![]() |
Yüreğimde bir resmin acısın taşıyorum
Kaç zamandır zamansız bir tutkudayım Çocuk değilim oysa Kirpiklerime astığın bir sevdanın imkansızlığındayım Kim derdi bu mevsimde Yapraklar uçuşacak diye Kim derdi durup dururken Yüreğim tutuşacak diye Biliyorum imkansız bu sevda Ama kim derdi ki Öylede olsa Ancak ikimize yakışacak diye... |
Ağustos ayında kopan fırtınalar üşütüyordu ölümü
Kökü olamayan bir çiçek kaç gün güneşe tutunursa, Ölümüm de sana tutunuyordu, üşüyordu.. Hasretinin mevsimini yaşıyorum Yokluğun güneşi de üşütüyor Oysa ayaz *******imin sıcağıydın, yalnızlığımın kalabalığı. Olmayan seni seyrederken bile yeniden doğmaya hazırlanan bir bebek oluyordum uykusundan uyanmış, o en masum halimle bakıyordum ulaşılamamışlığına.. Ölüm bile gülüm oluyordu. Bazen öylesine kızıyorum ki kimsenin hak edemeyeceği sevdanı yaşıyanlara fedakarlığının o en saf halinde, seni keşfetmiş sayanlara.. Bu kadar basit değildin sen Kainatın başlangıcı, sonsuzluğun sonuydun. Ne bir şekilde başlanıyor, ne de bitiyordun. Ama nasıl keşfedilmiş saydılar seni? Rüyada bile görülemeyecek kadar uzaktayken, nasıl dibindeydin sıradanlığın. Melekler fedakar mıdır, eğer öyleyse bana da göster o fedakarlığını sana yalnızlığımın dibi kurumuş aşk çeşmesinden koparıp vereyim, korkarak açmış masumiyetimin simgesi olan o en son gelincikleri.. Bir merhabaya elveda demek istemiyorum artık başlangıçlarım bitişim olmamalı .. Yarın doğacak güneşi tahmin edersin, Çünkü dünü yaşadın.. Bahar gelince açacak çiçekleri bilirsin, çünkü baharı yaşadın.. Sana olan sevdamı ise asla tahmin edemezsin Çünkü imkansızı hiç yaşamadın.. Ağustos ayında kopan fırtınalar üşütüyordu ölümü çoktan soldurdum artık sana büyüttüğüm içimdeki gülümü... |
Ben ßir kez olsun koklayamadım yıldız kokan gözlerini
Göremedim benli hülyalara dalarken titrek kirpiklerinde açan mor menekşeleri Dokunamadım sana,İnadına inat vuslat kapattı kapılarını ardı sıra Olamadım bir rüzgar, saçlarını günün kıyısından geceye savuran Geceye yıldızların merdiveninden tırmanırken; Gecenin her sokağında, kaderden kaçak nefesimiz yankılanırdı Her basamakta ßir göz yaşı, ßir söz, ßir ümit, ßir sarılış vardı.. Ama umudumuz, ümitsizlik rüzgarına ön ilikledi El bağladı. Rüzgar acımasızca, sırasızca sildi sözlerimizi.. Kader; Gözlerimizde yeşeren umutsuzluk tomurcuklarının bıraktığı iz ile, Senliğin Ertesindeki, Sensizliğe mahküm etti beni. Gecenin 12. sokağından her sana seslenişte, Sesimin hiddetinden Ölümün kalbi karardı,denizler ağladı, Ay kustu nefretini,Kaderimizin umutsuz sokağına.. Sen diye ölüme sarılan ben Şimdi korkarım ölüme sarılmaya.. Evet ßir kere ellerini tutamadan,gözlerine bakamadan, Ölmekten korkarım.. Yaşamaktan da korkuyorum ya.. Kader Umutsuzluklar marinasında atmış gemimin demirini. Kördür artık,sularımı titreten deniz fenerinin gözlerinin ta feri... Vay be Ağır sevdam... Gözlerimin Islak portresi, Yüreğimin Kanlı nefesi, Ah ne özledim ßir ßilsen ßu fırtınayı dindiren DENİZİ Hani MELEĞİM derdin bana ya.. saçlarını serpiştirirdin ya gönül yüzüme Hasedinden melekler ßoynunu ßükerdi. Sesini duyan rüzgar ßir daha ezgileri ile esmemek için and içerdi. Sen onlara üzülürdün. Kırılmasınlar diye,Göz yaşı dökmesinler diye, ßir ßeßek narinliği ile, Gecenin sesinde, Sessizce fısıldardın 6 heceyi yüreğime.. SENİ SEVİYORUM MBATŞBARP.. Seni seviyorum deyişinde düşerdi iki adet göz yaşı sen kokan baharın benli ellerine.. GÖZLERİNİN HER SATIRINDA BULURDUM KAYBOLAN ŞİİRLERİMİ. Sanki Sen ben idim, Ben sen idim. Yine de sen sadece benim için, Sen değildin, Ben değildin, Sen... Sen benim Herşeyimdin. Be ağır sevdam.. Yüzümü okşayan rüzgardın Ilık ßir meltem esince yüzüme, acılarımı kederlerimi beraberinde getirir yerine mutluluk ve tatlı bir hüzün ßırakırdın. Bu rüzgarın adını Sen koyardım HÜZÜNLENİRDİM. Saçlarımı ıslatan yağmurdun… Saçlarımda geceden kalma aşk türkülerin mırıldanışı duyardım, Hiç dokunmazdım. Ürperirdim göz yaşın saçlarımda kuruyup kaybolacak diye.. içim senle dolardı, AĞLARDIM.. Bulutumdun. Sadece bana yağardın, Bana ağlardın... Ağladığın zaman 2 adet gözyaşı damlardı bedenime Biri dudaklarıma, ßiri yüreğimin taa şurasında.. Dudağıma ßıraktığın yağmur damlasınını ßuselerle donatamıyorum..Sanki öpersem Aşkından kurumuş dudaklarımda eriyip zay olacak diye korkuyorum. Öylece duruyorum..sadece dokunuyorum.. Ve Teßessüm ediyorum.. Seni seviyorum.. Yüreğimin taa şurasında ßıraktığın yağmur damlası ise, Yürek memleketimde ßin parçaya ßölünürdü. Her şehrinde senin aşkın yaşardı. Aşkının gölgesinde ßinlerce sevda yeşerirdi. Her sokağına senin adın verilirdi. Her kasabada nefesin duyulurdu, ßu sokaklarda gece sürekli şafağını teninde sökerdi Şimdi benim Hasretimsin, Şafağını imkansızlığına,özlemine söküyorsun… Ve Seni yine seviyorum.. En son ßir nisan yağmurunun çığlığında sezmiştim gitmen gerektiğini. Şimdi Gecenin sabıkalı yalnızlığında, Sensizliğin gonkları vurduğunda, üşütür gecenin sen kokan nefesi yüreğimin taa şurasını. Ağlayamam Ey gözyaşım, Korkarım, ßir damla yaşımın saçlarına sevdalı kirpiklerime tutunamayıp, çaresizlikle yere düşmesinden.. Ondan ötürü göz yaşlarımı sürekli gecenin sinesinde boy gösteren yüreğimin taa şurasına akıtıyorum. Gönlüm senli tufanların aşinası Kaç kez daha gönül memleketimde sevdanın tufanlarında boğulup can verecek ßu yürek? Artık usandım sana olan sevgimi Sabahın aşinasi olmadığı Gecenin köhne duvarlarına kazımaktan.. Gecenin kara sahifeli defterine yazmaktan. Ağlama Ey göz yaşım.. Sabreyle.. Gecenin saatinin bensizliğe vurduğu vakit geleceğim… Yıldızların nemli gözlerle omuzlarıma düştüğü vakit geleceğim.. Hasretten, Kederden sarhoş olmuş Yüreğimle fısıldayacağım 6 heceyi yüreğine.. Haykıracağım Sevdamı Ölümün Ertesine.. Geleceğim sevdam.. ßir gece… Evet ßir gece.. ßelki diri, ßelki ölü.. Sendeleyerek düşeceğim ayaklarının dißine.. O da Azrail’in insafına kalmış.. Fısıldayacağım Şu Kahrolası 6 Heceyi Yüreğinin Ta şurasına.. Se ni Se vi yo rum Ağır Sevdam.! |
Durdur hadi geçen zamanı imkânsızım,
aşkımız şu fani dünya gibi son bulmasın. Gözlerini kenetle hadi gözlerime, hiçbir çilingir onları açmaya yol bulamasın. Birkez olsun sevdiğini söylemesende, bir tebessüm et bana hiç değilse, o gülüşe kapında bin yıl köle, ol desende, olmaya razıyım imkânsızım. Çevremde binbir türlü güzellik olsa ve o an sen yoksan onların arasında, bilirsin, ben yine sensizsem yalnızım... |
İmkânsızımsın, bu gün doğumunda batan
Kanıksadım muhalif savunuşları İnanıp, Çabalamadığım ki benliğimde gizli Dışa vursam aşkını, Yıkacaktı ılık sonbaharda dizelerini İyisimi, susmak belki kaybedişlerde Ahenklerde kalmak eskisi gibi Sende renklerini nadasa bırak Canlanır belki sonralarda aşk Beni bilme zaten tanımazsın Gün doğumunda batıyor hayat Dedim ya hırçın sözlüm İmkansızımsın… |
Gözlerin adresi bir derin karanlık
Saçların cennetten dökülmüş melek tüyleri Kalbimin sözcüklerini kelimeler bilmiyor... Kalp ki düğmeleri kopmuş Sökülmüş ipleri yamasız kalmış Kalp işte damlaya-damlaya sen olan Senden alan rengini Tutuşmuş bir deniz Kalp ki Adresi sen Posta kodu yokluğun Öyle bir kalp ki İçi hep senle dolu Ben hep seni çekiyorum içime nefes diye Gözlerin geliyor gözlerime üşüyorum Kapatıyorum gözlerimi göz kapaklarımın içindesin Korkuyorum aslında gidersin diye Üşüyorum Kalbimi yaksam sen yanarsın Üşürüm, aldanırım Sensiz yattığım *******de Sana sarılıp uyuduğumu Yüreğimin tam içinde ki seni Aslında uyumaktan çok uyutmayı istediğimi Kirpiklerimde bağlı olup gözlerimden içime aktığını Bil diye kazındı bu mısralar kalbimin Ağaçlarına İmla kurallarını aşar bu sevda Hiçbir denklem çözemez ve formülü yoktur Bu kalp ağrısını çözecek Hangi maddedir bilinmez Bilinmez yolu ve zamanı E güzel gözlerin âşık olmakta haklıyım Mahmurlaştırır ışığı gözlerinin kara(n)lığı Eros benden öğrensin böyle âşık olmayı Loş bir camına kalbinin senin adını yazmayı Alamam artık Kendimi kalbimin sana bulaşmış yerinden Kalp işte damlaya-damlaya sen olan Senden alan rengini Tutuşmuş bir deniz Kalp ki Adresi sen Posta kodu yokluğun Öyle bir kalp ki İçi hep senle dolu |
- Hep denedin, Hep yenildin.
Olsun. Gene dene, gene yenil S.Beckett - Ayağı kayan bir çocuk Kadar şaşkınım, bilemedim Düz yolda yürümenin imlasını Kanayan dizlerime bakıp da Ağlamayı ögrenemediğim gibi Sevgilisi değildim kadınlarımın Bir papağan tüneğiydim belki Ama birkaç sözcük öğrendiysem Kadınlardan öğrendim, yine de Bilemedim sevgilim diyebilmeyi Büyülendim ama büyüyemedim Aklım ermedi aynalara ve suya Yüzümü gösterip kalbimi neden Sakladıklarını öğrenemedim Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada |
Başına kör duman çöker
Sisli İmralı,İmralı . Bir zalimin zulmün çeker Yaslı İmralı,İmralı . Diyorlar,Kökü Kazındı Dağdan kumsala uzandı Kara lekeyle bezendi Süslü İmralı,İmralı . Gruruma çok laf dendi Bu dert iliğime sindi Hüsam gibi kırık bendi Yaslı İmralı,İmralı . |
İmralı'da yatan cani mi cani bir adam
Olması gerekirdi sonu hazin bir idam. |
Hayalîmde bir değil, bin manzara var
Her saniye değişiyor, çizemiyorum Yüz binlerce nokta, biri anahtar İşte o noktayı; sezemiyorum... İçimdeki duygular, karmakarışık Okuyup, kalemle, yazamıyorum... Soruları öylesine zor bir imtihan Ne yazık! Çoğunu, çözemiyorum... Dalgalı bir denize düşmüşüm sanki Var gücümü kullanıyor, yüzemiyorum Âh! Diyorum kaderime; neden böylesin Lâkin 'Hak'yazmıştır; kızamıyorum. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:42 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.