www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Melih Coşkun (https://www.cakal.net/showthread.php?t=133333)

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Benim de Sevinçlerim Vardı

Benim de sevinçlerim vardı bir zamanlar
Yüzümün kıyısında gülüşler bırakan
Tatlı heyecanlarım vardı
Uzandığında utangaç ellerim
Yarin titreyen ellerine

Verebilir misin bana şimdi
Yaşamadan yitirdiğim günlerimi?
Peki ya gençliğimi
Bükülmeden kırılan boynumu hiç sorgusuz.
Kim öder söyle şimdi bu diyeti?

Benim de aşklarım vardı bir zamanlar
Uğruna şiirler yazdığım
Uzak denizlerin kıyısında
Akşamlar boyunca ağladığım.

Benimde sevenlerim vardı
Her gidişimde dönüşümü
Hasretle bekleyen birileri vardı hayatımda.
Tüm şafakları beraber güne kavuşturduğum
Ve adımı her andıklarında
Kulaklarımda çınlayan hasret türküleri kadar gerçek.

Benim de umutlarım vardı
Mutlu, güzel geçireceğim günlerim adına
Özgürlüğüm adına.
İsimler bulurdum henüz doğmamış olan çocuklarıma
Deniz olurdu oğlumun adı
Kızımın adı Eylül.
Hüznünü taşısınlar diye belki de
Yaşanmadan çalınmış bütün baharların.

Benim de sevinçlerim vardı
Çalıncaya kadar siz gülümsememi.
Ve benim de bir hayatım vardı bir zamanlar
O hain mermi delinceye kadar göğsümü

Gözlerim açıktır hala
Söyle bana sen ödeyebilir misin bu diyeti,
Geri verebilir misin yaşanmamış günlerimi?

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Benim Şiirleri Yakılmış Şair Çaresizliğim

Benim şiirleri yakılmış
Şair çaresizliğim

Her şiir eksilen bir gündür artık ömrümüzden
Her dize bir yaşanmamışlık hikayesi
Tüm kapılar kilitlenmiştir hayatımda

Masmavi kan gibi akıyor
Damarlarımdan silinen şiirlerim
Sana ulaşamayıp ağladığımda değil
Sana şiir yazmaktan vazgeçtiğim gün kaybediyorum seni...

Şimdi ruhumu alevlendirecek
Bir an gerek
Bir anki
Boşa geçen bütün zamanlara eş

Yapılmış bir resmi yeniden boyamak değil
Tükenmiş bir umudu yeniden diriltmek değil
Yeni resimler
Yeni umutlar
Ve binlerce yaşanmamış hikayeyi yazmak yeniden...

Savaşıp yeniden kazanmak bütün kaybettiklerini
Daha güzelini yazmak şiirin
Bütün imkansızlarını tüketip ömrün
En yüreklisini yaşamak sevdanın

Akan mavi kan şiirimin değil
Kanayan benim yağmur altında
Deryadan usanmış bir balık gibi
Sonu olmayan yolların yolcusuyum

Bir ses bekliyorum sadece
Uyuklarken yorgun otobüs camlarında
“bu son durağı acının
İşte güzelim çocuk
Acıların bittiği yer burası
İşte burası alın terinin hürriyeti
Yasak kitaplarımın yeniden yazıldığı şehir

İşte o yer çocuk,
Hayallerinin başkenti
Şiirlerinin yeşile boyanmış memleketi

Bekle beni
Geleceğim yeniden yazıp öksüz şiirlerimi
Haykıracağım yine güzelliğini
Bekle beni hayal şehrim...

Melih Coşkun

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Berbat Bir Yok Oluş Bu Yaşadığımız

Berbat bir yok oluş bu yaşadığımız
Ne kadar çoğalsak ta
Bu gitgide azalış
Kanserli hücreler gibi sarıyor her yanımızı
Sıradan bir dünyanın
Önemsiz insanlarıyız artık biz
Ağız dolusu gülmeleri tarih kitaplarında bıraktık
Sıradan yaşıyoruz artık her şeyi
Hüzünler, sevinçler
Ve pişmanlıklarımız
Bu sıradan dünyanın
Sıradan insanlarıyız artık biz
Cenaze evlerinde konuşulan
Zoraki konuşmalar gibiyiz
O asık yüzlü törenler
Eğitim zayiatı ölümler

Sıradan yaşıyoruz artık her şeyi
Göğsümüzde açılan kurşun yarası
Kaldırımda donup kalmış bir adamın cesedi
Makineye kaptırılan kol
Ve alevler içindeki ev

Basitleştik
Ve anladık ki
Bu dünyanın yükünü
Ona aldırmadan taşıyabiliriz ancak sırtımızda

Akşam sofralarında demlenilen bir kadeh rakı gibi artık
Seni seviyorum demek bile
Yılları damıtıp göğsünde
Yarandan çekip çıkarttığın bütün dizeler
Soluk almak yemek, içmek kadar sıradan

Çekiliyor kanı damarlarımdan
O mükemmel yaşamın
Ölüyor günden güne
O her duyguyu iki kere yaşayan çocuk
Tek başına
Koşacak olsa da bir imkansızın peşinden
Yeni de çıkmış olsa da bu yola
Hepinizden daha iyi biliyor ki
Böyle bitmeyecek bu hikayenin sonu...

Melih Coşkun

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Betimleme

Nasıl sığar bir şiire
Aklımın sonsuzluğunda uçan martı
Bir balık nasıl yüzdürülür mısralarda

Kara kalemle mi yazılır bir ölüm
Ak kağıtlara……………………!

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Beyaz Bir Gül Gönder Bana

Beyaz bir gül gönder bana
Kefensiz çocuklar ülkesinden
Yüreğim dar geliyor artık acılarıma....

Ölümlerine mezar taşlarının bile ağladığı çocuklar tanıdım
Nasıl gülsün yüzüm
Onurun alaşağı edilip
Aymazlığın baş tacı edildiği günler gördüm
Nasıl dinsin sızısı kalbimin

Nasıl zor bir bilsen
Masal diye anlatabilmek hayatı
Sığınaklarda ölümünü bekleyen minik bedenlere

Seni kandıramam küçüğüm
Ak güvercinler yerine
Top mermileri uçuşurken göğünde...

Şimdi kavgam,
Dünyanın göğsünde açılan şarapnel yarasıdır
Sakla öfkemi küçüğüm
Sakla ve içindeki yaşama sevinciyle harmanla
Gözyaşıyla sulanmış toprağının mirası olsun bilincin

Beyaz bir gül gönder bana
Kefensiz çocuklar diyarından
Beynim dar geliyor artık acılarına...

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Beyaz Bir Güvercinsin Sen

Beyaz bir güvercinsin sen.
72 mayıs şafağında Ankara’nın.
Avlulardan havalanan bir beyaz güvercinsin
Kimseler görmez seni
Tanımaz
Bilmezler
Neler geçer içinden bilinmez

Sen karanlığın fedaisi
Asık, çirkin suratıyla
Soğutan en sıcak *******imizi
Kanatan bütün şafaklarımızı
Neydi bunca korkutan seni
Bir gökyüzünü paylaşmak
Bu kadar zor muydu

Hiçbiriniz görmediniz
O beyaz güvercini
Kanat sesleri
Yırtarken gecenin çıldırtan sessizliğini

Bir kağıt vardı o gece
O beyaz güvercinin ayağına bağlanmış
Kim varsa özgürlüğe inanan
Yüreklerinde yazanlardı kağıtta yazılı olan.

Korkma beyaz güvercin
Kelepçe takamazlar sana da
Zincirler bol gelir sana
Sen hür yaşadın ömür boyu
Kardeşçe yaşadın
Onun için beyazdır rengin
Onun için çırpınır sürekli yüreğin
Ne zaman kanatsalar gecemizi
Bir çırpıntıyla gelirsin hemen
Ne zaman mayıs gelse Ankara’ya
Havalanırsın darağacı kurulan
Bütün avlularından şehrin.

(Ve sen haylaz çocuk
Bakışın eksilmesin meydanlarımdan...)

15 Kasım 2002
21: 22

Melih Coşkun

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Beynimde Sürekli Tükenmekte Olan Bir Düşüncesin

Beynimde sürekli tükenmekte olan bir düşüncesin şimdi
Renkleri solgun resimlerde
Aramaktan vazgeçtiğim eski dost yüzleri gibisin
En kalabalık meydanlarda
Yaşanılan bir yalnızlık hikayesi
Daracık bir hücrede
Milyonların çırpınışını hissetmek gibi
İlk aşk gibi yada
Durup durup kendini hatırlatan
Üzerine karalanmış bir kelimesin şimdi
Yazılmaktan vazgeçilmiş şiirlerde
Gözlerimi kapattığımda
Yüzün gelmiyor artık gözümün önüne
Dizlerim titremeden ayakta durabiliyorum
Ve ağzım kurumadan anlatabiliyorum istediğim her şeyi
Söylemek isteyip de
Hiçbir zaman söyleyemediğim şarkılar vardı oysa
Yazmak isteyip de hiç bitiremediğim şiirler vardı
Beynimde sürekli tükenmekte olan bir düşüncesin şimdi
Seni hatırlatacak bir resmin bile kalmadı bende...

Melih Coşkun

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:30 PM

Beyninin Sol Yanı

Beynimin sol yanı
Alıp başını gidecek nerdeyse bu şehirden
Damarlarımda kurumaya yüz tutmuşken o coşkun nehir
Hatırlat bana kendini
Ey göğsümü çatlatan heyecan
Hatırlat bana kendini
Ey yürekli sevda

Bak türküler okuyor hala o güzel çocuklar
Bakışlarını güneşin doğuşundan ödünç almışçasına
Hala öyle güzel bakıyorlar
İnan bana hala öyle içten gülüyorlar o çocuklar
Kan değirmenlerinde öğüttükleri yüreklerinde
Nice yürekli sevdalar saklıyorlar
Ama niyedir bilinmez
Damla yaş akmıyor göz pınarlarından...

Eski hüzünler kaldırıldı yürürlükten
Adam gibi şeylere ağlamak tarih kitaplarında bile yok
Çünkü o kitaplar savaşları yazdı sadece
Ağlayanları değil
O kitaplar kazananı yazdı sadece
Kaybedeni değil

Kabarıp taşacak nerdeyse içimdeki asi deniz
Tut kolumdan
Çek götür beni bu limandan...

Melih Coşkun

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:38 PM

Bilincim Taş Atılmış Su Gibi Bulanık

Bilincim taş atılmış su gibi bulanık
Dalga dalga vuruyor kıyılarına şehrin
Olta atıyorum beynimin derinliklerine
Çırpınmıyor çektiğim hiçbir balık
Ölü bir denizin yalnızlığında
Şairler ölüyor şiirlerinin tam ortasında
Polis köpekleri kovalıyor isyankar düşlerimi sokak aralarında
Yüz binlerce ayak olup yürümek istiyorum yollarda
Yosunlu bir taş olup fırlatılmak istiyorum
İşgal edilmiş *******in ortasına

Her gece geldiler üzerime
Her gece yalanlamaya çalıştılar doğru bildiğim her şeyi
Her gece kurşunladılar beni milyonlarca kez
Hiç öldüğüm olmadı

Bilincim patlamaya hazır bir bomba
Yüksele yüksele büyüyor bir ses kulaklarımla
Kırılıyor demirden kapıları karanlığın
Ve güneş bütün ihtişamıyla uyanıyor derin uykusundan

Her gece şiirler yazdım
Her gece bağırdım inadına doğru bildiğim her şeyi
Her gece boğmaya çalıştılar sesimi kuru bir ağacın dalında
Hiç öldüğüm olmadı...

GooD aNd EvıL 08-14-2008 01:38 PM

Bilincimi Çaldılar Bir Gece Yarısıydı

Bilincimi çaldılar,
Bir gece yarısıydı
Gözyaşımın sürekli içime akışı bundandır
Kalemin kağıtla sevişmesi
Ve toprağın yağmuru özlemesi hep bundandır
Her sonuç bir sebep yaratır kendine
(Her sarhoş içmek için bir sebep bulur kendine
Ben bulamam neden şiir yazdığıma)

Sabahlarım kimi gece sorgularda
Söyleyecek hiçbir kelime gelmez aklıma adından başka
Güneş doğar gecenin rahmini parçalayarak sancılar içinde
İlk sigaralarını yakarken işçiler yokuş başlarında
Dilim çözülür bir anda
Haykırırım seni nasıl sevdiğimi...

Kimi zaman
Uyuyakalırım duygusuz bir mitralyözün göğsünde
Göğünde bayrağımın sallandığı meçhul bir coğrafyada
Meçhul bir asker olarak
Hiç cevabı yazılmayacak mektuplar gönderirim
Hiç kimsenin oturmadığı adreslere

Yurtsuz ve hüviyetsiz bırakılırım kimi zaman
Savunduğum için kendi hasadını toplayan bir yurdu
Ve korkmadan söyleyen kendi türkülerini

Bilincimi çaldılar
Bir gece yarısıydı,
Denizine ulaşmadan kurur içimde nehirler

Miladıdır şiirin kağıdın kalemle ilk sevişmesi
Bu tarihtendir ki sonuçlar yaratılır sebepsiz
Ayyaşlar bahaneler aramazlar sarhoş olabilmek için
Aynı neden aşık oldun sorusunun
Cevabı hiç olmayan saçmalığı gibi

Bilincimi çaldılar
Bir gece yarısıydı
Gündüzün haberi olur mu bundan bilinmez
Denizler ki kurumuştur çoktan...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:23 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.