir çocuk Açlığı geceden ödünç Koşar fırına Kar düşer saçlarına Almadan döner Bir lirası eksik Darılmaz içlenir Oyuncaksız kalmış Cudi'ye helikopter konduğundan Sabahın sekizi Dicle Meyhane uykusunda Bir bebek ağlar Parmağı ağzında memesiz Gelinliğiyle yanmış annesi. Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ |
Min Bihêrin
Navmaliya şîrîn şîrîna navber Min têxin destarê destîbenav Di tariyê bêriyê de hûrik hûrik bihêrin Bi sibehê re berhevkin Kîsên hevrîşimê jê tijekin Li siya serwiya mala we Bi nexş û nimûş bi cih bikin Navmaliya şîrîn şîrîna şandî Bila di nav me de bimîne Hema rûperiya min tê taştêyê Ez ê jê re bibim dîwana rawesê. Sewta Berbangê Abdullah Karabağ |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:11 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.