![]() |
Bataklıklar İçinde Kurulmuş Cennet
O bataklıklar içinde kurulmuş cennet Sahte dünyanın o rüya bahçesi Bir lokma ekmek için Kapısında yıllarca beklediğin Uzak diyarların O yabancılaşan hüznü Farklı renkler Farklı yüzler Keşfedilmemiş nice baharlar Perde aralanıyor yavaş Başlıyor dördüncü perdesi O yaşamak denilen Trajikomik senaryonun Oyuncular birer birer çıkıyorlar sahneye Kiminin suratı asık Düşmanca bakıyor yüzüne Hazırken sen onları hesapsızca sevmeye Kimi okuyor Yüreğinin en derininde yazılanı... Kapılarında asma kilitler var O kurtuluş denilen yeşil bahçenin Yüzler var ki karşımda Yıllardır tanıdıklarım yabancı Yüzler var ki karşımda İlk defa görüyor olsam da dost bana... Balık olup da isyan etsem Şu sonsuz denize Biliyorum ki yaşamak imkansız artık Ne onunla Ne de onsuz.... 31 Mayıs 2003 00:36 Melih Coşkun |
Bayrak Olmalı Yüreğin
Bir bayrak olmalı yüreğin Yarınına bir bardak su gibi hasret bırakılmış Çok uzak ülkelerin Bağrında esen isyan rüzgarlarıyla dalgalanan Tavana vurmalı beynin Sözlerini anlamadığın bir şarkının her notasında Kızıldeniz’in bütün kızıllığını Gözlerinde taşırcasına bakan Umudu öfkesiyle harmanlanmış Milyarlarlarca insanın sancısını duyabilmelisin Göğsünün tam üstünde... Ve kıvılcım olabilmeli sadece bir sözün Soysuzluğun kökünü tarihin tutanaklarından Kazıyarak çıkartacak... |
Bazen Geç Kalabiliyor İnsan
Bazen geç kalabiliyor insan Bazı şeyleri yaşamak için Çoktan vazgeçmiştim çocukluğumdan İlk defa gördüğümde ateş böceklerini (Bir yanım hep çocuk kalsa da) Ve bundan mıdır bilinmez Utandım ağlamaktan sevdiklerimin ölümlerine Çoktan vazgeçmiştim çocukluğumdan Gerçek bir mermi geçtiği zaman üzerimden Yüzleri asıktı Belki de hiç gülmemişlerdi ömürleri boyunca Öldür dediler sadece ölmemek için Ölmeyecek kadar çocuktum oysa ben Ve öldüremeyecek kadar insan Başka şeyler vardı oysa beynimde İnsanca ve insana dair Aşk gibi hürriyet gibi Dağ başlarında değil Bir sevgilinin gözlerinde sabahlamak mesela Işıl ışıl bir şehrin tan yerinde Yorgun argın uzanmak sımsıcak yatağıma Seni sevmek gibi bir şey vardı oysa beynimde Bazen öyle geç kalıyor ki insan Yaşamak için bir çok şeyi Yirmi yaşımı çoktan geçmiştim İlk defa gördüğümde ateş böceklerini Ondandır sürekli çocuk gülümseyişi yüzümün... (En gerçek türküyü söylemek için uzun bir süre Şırnak Milli'de olacağım. Dönüşümde o türküleri hep birlikte okumak dileğiyle...) Jandarma Komando Asteğmen- Melih COŞKUN Melih Coşkun |
Bazı İnsanlar Vardır
Bazı insanlar vardır. Cefa çekmeye gelmişlerdir bu dünyaya, Hiç hak etmedikleri halde Sefa sürerken birileri. O da öyle birisiydi Çile çekerek, ezilerek yaşamış bir çınar ağacı Ömrü boyunca şükrederek her lokmasına Hiç çocuk olmadan Yüreği erken büyümüş Nicelerinden birisiydi o Hiç şikayet etmedi, kızmadı kimseye İsyan etmedi hiç, Direndi hayata inadına, Ne kadar zor olursa olsun yaşamak için bir gün daha, Çok şey istemezdi; Öldüğünde bir kefeni olsun Başında bir taş, Bir de geleni olsun bayramdan bayrama, Çileli bir gecenin sabahında uyanmayıverdi Bitti çilesi Bitti bir ömrün bitmez tükenmez kederi Sustu bir kuş gibi küçücük yüreği Sıcak bir temmuz sabahı... Yüreğimizde yaşayacak ilelebet, O ufak tefek ama yüreği kocaman kadının sevgisi, Sevgili Ananeme... 28 Haziran 2002 23:54 Melih Coşkun |
Bazı Kitaplar Yasaktır Buralarda
Bazı kitaplar yasaktır buralarda Bazı şairlerin kitapları Bulunmaz karaborsa tezgahlarda bile Burada bazı sözler hiç söylenmez Fısıldanması bile yasaktır bazı düşüncelerin Bazı şiirler kanla yazılmıştır Tırnaklarla kazınmıştır rutubetli duvarlara. Kara çalarlar O güzel O tertemiz O namuslu ellerine Hiçe sayarlar alın terinin kutsallığını Sen güzelim çocuk Gözlerinin rengini Yurdumun toprağından almışçasına bakan Ve her bakışında İçimdeki yemyeşil ormanları yakan Seni ağlatırlar Gezinirler yaralarında ******* boyunca Ama asla pişman edemezler yaşadığına Çünkü insanlıkla yoğrulmuştur senin yüreğin Ne olur insan olmayı yasaklasalar bize Dalga olurdum o zaman Vururdum deniz kenarındaki mahpushanelerin yosunlu duvarlarına Vururdum bir şairin yüreğinin kıyısına Bazı kitaplar yasaktır buralarda Bazı zamanlar aşktan bahsetmek bile Yasa dışı düşüncem olurdu gözlerin öyle anlarda… |
Bazılarının Çocukları Mektuplarda Doğarlar
Bazılarının çocukları mektuplarda doğarlar İlk adımlarını atarlar sararmış resimlerde Baba demeyi öğrenirler ilk önce Çok uzaklardan çağırırcasına hasretlerini Ve bazılarının sevdikleri ölürler birgün o mektuplarda Resimleri ve şiirleri de nasıl solar sararırsa insanın. O mektuplara hiçbir zaman cevap yazılmaz Ucu yakılmaz hiçbir zaman... Ayrılıklar kıyasıya iç çekişidir yalnızlığın Ve gidip de hiç dönmemenin müzmin gurbetidir yaşanılan sancı. Postacılar en çok hasretleri taşırlar heybelerinde Bazen bir tutam saçtır gönderilen cevapsız mektuplarla -İnsandan daha uzun yaşar derler saç telleri bilir misin? Bazen memleket kokar her satırı Postacılar en çok uzak şehirleri taşırlar heybelerinde. Bazılarının sevdikleri mektuplarda ölürler Ve cevap yazılmaz hiçbir zaman okunmayacağı bilinen mektuplara... Melih Coşkun |
Belki Bir Akşam
Belki bir akşam Beyaz bir yastığa boşaltırım Ömrümün kızıllığını Hiçbir gazete örtmez bedenimi Bütün üçüncü sayfalar az gelir Hiçbir mezar örtmez bedenimi Mezar taşına sığmaz ömrüm Papatyalar sarmaz bedenimi Kar suyu ıslatmaz toprağımı Bilinmez hangi şehrin toprağına karışır toprağımız Bu kadar şiiri götüremem belki yanımda Düşüncem yeşermez toprak altında Belki hatıralarda silinir gider Ama mutlaka hatırlanacak bir şeyler kalır Ölüm öldürse de anıları Adını bırakır yaşadığın akşamlara Varsın olsun Yeter ki söyleyecek bir sözün kalsın son akşamında... 17 Şubat 2003 01: 33 Melih Coşkun |
Belki Son Anında
Belki son anında gelecek aklına En güzel dizeleri ömrünün Ne bir kağıt olacak yanı başında Ne bir kalem O gün diyeceğim ki sana Ey bakışlarında ırmak serinliği taşıyan güzellik Çiçekler açarsa bir gün mezarımda Bil ki ölmedim En güzel şiirimi yazdım sana... Melih Coşkun |
Bembeyaz Kalabilmek
Zor olsa da Bembeyaz kalabilmek Siyaha boyanmış zulmün çağında, Sırtında insan olmanın yükünü taşır Eksik kalmış bir devrimin gözyaşıyla ıslanan her çocuk Kalleşlik çağının Temiz kalmış çocuklarıydık biz Otuz yılın Bağrından kopup gelen Gözyaşlarıyla ıslanan Yok mu ardın sıra gelen, Yağmur mu yağdı yoksa? Damla damla kızıllığını bıraktığın caddelere Tükenme ne olur Silinmesin Hayatı ölümle sınayan bu cesaret Tükenme Sıtma tutar *******imi Karalanır beyaz kalmış yanım Tükenme Akmak istiyorum Bir ananın gözyaşıyla birlikte Bulanıyor Sayfalarına Tuzlu sularımı bıraktığım Sahipsiz kitap Bulandıkça yazılar Daha da çoğalıyorum Biliyorum ki yalnız değilim Azalıyor olsak da Eriyen karlar gibi Kurumaya yüz tutmuş ırmaklar gibi Azalsak da Her gün daha da çoğalıyorum ben Yürümek gibi Konuşmak gibi Yemek-içmek gibi Meşruiyet kazanmış olsa da Oluk oluk akan kanım Tenime dağlayarak kazısalar da Zulmün adını Yalnız değilim yine de En kalleş çağında yaşıyor olsak da yeryüzünün Bu kıvılcım çakmaya devam ettikçe göğsümüzde Sönmez bu ateş Biliyorum ki Yalnız değiliz... 23 Nisan 2003 Melih Coşkun |
Ben Aşık Olduğum Zaman
Ben aşık olduğum zaman Her an mevsimin adı değişecekmiş gibi olur Daha gür akar Kütahya’nın pınarları Yolları açılır uzak dağ köylerinin Ben aşık olduğum zaman Vaktinden önce gelir bütün baharlar Nereye baksam Bir çift gülen göz olurum Sadece güzel sözleri işiten bir çift kulak Ben aşık olduğum zaman Çözülür zincirleri hayatın Yeniden tadına varılır tuzun ve ekmeğin Bilincim yüreğimin esiri olur Ben aşık olduğum zaman Yeni anlamlar yüklenir eski sözcüklere Yeniden yürürlüğe girer Adam gibi şeylere hüzünlenmek... |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:27 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.