www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:26 AM

Yasak meyvelerin serinliğinde sıcak Aşk.
Göğsündeyken
Uzasın istedim yollar.
Yol boyu tabelalarda
Silinseydi İstanbul
&nbspkaybolsaydık

İsimsiz şehrin
Yasak aşklarından biriydik sadece.
İsimsizdik.
Sessizdik...


Sen dolu zamanların
Zehrini yudumluyorum
Bir avuç çakıldan çaldığım maviden
Suskun yüreğinin rüzgarı
Tenimde hala esmekte

Gözkapaklarımdasın.
Uykular sızıyor kirpiklerimden,
Hayallerim bölünüyor,
Akdeniz gibi süzülüyorsun yüzümden.

Her dönüş
Ayrılığa gebe bu şehirde
Hani dedin ya
Tut ellerimi!

Elim hala sende...

Kandırmasın sahte tebessümlerim
Gülüşlerim ıslak
Akıtamadığım yaşlarda
Duy...
Seni seviyorum y a s a k l ı m.

Yasak meyvelerin serinliğinde
inadına sıcaksın aşk...a ş k ı m


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:26 AM

Yasaklıyım sevişlere
Ay sessizliğinde aktın göz kıyılarıma...

Sarı Gelin’e ağıtlar yakıyordu
kırmızı duvarın önündeki kadın

Uzundu saçları
Yüreğim kadar yanıktı

Ve şakağımda elim...
Loşluğu boğuyordu tütün dumanı
Dumanı boğuyordu heybetin.

Ellerin büyüyordu
Sen büyüyordun

Şiir doluyordu kulağıma
Yüreğime sen doluyordun.

Siyahlar içinde doluyordun
eflatun düşlere doluyordun.

Göz kapaklarım asıldı kaldı uzak bir yerlere
Adresini biliyordum da
Sana çıkan tüm yollarda kaybolmam gerekirdi

Tanıdık seslerin canımı acıtan bir yanı vardı
Kollarımı sardım göğsüme...

Sense
Göğüslerin diyordun

Bense gözlerinden çekiliyordum
Gidişimdi çarem.

Bilmiyordun!

Sevdalara çoktan kapandım
Kilit altı aşklara panzehir şiirler

Tenim mühürlü sevişlere
Terim ağul

Teninde büyüyordum
Şiirde fısıldıyordu koca bedenin

Geceye boy veren
“siyah lale” koydum adını

Oysa ben laleleri hiç sevmem
Ne tuhaf ben şiiri de hiç sevmem

Dedim ya
Sevmelere kapalıyım

Aşklar hep köpük helva tadında
Sevişim bu yüzdendir acı kahveyi.

Sevişlere yasaklı, aşklara oruçluyum.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:26 AM

Aslında
Yıldızlar ne kadar yakınmış aslında.
Gece… gece hiç de karanlık değil.
Korkmak değilmiş kalabalık içinde yalnız kalmak
Ürperten, ölmek kadar, yalnızlıktan da yalnız olmak

Denizler hiç uzak değilmiş.
Suya mürekkep damlatınca
Okyanusları sığdırdığınızı düşündünüz mü?
Elinizdeki bardağa.

Ne ağaçlar kalabalık,
Ne yollar karmaşık.
Ne de çocukları masum yetiştiriyoruz aslında.
Hayat ne sunduysa, onu katık ediyoruz
Açlığımız sunamadıklarına.

İsyan ne kadar basit aslında.
Bir çığlık dolusu küfürler
Bir yumruk sıkımı izler duvarlarda,
Ya da bir kurşun hızında bitişler.

Konuşmak ne kadar kolay
Bildik harfler yan yana,
İsterse noktasız olsun cümlenin sonu
Anlayan anlar nasılsa.

Sevişmek de kolay değil mi
İki ten olduğunda.
Zamane içinde ister kadın kadına
İster adam kadınla
Adam adamaysa, yine de aldırmaz oldu dünya.

Her türlü kahpelik kolaylaştı
Dünya ağırlaştıkça.
Kalabalıklaştıkça yabancı oldu insanlar
Ne anlamı kaldı arkadaşlığın
Ne derinliği şerefin, namusun
Gurursa zaten ayak altında.



Yükseklerde dalgalanır oldu
Yalancı ülkelerin alaca bulaca bayrakları
Yeşil parkede sızarken bilmediğin kan grubu
Bir şehit ağacı daha dikildi dört duvarın ortasına

Vergiler ödedi asgari ücretli
Midesine indirdi kara para aklayanlar
Madencinin elinde beyaz güldü ekmek
Alkışlarsa, gülleri sahnelere atanlara.

Önüne gelen şarkıcı,
Önüne gelen sanatçı olmuş yurdumda
Önüne gelen şair, entel dantel ayakları
Kravatı takan beyefendi,
Kırıtıyorsa mini etekli olmuş hanım efendi.

Sahi kimin umurunda?

Sınırları değişiyorken yurdun
Çalınıyorsa çocuklar anıt mezarda
Satılıyorsa organlar
Bulunuyorsa kalbi, gözü olmayan cesetler
Kayıplar listesine ait
Kimin parmağı kıpırtıda?

Yarışırcasına hazırlanıyorsa çocuklar yarınlara
Ve bilmiyorlarsa köpük dondurmanın tadını
Bir misket bile yuvarlamamışsa uzanıp toprağa
Beyaz yakası kirlenmemişse iki örgülü saçlarının altında
Duyulmazsa teneffüs zilindeki küçük çan
Megafonik son şarkılar yerine.
Büyükler mi yaşamıştır çoculuğu,
Şimdikiler daha şanslı denilen çocuklar mı?

Hanginizin burnunda tütmez ki
Sokak kavgası sonrası
Eve dönüşteki ter kokusu!
Minik kilimleri toplayan eller yerine
Klavyede yazışır küçük parmaklar.

Kırılan oyuncak sepetinde
Bekler kolsuz bebek
Tekerleksiz araba
İpi kayıp topaç
Kuyruksuz kağıt uçurtma


Komşular gelse gece oturmasına
İlk ortaya çıkandır o sepet
Aman sussun çocuklar diye.
Sonra tavlada aranır dübeşler, yekler
Danteller örülür, çeneler nakış işlerken

Kulağımda hala çınlayan ezgisiyle
Radyo başında yapılırdı kahvaltı
Yeniyi bulmak kolay aslında
Eskiyi yaşayabiliyor muyuz? eski tadında! ! !

Üç mahalle aşağıda ölüm olsa
Yas tutardı simasını bilenler bile.
Şimdi aynı apartmanda,
Bulunmaz komşunun ölüsü, kokusu yayılmasa.

Sahi kapılar neden eskisi gibi çalınmaz?

Arap sabunu kokusunu özleyen kaç kişi var?
Ya da mabel cikletindeki zenci kadının küpesini hatırlayan?
Leblebi tozlarını yerken tıkanmaya razıyım
Her şeyi bol şimdiki zamanda
Ama hiç birinde yok anneannemin kahve değirmenindeki
Çekirdeğini öğüttüğüm kırk yıllık dostluğun tozları.

Çizgili pijamalarda kaynamış suyun kokusu
Bayrama birkaç gün kala hazırlanan bayram yerleri
Hadi geç oldu sabah okul var diyen annelerin sesleri
Bakkal önü mahalle yaşlılarının sohbetini
Üzerinde İş bankası amblemli çelik kumbarasındaki
Büyük hayallerin küçük paralarını
Hiç özleyen yok mu?

Yıldızlar ne kadar yakın.
Uzak olan yaşadığımız günlerimiz
Ölüm bile başucumda beklerken
Gönülde kalmak ne kadar zor
A s l ı n d a....

yaşamak mı zor
ölmek mi
farkına vardığımızda
geç kalmamış olsak
y a ş a n m a m ı ş l ı k l a r a


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Dün gece,
Adını suya verdim
Kimse görmeden
Damla damla içtim
İçim kuruduğunda

Karanlığın o kilitli köşelerinde
Gözlerine yıldızlar yağdırdım
Bakışın gizlensin diye

Marmara ile dertleştim
Bir kadeh şarabın sarhoşluğu
İhanetlerin yüküyle
Boğuldum kalabalıkta
Sense başka masada
Başka gözlerdeydin
Ve başka seste

Bir yara vardı hani dudağımda
Kanlı kelimeler
Alnımda iz vardı geceden sürülen
Oysa delik deşik ettim arzularımı
Susmak ne ağır geldi bilsen

Başımı göğe her kaldırdığımda
Nefesini hissettim
Ve
Sonsuzlukta kısa kısa dokunuşlarını

An geldi
Aynı şiirler doldu kulağımıza
Aynı sular geçti düşüncelerden
Üç adımda bitti
Peri kızına benzer hikayem
Marmara yalpalarken ayaklarımızda
Aynı korkuydu paylaştığımız
Yutkunduğumuz da belki
Aynı sevdaydı…belki de isyan

Esirim sensizliğe
Saçlarımı ördüm demir parmaklıklara
Pencere yaptığım gözlerindi duvarımda
Ellerin kelepçe
Şiirlerin katlı cebimde
Hece hece döküldüğün geceden
Arzulu bakışların sadece bende saklı

Yirmidört saatime gizlesemde seni
Saatler seni çarpar yüzüme

Yasaksın sevgili
Bir o kadarda helalim

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Aşk adamı
Kendimden eminim
Sana ait..
Varlığınla yokluğun
Kalmanla gitmelerin
bitirmez bende ki seni

Senden emin değilim
Sen yine sana ait
Yokluğum
Gitmelerim
daha da büyütüyor seni
bilirim

Sen bende büyüdükçe
Ben bende eriyorum
Sen/se
kimbilir
hangi çıplak yüreğe açtın
Gönül yatağını..

Beni uyuttuğun gibi uyut/maların
Bende kaldığın gibi kal/maların

Bahar geliyor
Nasılsa sıçrayacaksın
Başka papatyalara

Sen yalancı baharın
aşk adamısın.

Gelinciklerine dokunma
Yüreği yananların
Bırak/ta onlar masumiyetiyle kalsın..


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Aşk adına
Bir saatlik gözlerimi
Bir tutumluk ellerimi
Bir tadımlık dudaklarımı
Sana gönderiyorum
Hani yeterse

Bir duyumluk şiir okuyorum
Bir yudumluk nefesimi
Bir tutamlık saçlarımı
Sana gönderiyorum
Hani yeterse

Bir kadehlik keyif
Bir şarkılık nota
Bir resimlik boya
Sana gönderiyorum
Hani yeterse

Bir anlık gözyaşı
Bir anlık kahkaha
Bir merhaba, bir elveda
Sana gönderiyorum
Hani yeterse

Bir kavgalık öfke
Bir sevişlik sevda
Bir bedenlik ruh
Sana gönderiyorum
Hani yeterse

Bir açık mavi
Bir sıcak sarı
Bir kaderlik beyaz
Sana gönderiyorum
Hani yeterse aşk adına

Bir ‘sen’ gönderiyorum sana
Bir ‘beni’ alıyorum senden
Sana sonsuzluğu...
Olur mu!

Bir pencerelik özgürlük
Aşk adına yeter bana

tav.kuy.pay.örd.sıp


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Yaşama tutunmak / Son kez
Açılmamış pencere ardında
dört duvar üstüne, kilidi vurulmuş bir kapı
Karanlık

Buğulu pencere gölgesinde
……………………bir kadın
Suskunluğunda boğum boğum çığlık
Kirpiklere tutsak bir bakış

Nereden tırmanmaya çalışsa
ucu kanlı dikenli tel
Kuduz köpeklerin uluyuşunda
Bekleyişte

Ya geceye sürmüş ya yüzüne
Kanayan umut elleri

Derin tekbaşınalığa mahkum
Belki de kurban bataklık çiçeği

Doğruluyor bedeni büyüyen gölgesinde
-Son kez, diyor ….– son kez, titreyen dudağı
Eziyor çiçeği

Ve vaftiz edilen bir sevdanın gücüyle
Önce pencere açılıyor
Sonra kilidi kapının
Küçük adımlar düşüyor gün ışığına
Acı bir tebessüm ses veriyor… -hayat beni bekliyor!


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Aşk en çok adınla güzel
'Kaldıysa içinde zerre kadar ben
Bırak kendimi yaratayım küllerimden ' dedin ya!
Sustum...

Bir an; seni ilk gördüğüm merdivenler dizildi gözlerime
Mayısın ikisiydi, saat yine yalnızlığımın üstündeydi.
Çapraz düştüğünde ellerimiz, avucumuzdaydı mevsim çiçeği.
İsmin bile hatırımda değildi elini elimden ayırırken.
Zaman aktı geçti...

Bir deniz kenarında bekliyordun beni.
Maviye düşen portakal çiçeğiydi duruşun
ve gülüşün...gülüşün şu an bile aynı sıcaklık içimde.
İsmi bile hatırımda değil o günün, mayısın ikisiydi...
Zaman aktı geçti...

İstanbul'a deniz ötesi bakıyorduk.
Sokak kedilerinin gölgesine şahitti yıldızlar...
Piyanonun başında bir adam, şarkısı hatırımda değil.
Tenimin tenine ilk düştüğü andı şiirlerin tutuşması...

Duymadığımız bir aşk şarkısı çalıyordu bir yerlerde
Biliyorduk... bize gelene kadar bir bir sulara düşmüştü notalar
Martılar çalıyordu...gülüyorduk.
Aşkın çığlığı kilitli kaldı dudağımızda.

Dönüşe doğdu güneş...
Islak otobana vurdu sarısı.
Üzerinde leyleklerin uçuşları
ve içimdeki çocuğun kahkahaları...

Ne kadar da yakınmış İstanbul!

Her yıl bir taş daha koydu bu şehir önümüze
ve her akşam iki ayrı yakada, yine de tek bedende besledik aşkı.
Her şiirimizde biraz sen vardın, biraz ben
Ama en çok aşk vardı.

Mevsimi bilmem, yılı da!
Hani şiirleri kuma gömdükleri gece
Yumruk içindeydi ya öfken,
cadde üstü düşmüştük kavgaya.
Kollarımdan tutup da, ayaklarımı kesip yerden
Ya sahip çık bana, ya çek git dedin ya!
O an tutuştu mevsim, o an kavruldu akdeniz.
Sustum...

Taa ki;
Eski sevgilin diğer yanımda
Bir yanımda sen... o gece,
O gece öyle yandım ki
Aşk ne zor şeymiş.
Dokunduğunda gözyaşıma
Sahip çık aşkına dedin ya!
Bu sahne bildikti aslında...
güçsüz olan benmişim.


Gamzene dayalıyken düşlerim
Bir kez daha tazeledin içimde sevişleri
Parmağımda özgürlük, içimde tutsak olan aşk.
Sol elinden çaldığım anları helal et bana.

'Az kaldı, döneceğim sana,
Kaldıysa içinde zerre kadar ben
Bırak kendimi yaratayım küllerimden ' dedin de;

Bil ki; hep yangın yerisin içimde.
Ne zaman sönerse ateşin, solar portakal çiçeklerim.
Küllerinde düş kırıklarım...aşktan bizi silme.
Aşk en çok adınla güzel.

-Gamzen aşk kadar güzel-

21 ocak 2007


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Aşk erişilmeyen olmalı
Aşkta baharı yakalamalıyım
Mevsimsiz şarkılarda yaz'ı
Umut hep olmalı sevdada
Hayaller gerçeğe taşınmalı.
Küçük yürekte destanlar yaşatmalı duygular
Avucumda sakladığım yıldızları savurduğumda
Samanyolu çizmeli lacivert gökyüzü
Denize yoldaş olmalı.

Aşkta coşkuyu yakalamalıyım
Hani göğsümde çit çektiğim deli taylar var ya
Yalamalı dağı taşı dörtnala
Ben eteğime toplamalıyım baharı.

Kelebekler konmalı ormanın saçlarına
Meltemi okşamalı en bakir dallarını
Yedi kat altına kadar gökyüzü kurşunlamalı toprağı
Aşk erişilmeyen olmalı.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 08:27 AM

Aşk filizi(m)
Aşk filizi(m)

Ne kadar da soğuk ellerin
Böyle bırakmamıştım seni

Gözlerin gülerdi beni görünce
Yüzünün ateşi vururdu ellerine

Ne kadar da yorgun adımların
Seni kovalarken dursaydı ya böyle

Her uzanışımda uzar giderdin
Bilmediğim kadınlar tadardı tenini

Ne kadar da durgun sesin
Bağrışların geldi aklıma

‘sıkıldım’ çığlıklarında öfkeli dudakların
Öpüşlerini çaldı bulutlar

…-Şimdi pişmanlıklar dökülüyor-
şimşeklerin ardından…

Yıldırım(sa) zaten vurdu bir kere!

Yağmurun ardındaki toprak kokusunda
Seni düşlüyorum, elimde aşk filizim


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:07 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.