www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Cevat Çeştepe (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133259)

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:46 AM

Saklanalım kendimize, saklanalım yarından

ördüğümüz duvarı yıllarca saklayalım.
gizli bahçenin sırlarını kimse bilmesin.
hep o vitrindeki mankenlerle yürüsün dostluklar.
beklediğimiz vardiyaya esinceye
ve ohhh be dünya varmış dedirtinceye kadar rüzgar.

melankolik bir toz duman şimdi zaman.
rakı şişelerinin çürümüş bel kemikleri.
üstelik hiç sevmem; ama neylersin
daktilomda kırık harflerin çektiği
yangın ateşleyen bu peşrevleri.

kapımın nöbetinde dört mevsim bir zebani.
pencere tuğla rengi, dışarıda kim var?
sigara üstüne sigara, gözlerim yanıyor.
haydi yakala ellerimi zaman giderek daralıyor.

haydi yakala! ...
yoksa oturup dizlerimin üstüne
son kitabımdaki en terkedilmiş öyküye
inançsız bir sadakat ile saklayacağım kendimi.
ardımdan gelecek sahafların tozlu raflarına
keşişleme bir kahraman.
bekleyeceğim, andersen’in en iç gıcıklayan
ninnilerinin dinmesini sağ tarafımdan.

sonra yeniden başlamak.......
birlikte atabilmek belki o ilk adımları
doğabilmek aynı bozkırın güneşinin altında
ya da kavurucu bir akdeniz sıcağında.
aynı günde, aynı saatte, aynı tanrıdan...
olacak şey değil yani yeniden başlamak.
bak umut nasıl gülüyor darağacından.
olmuyor işte tükendik, onu demek istiyorum.
seninle değil ama bir başka yarına
nereden ve nasıl başlanacak işte onu bilmiyorum

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:46 AM

Saklı cesaretler

nerelerimizde saklarız kötürüm duygularımızın kör tırnaklarını
yazamayacak kadar, buz tutmuş camlara sevgilimizin adını
nerelerimizde saklarız

ağustos güneşi yangınının yürekte kor yaptığı sevdalarımızı
yürüyememek önümüzdeki katran karası yolları
cesaretsizliğimizin buhar olup tüttüğü kalaysız kazanları
nerelerimizde saklar, nerelerde kaynatırız.

bir daha yarın olamayacağımızı
nasıl anlatır, nasıl inandırırız çocuklarımızı

cesaretimiz ne analarımızın işlemeli çeyiz sandıklarında saklı
ne de babalarımızın duvarda asılı ruhsatsız çiftesinde.
bir yüreğin içinde sanki, akılla ömür boyu sevişen.
bitip tükenmeden ve erken doğum olmadan.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sana anlatmayacağım

sana anlatmayacağım,
uykusuz *******in duvara dönmüş yüzünü.
üzerinde ne bir tek tel saç
ve ne bir damla ter düşmüş,
yastığın gözyaşlarını.
okunmamaya yeminli sanki bir ağır kitap
ve üzerine şehvetle göz kırpan
gece lambasını.
sana anlatmayacağım,
uykusuz *******imde bir küfür gibi
adını andığımı.

sana anlatmayacağım.....
hiç açılmadığı için kapanmamış perdelere
ne bir günahın ve açlığın
ve çılgın bir koşu gibi kavuşmaların
bir koku olup bile sinmediğini.
sessizlik şimdi saatin uygun adım ayarı.
sana anlatmayacağım,
saati en son hiç kurmadığımı
ve zamanın sen gittiğin gün,
sen gittiğin gün durduğunu.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sana gül topladım

sana gül topladım, diken yırtığı yüreğim
birde hayalet şatolarını aramasa gözlerim.
Transilvanya’sın, sen ne güzel manzarasın.

bin göçer kervanı, ben bir yana onlar öte
gecenin gündüze bir şehvet gibi teslim olduğu saatte
o kır çiçekleri değil miydi en derin muska gibi
gene gözlerimin önüne getiren gözlerini.

uzağımda uzak köyler, bir erken ninni söyler
sana gül topladım, şarkısız kaldı bülbüller.
ey deniz, şimdi ne kadar uzak düştü ellerimiz.

rengarenk etekli, öksüz bir çenginin melodisi bu
biraz daha Latin olsam unutturacak tüm yorgunluğumu
kuzey garındaki gibi iç içe geçtiğinde raylar
neden böyle yavaş yavaş uzaklaşır hatıralar.

sana gül topladım, her yaprağına adın yazılmış
ama solan bir şeyler var, sanki birisi susuz kalmış.
yağmur düşüyor alnıma, sen güneşe bak aldırma.

şimdi bir sigara yakıyorum, tütünü hasret tütecek
ama ne kadar uzak olursak günler o kadar yakın geçecek
de ki toprak ayrı kokuyor ama ateş aynı yakıyor
bulutlar orada nasılsa, burada da öyle ağlıyor

sana gül topladım, koklayamadın …

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sana küstüm

sana küstüm
belki sana değil de,
her akşam yakana taktığım çiçeğe.
ben küstüm mü fena küserim
belki sana değil de
başka bahanelere …

gözlerdeki ışıltının
yüreğe inmesine aldırmadın.
bir dumanlık sigaranın
parmak arasında duruşuna sattın.
göklerdeki yıldızların
omuzlarıma konmasıyla değil
telefon tellerindeki
susturulmuş kuşlarla yandım

sana küstüm
belki sana değil de,
kokusuz kanatlarına lodosların .
ben küstüm mü fena küserim
belki gene sana değil de
başka bahanelere …

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sancı

Doğum sancısından geriye
Kan ter içinde bir bebek kalır,
Göbeği anasına bağlı.

Birde sigara izmaritleri kapının önünde
Hepsi yarım içilmiş,
Hepsi erkek markalı.

Doğum sancısından geriye,
Nereye gideceği bilinmez
Bir hayat kalır.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sancı ayrılmıyor hasretten

mavisini içime çekmek gibi bir arzu bu
bulunduğum bir başka maviden
bir başka yerden.

erguvan mevsimidir diye topladım
ne kadar yamaç varsa o kadar hasretimde
hani kuzeyden gelen soğuk rüzgarların nefesinde
üşürmüş gibi yaptım, yüreğimin titremesini
sönmemiş sabahların ateşinde
aldırmadım.

erguvan mevsimidir diye topladım
hepsinin tek tek bütün renklerini kokladım.
ellerin değmese bile gözüne yakalanmışlardır dedim
gözyaşı ile dolu bir vazonun içine yerleştirdim
vazgeçmek istediler kendilerinden
soldurmadım.

ama gece bastırır ya birden hiç ummazsın
yıldızlar sanki dünden yabancı.
işte gene aynı sancı

bir boğaz vapurunda mıyım şimdi
elini-kolunu dümene kilitlemişim kaptanın,
yüzüm baca numarasının isine saklı
bildiğim iskelelere kaçıyoruz
hasret bu ya …

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sanma ki büyüyeceksin

artık süt kokusunda değil,
rakı kıvamında nefesim.
büyüdüm yani.
ellerin kavga yerinin ortasında.
kıymetli taşların;
nasıl yuvarlandığını mazgallara,
izledi gözlerim.
masum çocuk bakışlarımın arkasında
bindiğim usturanın sırtında
bilenerek.

artık süt kokusunda değil,
rakı kıvamında nefesim.
büyüdüm yani.

şimdi ihanet zincirlerinin üstündeki
parmak izlerini
ve yastığımın altında namlusuna;
namus gibi sürülmüş
mermiyi
okşuyor parmak uçlarım.
gözüm karanlıkta, kulağım seste
ama korkmuyorum karanlıklardan,
korkmuyorum işte.

artık süt kokusunda değil,
rakı kıvamında nefesim.
büyüdüm yani.

yüreğim, beynim ve yumruklarım gibi,
büyüdüm yani.
bir yeryüzü atlasının bütün sahifeleri gibi.
insanlık ve onların açlıkları,
mazot renkli karabatakların
sessiz çığlıkları
ve ardından bakakalınan
bütün sevgilerin
bir daha hiç dönmeyecekleri gibi.

artık süt kokusunda değil,
rakı kıvamında nefesim.
büyüdüm yani.

garip destanların sildim hepsini.
gecem, gece değildi
uykuma yetmiyordu.
okuduklarım sadece bildiğim gibi okunuyordu.
dinlediklerim de aynen,
okuduklarıma benziyordu.

ama ince bir tül gibi üstümde
yangının aleve dönmeden önce
hani anlaşılamayan,
yanaklarından öper gibi,
bir koku bir ana kokusu,
belki bir başka özlem...
belki büyüyemeden, büyüdüğünü
sanmak korkusu.

offf,
başlamadan kaçıp gitmek olsun.
bırakalım doğmadığı ana rahminde
doğmadan kalsın.
sonra atacağın her adımda,
bir başka şekilde
bir garip
ve bir mazlum gibi aldanıyorsun.
çekip ağzını ana memesinden
oturduğun sofrada bulanıp rakıya;
büyüdüğünü sanıyorsun.
ve büyümenin hiç büyümeyeceğini
asla anlamıyorsun

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sarhoş bir mekan

akşamdan kalma hepsi,
ne kadar şişe varsa boşalmış
serilmiş yerlere.
kadehler dersen, daha kötü hallerde.
mis gibi anason, üzüm gibi şarap
deli divane, kokuyor her yerde.
kül denizinde intihar etmiş
bütün kül tablaları..
şu sandalye bile baksana,
oturup, dayamış sırtını masaya.
bulaşığı fasulye pilakisi
kırık bir tabak,
gramofonda bütün şarkıları susmuş
otuzüçlük bir plak.
ayakta kalan yalnız
masadaki beyaz karanfilim.
onu da zaten sen getirmiştin.

Cevat Çeştepe

GooD aNd EvıL 08-13-2008 10:47 AM

Sarhoş sahillerinde imbatların

Smyrna'lı gemicilerle konuşuyoruz.
Pasaport'ta, Kordon'da, Alsancak'ta.
Şaraplarımızı denize döküyoruz.
Balıkların gözü dönüyor.

Smyrna'lı gemicilerle konuşuyoruz.
Nelerden., nerelerden...
Denizin denizliğini,
İnsanın insanlığını yitirdiğinden.
Sıcak şarap
ve meymenetsiz sarhoşluklar üzerine.

Smyrna'lı gemicilerin konuk oluyoruz *******ine.
Ne cüce saat kulesi konak alanının,
Ne çırılçıplak yalnızlığı basmane garının,
Zamanı sensizliğe kovamıyor nedense.
Smyrna'lı gemicilerle hiç bir şeyi çözemiyoruz.

Sen gel kulaklarını daya kulağıma,
Beynim titresin yanıp yıkılan İzmir'de.
Kaçanların yakıp yıktığı.,
Saksıyı;
O güzelim fesleğenlere, gece güzellerine
Hasret bıraktığı.
Küfürbaz ayyaşlıklarımın yanlışlarında ağlat beni.

Sahil lokantalarından, yosun sesleri gelirken,
Midye kabukları adını,camlara kazırken.
Sessizce kalkalım oturduğumuz yerden,
Smyrna'lı gemicilere hiç bir şey söylemeden...

Cevat Çeştepe


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:23 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.