![]() |
Çaresizliğin Zirvesi
yıkılacak elbet bir gün endamı içime düşen yıldızların yankılanacak o zaman büyüsü gözlerimi kapattığım akşamların. ne öfke kalacak içimde ne de...bu gün, dünyayı ecelden terk ettiğim gün. zamansız sevişmeler gibi akacak masum ve sıcak, çaresizliğim zirvesinde olacak. sıkıntıdan rüzgar ve güneş .............dudaklarıma dokunacak feleğimin sessizliği bozulacak, baş ucuma, dikili bir taş konulacak ve o bedenim sararmış yaprak, kulluğundan ırak... üzerinde bir avuç kuru toprak. |
Çıldırıyor Zaman
acı çekmek özgürlükse yaşamak – yürek ister! Y.A bu gece yine uykusuz şehir kaldırımları, bu gece yürek çırpınışlarım lodos rüzgarını alan, bir türkü. kabuk bağlamış akşam yağmurundan kalan siyah-buluttan gökyüzü. yelken direği uykusuz gecenin kabarmış öfkesi direniyor suskunluğuna kaldırımların. esrik ve mahkum lodosa nefesi .............................rüzgarsızlıktan! çıldırıyor bu şehir uykusuzluğuma, çıldırıyor zaman! |
Çılgın Düşlerim
ateşe verdim en çılgın düşlerimi, var mıdır dersin şeytanın bir bildiği belaların sızıp, geçtim arasından sabah oldu be gözüm, uyandır beni. tuzak mı dersin rüyamdaki engeller bağladığın umutlar ne çabuk bitti sahile düşerken gizlice özlemler son gemimiz de limandan çoktan gitti. yürek acıların ben yabancısıyım ateşe verir mi düşlerini insan sahte dünyanın adi yalancısıyım şu çılgınca rüyalardan bir arınsam. |
Çılgınlığımız İntihardı
yansıtamadım – ne kem aynalara ne de buluştuğumuz sarnıçlara derinleştiğinde çılgınlığımızı... susuyordu kelepçeli dudaklarım. gülüşünde bedenimi gözlerin yakardı kuşlar bile oysa yüzümden anlardı! kimseyi görmüyordu gözümüz ne başı vardı hikayemizin, ne sonu dev bir süngerdi içimizde yadsıdığımız gün be gün eğlenceye benzettiğimiz.... kurulmuştu saatimiz, varlığımız ihtiyardı avuntudan derinleşen çılgınlığımız intihardı... |
Çizemedim
bu gece seni hayalimde çizdim dört duvar arası...sabaha kadar, nefretle yüklü siyah bulutlar çizdiğim resim sen değildin. bir çiçek çizdim solmuş içimizde gökyüzünde kırık kanatlı kuşlar gözlerinde solmuş yabancı bakışlar çizdiğim resim sen değildin. ümitsiz akşamın yüzünü çizdim unutulmuş, çözülmeyen eller yabancı içimde bitmeyen hüzünler yalancı... çizdiğim resim sen değildin. acılara esir yüreğimin kalesi, seninle dolaştığım bütün sahilleri sabaha kadar, durmadan çizdim... çizdiğim resim sen değildin! |
Çocuk Bahçelerim
bir demet çiçek .........çocuk bahçelerimde yıllarca solmayan, gözlerinle okşayan ..............sayfalarda gibi rengarenk satırları, gece / gündüz ..........unutulmayan şarkıları, yüreğimin en tutkulu temel taşları, ardına kadar açılan gönül kapıları ve binlerce renkler ...........ninniler, masallar yorgunluk kahveleri. saatlerin yarışı .........sevgimin gücünde, uykusuz *******imde tek bir dokunuş ...........kanımı ısıtan bir tebessüm, bir özür gibi dudaklarda odamı kucaklayan umutlarımda. gözlerim dolmuş, anlımın teri yabancı, bir başka kokuyor bahçemdeki çiçekler, çiy damlacıkların ..............altında canlı yemyeşil yapraklar, minicik gözlerde .............sevimli şimşekler, ardından çığlıklar bir ömre bedel! |
Dalgın Bir Ağaç Gibi
baltayı bekleyen, dalgın bir ağaç gibi olası nice sarsıntılardan nefretim… ve uzakta yankılanan sesinden, uçuşurken etrafta gövde parçacıklarım… aşınırken gül yapraklarım dallarım, köklerim beynimde geçici ölüm ilanları… doğacak şafağı beklemeden topluyorum yeryüzünden kirlenmeyen yıldızları. daha uzun yaşamalıydım oysa uzakta kalmıştı ölmeler, yine de boş ver - anlamazlar… sallarken baltayı, tek bildiğim var – kestikleri dalı değil kök s ö k t ü r d ü kl e r i n i bile hatırlamazlar… |
Deli Ayşe
suskun ve gizemli ............bir şerit örtüsü bir sükût, tek nefeslik hicran ufuktaki koruya uzanan... yeşil saçlarına hasret bir yolcu, beyaz örtüsüne gizli bir hayran. sılanın sabrı dökülür ...............gözlerimden hüsran yükünden arınmış, kapağını araladığım ................çeyiz sandığımdan sıyrılır ıslaklığında birleşen ruhlarımız. umut sarısı hasretine ................çizdiğim yol, bir yol ki...nefesimde iğne ucu kadar ince şifası yoktur birikmiş ...................ezgilerimin “Deli Ayşe” aklıma gelince. |
Denemeyin sakın
hayal tutuyor içimiz taş üstüne taş besliyor nabzımızı, sarmaş dolaştır kemiksiz dillerimiz, unuturuz açlığımızı. alev tutuyor içimiz üç alıp beş veririz çılgınlığımızda sonumuz ademdir, biliyoruz umutları beslediğimiz çukurda. titreyip, yok olup bitemeyiz, her ağacın hazanda erkenden döktüğü yapraklar gibi... varlığımızı alın teri biliriz şeytana bile yenildiğimizde... içimizde, hayali ateşi tutanlar yüzleri maskeli sahteden insanlar güler yüzdür kafi, besler nabzımızı değiştiremezsiniz yaşam tarzımızı... |
Deniz
deniz midir o garip yer ............beğenip seçtiğimiz sularını özlediğimiz açılsam mı? gözümü alan gün ışığında bembeyaz sabahlarına. deniz... dev kayaların üstünde ritimle çırpınır sarhoşluktan sanki mahmur, alır gibi asırlarca .........sabahları banyosunu. yaz yazabilirsen sevgili ozan mavi sularının eşsiz yosun kokusunu. deniz... kaşlarını çatar sahillere iter saçlarını rüzgar mavimsi suları kuldan bağrı yanık en saf aşklar kadar bulanık, akıtır kıyılara ırmak ırmak .............ay ışığında gözyaşını ve ağladığında deniz ..............gizler yakamozun Lodosa yenilen gencecik yaşını. deniz... zayıflığımdır benim evlat edindiğim gibi sayılır. kafa tutar bazen fırtınalar, kıvılcımlar çakar coştuğunda ok gibi saplanır şimşeğin dalı, köpüklü dalgalara uzanır en derinlere akar gönülden yaralı. deniz... büyüleyici ve olgun bir delikanlı... ah, o kıyılar, keşfedilmemiş ve en uzak adalarda .................özlediğim sahiller, limanlara hasret nice gemiler bir denge kuran ölümüne sanal gel-gitler sevda kadar büyüyen, ..........rıhtımlara sığmayan dünyadan erken gidişler. deniz... deniz midir o garip yer beğenip seçtiğimiz sularını özlediğimiz. açılsam mı! |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:51 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.