![]() |
*..AŞKI anlatan şiirler ..*
Koştum...
Delicesine,yetişircesine, Dişimi tırnağıma takıp,tüm engelleri aşıp,sana gelircesine Sana koştum... Oysa taşlar bile durup durup önüme çıkıyordu.Her köşede biri ket vurmak için beni bekliyordu. İnanırmısın...rüzgar bile esmiyordu! Koştum... Sonuç?...yok Sebep?...hiç bilinmedi Zaten aşk delilik değil miydi? Bunca sene yanlış mı öğretildim? Gözünü karartıp saçma bi cesaret katmaktı hayata,durup dururken gülmekti,ağlamaktı,sabahlara kadar uyur-uyanır dolanmak evin içinde,her şarkıdan satırlar ezberlemek,uygun sözleri benimsemek...ve bitmez sanmak herşeyi,gitmez sanmak sevdiğini... Yine de koştum... Dur desem ne farkederdi? Gitmezmiydi? Gözleri birdaha bedenimin herhangi ücra bir köşesine değmezmiydi? Peki bu gidiş,onca gözyaşıma değer miydi? Ardınsıra takılıkaldı gözlerim Çekemedim önce.. Alışık değildim vedasız gidişlere Dağıldım,parçalandım hücrelerime Yaş döktüm,kan döktüm gözlerimden...içimden! Neye,kime hiç düşünmeden Belki ben sana hiç koşmadım Belki ben sana hiç ağlamadım Ne bileyim... Belki sen bana hiç aşık olmadın Sen giderken bir elvedaya razıyken Artık tüm gelişlerine yabancıyım... |
Ne şiirlerim oldu...
Ne duygular aktı satırlara... Hep sen dolu, çoğunlukla sana sevdalar biriktiren Bazen de hüzün dolu,karamsarlıklara teslim olmuş Ne şiirlerim oldu... Hepsine güzellik kattın Güzelliğini anlatmamda kelimeler yetersiz kalmıştı her zaman Gülüşünü,masum yüzünü,sevimliliğini nasıl anlatabilirim ki zaten Bu belki de hayranlıktı... Bir de keşke tanıyabilsem seni Güzel,masum yüreğini anlatabilsem şiirlerimde.. Bilmiyorum, okuyor musun şiirlerimi? Okuduğuna dair umudum var Belki ben uyduruyorum; Belki de okumanı istediğimden bu umudum. Ne hüzünlü *******im oldu ama hepsi senle doluydu Bilmem senin de aklına geldiğim oldu mu? Bir şeyi bilmemek ne kadar kötü Aslında bilmemekten daha zor olan öğrenememek. Ama unutma ki; Sen duymuyorsun diye sesim yok olmaz Sen görmüyorsun diye gözlerim rengini yitirmez Sen bilmiyorsun diye duygularım kaybolmaz Ama hoşlanmıyorsan hiçbir şey yapılamaz Çünkü göz,burun,yüz,tip değişmez Zevkler de herkes özgürdür, zorlanamaz. Ve inanmıyorsan sevgime de ve bana da, hiçbir şey yapılamaz En çok acı çektiren bu olur bana, Ne sevmemen, ne hoşlanmaman bu kadar acıtmaz yüreğimi! Sessizliğimin son sesiydi bu İkinci bir emre kadar sessizliğim susmuştur Ama bu susuş sana hayran bir susuştur Bir gün, gözlerim gözlerindeyken gerçekleri öğreneceğiz ikimiz de. İnanıyorum,istiyorum,umuyorum,hayal ediyorum... Bu hayalle yaşayacağım belki karanlıkta,belki hüzünlü ama olabildiğine sevdalı... |
Kararlıydım...
Sırt çantam bir hayli ağırlaşmıştı.. Geçmişin yükü olsa gerek... Kararlıydım... Kaç kırık kalp sığdırmıştım acaba çantama.. Kaç göz koymuştum üzeri yaşlı.. Hangi isimler üst üste gelmişti bilmiyorum... Kararlıydım... El yordamı ile doldurdum hepsini,bir kez daha görmek istemiyordum.. Karşı karşıya gelmek, geçmişe dair ne varsa hayatımda... Kararlıydım... Arkama bakıp,gözlerim nemli acı çekmekten bıkmıştım artık.. Hele birde ayaklarımın önüne bembeyaz bir sayfa serilmişken... Kararlıydım... Koşar adım uzun bir mesafe katettim.. Kaç bina,kaç cadde, kaç yürek geçtim.. Kaç dem bıraktım kim bilir... Kararlıydım... Geçmişimi dalga dalga başka bir kıyıya vuracak olan denizin kokusu çoktan nefesime karışmıştı... Kararlıydım... Eskiye dönüp ona zincirlenmektense sil baştan yazacaktım geçmişimi,yeni bir sayfaya... Kararlıydım... Liman,iskele siz ne derseniz deyin,hayat çizgimin üstünde yürüyordum.. Sona doğru olan her adım,kalbimde ayak izleri bırakıyordu... Kararlıydım... Onları da bir kerede söktüm aldım yüreğimden.. Artık onlar da elimde son yolculuklarına uğurlanacaklardı... Kararlıydım... Ufuk çizgisi ilk kez bu kadar anlam yüklü geldi bana... Kararlıydım... Artık geçmişimin ufuk çizgisi ben,benim ufuk çizgim de o olacaktı.. Hep uzaklardan "merhaba" diyecektik.. O da anlaşılırsa... Kararlıydım... Düşünmeme dahi fırsat vermeden,adımlarımın son bulduğu yerde savurdum sırt çantamı ,ayak izlerimi dalgaların içine... Kararlıydım... Dalgalardan biri usulca fısıldadı kulağıma.. "Nereye kadar sürükleyelim" diye... Kararlıydım... Dalga dedim ;"Ufuk çizgim olana kadar sürükle gitsin"... Ve beyaz sayfam.. Geçmişimi tek yönlü bir yola ittim.. Sadece gidiş olan... Dönüşü olmayan...! |
Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum.
Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum! Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik… Sessiz ******* benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim... Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan… Öyle anlamsızki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum… Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan. İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korktuğumu bilmiyor ki hiçbiri… |
Hatırlamıyorum, ne kadar zaman oldu
Gözlerimi sensizliğe yatırmam Gündüzü terk eyleyip Yıldızlarla hüzün *******ine katılmam Gözlerim ne zaman alıştı sensizliğe ? Hatırladığım Yüreğim aynı acılar içinde Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, kaç zamandır kulağım tetikte Umudun prangalandığı zamanlarda Yokluğuna forsa diyen acıları çektikçe Acaba kaçıncı sen sanış kapının çalan zilini Ve kaçıncı hüsran, kaçıncı ağlayış aynı eşikte Ellerim ne zaman alıştı, sensizliğin kapılarını örtmeye ? Hatırladığım Yüreğim örtemedi sana açık kapılarını Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, senden sonra olanları Sigaraya ne zaman başladım Nasıl içtim bunca şarabı Olmazlara eklediğim aşk bakışlarını Baharın yaşandığı mevsimlerde Ruhuma vuran sensizlik ayazlarını Hatırladığım Titrediğim ******* boyu, karanlığı yorgan yaptım yokluğuna Ruhum alıştı ayazlara da, yüreğim alışamadı nafile Bekliyor hala seni, bıraktığın gibi öylece Hatırlamıyorum, güneşin öğlen ki halini Yıldızlar ve ay ne zaman arkadaşım oldu? Ve nasıl başladı Karanlığın hüznümü saklayan gece vakitlerinde Acıların yüreğime kurduğu çilingir sofrası şenlikleri Sarhoş olup, ruhuma çatmaları ve her gece nara atmaları Hatırladığım ******* boyu, kayan yıldızlardan, seni dilemem Çoktan öleceğim aslında çoktan lakin yüreğimde hala sen varsın ! Hatırlarım seni ölemem |
Doğuya baktığında gözlerin
İlk sabah güneşi eşliğinde Ve safran renginde, Duygularımı düşle, düşle ki ! Aksın yüreğin, senin gidişin Benim gözyaşım gibi Güneşin yansıması Kaplasın altın sarısı saçlarını. Hayalinde canlansın, ıslanmış yastığım. Ve satırların arasında, bulduğunda aşkımı Anla yastığımın neden ıslandığını ‘’Erkekler ağlamaz ’’ derdim ya ! Yalanmış ! Neden mi ? Gidişini gördüm gene düşümde. Ayrılığın hançeri vardı döşümde. Ben uğurlamaya gelirken seni, Seni ısıtan güneş, kavuruyordu beni. Boğazımda gitme diyemeyişimin düğümü O an başladı, senli hayallerimin ölümü. Bensiz bir kalabalığın içine yürüyordun. Heyhat ! Tarihi kilitliyor Gittiğin o güne, ruhumu gömüyordun. Ogün Temmuz’un altısı, Bana kalansa sevdamın son tortusu. Bu gün hala Temmuz’un altısı, Dedim ya kilitledin zamanı. Her sevda kilitlenecek mi bir güne! Aşk ne kadarda küçükmüş meğer. Küçücük bir günü sığdırıyorsa bir ömre. Ve sonbahar, yüreğim kadar temiz olsaydı Ve bir o kadarda çalarken sevdamın yeşilini. Razıydım birde kışlara kalmasaydı. Ayazında kurumasaydı, sevdamın son tomurcukları. Yürümüştün, Küçük bir kız çocuğu masumluğunda. Titreyen yüreğimi, hüzün ağaçlarının altında Bıraktın mezarlığın kapısına. Hala bir yer bulamadı kendine. Oysa küçük olan bendim, o koskoca cüssemle. Küçüktüm, bak sen gitmeyi becerdin, Ben bir ölmeyi bile beceremedim. Gökyüzü, yeryüzü ne varsa arasında kalan Sustu o gün, yada ben sustum hepsine Ne far eder ki, uzaksa yakın olması gereken Ve uzaklık çağırıyorsa hep yakın olması gerekenleri Heyhat ! Çoktan gömdüm ben çoktan Yüreğimdeki fesleğenleri, gömemezken kendimi Susmak değil midir bazen, gereğinden fazla konuşmak Yanılsamalara yatırırız gözlerimizi Ay mıdır güzelliği sunan, yoksa ışığı veren güneş mi ? Ağaçların arasında kalmışsa, yaşar mı papatya ? Güneşi görmüyorsa, kaplıyorsa düşen yapraklar üstünü Ne kadar yaşamaktır sizce Yaşamın mezbahasında beklerken Sıradaki hep sizden önceki ise Ve bakıp solgun donuk yüzünüze kasap Heyhat ! Dönüp gidiyorsa her seferinde Sizde özlemez misiniz ölümü ? Belki işitirsiniz artık, uzağa yakın olanlar Zamanıdır işitmenizin bitkin sesimi Benim yiten sesimdir o, ruhumun son sessiz çığlığı Yaşam mezbahasında kasabın henüz el değmediği. Son giden benden bir öncekiydi Giderken “ bu gün yedi temmuz dedi “ Gelmedi kilitleyen, kırdım kilitleri Ve duyuldu beklediğim ses Sıradaki bendim artık, hoşça kalın uzak olanlar |
ÖYLESİNE AĞLAMAKTAYIM....
Ben öylesine daldım gittim gözlerine, Öylesine yok oldu kederim senin ilik nefesinde... Öylesine mutlu oluyordum yanında... Düşünmeden, nedeni, niçini? Birleşen eller öylesine birleşmişti, Bir gün ayrılacaklarını biliyorlar gibi... Öylesine huzurluydum, öylesine bahardım yanında, Öylesine yaz *******inde esen ılık rüzgarlar gibi, içime doldun... Öylesine sevdim...ben öylesine sana aşık oldum... Öylesine içim çığlıklarla doldu... İçimde ki boşluğu sen öylesine doldurdun... Ben seni beklentisiz sevdim... Ben seni öylesine sevmek için sevdim... Sen benim, öylesine kahramanım olmuştun.... Ben öylesine sana aşık olmuştum... Ben zaten öylesine bekledim seni, gelip gelmemem önemli değildi... Biliyorsun öylesine başlamıştı her şey... Sadece yaşanmasını istediğimiz için yaşandı her şey... Öylesine...Beklentisiz... Bilirsin, ben zaten beklentisiz severim... Geç olsa da öğrendim... Bir şeyi daha öğrendim, Geç diye bir zaman dilimi yokmuş...’ İNSAN HER YAŞTA AŞIK OLURMUŞ... Zaten geç yada erken, öylesine başlamıştı her şey... Hani beklentiler yoktu?, hani beklentiler sevgiyi boğmuştu?... Şimdi , ben boğuluyorum... Seni çok sevdim... Gittiğinde, öylesine ağladım ki...Öylesine mutsuz oldum ki... SENİ ÖYLESİNE SEVMEMEMİŞİM, SANIRIM... Yoksa... Şimdi, öylesine mi ağlamaktayım..........? |
Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz *******i, Dolunaya baktığında hissettin mi hiç Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu, Ve acı bir şekilde farkına vardın mı, Kalabalık içinde sessizce dolaştığını… Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin; Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki, Tuttuğun el sana huzur verir de; Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın… Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun; Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın, Tek damla düşmesin diye çabalarsın; Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların, Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların, Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda… Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları, Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde, Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde, Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne, Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur… Duyguların ağır gelir; ezilirsin Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende, Teslim olursun ölüme, Sessizce… |
Yar?
Duyuyormusun? Bütün mumları yak..Ağacın altı aydınlık olsun.. Bir melodi..Damlalar ve sen... Sus konuşma.. Sadece gözlerime bak.. Konuşursam...isyan ederim.. Konuşursam...Sevdiğimi söylerim... Konuşursam...İnanki Gidemezsin.. Bavulunda boş bir köşe ayır bana.. Ne kadar güçlüyüm desem de sana, Bavuluna sığmak için küçülebilirim... Küçülecek kadar büyük sevdam.. Bir bavulda yaşayacak kadar isyanım var.. Korkuyorum... Korktuğum sadece rüzgar..Öyle sinsi ki bu gece..Hani dalsam bir ara gözlerine.. Kaybolsam..Alıp gotürecek seni.. Lanet olsun sana kalemim.. Susmuyorsun yine bu gece.. .. Ağlamak yok.. |
Sen beni hiç sevmedin ki...
Sevseydin,ayrılık yazmazdı bizim kitabımızda Hasretin zamansız pusuda beklemezdi, Öldürmek için beni. nefesimi kesen vuruşlara, Sebep olmazdı soğuk,alaylı sözlerin... Sen beni hiç sevmedin ki..sevseydin, Gölgem ağlıyor omzunda,onu görürdün, Odandaki her köşede, Nefes alışlarım var,onu duyardın... Gözyaşlarıma kıyamazdın, Can çekişmelerime dayanamazdın... Cellat olup sevgimin, Boynunu vurmazdın acımadan, Sen beni hiç sevmedin ki... Sevseydin Herşeyi ama herşeyi benimle birlikte, Omuzlardın.... Tutardık mutluluğun saçlarından, Sürüklerdik olduğumuz yere... Sevda şerbetini içerdik, Umuda yolculuk yapardık, Sevgi dolu bulutlara binip... Sen beni hiç sevmedin ki... Sevseydin, Şimdi şu an,silerdin gözyaşlarımı... Yanımda olurdun hiç düşünmeden... ikiz cocuklarimiza davetiye gönderirdik, nikah şahidimiz olurdu bütün şiirler... sen beni hiç sevmedin ki.. sevseydin, beni ayazda bırakmaz, gözlerine misafir eder, gamzelerinde uyuturdun.... |
Hayat....
Hayat; Seni kaç kişinin aradığı kimi öptüğün,hangi sporu yaptığın da degildir. Hayat, ayakkabıların,saçın,derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar,para,giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven ,mutluluk,şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat; Kıskançlığı yenmek,önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Ne dediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil,kendilerini olduğu gibi görmektir. Her şeyden önemlisi hayatı,başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimden ibarettir. İnsanların en acizi dost edinemeyen, Ondan daha acizi ise dost kaybedendir |
adam olmaz dedin senden,
adam nedir dedim içimden.. ferketmezdi değişseydim, güvenseydim yada salıverseydimmmm... git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. artık olmaz dedin senle, çok eskitti beni bu hikaye.. tamam dedim, tamam kabul laf anlatılmaz ki gerçeğeee... git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. ben üşümem, sen geç benii sıkı giyin kandırma kendini.. bir şairin şiirinden ibaret tüm bildigim büyük ihtimalleee.. git..gideceksen bekleme...farklı degilsin sende.. gideceksen bekleme... git.. gideceksen bekleme.. başka birşey söyleme.. gideceksen bekleme.. |
Sorma Nedenini
Hepinize küstügümdür aslolan ne sa'sali bir gülüs var artik dudaklarimda ne mühr-ü mürüvvet ömrümün en demli, en anlamli akisinda... sadece yokluk mudur bu hüsrana sebep olan yoksa aslinda biz variz da dünya midir yok olan gözlerinde ne hayatin ta kendisidir sensiz yok oluslarimin nedeni? ya da bos ver unut gitsin sorma bana nedendi? ab-i hayatima girmisken bir zaman bir hayata vurmusken kendimi tam da her sey düzeldi derken bu düzensizligin nedenini ne simdi sen bana sor ne de ben sana sonra anlatayim ahinin tutusudur bu belli ne yapsam da okusam da dualarimi kesmez ki içimdeki ümitsizligin, ya da aklimdaki deliligi sen öyle salinsan da igreti bil ki hala inadina burada garip ve masum duruyor bir sevgili! ... |
O baslamisti seni seviyorum diye
Bende sevmistim ölesiye Gezip, dolasir, konusur kene Bende kanmisim onun her sözüne. Nerden bilirdim sonunun böyle gelecegini Bir anda beni terkede bilecegini O mavi gözlerin yalan söyleyebilecegini Bir anda dünyami yakabilecegini Bilmen simdi basksini severmi Onuda sonunda benim gibi edermi Yalniz sunu biliyorum Tek onu sevdim baskasini sevemiyorum |
Gözlerinden dökülen her damla
Katar önüne benide Sürükler yüreğimi acılara Sen ağlama bebeğim Ben zaten ağlıyorum Sensiz akşamlara Soğuk yatağıma Boş yastığıma. Düşündükçe ağlıyorum Sensiz geçen anlarıma Başı boş hatalarıma Cama vuran damlalara. Yağmur ne zaman yağsa Ve yanımda yıldız gözlüm olmasa Ağlıyoruz yağmurla Yokluğuna, hatalara Ve de acılara. Gözlerinden dökülen her damla Boğulur hıçkırıklarımda Karışır hıçkırıklarım Yağmurun hıçkırıklarına Ve yağmur ağlar gözlerime Gözlerim ağlar yağmura Yağmur gözlüm sen ağlama Ben ağlarım ikimizin adına |
aşk ölümcül bir hülyadır
anlayamadığım ey sarı gök bulutu, ey ıstırab gülşeni son bir karanfil gibi taşıyacağım seni kalbimin hüsnüyusuf mahrem bahçelerinde derindesin, rüya kadar derinde aşk ipek bir karanlıktır kollayamadığım gecenin bir vaktinde gelen çiçekler için tenhâsında kuşlar uçan sulara karışıp akmak isterim kan çölünün ıssız vâhalarından saâdet burcuna çıkmak isterim gitmeliyim buralardan seninle kalırsam, surları yıkmak isterim aşk gizemli bir şarkıdır dinleyemediğim ayrılığın arkasından duyulan gün doğuyor, neden gülemiyorum siyah bir tanyerinde beklemek yakışmaz bana geceyi eylül mü vurdu güllerimi, bilemiyorum aşk isyankâr bir korkudur sonlayamadığım gece yolculuğuna takılır ayakları özlem beyaz bir gül, açar bağrında yâr kokusu yayılsın diye kaldırımlara ölü ve gözüyaşlı bırakır çocukları arıbeyi konunca ruhun zümrüt taşına mor gülüşlü haramî çıkar dağlar başına diriltir sarı saçlı, kırılgan aynaları aşk veremli bir türküdür söyleyemediğim nağmeleri doruklardan yayılan anılar sehpasında takıyor boynumuza kırmızı urganları kötürüm bir vâdide geziyor kurbanları her aşkı dâre çeken vefâsız leylâsıdır alır avuçlarına, öper ısırganları aşk cefâ ülkesinde umudun rüyasıdır |
Yalnızlık Ağıtı
Eğlen sen benim için farketmez, Kafanı takma, düşünme beni, gez dolaş, Gül, hem de kahkahalarla gül ben ağlarken, Ben burada kendi kendimle, yeniden... Arayıp sorma, tabii ne gerek var, Ne de olsa merak etmedim seni, Sen orada nereleri gezeceğini düşünürken, Ben 'bugün neden aramadı' demem kendi kendime... Arkadaşların da vardır tabii senin şimdi orada, Bırakıp onları muhabbetin en koyu yerinde, On metre ilerideki telefon kulübesine gitmek olmaz, Hem ne olacak ki, özlesin biraz değil mi? Hayır tek sorduğum kendi kendime, Hatayı nerede yaptım, neden böyle oldu. Neden değersizim bu kadar gözünde, Hem bilmez misin, sesini duymadan zindan olur bana bu dünya. Yani, hiç mi özlemedin beni bebeğim, Hiç mi ihtiyacın yok gözlerime, Hiç mi duymak istemiyorsun sesimi, Haftalar oldu bekledim... Bekliyorum.. Neden gitmedi elin telefona, Yanmadın mı benim gibi yanlızlıktan, Yoksa artık orada sana, Benim yerime şarkı söyleyen mi var?. |
Biri ben zenginim dedi
Biri ben mühendisim dedi Biri ben gemiciyim dedi Öbürü yanaş da bir görelim dedi Biri züppeyim dedi Şapkayı öne eğdi Biri denizciyim dedi Denize gitti Biri havacıyım dedi Havaya gitti Biri karacıyım dedi Karaya gitti Biri güclüyüm dedi Herkesin gücüne gitti Biri ben hastayım dedi Doktorun hoşuna gitti Biri mal sahibiyim dedi Mal silkindi, yemin et dedi Biri gelirim var dedi Öbürü gelir misin dedi Biri ben barışıkım dedi Biri ben karışıkım dedi Biri ben yumuşakım dedi Biri ondan ilâcını istedi Biri ben işçiyim dedi İçeri girdi Biri ben de işçiyim dedi Dışarı gitti Biri ben güzelim dedi Güme gitti Biri canım sıkılıyor dedi Biri hay senin canına dedi Biri dedi ben pazarcıyım Pazara gitti Biri dedi ben mezarcıyım Mezara gitti Ben solcuyum dedi Sağcının biri Biri dedi ben dağcıyım Ben de avcıyım dedi biri Biri dedi ben yağcıyım Yağcılık meslek mi dedi biri Tüccarım ben dedi Tüccarın biri Şairim dedi yazarın biri Ben de yazarım dedi şairin biri Ben deliyim dedi Aklıllının biri Biri ben çok akıllıyım dedi Ve diye-diye delirdi söylenmiş ve söylenecek tüm merhabalara merhaba |
baştan sona bir yalanmışsın
hiç olmamış hiç yaşanmamalıymışsın ne acı bunu farkedemeyecek kadar körmüş gözlerim bu kadar yalanken benim gözüm aşktan başka bişey görmüyomuş ne acı kanmak mı belki aldandım yanıldım yaralandım çok kırıldım ama öğrendim......... Seni kazandığımı düşündüğüm her noktada aslında kaybetmişim. Rol yapmışsın sen, sevmemişsin beni hiç.. bu yaralamıyo inan beni sevip sevmen değil bu kadar yalan oluşun bi yalana sevdalanışım yaktı kavurdu yüreğimde bi yangın yanıyo şuan kor köze döner külede savrulur ama şunu bil bu ah peşini bırakmıcak bi ömür Rabbim çok büyük kimler düşmüyo hayat yolunda hep sana mı gülecek hep sen mi kazanacaksın sanıyosun gün olur bu devran döner, beni yaşadıklarımın aynısı başına geldiğinde anlıcaksın ben nerde yanlış yaptım geç çok geç ne bu dünyada ne ömür dünyada iki cihanda Allahım affetsede ben affetmem seni uzak dur bundan sonra benden bi hiç bile senden daha değerli bu güne kadar yüreğimde zerre insanlık vardı sana karşı bundan sonra bi damla sevgi bile kalmadı ne yaşarsan yaşa nerde ne yaparsan yap nefes alıp vermen kimin umrunda gez toz gününü gün et yaptıklarının yanına kar kalmayacak artık benim için öldün bu gün seni yüreğimde öldürdüm |
Ben seni severken
Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin Ve kimse seni oradan çıkaramayacak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,aynı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!! |
neden böyle soğuk ve uzaksın,
kışlar ve yıldızlar gibi, neden hazanlar istiyorsun, yüreğime ve ben neden hep böyle, küllenmiş yangınlar gibi, savruluyorum yerlerden yerlere, hüzünlü şarkılar söylettirme yüreğime, kabusları ne olursun, sokma rüyalarıma, dön ne olursun, yıldızlar gibi parlayan gözlerini özledim dudaklarını, tenini özledim anlasana insafsız sen yok ken ben ölmeyi özledim |
Havada nemli ve tuzlu bir serinlik
Karanfil yağları damacanayla Gül yağları, bergamut, lavanta Akşam güneşine bulandı Limanda boydan boya Ne dedilerse yaptım bavullar hazır Geçmişi sığdırdım içine Ağır değilmiş o kadar Geçiştirmişiz zamanı Ateş ve su ve güzelim deniz Buluşmuşlar arasıra Her yerden akıyor gün Suyun üstünde esintiler Bir yolculuk vaktidir şimdi Köklerinden koparak yolculuk Yerinde sayarak yolculuk Rüzgarlara karışıyor kalbim Yamaçların, yarların en ucunda Kızıl kuşlar gibi titreyerek Ey benim güzel aşkım Sen hiç kış görmedin ki Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin Yalnızlık bile Ağzının kenarında Açıveren çiçekti Bütün gece limanlarda Beni alacak tekneyi aradım Yabancı yıldızların altında Bir göktaşı gibiydim Işığım gitgide eksildi Unutmazsın beni bilirim Pencerene yine Beyaz bir gül bıraktım |
El oğlu,
Yüreğim yangınsa sana, gelme su serpmeye, Yanmaya er benimle... Anlamsaz dilimden, anlaşamazsak ya da Susmaya er benimle... Gece darsa kabuğuna,İnce bir örtüyse gökyüzünün karalığı, Aşmaya er benimle... " Yol yol uzanmak Ona, haritası yok ülkelerden. Kendine yabancılaştıkça daha çok yar olarak bürünülen yeni bir kimlikti aşk. Yolcusu çok bir handı. Acıtan beni içten içe narin bir candı. Tam uzanmak isterken sana yüreğim yandı. Ateş hattındayım, sor bir can nasıl dayandı. Bir yaraya çare sandı leyla seni, sana sadece kandı. Anlam kargaşında yitip giderken yürekten, akan sızım sızım kandı... Gören bu kederi bitmez sandı, Ay geceye yangınından, Bülbül güle yangınından utandı... Lakin kendine yabancılaştıkça daha çok yar olarak bürünülen yeni bir kimlikti aşk. Bir ruh kaybolup giderken çoklukta, Kalan bir yarım, Kalan bir yar, An'a uzandı... An dar, An anlamsız, Kazanan bir var sandı... Yanılındı... Saklı bir bilmeceydi aşk... Saklıydı... Saktı... Yaşayan var mıydı?vardı... |
Bağlanmak, tutulmak, tüm zamanlarının onunla beraber geçmesini istemek ve ondan ayrı kalınca onunla beraber geçirdiğin zamanları düşünmek, istemek, arzulamak, *******i düşünmekten uyuyamamak, uyuyunca rüyada beraber olmak.
Onunla uyanmak, buluşurken heyecanlanmak ayrılırken hüzünlenmek, onu görmek için elinden geleni yapmak, görünce de konuşamamak, gözlerine bakınca aşkı ve korkuyu bir arada tatmak, telefon çalınca kalbinin çıkacakmış gibi çarpmasını hissetmek, damarlarında ki dolaşan kanı, giydiği elbiseyi ondan kıskanmak, bir insana duyula bilecek en güzel duyguları ona karşı hissetmek, onun için her şeyi yapmak ve bazı şeyleri yapmamak. Üzüldüğü zaman üzülmek, sevindiği zaman sevinmek, ona bir daha ayrılmayacakmış gibi sıkı, sıkı sarılmayı istemek, kimselerin olmadığı bir yerde çimenlere uzanıp yıldızları sayarken ne kadar mutlu olduğunu anlatıp “SENİ SEVİYORUM” diye bağırmak ve yankısını beraber dinlemek. Bağlanmak, hoşlanmak, tutulmak, istemek, arzulamak tek kelimeyle... “SEVMEK” |
Yüregim...
Aglama artik ne olur Iyi olmak yetmedi gördün, neden bu atesin hala inatla ? Yapma artik ne olur. Aglamaktan ne hale geldik görmüyorsun? Özlemek bir güzel duygudur ki yanma artik yüregim. Yanma. Özle ,öyle kalsin. Kül etmeye çalisma. O benim için atmaktan vazgeçiren seni, gitti artik. Beni düsün biraz,yanma ne olur !!! |
Yazılmış tüm sözlerin şiirlerin hikayelerin ötesinden
Sana haykırmak istediklerim vardı. Senin asla bilemediğin hayata yenik düşmüş, çok isterdim sana her seferinde anlatmayı. Ama öyle dolambaçlı yolların ardında saklı kalmıştı ki sevdan. Ne sözlerim yetişti ömrüne, Ne kelimelerim varabildi gönlüne. Bütün bu yaşanmış yalanların ardından İçerimde ağlayan, Bedenimde kanayan, Özümde azap çeken bir sen hala var. Her nerede ne halt ediyorsan bil “ Gitmekle bitmiyor sevda ” |
Paranoyak düşler peşimde
Ansız düşmeler yükseklerden Geciken bir ceza ellerimde hayat Ecel, yokluğunla kaybedilen mükafat... Dönüşsüz bir yanlış, yalnızlık Hesabı sorulmamış, verilmemiş Şifresi kırık, yitik benliklerin Çözümsüz Çıkışsız Kaçışsız.. Pusatsızım yaşama karşı Dualarım kan revan Her haykırışım kabuk bağlamış birer yara Yine de ruhsatım yok isyana.. Beni sorgulayan bir ses duyuyorum şöyle: Takip edilmediğine emin misin? Söyle! Biliyor musun ki kim nekadar paranoyak? Ayak sesi gelmiyor takipçin yalın ayak.. |
Sen bir yalandın benim kurdugum
Kendimi ben diye sende buldugum Hem göz yasın hemde gülüsün oldugum Sen bir yalandın benim kurdugum Durdu içimde zamansız ağlayan yalnızlık Sana ait o yaslar ellerimde bu kadarcık Girdigin o kapıdan aydınlıgını al ve cık Sen bir yalandın benim kurdugum Dostum dedigim neden niye beni üzüyor Adımlarım yolunu sasırmıs etrafımda gezıyor Benim mavilerim yalnız bende yasıyor Sen bir yalandın benim kurdugum Gölgen yokki kayıp gölge nedir bilmezsin Gölgeler içinde ben gibisin ama görmezsin Korkma!Karanlıgıma düşer düşer ölmezsin Sen bir yalandın benim kurdugum |
Bu kent! Bu sokaklar!
Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar... Ahh... Hâlâ esaretin altında bu kent... Yarım bırakılmış bir besteydin sanki hiç kimsenin bilmediği. Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi... Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu. Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma. Gün seninle başlıyor bu kentte... Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım, müziğim, çantam, saatim... Her şey sen oluyor birden. Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen... Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen... Gözümdeki görüntü sen.. Yüreğimdeki gürültü sen... Hâlâ esaretin altında bu kent, burada yaşamak sen... Ve gün senle bitiyor elbet... Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk hayalin! Ve artık yordu yüreğimi melodin.. Yeter! Sonu gelmedi mi bu esaretin? |
Baharın Desenleri
Ağaçtaki kırağılar dökülüyor Almus’tan yamaçlara Kuşlar uçuşuyor bir anda ses katmak için bahara Derenin buzulları çözülmeye başladı ertesi ertesine su şarıl şırıl sesleri desenliyor canlılığa Tepe de, çocuklar ve yine kuş cıvıltıları öfkesinde Gökyüzü berrak ve lekesiz Tokat’ın eteklerinde Gelinlik giymiş bir gelincik tabiat şahlığında Hepside boy verdi tabiatın ilk irkiliş canlılığında Biraz solumda karınca katarları Hızır gibiler Mizgin'liyorlar bize çalışanların kazanacağını Biraz sağımda tembeller uykuda hala Uyanmadılar onlar... Kaybetmeye hazır Nazır gibiler Kimileri daha kapanık Ağustos böceğini oynuyorlar Tıpkı ağaçtan kopuk Çürümeye mahkûm kavuklardalar İş’e yaramayan anlarla kuytulukları Küflenmiş yaprakların dibinde Uzun ölümlere yolculuk seçmişler Kesilen bir ağacın kütüğünde Bin Dersim çiçeğidir, Tohum dökerek irkilenler... Bir babacan yürek ansız, hesapsız ve kaygısız Er gibi doğacak, bir can misali pultusuz Namusluca toprağa düşerken Gökyüzünün berrak ve lekesiz şahitliğinde Almus'ta haykırabilmek var yine de... Yüreği gelinlik giymiş tabiat ana’nın Kollarında kan-revan içinde, Gidebilmek yine de... |
Sevgilim, ruhumun içi
Sen ki benim öbür yarım… Yalnız senle bahtiyarım. Gözlerim… Gözlerimin önündeki Dünya… eşim… Seninle ölmeliyim. Öperken ve koklarken duyduğum sen olmalısın. Seninle ölmeliyim. Beraber değiştirmeliyiz üstümüzdeki bu paçavra elbiseleri… gözlerimizin önündeki Dünya'yı… Ters dönmeli çamaşırlar çıkarken ve çırılçıplak kalmalıyız gecede Yağmurda, doluda, karda Isınmalıyız içiçe doymak ve ölmek seninle olmalı. Nefesini içime çekip, içimin tırtıllarını kozanla kaplamalıyım… Sen ipekten olmalısın. Ve ben tahtadan!… Sarılmalı, sarılmalıyız. Masallar anlatmalıyım sana Ateşin başında korku hikayeleri… filmler seyredip kahkahalar atmalıyız Piyango bileti almalı çocuklara gülmeliyiz Kavgalar etmeliyiz ve sonra ayrılıp birbirimizden Hiçbir şey olmamış gibi yeniden birleşmeliyiz. Saçların melekler saçı Bulutlar saçının tacı Bir Tanrı gibi yükseliyorsun trilyonlarca Sevgilim, ruhumun içi. Fakat seni bulmalıyım önce |
Dur demelerim fayda etmeyecek bu kez
bu kez dinlemeyeceksin gideceksin senden tek istediğim hani olur da aklına gelirsem eğer gülümsemen yüzünde gülümseme olarak kalmak istiyorum gitme demeler yetmeyecek biliyorum desem de gideceksin yalvarsam da gelmezsin senden istediğim şarkımız çalarsa , işitirsen bir yerlerde; durup dinlemen öylece dinlemen ve sadece geçirdiğimiz güzel günleri düşünmen bu gidişin gidiş değil bu bakışın hayır değil bu öpüşün mevsimi değil bu bilmeler faydamı sanki avutmuyor hiçbir şey artık sende anla dindirmiyor yaramı susturmuyor beni durdurmuyor hiç belki gözyaşı dökmüyorum ama içimdeki haylaz durmuyor daha hızlı çarpar oldu daha bir özler oldu seni gitme demeyeceğim desem de gideceksin atsam kendimi düştüğüm zifiri karanlıktır sadece tutsam ellerini çatlamış derilerdir öpsem dudaklarını yitip de gidişlerimizdir baksam gözlerine donuk iki renktir bitti işte son çırpınışlarımızdı belki yenik düştük zamana bizde yenildik aşka |
eğer sevgi buysa
sevgi içimin yanması, düşününce bıraktığın bir başıma bıraktığın heyecansa, içime attığın korsa, yakınımda iken dokunmamak, uzağımda iken benim olduğunu bilmekse, gözlerimde ki yaş, kalbimdeki özlemse, boşluklarımı doldurmansa sevgi, sana tapmamsa eğer, adını zikredip uyanmaksa, özlemle terbiye olmaksa hayatta, seni seviyorum. bakmaksa gözlerinin içine, kaybolmaksa renginde, eriyip bitmekse , 1 yudum mutluluğu sana da, bana da çok görmemekse, bazen canımın yanması , bazen ruhumun okşanması, bazen neşemsen eğer, seni seviyorum. bilmekse tüm engellere rağmen benim olduğunu, ve hissetmekse en derinimde, en mahremim en gizlimde seni, paylaşamamaksa kimseyle, kıskanmaksa her şey den ve herkesten, seni seviyorum. ve seni seviyorsam eğer sadece...... gel al beni gel taşı benliğine hapset gözlerine gel sımsıkı tut ve bırakma beni |
şaretler
Bir cümle hayatım İşaretleri bende Ardı ardına sıralı Bakışlarım Bir virgül Noktalı Ünlemdir Kalbimin her atışı Tırnak içinde gözyaşlarım Parantezde sancılarım Soru işaretidir Tüm kırgınlıklarım uzun *******de Uykumsa virgülüm Bu kısa cümlede Son noktadır ölümüm Artık bitse de Dolsa da şu ömrüm Üç nokta bırakacak geride Kabre gömülüşüm! |
senınle
bendım eskiden gözyaşlarıma bendim çocuk misalı hep kadere yenik düşen ve ben oluyordum mutsuz denizde boğulan yok artık onlar bende gülüyorum artık acılara dertlere ******* dostum aksamlar arkadasım degıl artık ve ben her gun biraz daha seninle yaşarıp büyüyorum... |
tarif
bir bardak dolusu gülümseme ile baslayın bir kap dolusu dostluk ilave edin bir tutam yumusaklık ve biraz da nezaket tozu ile kabartın bir kaşık ümit bir büyük porsiyon yardımlaşma cok miktarda ıkım ve bir tutam alcakgönulluluk ile çırpın kuvvvetlendırmek için de bir corba kasıgı güvene ihtiyacınız olacak bir sadakat kasesi içinde bir ölçü inanç iki ölçü aklı selim ve bir kac damla hosgoruyu azar azar ilave ederek sevgi ile karıstırın iki kaşık gülücük bir kaşık sabır ve bir tutam övgü ilave edin şevk ile hiç durmadan karıstırın ve şükran ile tatlandırın yemegin adı mı? insanlııık... |
Bugün..."Sen'li düşlerle dolu uykusuz bir gecenin sabahında
yine sensizliğe uyandım..." Seninle birlikte olmaya karar verdiğimde edindiğim risklerin farkında değildin. Geleceğini ve mutluluğunu bir başkasının ellerine teslim etmek, savunmasız kalmayı baştan kabul etmekti senle olmak. İşte seni böyle seviyordum ben. Sen benim gerçeğimsin uzun zamandır aradığım ama bir oyunun içinde bulduğum gerçeğim. Seni dışarıya taşırken n’olur bana yardım et. Duygularım karıştı yine… Güne başlıyorum, henüz ayak izleri ile süslenmemiş şehrim. Ve işte ilk ayak izleri, tıpkı maviliğini kıskandırırcasına kendini göstermekten çekinmiyor geçmiş günlerimizde ki gibi taptaze bir günde bulacağım seni. Karanlığın hakim olduğu bir cennette yaşıyorduk seninle… Uzaklardaydın, beni beklemeden gitmiştin ama bunu pek umursamıyordum. Kendimde açıklayamadığım koyu bir sessizlik ve düşlerimde imkansızlıklar yaşanıyordu. Her uyanışta ölümü düşleyen bir ses ile çağrılıyordum. Yüreğimin yer altı insanları ağlıyordu. Yaşadığım dünyanın nöbetçileriydi çelişkiler. Onlardan izin almadan dış dünyaya açılan penceremden dışarıya bakamıyordum. Ve sonra geldi dediler, güneşi getirdi karanlık son buldu dediler. İnanmadım… yaşamın allak bullak olmuş ve adına rutin dediğim koşuşturmacalarıma devam ettim bir süre daha. Sonra bir gün penceremden bir ışık demeti girdi odama, çelişki nöbetçilerinin uykuda olduğu bir anda. O parıldayan ve gözlerimizin sıcaklığa alışamamışlığına sunulan bir avuç ışığı geçmişimden gelen küçük bir çocuk getirdi bana… Anıları ve düşleri alınmıştı çocuğun… Büyümeye odaklamışlardı beynini, kalbiyle düşünebilme yetisinden mahrum bırakmışlardı uzun bir süre… Işığı gören gözlerim bir süre kendine gelemedi, işte tüm varlığıyla şimdi ellerimin arasında tutuyordum ve yüreğimden kayıp zamanlarım geçiyordu bir bir… Kararımı vermiştim… Sana gelecektim…Tüm geçmişteki tüm acılarımı tekrar yaşamam gerekse bile bunu yapacaktım… Hırslarımı, nefretimi, kini ve kıskançlıkları , bir avuç ışıkla birlikte kızgın bir potanın içinde erittim, yüreğimin duvarlarında yankılanan acı ve korku dolu seslere kulaklarımı kapatarak… İşte karanlık dünyanın o büyük ve aşılmaz denen kapısını açacak anahtar elimdeydi şimdi… Evet… Çıktım o karanlık, iki yüzlü ve zalim dünyadan… İlk önce renklere alışmaya çalıştım ve her yanımı saran o müthiş ışığa… Sonra yürümeye başladım ardıma bile bakmadan… Arıyordum seni… Sanki hiç bulamayacakmış gibi… Karanlıktan korkmuş bir çocuk misali yüreğim.. Hani uzatsan ellerini...Hani dokunsa parmaklarım dudaklarına... Yüzümde hissetsem nefesini... Geçecek gibi herşey.. Son bulacakmış gibi sonsuz çığlıklar... |
Hawa kararmaya ba$Layınca, daha çok arıyorum sanki seni.
Soğuktan mı korkum, karanLıktan mı, sensizLikten mi, yaLnızlıktan mı, nöbetLerimden mi, çaresizLğimden mi.. biL(m)iyorum.. / kahırdan.. artık hissetmiyorum.. unutmaya ba$Ladım; kokunu, sewdiğin $eyLeri, söyLediğin $arkıyı, bana bakı$ını, sewi$ini, sarıLı$ını.. ya$adık mı sahi senLe? güLüyordum gaLiba. Sen yüzüme çok yakı$tığını söyLüyordun güLmenin. Ben güLünce sen güLüyordun. Sen güLünce denizLer duruLuyordu gözLerinde. $imdi fırtına war. güLmek bana yakı$mıyor (mu) ! edebiyatı sewiyor(d)um. Sana oLan a$kımı yüreğimden sonra en iyi o anLatıyordu. Ben de hep yazıyordum. Bak yine yazıyorum.. küstüm, geL(me) artık. a$k acı çekmekse sew(me) artık. kara *******de ben buLurum yoLda$ kendime, kork(ma) çekmem fi$ini hayatın! yoruLdum, kuramıyorum artık. noLur, geL(me)! \"bunLarın bi hayaL oLduğunu kimseye söyLeme. Herkes ben geLmeni istemiyorum biLsin. Ne oLur geL be!\" |
bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin..
bu parmaklıklar,bu demir kapılar,bu hava,inan... bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır.. hangi zorluğu yenememiş insanoğlu hele taşıyorsa bu insanca sevgiyi yüreğinde... güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim damla damla birikiyor insan,damla damla sevgilim... birgün akıp gideceğiz hayatta duvarlar yıkılacak açılacak bütün kapılar bilesin benim yüreğim sensin şimdi,seni vurur durur ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.. |
sevmek buymuş demekki..
sevmek vermekmiş en büyük parçanı özlemekmiş sevmek gece yastığa başına koyduğunda akan iki damla yaşmış.. sevmek zormuş sevdiğim özlemek zormuş sanki bedeninde binlerce bıçağın saplanmasıymış.... bir uzak kentte sensizliği yaşıyorum şimdi bazen iki cümle takılıyor boğazıma bazen sessiz çığlıklar kopuyor içimden üşüyorum sensiz,ellerimi ısıtan ellerin yok içimi eriten gözlerin yok bir ateş var sol yanımda birde sana verdiğim söz dudaklarımda... koşup sana gelmek istiyorum gücüm yok özlüyorum demeye lüzum yok gelsem yanına,kokunu içime çeksem ellerini alsam avuçlarımın arasına halim yok sevdiğim..halim yok.. böylemi yaşanırmış ayrılıklar böylemi koyarmış hasret insana bir bilsen nasıl muhtacım sana bir bilsen bu can ölümüne hasret sana bilirim sende sığamassın kendine gece sessiz sessiz ağlarsın hissederim dayan birtanem dayan birgün geleceğim bu yürek yarısına kavuşacak,bu beden yeniden hayat bulacak, bir sarılacağım sana ölüm bile ayıramıyacak!!!! |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:10 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.