![]() |
Murat Tali
... (Adı yok bu şiirin)
Belirsizliğin içindeki Zamanlardan Geliyoruz Hesaplanmamış ve Neticesi belli olmayan Anlar Yaşıyoruz Sonsuzluğu arıyoruz İfadesiz kelimeler Ve zincirsiz Yarınları Düşleyerek Sonuca ulaştığımızda Gördüğümüz Tek şey Görüntüler dünyasında ki Yalnızlığımız Oluyor Murat Tali |
Acabalara...
Yitik bir ülkenin son şarkısıdır çalınan bir marşa dönüşür gidişine adanan tüm sözler kelimeler anlamını yitirir göndere çekilen yalnızlığıdır öykülerimin rüzgarla savrulurken tutar ya bedeni ipler yaralanır gidemeyişine gökyüzü sımsıkı sarar seni direkler ve halatlar kalıverirsin orada *******e katılarak kimi zaman üşüyerek kimi zaman ıslanarak kaybolan gidişlere dair ya herşey sen yinede sımsıkı sarılan iplerden ve direklerden kurtul gittiğin adreslerde seni bekleyenler olduğunu göreceksin... bir İstanbul/Hasret şarkısıdır çalınır denizden bir rüzgar gelir ve sen dalga dalga sahile vurursun... Murat Tali |
Acı
Sorun yaşamak değil acıları birer birer Sineye çekerek Sorun Acıları Birdenbire / ansızın yaşamakta Murat Tali |
Adı Aşk mı?
gözlerim kan çanağı uykusuz *******imin devşirmesi bir kaypaklık yaşıyor, gün ağır ve miladi bir koku seriliyor üzerime bir çamur sıçraması mesafedeyim tüm yollara çıplaklığımı çamurla örterken antik kent kazılarında bulunan heykellere dönüyorum kırılan kollarım ve kanatlarıma fırça telleri değiyor acıyorum asırların dinginliğine rağmen zamanımdan hiç bir şey yitirmeden Murat Tali |
Adressiz Sevgiler Çağı
Sevginin özünde adres yoktur. Bu yüzden gideceği yerde belli olmaz aslında sevginin adresinin hem olması hemde olmaması gerekiyor. Çelişkili bir cümle oldu biliyorum ama yaşam içinde hep aynı yerde duramıyor artık insanlar bu yüzden adressiz sevgiler çağında yaşamak zorunda kalıyoruz. Evet Adressiz Sevgiler Çağı... Böyle bir zaman diliminde birşeyleri açıklamak artık çok kolay/zor olmaya başladı. Bazen kendine anlatamadığın duyguların içinde kürek çekmeye başladığını hissediyorsun Bazen de kayığı sürüklemeye çalışan nehir oluyorsun. Karmaşa içinden çıkılmaz bir hal alıyor böyle durumlarda. Kolaylıkla ifade edebileceğin şeyleri bile kendine anlatmakta zorlanmaya başlıyorsun sonra karanlıklar senin en yakın dostun oluyor. Kendini karanlıklarda anlatmaya başlıyorsun. Gündüzünde başkalarına ait olunca seni sadece gece anlayabiliyor o da kendine o çok fazla anlam yüklediğinden ve kendini gece bulmaya çalıştığından karşına yine sen çıkmış oluyorsun... Al işte bir çelişkili durumda daha... Sonra Bir şarkı dinlersin dayanağı kendin olursun bir ara yıkılacağını hissedersin ağırlığı kaldıramaz olur benliğin sebebi içinde yıkılmak üzere olan sütunlar ve duvarlardan kaynaklıdır böyle durumlarda yapacak tek şey kalıyor müziği değiştirmek. Yolları açmak için mücadele etmek yada müziği kapatmak. yaşamda dolması gereken çok fazla çukur var ve akmanın en güzel şekli neyse o şekilde akıp doldurmak gerekiyor ayaklar o çukurlara düştüğünde incinmemek için bunu her an yapmaya hazır olmak gerek... yaşadığımız çağ Adressiz Sevgiler Çağı Düşünce kimse kaldırmıyor artık Murat Tali |
Akşama Doğru
Bir gün daha sona eriyor Ve yine sensizlik başlayacak Yine karanlık olacak Ve ben Yine seni özleyeceğim Seni isteyeceğim Delicesine Seni arayacağım hayallerimde Sarılıp yorganıma ve yastığıma Sıcaklığını hissedeceğim teninin Ben derin bir uçurum olurum Düş tarlalarında Sen ise Serçe olup konarsın Küçük bir dal parçasına Ben boğarım kederlerimi Senin kanatlarında Sen uçar durursun Sabahlara kadar hiç bıkmadan Uçurumlarda yankılanır sesin Kendini ararsın beni aradığın yerde... Murat Tali |
Alacak
bir sessiz geceden uyandım kelimeler dizilmişti ufuğa, tanyeri kızıllığıyla. ürpertiyordu sabah üşütüyordu pegasus'un kanatlarından gelen rüzgar, ıslandım gündüze dökülen çiğ damlalarıyla, aşk tapınaklarda görsel bir şölenle yapılıyordu tanrılar oturmuş paylaşıyorlardı Kaz Dağındaki güzel çoban kızlarını. bir mızrak pegasus'un düşünden ayaklarıma saplandı ve ayaklarım toprak oldu unutmamış beni toprak unutur mu kendinden olanı yaşam.. hüzün kimin adresi alacağı varsa ben'in benlikten sevinç yüklü gökkuşakları olsun, alınacak olan Murat Tali |
Allah Aşkına
Allah aşkına kılıyorsan, Namazına saygım var Allah aşkına tutuyorsan, Orucuna saygım var Allah aşkına takıyorsan, Örtüne saygım var Allah aşkına söylüyorsan, Duana saygım var Allah aşkına yaşıyorsan, Benim inancımı sorgulama Allah aşkına yapıyorsan, Kulun kitabını yazmaya kalkma Allah aşkına yürüyorsan, Allah’ın kelamını söz yapıp cana kılıcı çalma Allah aşkına, Hayalinin bile alamayacağı Şeylerle anıp beni konuşma. Allah aşkıyla yanıyorsan ALEVİ(yi) mde yanan benim Kibritinle beni yakma Beni ateşlere salma Murat Tali |
Arş’ın ve Arz’ın içinden
ah gecikmişliğin acemi teslimiyeti ne zaman seni görsem pencerede hep aynı görüntüyü getirirsin karşıma acımsıtrak gülüşünün o aydınlık ve parıldayan yüzünü ve öksüz kalan düşlerimi zamana teslim olmuşluğum belirler tenimi saran kefenin boyutunu yaşanmamışlıkların toplamı kadardır mezarımın boyutu enine değil dikine kazdırdım yatağımı yüzüm her türlü dönüktür Kabe’ye bu vesileyle dünya döner etrafımda orta yerinde tenimi taşıyarak tenimden kopan parçalar doluşuyor karıncaların, kurtçukların ağzına kefenim kanıyor işlediği günahlardan daha bir sıkı sarıyor kemiklerimi. Gözlerimin göremediği Tenimin hissedemediği Acılarda bedenim dünya döndükçe alır içine beni oysa ben kandırdım onu bedenimi verip ruhumu aldım ondan Ruhum Ruhum şirin bir çocuk salıncakta sallanan rüzgar işliyor içime bulutlar sarıyor aklımın üşüyen kaoslarını bedenimin acılarına inat daha bir sevecen oluyor ruhum kahkahalarıyla gökyüzünde bir yanım toprak bir yanım gökyüzü şimdi hem arşta hem arz’dayım içime üflenen ışık ile Murat Tali |
Artık Aşklar Zamanı
çok uzaklarda uzaklarda ki bir kentin sokaklarında uzaklarda ki bir kentin sokaklarında ki sabahın ayazında bir aşk doğmuş kimi zaman çöpçüler kimi zaman çöpleri karıştıran çingeneler görmüş kimi süpürgesiyle küreğine kimi elleriyle çuvalına atmış gelip geçmiş zaman aşk günün ilerleyen saatlerinde kendini göstermeye başlamış bu sefer yollardan geçenler görmüş kalabalık caddelerdeki insanlar çarpmış her çarpanda bir parça kalmış aşk bitmeye başlamış yavaş yavaş gün olmuş geceye devşirmiş kendini aşk neon ışıklarıyla dansetmiş kahkahalar atmış sokaklarda derken sabah olmuş aşk yorgun argın yığılmış bir sokak başına bir çöpçü süpürgesiyle küreğine değil çöp arabasının arkasına atmış aşkı ve aşkı ayrıştırmışlar bir parçasını cebine koymuş işçilerden biri şimdi onun vitrininde kalakalmış bir eski görüntü olarak Artık aşklar zamanında. Murat Tali |
Aşk
Kaç savaştan çıktık, kaç ölümden döndük asırlarca kılıçlar kesemedi bileklerimizi, mancınıklar yıkamadı bedenimizi, binlerce atın terkisine atıp ölümü dalıvermiştik meydanlara gökgürültüleri yaratarak hiç bir savaş hiç bir ölüm yıkmadı bizi aşkın ve ayrılığın yıktığı kadar. ölüm, kendi seyrinde bir yolcu sadece zamansızlığın içinde. AŞK zamansızlığın kendisi tüm yollarda... Murat Tali |
Aşk beyaz bir şal
aşk bir beyaz şal kirlendikçe yıkanır yıkandıkça solar soldukça yırtılır yırtıldıkça değerini yitirir değerini yitirdikçe kenara atılır ve yeni bir şal alınır. Aşk beyaz bir şal ama ben seni kızıl sevdim Murat Tali |
Aşk Oyunu
yanar göl, güneşin doğuşundaki kızıllıkla an gelir düşüverir içine bir çiğ damlası yapraktan an gelir bir taş yuvarlanır içeri patlatır, suyun durgun bakışlarını orta yerinden, sekerek geçen taş sevda yüklü gözlerinden akan yaşın doldurduğu göz kapakların kaç acıdan yanıp yanıp kapanıvermiştir şimdi bütün aşk acıları kanatır terk edilen yada terk eden olmak değil bedenin susamışlığına sıcak bir dokunuştan uzaklaşmak çok koyar kalana ve gidene acıtıyorsa kalmanın acıyorsa gitmenin anlamı yok en iyisi yaşamamak mıdır aşk denen çetrefilli bu oyunu Murat Tali |
Aşk ve Aşık Olmak Üzerine...
Aşk ve aşık olmak üzerine... zamansızlığın içinden çıkıp gelen düşler vardır, gecikmişliğe dair olur herşey birden, keşkelere devşirir kendini oysa bir süre sonra keşkelerden devralır kendini yalnızlık ve alır başını gider adresi belli olmayan ülkelere. düştüğüm yerde bulabildiğim her dala tutunurum dalın sağlam olması veya çürük olması tutunma zamanın kısa veya uzun olması hiçbirşeyi değiştirmiyor sadece düşmeyi yavaşlatıyor o kadar düşme devam ediyor. düştüğüm yer kimi zaman deniz kimi zaman bulut kimi zaman toprak oluyor, düştüğümde karıştığım ise kendim... bana sorsan aşk nedir diye belki hiçbirşey belki de bir kitap dolusu düşünce yumağı derim, aslında aşk ait olmaktan öte bir duygudur sahiplendiğin zaman solacak bir çiçektir çünkü aitlikler terkedilmişlikleri ve yitiklikleri doğurur. aşk sokulmaktan ve sevişmektende öte bir duygudur, paylaşmaktır, özümsemektir, aynı düşü ayrı ayrı zaman ve mekanlarda görmek demektir. aşk sessizliktir, duymayı özlemektir, duyunca mesafeleri yitirmektir. aşk kayıp bir şehir krallığında olmaktır, aşk anlaşılmamaktır çünkü aşk anlaşılmaz ve ulaşılmazlık ifade eder, aşk teslim olmamaktır teslim olduğunda başlayacak bir esaret demektir aşk, oysa özgürlük arar insan, bağımsızlık ister, zamana dair olmak ister hem zamana dair olup hem aşık olamaz insan ya zaman kavramını yitirip kaybolur aşkın kollarında yada adayıp kendini güneşin doğuşuna ve batışına, katılır her yeni gün ve geceyle bir başka yaşama tüm birliktelikler bedenlerin kenetlenmesiyle sonlanmamalı bedenlerin birleştiği yerde tatmin olma vardır belkide tatminsizlik ve belkide aradığını bulup bulamama sorunu oysa aranan şey bir tatmin olma ve ait olma duygusu değil... herkes denizde balık gibidir mevsimliktir ve gelip gider, kimi zaman oltaya takılır kimi zaman ağa sonuçta göreceğin kısacık bir zaman diliminden ibaret, bazılarını zaman geçirmek için, bazılarını ise açlığını gidermek için kullanırsın oysa aşk balıklar gibi değil deniz gibi olmaktır. kimi zaman sen balıklarla kimi zaman ben balıklarla ama hep denizle ve deniz olarak ayrı ama birlikte olmak demektir AŞK.. özlemek dostluktandır bu yüzden özletir aşk, özlemek beklemenin uzunluğundandır bu yüzden bekletir aşk, özlemek ait olmak demek değildir bu yüzden aşk ait olmanın ötesinde yalnızlıktır, özlemek sınırları kaldırmak demektir bu yüzden tüm geçişleri engellenir bu kentin ve gecenin.. yinelerim ve derim ki *******e birlikte katılmak değildir aşk, aşk tüm zamanlarda paylaşmaktır bir kitabın içindeki kelimelerden oluşan cümleleri, ve cümlelerden oluşan paragrafları.. gerisi, kendine çekilmiş zamanın içindeki yalnızlıklarla ölçülen bir terkedilmişlik hikayesidir. gel katıl düşlerime Murat Tali |
Aşk yanmaktır
şiir aşktır aşk yanmaktır yanmak varmaktır varmak bir olmaktır bir olmak sönmektir sönüp tekrar alevlenmektir aşk, asla sönmez ateş, közü kalır, tekrar tekrar alevlenir Murat Tali |
Aşka dair sorular
Çokluk aslında hiçliğin içinden gelmiştir ve tüm çokluklar nihayetinde hiç’liktir. Elde edersin ve değerini yitirir Âşık olmak? Nedir âşık olmak? Birini becermek ya a birine becerilmek midir? Dokunmak, hissetmek aşk mıdır? Aşk nedir? Âşık olunca neden insanın bedenide istenir? Bedeni istemek aşkın kuralımıdır Sevgi aşkı vermez mi? insana Gerçek sevgi, şehvete kurban edilmeden, kirletilmeden çıkarsız, hilesiz karşı tarafa sunulandır. Dil ucuyla sevgi edebiyatı yapmak, mevsimlik, günlük, gecelik aşk yaşamak, sevişmeyi sevgi yada aşk sanmak, aymazlık ve sevgiye ihanet etmekten başka bir şey değildir. Bu sevgiye yapılan en büyük vefasızlık, haksızlık ve kötülüktür. Demiş bir yazar Bedensiz bir aşk yaşamak ister aşkı ve sevgiyi bilen insan oysa yaşam bedenler üzerine inşa edilmiştir doğru mudur? Sevgi varken ve bedenler yokken böyle bir şey mümkün olabilir mi? Mesafelerin büyüttüğü anlamlı kıldığı coşkulu bir aşk olamaz mı? Sevginin olduğu yerde beden olmayabilir mi? Beden tatmin için mi ister bedeni Aşk ve sevgi tatmin edilmek değildir anlamlı olmak mıdır? İnsanlar sevgiyi ve aşkı himayesine almak, ona sahip olmak, onu başkalarına vermemek, onda tek olmak, onun üzerinde kendini anlamlandırmak, onurlandırmak ister bunun adı aşk mıdır? Sevgi midir? Sahip olmak için girilen egoizm midir? Nedir AŞK,,, Murat Tali |
Aşkı şahane
olmaya devri cihanda kamer gözlü yar senin gibi bir dilber şems ile alazlanır gönül bir akşam vakti goncaya düşen bir çiğ damlası ile söner yangın yeri bakışlarım gel bozma asude gönlümün hicranını Nağmelerinle mesut eyle mekanımı Murat Tali |
Aşkın adresi
Bizler yaşama erken başladık ve anlamadan girdik bu raylara şimdi güzergahımızı değiştirmek için çok çaba harcamamız gerekiyor çünkü makinistlerimizi yitirdik sadece ateşi besleyen kazancı sayesinde gidiyoruz raylarda ve o raylara yön verenlerin yönlendirmesiyle hareket ediyoruz offfffffffff çekiyoruz duman tütüyor ama biz yokuz bedenlerimiz dışındayız bedenlerimiz raylarda ve aşkın adresi yok bizde onları hep tünellerde görüyoruz kendi karanlığımıza sakladığımız için. Murat Tali |
Avare
hangi kelime anlatır senide bende bulunmaz hangi gül kokunu verirde toprağa düşmez hangi zaman kendinde yaratır senide beni almaz gidişine bu yüzdendir sensizliğin o sırçaköşklü yalnızlığındaki sergüzeştliğim bu yüzdendir avareliğim... Murat Tali |
Ay Tutulması
Bir küçük damla kopar kenarından günün, hecelemeye başlamadan zaman in gün-eş-e... sonrası bir ay tutulması ve önü barajlarla kesilen bir deli nehir coşkusu Murat Tali |
Ayıp düşler kuruyorum
Ayıp düşler kuruyorum karanlıklara inat düşüyorum koltuğun sırtlanmış yüksekliğine kasıklarıma düşüyor bin türlü sancı cevizin dudaklara verdiği renge dönüşüyor düşlerim secdeye varamadığım ibadetlerimin rükuya durmuş halleriyle çöküyorum dizlerime kancık bir uzaklığın acısı saplanıyor böğrüme güllerin kanattığı yerdeyim okunan tüm duaların varamadığı iyiliklerdeyim. Kaprisli bir saatin akıp gitmez yelkovanındayım, An be an beyazlayan saç tellerimle. Ve bir enstrümana takılıveriyorum Çığlığımla. Okunan dualar varıyor kimliğime Kimliğim iki heceli bir kelime Adımı zikrediyor dünyaya Kaybolmuşluğumu hatırlatmak adına Dudağımı ısırıyorum kanayan yanımla İçten içe akışımı seyrediyorum Garip bir haz duyuyor göğüs kafesim Oysa kan kokuyor nefesim İşgal edilmiş sokaklar, şehirler, ülkeler gibi Tutuklanıyorum kendime Kabuk bağlıyor sevdam Memleket türkülerine kapılarak Son rükuya vararak emaneti teslim ediyorum Duvarlara Duvarlar Tırnaklarımla haritalaştırdığım hasretlerimin Kitapları Tırnaklarım Harç harç birikmişliğim Oysa yeşil vadilerde ağaç kovuklarındaydı varışlarım Varışlarım tümcesiz ve zamirsiz bir cümle Öykünmesiz gitmelerin adresleri Duaların melodilere yüklenmiş seslerinde Zikir eyliyor Kızıl kızıl düşlerim Murat Tali |
Aylardan Ekim
HazAN sarmış yüreği mevsim sonbahar, bilindik günlerden bir gün değil bu, öykülerin satır aralarına dizildiği kalabalık ve iğne delikleriyle kanamış kanatılmış bir gün... Aylardan Ekim olmuş ne yazar gün kanadıktan yaprak döküldükten sonra. İlmek ilmek işlenen gökyüzüyse, yıldızları şeffaf iptenmi yaptın gecede yıldız yok, yıldızların sesi geliyor bu şiirde yıldızlar seninle mi çıktı yola? bırak gecenin soluğunu ölmesin artık yalnızlıkları... Yıldızların Murat Tali |
Ayrıkotu düşünceler
elekten sardunyalar eledim tel tel çiğdem çiçekleri döküldü leğende kardelenler yıkadım sıktığımda menekşeler damladı bardağıma kenger doldurdum içtiğimde ısırganotu oldu tabağımda papatyalar çatalımda ayrıkotları kaşığımda baldıran otu bıçağımda dermansız dertleriyle böğürtlenler ve tereciye tere satmak için bohçamda deste deste tere derdimi döktüm ortalığa binlerce çiçek açtı ya sevinçlerimi dökseydim ne olurdu acep Murat Tali |
Banadır dönüşleri yalnızlıkların
bir gün düşerse yalnızlığa iklimler kutuplardan düşen bir buz saplanır okyanus derinliğine balinaların püskürttüğü su donar havada üşür eskimo gülüşleri üşür kutup ayıları üşür foklar ve penguenler tutunurum ellerine sıcaklığınla dönerim ekvator kızgınlığına ve çöl yalnızlığıma Murat Tali |
Başak
Zaman bir değirmen Bense buğday başağı Öğütülüp öğütülüp Savruluyorum Avuçlarından gökyüzüne Rüzgarla dağılıyorum Karışıyorum saçlarına Murat Tali |
Başlıksız. (adını koyamadığım düşlerime...)
Sessizliğinle sarsılır bu kent hıçkırıklara bürünerek, oysa zamansızlığıyla ne özlemler birktirmiştir içinde şimdiye kadar. sokak lambalarının ışıklarından kaçarak gizlenirdi köşelerine dar sokakların özlemleri devrilen çöp kovalarından kaçan kedinin ürpermesini hissederdi tüm teninde teni dönüverirdi titrek ışıklarına sokak lambasının sonrasında açıverirdi bir balkon kenarına konulmuş vazoda menekşe olarak ilk güneşte parlardı ve gülümserdi yüzü yüzünü verirdi güneşe güneşte kendini menekşeye su yürürdü köklerine kökleri sarardı toprağı sarardı ıslaklığıyla toprak, vazoyu vazo çiçek açardı ben bakardım vazoya Murat Tali |
Beklemek
Bir sevgiliyi beklemek hemde bilinmeyen bir sevgiliyi beklemek beklerken nasıl düşler kurar insan, hele gece düşlere dalmışken, uzanır bir el inceden inceye, sessizliği bozan, pencerenin kenarına düşen bir gül olur. yada, bir kuş kanatlanır gece karanlığı içinde beyaz aydınlığıyla. geleni beklemek *******e mahsustur. gecede, gelmeyenleri saklar koynunda bu yüzden gece yalnızlıktır. beklerken sevgiliyi ince belli bir bardaktan çay yudumlar, ve pencereden dışarı bakakalır gözler.. Gözler; sevgili hasretinde sislere batmış, ay doğuşu özlemlerle yüklü gemiler gibi.. Nuh'ûn gemisine yüklenerek gelecekse sevgi yağmuru şiddetlendirki kasırgalara dönsün zaman... gelecekse o vakit gelsin sevgili Murat Tali |
Bekliyorum
hüznün nerede yitmiş sevgili, hangi yıldız takılı kalmış gözlerinin ışıltısına, bu kaçıncı sensizliktir güneş tutulması günde, nedensiz mi çarpar pencerene yağmur damlaları, silmek istersen yanaklarımdan özlemini bir mendil ile gel bekliyorum penceremde seni Murat Tali |
Ben Geldim
içimde deniz yüklü fırtınalarla ben geldim hani an olur tarifsiz kalırsın ya idam edilmiş düşlerin kıyısında koşarsın koşarsın ne sen yetişirsin ne kovalayan yakalar seni kan revandır tenin kalbin dinamitlenir en büyük kayaları koparırcasına bir kuş kanat çırpar kuşlar kanat çırpar ürperir yalnızlık işte böyle bir yitiştir sensizlik ve ben gelirim deniz yüklü yalnızlıklarla Murat Tali |
Ben seni Bir Mayıs gibi sevdim
ben seni bir mayıs gibi sevdim sokaklara dökülüp haykırırcasına kalabalıklaşarak ve coşarak ben seni bir mayıs gibi sevdim sokaklara dolarcasına pankart pankart, afiş afiş, slogan slogan büyüyerek ben seni bir mayıs gibi sevdim birlikte kuvvet doğururcasına işçilerin kardeşliğini türküleştirircesine ben seni bir mayıs gibi sevdim sesim kısılırcasına ayaklarım yorulurcasına ben seni bir mayıs gibi sevdim yüzbinler olup seni haykırırcasına türküler söyleyip halaya katılırcasına ben seni bir mayıs gibi sevdim Murat Tali |
Biliyorum
Biliyorum bir şeyi çok iyi biliyorum bu dünyanın nereye nasıl gittiğini bilmediğimi biliyorum Murat Tali |
Bin Ölüm
Bin ölüm bir doğum Tadında Pusuya yatan Katillerin Ellerinde Yaşam buluyor Ölüm denen terk ediş Murat Tali |
Bir Aşk Masalı
kabız olmuş görev atamalarıyla sürdüm seni gövdemden ve atmak için içimden bardak bardak zeytinyağı içtim üzerine iki kere çekip şifonu gülüverdim gidişine Murat Tali |
Bir damla gözyaşına değmeyen hayatın içinden
Büyümeyen düşlerimiz Yarınlarımız vardı Biz Çocukluğumuzun çocuklarıyla büyüdük “tüm hayatın toplamı bir damla gözyaşına değmiyor” haklısın sevinçlerimiz bile acımsıtrak tatlar bıraktı toplamın tüm birimlerinde sağlaması olmayan bir yaşamın bir damla gözyaşı etmeyeceğini bilse onu toplamak için anneler ve babalar yaratır mıydı yaratan ahlaksızlığın ve onursuzluğun dış tabirlerle kol gezdiği zaman dilimlerinde budalaca teslimiyetler arasında düşüverdik kollarımıza köpekleşerek süregelen yaşam açlığın dayatmalarıyla ihanete teslim ediyor kendini ihanet terk edip gitmenin diğer adı sebepsiz terk edişlerin sözlüğümüzdeki tanımı yamalı yörüngelerle devredilen günler, *******, yıllar eğikliğin yitirdiği mevsimler gözün görüp fikrin idrak edemediği anlar paylaşmanın sevişmeden geçtiği her sevişmede aşkın her aşkta sevişmenin olmadığı orta oyunlarla yönetilen bir yaşamın oyuncaklaşan oyuncularıyız değmiyor bir hayatın toplamı bir damla gözyaşına Ederim Tenimin, tartıdaki ağırlığı Ruhumu çoktan salıvermiştim Senin gözünde bir damla yaşa değmeye değil Kendi yaşamımda bir damla yaş olamamak çok koyuyor bana Murat Tali |
Bir Delinin Güncesinden Notlar
bir deli belki de hep deli aklımdan geçenleri düşündümde ne zaman akıllıydım diye cevapsız kaldım derler ki kim akıllıki dünyada hepimizde var bir parça delilik benimki tam delilik sanırım öyle ya karşılıksız sevilmezmiş karşılıksız iyilik yapılmazmış karşılıksız paylaşılmazmış sevgiler başkalarına üzülmekde neymiş kimin umurunda düşenin çektiği acı benim olduğunda acı ben deli oluyorsam en koyusundan bir deliyim o vakit bir delinin attığı taşı kırk akıllı çıkartamamış kuyudan akıllı kalmışmı ki dünyada kuyuya atılan taş değildi üstelik kuyuya atılan sevgiydi kuyuya atılan paylaşmaktı acımaydı bir an önce yitmesi için çıkarmadılar kuyudan onları bu yüzden onlarla kuyuya inenler Delirdi Delilik hergün bayram delilik sevgi çünkü delilik paylaşmak çünkü delilik karşılık beklememek çünkü eğer beklersen akıllı olursun Ben deli kalayım bir delinin güncesinden notları dinlediniz Murat Tali |
Bir Göç Masalı
Rivayet odur ki sürgün Tunceli'de boy vermiş kesmişler dallarından savurmuşlar bir hasat mevsiminde göçmen bir kuşun kanatlarında düşüvermişiz Bingöl'ün eteklerine ve olmuşuz Erzurum'un bir yaban gülü sonra orası da olmamış olamamış yuva yeniden hasada vermiş kendini bedenler yine bir sürgün yine bir göçmen kuş gidişi ve şehri İstanbul. şimdi gidecek bir yer yok binlerce sürgün çiçekle bir aradayız işte herkes yabancı herkes bir göçmen kuşun kanadında düşüverdi buraya üzerimizde biçerdöverler biz her gün yeniden yeniden doğuyoruz bir göçmen kuşa özlem devam ediyor halen kim bilir bir gün geriye döneceğiz bizi getiren o kuşun kanadında Murat Tali |
Bir Günün Yansıması
pencereme yağmur damlıyor hüzün akıyor günün içinde fonda ruhumun derinliklerini inciten bir müzik bacalarda tüten soba dumanı ağaçlar yeşil kalmış solmamışlar inadına, yazımı yitirdik yoksa sonbahar mı gelmeyi unuttu mevsimler nereye çağırır yalnızlığımızı bir garip melodi işler zamanı geçmişin sırmalı dikişleri sızlar tende geriye kalan bir damla yaş olur pencerelerde pencerem döngüsünü yitirmiş gitmelere açılır ayaklarımın çektiği yerlere düşer hasret sözcüklerim bir iğne düşer geçmişin iz bırakan sancılarını taşıyan tenim tenime değer işledikçe zamanı öykülerim kanar susarım kanat çırpan bir kuşun kanadına takılır gözlerim. pençesinde son nevalesi açlığımın gitmeler başka türlü bugün kalmalarınsa haddi hesabı yok bir sessizlik yürür susuverir parmaklarım bitiverir şiir uzun süren sessizliğimi bozacak bir karalama sanırım şiir yazmayı unutuyorum... Murat Tali |
Bir Resim Yaptım
pembeye boyanmış bir duvar kırmızıyla işlenmiş pencereler beyaz bir çatı camsız bir kapı bacasız bir ev sağa sola yatmış uzun upuzun çimenler güneşini yitirmiş bir gökyüzü bulutsuz bir ana düşmüş gün bir resim yaptım yaşım 10 güneşsiz Murat Tali |
Bir Sevgi Büyüttüm
bir sevgi büyüttüm susuz ve güneşsiz bir sevgi büyüttüm saksısız ve topraksız bir sevgi büyüttüm aysız ve yıldızsız *******den bir sevgi büyüttüm karşılıksız ve çıkarsız bir sevgi büyüttüm parasız ve çeksiz bir sevgi büyüttüm sessiz ve derinden bir sevgi büyüttüm ıraksamalardan bir sevgi büyüttüm duraksamalardan bir sevgi büyüttüm özlemlerden türkülere dönerek bir sevgi büyüttüm büyümeyen yanımla bir sevgi büyüttüm adressiz ve çoğullaşarak bir sevgi büyüttüm büyüdükçe çocuklaşarak bir sevgi büyüttüm kollarımı açtığımda büyüyerek bir sevgi büyüttüm bitmeyecek bitirilmeyecek bir sevgi büyüttüm büyüdüğünde sana varacak bir sevgi büyüttüm büyüdüğünde sana varacak büyüdüğünde sana varacak Büyüde gel Büyüde gel Murat Tali |
Bir yalnızlık türküsü
tutuklu bir notanın dinmez yakarışlarıyla ses veriyor hasretliğin bu kaçıncı seni çalışım kendime yinede tekil yalnızlıklara gidiyor saatler yüreğim yuvasından düşen yavru bir kuşun çırpınışında kuş kanadı kopmalar yaşıyor rüzgarlar bedenimden Yine hüzünlü bir parça çalıyor “ve aynı yolda yürüdükçe gün gelir yine ellerimiz dostça birleşir.. ayrılsak bile kopamayız ….. Arkadaş” yine kaybedilmiş anlar içinde bir türkü sesi bu sefer dinleyen değil söyleyen oluyorum. Voltalarken yolları… Murat Tali |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:51 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.