![]() |
Denizler Sizindir Çocuklar
denizler mavidir çocuklar düşlediğiniz gökler gibi gün ışığında, kiminiz resimlerden - suyuna hasret kiminiz yelkensiz, coşan rüzgarda savunmasız ve kırılgan kiminiz umutlarınız yıkıldığında. kiminiz denizlerde kırık bir dalga kiminiz iyi niyetli korsan hayal gemisinde, Kiminiz göremeden denizi boğulur ırmakta, kiminiz ise çırpınır boğaz derdinde. bir kayık düşünün denizlerde ve bulanık sularda yüzerken tutkunuz düşlediğiniz suların olmadığı yerde hayal gemileri özlemleriniz... utkunuz! |
Duvar Dostu...
tüketmiş ömrümü nice aylar, seneler, geri dönüşü yok! oysa ben yazmayı, yazmayı isterdim hep... çalışma masam da olmadı, kalemim de... kızgınlığım ise tam bir dehşet saçıyordu burukluğunda yüreğimin. tek bir dostum vardı benim... sayfalarda kanat çırpan güneş, sımsıcak, parlıyordu inancımdan, yansıyordu pencereme ışığı karşıdaki bahçe duvarından. iki adım arasındaydık aslında, ben ve duvar... mesnetsiz kaldığımız olurdu işte riyakar penceremin yüzünden! sevdiğimiz özel ortağımız vardı kum tepelerinde yarattığımız, nefret ile karışık sarı sayfalarımız. ayrılık kokuyordu orası, ...............savururdu rüzgar paylaştığımız bahar kokusunu, özlemlerimiz ise hep aynı... umut sarı! güzel düşlerimiz koşuyordu rüzgarın peşinden yaslanırken meltemi güçlü omzumuza, .........yorgundu avuçlarımız damla damla akıntıya verirdik sayfalarda, yaprak yaprak yeşili düşe kalka gönüllü ezilirdik unuturken aramızdaki gerçeği. teselliyi yüreklerde taşıyandık ikimiz de yalından iki yürek yazdığımı savunacak tek bilektik masaya duvar dostum...ne gerek! |
Düş Alıyor Kıyılarımda
şafağı gizleyen kayalıklarda bir dalga – vurgundan arda kalan. alev almış gücü gemilerimin hala sahillerde, umut kıran. nöbette gerilmiş yaydan kaslarım, ıraktan yaslarım bende kalan. hain ve acımasız çalkantılar, ufak ayrıntılar vurgun alan. düş alıyor kıyılarımda ölüm, dalgalarda sürgün geçti zaman. |
Ecnebi ya...
bürokrasinin kulvarında aynı atlar koşuyor, jokeyler tepkisiz, sessiz .........................ve coşuyor. misafirlerin yem’inde ince dalga ecnebi ya.... sapı samana karışmış hizmetin (pardon hakkımın...ne hakkı, bıktırdınız ya! ..) ayıkla şimdi pirincin taşını sabırla ertele şu sözlü atışını sinirler acilen torbaya beyler, merhametsiz vicdana toslarsın başını. ben şimdi gözlerde yamayım, yama, yarından zaten yokum buralarda kızgınlıklar acaba ................kimden yana? .. sözüm atları asla bağlamaz “anlamayana...davul, zurna az! ..” |
Eğer Bir Gün
eğer bir gün vedalarımda yollarını güllerle süsleyip gidebilsem... yüreğimde ıstırabı .....bir damla umut için yüreğinde bırakabilsem. eğer bir gün vedalarımda azgın dalgaları aşarak sana gelebilsem. seni kaybettiğimi bilerek gemileri sahillere çivilesem. eğer bir gün vedalarımda, yüreğimin közlerini .........gözlerinde saklasam, göz pınarlarımda o gün ..........hasret doğar ebediyen, gülüşlerim solgun, umutları yasaklasam. hayat böyle devam edecek sensiz, sonsuza kadar bir şeyler içimde sönecek belki seni...unutana kadar. birazdan giderim ......yorgun ve kederli sözlerime alınma sakın, buz keser o an yüreğim uzun zamandır hediyemiz, tesellidir besbelli. eğer o gün, gücüm tükendiğinde vedaları unutursam...beni affet, sevginin okları saplı bedenimde yüreğimde hasretin kalacaktır elbet! |
El Yanar
dünlere kadar tarla, toprak kokusu burnumun direğinde, buğdayların onuru. bu gün betonarmedir hayat dersimiz, tarla - buğdaysız yaşam kokusuz. gelmeyin üzerime bir durun, o katlar zenginliği haklar bu günlerde! yarın - toprak yanar, tarla yanar, el yanar! |
Entellektüel
bir kelimeye bin anlam esas katmaktır mesele, mana satmaktır ve de gam kafa almayan hileye… bir anlama bin kelime esas satmaksa mesele manasız haktır selime, okurum hariç – entele! |
Etkili Bilinç
dünyanın küçülen mesafeleri dalgalanırken dilimin ucunda, iki satır yazımın görünmeyen yönü gizli temizlenen ruhumda. zayıflığım eğer derin ve çok düşünmekten geçerse bırak şu eleştiri arzusunu... görebilir misin önünü? her yıl gönülden ......Paris yolcusuyum ben, gönülden her hafta Uzak Doğu adalarında, her gün... .......sayfalar azalır ömrümden ve her saat şerefim asılı kendi boynumda. dakikalar, ölçüm alanım sönmeyen fenerim, saniyeler... ......bazen kendi şüphelerim, saliseler, ne muhatabım ne de alın yazım, kendimle savaşıyorum arkadaş, huzur bir yanım, diğerinde kalemimle koşturduğum atım! |
Fırça Darbeleri
(...L.Akbulut’a) ressamlık, çocukluğundan kalan... yalnız ve onurlu, sım sıcak kırıntılar tuvallerden aktığı, ve karanlığı aydınlatan fırça darbeleri, yüreğinde renklerini acımasızca yaktığı. yolları, adım attığı köydeki sokaklar, ahenk ile gizli masum gülüşlerinde anlamsız belki, kızgınlığı kadar, umutlarını süsleyen gönüllü bir işkence! her akşam elinde, sokak renginde tozlu dumanlı ateşten fırça, sürüyor kızgınlığı sabahlara kadar... utanç duvarını tuvale çizemediğinde! önceden anlamsız dolduruyor tuvali sonraları hayalinde düşündüğü dağlar, her fırça darbesinde yuvası aklında, ve kurumuş otlardan manzaralar. ilk adımlarında çizdiği iki ot arası, paletin yetmediğinde dengi boyası toprağı suçluyor ve karasını renk oyununun yansıttığı o toprak parçasını... çıkıyor ortaya ehli fırçasından, hüküm yemiş aydınlıklar ............demirden örüldüğü, betona vermiş gibi mukavemetini yorgunluk yırtmacından sıyrılırken sertliğinden özgürlüğü. bir elinin amansız gücü hala doğduğu topraklarda, diğeri- görsel sahne ihtişamında yıkılıyor olgular gerçek dışı kabardığında yüreği renksiz tuvalinde. sevdiği eller omzunda sıcak her zaman unutmak istemediği renkleri resmin korkudan saydam kalacak acemice sanki direndiği. umudun ve bileğin mutlu öpüşünü fırça darbesiyle gizliyor yeşillerde, serçelerin yokluğunda amansız ötüşünü taşımış bile fırçası ile deniz mavilerine. çöküyor yüreğine en uzun gece, zamanadır isyanı ve yorulmayan öfkesine... |
Fırtınalar
derin enginlere ansızın sürüklenir gemilerim... .........yıkanırken limanlarda, üzerimden süzülen .....sonbahar yağmurları, denizde uslanmayan dev dalgalar yüreğimde çılgın fırtınalar kopar yüzümde titrek uçurumlar. ufuklarda çekilmiş perdeler, delice coşar denizin suları sallanır göklerde .....en çılgın düşünceler bulutlar çökmüş üzerime perde, perde... köpüklü dalgalar .....şahlanmış enginlerde hüzünlü bir marifetmiş gibi kapanır semalar .......aniden birden bire, zafer edasıyla daralır ufuklar gök ile denizin birleştiği yerde. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:38 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.