![]() |
Küheylan
ayırt edemezler küheylanı uyuz eşekten usta bir nalbant gibi vurur nalına da mıhına küheylan sırtında koyun çobanı sanır kendince uyur eşek altında kaynatırlar kazanı alev cehennem ateşi kanan sanır aş evi bedeni kim bilir kimin dişinde sanırlar ki düzen eski dönem vurdukça kırbacı söylenecek etme ağam küheylandan uyur eşek olur mu şaha kalktı mı üstünde çobanı durur mu |
Külden Ağaç Olurmu
en büyük acı sevgi den doğar en keskin ağının sevgiden üretilişi gibi onun için değimlidir ki en büyük savaşlar cahilliğe karşı kolu kırarız yeni örteriz üstüne kanat yolarız yastık yaparız düşlere yol bilmez rehber ile neyleyim neyleyim lekeyi iz bilenleri izi sürüp kendini görenleri devranı ters döndürenleri külden ağaç olur mu |
Küresel Bakış
artık eskisi gibi tabloların arkasına malik hanelerde saklanmıyor kasalar yılanlar sessizce ıslık çalarken kayıp gidiyor bir yerlerde kan damlıyor toprağın üstüne elini dudağı ile ıslatmıyor istifçi makinelere bırakmış işini çağ atlar gibi çayda otlar gibi orta yerine düşüyoruz her yanımız ıslak |
Küstürdüm Küs Çiçeğini
Küstürdüm Küs çiçeğini Oyun oynarcasına Küstürdüm Küs çiçeğini Küs küs bakarken Yapraklarını kapatışına Oyun oynarcasına Bırakarak arkada Çıkardılar beni Bedenime Verirlerken Özgürlüğü Direnişin Türkülerini Yeniden doğuşlara Gebe kalınmayacak gibi Bıraktırdılar Kapanan Demir kapıların ardında Mehmet’in gülümsemesi Kelepçesiz bilek Bilince kelepçe İstedikleri Buna yürek Yürek müsaade eder mi Beyaz boyalı Tuval kağıtlarım Yeniden resim Yapar gibi yaşarım Bir ağıt dolandı Dilimin ucuna Bakışlarımda belirdi Nevzat’ım Yedi pare top atışına Yüreği değer ozanım Senden bozma bir şeyler Dolandı dilime Beni buralarda arama Adımı sor ma kapıda Beyaza boyalı Tuval kağıtlarım Ellerimde hayat Bilincime uymalı Küs küs bakarken Kapların kapanışına Kulaklarımdan uzak Sesler doluyordu Boşluğun gelip oturduğu Bedenimin bir köşesinde Aynı şekilde çarpan umuda Beni buralarda sor ma Sorup ta dağıtma Umuduna kat beni |
Lanet Olsun Derken
Lanet olsun derken Utanıyorum, sessizce Görmeseniz de, yüzümün Şafağa vurmuş kızıllığını Duymasanız da içimde tutuşan Sevdalara bulanmış yıldırımları Dönüp bakın birde aynaya Sabah gazetelerinizi Okuduktan sonra Duyacaksınız beni Göreceksiniz öfkemi Kendi dünyanızda da Aynalardan bir kırpıntı Gazetelerden bir köşe Perdesi çekilmiş bir pencere Bulacaksınız Anlayacağım Yalnız olmadığımı Yinede fark etmeyecek Bulutlar tutamazlar ki Biriktirdikleri su damlalarını Ay olacağım belki Beklide bir yıldız Karanlıklardan bakacağım Yer yüzüne doğru Biliyorum Aramadıklarımı bulacağım Ankara’nın Sisli bir gününde Uyanıştan Çankaya’yı İzler gibi bakacağım Yüreğimde sevgi Yüreğimde hüzün Öylesine bakacağım |
Lozan
Yanan tarlaların arasından Dört nala geçi yor atlılar Bağrındaki hançeri Söküp atmak için ……………Anadolu’nun Özgürlüğün savaşçıları Yanmış, yıkılmış köyler Sıra, sıra olmuş Gıcırdayan kağnılar, Yollar toz, Güneş yakıcı Yüreklerinde taşıyorlar Acımasız İsyan ateşini Özgürlüğün türküsünü Söylüyorlar,.. Omuzlarında sandıklar Kimisi bir baston misali Girmiş Mehmet’in koluna Mehmet aksak Yüzü gül içinde Nal seslerine karışmış Seslerin altında kalmış Bozkır çiçekleri eziliyor Bedeli çoktan kesilmiş Lav olmuş bilinçleri Yorgun bedenleri Kükremiş atlarının üzerinde Ege ye doğru uçuyorlar sanki Uzaklardan, Lozan’dan Sesler geliyor duyuyorum Açmışım gönlümü sonuna kadar On dokuz mayıs bin dokuz yüz on dokuz Martıların bıraktığı umutları Kartalların kanatlarında taşıdılar Samsundan Erzurum’a, Afyon’a İzmir’den, Ankara’ya, Lozan’a Kalemi kanla yazdırdılar Onurun kahramanları, Özgürlüğün Savaşçıları Nasıl unuturum Uzaktan Lozan dan sesler geliyor Açmışım gönlümü sonuna kadar |
Masal Anlattı Bana
masal anlattı bana uzun uzadıya dolaştırdı lafları yorulmuştum dinlerken gözlerim kapanmış mıydı özür ünü dilerken bilmedim ki kabul edilir cinsten de değildi yaptığı hata ne fark edecekti işitmem uykulardan uzak zulalara koydum bilincimi Ankara’nın sokakları öylesine karışık değil kaybettiysen eğer yolunu bil ki karışık olan karışık olan zulasız masal sevdalarında dır |
Masallarda Yaşarım
önce saçlarını gördüm salınıyordu belinden aşağı doğru örgüsüz hızla döndürdü başını savruldu saçları çöl esintisi vurdu suratından suratıma doğru ay yüzlü ay kızın o zamanlar bir başka idi yürek kıpırtılarım o zaman bu zaman çok yol aldım bir masaldı vardığım yerim gerçek dışı diyorlar masallara rasgele seçmedim türün adını emek değil midir polenin bala dönüşümü basarsınız bir tuşa ardından bir tuşa daha önce harfler dökülür dizdirir birikmişlikler onları nicel nitel ilişkisi işte anlayan bilir bir kaçta soru olur kafalarda ben rahatlarım o düşünür emeğin ölçütü konur bağ bozumu gibi küfeler taşınır ay yüzlü ay kızın şekillenir adımları masalın sayfalarında yer açar bana başkalıklar kalkar sürer kıpırtılarım |
Mavi
deniz mavi rüzgar mavi biri imge imiş biri kendisi boşuna arama bulamazsın ki benimkisi düşler alemi dil karası can yarası bu olsa gerek… |
Mavi Düş
her gece doğacak Güneşi düşleyerek umudu yastığın altına koyuyorum yüz vuruyorum kumsala deniz umut oluyor gökyüzü ben ufukta buluşuyoruz mavi düş oluyorum kum tanecikleri yapışmış yanaklarıma usulca vazoya koyuyorum umutla yatıyorum |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:12 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.