![]() |
Falımda çıktın
Bana bir şeyler söylemek isteyen adam Falımda çıktın bugün Yine durgun ve sessizdin Başkası olamaz, tarif aynen sendin Allah cesaretini artırsın da Söyle artık, neyse derdin Ayşe Adlım |
Frei bis in die Spitze
Ich bin erleichtert wie ein Baum im Herbst Nackt und verlassen Der Wind hat dich geholt und wird nie zurückgeben Fliege nur mit ihm solange du kanst Falle nur nicht auf die Erde Vielleicht auf ein Dach oder auf ein Nest Denn du sollst sehen wie stark ich bin auch ohne dich Nicht mehr so schön wie mit dir Aber frei bis in die Spitze Ich sage es, glaube mir Ich werde auch den Winter durchstehen Ayşe Adlım |
Gaz
Daha uçağa bindiğim anda pişmanlık kemirmeye başlamıştı içimi. Almancı olmak için de geç kalmıştım, geri dönmek için de. Havaalanına indiğimden beri her şey yabancıydı bana. Nereye baksam değişik şeyler görüyordum. Evler, sivri sivri çatılar, tahta merdivenler, küçücük odalar, hele de yağmurlar. Dinmek bilmeyen, beni güneşe hasret bırakan yağmurlar. Hiç dışarı çıkmıyordum. Biri beni çevirir, bir şey sorar, cevap vermem gerekirse diye korkuyordum. Akşama kadar otuyordum annemle evde. Bizim için tek değişiklik, babamın işten gelmesi ve birlikte alış-verişe gitmek oluyordu. Dışarıda ilk öğrendiğim, tranvaya nasıl binildiği oldu. Bir de evet (ya) , hayır (nayn) ve anlamıyorum (niht ferşteyn) kelimelerini öğretti babam. -Eğer ben işteyken biri kapıyı çalar da Almanca bir şeyler söylerse, niht fersteyn dersiniz. diye öğütlerdi. O güne kadar hiçbir Alman kapıyı çalmadı, ben de hiç kimseye niht fersteyn demedim. Yine sıradan bir gündü. Annem mutfakta uğraşıyor, ben de tv seyrediyordum. Bu arada merdiven başından gelen sesler dikkatimi çekti.. Birden kapıya hızlı hızlı vurulmaya başlandı. Gidip kapıyı araladım. Uzun boylu sakallı bir genç adam heyecanla bir şeyler söyledi. Anlamadım tabi. -Niht fersteyn dedim ve kapıyı geri örttüm. Ben örter örtmez tekrar kapıya vurmaya başladı. Açtım, yine aynı adamı görünce önemli bir şeyler olduğunu anladım. Adam eliyle karşı daireyi göstererek bağırıyordu. -Gas, gas Kapıyı iyice açıp baktığımda karşı evin kapısından fışkıran simsiyah dumanları gördüm. Eli yüzü kapkara olmuş bir genç aniden evin içine daldı. Hareketlerinden su almak istediğini anladım. Hemen bir kova verip banyoyu gösterdim. Sonra annemle birlikte ben de su taşımaya başladım. Yangın mutfaktaydı. Ocakları gaz kaçırıyordu, nefes almak çok zordu. Ateş kısa süre sonra söndü ama gaz kaçağı devam ediyordu. Genç sarışın bir kız camları açmamızı işaretledi. Görevliler geldiğinde gazın kesilmesini sağladılar ve herkes sakinleşti. Komşularımızı işte o gün tanıdım. Aralarında İtalyan da vardı, Türk de vardı. Ama hiçbir zaman Gesi'deki gibi samimi, içten ilişkiler olmadı aramızda. Zaten ben Almanca bilmiyordum, istesem de o samimiyeti kuramazdım. Almanca öğrendim ama zamanla bu soğuk davranışlara ben de alıştım. Ya da öyle sandım. Yoksa bugün burda olmazdım. Ayşe Adlım |
******* Aydınlık Doğuracak
******* aydınlık doğuracak Ve bundan böyle Devletin malını yemeyenler değil Yiyenler domuz olacak Onlardan öyle çok ki Temizlemek güç olacak Yollarımız dikenli Ayaklarımız kanasa da İnancımız tam Size güvenimiz sonsuz Krizleri atlatırız Bir delik daha buluruz biz Kısalan kemerlerimizde Kimlerin torunlarıyız Çok şükür biliyoruz Aynı gücü bulacağız Analarımız ağlamayacak Yavrularımız aydınlığa doğacak Şehitlerimizin kemikleri sızlamayacak (Sayın Yaşar Nuri Öztürk'ün sözlerinden esinlenerek yazılmıştır.) Ayşe Adlım |
Gel hadi
Çık da bir yerlerden gel hadi Kanayan yarama derman ol hadi Bu akşam tam sana göreyim Yasaksız saatlaere koş hadi Dur yok, git yok, yeter yok bugün Geldiğine değecek, naz yok bugün Söz vereceksin, isterim yalnız Kendime güvenim hiç yok bugün Ayşe Adlım |
Gelişmişlik
Sakın Gesi'ye uğrama Çok yaklaştın durakla Yine o kıvrım büklüm yoldan Derindere'ye inip Gesi'ye çıkmalı insan Ceviz ağaçları karşılamalı Yolun iki kenarında Eski mezarlık taş duvarıyla Sığmayıp arklara Coşup taşmalı sular Sokak aralarında Oynamalı çocuklar O tertemiz taşlarda Yün yıkamalı kadınlar Bağlar insanlarla dolmalı Dedem gibi yaşlılar Tırpanla ot biçip Yonca kaldırmalı Sabah ezanıyla uyanıp Çoluk çocuk kaysı açmalı Senin olsun Ondört katlılar Marketler, internetler Türkülerde kalmasın Bülbüller, üç top güller Gesi, Gesi gibi kokmalı |
Gesi'de gece
Ben zaten aşığım, maşuğa ne gerek Çakmak da istemez, kibrit de Ben zaten yanığım, yangına ne gerek Aramışsam öylesine, laf olsun diye Ben zaten bulmuşum, kazmaya ne gerek Gül, leylak, bülbül, Gesi’de gece Ben zaten sarhoşum, içmeye ne gerek Ayşe Adlım |
Gesi'den
Aldım Erciyes'i karşıma Şapka giymiş bugün başına Böyle şirin olunur ancak Böyle güzel Böyle muhteşem Seven var mı seni Benim gibi böyle içten Böyle gönülden Ey koca dağ En güzel görünüşün de Vallahi Gesi'den Ayşe Adlım |
Gesi'yi içime çektim
Gesi'yi içime çektim bugün Karatepe'den Hava ayaz mı ayaz, toprak kara hasretken Kuruyan ağaçları okşadım gözlerimle Yeşermelerini diledim baharda yeniden Güneş ise, göz kırpıyordu ta Erciyes'ten Ayşe Adlım |
Gesi Belediye Başkanına
Bağları var Gesi'nin Biliyorsun başkan Sen doğup büyümedin Anlamazsın belki ama Ağaçları var Gesi'nin Asırlık hem de Biliyorsun başkan Siyaset meydanı değil Bağ anlıyor musun Dedemin emeği Ebemin duaları var Her ağacın gövdesinde Her duvarın gediğinde Talan eden etti Payını alıp gitti Sen bari rahat dur Tüm gözümden düşme Politik amaçlar gütme Benim leylağımda gülümde Dalımda, sümbülümde Kemikleri sızlar atalarımın Ahını alma bu toprakların Siyaset meydanı değil Bağ bunlar başkan Su isterler su İmar değil başkan! Ayşe Adlım |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:56 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.