![]() |
Yasemin Sezer
! Es Nadim Ses
Kabiliyetsiz bir kaç kelime düşüyor Ardı sıralı sayılı ünlemlerle Hasret! Kabulleniş! ! Terk! ! ! Sımsıkı sarıldığım yastığın saten yüzünde Duraklıyorum uzun eslerle... Devindiğim yangın yorganın yerini Uyumak hayali ile Uzun yolların telaşe esintileri alıyor Bugünlerde Es neye? Vardığım cevapsızlığımla Yumuluyorum yorgun yanağımın sol yerine... Göğsüm ki ne yorgun, sessiz Naçar düğümleri kör Adsız kaldı his Bildiklerim alimliğe göz kırparken Közümde tütüyor terklerimden gafil, ak sis... ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! 02.12.05 Yasemin Sezer |
(B) akmadan
Kesilen ayaklar Şah damarında yürür Ardına (b) akmadan 12.10.05 Yasemin Sezer |
....Kadar
bu ses tanrım bu ses tık tık tık tıkanmadan su tıp tıp tıp derin en derin aşk akş şak kaş doymadım tekrar tık tık tık sabaha ayana nefese doyana kadar 28 09 05 Yasemin Sezer |
“Pupa Yelken”
Islak yolların neferi Kuru günüme su sıçrattı 2 damlada boğdu -kaldım Karanlık kuytuda yayaya “Kısmet” dedik Nereden çıktı bu aydın liman Bilemedik Kapandı Pupa Feneri Karanlık kara delik Yelken şişse Burnumuza ilişse Yaksak Pupa Feneri Aydınlansak... . ..... ve...................Pupa Yelken... 07.05.2005 Yasemin Sezer |
“Voatdka”..
“Voatdka”.. diye bağırdı kadın Ağdalı gülümsemesiyle Hafif meşrep Yüzdürüyordu bıyıklıları Sandalı salınırken koltuk altı İki “tak” sesi duyuldu karşı masadan Bir yudumluk duraksadılar Temposundaydı ayyaş, yıllanmış kıvam Gocunmadan fasılcılar, devam... Hep beraber Tak Tak Kibrit kutusuna çocuklarını sıkıştırıyorken adam Parasızlıktan kibrit barutuyla yandı ispirtodan Ciğerinin söküklerini diker umudundaydı da Başına diktiği şişenin camlarına büründü ardından Bilmiyorlardı; Süpürülürken ayyaşlar yavaş yavaş Saatin vakit olamadığı Budakları kararmış pörtlek zeminde Tazeden yapışıyorlardı kalafatına Nice basılacaktı daha kafalarına... 14.11.05 Yasemin Sezer |
A/vaz
A/vaz geçen papazın düsturundaydı ak kelam De Biz müslümandık... An___la La___fta Ma___zi kal- Dık ___! ! ! 24.09.05 Yasemin Sezer |
Acı
Arza uzansa da acı Hepten bilinmez belki Yekten hissedilir Telafisi Salt kendi.... 17.12.05 Yasemin Sezer |
Acıdım
Odamın perdesinden akerdeon sokuldu “Sen” koydum adını Usulca Bestelenmemiş zaaf... Dinlence okul sonrası Rayihalı bir esin Derine oksijen Keskin huzur Kınını kesen kılıç gibi... Acıdım. 07.08.2005 14:32 Yasemin Sezer |
Acıya Uyumak
Acı gerçekle sevişen sevinci Halin en körpe balığında tutuldu Ezdiği tüm kaldırımlara acıdı Devinirken kadınlığının sırtında Ardan yana talebi yoktu Yoksundu ömrü boyunca Biliyordu da Özürden peltekleşmiş dilinde Sancılarına yüz aradı arsızca Hüznü çağırmadı Doğurdu doyumsuzca Bu değildi gerçek Öyle diledi kadın Uyurken acısında Uyanmamak arzusuyla İçiyor, gülüyor Dostlar, adı dost işte Orada duruyor hala Dönüp de okudukça Kadehlerden kabarcıkları Yalan nefesler hayatına kaldı Sabahına bir iğne vurulur Tesellisi yarına sağlık Öyle demiş doktor Doktorsuz ağısına Panzehir merhemler Zamandır Zamana diliyor ekmeğini Bandırırcasına acıya Zamansız gerçeğini 18.02.06 Yasemin Sezer |
Aç Av/Al
. şaraba sövesim gelir sevmelerimde Aç karnına kırmızı tırnak diplerimden kazıdığım belki kalmıştıra umduğum *******im Av/Al yıldızlar al’a parlardı gece mey’e doyunca boğaz kere doğmalarda kul/aç kere yüzüşler şarabın ter’ine harman hasreti yoksulluğum Aç Av/Al kanıyorum Beyaz 22.10.2005 . Yasemin Sezer |
Adam Olmaz
Tuvalin katmanları alkolik Elleri titrek Gözünde bin dolu resim Bu alkoliğin cebine bakın Hatta daldırın elinizi Yırtılmış bir kaç kağıt Okunmalardan yorulmuş kendince Bu alkoliğe kulak verin Peltek, aksak dilde yalan olmaz Bir bir doğruları çalın Hakkınız kalmaz Bu alkoliğe zaman verin Lakin saati sormayın Korkar bakamaz Aşk damına seccade gerin Yine de.. Bu alkolik adam olmaz. 30.06.05 Yasemin Sezer |
Adım “Uyku”
Köpükten beyaz deryalar düştü gözlere Uyku dediler adın, “uyu” Sayısız sabahlar, nar bahçelerinde Horoz sesinde Akıldan gitmeyen miyavlamalar Tavus kuşlarından vadiye… Güce giden rüyalar vardı Ardı “günaydın” Sayılı mekanik sabahlardan… Oysa “uyku” Her ay ışığında gün’e eş ayandı Adını “gün” koyduk netice Yirmi dört değil Yaşam kadar sayılı saat Ederi kadar değen bir gün Saymak niye? Gün güzel güler yüzüm Ağlamaya yoktur sözüm Açılır kapılar, açılır önüme Geçerim “Gün” çemberimdeyim Yollarda sayısız “Uyku” adım 03.04.06 Yasemin Sezer |
Ağla
farzet bu/sen/dir düş/en yaş yan/aklarıma üşenme.... hadi _____ağla 21.10.05 Yasemin Sezer |
Ağlıyorsunuz Yerime
Sürme çektim kapakçıklarına kalbin Biraz bitkin çokça dargın zihnime Az yön verseydi ya seferine Beş taş oynunu bilemedim de hiç Bilmeden oynadım şu garibime Son taş ağrısından düşüyor yerine Toprağına geriye Başladığı yere Terapi yaşlarım Candaşlarım Biliyorum Ağlıyorsunuz yerime... 11.12.05 Yasemin Sezer |
Ağustos Böceği
salınıyor musun yaz bahçesinde ey garip ağustos böceği bakalım ne edeceksin kış gelip de soğuk sarınca bedenini ? 24.08.2005 Yasemin Sezer |
Ak/asyalar
Ak/asyalar Tüf tepelerinden akıl dilenir ak/asyalar Sahil kor güneşi dağlara asar Abis dibinde kan kızıldır magmalar Akut çiçeğinden lavlar taşar Mehtere parke taşından daracık yollar Yolların sonunda yeknesak kağıttan duvar Veremez zülüf çiçek dara ağacındadır Sehere gün değil san ki asırlar var Ha dimağ mahçup fitresiz irtifa Ha tanrı dağlarından susuz vefa Prometheus’un kurnaz inadına Tutsak umut vesiledir Pandora Açınca şerri aleme ilk kutudan Nadimlik nimet etmez zordur katlan Dem ellerimize sırnaşık dirim talan Kus tepeler alimliği kus Kus da Açılsın ak/Asyalar... 23.09.05 Yasemin Sezer |
Aklınla Sarın
'sarın' demiş gecenin tütsüleyen kokusu dönüp gözüyle gündüze 'üşümek ayıp değil, sarın' tırmanışları tırnak diplerinde kazılı yaşanmışlık yavaşça giydiriyor bak özenle bezenmiş telaşsızlık 'kabul' derken, ederken temsil-i misafirliği çizermiş hayatı kalkanıyla vurdum duymaz bilirmiş safirliği -çizgilerden geçerken gülümsemek farzmış ya 'lâkin' diye duraksadığımız anların göz arası san ki çekince boğulmuş eksikler sırası doldurmak lâzımken günü yavaş âlemin dilinde dert olmuş gece sancısı hadi, söz dinlet ki duysunlar bazen kemale eren yaş ile sakalı söyletir şaşkın dinlenir kırk dilden bir arifin lafı ne fayda bir bakmışsın araf olmuş dilde saf bitap can, yerde harap soran mısın düzenle vuranı orta kemiğine anlanır iş yaşla değil baş ki dikkatle ağır 'sarın aklınla' kapansın üşümesin yaraların 'gülümse' doysun ısıtsın yanıkların 'bil' ki bildir safirdir aklın telaşa mahal yok düşündür gece en başa değer yaşsız canın 19.01.08 Yasemin Sezer |
Akıl Kalbe Yüz Sürer
Tanrılar yaratıldı insanlarda Doyumsuz zihinlere vitamin niyetine Kırmızı, pembe, sarı doğdu Devran tutan güneşlerde İnsan olanın tuttuğu cevher İki nokta arası doğru işte Akıl kalbe yüz sürer Sayısız cümbüş seferinde Asıl olan aşka döner Kitab-ı mucize de Bin ayetten duayı Okutur semah niyetine 19.02.06 Yasemin Sezer |
Aldansaydım Hâla, Keşke!
Uyanıyordum her sabah Doğasında ışık saklı bir gerçekle Çeperine ağzımı dayayıp içmek ister gibi Tutamacı olmayan bir kasenin Bir duyguyu sindiriyordum içime Sonsuzluğuna ki hâla inandığım Bir içim ki ne çok aldanmış Ne çok yıpranmış olsa bile Söz düşüyordu gözlerime Uyan, uyan diye Basıyordu tenimin her milimine “Uykuyu devam ettir” dercesine İterek hatta yırtarak doğruluyordum İlk iş, yüzü, gözü yıkamak Arınmak ki en büyük mesele... Buğulu bir hayalle iliştirdiğim Bir fincan kahvenin yanına Bir varlık beliriyordu önümde Hâla uykuluyum, Bak! Bahanem de var Dokun ellerime, gözlerimin içine Söz! Uyanmayacağım yine.. Rüyalara malzeme niyetine *******le günü yaşanılır kılan Senelere savurduğum bir masaldı bu Çocuksuluğum ki bildiğin gibi Baharla giydirir gibi çıplak bir ağacı Bürüyorum pembelere, mor salkımlara Kokusu tütüyor geçtiğimiz yollara, her neresiyse Sırasımı ısrarcı çıplaklığın? Söyle! Düşle tutulur bir hayal bırakmıştın Elle almasaydın, aldansaydım yine keşke Mutluydum öyle Şimdi Bilmiyorum Yarın Ya ondan sonraki? Kahve ki Yalnız içilir mi hiç? Söyle! 22.04.07 Yasemin Sezer |
Alimin İşi Zor
Hangi yanıma bir doğru çarpsa Peşine yalan takılır düşerim Yılan yalan pervasında Bin ömürlük talihim Sokulduğum can masalında, an kadar Ne dengi, ne sevenim Kördüğüm mezarında canan kadar Ne çalgı, ne çengiyim Dilber dilinde yalan durur sahiler Us almaz riyasız ölürken bakiler Her fitneden gam çalan faniler Bilin, hak yolunda tekilim. Alimin işi zor Eziyeti kendine.... 19.02.07 Yasemin Sezer |
Alkışlar Balıklar
T/adına acı koyduğumuz Bulandığımız deryalar Yayvan dil balıkları Dikenli vatozlar Uçamayan kırlangıçlar Her birine yamalı anılar Saat takvimine yüzgeç sallarken Oltamızda çırpınan garip solucanlar Saat an'la alarm verince saadet Deryaların balıkları üşüşür etrafına Fırtınalar meltem olur öper yanaklarından Dökülenler sade göz yaşlarındır Bulandığın ruhunla şaha kalkar Alkışlar balıklar... 12.10.05 Yasemin Sezer |
An
anı yakalayan da anında yakalanan da bir anda yok olan da bendim anında alim olan anlamadan yarim olan ya şu an da bana dolan sendin hep sen... 06 09 2005 Yasemin Sezer |
An’la Geç Sabah
Uzandığımı söylemiş miydim Akasya ağacına Kokusunu getiren kumrulara Sormuştum bir kere Güney rüzgarları Neden geldiniz? Hangi savaşın gövdesi Sin, İz? Hâlâ diye başlayan cümlelerden Korkmadan Hiç olmayanla Uz An'dık, Öylesi Yeri dolmuyor Durmuyor Yerinde Sağlam heykeller Konuşmuyor Aklında taş Sabahı sorguluyor Sahillerden geçen Akılsız günlere inat Alt yazılı sitemler Şöyle diyor bir An; Hadi yat Uyu biraz Çok geç olmadan 04.07.06 Yasemin Sezer |
Anlatır Aklım, Almaz
Bu bendeki uyanışlar vurgun yer Hayallerine dalışlarından Olmaz olmazlara uyanmalar Bir de ya olsaydılar… Biliyorum böyle değil gerçek hayat Üzülmemeliyim, üzmemeliler beni Canım da öyle dedi Şimdi derdim Tek yastıklı yataktan Soğuk duvara cevapsız selam Günaydın Gözüm yüzün üstünden döner Sayısız seferinde mağlup Yorgun hatalar aranmaktan Bu şanssızlık da değil Onca hediyemin yanında Sensizlik Bir tutam kapris Beş yaşında değilim artık Anlamalı diyorum Zor Sensizlik sabahlarında ufalıyorum Ders olmalı zaman kuyruğuna dolanan Büyütmeli Tersten okunmayı öğreten yaşam Uzun açık anlattığım her ben Yığılıyor boşluğuna Anlatıyor; Doğru, gerçek, düzen… Vurgunlarımdan sonra Sararım sigarama Niyetine deva İlk nefesle kurtulur, ölürüm sana… 26.02.06 Yasemin Sezer |
Arsız
Sevişiyorum yalnızlığımla Altı üstü ben Acımtırak ekşili soslar eşliğinde Doyamıyorum da tadına Her aç kalışın mükafatı olmuyor sevgiler Porselen tabakla sunulan yemişler gibi Bir bir yudumladığım alkolleşmiş vişneler Annemin bayram sabahlarına ikramı Beklemeli özlemleri damağını burarken Vakur kimliğini çıkarmadan cebinden Kabullenmeli Biçiliyor ömrümüz Arsız otlar gibi... 26.06.06 Yasemin Sezer |
Asıl
Kuytuları kurcalamak lazım gelir bazen Asılsız 'asıl'larımız salınsın diye yüzeyden Ki damardaki kanla coşar bin feyzli akıl Aslı asmadan bulmak lazım bazen 08 09 2005 Yasemin Sezer |
Aşiyan'dan Göçene
bunca aradan sonra ne diye sustun der gibisin oysa gamsızca kapımı çalan sensin sevgili değil yüksek dost da öyle söyledi sen sevmeyi bilmeyensin hadi taşım tepinsen dağılmam ya o? kabullenir mi böylesi arsız yalanı geçtim senden kurak dereden başını yakan sensin hadi düşün yeniden hakkını sormalı mıyım haktan? hakktan rahmeti çok saydım evvel grubun meşkinde saltanat olmaz acıyı da bildim tamam -sıra? biraz da sen al benden kırlangıç yuvası balçık ta olsa evdir hani aşiyan tepelerinden göçen saçağını seçen balçığını bulayan sen süzül artık çeperimden Merak ettim; yoksa sen hala eşine kuşu'm diyemeyen misin? 24.08.05 Yasemin Sezer |
Aşk
Ham terimizi sağan güneş Sağanaklarda sıyrılır bazı Farkındasızlar yağmur sayar Aslı berekettir aşkımıza.... 15.10.05 Yasemin Sezer |
Aşk Y/önünde
Terkedebildiğimiz şiirlerimiz kadarken Yüzümüzün acısı ki halen gülümseyebilen Gücü barajlardaki sulardan bekleyenlere Akar aynanın şeffaf sorgusu Mum titremelerinden fısıldar Karanlık odaların sırnaşık korkusu Dökülür yırttığı duvar sıvalarından Vazgeçilmişlerin aşk kokusu Hadi uyan diyen patileri pembe kedinin Başucundan içtiği bir kaç damla sudur Sabaha ayar umuduyla beklettiğin bardağın Dibine vurmuş dolgusu İnanç ile devinen pembe yüzünün Yansımaları doğumundan öte ödünde Tevekkül giysisinden çıplak Dans’a dönüyor aşk y/önünde 19.11.05 Yasemin Sezer |
Aşk...;
aşk….; kaptırmak yuvarlanan topun peşine aşk….; titremek serin günün ilk güneşine aşk…; adını dizmek her yüze.. aşk…; sesine varmak tren, kuş sesinde.. aşk…; varışsız liman, sığınaksız hane bir gülüşünde, “ah” sesinde dopdolu …………gürle aşk gürle… 12.08.05 Yasemin Sezer |
Atar Damarıma Şevk Verenim
Sine_i Ol, yağ çehreme Seme seme Sıyırdım tellerimi perçemimin Ak yasemin’e Göğüs çeperim boş Nicedir puslu şarkıya Itırlı özün dikenim Salınsın söz, varsın Ey dillendiğim Atar damarıma şevk verenim Solamam hayalinde böylesi yoksun Böylesi açken ürpermeyen tenim Dipsiz denizlerine Ayık sarhoşluğumla Çekinmem, düşerim Sorulmasın diyemem adın Hasretliğim, içim varlığın Açlık açılmamışlık Er soluğumdasın Ne saat başında bekçi Ne de isyankar kul Taşın özünden söktüğümce asıl Hasretime cansın 20.02.06 Yasemin Sezer |
Ateş/Su
Sıyırmak istedim tepelere Dalgaların elinden tutup Girdabı tarlalardan aşırtıp oturtabilmek için volkanların tepesine... Sonra hep beraber bakalım Ateş mi yaman, su mu? Çığlıklar buhar mı oldu ne? Eylül 2005 Yasemin Sezer |
Ayarım
benden düşen adın senden kırılan can parçaları üstünde yatarım da acımam acımak? hah! ! ! ! ayarım ay(arım) an(cak) 28.09.05 Yasemin Sezer |
Ayıp
İkidir toplamlar garibin elinde Kaldırım taşları sayar Bakışları yumuk Bir iki, sonrası tekrar Bilmiyor ki Beş duyu baş rol Gurultu senfoni Pastane camında İki nazar boncuk Çaktırmıyor da Bilmez yüzmeyi Yüzdürür Kelebek kanatlarıyla Alın terinde Kulaç kulaç hayal Kaybı bilmez Ayıbı bildiği kadar Unuttuğu her var kayıp Bilmek adına açıksa söz Buyurun; Cümlemize ayıp 01.06.06 Yasemin Sezer |
Az Bekle
Herkes her şey boştu aslında Bir güvenebilseydim aşkına Herkes herşey boştu Ömrü hayatımda tek dediğim cana Tekleyerek bile varamıyorsam İnanmak İnanmak İnanmak Kaç defa söylemeli Gerçeğe dönsün İnanç doysun diye Zor gelir Zor gider Korkuyorum canımın içi İçimin tek seçimi Üzülmekten Korkuyorum O dişli cabbar kadın var ya Titrer gözünün bebeğinde Korkusuyla gelecek belki Kokusunu versin Canına deysin diye Az bekle 25.01.07 Yasemin Sezer |
Bahane
Sucularla eskici Bağırdıkça pencerene Su alır, gazete satardım Aralanınca perden Tebessüme Bahanemdin... Evcil törenlerin mahallesinde Sakinleriydik burnu büyük Kaçarcasına koşardık işimize Bakkal kapısında sıkıştık bir gün Zayıfladım Bahanemdin... Sular kesildi tam 5 gün Sinekler sardı muslukları Alt sokağın çeşmesinde Sıralı kovalar su peşinde 5.nin yerini çaldım Arkandaydım Hırsızım Bahanemdin... Gitmiyordu ayaklarım Sıkıntı düştü bedene Çoklu plaklarmış Çok korktum Yakarmadım Bahanemdin... Mahalle sarmıyor mor salkımları Çağrılardan uzak kaldı baharlarım Güzel dizeler çıksın istedim Bahanesizdim olmadı Kokmuyor çiçeğin Geçmiş olsun notunda saklı Vicdanına Bahanendim... Mayıs 2005 Yasemin Sezer |
Banliyö
Kaçışlar arası banliyö Tıkırında tüttürülen yol Boğuluyor ahları Ezdiği tren raylarında Bin bir soru peşi sıra Bir durak geçmiş Bir durak ileri Hep mi bileti kesiktir Yolcunun elinde Sabitlenmiş kaderi Tünellerden geçer Bir kara, bir güneş Ömrünü çiziyor bekçisi Garın yalnız zaferi Bilemez değme billur sular Şeffaflığı özündendir Yolcunun seferi Yalansız sözündendir İçer geçmişine, şerefiyle harap Savaşları da olamamış Az akıllı, biraz garip Sessizliğini deşiyor Devşiriyor gerçeği Duyulmuyor da kimseden İki makas arası geçiş. 09.07.06 Yasemin Sezer |
Basit
Atlı arabaların peşinden koşan seisler var Dörtnala gidenin hep dört adım ardında Kanter, hiç önde gidemeyenin bekçisi aslında Direnci ellerini kesen iplerden akar Karar verir, Ol ki kanayan yara, acın aksın hakkıyla... Çarpıldıkça serpilir yılgın rüzgarlar Yangın yüzü vurdukça alevler içinde kabul var Güçsüzlüğün gücü yol aldırdıkça birikir Nefesin sayısınca toplanmış Adı hayat... Kuşlar var bildiğimiz deniz üstü pikeleri Karalardan kalkıp duraklara konuşları Ötüp susup ölüşleri İşin komiği İş hep bu kadar basitti... 26.10.06 Yasemin Sezer |
Başım Dönüyor
Adını dizdiğim nehir taşları vardı Aşkı sözle kirletmeden boyadım Arkasında adım Eline tutuşturulmuş soğuğa Sindim kırmızıdan Sunarken yandım Hadi çırp ellerini yine Kocaman gülümsemen Dolsun göz bebeklerime Uykusundan ayılan Hadi bağıralım yine Nasıldı o şarkı, neydi adı? “general”… evet Tepinelim Çatırdayan asma barın üstünde Biramı sana uzatayım Sen de içiver Dokunmanın, Burasındaydık Orasındaydık Arasındaydık …..ay’dık ….ay’dım …adam’ım Kaybetmelerden döndüm Alnına dokunan parmaklarımla Dönüşüm anlamsızlığa büründü Anlamadın Kimdi, neydi? İkimiz de anlamadık Sen hüzne sardın Ben sensizliğe Döndüm Döndüm Döndüm Başım dönüyor… 22.03.2006 Yasemin Sezer |
Bazen
Mah gören g/özden Ören düşse de sözden Masal dile geçince Uyku tutmaz bazen... 17.12.05 Yasemin Sezer |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:23 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.