![]() |
Kan Ve Kına
Gelin olmuş, duvak giymiş, süslenmiş, Dört bir yandan katar katar söz gelir. Irmakları kanım ile beslenmiş, Bu sarhoşluk cana biber, tuz gelir. Dostun ve düşmanın sandığı gibi, Mecnunun Leyla’ya kandığı gibi, Ananın oğluna yandığı gibi, Ben yanarım bu Aslıya vız gelir. Bir sabah sebepsiz uyandım erken, Hep seni düşündüm yolda giderken, Bende bu aşk, sende bu eda varken, Bu sevdaya beş bin şehit az gelir. Yunusu bağrına basmış, uslanmış, Fetihlere gelin diye süslenmiş, Şirin demiş Ferhat dağa yaslanmış, Sevgiliden sevgiliye naz gelir. Aslı Han, Mehmet’in döktüğü kandır, Aslı Han, kan ile beslenen candır, Bir uçtan bir uca aziz vatandır, Mehmet ölür, Aslı Han’a yaz gelir. Diken de güzeldir gülü kokunca, Kutlu bir destandır düne bakınca, Ak ellere kızıl kına yakınca, Aslı güler Keremine haz gelir |
Kara Eylül...
Ak yılın kapkara eylül ayında, Dara götürdüler, çiçeklerimi. Ezip bunca yıldır düzen suyunda, Cana yetirdiler, çiçeklerimi. Güneşi aniden bulutlar sardı, Rahmet yağacakken, yaprak sarardı, Gönlünde Mevla’ya muhabbet vardı, Yere batırdılar, çiçeklerimi. Gönülden sevdalı ilime karşı, Yazılmış durulmaz ölüme karşı, Bunca işkenceye, zulüme karşı, Ezdi yitirdiler, çiçeklerimi. Eğdiler kırıldı, eğik durmadı, Jiletle yardılar yine olmadı, Susuz bıraktılar çiçek solmadı, Kara batırdılar, çiçeklerimi. Kaleli; anla da, sabret duruma, Malumlar başını soktular kuma, Cefa, zulüm gördü, ölmedi amma, Susuz bitirdiler, çiçeklerimi. |
Karabağ Düştü
Dünya musallada her yanı kırık Karabağ Ermeni eline düştü Azerbeycan gider Azeri buruk Umutlar Hazar'ın gölüne düştü Seher yeli nazlı nazlı esmiyor Gönül ağlıyor ya lakin küsmüyor Bosna hl umudunu kesmiyor Nazarım bayrağın alına düştü Mazlum Türk ya! İşte dünya susuyor Haçlı ruhu evet ahkam kesiyor Canavar Sırp son kinini kusuyor Katiller Bosna'nın dalına düştü Düşünsene şu tarihi hele bak Azerbeycan artık bize çok ırak Hala bunu anlamıyor avanak Zaferler salağın diline düştü Avrupa'nın zaten hep budur işi Müslümanı boğazlama yarışı Soruyorsan adaleti barışı Salyalı köpeğin yalına düştü Bir silkinmek evet doğrulmak lazım Türk-islm aşkıyla yoğrulmak lazım Selayla eznla çağrılmak lazım Kaleli bu sesin yoluna düştü |
Kavgamın Gerçeği...
Birbiriyle barışır da nesneler Dilimin sözüyle kavgası bitmez Sana verdik dünya senin deseler Yazgımın yazıyla kavgası bitmez Bana 'er' dediler, ben eremedim Aynaydı bu dünya, hiç göremedim Ölmeden ölmeyi beceremedim Yüreğin közüyle kavgası bitmez Dertlerimi deryelera dökerim Ağ atarım, yavaş yavaş çekerim Ruhsuz yamaçlara tohum ekerim Emeğin iziyle kavgası bitmez Ölçüp hesapladım karış be karış Kırk beş yıl savaştım gelmedi barış Takıldım peşine yarış ha yarış Acımın sızıyla kavgası bitmez Kayalıktan hayır gelmez, bar olmaz Pervasızda şükür olmaz ar olmaz Anasına asi yavru, yar olmaz Koyunun kuzuyla kavgası bitmez Güneşler susamış su içiremem Buluta bir kapı açıp giremem Beni dinletemem, söz geçiremem Özümün yüzüyle kavgası bitmez |
Kıran Kırana.! !
Şu on yıl içinde neler olmadı İnsanlığa kazık vuran vurana Birgün olsun hak yerini bulmadı Devlet kasasını yaran yarana Düdükler yaşadı baş tacı oldu Çalanları dersen hep rağbet buldu Bazıları çaldı yedi kayboldu Tepinip tahtayı kıran kırana Burada durum felç nasıl orada? Burda mazlum bitti beyler harada Dayısı olmayan hep kapılarda Tek sıra kuyrukta duran durana Bir kez olsun, kimse bakmaz dününe Dümbük beyler dil uzatır dinine! Bey yıldıza bakar, mazlum önüne Beyin hatırını soran sorana Bunaklar yaşıyor, görmez mazlumu Ezer ezer savururlar tozumu Bir bilseydin içimdeki arzumu Arzumu suçlayıp yoran yorana Gönüldaşım dost aradım geleli Kimi buldum ise çıkar hileli Ey abtal Kaleli sersem Kaleli Sanma halimizi soran sorana |
Kırıntı Baba...
Gökte kervan yürür onu izlerim Uğraşım bu, ister isen zır bil sen Çocuk günlerimi nasıl özlerim Bir bilsen ah, yağmur gözlüm bir bil sen Soğanlı somunu tuzladığım gün Ayaktan ıslanıp sızladığım gün Arifler yolunu izlediğim gün O efendim, ben köleyim hür bil sen İstemem er ile cenge girmeyi Anlamsız söz ile çam devirmeyi Şu taşlı yamacı, şu çevirmeyi Ne anlamsız ve ne hoyrat yer bil sen Çare boğum boğum, çile düğümsüz Bağlamış bülbülü güle düğümsüz Beni aşık etmiş dile düğümsüz Aşikare şu meydanı sır bil sen |
Kızıl Elma Dedikleri...
Gözümden akan şu zoraki gülüş Özlediğim sabahların rüyası Elemli yüzdeki acı bükülüş Veda akşamının garip ziyası Hep seni düşündüm dağ başlarında Kendimi unuttum yamaçlarında Maziyi yaşadım göz yaşlarında Ve sonu gelmeyen “hür” açlarında Kendimi aradım evin damında Gölgeme takıldı tek tek ayaklar Henüz yokluğunun ilk akşamında Hasret başlar, dilim seni sayıklar Eller kelepçeli, yolunmuş kanat Satıldığım pazar sen ol sevgilim Şu uzayıp giden yollara inat Uyuduğum mezar sen ol sevgilim Adını buğulu camlara yazdım Baktım ki zamansız erken solacak Bu yüzden aşkını gönlüme kazdım Bilir miydim kızıl elma olacak. |
Korkma
Sana söylüyorum arkadaş dinle Çarıklıya güven çarıktan korkma! Ümit var ol çünkü millet seninle Tırmandığın daldan doruktan korkma! Dünyada bulunmaz emsalin eşin Dün gibi muhteşem olsun dönüşün İşte Türk dünyası senin kardeşin Kazak'tan Çeçen'den Yörük'ten korkma Parça parça bölüp kul ortasına Sevdanın sırtına dal ortasına Caddeye sokağa yol ortasına Densizin diktiği koruktan korkma Bir düşün dünyada nedir kazancın Yüklensin kederin yüklensin acın Onu başta tutan senin inancın Mümin başındaki sarıktan korkma Meydanda baş güden şu ot adamdan Şu kalas kafadan şu bet adamdan Şu çatal boynuzlu şu put adamdan Ve şu korkuluktan sırıktan korkma! Çağın kargaları gözünü oysa Üzülme kahretme talihin buysa Seni sürgün etse zindana koysa Şu düzen denilen çürükten korkma! |
Korkular
Mazide unuttum aşk kalemini Bu düzende her iş asan sayılır! Ölçüsüz kaçırdım sevda demini Akıllar buz tutar, yeksan sayılır! Arzular güneşe merdiven diker Korkularım yerin dibine çeker Hayallerim lime-lime ter döker Koçlar köpeklere ihsan sayılır! Yüreğimde feryat kopar çığ gibi Emellerim serap gibi, sığ gibi Korkularım geçit vermez lığ gibi Derler ki bu senin tasan sayılır! Ruhlar aleminin öncesindeyim Bir amansız derdin pençesindeyim Barbar kibarlığın incesindeyim Ölçüsüz ağızda lisan sayılır! Cesaretim ağustosta kar benim Korkularım küllenmemiş kor benim Bundan sonra iflâh olmam zor benim Gözlerim kinini kusan sayılır! Ayaklar baş oldu, işler değişti Gözler kan çanağı, yaşlar değişti Bir çağ ki akıllar, başlar değişti Korkularım karabasan sayılır! |
Köyle Şehir Arasında Yayla Gelini
Ziyası topraktan şafağa vuran Yayla gelininin kitresi güzel Vuslat gecesinde tenleri saran Esvabın milimi metresi güzel Gönül sarayında yakılınca öz Gözlerden görünür yürekteki köz Bu aşkın binası iki tatlı söz Kirişi kolonu etresi güzel Doğumdan başlayıp ölüme değin Kulu olunmaz mı solmaz gerçeğin Can evinde açan iki çiçeğin Deryaya renk katan katresi güzel Nesli soysuzdansa evlatsız dulun Gönül sultanının kölesi kulun Cimri zengindense cömert yoksulun Canından verenin fitresi güzel Hem gönülde sultan hem göklerde ay Gönül diyarında kurar kurultay Sen nazenin benim gönlüm deli tay Seni düşünmenin stresi güzel |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:50 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.