![]() |
Senden Gizli Bu Neşe Pastam
Akşam karanlığına sevincimi gizliyorum Sen görmeden yanaklarım renkleniyor Nasıl koşabilirim pencereleri açıp Bırak hayvan yanımda mutlu olsun Bırak karanlığa gözlerinin karasını Kara karanlıklarda esrarlanır Neşeyi bürüsem bürüsem ciddiyete Bürülü sevinçler katlanmamalı kırış kırış Nasıl da yağdı estirerek rüzgar karı Yağmıyormuş gibi nasıl da hanım hanım Gündüzden arta kalan bir aydınlık mı gece Sabah seyirmesi gibi akıyor kanım Senden gizli bu neşe pastam Bu içimdeki şamdan gibi mum Bırak ta bu gece gizli güleyim Bilmediğim hayaller dokuyorum Aklımın ucuna basa basa yürüyorum Ertuğrul Şakar |
Seni Çağırmak
İçim seni biçimlendirmeye çalışıyor nedense Nedense bir dere gibisin damarlarımda akan Nice yap bozlarla sana koşuyorum Koşuyorum aşkın mesafesiz atlarıyla Öylesine duruyorsun yabancı bir ülke gibi Bir ülke gibi uğruna baş verilecek sınırlarda Topraksın,bir tohum saklarcasına sıcak Sıcak tevazun büyülü bir el gibi Her harfi dualıyorum aşka doğru Aşka doğru gül döşüyorum yollarına Belki bitecek kelimeler bir şey söylemeden Söylemeden içimdeki bülbül susacak Bilmiyorum uçan kuşlar kanatlarında Kanatlarında bembeyaz bir umut götürürler mi? Her soru ürkütebilir belki seni Belki seni aynalarda tüketebilirim Görünmez ellerimi saçlarında gezdiriyorum Gezdiriyorum kelimeleri gönül denizlerinde Seni çağırmak istiyorum borularla,bayraklarla Bayraklarla zaptedilmiş bir gönle girmek istiyorum Ertuğrul Şakar |
Senle Olmak
Saatlerce gökyüzüne bakarız ya Beyaz kirlenirse dayanamam Denizlerde martı çığlıkları Deniz fenerince uyanamam Kuşa, çocuğa karışmak demek Senin kendi içinle barışmak demek Hüzünle, sevinçle yarışmak demek Toprağın rengine boyanamam Kucakla sımsıkı duyduğun hazzı Yaşamak arzulamaktır birazda Bir kurt gibi bitirir hayat En tatlı mevsimde, olgun kirazda Ipıslak kumlarda deniz yıldızı Bir deniz anası gibi, şeffaf, kırmızı Ya da tepemdeki kutup yıldızı Sana asla direnemem Bütün ritimleri dinlet ruhuma Her seste seni bulmak, seni duymak Bir ebemkuşağı ol ufkuma Her renkte senle olmak, sana uymak Ertuğrul Şakar |
Sessiz Patikalarda
Sessiz patikalarda kır yeşilliğinde Göğün maviliği omuzlarımda Ellerimde uçuk sevdalara Açacak tomurcuk gelincikler Yeni bir umut yapraklanan dal Giydirilmiş güneşlerle tavlanan toprak Kemiklerimde taranmış bir ıssızlık Zaman yeşil ve ak Unutulmuşluğum unutkanlığımdır *******e koşar adım akıyorum Yeni tuğlalarla üstüste büyür yürek Yeniden yenice bakıyorum Keskin Göletinin suyu bu su Tohumları ve ısıtılmış güneşi taşır Çöken aşkın yeşil uykusu Hafta sonu ödediğim öşür Sessiz patikalarda yürüdüm başıboş Sessiz görünen bir fırtına gibi Şeytan Değirmeni değil mi bu Atakule gibi önümde dikilen Geçişli anlara girdim çıktım Resimlerin düştü slaytıma Kır çiçeklerini bıraktım Sessiz ve öbeklenmiş suratıma Ha Haz Hazır Hazırlan Ertuğrul Şakar |
Sevda Varoluşta Ezik
Hayat cesedimde mi? Resmim nerede? Kök hücrelerim çizik Sonlunun sonsuzu Genç kalan yanım Sevda varoluşta ezik Sevmek başarmaktır Şifre çözgücüdür kanım Gelincik yukası, nazik Ölüm bir bayraktır Zaptedilmiş beden ülkesinde Yanıltılırsam yazık Topraktan elbisemi al Her hücrem yeşil bir dal Aşk firakta bir azık Ben aynalarda çoğalıyorum Ben bedenlerde çoğalıyorum Hep yalnız, hep tek, ebedi fizik Vuslat ah vuslat.... Ertuğrul Şakar |
Sevgi Altın Sarısı Bu Mevsim
yaprak sarı elbiselerini giyiyor sen hüzünleniyorsun ufuklarla azalıyor içimizde ki sıcaklık birden bire ellerime daha sıkı sarılıyorsun uzak bir akrabamız olan sevda bakıyor hatıraların hasret bohçalarıyla yine böyle umutlanmıştım ya bir eylül başında çok iyi hesaplar yapmaya çalışıyordum bil ki her zaman gülmek için iyi bir umudum var ilk günkü gibi hala seni seviyorum ve ilk gözyaşımda ki tuzlu su bütün ağırlığınca yüreğimde söylenmedik daha çok sözcük var yanımda kahve gözlerine bakıp bakıp kanatlanacak sevgi altın sarısı bu mevsim altın sarısı bir kelebek dudakların Ertuğrul Şakar |
Sevgi mi Belirtmek İçin
Sevgi mi belirtmek için Her kağıdı kullanırım Hatta bulutları,kuşları Ağaçları,toprağı kullanırım Bir yıldız doğsa gösteririm Karanlık gecede parlak Bir su ışısa,güneşten Köpüklense,sallanarak Yeşili,maviyi,turuncuyu,beyazı Her şekli,her sesi,her nefesi Sevginin renğine boyarım fırça fırça Kuşu azat edilmiş kafesi Sevmek bir kalbin içinde Bütün varlıklarsa, o odak sevgide O'nun için,O'nun için severim Ömrün çeyiz gergefinde Her şeyde sevgi bir anlam olsa Her şeyde Rab'bime seslensem Sevgi beşiğinden bir dünya Sevgiyle doğsam,büyüsem,ölsem Sevgimi belirtmek için Her kağıdı kullanırım Hatta bulutları kuşları Ağaçları,toprağı kullanırım Ertuğrul Şakar |
Sevinemedim
Her acı Her çaresizlik Her susuş Bana insan olduğumu öğretiyor Kaybediş Prangalanış Düş Yalnız kaldığımı öğretiyor Sevinemiyorum nefrete Hesaplaşmalara Taşmalara Sona geldiğimi öğretiyor Hep bahar kalsak Mutluluk alsak Umutlar bulsak Herşey bildiğimi öğretiyor Sevinemedim Sevmeyi denedikçe Aşk kanadıkça Canan bulduğumu öğretiyor Ertuğrul Şakar |
Sır Hayatın Minesinde
Hem dışında hem içinde Yolculuk hikayesinde Bir sır; neden de, niçin de Sır hayatın minesinde Sevinç, hüzün alacalı Sevgi; diken, biraz çalı Ortalık elalem malı Bir dert gizli sinesinde Gitse, içi rahat değil Kalsa, gönül öte meyil Vücudunda onlarca dil Acaba nın yinesinde Bir yumuşak, bir buyrukçu Sevdiğine pek kuyrukçu Kavga dövüş pek yumrukçu Hırs kasları enesinde Günü lime lime etti Sevda derdi cana yetti O; yollara yollar kattı Şiirledi sonesinde Ertuğrul Şakar |
Sır Verir Bize
Bahçelerde gülün pembe yanağı Gizli sevdalardan sır verir bize Yeşil yapraklardır aşkın hamağı Bülbül feryadından har verir bize Bahar günü, seher vakti bir dinle Gök kızıl, yer kızıl neylerle inle Bir kızıl buluşma, çoşar seninle Dilsiz diller yanar, kor verir bize Bahçe bulut bulut bahçede meşk var Yarin gözyaşından billurdan köşk var Varlık yağmalansa sonunda aşk var Sevda esir alır nar verir bize Ne Mecnun buluştu, ne Ferhat vardı Bir sır kapısında yüzler sarardı Ayaklar titredi, kalpler karardı Yar yolunda koşu dar verir bize Bülbül bu bahçede, yerde gazeldir Utanç boğum boğum, nazlı güzeldir Gözlerim uğrunda bir gizli eldir Feleğin çarkına zar verir bize Ertuğrul Şakar |
Sırları Seviyorum Seni Severken
Sırları ısırmak için Beynimin düşünce dişlileri yürüyor Paletleri et olan bir bedende Sırlar alemi severek büyüyor Sevmek her yerde bir anahtar Anahtarların yeniden yöneldiği bir kilit Sırlarını seviyorum seni severken İnsan olduğumu sırlarla anlıyorum Sırlar kraterinde bir mağma Delik deşik ediyor hayallerimi durmaksızın Seni düşünürken hayaller; sırlar giyiyor Sır tülleri arasında hep güzel kalıyorsun Binbir gece masalı mı bu dünya Her geceye merak ve hayal aktarıyorsun Beynim rüya oluyor, düş oluyor Sır mektebinde ebedi şakirt Isırıyorum ve ısınıyorum Çok bilinmeyenli denklemlerde Ertuğrul Şakar |
Sizi Şaşırtmadan Susacağım
Sizi şaşırtan bir söz açsam Ayna yansımasında güler gözleriniz Bulutları bir kır yamacından koparsam Şehirlere taşıyamam inanın Güneşin ateş hırkasını giyince Başıboş zamanların çemberleri çizilir Sevil derken ceza mıdır dua Hasretlerin kırılgan kuyularında Acının öyküsünü parça parça Ayır, anlat kalemine sürekli Ne bahar, ne kuş,ne su Güneş kadar yıkamıyor bedenimi Sizi şaşırtmadan susacağım Gülen gözlerinizi dondurmak için Bulutlar gibi çekip gitsem diyorum Bu evler, bu sokaklar niçin? Ertuğrul Şakar |
Sokak Feneri
İnsan inanır Taşın ağlayacağına Oturur derdini döker Taş ağlar Gece dökerim yalnızlığa derdimi Sinim sinim ******* Dört duvar ağlar,kilim ağlar Minder ağlar,yastık ağlar,yorgan ağlar Göğe bakarım,alacakaranlık Yerler ıpıslak Gökte sönük bir yıldız Gözyaşlarımdan aydınlık Bir sokak feneri Eski bir sokak feneri Bütün karanlıklara inat Penceremde emir eri... Ertuğrul Şakar |
Soluyan Bedenin Şiiridir
Karanlık ormanda iki göz Hayvan olduğunu hatırlatır Dumansız bir ateştir hararet Şeytan alevleri ıtırlatır Sinmiş bir puma refleksinde yürek Aşk yarasa çığlığında uçar Soluyan bedenin şiiridir Ölüm sonsuzluğunda bir kar Geceden ibaret zaten hayat Işık arzudan ibaret İçindeki boğamadığın hayvanın sesi Yasak düşleri ziyaret Yedi başlı ejderha solur Aşkı bir sunak taşında Kutsal bir ayin gibi bulur Teslimiyeti ta başında Yanar karanlık kapkara Hayal çizgilerden anlarım Göz göre göre susar sözcük Irmak karası akar kanlarım Lezzet karanlığın ateşinde pişer Vahşidir biraz da insan yanımız Karanlığa her zaman bir kor düşer Kav tutuşması yanar ormanımız Ertuğrul Şakar |
Sonbahar
Sonbahar Ayrık otlarıda kurur Eğer gelebilmişse Bu zamana Yapraklar Sarı,kızıl İnsan sızılı Sevda Yapraksız bir ağaç Kaç gündür Yakamı topluyor rüzgar Belki gelecek Dolu,kar Ayrık otlarıda üşüyor Dallar ve yapraklar düşüyor Ertuğrul Şakar |
Sonsuzlık Bitmemeli Aşk Bitmemeli
Deniz gökyüzünü buluyordu bir mavide Hem birlikte hemde ayrıydı sanki Yağmur bulutlarından bir şemsiyeyi Yüreğinde emzirmek için tutuyordu Her an ona bakınca duruyordu Sonsuzluğun merdiveninde bir basamak Dalgalar iç gözleriyle sorguluyordu Sıcak atmosferlerin kanaması bir yasak Ne kadar uzak yakınında durmak bile Ne kadar düz bir çizgi oluşum Duyguların sarhoşları koşar sahile Seni yorgan gibi örtmek kahroluşum Deniz gökyüzünü bırakır bir çizgide Kopmayan ayrılıkları giyinir usulca Gece yıldızların buluştuğu bir sergide Bir hasta titreyerek kan kusar alca Ressam kırma paletini, şair bitirme sözünü Sonsuzluk bitmemeli, aşk bitmemeli Ertuğrul Şakar |
Söz bitirilmeli Nerede
Neresinden başlayacağım sözün İstediğim nedir sözcüklerden Gözcülük etsin derken duyguya Nasıl yol veriyorum kaygıya Hep bitmemiş arzuları içiyorum İçiyorum arzuları bitmemiş hep Söz bitirilmeli nerede Tümcedeki saklı sır Duygu kendini ortaya koymalı Saygıya karışan yol yordam nasıl Susuzluğun bir çekim gücü var ki Var ki gücü bir susuzluğun Yağmur gibi neresi olursa yağıyorum Gönül buğulanıyor sileceklerde Ertuğrul Şakar |
Su Gülsün
Irmaklar susmasın,bırakın aksın Şelale şelale hep baş döndürsün Sevmek isteyenler kalbine baksın Su gülsün,binbir yaprak güldürsün Yaş yedidir veya tut yetmiş yedi Sevda sarmaşıgı sardıkça sarar İçimde oturur çocuk ve kedi Minik duyguları yer yer tırmalar Gökyüzü güzel değil mi söyle O beyaz bulutlar çağırmıyor mu? Sonsuzu sonluyu bırakmam öyle Gönül gözün gün gün seğirmiyor mu? Ertuğrul Şakar |
Su Sudur Bende Aksi
Su sudur bende aksi Havanın bulutları bende İçime sığmış galaksi Hay yanın yakutları bende Zamanından kopardım zamanı Senden çıkarılmış bir sendir çiçek senden ayrılmış senlerle Şarap tadında bir içeçek Gökle yer arası bir yağmur Aşk ıslağı düşer sonsuza Kristaller aşk kadar mağrur Al kor arzular çizer buza Yorgun yüzünü örtüyorum Umutlarımı giydirerek üzerine Bölüyorum seni senden Alıp götürmek için derine Ertuğrul Şakar |
Sustum
Hayalimde sevdim,yaşadım,sustum Düşlerim evlendi, boşadım,sustum Mevsimler boyu koştum peşi sıra Yaşanmamışları yaşadım,sustum Ertuğrul Şakar |
Susu
Bir tozlu defter gibiydin Kapatılmış ciltlenmiş sarı yaldızlar içinde Gece yıldızlar içinde Açmaktan korktuğum sayfalarda Bir lahit gibi duruyordun İçimde ve içinde Bir ses yardı susuyu Bir kurşun uyardı pusuyu Son nefes verilmemiş demek ki Ertuğrul Şakar |
Şairler
Kelimeleri kalkan yaptılar Kelimelerden kaleler kurdular Yüreklerini kelimelere Gömdüler. Ertuğrul Şakar |
Şaşırt Beni
Damlanın içinde sabır ne kadar Ne kadar senin içinde sevgi Fırtınanın gücü nerden gelir Telefon çalınca ürperir misin Aklına ne gelir şüphe ile Beklediğin algıdır sezgi adına Damla sevgi fırtına mıdır Telefon şüphe ile sezgi arasındadır Beklemek sabırda bir gelişme Haydi seni göreyim şaşırt beni Sabır gösterime bir bıcak gibi gir Gir; alt üst et düzen dediğimi Ertuğrul Şakar |
Şimdi Bir Noktaya Sığınıyorum
Şimdi bir noktaya sığınıyorum Hiçbir yönü olmayan Biten zamanların ve sözlerin sonunda Orada,öylece bekliyorum Seslerin kesildiği bir korulukta Kalbimin boşaldığı bir durakta Şimdi sesli sessiz harflerde yok Bir yağmur,bir gözyaşı,bir nokta Senin belki farkedemediğin bir sapakta Yeni başlangıçlar için zaman kolluyorum Yeniyi bilmek,yeni sözleri bulmaktır Niçin birşeyler arıyoruz durmadan uzakta Şimdi dediğim ve şimdi dediğin bir an Kanatlanmayı bekliyen mutluluk o kadar çok ki Gecenin karanlığında güneş bir nokta şafakta Ellerim,kalbim,umutlarım bir nokta Sözcükler katarını durdurunca bir bak Bir bak ne kalmış senden sonra ayakta Şimdi niçin yamanıyor şiirler bir tüle Sözcükleri taşıyan,bir hamal kadar inatçı İnatçı bir keçi kadar,koparılmış yaprakta Bir noktanın sesini bulamazsın hiçbir yönde Durup düşünmendir onun sana sunacağı Seni sana döndürecek sadece bir nokta Şimdi bir noktaya sığınıyorum Yeniden başlamak için her yeniliğe Yeniden aşka,sevdaya ve deliliğe 10.12.2004 Ertuğrul Şakar |
Şubat Ortası Belki Duyarsın
Sevmek için bir hatıra bırakmak yeter Gül yaprağı gibi gönüller düşer Nice bilinmez ayazların çırpıntısıdır İnsan yaşadı mı garibce yaşar Bu şehir kısa mutlulukların kitabıdır Bir gelincik ayıraç olur bükük Sevda kimin muhatabıdır Hazan balyalarından bir yük Esme desemde esiyor rüzgar Esrik birlikteliklerle düşüyor kar Ne günüyse ne günü seni seviyorum ya Bu cemrelerin ardı bahar Hatıralar kervanında hep sen varsın Özdeş bu şehir seninle bir daha Şubat ortası belki duyarsın Karanlıklarını biriktir sabaha Ertuğrul Şakar |
Taşır Ay
Ardına bakmadı ki hiç umutlarım Aşkın tadı baharlardan da öte bir şey Veren olursan açılır kapı Yanık yanık çalarsa yakar ney Gönüldeki duygular üşür yorgansız Yıldız gözyaşları şebnem bir yürek Tutsaklıktır teslim olunan aşkın ipi Gecenin kanatlarını üstüne taşır ay Ekersen tohumu bahara gider Umut tohumlarını eke eke git Kar kördüğümüdür düştüğün tipi Ufuk,sultan gönüldeki sırça saray Ertuğrul Şakar |
Tel Tel yağmurlar
Ipıslak yüreğimle ince ince Düşlerle geçtim seni görünce Dönüştürüyorsun beni sevince Tel tel yağmurları çok seviyorum Alaca sabahın gözyaşı idi Baharın kirpiği ve kaşı idi Sevda güllerinin bir taşı idi Tel tel yağmurları çok seviyorum Nisan başlangıcı sessiz ve ıslak Yüzünü yıkıyor binlerce taslak Ne güzel görünür seninle Maslak Tel tel yağmurları çok seviyorum Gel gülüşünü ıslat bu sabah Gönlümün çiçeği buket buket ah İçim sesleniyor 'Haydi çık, yallah' Tel Tel yağmurları çok seviyorum Ertuğrul Şakar |
Tut ki Dünya Benim Gemim
Tut ki ney değil inleyen benim Ruhumu etle bürüdü tenim Tut ki ışıkla örüldü hücrem Tut ki dünya benim gemim Geçmeden dalgalara beni gör Bulutların gölgelediği benim Bırak renkleri şekilleri sana ne Varlık olarak en mükemmelim Şeklin ve ruhun özetiyim Gözlerim,gülüşüm ve elim Seni ararsan bana gel Gel semada raks edelim Neyi üfleyen sen benim Güzelliğin simgesidir tenim Neyi arıyorsun benden gayri Ben benim,vekil benim Ertuğrul Şakar |
Türk Vatanı
Vakit ayrılmıştır bir varlığa Candan öte bir mukaddestir bu Paylaşılan bir mutluluk Ayrıştıran bizi diğerinden Sınırsız bir yeryüzü üstünde Bekanın çizgisi varlık Biz derken bizim olan Gökleri aynı bayraklık Altı fidan kanıyla yoğrulu Üstü iradelerin gençlik bahçesi İmanlarla çizilmiş coğrafya Hür olmanın nefesi Ayrılmış vakitlerde genç asker Bekler yüreğinde atanı Bozkırı, dağı, taşı Türk Vatanı Ertuğrul Şakar |
Umudun Ucunda Yaşamak
Döküldüğün zaman arınacaksın Akılla sezgi arasındaki kavgadan Formüller içinde yaşamak Hazzı hangi metod tutabilir mutlulukta Boş verdiğin zaman düşüneceksin Kuru bir tükenmişlikte bir tohum olsana Umudun ucunda yaşamak Seni bütün taçlar kıskanmalı kutlulukta Boşa doluya almayan bir aralıkta gülümse Gecenin on ikisi olunca ayır kafatasını Anı avucunda yaşamak Nasıl bir şey boşaldığın zaman dökülüş Kara *******i hayal denklemleriyle karşılaman Tohum gücünde yaşamak Döküldüğün zaman arınacaksın Kuru bir tükenmişlikte bir tohum olsana Ertuğrul Şakar |
Umut
Loş bir ışığı bölüp Koridora çıktığımız zaman Kamaştıran ışık değildi bizi Hürriyetti önünde uzanan Kaç hüznü kısıp Biriktirmişti ıstırabını lamban Gönlündür çatlamış Gözyaşlarından aydınlanan İçimde bir umut daha Biliyor musun yeniden uyanan Ertuğrul Şakar |
Umut Tuvalim Yeşil
Yayılan bir damlayı kuşattın mı Halkaların kalkanlarında bir sevdayı Düşlerinde Düştün mü hayallerine gelişmelerin Söz kürkünü sarılırsın, çıplaksan Isıtır umulmadık üşümelerini Kaşlarında Koştun mu göz dünyanın derinliklerine Niçin değişiyorum seni düşünürken niçin Boşlukların ıssız döllerinde Üşüyorum Üşümelerimi hasret ateşine attığımda Yakın yalın bir yalnızlığım var seninle Yalansız bir yıldız görünmeyen Görünmeyen bir öteki sensin Sensin gönül köşkümün boyacısı Yıldızlar yukarıda Ben aşağıda bekliyorum Gönül coğrafyam mavi Umut tuvalim yeşil Ertuğrul Şakar |
Umut Ve Hüzün İle
Her gün yeni bir umut, her güneş bir başlangıç Yeni bir imtihandır açılacak her kapı Şu gönül denizinde, zaman yorulmaz dalgıç Umut ve hüzün ile insan örülmüş yapı Ne sevincim mutludur ne de hüznüm derbeder Duygular dinmeksizin birbiriyle harp eder Bilmediğim bir kader yakamdan çekip gider Hayat buğday tarlası, kuru bir anız sapı Dostluklar yarım yavan, sanki su döven havan Bütün kitaplar hapis, gökyüzü bir karavan Buruşuk gülüşlerle kimdir sırayı savan Ölçülmüyor dostluğun derinliği hem çapı Yine de umut leylek kona göçe uçuyor Bir sıcaktan sıcağa, kanat açıp kaçıyor Görenlerin yüreği, ilkbaharlar açıyor Balon gibi yükselir sevginin bitmez ipi Yeniden doğumlarda hep ölüm mü gerekir O bembeyaz papatya avucumda sanki kir Yine de gül sen bana, duygun kalsın hep bakir Kardelen enginine dolansın gelsin tipi Ertuğrul Şakar |
Umutlar
Umutlar ya onlar Kaybediliyorlar Her geçen günle birlikte Bilmem senin yıldızların var mı Aşk balkonunda parlayan Yıldızların var mı bilemem Bilmem var mı sahi Gökyüzündeki yıldızlar hepimizin Paylaşmasını bildikten sonra Bencillik etmezse içimiz Sahip olmak için Aşk serbest bırakmaktır yeryüzünü Gökyüzünün altında Sarp kayalarında üzerindedir Her yıldız tek tek Herkesin bir yıldızı vardır belki O sonsuz gibi gözüken boşlukta Ertuğrul Şakar |
Utlu Gibi Bakarken Sevgine
Nasıl bir duygu bilmiyorum Uygun bir mutluluktu asıl Utlu gibi bakarken sevgine Kelimelerin bile hoşuma gidiyor Elimi tutmuş gibi sımsıkı Tut gözlerimden kaldır ipimi İpim yüreğimin hayal perdesi Ay ertesi sular eğim yapar Su bütün damlataşları boyuyor Sen su musun uyku musun dingin yaşam Mor ötesi bir üzüm salkımı Bağ bozumu şölenlerinde hep seni bekliyorum Ertuğrul Şakar |
Uzak Hayallerin Uzantılarında
Uzak hayallerin uzantılarında Nice aslı düşlerim vardı Nice kuşlar uçtu ufuklarda Nice ufuklar karardı Aşk açlığında insan aradım Vuslat işlenmiş karton dekorda Kar tanesi umutlar yapıştı gönle Sevda işlenirken ak korda Açılmamış bir paket gibi dünya Açmadan vereceğim geri Kötülükler örmüş iyilik Kötülüğün iri lengeri Anlamak istemeden seviyorsun Senin boyutlarında sevgin Bir kuğusun kendi gölünde Bilmezsin nedir engin Uzak tutulmuşluklarda yıkandım Çaresiz aynalarla örülü Çaresiz çizgillerde tıkandım Yüzüm aynalarda serili Ertuğrul Şakar |
Uzakta Olsa
Hiç ufukta,uzakta bir yıldız görür müsün Siyahın içerisinde bir nokta Uzakta da olsa bir umut var Siyahın pelerininin ardında Kadere gece bakma Bir de gündüz dene şansını Bulutlar bile beyaz olur Güneşe karşı 'Siyahın göründüğü yerde' Beyaz saklanıyordur. Ertuğrul Şakar |
Var Olmak Birazda Var Etmektir
Güzel kadehler camdır ve kırılırlar Gül yaprakları incinme hassası taşır Gel demek için aşka ağlamalısın Sevmek basamaklar önünde terlemektir Sevilmek her basamakta ki umut Sessiz gül yaprakları düşer ayaklarına Var olmak biraz da var etmektir Vermek bir vergidir karşı konulmaz Virgüller, noktalar hep tümce için Ziyaretten geliyorum düşüncelerini Ziyan edilmiş bir bahçe gibi Zemheri yüklendiğin şu baharda Ertuğrul Şakar |
Varlığa Yorum Katabilen Akıl
Ben olmazsam deniz niye yarar Gök,hava, su,yıldız O şekiller harikası kar Ben olmazsam her yer ıssız Güzeli yüreğiyle gören Meyveye yatan en ince bir dal Korkular ve muştular ören Hayvan ve melek bileşkesi tutkal Gözlerin ışığındaki sevgi ve nefret Olgunu ulaşılmaz, kabası tam ham Bazen eşref-i mahluk, bazen felaket Bazen karınca ezmez, bazen yamyam Evrenin usta oyuncusu,başroldeki Varlığa yorum katabilen akıl Benlerle, bizlerle örülü seki Taştan tanrılar oyan bir kul Issız kıpırtıların farklılaştırıcısı Anlam renklerinin ressamı Sen olmazsan her şey taş tabakası Sen olmazsan bir dal odun asa mı? Ben olmazsam deniz niye yarar Gök,hava, su,yıldız O şekiller harikası kar Ben olmazsam her yer ıssız Ertuğrul Şakar |
Vefa Kalmadı
İçimde bir tel var ince,dokunak Bazen ağlatıyor yürekten beni Erkek ağlamazdı bir taş barınak Erkeği ağlatan destanlar yeni Sarıldım vefaya,vefa kalmadı Dost dediğim insan hançer gösterdi Çile katıklılar sabrı duymadı Yunus ol diyene buğday ver dedi Kavga var gurura,hırsa,kibire Bir tutam güleryüz kantarca ağır Şatolar,villalar götür kabire Orayı satın al,keyfince bağır Erkek söz eriydi,hicap eriydi Her kelime namus,yemin ve gerçek Erkek ağlamazdı,sırtı kaviydi Ne bilsin ihanet dosttan gelecek 23.03.1993 Ertuğrul Şakar |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:11 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.