![]() |
Çektirirler Çekiyoruz
Ne çekersek deliden-kaçıktan çekeriz. Ve bir de yarımdan buçuktan çekeriz. Beri tarafta gözü gönlü kapalıdan Öte tarafta eti açıktan çekeriz. |
Dağ ile Sohbet
Hiç başın ağrır mı, yoruldun mu hiç Birine küstün mü, darıldın mı hiç Sevdin mi, öptün mü, sarıldın mı hiç Hasret nedir, ne değildir, de hele Neşeyi ne tartar, gamı kim ölçer Acı söz yarası kaç yılda geçer Beklemek acıdır ayrılık hançer Gurbet nedir ne değildir de hele Ormanın var, pınarın var, taşın var Dört mevsimde bulut saçlı başın var Bilmem ama bir uzunca yaşın var Mühlet nedir, ne değildir de hele |
Dağlara Arzuhalimdir
muhalefet ölü, iktidar aciz türk mileti boğuluyo, ne haber kapıya dayandı ambargo, haciz müfettişler çoğalıyor ne haber rüşvet meşrulaştı yukarı katta fukaranın canı çıkıyor altta şahlar dansederken repde, rantta ortadirek eğiliyor ne haber örtülüye öfke, çıplağa rıza laikçiye taltif, dindara ceza daraldı yerküre, çatladı feza mili birlik dağılıyor ne haber adaleti felçeyledi iki tay rezilliği ben üç deyim, sen yüz say dilenerek beylik sürmek çok kolay borç dağları yığılıyor, ne haber çivi fırttı aşirette oymakta haramiler haram ile doymakta namussuzlar hazineyi soymakta namuslular sağılıyor, ne haber. |
Demedi Deme
Korkuyorum belki yarın geç olur Geleceksen bir gün önce gelsene. Yaralıya yol gözlemek güç olur Geleceksen bir gün önce gelsene. Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz. Seller iner derelerden geçilmez Senet yoktur ömre vade biçilmez Geleceksen bir gün önce gelsene. Can kuşu kafeste durmaz demişler Kaçan kuş kafese girmez demişler Son pişmanlık fayda vermez demişler Geleceksen bir gün önce gelsene. |
Dertleşme
Sırtımıza cümle derdi belayı Sizin için aldık sizden ne haber? Senelerce uykuları rüyayı; Sizin için böldük, sizden ne haber? "Nemize ne, aman bırak" demedik; Otuz alıp onbeş verek demedik Hava kışlı, yollar ırak demedik Sizin için geldik, sizden ne haber? Aşk ile doldurduk gönül tasını Tavuğunuz ölse çektik yasını Zalimlere karşı cenk havasını Sizin için çaldık, sizden ne haber? Durup da "bize ne" demedik bir gün Korkmadık, yılmadık, düşmedik yorgun. Sıra sıra hapis, kitlece sürgün; Sizin için olduk, sizden ne haber? İçkiye, kadına, rütbeye şana Tenezzül etmedik, malum cihana Bunların cümlesi kalsın bir yana; Sizin için öldük, sizden ne haber?. |
Doğmadan Önce
Sormuşlar "ezelde aşk var mı?" diye Ben kalpten vuruldum doğmadan önce. İster azap deyin ister hediye Meçhule sürüldüm doğmadan önce. Yılmadan ben bana beni anlattım Günahı tövbeyle yıkayıp attım Ebed kapısında ölümü tattım Kefene sarıldım doğmadan önce. Gönlüme sevdanın güneşi doğdu Şüphe iklimimi ışığa boğdu İlk yağmurum Kâlûbelâ’da yağdı Bulandım duruldum doğmadan önce. Sevdim, sevgiliye giden yol uzun Şerbetini içtim ateşin, buzun Bazen girdabına düştüm sonsuzun Çok öldüm-dirildim doğmadan önce. Duydum ki var varmış, yok yokmuş güya Gerçeği alt etti gördüğüm rüya Kendi kopyam imiş meğer şu dünya Düşündüm, yoruldum doğmadan önce. Ezelde, ebedde aşkı gördüm ben Mezarda, mabette aşkı gördüm ben Gazapta, rahmette aşkı gördüm ben Aşk ile karıldım doğmadan önce. |
Dosta Doğru
İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Menekşe, nergis, ıtır, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandır Çeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru. |
Dönüş
Bunca yıldır bir hiçliğe Gittim sana geliyorum Yeter artık döne döne Bittim sana geliyorum Durdum ve düşündüm demin Baktım bu yol daha emin Ayrılmamaya bin yemin Ettim sana geliyorum Gözüm yaşlı gönlüm garip Yalvarayım dedim varıp Benliği benden çıkarıp Attım sana geliyorum Aşk tokmağı değdi örse Durmam gayri dünya dursa Dünden kalma neyim varsa Sattım sana geliyorum Bıraktım öfkeyi kini Oldum bir rahmet ekini Seni sevmenin zevkini Tattım sana geliyorum |
Dörtgen
Kul o ki, nefsini yularla güde Mal o ki, bekçisin muazzez ede Dil o ki, her yerde hakkı konuşa Yol o ki, dosdoğru Allah(c.c.)’a gide. |
Dua
Senin ak alnından gök gözlerinden Önce dallar sonra yapraklar öpsün. Eğilsin yıldızlar tutsun elinden *******den sonra şafaklar öpsün. Aşk diyorlar mukaddes hayale Ve sen de düşesin o sonsuz hale Hazdan dudakların olsun bir lale Güller, karanfiller, zambaklar öpsün. Sende kemal bulmuş renk, şekil, biçim Yaşamanın öz suyusun bir içim Olanca suların sağlığı için Seni her gün göller, ırmaklar öpsün. Kumral saçlarında nisan yağmuru Yazın ak yüzünden gölgenin moru Ağzından en serin, hem de en duru Kayalardan akan kaynaklar öpsün. Çimenler okşasın ayaklarını Çiçekler koklasın parmaklarını Ben öpmeden önce yanaklarını Varsın teller, tüller, duvaklar öpsün. Kıskançlık çakılı kazıktır serde Bölünsün bu rüya en tatlı yerde Seni canlı kullar öpmesinler de Kefenler sarılsın, topraklar öpsün. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:17 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.