www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Umut Ülbegi (https://www.cakal.net/showthread.php?t=143156)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Kan akıyor
iflah olmaz gemicinin
son limanındaki çığlığı
nisan

karışıyor
fırtınalar gözyaşlarına
gözyaşları ayaza kesiyor
yürek vurgun yemiş
duyuluyor yakarışları
nisanda
ağlıyor insan

nisanda doğmuş
nisanda ölmüş
ve hala gömülmemiş
bir sevda masalı
anlatılıyor
duyuyorum
kulaklarım tıkalı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Yalnız teninde parlar
aşk
altın sarısı
susadığımsın söyleyemem
ellerimden kayıp gider
masmavi o yaz şarkısı

İsimsiz hayatlar tanıdım
neden ben biterken
ismimi kaybederken
sen yoktun

O aşk altın sarısı
lekeliyim isteyemem
seni de yaralar
coşar son sözüm
yanar hücrelerim
aşk
yalnız teninde parlar

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Güneş yerli yerinde
yıldızlar da
nehirler de
Batan da
kayan da
taşan da
senin hayatın
benim bedenimde ne işin var?
ne işin var benim nedenimde?
Gece geç oldu bugün
Gitme zamanı
Orada mısın?

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Uçmayı öğrendim
kanatlarımı rüzgar yönünde
iyice açıp
ufuk çizgisinde kayboluyorum
gün gelir de kalbimi
gökyüzünde de çalarlar diye
kimseye öğretmiyorum

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Işıksızlar
soyunuzun sonu geldi
içimde
onaltı yaşında
öyle bir aşk var ki
bir yanı kor alev
bir yanı sepserin rüzgar
tende yaz
dudakta bahar
ölümsüzüm sanki

o
orada
herşeyin başladığı yerde
çaresizlik denizimde
ıssız adamın sahilinde
duru suların aksinde
bir melekti

Işıksızlar
soyunuzun sonu geldi
aşkın fendi
şeytanı yendi

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Ölmeni bekliyorum.

Düştüğüm yolların içinde, aklım doğduğum şehrin parlak ışıklarında.

Doğduğum ve doyduğum şehrin parlak ışıkları. Aynı gözlerin gibi parlak ve kanlı. Aramızda onca mesafe. Yolun karşı tarafındasın. Bir taş atımı mesafesinde. İşte onca mesafe sadece taş atmamızı bekler durur gibi geceye söylenmekte.

Ölmeni bekliyorum. Her an ölecekmiş gibi duruyorsun. Kaçacakmış gibi her halin. İçten içe meraklandırıyorsun beni. Birden evinin eşyalarına ilişiyor gözüm. Sadeliğe düğümlenmişsin. Madem şatafatı sevmiyorsun, ben de mutfağındaki fayansları sayıyorum lavanta desenli. Bir, iki, onbir, oniki lavanta desenli. Annemin sevdiği kokular geliyor aklıma. “Lavanta ve biraz da yasemin, ikisi karışırsa en uzak diyarlara gider de gelir insan. Yalnızsa daha bir yalnız, aşıksa daha da aşık olur.” derdi. Hiç yakalayamamış gibiydi zamanı. Uzaktan izlerdi yedi denizli mutlulukları ve sevdiği kokulara inat korkularına sığınmayı seçerdi.

Fayansları sayıyorum. Bir türlü rahat edemiyorum. Bir otobüs yolculuğunun en tekerlek üstü anını yaşıyorum. Uykunun gözkapağı ürettiği, kapak kapak başına dikildiği anlar bunlar ve bu anlarda karşımda sen dururken, bir de böyle intihar vakti bakışı taşırken yüzünde, nasıl kanarım geceye böyle.

Boza. Kış *******inin sesi. Bir türlü sevemediğim tatların en birincisi. Geceyi de bölüyor bakışlarımızı da. Sinirimi bozuyor boza.

Saate bakıyorum. On’a beş kalmış.Bir varmış bir yokmuş, anka, kaf dağının ardında bir kuşmuş ve ben koca günün üç saat ellibeş dakikasını sana demirlenmiş bir halde yaşamışım. Yoksa aşık mıyım sana? Hadi canım! Pencere, cumba ya da balkon aşklarını geçeli bir asır olmadı mı? Son sevgili kapıdan çıkıp gittiğinden beri yeni hesaplar tutulmadı mı?

Masalardan sarhoş kalkışlar
Çırılçıplak bahşişler…
Hacıyatmaz sallantısında sokaklar aşılmadı mı?
Sorgusuz dinginliğinde gece.

Sokak lambalarından biri söndü. Sokağın tek dişi kedisi köşeyi döndü. Bir de akan su var sokaktan geceye. Bir şelale. Sonsuz aşkın gizemini taşır şelaleler. Bir şelale hayal ediyorum. Hiç görmediğim, ulaşılmaz, paylaşılmaz bir şelale. Gözlerim kapanıyor. İçimde derin boşluk. Kendimden geçmişim.
Geçmişim, geçmeyen dertmişim.

Ölmeni bekliyorum. Umarsızca bana bakıyorsun. Aklında binbir deniz masalları. Bir alt sokaktan sağa sap, ordan yokuş aşağı yürü. Denizi göreceksin. Hiç şaşırma. Gülümsüyorsun. Sevdin değil mi esprimi. Gözlerinden anlıyorum. Dalgalar vuruyor gözlerine, kirpiklerinde bembeyaz köpükler. Gecenin şerefine bir sigara yakıyorum. Bırakmıştım. Ellialtı gün olmuştu. Altmış olsun bir daha hayatta içilmez bu meret demiştim. Ama sen varsın şimdi. Her şey farklı. Şunu bir içeyim. Güneşi beraber beklememize deysin. Her an ölecekmiş gibisin. Gözlerin büyük bilyeler gibi. Çok kırpıştırıyorsun *******i. Yorgun oluyorsun belli. Uyu desem de uyumazsın ama sen söyledim say yine.

Ayağa kalktın. Nereye? Yoksa gidiyor musun? Mutfağını ezberledim. Gitme! Evine gelsem, kahven üst çekmecede, şekerini buzdolabında saklıyorsun madlen çikolataların gibi. Hani yiyince yanakların kızarıyor ya. Üç saat elli yedi dakika ve bir davetiye. Yarın geleyim ben. Kahve yaparım sana. Yeter ki sen şimdi gitme.

Gözlerime baktın. Hala bakıyorsun. Sonsuzluk gibi…

Benimle gelecekmiş gibisin. Dünya ayağımın altından kayıyor. Sandalye ayağımın altından kayıyor. Nefesimi dinle. Boş ve sararmış duvarlarda yankılanıyor solgunluğum. Nefesimi dinle. Lavanta kokulu çekmecelerde dinleniyor yorgunluğum. Nefesimi al. Sana da yeter ciğerlerim. Bir de öpüşümü görsen sen. Üç saat elli dokuz dakika.

Nefesim bana da yeter sana da. Ayaklarım sallanıyor boşlukta. İnan istemsiz kas hareketleri bunlar. Yoksa sana kastım yok kesinlikle bu kas hareketleriyle. Çocukluğumun dört kişilik salıncaklarında hız yaparken acı çekmezdim. Şimdi bu acı neden? Ayaklarım hiçlikte sallanıyor. Ağacın kökleri gibi uzanıyorum, dokunamıyorum ama yıkılamıyorum da. Eğreti bir ağaçta sallanan, sağa sola savrulan son salıncak bu.

Ve ip gerildi…
Bilye gözlüm sakın dökme yüzünü.
Her an ölecekmiş gibisin.
Hep böyle kal.
Ben ölsem bile
Ben bile ölsem
Ölsem bile ben.
Ölümüm dört saattir.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:55 PM

Paslı tenekedir kalbim
Gözün değerse yedi deniz kan rengi
yüreğin değerse bedenim kan revan
bir pazar günü gel
arka bahçelerinden geç ölümün
koşarak gel
tünel, tün el
dün el
senin elin
sarıyordu ateşli makyajını Boğaziçi'nin
Boğaziçi, boğaz içi
boğazım yırtılıyor
çağrım, geri çeviriyor senin masum muson yağmurlarını
delice yağıyorsun üstüme
'Çılgın Elmas'
delice üstüme yağıyorsun
içime işleyen bir yol var
yolun sonunda deniz
denizin tadında kan
içiyorum kana kana
dönüyorum yüzümü pazartesiye
ölümüme güle güle ölüyorum.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Uzaksın
bir ay, iki ay...
bitiyorum
bilmiyorum
gelmeni istiyor muyum
anlamanı beklemiyorum
açıklama bulamıyorum
hissediyorum
yapamıyorum

yankılanıyor kulağımda
*******dir
soğuk sesin
yatağımda başucumda
öleceksin
öleceksin

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Sevdan
yalnızlık bahçesi
ve sen en değerli çiçeğisin o bahçenin
ulaşılması zor
ulaştığımda renklerin soluyor
uçuyorsun parmaklarımdan
güneşe bakıyorsun
bir kırlangıç gibi
güneşe kaçıyorsun

Sonum olacaksın
sonum
yalnızlık bahçesi
Ben en değersiz çiçeğiyim o bahçenin
ve sen ezip geçiyorsun.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Kanadı yarım damla aşk
bir çift telaşla gözümde
kanadı yarım, düştü elime uçan halılarım

Helal ettim varlığımı dikensizdi duruşun
Direnemedi kulaklarım
çanlar hep dün için çalınıyordu
ve zangoç her sabah kan çekiyordu halatlardan
helal ettim kanımı
yeterdi bir kerelik rüya hakkımda pozitif oluşun

Kanadı yarım damla sen
düştü ateş gibi içime
Pembe dinlerdim 'Nasıl isterim burada olmanı'
Maviye çalardı hırsız
siyaha kaçardı
sen
dönülemez bir alfabeden
a
ş
k
a
çıkardın.
Nü bir tabloya asılırdı natürmort
ateş bacayı sarardı
fallarda sen çıkardın
kod adım tarot
aklımda zangoç,
çikolata çiçekleri açardı Bebek damlarında
kulağımda nidalarıyla bir sarhoş...

Esmer bir akşamın aydınlanan en kuytu yerinde
ve gecenin en inatçı olduğu şafakta bile
ufuk çizgim, hayat çizgim, us liriğimde gevelenen harf fatihim
sendin.
Kanadı yarım damla yalnızlık dudaklarımdan
helal ettim damarlarımı
bak tutunuyorum 'senli' akşamlara sensiz,
karanlığa tutuklu.
Bir de uyandığımda olsan yanımda
lunaparak kadar mutlu
fıstık ağacına çıkıyorum bağlar başımda duman
ölmek istemiyorum sana teslim olmadan

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Özgürlüğüm

Bir Mart sabahı

yollara açılan kapı

Özgürlüğüm

bahara inat

kucaklamak kışı

Özgürlüğüm

dönüş yolu

hasret yüklü ayrılıklara

Dünüm yok

bekleyeceğim sonunu gülüm

Özgürlüğümün

15.01.2001
Erzincan

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Bir dünyadan vazgecmek gibi
uzak olmak sana
geçilmiyor ölümsüz akşamlarından
şekilsiz kaldırımlardan geçilmiyor
ben sana yangın
sen kaçak bana
gidiyorsun
bir dünyadan vazgeçiyoruz
ne sen gülüyorsun yıldönümlerine
ne ben gecikmişliğime ağlıyorum
hayalin peşinden koşarken senli
sensiz gerçekle yıkanıyorum
acı
bedenimi
hissizleştiriyor
acı
gözlerimi
renksizleştiriyor
saydam bir gözün
görüp göreceği yaşamın suretidir
bir yaşam ki
sensiz çekilmiyor
çekilmiyor..

'Çek çıkar benliğimi
ilk ben sevdim
milattı aşkın
yoruldun kaçtın'

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

En ateşli
karanlığıydı aşkın
boynundan
parmak uçlarına
el yordamıyla
zevke akın

alnımdan süzülen
damlaların
yatağa bıraktığı son cümle
'yakın aşkı yakın'

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Güzel gözlerini
annenden mi
babandan mi aldın
bilmem
ama
beni benden aldın
-içime işlemesin diye sen saklandın-
o ilk gece
yeniden doğuşun arifesinde
rüya kadın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:56 PM

Rüzgar
kokunu ciğerime dolduruyor
perdeyi dalgalandırıyor
terimi siliyor
rüzgar

yaz akşamlar
yedi tepeli şehirde
yalnız ve ayrı evlerde
yokluğun
yadigar

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

özlemim aşktı
zevkten vazgeçmiştim
çoktan
gülen gözlerde arıyordum
çocukluğumu
ellerde umut
ve sevdanın sıcak uçurumu
özlemim sendin
zevki aşka taşımayı
senle öğrendim
eşsiz kokunu içime çektim
ısıttı yüreğimi
rüzgarla gelen yüreğin

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Mavi yüklü
donuk bakışlı
taze yüzlü
acı kılıklı
sessiz kadınlardan uzak
senden kaçak
kaç mevsim var yaşanacak

kış
ilkbahar
yaz
sonbahar
ve gece

ve *******
üzüm gibi yakıyor boğazımı
boğazdan tatsız rüzgarlar geçiyor
sessizliğin sessizliğime karışırken
martının gözlerinden
yaşlı balığın ölümü geçiyor

Öldü
Öldü
Kar bir günde öldü
Kara göründü
Öldü
Öldü
Senlilik bir günde öldü
Sensizlik göründü

Sensiz tutanamadığım
kolsuz bir dünyam var
dudaklarım yalana kanar
yalan kana kana içilir
senden kaçak *******den
ne bugün
ne yarın
ne de o rüyada
-caitiff o mavi yatakta yalvarırken-
sensiz geçilir

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Gidecektin
Demek dağlara düşecekti yolların
Denizlerde dalga dalga vuracaktın
yalnız yıldızların kumlardaki ayak izlerine
ve silip geçecektin hiç sevmemiş gibi

Bir nefes alacaktın benden
içinde yanan ben olacaktım
dışarıya bıraktığın duygusuz hava bensiz

Zehir edecektin
Hiç sormadan ölümü anlatacaktın
Hiç ölmeden bilecektim sensizlikmiş
aslında tarifi ölümün

Gidecektin
Bir dünya çiçek solacaktı ardından
Kuruyan nehirlerin kıyısında ben
Ağlayacaktım.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Aklıma geldiğin her anı
neden gizliyorum damarlarımda

Neden bakışların
köprüden önce son çıkış

Neden sen yokken
varlığını şekillendiriyor soluduğum hava

Neden dudaklarını tattığımdan beri
kanım daha bir kırmızı

Neden tören varken bulutlarda
koparıyorum o en parlak yıldızı

Neden oniki
neden ekim
neden ikibinüç
sen eden
senden...

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Saçlarımı özenle kestirdim.
Bir buçuk saatlik berber koltuğunun
son imparatoruydum.
En yakıcı kokularını çaldım
sokak çocuklarının
Ayağımda buz danslı kösele pabuçlarımla
İstanbul'u aradım

Beyaz örtüden mi
Gözlerimden mi bilinmez
Yolumu kaybetmiştim
Uzaklardan dönemeyecek kadar uzakta
Seni ararken...

Sen zaten son halkasıydın
yüreğime düşen o iri kıyım taşın
Bilmeliydim
Ayın ondördü kadar güzel de olsan
bu ayın ondördünde yanımda olmayacaktın

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Güneşin doğuşunu seyretmeyi seviyorum
İlk ışıklarla ve dünyanın parlak renkleriyle tanışmayı
Aklıma sen geldiğinde
sevgimi güneşle paylaşmayı
ona seni anlatmayı seviyorum
Gün batımlarını seviyorum
Mor dağlar ardında kaybolan
kuşları yanında götüren karanlığı
Dünyanın sonunu hatırlatan kızıllığı
Dudaklarında ölümü anımsatan kızıllığı
Dudaklarında her akşam yeniden ölmeyi seviyorum
Yıldızları seviyorum
ve dolunayı
*******i yıldızlara dokunmaya çalışan soğuk rüzgarların
seni fısıldamasını
saçlarım gözlerimi örttüğünde bile şu en parlak yıldızda
seni görmeyi
sesini özlediğim ve sana ulaşamayacağım zamanlarda
tüm gücümle ismini gökyüzüne haykırmayı seviyorum
Seviyorum
her geçen gün seni bana yaklaştıran gökyüzünü
Seni seviyorum


11.06.1997

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Seni unutturacak ne varsa
yapıyorum
ne giysem sen kokuyor
çıkartıyorum
önce çamaşır suyuna yatırıp
gözlerinin rengini siliyorum
sonra yıkıyorum
Uyumaya bile çalışıyorum

İnadına ayrılık şiirleri yazıyorum
İnadına ayrılmıyorum *******den
sarhoşluğum
bir günü unutturuyor
gerisini unutamıyorum
Unutamıyorum...

-eski bir plak dönüyor
nihavend
unutturamaz seni hiç bir şey...-
unutulsam da ben
Unutamıyorum...

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:57 PM

Senin için
titredikçe ellerim
yazdığım her şeyi
bil ki senin için

Senin için
çarptıkça kalbim
bil ki
düşündüğüm tek güzel şey
sensin.

30.10.1996

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Uzaklardan bir el sallanıyor boşluğa
Hayalet şehir bırakıyor ardında gecede silinip giden
o küçük, sevimli, masum el

Yaşadığını hissetmeden yaşamak
Hissettiğini kuytu köşeye atılmış bir rengin heyecanında hissetmek
yeter mi bizim gibi tutkunun uşaklarına

Yetmiyor
Dudağında çiçekler açtırıyorum
Yetmiyor gözlerine güneşten damlalar
Yetmiyor bedenine yanardağlardan inen alevli aşk fırtınaları
Aşkın gözü kör oluyor
Yetmiyor

Artık görünmüyor o el
Farkındayım çok uzaklarda
Hayalgücüme hükmetme telaşındayım
Üstüme üstüme geliyor içime saplanan alışkanlıklarım
içime saplanan sen
içime saplanan sonsuzluğu son gecenin

Aklımdasın
Şimdi sıcaklığını hissettim geçiyorsun yanımdan
Bense sensiz bu şehri silmekteyim aklımdan.

21.10.2000

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Kızma hemen
gözlerin çakmak çakmak bakmasın
gecemin en kadın gözleri onlar
yıpranmasın

Dönüş yolun
bende tek kalede yenilgi
sende onca hazır sevgi varken
çıkmaz sokaklara bağlanır
uzun yollarda
tekerlek üstünde
gecemin en muavin dinginliğinde
uykuda bile ağlanır...

Bize
bir dize yetmez bilirim
ipe dizilmiş *******im
ve sessiz evciliklerim de yetmez
kaçak olsam
yasak olsam
şair olsam
sensiz gölgesi bile düşmeyecek
bu şehrin
bilirim.

Kızma hemen
gözlerin uzak uzak bakmasın
gecemin en sessiz kuşları onlar
kanatlanmasın

Umut Ülbegi

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Sokaklar ıslak
bulutlar ağladı
duydun mu hıçkırıklarını
Onlar da benim gibi
sensiz
yalnız, kaçak

Şubattı
yüreğim tutsaktı
sensiz *******de
gözlerimde büyüyen
yağmur zamanları
gözbebeklerimi yaktı

Ayın ortası
gökyüzünde ümit yok
yok aslında parlak yıldızlar
gündüz az, gece çok
tek sen,
yıldızım
Geçmez hayalinden ayrı günüm, gecem
nehirleri kuruttum içimde sen gideli
sönmez yangınım

Sokaklar ıslak
bulutlar ağladı
duydun mu hıçkırıklarını
Bedenim ıslak
yüreğimi kabuslar dağladı
duydun mu haykırışlarımı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Sokaklardan sessiz adımlar geçiyor
Kalplerden hiç bütün olmamış yarımlar
Akılda yalnızlık var
Uzakta yalnızlık var
Dünde
Bugünde
Yarında
Yalnızlık var

Sokaklardan sessiz adımlar geçiyor
Ben inadına topuklarımı yere vura vura
yürüyorum
Aklımda sen
Uzakta sen
Dünde
Bugünde
Yarında
Sen
Yalnızlara güle güle
Gidiyorum

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Aynı şehirde
sabahlıyorduk
ıssız parmak uçlarımızda
aynı sızı

resimler
kararsız ve solgun
avuçlarımızı terletiyordu
alnımızdaki o kara yazı

resimler
dudaklarınla taşıyordu rüzgarı
fırtına biçiyordu resimler

aynı şehirde sabahlıyorduk
yalan söylüyorduk
birbirimize
sevda yalanda saklı

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:58 PM

Yabancılaşan şehirde
tek tanıdığım
rüyamı yöneten
o kaçak acılarım

- yankılanıyor, yanıtlanmıyor

unutmak
yolun sonuna geldiğinde
hatırlatıyor ki
kan
kırmızı değil
siyahtır
doğum son
ölüm başlangıçtır

- kamçılanıyor, kamçı kanıyor

ruh monologuma dokunan
bir elin
beş parmağından
yayılan
o eşsiz sevgiye
yüzümü açtım
ayna banyodaydı
ürkek bakışlarıyla
saçlarını okşadım
içimdeki ses sustu
kendimde değil sevgideydim
aynayı kırdım
her parçasındaydık
çoğaldık

ölüm başlangıçtır
ölüm yaşlanmıştır
ölüm kırlangıçtır
doğum bir son
en son kırlangıç
güneşe kon
kırlangıç başlangıçtır
ve ben
saçlarını okşamayı seviyordum

- sevdalanıyor, sevda yanıyor

tütsü yakıyordum
yüzümü titreten
o iki göz uğruna
kayıp ruhumu siliyordum
ahiret kayıtlarından
içinde sabahlamayı özlüyordum
kır çiçeklerinin
ve uyanınca ağlıyordum ardından
ağıtlar yakıyordum

'gitme
toprak
küle
döner
gidersen
yangınım
söner'

sonra günlük işlerimi yapıyordum
yüzümü sarıyordum
yabancılaşan şehirde
kör
seni arıyordum
sensizlikle ruhum

- kandırılmıyor, kan durulmuyor

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Yanaklarından alevler süzülüyordu
Ay bedenlerimizde batarken
Bende fazlasıyla sen
Sende fazlasıyla ben

Sessizliği büyütmüyorduk
Eşsizliği yaşarken
ölümle, sıradanlıkla, yalnızlıkla
dalga geçiyorduk
Ölü doğuyordu ölüm

Mavi ikimizin de gözlerinde değildi
irem değildi beklediğimiz
Kömürden gözlerimiz
taştan ağzımız
tahtadan ellerimiz
mevsimlik
aylık
günlük
saatlik
anlık hayallerimiz olsa
susardı yüreğimiz

Ey sevdiğimin soluduğu hava
Ey dalgaya kızan kaya
Ey sonsuzluğu boyayan dünya
Toprağın olduğu yerde
Ne hayat taşır bizi
ne de biz kabulleniriz ölümü

Yanaklarından yaşlar süzülüyordu
rüya bedeninden ayrılırken
Bende ölümüne sen
Sende ölümüne ben

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Anadolu
atalarımın usunda göç edip vardığım
aşkla doğduğum, yaşadığım, öleceğim yurt
adam oluşum
anamın kollarında yürüyüşüm
arpa boyu sevdalara
aynalara baka baka ağlayışım
ayrılığı sahiplenip bağlandığım
ana dolu gülüşüm

Sevgi istedim
Senden bana
Baştan sona
Sondan başa
giden her yol sevgidir
Aşk
aslında
alfabenin ilk harfidir.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Sevdim
Aldım ağzımın payını
Bittim
geldi gübrelenme vaktim
sevdim
verdi ağzımın payını
delirdim
düştüm karadeliklere
birden o belirdi
allahtan verdi de gübremi
biraz dirildim
sonra çekip gitse de
verse de arada bir ağzımın payını
onu hep sevdim
ona delirdim
onunla dirildim.

05.07.1995
İzmir

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Dalgalanınca deniz
ve
eylül sararınca
rüzgar yaprakları
yerçekimine çağırınca
iki tarafı
ağaçlarla çevrili yollarda
seninle yürümeliyiz

yedi tepeli şehirde
bir tepe seçip
ufka baktığımızda
pamuk helvadan bulutlar
buluttan bir deniz
görmeliyiz

saçlarımızdan akıp
dudaklarımızı ıslatan
yüreğe aşk damlatan
ve her öpüşle
yeniden yağmak için
buharlaşan
yağmurlarda sevişmeliyiz

seni sevdiğimi
her mevsimden gizledim
izledim sana
cayır cayır yandığımı
isimsiz sokaklara
adını verdim
adım adım
keşfedip aşkı
bekledim
yalnız gece biliyordu
yüreklerde iki izle
biz olamadığımızı
üzülmeliyiz

kayıp sonbahardan sonra
dalgalanınca deniz
ve
eylül sararınca
gözlerin gözlerimi
güneşe çağırınca
son kez sevecekmiş gibi
göğsüme yattığın o ev
sevmeliyiz...
sevmeli...
sev...

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Sabahı doğurdum
Acı vardı portakal ağaçlarında
Fonda hep aynı şarkı
Büyülü parmaklarından fışkırdım
dönmedolaplardan seyrettim lunaparkı
en yükseğe çıktığımda bilemediklerim
yere indiğimde ellerimdeydi
Yoğrulmuş, yoğun *******in ardından ben ölümü de doğurdum.
Şenlik vardı kavak ağaçlarında
Fonda en güzel resmin
Maviliğinden fışkırdım
Boynundan seyrettim aşkı
Saçlarına dokunduğumda söyleyemediklerim
dudaklarında dile geldi
İçin için tutuşan sevişmelerin ardından biz
aşkı doğurduk.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Bizim yaşadığımız öyle sıradan
bir sevgi olsaydı
Ben öyle sıradan bir genç adam
sen öyle sıradan bir genç kız olsaydın
Her şey bir sabah pat diye bitiverirdi şimdiye kadar
ve biz eski hayatlarımıza geri dönerdik
Belki bazen hatırlardık birbirimizi
bulutların ardından
ama inan yaşayıp giderdik
öyle sıradan...

05.04.1999

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Sensiz olduğu
kadar
çekilmez olur mu
bu şehir
bensiz kalırsa

Sensiz olduğu
kadar
acı çeker mi
bedenim
bensiz kalırsa

Dikkat
Bir son dakika haberi için
şiirimize ara veriyoruz

Şehir umutsuz kaldı.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 01:59 PM

Hız sınırlarını zorlarken yüreğin
ateş böceklerinin sonunu düşündün mü?
tuza uçan kelebekler gibi
ölümünü görüp hayata döndün mü?

Ben
yalnızlığımla örüyorum kozamı
içim çekiliyor
ateşler yakın
yakın feryadımı

Ateş
son kuşlar da gitti
sen söndün mü?

GooD aNd EvıL 03-28-2009 02:00 PM

En büyük yaramı kanattım
yeteri kadar kanamamıştı
birlikte günbatımını seyredeceğimiz
o evi yaktım
sen gidince bir o yanmamıştı

Şimdi
kan içinde
tanımadığım kadınların evlerinde
sonumu oynuyorum
perde nerde?

GooD aNd EvıL 03-28-2009 02:00 PM

Tazelendi sonbahar
son tren perondan ayrıldı
elinde hiçliğini taşıyan adam
ağlamaklı raylarda oturur
hiç ağlamazdı

Kışın
Gece gündüz geçişlerinde
ay güneşten hızlıydı
(bak dünya dönüyor)
Elinde sevdasını taşıyan adam
sevdalı yakamozda oturur
kimseyi sevemezdi

Topuklarına sürülen dünyada
parmaklarının ucunda
nisan ayında
bir sevdi
son sevdi

GooD aNd EvıL 03-28-2009 02:00 PM

Sofradan kalktın

Doymuştun

Bense acıkmıştım sana

gemilerle yarışan martılar gibi


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:02 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.