![]() |
Ertesi Gün
Sessiz sedasız çekilmek hayatından Ertesi günlerde sorguladığın varlığımı Sensizliği içime çekip yok etmek dileğim Yaşanası en güzel anları hiçe sayarcasına Sensizlikten yana kullanmak hakkımı emelim Yaşamın en dipsizliğini tatmış gibi dursada zaman Bensizliği sana ölümüne hissettirip Bensizlikten ağlayana kadar acı çektirmek Bensiz seni aciz kılmak dileğim Özle, delirircesine Özle, gözlerinden dökülen her yaşta daha da çok Düşün, merak et, kara topraklara sarıl adımlarım var diye Endişelen çalmayan telefonlara bakıp Delir çalan telefonlarda sesimi duymadığında Sev! ölesiye iste yanında Ancak, ancak o zaman geleceğim yanına… Gülay Yıldız |
Eşsizlikten Öte
Bir çift mum ışığı gördüğüm Derinlerindeyse bir pınar Ellerimden kaydı bir saten İçim titredi belkide soğuk... Yabancı bir nefes hissettim ciğerlerimde Eşsiz bir yanlızlıktan kaçma duygusu Pembe bir rüyanın dokunduğu, Beyaz bir meleğin öptüğü Siyah bir kalemin imzaladığı Eşsizlikten öte bir geceye kavuştum... Gülay Yıldız |
Ey Rüzgarın Efendisi!
Çiçek üstü polen gibisin; Uçuşup duruyor yüreğin. / Biliyorum / Gözyaşına emanetim Gelecek o gün ve akıp gideceğim... Gülay Yıldız |
Ey Sevgi! Kaçmayacağım
Ey Sevgi; Ne garip birşeysin sen! Her seferinde, her kapanan kapının ardından Tekrar çıkıveriyorsun şu köşe başından Gayriihtiyari kapılıyorum bakışlarına Etkiliyor beni çağırışların Katılıyorum senin eksininde dönenlere Gün geçtikçe daha da mutlu oluyorum Zevk duyuyorum seninle yaşamaktan Ve sen en mutlu günümde Fırlatıyorsun beni, uzaklaştırıyorsun kendinden Sonra sessizce geri dönüyorsun o köşebaşından Kayboluyorsun karanlıkta Uzunca bir süre özlüyorum, bekliyorum seni Ama sen direniyorsun, gelmiyorsun Şimdi yine parıltıların gözüktü ufukta Yakındır şu köşe başından bize bakman Yine seçersin kurbanlarını birer birer Sana inat, yine olacağım onların arasında Yine seveceğim sonuna kadar Ve yine izin vereceğim beni üzmene, terketmene Ey Sevgi! Ben seninle büyüyeceğim... Gülay Yıldız |
Eziyet
Sevgim eziliyor bu dar prangada Ezildikçe büyüyor içimdeki kin Ne acıma duygusu önler beni Ne de eski hatırların sesi Çığlık çığlık özgürlüğüm beynimde Onsuz olmaz diyen kalp her atışında Şimdi 'Hayır' der insafsızca Bense tek çırpınan kişisiyim bu zavallı sevginin Amacım; Kurtarmak onu zalimin elinden... Gülay Yıldız |
Ey Yaşam!
Dalgalar azdı yine deli dolu oldular Sevgi ufkum genişledi ya mutluluktan raks eder Tüm mutluluğu bana getirmek için adımlar, Gelir ilk önce gökten yağmurlar Her bir tanesi binbir gülüştür içime Sonra dalga köpükleri çarpar gözlerime Her biri mutluluk gözyaşım olur Sonra rüzgar düşer peşlerine sesini ardına alıp Savurur saçlarımı, eşlik eder dalgaların dansına Herkes mutlu olur benimle beraber En çok ta gönlüm çırpınır sevinçten Ey Yaşam; Seni sevmenin zevkini tadıyorum şuan Gülay Yıldız |
Farkındalıklar -I-
Çukura baktım; gölgen. Güneşi indirsem de tepene Silinse de arkanda silüetin Kalan; Yine apaçık tek sen... Gülay Yıldız |
Farkındalıklar -II-
Bir gök ve de bir yer soluklandığın; Memleket; İçine yol diye mısra kazıdığın Kutsal kan Amini bol dualar toprağın Kılıksızdan hatta lanetliden sakındığın... Gömülen Anne ve gözyaşı; Sadece şehit değil... Uçsuz ve hani derler ya bucaksız Acı bu! Tarif bu! Kılıksız ve lanetli; Bilsen diyorum haddini Ve çek artık kutsaldan elini... Gülay Yıldız |
Gebeydim Aşkına / Ölü Doğdu / Üzgünüm. (Düz Yazı)
Uzun soluklu gülüşlerdi eşsiz kılan herşeyi. Belki de, “Ne var ki bu kadar büyütülücek yaşanan? ” diyenlere verilen tek yanıt bir önceki cümlem. Ömrüm dört mevsimden ibaret olacaksa, bahar ayının Mayıs’ıydın sen. Açtığım her gülücük de bu savın kanıtı gibi. Bitiremedim seni ne mısralarda, ne kalem de, ne kağıtta. Bitişler kalbimden gelmedikçe, güne yansıdı her bir harfin. Bunalttığım kadar bunaldım emin ol. Edilgin geçişe rağmen hep etkindi acım. Ve bil istedim; nedendir bu senden kopamayışın zehri. Sırtını dönüpte uyuduğun her geceyi bir darbe bil şimdi. İçimdeki aşkı yumruklayan, tekmeleyen bir darbe. Sen daha benleyken öldürdün içimdeki bebeği. Ölü bir aşka gebe dolandım uzun bir süre. Aldırmadığımız her saniye, zehirlendim bu ölü bebekle... Acımasın canım diye belki gizlediğin her kinin, damarlarıma an be an zehir olup aktı. Doğurmak için dört gözle beklediğim aşkımın, ölüsünü taşıdım günlerce. Kendi ölümümü kabul etmişliğimde gizli değeri yüreğinin. Kanıma işleyen her zehri şimdi dışa akıtıyorum ölmemek için... Tüm o senli söylemler bundan. İnanmak lazım, bildiğim kadar bile değildin belki. Oysa ben; Bildiğin kadarım Sevdiğin zaman ki kadar... Sen eksiltsen de çoğaltsan da Hep ben kadardım, Ben kadar kalacağım! Biliyorum, uyarmasın kimse... Bir natırın ellerinde keselenmek lazım tüm acılardan... (Düz yazı da anlat anlatabildiğin kadar diyen Mutlu arkadaşıma teşekkürler ) Gülay Yıldız |
Gece
Kararttı gece ışıklarımı Gözlerim ağlamaklı kapanır artık Seni düşler, seni özler seni diler sesim Her solukta adını sayıklar iki defa İlk önce hava olup dolarsın ciğerlerime Sonra zehir olup karışırsın odama Kalbim seni atar iki defa Önce adını söyler, sonra sevdiğim der Ve beynim, o yüzlerce kere seni işler bana Dokunduğum her yer birden sen olur Baktığım her yer gözlerin Yastığım dizlerin oluverir Cebim ellerin Her yer sen oluverir, her yer sen kokar Anlarım ki özlem seni kazır içime Her defasında bir daha asla gitmemecesine Gülay Yıldız |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:55 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.