![]() |
Mustafa Acıoğlu
A Beyler
Sır derseniz sırrı söyler nar derseniz narı söyler dert yanmasın daha neyler ölür kahrından a beyler yaz gelirse hasretinden kış boranda nefretinden her bir daim hiddetinden yakar narından a beyler mert olanı dost bilir hep can diyene kan olur hep dost yoluna dost ölür hep gülmez arından a beyler dağları kış saranda ki zalım pusu kuranda ki yiğit ağı kıranda ki güler karından a beyler canlar cana kıyamazlar kanı kanla yuyamazlar karga kim göz oyamazlar ağlar zarından a beyler Mustafa Acıoğlu |
AB kapısında
Arı bırakırsak AB kapısında Bir hak alırsak AB kapısında Vatan vatan olur AB tapusunda Biz kârı neyleyelim AB kapısında Biz yarı neyleyelim AB kapısında Bir yer eyleyelim AB yapısında Mustafa Acıoğlu |
Abo...
Bu dedim sağlam papuç Haramzade çıktı abo Dedim beni ihya eder Hanevimi yıktı abo Dedim kalıbı yerinde Derdi meğer en derinde İncir ağacı elinde Ocağıma dikti abo Lan amanın etme tutma Derken beni ele satma Rüzgara yele satma Havalara sattı abo Mustafam sen saf isen Her yatağa çarşaf isen Her kumaşa gergef isen İyi etti gitti babo Mustafa Acıoğlu |
Acaba
Niye bu çırpınış söyle neden ne için bunca çaba? Birgün bende ölürüm diye düşünür müsün acaba? Mustafa Acıoğlu |
Adak
Gitme dur Şiirlerim var okumadığım Henüz okuyacağım Bir kandil gibi Kalbimi yakacağım Gözlerimden yaşlarım Döküp te ağlayacağım Gitme dur Hayallerim var demediğim sana umut getireceğim kaf dağının ardında da kalsa bir zümrüdü anka da olsa kucağına bir demet gibi bırakacağım sığmayacak da taşacak sana memleket *******ini getireceğim ılık belki sıcak gönlündeki zemheriyi boğacak Gitme dur vereceklerim var veremediğim belki de fırsat bulamadığım Çiçeklerim var bekleyen Güz bozgunu bahçelerden Çiğ damlaları süsleyecek yanaklarını Ağlamak yok yani Gitme dur Seversin mavilikleri Okyanusların maviliğini Kabardıkça kabaran bir maviliği Dalga dalga Köpük köpük getireceğim Samanyolunda ne varsa yıldız n****** Hepsiyle beraber Bir taç getireceğim Gece karası saçlarına Gitme dur Bir meltem getireceğim sana Denizlerden dağlardan Zaman durur sen gidersen Yüreğim kudurur sen gidersen Fikrim boğulur Benimsin şimdi Hep benimle dur Gitme dur Gitme ne olur… Mustafa Acıoğlu |
Adam Ol da Yarini Bul
Sen temiz birini bul Adam ol da yarini bul Çalış didin kârını bul Adam ol da yarini bul Seni bilen bilsin erce Yar dediğin olsun yarca Dost olan acı derce Adam ol da yarini bul Şimdikiler süs peşinde Kaç olursa kaç yaşında Kıl yok kalem var kaşında Adam ol da yarini bul Kimi gözünü boyuyor Kimi sözünü boyuyor Kimi libasın soyuyor Adam ol da yarini bul “Dı mı? ” diyor kimi entel Bilmez dikiş nakış dantel Ar yok ne diyormuş ki el Adam ol da yarini bul Her köşede bir oğlanla Aşne fişne artık anla Güzel; güzel olur dinle Adam ol da yarini bul Yüzü güzel ahlak çirkin Bunun ile dönmez çarkın Geyiklerden kalmaz farkın Adam ol da yarini bul Dudakları boyalıysa Güzel mi dersin sen oysa Oje ve ruj güzel buysa Adam ol da yarini bul Tırnakları kaşık gibi Peşindesin aşık gibi Göğüsleri şişik gibi Adam ol da yarini bul Botox falan sora sora Silikonlu ora bura Hal kalmamış gere gere Adam ol da yarini bul Orasını gerdiren yar Burasını gerdiren yar Bunda ne var söyle ne var Adam ol da yarini bul Gözü lensli gerçek değil Yutulacak kılçık değil Köçek desen köçek değil Adam ol da yarini bul Saçlar boya kaş göz boya Bakamazsın doya doya Korkarsın bak gece aya Adam ol da yarini bul Gece görsen sanki zombi Görünür de vampir gibi İster dost de ister abi Adam ol da yarini bul Diskotek kulüp gezecek Sosyeteye poz yazacak Olmaz öyle hep tozacak Adam ol da yarini bul Kot giyer de sıktırır Güya çok can yaktırır Tatmin olur hep baktırır Adam ol da yarini bul Teşhircilik moda imiş Her bir genç kız ede imiş Diyet menü ot gıdaymış Adam ol da yarini bul Yırtık pırtık versen para Dersin ki yok fukara Pantolda kaç tane yara Adam ol da yarini bul Mustafa hakkı söylüyor Doğru olanı oyluyor Ne duruyor ne eğliyor Adam ol da yarini bul Mustafa Acıoğlu |
Adam Olmuşlar
Çiğ düşer de gözlerime yaşlanırım Umut açar da yüreğim başlanırım Dimdik dururken ben yine de taşlanırım Yamuklar kıvıranlar adam olmuşlar Hernerde meclis görsem dalarım ben Bir şeyler kapmaya da çabalarım ben Denizden suyu hesapla alırım ben Har vurup savuranlar adam olmuşlar Çevirdiler yolumu gelemez oldum Namertler içinde ben gülemez oldum Adamlığın şeklini bilemez oldum Mevsimsiz göverenler adam olmuşlar Pragmatiktir felsefesi her yerde Statükoculuk derman olmaz derde Olur olmaz yerde de çıkışıp merde Sonra laf çevirenler adam olmuşlar Mustafa ne söylesin daha ne desin Bırakın da o kendi kendini yesin Siz hala güzelim sesinizi kısın Her güzeli devirenler adam olmuşlar Mustafa Acıoğlu |
Adamlık Kavgası (G.Oğuztürk'e Nazire)
Farkında olmamak ne mümkün Bu tükenişin ve bu bitişin Tükenen tek neslimiz olsa Yanmayız billah Ben tükenmeye hazırım Yarın; Yarın olabilecekse Ama günün yerini alan gün Ama adamın yerini alan adam Ama insanın yerini alan insan Keşkelerimiz gölgesinde Utandırıyor bizleri Yiğitliği mertliği sildik biz hafsaladan Şimdi kıroluk Şimdi kazaklık, maçoluk diye yadedilir oldu “Light” bir kültürümüz var artık Ve hakim haldir artık “light”lık Ölen cesaret yerinde tırsaklık Dürüstlük yerine kaim dolandırıcılık Doğruluk yok artık Artık yalakalık ve şaklabanlık Doğanlar bozuk değil elbette Bozuk olan toplum Bozuk olan ortam Elbette aralarına Her katılanı bozuyorlar… En babayiğit tavırdır artık Gelene paşam gidene ağam Biz bizlikten uzaklaştıkça Bizlik kabalık geliyor bize Erkekler artık Koç burunlu değil Değiller artık şahin bakışlı Ve barut kokmuyorlar, Zeybekleri çalınmıyor dağlarda Metroseksüeller hepsi Nasır yok ellerinde Nemlendirici kremleri var Güneşten yanmış tenleri yok Fondatenleri var Topyekun sosyeteyiz artık Ve Halaylar yok harman yerinde Dambara dumbara ritimler eşliğinde Sağa sola sallanmak var Ve artık er olanlar şarap kokuyorlar Dürüstlüğü, erdemi Şeref ve haysiyeti Her birini teker teker vuranlar Birer birer avlayanlar Artık bizlere Yeni bir dünya sunabiliyorlar Biz biz iken yeni bir dünyadan Bahsedilemezdi elbette Şimdi bizlikten uzak yeni bir dünyamız var Ama üzülmesin asil analar Ama yılmasın soylu bacılar Er kişiye erliğini bildirecek Kadınlaşmayı öldürecek Adama adamlığını gösterecek Zulmün sesini kıstıracak Ve insana insanlığını hatırlatıp Utancından ağlatacak Bir kozumuz var çağdaşlıkla şimdi Bölüşeceğiz Bu kahbe gidişin hesabını soracak Bir kavgamız var Görüşeceğiz Mustafa Acıoğlu |
Affetmem
Adam mimlemek tek işimdi fişlemek ama sana darıldım sadece ve sadece darıldım ilk sana küstüm açıkcası çocukcası yani telaş zihnimi öylesine zavallılaştırmış zamana ve ihanetine yenilmiş olabilirim ama bir anda elde edilmiş bir bilgelikle yandan galibim diyebilirm her şeye müsamaham var ki ihanete hayır ana babasının kavgasını seyreden bir çocuk gibi gerçeğe şahit oldum sebebleri anlamadan haysiyet muharebelerinde kahroldum sokakları aşındırırken her gece kavruldum düşüncelerde sen yoktun gitmiş ve beni terketmiştin affetmemiştin ve şimdi ben affetmeyeceğim Mustafa Acıoğlu |
Affetsin Beni Dünyam (Ümide Nazireler)
Savunmayacağım bu gün kendimi Hüsnü zannım hüsnü niyetim Dorukta bu gün işte Affetmesem de tüm düşmanlarımı Bir objektiflik sevdasına düştüm Üzerinde gezen haramzadeyi Harcamayışım sebebiyle Mabedime sürülen namahrem eli Kırmayışım nedeniyle Af diliyorum Affetsin beni dünyam..! Yediğim meyvelerini Teneffüs ettiğim havasını Kokladığım çiçeğini Sürdüğüm sefasını Ödeyemeyeceğim bilirim Sebebsiz ve bir o kadar edebsiz Adımlar altında Ezdiğim yüzlerce böceği için Affetsin Makro bencillik dünyasının Harcadığı konuşan hayvanların Binlercesinin hesabını kim versin? Dağlardan mağaralardan ay ve güneşten Hepsinden cümlesinden Af diliyorum Sığınmadığım her bir kovuktan Pusu atmadığım her bir vadiden İsyan etmediğim her bir günden Af diliyorum Yağan yağmurdan da Doğan güneşten de Göklerden ve denizlerden Af diliyorum Yıllar olmuş bakıyorum da Hala beni üstünde barındıran Bu topraktan Babamın erkek evladım diye Benim için döktüğü her damla terinden Büyüsün yavrum diye anamın Her damla sütünden Her kelimesinden ninnilerinin Af diliyorum Yediğim her lokma ekmeğinden Af diliyorum… Ömrümü koşa koşa Sürdüğüm her yokuştan Şimdiki bu yokoluştan Yarın deyip ertelediğim Her şeylerden Garibtim umut ekmeğimdi yani yirmi şu kadar sene gelir dediğim demekle yetindiğim umudumun yarınından af diliyorum benim dediğim dünyam manasından uzak kaldığım adımdan adamı olamadığım kalıbımdan kabımdan topundan af diliyorum ama ben affedilmez bir vurdumduymazlık içinde tükettiğim değerlerin affedilmezliğini gayet iyi biliyorum ama olsun yine de ben af diliyorum belki… Mustafa Acıoğlu |
Ağır Abi Bunlar Bunlar
Arabası böcek siyah görenler eder bir ah belinde koca silah ağır abi bunlar bunlar siyah pardesü giyerler ters bakma ha oyarlar labunyalara ayarlar ağır abi bunlar bunlar otuzüçlü tesbihleri uykudadır sabahları dünyayadır tamahları ağır abi bunlar bunlar *******i gün bilirler rakıyla kafa bulurlar içer içer zom olurlar ağır abi bunlar bunlar kah adam kaldırırlar kah vurur öldürürler kızdılar mı saldırırlar ağır abi bunlar bunlar her işlerinde racon var beyaz satar karı satar açık bulur şantaj yapar ağır abi bunlar bunlar kanunla olmaz işleri hep belalıdır başları haramlıdır hep aşları ağır abi bunlar bunlar ağı hafif karıştı da mert namert kırıştı da mustafa hep görüştü de ağır abi bunlar bunlar Mustafa sen efendi ol yiğidin menendi ol ara sen yiğidi bul ağır abi bunlar bunlar adam olmaz bunlar bunlar... Mustafa Acıoğlu |
Ağıt
Devlere parmak ısırtan Kaf Dağı efsanesi Kan ve Ateş bürüyen gözlerde Büyük ihtilal ruhu..! Öyle bir destan ki bu Başı göklerde Hep ayak üstü Bir sabah olsun Çalamadan güneşten ilk nuru Sürükledik savaş zincirini Bir ömür boyu Katlin doruğundaki bezirganlara Kan kusturuyorduk, kan..! Uykusuzluktan kançanağı gözlerimizde Yıllarıdr ölümü Kovalamanın yılgınlığı Bezginlik sözlerimizde Sessizliğin gümbürdediği Köşe başında Felaket tellallarının davulunca Bir tarak kusarken ses verdi bir mekanizma Nabızların durduğu andı yavrum son karanlık ve rüzgarsız gecemizdi pençede efsaneleşen silahın Yıldız misali avuçtan kayması Ardından Bir dağın devrilişi Ayrılık..? ! ? Kamalarımız kan içerken Kabzasına kadar Zafer marşlarının çalındığı Kutlu şafağa beş kala ayrılık infilak etmeye hazır volkan misali Gün sayarken ayrılık..? ! ? Ölümü bir sevgili muhabbetiyle kucaklayıp uzandı vatan toprağına mutlu ve müsterih Mermi ıslıklarının Yankılandığı sokaklarda Dualı dudaklarla öpmek şimdi Herşeyi orda gördüğün gözleri Bir ibadet vecdiyle kapamak Yakar yüreği oy..! Yaslanıp yüz vurduğun göğüste O imanlı göğüste O deli dolu O kavgalı göğüste En büyük rütbe ve nişane Şehidim..! Yaktın oy..! Ruhum kararmış gibi Gidişin beni... oy.. oy... Ama nolursa olsun bilirim ki her şey düşer nefer düşer zafer düşer gök çatlayıp birden düşer gayrı kabza tutan son bileğe dek kalacak ve kalmalı O büyük ihtilal ruhu... Mustafa Acıoğlu |
Ağladım Gülemedim
Ağladım gülemedim Kendime gelemedim Bir seni bildim ben Başkasın bilemedim Bülbülleri dinledim Ah ile ben inledim Seni de küstürdüm ya Hep kendime kinledim Aç bağrımı yara var Kan akar azar azar Gözlerin hançer gibi Aman değmesin nazar Kaşların yay geriyor Her geçeni görüyor Acımaz zalım avcı Hep bağrımı vuruyor Sözleri de ballıdır Yanakları güllüdür Yüreğim yangın yeri Sanma ki sen küllüdür Mustafa Acıoğlu |
Ağlama Dur
Niye daldı gözlerin Kesildi ah sözlerin Var mı söyle kaçarın Yangınsa da içerin Ağlama dur Ne bir şey söyle Ne de bir şey sor Ağıdına bedel Al beni vur Ağlama Ağlarsan ağlarım Bir volkandır yüreğim Bir lav seli çağlarım Ağlama Ki benim ağıtlarım Sel tutturur dört yana Anlaşılmazsa suskunluğum Ad kavmini Lut kavmini Semud kavmini Yakacak, yıkacak… Bir sayhadır çığlığım Ağlatmayın Çağlatmayın Yıktırtmayın dört yanı… Mustafa Acıoğlu |
Ağlar (Tecnis)
Ağlar Ağlar ağlar, ağlar ağlar, Balık gelmez ağlar ağlar Nazlı yardan haber gelmez Gözüm kanlı ağlar ağlar Bağlar ağlar, bağlar ağlar Ayaz vurmuş bağlar ağlar Nazlı yardan haber aldım Dendi kara bağlar ağlar Dağlar ağlar, dağlar ağlar, Düzde kaldım dağlar ağlar Gurbet elde garip gönlüm Hasret içim dağlar ağlar Mustafa Acıoğlu |
Ağlasak mı?
Gelip geçen günlere Ağlasak mı ağlasak mı Kan boyalı dünlere Ağlasak mı ağlasak mı Bombalar şarapneller Alüst edilmiş iller Nükleer eser yeller Ağlasak mı ağlasak mı Gözü yaşlı anaların Adı zulüm senelerin Haline bir tanelerin Ağlasak mı ağlasak mı Mustafa Acıoğlu |
Ağlasın Duvarlar
Ağlasın duvarlar Başkaca kim ağlar Ağlasın direkler Hissetmez yürekler Taş duvar değil ki Bir bina değil ki Manası önemlidir Hatırası önemlidir Kapıları kitlesinler Çanları getirsinler Mazimi öldürsünler Kiliselere gömsünler Ağlasın mezarlar Diriler anlamaz ki Dinlesin ölüler Sağlar beni dinlemez ki Bir minare bir de kubbe Sadece bunlar mı dersin Mihrablar ve Minberler Hep birden dile gelsin Medeniyetin çalınıyor Tarih elden alınıyor Mescidler kapanacak Manastırlar açılacak Mustafa Acıoğlu |
Ağlasın Gözlerim
Seni sensizlikle yaşıyorsam Karanlıklarda şaşıyorsam Uzaklardasın biliyorsam Ağlarken hep gülüyorsam Ağlasın gözlerim Ağlasın sözlerim Tutuşsun özlerim Yanayım kavrulayım Karanlık savrulacaksa Eğri doğru ayrılacaksa Mazlum yüzler gülecekse Kara düzen ölecekse Durmasın gözlerim Durmasın sözlerim Tutuşsun özlerim Yanayım kavrulayım Mustafa Acıoğlu |
Ağlayamıyorum
Efkarlandı başım yine Dökülmez ki yaşım yine Ah anam ah Ağlayamıyorum Neden bu çırpınış Bu uğraşı niye Anlayamıyorum Öfkelendi sözüm yine Islanmaz ki yüzüm yine Ah anam ah Ağlayamıyorum Kaf dağının ardında mı Aradığım çözüm yine Anlayamıyorum Mustafa Acıoğlu |
Ağlıyorsun
Ağlarsın şimdi Ah geceye Vah güne Kanatlanmış bir güvencin Kırılırsın şimdi, Üzülürsün darılırsın İz süren şarkılardır Avcı ben av ben Yaralarsın şimdi Ahım sarmaz Mahpus hüznüm Mahpushane duvarlarında Gecem ve günüm Seni dinliyorum Sesin..! Beni alıp götürürdü ya hani On yıllık yirmi yıllık hatıralara Ağlarım şimdi Oy Geceye Vay gündüzüne Kanadı kırık bir güvercin Kırılmışım şimdi Üzülmüşüm darılmış İz süren namlulardır Avlanan ben vurulan ben Karalarsın şimdi Ahım sarmaz Vurgun hüznüm Kara toprakda Gecem ve günüm Beni dinliyorum Yazım..! Beni alıp götürdü ya hani Ebedi bir hayata... Ağlar şimdi Hem geceye Ve gündüze Kanadı kırık Uçtu uçacak bir güvercin... Kırılırmış Darılırmış Üzülürmüş Umrumda değil komedisi yalanların İz sürülür gözlerden İnilir yüreklere O sahte O yalan O karalıklara maskaralıklara Seni dinliyorum ve beni ve onu da Dinleyişim Alıp götürürdü ya hani..! Zevk vermiyor şimdi Mustafa Acıoğlu |
Ah Babam Ah
Babam babam ah babam İşler terste vah babam Tutarlarsa eyvah babam Nerelere gidek biz ne edek Telsizlerde anons anons Çevirmeyse yola paydos Merkezlerde kan kus Dayak orda şah babam Dağ başında avcı gibi Mahkemede savcı gibi Birisine tavcı gibi Mapusa padişah babam Ederlerse şaşma ha İtiraza koşma ha İyi halden taşma ha Yok başka silah babam Babam babam ey babam Ne edek ney babam Acaip bi şey babam Nerelere gidek biz ne edek Biz yürüdük Yürümekten gına geldi kimi zaman Biz bilirdik amanı Çoklarına ettik aman Ve durdurdular Birgün Onların lehineydi zaman Birilerinin şeyineydi aman Yoktu ki Yoktu ki lan iman Fena oldu sonumuz babam Şimdi insanlığını yitirmişlerin Nasıl hayvanlaşabileceği noktasında Hesaplamalar yaparak Akıl ve fikirden soyut Kanter uykulardan fırlayarak Kaybettiğim değerlerle Görüş günlerini bekliyorum Vicdanımla onları bile aklıyorum Kimilerini rüyamda haklıyorum Ama tanımıyorum İntikam ateşiyle yanıyorum Birinin dahi yüzünü göremedim Sesinden tanırım sanıyorum Ve şimdi her sesi Tanımak amacıyla dinliyorum Bunlar ne demek biliyorum Yedirte bilecekleri kadar Yedirttiler bana kafayı Ben de kalanını yiyorum Desem ki olanları anlıyorum Hayır Ben benliğimi benden çalan Ben gibi birer benlikleri olan Bencilliklere kurban gittim babam Evcil gönlümün şimdi Neycil olduğunu Keşfetmeye çalışıyorum… Askılarda bülbül gibi Soldururlar bir gül gibi Saat yürür düldül gibi Deme aman ay babam Zopa yersin falakada Memurlar yalakada Kimi keski alakada Sabrı başa koy babam Öldür beni öldürmez ki Bırak desen oldurmaz ki Saçın başın yoldurmaz ki Hırsını boşa say babam Mustafa Acıoğlu |
Ah Bu Diziler
Anam yemek dahi yapamaz oldu Ekranın başından sapamaz oldu Arada bir açlığımı sorardı Pembe dizilernen ömrüm karardı Bizim aile de say ki bir YANIK KOZA Gerek yok öyle her çeşit poza Pembe dizilernen ömrüm karardı Bizim de bir zaman bir ailemiz vardı Babam her akşam akşam dellenir Sesinden mahalle bile sallanır Bacım dizi kaçtı diye dillenir Abim başka kanala bakıp kıllanır Bacımın dizisi BEYAZ GELİNCİK KURTLAR VADİSİ de başlar şincik Odaya girebilirim diziler bitince Sabah vakti anca horoz ötünce Komşumuzun kızı bir Ayşe vardı Sosyete mosyete atar tutardı Ne haltlar yerdi hem de el kadardı ŞÖHRET izleyip de hayal kurardı AŞK OYUNU izledik bir zaman da IHLAMURLAR ALTINDA falan filan da BİR İSTANBUL MASALINDA avrat boşadım Bekar kalınca dizisiz hayat yaşadım Diziler için hazır ayaklı bülten Dizi vakti gelirdi komşumuz Gülten SAHTE PRENSES’te mayışır kızanım Oğlum da diyor EMRET KOMUTANIM Oğlum derim yeter yatasın artık Karnende var söyle kaç tane kertik Dedi baba başlayacak şimdi FIRTINA Bende bi güzel tükürdüm o an cartına KÖRDÜĞÜM izledik kördüğüm oldu AVRUPA YAKASI’nı gördüğüm oldu Dedim ki mevzu ne, ne anlatıyorlar Baktım BEŞİNCİ BOYUT atlatıyorlar Yalan değil o biraz faydalı gibi TUTKUM SANA, ÇAT KAPI gelmiyor dibi Bir de başımıza çıkıverdi bir GÜMÜŞ Enişte bey başında varsay ki bir kömüş Yayıldıkça koltukta her sefer yayılıyor Dizi bitince zornan anca uyanıyor Diyorum ya hu ne anladın şimdi Bu MAVİ RÜYA’nın mevzusu kimdi Diyor ki kardaşım eğlence bu eğlence Ömrünü mü yiyecen keyfin bulanaca Hem keyif eşekte olur bildiğim RÜYALARDA BULUŞURUZ gerçek bulduğum Bu diziler varken rüyada buluşuruz Ne hal hatır sorarız ne de soruşuruz Dizi kaçacak diye korkumuz büyük bizim AHH İSTANBUL diyerek başlıyor yeni dizim KIRIK KANATLARI, HAYAT OYUNLARI Artık eker olduk mahlede düğünleri KIZLAR YURDU kızların ahlakına kasteder ACEMİ CADIdaki karı asabımı hasteder SAHRA diye de bir dizi varmış öğrendim Yeni duydum hayret diye davrandım KAYBOLAN YILLARımız dizi başında Yediden yetmişe her bir yaşında YABANCI DAMAT var biraz yöresel ÇOCUKLAR DUYMASIN o da acık ailesel EN SON BABALAR DUYAR bir vehamet Her biri bir başka rezaleti öğretir bu halka Kafayı buluyorlar geçiyorlar hep dalga AH BİR POLİS OLSAM diyorlar kiminde Ben mahkeme ederdim olsam polis yerinde ACI HAYAT diyorlar kimine de Acı nedir hayat nedir mana yok birinde SEVDA ÇİÇEĞİ, ZEYNEP, İLK AŞKIM ÜMİT MİLLİ ve EN İYİ ARKADAŞIM Birileri sızlasın esaslı bir filmimiz Neden yok neden bak biz kimiz Meşgul bizim filimcimiz bakın neler ile Film çekiliyor işte hep hergeleler ile DİLANı var GÜLPAREsi var ve neler Az ahmak olsak bunlara sanat derler SIRLAR DÜNYASI var ilahi intikam Sanki kullara yok mücadele yoktur gam Bu karelerde olduk TATLI KAÇIKLAR FELEK NE DEMEK bi de bunu sordular DAHA NELER nelerle ne değerler vurdular CANDAN ÖTE idi kimisinin de adı Raytingden öteye geçemedi de kaldı HİSARBUSELİK diziler de yok değil KALP GÖZÜ BÜYÜK BULUŞMA dahası da yok değil Bunlar bir modanın değişik çeşitleri Ne rapor verdiyse o rayting çaşıtları Kimin eli kimin cebinde İMKANSIZ AŞKları Bunlardan öğrendik biz gizlide meşkleri Bu millet bunları hak etmiyor efendiler Söyleyin Hakk için kim bu CENNET MAHALLESİndekiler Bir komplo teorisi mucidi komuş adını hacı Bakın nasıl savaşır devletle irticacı KOD ADI sabotajdır bunların bu işte Ahlaka adete millet ve milliyete Hepsinde töre gelenek ele alınır Ezilir kırılır ve dahi ufalanır Tabi saygılı olanlar da var elbette Amma onlar da bir şekil su koyvermekte HIRSIZ POLİS oynarız bir gece bir vakitte Deşarz oluruz rahatlarız İNADIM İNATta YAPRAK DÖKÜMÜ hüzün verir bizlere AŞKA SÜRGÜN için gerek yoktur sözlere Söylesinler öyle sevda yaşanır mı doğuda Kadın kısmı öyle giyip kuşanır mı doğuda KIZ BABASIyla KARAGÜMRÜK YANIYOR SİHİRLİ ANNEM ile itikadın kanıyor Bu kan kaybıdır satanisti türeten İnançsızı ahlaksızı bu toplumda üreten Hangisine sorsan en iyi hangisi İŞTE BENİM Der bu iyiliği bi tek ben görmeyenim SEV KARDEŞİM der bazısı laylaylom En ağırı bile valla trinaynaynom SAĞIR ODA gibi dizi vakti hep evler ARKA SOKAKLARla kayboluyor hep devler Bir milleti öldüren çeteleyi tuttum ben TERS KÖŞEye gelmedim sanmayın ki yuttum ben Mustafa Acıoğlu |
Aha Dedi
Düşümde gördüm Alev yeleli yiğidi Daha diyordu Bir kefen kuşanmış al Al bir ata binmiş al Dedim ırak mı zafer Aha dedi işte aha Tekrar dedi sevdan Tekrar istiyor tekrar kan Sabah diyordu Bir kefen kuşanmış al Al bir ata binmiş al Dedim ırak mı zafer Aha dedi işte aha Mustafa Acıoğlu |
Aklımda Hala
Aklımda hala Manşetlerden sadece Okunan vahşet Unutmadım Sadece Düştüğü yeri yakan Dokunan dehşet Biliyorum Zulüm onun Kan onun Hepsi ondan Yine de mazlumdan Derdin Yakınan vahşet Her türlüsünü Yaşattı İnsanlığa Yeni Modelleri Yeni Metodları Keşfetmeye Milyon dolarları Sıkınan Dehşet Mustafa Acıoğlu |
Akşamlar Oldu Yine
Akşamlar oldu yine ah ah Nazlım sevdiceğim aklıma düştü Bitti ömür bitecek eyvah Görmeden öleceğim Aklıma düştü Mustafa Acıoğlu |
Alamanya'daki Mebus'a Mektup..!
Hanım hanım beni dinle de şimdi sen Deme sonra da neydi nasıl kimdi sen Bu millet adamın aklını alır ha Ümüğünü sıkar ayağa kalkar da Bahsimiz Almanyada bir türk mebus Ne Yahudi ne nasrani ne de Mecus Zırvalamış işte duydum oldum meyus Kalan bir o kaldıydı olmayan deyyus Kadın türban çıkarsın ayağa kalksın Bıraksın onu bunu hayata baksın Demiş amma ne dediğini bilememiş Tepkiler çok olmuş zora da gelememiş Yanlış anlaşıldım diye atlatıyor şimdi Ben türban dedim diye patlatıyor şimdi Baş örtüsü değil türban dedi idim Ben o gün hazımsız kuru yedi idim Zırvalar kervanından hep baş yapıtlar Ölene tabut tutma kalana da zabıtlar Derdin ne senin şimdi bu bahane mi Mebussan mebus ol yenilecek nane mi Türban çıkarılıp sorumluluk alınmalı Diye düzeltmiş hatun hey gidinin malı Türbanlılar acaba sorumsuz mudurlar? Bu hususta yoksa yorumsuz mudurlar? Zat-ı şahanelerinin özrü pek büyük Kabahatlerinden sonra üstüne on kat yük Diyor ki bu organize bir kampanya Ne yapcan sen git patlat şampanya Neymiş de TC’de okula almazlarmış Memuriyet vermez bir yere salmazlarmış Ben Alamanyada dedim de neden dert oldu Anlamadım neden tepki bu kadar sert oldu Beklemiyordum tepkiyi ben hiç bu kadar Sen daha görecen Hanya Konya ne kadar Daha da hedef gösteriyor bakın nasıl Bu tepkiler şuna delalet eder asıl Demek ki radikaller çoğaldı iyice Böyle tepkiler gelmezdi hiç önce Tepki verince valla korkar gider bunlar Ayağa kalksak demek altına eder bunlar Başını açan türbanlı hanımın neyinde Değişiklik olur söyle beyninde Eğer zihni bozuksa kılıkla işin ne Söylesene senin yaşın ne başın ne Demiş ki biz Tokatın köyündenizidir Nenesi atası örtülülerdenizdir Ninem de örtünürdü amma türban yoktu Söylesene kahbe o zaman çarşaf çoktu Ninen çarşaflıydı bu sizin baskınızın Sonucudur ancak büyük aşkınızın Müslümanlar renklendi daha güzel Kıyafetler buldu zevkinize özel Şimdi ona da tutup siyasi dersiniz Biz türbana yol versek ona da ne dersiniz Örtü örtüdür çarşaf türban peçe falan Yalansınız hep işiniz yalan ve dolan Özellikle genç tahsillilere yönelik Bu teklifiniz sonucu acep kaç senelik Garanti verdiler size o koltuğunuzda Çekinmeden söyleyin ne bedel aldığınızı da Türklerden de hanım çok destek almışmış Senin destek aldığının ruhu mayışmış Türklük asırlarca hakim idi dünyaya da Hem örtüye Kur’an’a saygılıydı islama da İslama çatan kimse kat’a Türk olamaz İslamı yanında milletini redden geri kalamaz Bu dava ona güya Atatürkün mirasıymış İyi ki demiş vallahi tam sırasıymış Atatürksüz dine çatmak haram oluyor Atatürkün hanımı hep geride kalıyor Madem böyleydi atanız avradına ne yaptı Yalansınız nefsiniz sizin şeytana taptı Şeytana taptı türlü yollara saptı Atatürk dedi ilericilik dedi hile yaptı Bu dava sana nefsinden emanettir Bu millet namuslu Müslüman millettir Senin gibi aşuftenin muhtaç değil nasihatına Örtülü kadınlarımız hanım sen bak rahatına Elalemin derdi bilmem nereni deliyor Bak şimdi aklıma kötü şeyler geliyor Daha demişsinki birileri tehdid ediyor Gülüyorum vallah billah aklım gidiyor Seni tehdid eden senin tuttuğun adam Böylelikle kendince reklam yapar madam Herhalde gelecek dönem Türkiye de Yer yapıyon kendince mecliste kürsüye de Mustafa der ki hanım cami duvarıdır bu Nerden esti bilmem işeyip ettin ayıbı Allah azizdir İslam azizdir Müslüman azizdir Dilini koparırlar bak tesettür muazzezdir Sen Alamanyada bak işine keyfine Sonra yazık olur uğrama Allahın seyfine Senin için tek tehdidi de bak Allah yapıyor Adam olmaz senden burda film kopuyor Mustafa Acıoğlu |
Aldandım Ya Ben
sana yandım ya sana kandım ya ben yazık oldu yaşıma aldandım ya ben her yalan sözüne inandım ya ben yazık oldu yaşıma aldandım ya ben dert ne ki ben de her nevi her çeşit duy beni artık ya hu n’olur işit gör emsalimi hep benle yaşıt yazık oldu yaşıma aldandım ya ben otuzumda oldum tam dedem gibi sorular sordum da ben nidem gibi demedin ben kendime dedim gibi yazık oldu yaşıma aldandım ya ben Mustafa harab olmuş bir gamzede Kanıma girdi benim bir haramzade Ne yaralar bende hep kan hep zede Yazık oldu yaşıma aldandım ya ben Mustafa Acıoğlu |
Alkışlayın
Alkışlayın Yirminci yüzyılın Özgür ve hür Yeni dünya düzenlerini Alkışlayın Silahlar icad edip Sonra ihrac edip Dünyayı silahsızlanmaya Davet edenleri Alkışlayın Her biri bir zalim surata Bir tokat gibi insin Öylesine hınçla ve hırsla Alkışlayın Ki bu zulüm Bitsin… Mustafa Acıoğlu |
Allahaısmarladık
Haydi gardaş Allahaısmarladık Kimbilir bundan sonra Ne zaman yolum düşer Beldenize ilinize Feleğin çemberinden Geçmek öyle zor değil Zor olan hasretlik Sevdiklerinden uzak Gurbette hasrette unutmamak Çökerse gurbetlik içime Sararsa hasretlik başımı Bakmam ben öyle Kilometre levhalarının çokluğuna Bakarsınız gelirim Bir sıcak ezogelin Çekerse bu canım Kanatlanır gelirim Uçarak belki koşarak Gelirim gardaş Bıraktığım gibi de seni İnşallah Bulurum gardaş… Mustafa Acıoğlu |
Allı Bir Gül
Bir soluktur kesilen Bir can değil eksilen Kan değil arşa yükselen Allı bir gül ağlama gül Mustafa Acıoğlu |
Analık
Analık anayım demekle olmaz Günde üç öğün yemekle olmaz Üç beş boklu don yumakla olmaz Analık şuurla anca bir ibadettir Şimdi bakıyorum da her doğuran Dokuz ay aş erip biraz böğüren Doğumhanede azıcık öyle bağıran Anayım diyor işte bu zillettir Doğurdun veledi ya sonrası ney Kızsa hanım erkekse bir bey Olsun diye çalışmak en doğru şey Yoksa analık bir koca illettir Doğurup doğurup salıyorlar Sonra bi şey görünce geliyorlar Nasıl oldu diye saç yoluyorlar Nasıl olsun işte böyle hikmettir Mustafa der ki çocukları madden Madden olduğu gibi hem de manen Ruhen ahlaken ve dahi imanen Yetiştirmeli aksi ihanettir Mustafa Acıoğlu |
Anlamadılar
Anlamadılar Çöle hayat verecek Yağmura ataş dediler Bilemediler Beceremediler Taşa ilah İlaha taş dediler Anlamadılar Medineden türediğini Medeniyetin Ne maddede Ne manada Ne payı vardır elin Anlamadılar Batan güneşe bakıp Budur zannettiler aydınlığı Karanlıkların koynunda Alıştı da gözler Karıştı hep sözler Bir mum alevi de olsa Karanlık dediler Anlamadılar Karanlıklarda Soydular soyundurdular her şeyi Yanlarında donsuz Gezerken ayı eşek ve maymun Aleme ibret gibi İşte çağdaşlık dediler Anlamadılar Köreltti kendi ilimleri Körelttiler ilimleri İnkara bilgi dediler Bilginler küfrü bildi Su bir kelimedir “Ol” bir kelime Suya olur dediler “Ol” olmaz dediler Arlanmadılar Şebeklere baba dediler Anlamadılar Bir resmin dahi Ustasızlığına şaştılar Alemin sanatkarını İnkara kalkıştılar… Mustafa Acıoğlu |
Antebi Özledim
Hey gidinin Antebi burnumda tüter Özledim ben Antebi ne dem giderim O Gece de anamın evinde yatar Özledim Antebi ne zaman giderim Sabahleyin erkenden stada giderim İki şiş bir ekmekle ciğer çekerim Bir bardak da açık ayranı içerim Özledim Antebi ne zaman giderim Sonra gider kültür parkın gezerim Karpuzatana gider belki yüzerim Oradan da geri merkeze uzarım Özledim Antebi ne zaman giderim Öğlen olunca dürümcüye varırım Nohutu da yeşilliknen bir sararım Acımam vallahi gözüne vururum Özledim Antebi ne zaman giderim Dürümcü Habeşin hep marifetidir Menü Kızartma Pilav çiğköftelidir İkindiye kalmaz tez gitmelidir Özledim Antebi ne zaman giderim Ağzım sulandı valla çok fena oldu Geçenler sarı ibonun kına oldu Davulnan halay çektik ne kaldı Özledim Antebi ne zaman giderim Antebin kalasına çoktur çıkmadım Kavurmanın üstüne kekik ekmedim Yangın ağzımnan da cıvara yakmadım Özledim Antebi ne zaman giderim Ciğer kavurması aha şeyle tutup Yağını ta bileklerinden akıtıp Nafağın serininde uyuyup yatıp Özledim Antebi ne zaman giderim Dereye at masayı yakıp mangalı Kebabı da yelleyip keyif çatmalı Karpuzu derede şöyle çatlatmalı Özledim Antebi ne zaman giderim Özledim harbiden o karatarlayı Tamis kahvesini Kelleci ustayı Söylemez pasajında tur atmayı Özledim Antebi ne zaman giderim Şıh Camisinde sabah namazın kılıp Bir Yuvalama yemeli eve gelip Bol naneli eti de hep kalıp kalıp Özledim Antebi ne zaman giderim Zeugmaya gidip te Fırat görmeli Tamis kahvesinde tembeki vermeli Sıtkı çavuştan kaçak tütün sarmalı Özledim Antebi ne zaman giderim Ehlinden çullama baklava alıcın Ya da Burmalı Kadayıfnan gelicin Gülüşüknen çol çocuk hep yumulucun Özledim Antebi ne zaman giderim Dülüğe gidip hafta sonu sahreye Maltıhalı köfte çoban salataya Çalgıynan çılgıynan güle oynaya Özledim Antebi ne zaman giderim Rezilliğin adı sahre olmuş zahar Diyerek toplansak ilk akşamdan ne var Gece sıcak olur herkes damda yatar Özledim Antebi ne zaman giderim Köye gidip nane tarlasından nane toplayıp kaynamış taze yumurta ile sarıp da götürmeli ev ekmeğine Özledim Antebi ne zaman giderim Fıstıklığa çıksak ve bağları gezsek Bastık için şire için üzüm ezsek Doymasak dağ bayır hepsin gezip tozsak Özledim Antebi ne zaman giderim Nenem olsaydı da hanek dinleseydim Hatıratın anlatsa ben hep gülseydim Daha çok giderdim ölmeden bilseydim Özledim Antebi ne zaman giderim Karşıyaka da rafıklarımı görsem Otursak kahvede hal hatır sorsam Yolda da eski tanıdıkları görsem Özledim Antebi ne zaman giderim Beyran yimeyciysen Antebe gidilmez Bağevine gitsem mi yok yav gidilmez Askermiş Çoban Ahmed koyun güdülmez Özledim Antebi ne zaman giderim Deli Mustafa’yı da evermişler ya Ona da bir kızı nasıl vermişler ya Adam deli bilmezler mi görmüşer ya Özledim Antebi ne zaman giderim Akrabadan da epeyleri ölmüşler Taydaşlarımdan da bazıları ölmüşler Kimileri göçmüş kimileri kalmışlar Özledim Antebi ne zaman giderim Sahan kaymağı almalı bi de ekmek Veya kahvaltı da beşlik katmer yemek Demeyin senin işin hep yemek yemek Özledim Antebi ne zaman giderim Bunlar buralarda bulunmaz yokkine Esenbekten alınmış kübban ekmeğine Terlet Balcan kebabın şifa yiyene Özledim Antebi ne zaman giderim Bir elinde muskalar bastık sucuklar Ötekinde pençeynen ceviz fıstıklar Besni sucuğu da içimi gıcıklar Özledim Antebi ne zaman giderim Mustafa özledi ya dedikçe diyor Hayalinde her şeyi yedikçe yiyor Ne diyor bak deliye ne sayıklıyor Özledim Antebi ne zaman giderim Mustafa Acıoğlu |
Ar Eyle
Azar eyle canım azar eyle Vur beni yer beni azar eyle Dilim varmaz ki sana demeye Sen cefanı azar azar eyle Nazar eyle canım nazar eyle Hal-i pür melale nazar eyle Yeter gayrı canıma tak dedi Niye bu cilve bu naz ar eyle Mustafa Acıoğlu |
Aradım Seni
Ağladım ağladım silmedim yaşı Gözümün yaşında aradım seni Bastım bağrıma her türlü taşı Her pare taşında aradım seni Nerelere gittim kim ne bilir Büyülemiş beni sendeki sihir İklimler etmedi bana bir tesir Yazın güneşinde aradım seni Gün diye bir gün yaşamadan Dişim bir gün dahi ışımadan Yandı da yüreğim üşümeden Mevsimin kışında aradım seni Yer kalmadı gök kalmadı aradığım En ücra yerlerdir son taradığım Kül olmadı diye diye karadığım Ciğerimin başında aradım seni Bedenim devrilip yatmadı ki Mustafa’n öldü de yetmedi ki Aynalar merhamet etmedi ki Canlı naşında aradım seni Mustafa Acıoğlu |
Arayış (Ümide Nazireler)
Bir tas zehir olsun verin bana içerim Tek unutmak için acılarımı bir intihar hissi değil taşıdığım ve taşırdığım dudaklarımda kırmışlar kapılarımı Yağmalanmış yüreğim, ömrüm ve herşeyim Kurşuna dizmişler hatıralarım bozguna uğradım bu savaşta Daha da ne olsun Bir kabir endamında duruşum nasılsa işte öyle Unuttum en güzel muştuları Gündüzü gelmeyecek bitmeyecek bir geceyim Yitirdim umut hissimi umutsuzum da diyemem ama Sevgimi nerde, neşemi nerde yitirdim nerde bitirdim bütün varımı bir yokluğun içindeyim çaresiz İçime döktüm kaç asır yaşlarımı ve içime gömdüm tüm kırıntılarıyla hayallerimi ve bir yanım yitirmiş diğer yanımı bitmedi hala bu arayış bulamadım öbür yarımı..! ? Mustafa Acıoğlu |
Aşık Şarab Neylesin
Arişin ışığında Gecenin eşiğinde Mehtabın ışığında Gördüm seni vay beni Gördüm seni vay beni Sen eyledin zay beni Aşık şarab neylesin Sarhoş eder çay beni Değirmenin taşında Bu gözümün yaşında Çeşmenin bu başında Gördüm seni vay beni Gördüm seni vay beni Sen eyledin zay beni Aşık şarab neylesin Sarhoş eder çay beni Antebin yiğidiyim El bilmez büyüdüğüm Elinde bir boş güğüm Gördüm seni vay beni Gördüm seni vay beni Sen eyledin zay beni Aşık şarab neylesin Sarhoş eder çay beni Mustafa Acıoğlu |
Aşikar Mı Sırrım Benim
Aşikar mı sırrım benim Söner mi hiç bu nar bende Acı keder yarim benim Diner mi hiç bu zar bende Ben benliğim bilmezsem Doğru yolun bulmazsam Hakka demir almazsam Gider mi hiç bu ar bende Ben dediğin tutamazsam Nefsi baştan atamazsam İlmi işe katamazsam Kalır mı hiç bu kar bende Mustafadır sakar solak Tarla kurak değil sulak Sen sanırsın kendin melek Kalır mı hiç sürur bende Mustafa Acıoğlu |
Az mı Mısralar Çaldık
Az mı mısralar çaldık Hayatın nazmından Ölümlere kalımlara Yazdık biz her daim Neden..? Nedeni yok Bir işti bu Ya korkulu bir tükenişi Amansız bir bitişi resmetmek Ya heyecanlı bir dirilişi Coşkulu bir varoluşu haykırmak Bam tellerine dokunmak insanların Süslü sözlerle kandırmak Yalan sözlerdir zaten Şair denen herifin işi Yığınları galeyana Getirme kaygısı Özlemini çektiğin Yarınların kavgası Bir kitap Üç kitap Ve beşincisi Her birinin Bilmem kaçıncı baskısı Falanca beyefendiye Çıkınca adımız Hay Allah..! ? ! Az mı dolarlar çaldık Sohbet diyerek Hayatın dizelerinden Biz bizliği unuttuk ya Satırlar mısralaştı Kıta oldu hep paragraflar Yazdık her daim Neden..! ? ! Mustafa Acıoğlu |
Bağışla Sen Günahımı
sana dönmüşüm yüzümü bağışla sen günahımı yalan kılmışım sözümü bağışla sen günahımı senden gayrı tanımadım hakkınca da yanamadım boşa yandım sönemedim bağışla sen günahımı hata eyledim amelde ömür yedim boş emelde aciz nefsim kör hamal da bağışla sen günahımı ben günahlarım sayamam hiç bir yerlerde yuyamam kendimi ari koyamam bağışla sen günahımı ömrüm boyu istiğfarla ağlasam hep ah-u zarla yetmez bilirim. Azarla..! bağışla sen günahımı Oduna ben dayanamam yükümden de soyunamam ben kendimle övünemem bağışla sen günahımı Mustafan bir kulun senin aşikardır yolun senin açıktır hep elin senin bağışla sen günahımı Mustafa Acıoğlu |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:28 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.