www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Cevat Çeştepe (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133259)

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:40 AM

Ne güzel biliyoruz çirkinleşmeyi

'Hrant Dink'e saygıyla'

ne güzel biliyoruz;
beyinlerinin kıvrımları
bizimkine benzemeyenleri
sokak ortalarında vurup öldürmeyi.
ve saklamak namlulara pas gibi bulaşmış
parmak izlerimizi.

ne güzel biliyoruz;
hedefi on ikiden vurup
tarihin ortasına karanlık delik açmayı.
aydınlığa en ihtiyaç duyduğumuz anda hem de
lambaları birer birer söndürmeyi.
alıştığımız için midir karanlıkta yaşamaya
nedendir.
gerçek aydınlık hiç ulaşamayacağımız
bir hayal midir.

ne güzel biliyoruz;
makyaj masamızda süslenirken
gözbebeklerimizi çıkarıp yere atmayı
ve üstüne gazete kağıdı örtmeyi.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:40 AM

Ne oldu bana böyle

ne oldu bana böyle birdenbire
bilmiyorum iki gözüm.
çığlıksız ama sancılı gibi,
düşler oldum hep seni.
ne oldu böyle anlatamayıp
korktuğum kendimden bile.
bilmiyorum iki gözüm,
şans tanımıyorum hiçbir ihtimale.
iyisi mi gene her şey
dün gibi yaşansın kendi halinde.
sofrada aynı yemekler olsun
ve aynı haberler gazetede.
güneş bildiğimiz pencereden doğmalı
gene her sabah üzerimize
bir başka taraftan uğurlanacağı
yıldızsız bir geceye.
ben bir şey söylemeyip susmalıyım,
doğrusu bu galiba işin.
ama iki gözüm gene de yürek olup
can kulağımla dinlerim
eğer varsa senin bana söyleyeceklerin.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:40 AM

Neden arkası yok sanıyorsun

hep akşam karanlığımıdır, balık sırtı, gün dönümü.
ne en başında olmak yokuşun
ne bir hazan gibi düşünmek ölümü.
başka gözyaşlarından mı anlaşılır ancak
yaşanmış sevdalara ait sararmış yaprak dökümü.

ısınamazsın ne yapsan, ne kadar kucaklarsan
üç numara yanan sobanın ateşini.
dağların sıcak yamaçlarına koşmak varken
yeni sevdaları yakalayıp, görmek için güneşi.
hala buz tutmuş heykel gibi önüne bakmak neden.

kucakla haydi ne duruyorsun, buz gibi derenin sularını.
çık en yakınındaki ağacın, en yüksek dalına sonra
bırak kendini şöyle boşluğa, salına salına
yeryüzü ol, bir gözyaşının süzülmesi gibi yanaktan .
işte tam sırasıdır, ne anlayacaksan
yaşadığın ya da yaşamadığın bütün sevdalardan.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:40 AM

Neden boşa gidiyor çabalar

yanlış yerde mi arıyoruz
hayatın gerçeğe dönük parmak izlerini.
romantik hayallerin sıcak örtüsünde
olmamış hayallere mi süsletiyoruz
uzadıkça uzayan kış *******ini.

yanlış yerde mi arıyoruz
hiç bulamayacaklarımızın ipuçlarını.
bir çocuğun elinden kaçan
gökyüzü yolcusu balonu
atlayıp sırtına bir uçurtmanın
kuyruk renklerine mi bağlıyoruz.

yanlış yerde mi arıyoruz
mutluluk denizinin tuzlarında saklananı.
neden, fazla mı büyüdü duygularımız
eksik mi kaldı hep okuduklarımız.
onun için mi bulamıyoruz.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:40 AM

Nehir yolculuğu

bütün nehirler, bir denize akar bir tanem
akar ama hangi yüksek dağlardan doğar,
hangi boz renkli tepelerden iner.
hangi düz ve sarı ovaların arasından,
hangi ormanların kenarından geçer.
yorgun ve küçük ayaklı bir çocuk,
bir küçük çocuk; çıkarıp ayakkabılarını,
bir kıyıda suya sokmuş mudur ayaklarını.
ya bir genç kız uzun boyunlu, çırılçıplak,
hangi sularında yıkamıştır saçlarını.
kokusu kalmış mıdır bir tanem, kalmış mıdır

kaç tane tatlı su balığı kurtulmuştur
bir yabanın pençesinden.
vazgeçilmez bir aksesuar gibi
orta yerdeki o kayanın üzerinden.
kaç tane kurtulmuştur bir tanem.
etekleri yosun işlemeli,
incecik belli
narin bir söğüt dalı
hiç intiharı düşünmüş müdür,
dinlenmez sularına atarak kendini.
ya da tutuşup el ele bir tatlı su balığı ile.
bilinmez bir firarın aykırı karanlığında
yitip gözden kaybolmuş mudur.

bütün nehirler, bir denize akar bir tanem.
heyecanlı bir yolculuğun son istasyonudur.
nehirler kurtuluşu denizlerde bulur.
yaşlı ve artık gözlerinde fer kalmamış.
bütün hikayelerin tek sayfada toplandığı
yan yana dizili üç noktaymış gibi.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:41 AM

Nostaljidir kız senin adın

kahverengi bekçi babalar; sessiz çığlıklı
mahallenin namusları.

kavanozda akide şekerleri; rengarenk kokulu
dişlerin çürükleri.

sarı renkli boş vita kutusu; pencere güzeli
çiçeklerin sevgilisi

siyah chevrolet araba; on kişi ve sekiz silindirli
sünnet merasimi.

bir de kokulu hisar sigarası; ıslak dudak lekeli
kız senin adın nostalji.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:41 AM

O bahçeler, ya ölüverirsen

“küçüklüklerimizin uçsuz bucaksız bahçeleri
büyüdükçe, bakımsız avuç içlerimize nasıl da sığar”

o bahçelerde bir gün yaşarken sıcaklığını kucağında
nereden gelip de konuverdi birden o ölüm kuşu aklıma
hani bırakıp gidersen diye düşündüm günün birinde
ben ezberimden hangi duayı dökerdim gözyaşı olup üzerine

“ bir dua daha öğret bana gitmeden, karşılıklı yatarken”

off, şimdi sırası değil biliyorum, daha büyümedim
hayatın kendisi başlamadı, şimdi her şeyin önündeyim
ucu zehir dokulu zıpkınlar düşlerimi parçalamadan
öğretiyorsun bana denize ulaşmayı, bataklıkta kurumadan

“olur ya delikanlılık bu, bir köşede kanayıverir yüreğim”

karanlık sofralarda sırdaş olurken sarhoşluklarıma
ucuz şarap ve elinden dökülmüş izmarit kokulu salatalarla
yeni güne dönme zamanı çoktan geçmiştir saatin
sıkıldığından mıdır nedir el sallayıp birden gidiverdin

“uzat son defa öpeyim ellerini, yarın olmayacaksın biliyorum”

bir sabah açarsın gözlerini, bütün bentlerin yıkılmış
ne kadar gülebilmişsen o güne kadar yerini gözyaşı almış
fasıllar değişmiş ıssız yollar boşluklara açılmıştır
dünyalara sığmayan o güzel yürek bir avuç toprağa saklanmıştır.

“küçüklüklerimizin uçsuz bucaksız bahçeleri
büyüdükçe, nasıl da gölgesiz çöllerde hayale döner”

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:41 AM

O eski şarkılarda

gözüm bardağa dökülen demli sabah çayında
kulağım radyoda çalan bildik o eski şarkıda
sabah ya işte gene bulaştım nihavent havalara.
“o siyah gözlerini bir daha olsun göreyim”
böyle oluyorum işte uykusuz *******in sabahında.
bir görebilsem.

ağacın gölgesiz tarafına dayamışım sırtımı
bir sancı duruyor tam göğsümde asık suratlı
Kalamış değil o kadeh sesi, Boğaziçi işte tam burası
“kalplerden dudaklara yükselen sesi dinle”
yol göstermeyince bilinmiyor ki takvim yaprakları.
bir bilebilsem.

birden nedensiz bir korku sarıverirse içimi
vazgeçirse beni yaşamaktan ve düşünmekten seni
bütün akortlarım bozulsa, rengim ölüm rengi
“şimdi uzaklardasın gönül hicranla doldu”
ve yükleyerek sırtıma dindirilemeyecek hasretini
bir ölebilsem.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:41 AM

O sahilin adı özlem

ayaklarımı denize sokuyorum,
ellerimde buhar tütüyor.
dört yanından mahmuz yemiş bir zincir,
yüreğimde mayına basıyor.
adı özlem mi, yoksa yazılmamış gibi,
ilk hecesinde mi saklı isminin
dudaklarım kuruyor.
anlıyorum, hiç zorlama
bu sahil hiç bir denizin değil

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:41 AM

Ocakta ateş, közde kül

yorgundum,
ismin bana hiçbir şey vermiyordu.
yaşanmış ve yaşanacak bütün savaşlar
benim çadırımın dört duvarında akrobasi yapıyordu.
bir tarafım kan çanağı, göz-gözü görmez iken
diğer duvarımda, taze mezarlar toprak kokuyordu.
belki bundandı çok yorulmuşluğum.
sayamıyordum toplama kamplarımdaki iskeletleri
atılan her uçuk kanatlı kurşunla delik deşik olmuştum.
yorgundum, yani çok kötü vurulmuştum
saksımdaki çiçekler gözlerimi buğulandırıyordu.

senin ismin bana hiçbir şey vermiyordu.
anlattıkların bir kulağımdan bile girmiyordu ki
yol bulup öbüründen çıksın.
paletler mayınlarda, ödünç kol ve bacaklarla
ikram sunuyordu ziyafet sofralarında
yüksek apoletli parlak yıldızlara.

işte belki bundandı.
ismin gibi sende hiçbir şey vermiyordun bana
duvarlarımdaki savaşlarda siper olamamıştın
üstüme yangın bombası olup yağmıştın saatlerce.
mürekkepler “ölüm” yazmaktan tükeniyordu manşetlere.
ben bir kalem arıyordum masamın üstünde
bir de beyaz kağıt sadece.
bir çiçek resmi yapacaktım bir de bir çocuk gülerken geleceğe.

belki yorgun bile değildim, çoktan ölmüştüm
sen zaten hiç olmamış gibiydin.
haberler gene aynı toz duman ve aynı barut kokusuydu
hiç değişmedi ve değişmeyecekti de
duvarlarımın rengi
koku, üzerlerine berbat sinmişti.

şimdi arkası bir başka öte olan, bir başka duvara
dayasam sırtımı.

Cevat Çeştepe


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:04 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.