![]() |
İkibinlerde(İnsan)
Esirger çişini topraktan bile Ekmeye ihtimal yok ise eğer, Ot vermez eşeğe bir tutam bile S........ye. ihtimal yok ise eğer. Mutlu Çelik |
İkibinlerde(Memur)
Mevkiyi makamı yağcı kazanır Aldığı zam ile ancak don alır, Torpilli tavuğa “kışt” dese memur Aynı gün soluğu Fizan’ da alır Mutlu Çelik |
İstanbul
Benim bir de İstanbul maceram var. 995'de başlayan Yağmurlu bir kasım gününde Heyecanlı, Bir o kadar da gergin. Yazmıştım İstanbul'u İlk kitabımda, 'İster gel ister gelme Geçmeziyem bu şehrin, Men güzelden anlaram İstanbul şah-ı şehrin' Demiştim Bir gezmede İstanbul'u. Şimdi, Şimdi ne yazmaya Ne gezmeye. Şimdi, Kötüleri üzmeye gidiyorum. 95 Kasımında Yağmurla beraber. Kapalı çarşıda Orhan Veli'yle tanışacağım Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet Belki de dervişlere karışacağım. Kimbilir, Bir bakarsın boğazda teknelerle Yarışacağım İhtimal zayıf ama Belki de en bilinmedik Küfürlere alışacağım. İstanbul, Sana geliyorum Yağmurla beraber 95 Kasımında. Böyle başladı işte Böyle gidişle. Ve 96 Kasımında yağmurla beraber döndüm. Heyecanlı, Bir o kadar da üzgün. Ne mi oldu Ne mi kaldı geride? l: Deniz Yaş: On sekiz Sonuç: Aşırı doz. (Hayalleri, anıları bir küçük not defterinde yazılı o kadar...) 2: Can Yaş: On yedi Topuğundan bile iğneliydi. (Son sözünde 'yaşamak istiyorum,' dedi, 'uyuşmadan yaşamak') 3: Esrahan Ey güzel gözlü kız Çok uğraştık seninle biz. 'yaşamam için ufak bir sebep' demiştin, Denizi göstermiştim. 'öldü' demiştin, Oysa ben Maviliği demek istemiştim Gözlerin gibi. (Şimdi cezaevinde. Zaten evinde de cezalıydı.) 4 5 6 . . gider böyle geride kalanlarım. Ey be İstanbul Ey uyuşuk taş toprak Bana güzellikten söz etmeyi bırak! Ben senin O ışıltılı *******inde, O boğazının sahte kalabalığında, Bir tek şiir yazmıştım sevgiliye Yalnızlıktan bunalıp da. 'Denize kızıllık düştüğü anda Bir martı misali havalanırım, Aklımdan gözlerin geçtiği anda En durgun sularda dalgalanırım Ellerin gerekli su içmek gibi Son dilek misali bir idamlıkta, Tutmalı, öpmeli, okşamalıyım Şefkatin olmalı bu karanlıkta.' Topu topu bu işte Geriye kalan. Kimi mezar taşında Kimi Yalnızlığım ak kağıdında. Ve Benim için İstanbul, Artık Sabıka kaydında... Kasım 1996 Mutlu Çelik |
İstanbul-1
İster gel ister gelme Geçmeziyem bu şehrin, Men güzelden anlaram İstanbul şah-ı şehrin. Mutlu Çelik |
Kadehimle muhabbet-1
Derdimi bir sana anlatıyorum Tek bir söz etmeden dinle kadehim, Her gece içmeden yatamıyorum Bari sen terk edip gitme kadehim. Bana “hep içme şu zıkkımı” derdi Seni hep kıskandı, kırdı kadehim, O akşam terk edip giderken beni “İnşallah ölürsün” dedi kadehim. Bir günden bir güne sormadı bana Sadece içmeme kızdı kadehim, Giderken sebebi demedi ama Sonradan bir mektup yazdı kadehim. Ben ona göre bir yar değilmişim Sırf sevgi yetmezmiş ona kadehim, Aslında çok iyi yürekliymişim Ama bu yetmezmiş ona kadehim. Şerefi, namusu boş ver sen, diyor Bunlarsız yaşayan çokmuş kadehim, Parayla hepsini alırsın diyor Bende de o para yokmuş kadehim. Seni kıskanması hep bahaneymiş Bu sofra yetmezmiş ona kadehim, O’nun istediği konforlu evmiş Burada yaşamak değil kadehim Sonunda,' ben çoktan unuttum 'demiş 'Sen de unut beni' diyor kadehim Zengin bir eş bulup evlenecekmiş 'Sende git öyle yap' diyor kadehim. Bu mektup geleli tam bir yıl oldu Bir daha görmedim O’nu kadehim, Her gece içerken gözlerim doldu Hep sende aradım o’nu kadehim. Bir akşam postacı kapımı çaldı Bir telgraf uzattı bana, kadehim Yalnızca “hoşça kal” diye yazmıştı İntihar etmeden önce kadehim. İşte bu sırrımı bir sana açtım Sessizce dinledin beni kadehim, O günden bu güne her şeyden kaçtım İzninle gideyim artık kadehim. 1994-Ankara --- |
Kapkaranlıkta
Eğilmedim,eğilmem Boşa kürek çekmeyin, Yolumda gidiyorum, Dönmemi beklemeyin. Susmamı istemeyin, Dimdik olmaz demeyin, Ben beni seviyorum, Siz,isterse sevmeyin. Benzetmek istesiniz, Beni de kendinize, Ben harama el sürmem, Benzesem de kerize. Bir yere gelmek için Yapmıyorum bunları, Mahkumdur onursuza, Eğilenin sonları. Bana sandalım yeter, Bir de küçük bir rakım, Bir yere gelmesem de, Kapkaranlıkta akım... Mutlu Çelik |
Kar Ekmeği
Bir taneciği tuttum ta tepede Yere indirdim kan ter içinde, Bir tanesi gözüme kaçtı, Gözüm yaşardı. Çocukluğum ağladı Kar ıslandı... Ben çocukken yağan karlar Kazağımın deliğinden ekmeğimi Islatırdı. Şimdilik karlar, daha kibarlar, Keşke çocuk olsaydım da, Ekmek kaça olursa olsaydı. Mutlu Çelik |
Karar
Bu gece kalemi kırmam gerekli Ben yarın adını unutacağım, Şu; tavana vuran ay ışığından Çıkarsın, ilk defa uyuyacağım. Sabah kalktığımda rüyamı silip Aynaya bakmadan yıkanacağım, Masama yalnızca bir bardak koyup Seni unutmaya çalışacağım. Ardıma bakmadan kapıdan çıkıp İşime dört elle sarılacağım, Her çalan telefon sendendir sanıp Sevgilim diyerek açmayacağım. Akşama sağ kalır eve dönersem Çiçekçi yoluna sapmayacağım, Bu günden tezi yok kararı verdim Adını bir daha anmayacağım. Mutlu Çelik |
Kırık
Kafam küçüklüğümde Kalbim gençliğimde, Gururum gittiğinde Kırıldı. Umudum Hâlâ yerinde Mutlu Çelik |
Koku
Dünya aynı dünya Burun aynı burun Peki bu gittikçe ağırlaşan Koku ne? Mutlu Çelik |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:09 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.