![]() |
Beş Düğüm
En büyük sevdayı zincirle, gemle, Günü düğümledim, tam beş düğümle, Gözümden beslenen çayı güğümle, Buluta yükledim, nemi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. Zirvelerin tutkunuyum inemem, Kuru kavak gölgesine sinemem, Bir büyük savaşa girdim, dönemem, Yara bere aldım, emi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. Gönül sevdalanmış, neylesin ünü, Dere kenarında yitirdim günü, Bulutta gözyaşı, sahrada yönü, Kuşun kursağında yemi gizledim, Gönlümün sultanı seni özledim. Mazluma kol kanat olamıyorum, Denizlere daldım, dolamıyorum, Bayramlarda bayram, bulamıyorum, Eğlenceyi toyu, demi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. ******* kaybolur, gün mutlak doğar, Hakikat yeşerir, zulmeti boğar, Alemi kuşatır, her gönle sığar, Hem güneşi, hem gölgemi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. Amel işle, gönül aşkla beslenir, Koç vatana kurban için süslenir, Gün buluta, bulut dağa yaslanır, Şu küçük yüreğe gemi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. Hevesim kalmadı yeşilde, akta, Tüm hayalim saklı sarı yaprakta, Kara gün içinde, kara toprakta, Karanlık gecede cemi gizledim. Gönlümün sultanı seni özledim. |
Beşik Kertme
Umutlar tükenir, mevsim yorulur, Sene düşünemem, ay düşünemem. Herkes beş on metre beze sarılır, Ağa düşünemem, bey düşünemem. Neyleyim güneşi, neyleyim ayı, Yüklediler binbir türlü cefayı, İstemem dünyada zevki, safayı, Sazı yere çaldım, ney düşünemem. Vakit yakın malı, mülkü n’ederim, Bir gönle girmeye gayret ederim, Üryan geldim yine üryan giderim, Ölümden öteye köy düşünemem. Bu sevdaya kestik beşikte nişan, Yorulur mu sevgi dağından aşan, Dağları dumanlı, hali perişan, Vatanımdan başka şey düşünemem. |
Beyan...
Ağla ey garip vatan, Seni seven dardadır. Yürekler yansın her an, Sultanlar zindandadır. Yas tutmasın sunalar, Sevdamız vakardadır. Üzülmesin analar, Başımız yukardadır. Yiğidi soruyorsan, Ateştedir, kordadır. Yücelik arıyorsan, Namustadır, ardadır. Hak demenin bedeli, Zindanda kuradadır. Gençliğim hakka deli, Bak işte şuradadır. Vatanımda gariplik, Gönlümde yaradadır. Gidenler ne son, ne ilk Kaleli sıradadır. |
Beyinsiz…
Günden güne bozulan şu çevrede Bir yılanın beş başı var, beyinsiz. Şu zevzeğin, şu yatalak evrende Dört hamasi yoldaşı var, beyinsiz. Küme küme gaflet, yığın yığın hiç Birini birinden ayırması güç Mevsimin bir, yılın iki, günün üç Sonbaharın kırk düşü var, beyinsiz. Sılayı hayalde yitiren gülmez Can çıkar da millet aşığı ölmez Mart ile mayısın baharı olmaz Eylüllerin som kışı var, beyinsiz. Şu bacaksız, şu beyinsiz dinsizin Şu hesapsız, şu kitapsız ün sizin Ankara da hop hop gezen densizin Marmaris de oynaşı var, beyinsiz. Yüreklere kin ekilmiş kalıcı Bu dalalet, böyle gaflet ne acı Baş düşüren demokrasi kılıcı Ve bu yurtta bir kişi var beyinsiz. |
Bilmek Gerekir.!
Çokça çalışalım, azdır diyelim Kör nefsin hakkından gelmemiz gerek Malımızı çar-çur sarf etmeyelim. Her zaman tutumlu olmamız gerek. İleri olandan cesaret, cüret Geride olandan almalı ibret Hem kendin imal et, hem kendin üret Yükselme yolunu bulmamız gerek. Koskoca milletiz, geriyiz, niçin? Hem onun, hem benim, hem senin suçun Ve iki cihan saadeti için.... Resul'ü Ekrem’i bilmemiz gerek. Sen söyle, usanma, bir anlat hele Umarım sözlerin olmaz nafile Birlikten yana ol, kulak ver dile İkilik fikrini silmemiz gerek. |
Bine Sorarım
Beni beğenmemiş bana darılmış Aklımı buluta güne sorarım Dipten başa çepeçevre sarılmış Sebebi çözemem düne sorarım Özü terbiyeden yoksun büyümüş İlimden irfandan fenden soğumuş Sukut altın beğim, söz ise gümüş Hala bellemedim yine sorarım Boyu bosu melekleri andırır Eda cilve damarda kan dondurur Ağzı burnu şeytanları kandırır Neden diye sinesine sorarım Son baharda bağlar dökünce gazel Ona can verecek canından bir el Gönül eri ile sohbet ne güzel Biri bulmak için bine sorarım |
Bir Bayram Gördüm
Dinleyin feryadı işitin duyun Alları zincirli bir bayram gördüm Peşin hükmü tutup bir yana koyun Dalları zincirli bir bayram gördüm Unutmuş yolları koysan kaçamaz Kırılmış kanadı salsan uçamaz Derdini dostuna bile açamaz Yolları zincirli bir bayram gördüm. Med-cezir hayranı ve altın çağlı Yüreği yaralı, ciğeri dağlı Sekiz kelepçeyle ranzaya bağlı Kolları zincirli bir bayram gördüm. Kaderi hapsetmiş rızaya razı Dedi ki “üzülme bu imiş yazı” Ah çeker iniler gönlünde sızı Halları zincirli bir bayram gördüm |
Bir Gençlik Doğuyor
Bu hareket bu ses titretir arşı Türkiye'min nuru ağıyor bakın Haksıza, fesata, soysuza karşı Yepyeni bir gençlik doğuyor bakın Bu millete kanat oldu kol oldu Hak yoluna yolcu oldu yol oldu Vatanına köle oldu kul oldu Saf sulardan duru yağıyor bakın Hep çalıştı çabaladı didindi Her zaman ön safta önde gidendi Kuranı kendine rehber edindi Şirreti yurdumdan koğuyor bakın Hiçbir zaman batıl yola gitmedi Allah'a kul kula kulluk etmedi Hatır için kör deveyi gütmedi Artık karanlığı boğuyor bakın Düşmanını dost sanarak tutmadı Bir kerecik tekerleme yutmadı Öldürdüler tükenmedi bitmedi Nefsini gemlemiş soğuyor bakın |
Bir Işık Yak
Küfre karşı kur bir ordu Yoldaşınla yaranla gel Ve kurtulsun Türk’ün yurdu Dilinde hep Kuran’la gel Haktan taviz verme asla Ruhu bile edep süsle Sevdayı seninde besle Hayalinde turanla gel Gayret göster, kalma sona Gönlünü ver, bağlan ona Ehl-i şirki koy bir yana Hakikati saranla gel Feryadında, amanında Olmuşuz onun yanında En çaresiz zamanında Zulme karşı duranla gel Cömert davran, dağıt bol bol Mutlak O'na çıkar her yol Güneşlere sevdalı ol Tipiyle gel, boranla gel Gayret göster, terle ak ak Sanma ölüm bize ırak Cehaleti sele bırak Hakikate varanla gel |
Bir Umut Bekliyorum
Kardelen, yağmur gözlüm, kara kışın sitemi Talih yüz vermese de, minneti kovuyorum Aşkın muhabbet bağı, gözlerin, sözün cemi Bir seni sayıklıyor, bir seni övüyorum. Seni görmezsem eğer, neyle, nasıl kanarım? Bu sevgi, içten içe ağlayan, göz pınarım Varlığınla serinler, hayalinle yanarım Çaresizlik yalçın dağ, bağrımı dövüyorum. Güle sevdalı bülbül, biteviye firağı Nisa sevgi merkezi, nisa aşkın durağı Hayalin hayat senin, yakın eder ırağı Kılavuz istemez köy görünüyor, diyorum. Sevdan dağımda duman, çöker yürek başına Sevgilim, kır çiçeğim, gelmemiş bir yaşına Divanedir bu gönlüm, kardelen oynaşına Ne nasihat dinlerim, ne de isterim yorum! Baharların yağmuru gidermez susuzluğu ******* sene olsa, almaz uykusuzluğu Aşkın derdim ilacı, sevdan gönlümün tuğu Umutsuzluktan umut bekliyor, iviyorum! Hayalini gün gibi bağrıma sarıyorum Seni sevince aşkın şevkine varıyorum Çaresizlik içinde bir çare arıyorum Ve sevgili bebeğim seni çok seviyorum... |
Bir Yiğit İnsan Portresi
O, muhabbet bağının balıydı. Hakikât şehrinin gönül bağının Mazlumun mağdurun diliydi Metin Düşlerine düşmüş eşsiz kuğunun Susuz sahraların gölüydü Metin Mahlukatı sever kol kanat açar Cehlin durağına uğramaz kaçar Zirvenin tutkunu enginden uçar Gönül çınarının dalıydı Metin Sevdayı sır edip menziline sür Güneşi bulutun üstünden görür Bülbül kadar cesur şahin kadar cesur Gökte al bayrağının alıydı Metin Her asırda yaka paça didilen Kutsal bin mekândır yolsuz gidilen Mabetsiz şehirde mahkum edilen Bu kutsal davânın kuluydu Metin Öz yurdunda garip kalmış düşkünün Resul sevdasının Allah aşkının Sohbet sarayının gönül köşkünün Muhabbet bağının dalıydı Metin Balkanlarda öten bahar kuşuydu Altaylar’ın sevdalanmış başıydı Tuna da yıkanan çakıl taşıydı Sevdalı yüreğin halıydı Metin Her sözü deryaydı her hali hasır Yaralı yürekte bulmazdı kusur Çelik iradeli, alp eren cesur Turan ülküsünün beliydi Metin Düğümle bağlanmış yol durağının Sevda fısıldayan yel durağının Sohbet sofrasının hal durağının Mukaddes mekânın yoluydu Metin Uzanıp yıldızı tutmazsa eğer Aşkı sinesini bağrını döğer Bir tek tebessümü dünyalar değer Viran bahçelerin gülüydü Metin Bulutun gözünde, ayın dalında Gülün kızılında,,bayrak alında Nefis savaşında, Allah yolunda Çaresiz kalanın eliydi Metin Vatan sevdasına sonsuz saygısı Hilâli bucaklar engin duygusu En büyük kaygısı vatan kaygısı Yurt için divane deliydi Metin Hançeri bağrında gördü göreli Tuz bastı yaraya üstünde eli Bu davaya gönül verdi vereli Kaleli gözünün seliydi Metin |
Birini Tanırım
Birini tanırım ta eskilerden Konuşsa kandırır şeytanı bile Arındıramamış kalbini kirden Açılsa kokutur ummanı bile Konuştukça hep bol keseden atar Dişi değsin yeter her şeyi yutar Menfaati olsun vallahi satar Anayı, babayı, vatanı bile Şeytanlıktır onun bütün cevheri Kendini düşünür ezelden beri ''Ölüyorum'' dese zavallı biri İnanın çok görür dermanı bile Herif hiç olmadı Allah'a yakın Yakın olma ona, kendini sakın Yılan ile aynı yere bırakın Isırır,, öldürür, yılanı bile İnancı, kazancı ve soyu sopu Taşır derman diye verem mikrobu Onun tek bildiği, marifeti bu Gerçek gibi söyler yalanı bile |
Birinin Yükünü Birisi Çeker...
İnanan dosdoğru olmasa Hakk'a Birinin yükünü çeker birisi Hem salih hem yüzde boya bir okka Kirinin yükünü çeker birisi Nefse göre yorum şeytana hizmet Riyadır hüsrandır sonucu elbet Mal gibi yer içer tanımaz mabet Sürünün yükünü çeker birisi Bazısı hevesli şöhrete şana Bazısı da girer her türlü dona Ne söylersen söyle vız gelir ona 'İrinin' yükünü çeker birisi Çokları hevesli döner koltuğa Çokları var işte siner koltuğa Düşüncesi tek o yanar koltuğa Yerinin yükünü çeker birisi Elpençe divan dur, eğil gayret et Aferinci olmak büyük marifet Oturanlar benim diyor sadaret Yarının yükünü çeker birisi |
Birlik Bizim Meşalemiz.!
Milli bütünlük olsun Söylensin hep ünümüz Vatanım dirlik bulsun Varsın aksın kanımız Can lazım ki coşasın Emir ile koşasın Biz ölelim yaşasın Vatan bizim canımız Kıratın yelesinde Fatih’in gür sesinde Bayrağın gölgesinde Eksilmesin şanımız Göğüsler iman dolsun Milletim huzur bulsun Vatan, millet sağ olsun Olmasın bir yanımız Aç kalır, nöbet alır Vatan selamet bulur Birimiz şehit olur Vücut bulur binimiz Milli birliğe gayret Edilse, olur elbet 'Devletim ebet müddet' Varlığımız dinimiz |
Biter...
Suladıkça alev alan gönülde Közü bitiremez biter bu sensiz Yetmesin az olsun, helal olsun de Sözü bitiremez biter bu sensiz Tadımız kalmadı ekmekte aşta Bozulma başladı en büyük başta Beşerin kanunu çökmede işte Yazı bitiremez biter bu ben sensiz Bozulma başladı baştaki urda Koyar mı çalmaya fırsat bulur da? Dokuz olur, doksan dokuz olur da Yüzü bitiremez biter bu sensiz Babasını çarpar kafayı yorsun Çaldımsa Yaradan benden de sorsun Uğraşsın, didinsin, çırpınsın dursun Özü bitiremez biter bu sensiz Bir kutlu sevda ki şehitler bekler Kanun bu, her doğan mutlak emekler Her şeye kadir O, Allah-u ekber Bizi bitiremez biter bu sensiz |
Bitmeyen Kavga...
Hayal gemisiyle umut dağına Yelken açtım senelerdir yoldayım Yolculuk başladı han otağına Alçak zemindeyim karakoldayım Gün günü kovalar karalı aklı Her kulun gönlünde bir dünya saklı Lale ayrı, nergis ayrı, gül farklı Mavideyim, yeşildeyim, aldayım Ekmek lokma lokma, yol adım adım Tükendikçe artar ahım feryadım Bunca sene nerde neyi aradım Hala bir incecik cılka daldayım Bülbül gülde, gönül bağda olmadı Bir elimiz balda, yağda olmadı Hiçbir zaman solda, sağda olmadı Talihini sorgulayan koldayım Akça gelin kara bağlar eliyle İçin için ağlar buna haliyle Herkes belasını bulur diliyle Acımasız bir muhannet kuldayım |
Biz Kimiz
Hiçbir zaman tarafsızım dememiş Ülkü saflarına dolanlardanız Otuz altı saat yemek yememiş Otuz beş kuruşu olanlardanız Doğruya yardım vadeden Allah Vatana ihanet en büyük günah Cehalete karşı ilim tek silah Başarı bundadır bilenlerdeniz Ötüken’den,Altaylardan şan ile Sulamışız bu vatanı kan ile Oğuz Han, Fatihle, Alparslan ile Şerefli maziden gelenlerdeniz Sömüren düzeni hiç tutmamışız Dünya nimetinden zevk tatmamışız Komşusu aç iken tok yatmamışız Fukara göz yaşı silenlerdeniz Namus duygusuna bıçak bileyen İşçiyi sömürüp, hakkını yiyen Ben şu yurtseveri alt ettim diyen Zibidi haline gülenlerdeniz. |
Bizde Bu Kafa Varken....
Gezmek için serseriyi buluruz Hayal göremeyiz, düş yapamayız. Okuruz, yazarız 'alim' oluruz! Gövde yaparız da, baş yapamayız. Çalışıp atiye bırakmayız iz! Her gün çağ atlarız, önde gideriz! Laf ile her işi beceririz biz Atarız tutarız, iş yapamayız. İkiyle ikiyi toplarız iki El alem çalışır görsün bizim ki! Öyle marifetli elimiz var ki Gözü çıkarırız, kaş yapamayız. Her seçimde yüze patlar da şamar Yine de onlardan bir hikmet umar Bizim o dallarda bezimiz mi var? Sularız sularız yaş yapamayız. Aklımıza her gün başka şey eser Eseni yapmazsak, aklımız küser! Komşunun evinde makarna keser Kendi evimizde, aş yapamayız. Laf yaparız, budur bizde kaide Sözlerimde hilaf varsa, yanlış de Amerika dayı ruhsat vermez de İzin çıkarmazsa, ç..ş yapamayız. |
Bize Ne Kazandırır.?
Kardeşçe yaşadık, geldik bu güne, Şimdi bıksak, bize ne kazandırır? Milletin birliği, bütünlüğüne, Çomak soksak, bize ne kazandırır? Biçare mazlumu, mağduru yorma, Millete hizmet et, geriyi sorma, Gün birlik günüdür, kenarda durma, Karşı çıksak, bize ne kazandırır? Hakimiyet hakta, hakka erelim, Birlik olup, hep el ele verelim, Biz kardeşiz, sevilelim sevelim, Bön bön baksak, bize ne kazandırır? Bir mukayese et, inceden ince, Ceylan gözlü olur, şaşı ölünce, Gönüller şenlenir, insan gülünce, Gönül yıksak, bize ne kazandırır? Sırt dönmek olur mu, hak diyen söze? Bir küle nazar et, bir yakan köze, İbretle bakarak, görmeyen göze, Gözlük taksak, bize ne kazandırır? Müslüman Türk mağdur, dünya yanıyor, Cadının kazanı gibi kaynıyor, Birileri hep başrolü oynuyor, Ona aksak, bize ne kazandırır? Hissiz, hareketsiz kör duvar gibi, Vatan Kaleli’ye namus, ar gibi, Medeniyet denen canavar gibi, Boğaz sıksak, bize ne kazandırır? |
Bizim Dünyamız?
Dünyada yaşamak hak değil zahar Yak beni, yak beni, yak beni bulur Yükselmek ülkümüz, azmimiz de var Tek beni,tek beni, tek beni bulur. Çoklar abâd oldu, ahdından döndü Bazıları döner koltuğa sindi İşsizler, güçsüzler vallahi yandı Tok beni, tok beni, tok beni bulur. Toplumda ne düzen, ne de var ahenk Deliye gün bayram, taşırız çelenk Hayasız, arsız, ruhsuz, pelesenk Bak beni, bak beni, bak beni bulur Kaleli her söze aldanma, kanma Gül deyip, gül sanıp her dala konma Özler yaratana eğridir ama Hak beni, hak beni, hak beni bulur. |
Boşlayamam ki...
Devri anlatmaya dilim yetmiyor Bir yerinden tutup başlayamam ki Çile, cefa, dert, ıstırap bitmiyor Bir türlü dünyayı boşlayamam ki Afat gibi geldi eylülü seksen Nemrut'un devri değildi de sen Kaypaklık yapıyor azıcın küsen Gönlüm kırılsa da haşlayamam ki Analar doğurur melek mi melek Ebucehil çıkar ne ekersen ek Sonra sırtımıza olurlar şelek Taşırım kızarım taşlayamam ki Yazmak ile dertler bitmiyor işte Bugünler dünleri tutmuyor işte Bülbüller ll olmuş ötmüyor işte Kavağa gül dalı aşlayamam ki 'Batıl dert kamburu'der atamıyor Anla Kaleli'yi anlatamıyor Söylüyor söylüyor dinletemiyor Başlar dere taşı işleyemem ki |
Boşuna....
Ahlakından kimse memnun değilse Namaz kılman, oruç tutman boşuna. Tutumun gitmezse halkın hoşuna Üçte veya dörtte yatman boşuna. Hareket debdebe, düşünce sıfır Dilinden dökülen sadece küfür Nedendir, herkesi görürsün hakir? Her türlü bilgiyi yutman boşuna. Durup yüksek fikir üretmektense Gir halkın gönlüne bitsin vesvese Fakat ne hikmetse ve her nedense Boyundan büyük söz etmen boşuna. Zemheri soğuğu donduruyorsun On iki Eylül'ü andırıyorsun Sadece kendini kandırıyorsun 'Cahil' deyip göze batman boşuna. Sevgi yalım yalım aşk deli rüzgar Olmazsa Hakk seni kapıdan koğar Gün gelir o zulmün seni de boğar Önüne gelene çatman boşuna. Kime sordu isem değildir razı Kaleli'nin gönlü yara ve sızı Duyar mıyım? Hak demeyen avazı Hak, hukuk nutuğu atman boşuna. |
Bölme Ve Bitme
Ayrı gayrı sen ben ile Bölme bölünce bitersin Dibi görünmeyen göle Dalma dalınca bitersin Ararken sonsuz visali Benliğini bulur Ali Çok çabuk, kova misali Dolma dolunca bitersin Terk et namert ervahını Dinle şahların şahını Sakın mazlumun ahını Alma alınca bitersin Her an dost kal dost iline Kan kus haram mahalline Kimsenin düşkün haline Gülme gülünce bitersin Olmalı eminden geri Olgunluk deminden geri Erenler ceminden geri Kalma kalınca bitersin Ayaz vursa sam dokunsa Azrail gelse bakınsa Başında Kur’an okunsa Yılma yılınca bitersin |
Bölünen Yürek...
Sırtında süvari şahlanır atlar İlahi gelecek benim diyerek Rahmet yağmayınca yeşermez otlar Günde bin parçaya bölünür yürek Aşk olup gönlümü bürüyemiyor Beni ardı sıra sürüyemiyor Doğru yol bu diyor yürüyemiyor Kul menzile ermez kendin överek Kişi yatmak ile zafer bulamaz Nasipsizler bu meydanda kalamaz Sohbetler hevesle, nefisle olmaz Muhabbet Rahman'a boyun eğerek Doğru dürüst olmak muratsa şayet Sözü doğru söyle, gayet açık net Namaz kıl, oruç tut, haccı tamam et Sonu cennet olmaz haram yiyerek |
Bu Bendeki Kafaya Bak! ! !
Ne bu zulmü unut, ne zalim dünü Andırmak istedim, razı olmadı Ardında uçurum, sarp kaya önü Döndürmek istedim, razı olmadı Sarıl hak ipine, sarıl ilime Uzattım elimi, uzan elime Bülbül deyip, güller gibi gönlüme Kondurmak istedim, razı olmadı İslâm’a yabancı cümle illetle Savaşalım, birlik olup milletle İmanla, ihlâsla, milli devletle Kandırmak istedim, razı olmadı Kurtuluş birdedir, aldanma bine Aldanırsan sonu zarardır yine Nizam-ı âlemi sokup kalbine Sindirmek istedim, razı olmadı Vatan gider, millet batar, nesine İslam’ı hapseder kendi nefsine Şu tufanda onu Nuh gemisine Bindirmek istedim, razı olmadı Mümin mutlu istiyorsa yarını Allah için harcamaz mı varını? Mal için döktüğü göz yaşlarını Dindirmek istedim, razı olmadı |
Bu Devran Da Bir Gün Biter
Beyin mermer ama akar burnundan Senin de son bulur devranın zalim Yürü sen de gidenlerin ardından Henüz tükenmeden zamanın zalim Yükseldin vallahi yolunu bulup Hem astın hem kestin kanun sen olup Devletten milletten mazlumdan çalıp Şişirdin dağ gibi cüzdanın zalim Mazlumun yetimin sılası sende Muzdarip olanın belası sende Namussuz görüşün alası sende Mazlumlar hep senin kurbanın zalim Unutma gün gelir derler adama Çavuşesku bile gitti idama Seni her güreşte yıkardık ama Omuzun olmuştur kalkanın zalim Öyle bir yaşadın devran sürdün ki Mesleğin yalan bir iftira iki Hayatın öyle tantanalı ki Yazdım ki okunsun destanın zalim |
Bu Duaya Amin Deyin
Türküm, Müslüman’ım diyen başlara Vurur isen Allah cezanı versin Helalı bırakıp haram işlere Yarar isen Allah cezanı versin Yıkma sakın fukaranın damını Kırat duymaz deyip kısma yemini Keyfin için fakültenin camını Kırar isen Allah cezanı versin Ateşi tutuştur sevda közünde Fitne fesat bulunmasın özünde Yalan bilip yine yalan sözünde Durur isen Allah cezanı versin Ağzından kan kusma bozma lisanı Gel incitme Mehmetleri Hasanı Bugün git yarın gel deyip insanı Yorar isen Allah cezanı versin |
Bu Minval Üzere...
Bu dünyada bize sürünmek düştü Kul neylesin bahtı yar olmayınca Mazlumlar ezildi tutuştu pişti Zamanda sıkılma ar olmayınca Alime ilime rağbet azaldı Edep aya gitti ar yerde kaldı Çirkeflik asrilik medeni oldu İlim ile irfan var olmayınca Cehaletin hakim olduğu bu an Hala yağmur yağar taş değil yağan İster Barbaros ol, ister Fatih Han Seni takdir eden er olmayınca Sen naçar ol sen garip ol ne çıkar Dayısı gel desin yanına uçar Ayin de yaptırır patrik de açar Herifte hayr ile şer olmayınca Merhamet insanlık onun indinde Bir pul bile etmez onun beyninde Hayırlı iş m'olur onun dilinde Yüzünde nur olmaz ter olmayınca |
Bu Şehir......
Hayal bahçesine umut ekilmiş İşte, her şey, çırılçıplak, sır değil. Sevgi nerededir, nere çekilmiş? Güzel, seni kovalayan er değil Özündeki dere, tepe, yar ağlar Heba olmuş ömre, bin ağyar ağlar Bağban feryat eder, bağda bar ağlar Pazarları geçen sade Bor değil Hayatın cilvesi bağrını yakar Feryadı gönülden gözüne çıkar Gözlerinden iki ırmak gür akar Çok zenginin akıttığı ter değil Düşler ülkesinde sabah yükselir Beton duvarlara eyvah yükselir Umut dağlarına bir ah yükselir Duyanlar da doğrusunu der değil Hülyalar kör kütük, umutlar çatlar Çakal kucağında buluşur zıtlar Hissiz, hareketsiz, duygusuz otlar Kulak duyar, bakan görür, kör değil İnançlar dünyevi, kitap semavi Göğsü hışırtılı, inadı kavi Taş sert olur, toprak esmer, su mavi Kuşlar kara, beyaz değil, mor değil Anlayana her saniye ibretse Nefes almak, nefes vermek, devletse Devletin çarkını bozan rüşvetse Varoşları anlaması zor değil Ne bayramı, ne seyranı, ne kutlu? Ne bu gün hoş, ne de yarın umutlu ******* hep ayaz, gündüz bulutlu Yürek sönük, küle dönmüş, kor değil Uykusuz *******, geceye ekli Şafağı, kuyrukta bekler emekli Kimin top, kiminin çöp ile nakli Ölüler de bu şehirde bir değil Gönül postasında, hayalle selam Yolladıkça, artar gam ile elem Töre mi, kanun mu, velhasıl kelam Memurunun sesi kısık, gür değil Buğulu gözleri, takılı çarka Çark döner, yaratır, etiket, marka Bir başı paradır, bir başı arka Ki bu şehir, yaşanacak yer değil İşçide, işsizde, memurda hayat Yekpare yaşanır, serüven berbat Hayali suç olur, düşü kabahat Ve insanlar bu şehirde hür değil |
Bu Ülke....
Davacı olmaz mı, can verip yatan? Vatan, iki gözüm Şirnak gibidir. Vatansız din olmaz, dinsiz de vatan Bunlar elde etle, tırnak gibidir. Ana ona bakar, oğlunu görür Mehmet ki; mezara onunla yürür Biri el kaldırsa kızarıverir Bayrak yüzümdeki yanak gibidir. Kaplumbağa ile tilki yarıştı Sapla saman birbirine karıştı Hakla batıl hangi zaman barıştı? Batıl iflas etmiş bunak gibidir. Töredir, değişmez bizdeki ilke Hasmın karıncaysa hor görme silke Her köşesi cennet, bu canım ülke Şu kondu dünyada, konak gibidir. |
Bulamadım
Çile çekip can verdiğim vatanda Halim arz edecek yer bulamadım. Hep yalvardım, çalma, n'olur, utan da Haramdan tiksinen kör bulamadım Devletin malını namus ırz ettim Emilen cümle süt helal farz ettim Feryat ettim halimizi arz ettim Derdi dinleyecek er bulamadım Kimisini gördüm yatta kocamış Kimisi hastane morkunda kalmış Kimisi mal için divane olmuş Ne namus, ne vicdan, ar bulamadım Geçen günlerime bir göz gezdirdim Vallahi vurguncu düzeni dedim Ve düzen suyunda çoğunu gördüm Ahdine vefalı yar bulamadım Baktım ki karşımda iki cephe var Her iki tarafta ellerin ovar Biri zordan biri zevkinden davar Aradım bir yanda fer bulamadım Doğrusu eğrisi hepsi hile Kaleli boyun bük Allah'tan dile Ne sana ne bana Allah'a bile Yüzler iki gördüm bir bulamadım |
Bulmuşum
Neyleyim dünyanın saltanatını İstemeden veren yâri bulmuşum Ne köşkü sarayı, ne de yatını Kulun sığınağı eri bulmuşum Boynumu eğerim, doğru söz olsun Manası çok derin ve de öz olsun İstemem bire on, bire yüz olsun Birime bin veren yeri bulmuşum Anadolu adlı yattığım beşik Mehmet’im vatana, millete aşık Dünya kadar büyük, güneşten ışık Alnında parlayan teri bulmuşum İstisna deyip de geçmeyin n’olur İstisnalar büyür, kaide olur Gönül insanlıktan geri mi kalır? Dizde derman, gözde feri bulmuşum |
Can Canandan Ayrı Olmaz
Yaranı hak olmayanın Yüreği pak olmayanın Ve karnı tok olmayanın Memlekete hayrı olmaz Ayağa batınca diken Yüreğinde ara mekan İbret almak lazım iken Mağdur halin seyri olmaz Bulut ağlar dindiremem İçerime sindiremem Hakkı yere indiremem Olmaz dedim, gayrı olmaz Ben'im benden ayrı olur Can bedenden ayrı olur Ve ruh tenden ayrı olur Can canandan ayrı olmaz |
Can Dostlarım! !
Bursa E tipi cezaevi- Eremeden ahtımıza Durulacak bilesiniz Her şey bizim sırtımıza Vurulacak bilesiniz Nazar ettim dala, öze Gerçekle geldim yüz yüze Korkarım ki hesap bize Sorulacak bilesiniz Düşündüm halimiz nice Şunu gördüm düşününce Bunlar başa bizden önce Kurulacak bilesiniz Hakka gider yollarımız Bağlanır hep kollarımız Yine bizim dallarımız Kırılacak bilesiniz Aktıkça alın terimiz Hep kapı altı yerimiz Yine bizim defterimiz Dürülecek bilesiniz Kanaatsa yeter hasıl, Kaleli bitir velhasıl, Bunlarla menzile nasıl Varılacak, bilesiniz |
Cana Ölüm Yok
Dudağında sitem, gözlerinde nem Bir garip tepede, kar oluverdin. Gönlünün varlığı kederle elem Sonsuzluk yolunda ar oluverdin. Yollar birbirine düğümlü, ekli Karar, kararsızlık içinde saklı Aşkın şevki kırıldıkça sürekli Yürekte küllenmiş kor oluverdin. Hayal sahnesinde düşünce kaynar Teri boncuk boncuk gözleri yanar Gece gölgesiyle körebe oynar Gündüz gök yüzünde har oluverdin. Doğduğundan beri deli divane Dolaştı, hesapsız kitapsız bu ne Kafa delidolu bir tımarhane Yasaklara inat var oluverdin. Öfke pınarının sadık vurgunu Çaresiz derenin suya dargını Günahkâr gözlerin hasret yorgunu Rütbesiz, payesiz yâr oluverdin. |
Canım Can Çekişir
Yayla karı ılık yele tutulur Can suyu akışır, ayaklarımda Tepelerden eteklere atılır Hissizlik bakışır, ayaklarımda Damladan deryaya yürüyünce su Can evime kurar amansız pusu Yalnızlık yaman yol olur doğrusu Bir volkan sıkışır, ayaklarımda Ne okunsa, ne sürülse nafile Artık benzer biber sürülmüş dile Yalnızlığı bölüp yalnızlık ile Dert tene yakışır, ayaklarımda Bir anda gök düştü, çağ bombalandı Halay, düğün, dernek yuğ bombalandı Yanımı verdiğim dağ bombalandı Taze kar kokuşur, ayaklarımda Kuru pınar yayla sular, eşince Bir sızı duyulur inceden ince Ak bulutlar ara ara düşünce Damla damla ışır, ayaklarımda Masrafsız, ücretsiz mesai yoğun Bu meret belâsı bu asrın, çağın Neremi ellesen dert yığın, yığın Canım can çekişir, ayaklarımda |
Canım Kurban
Beni bu dem Allah’a kul, Eden derde canım kurban. Tek gerçeğe varır bu yol, Giden merde canım kurban. Ben’i yenemezsem her dem, Beni yere vurur gölgem. Bu çirkefte nefsine gem, Vuran ferde canım kurban. Yaptığını bile bile, Yürümeli hep menzile, Hakka aşık kulu ile, Güzel yurda canım kurban. Yayvan göbek, geniş ense, Revaçtadır ne hikmetse. İsyankar şu merettense, Kuşa kurda canım kurban. Yol göster hedefe varan, Kaleli düşünmez bir an. İncil, Zebur, Tevrat, Kuran, Kutlu dörde canım kurban. |
Canımın Canı!
Gönlümün sultanı, derdimin emi Sual ettim, cevabını okudum Sevgiyi sevmek mi suçunun cemi Günahını, sevabını okudum. Fikrini, zikrini şiirde gördüm Vallahi zikrine gönlümü verdim Ben de senin ile zindana girdim Gönlündeki muradını okudum Yaradan adına ölmekse murat Beni de o fikrin kenarına kat Ot gibi yaşamak olur mu hayat Bize özgü soy adını okudum Dilemişsin muhabbetin devamın Dilerim ki yüce olsun makamın Kaleliyim, yazdım demedi tamın Kardeşliğin öz tadını okudum |
Canların Divanesiyim
Candan geçer ama geçmez vadinden Kurulan canların divanesiyiz Vatan acısıyla ta can evinden Vurulan canların divanesiyiz Doğruyu konuşan tatlı dil gibi Vatana sevdalı bir bülbül gibi Hazan yeli vurmuş gonca gül gibi Burulan canların divanesiyiz Hep vatanı sevdi hep gözünde ip İpi çeken eli bile bilmeyip Hücrelerde bin bir dilek dileyip Yorulan canların divanesiyiz Yetmez mi çekilen ayıp be ayıp? Bu ayıbı size yeterli sayıp İslam'ın tevekkül emrine uyup Durulan canların divanesiyiz Yurt için,din için divane olup Bunlar ile hamur gibi yoğrulup Milleti sevmekten suçlu bulunup Sorulan canların divanesiyiz |
Celâllenmek...
Dile kilit vurulunca, İnlemek hep saza düştü... Millet suskun görülünce, Celâllenmek bize düştü... Arayıp da Hakkı bulmak, Fazilettir ibret almak, Yarınlardan emin olmak, Mutluluklar söze düştü... Bitmeden başlar sancısı, Ağlıyor kardeş bacısı, Şehit yavrunun acısı, Alev, alev öze düştü... Öz yanarsa diri, diri, Ağlatır sivili, eri... Vatanımız soygun yeri, Yüreğimiz köze düştü... Kaleli’nin bükük beli, Çünkü perişan ahali! ! Kışın zaten malum hali, Ocak, şubat yaza düştü. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:11 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.