![]() |
Mustafa Yaralı
KONAK Yerİ_________
Dünya denen şu hana, Gelmek elimde değil, Ağlamak varsa bana, Gülmek elimde değil. Ne ön ne arka safta, Aklım var, oda lafta, İstediğim vasıfta, Olmak elimde değil, Bir can ile bir tulum, Yalnız ALLAH’A kulum. Ondan O nadır yolum, Dönmek elimde değil. Tedbir alsam ola ki, Taktir bozar zoraki, Akıbetim nolaki, Bilmek elimde değil. Nefse fırsat gel dimi, Yıkar gönül bendimi. Kaybedersem kendimi, Bulmak elimde değil. Sebep yok ki sebepsiz, Ölçü yok ki mihenksiz, Aynaya bakıp,renksiz, Kalmak elimde değil. Kemale erdi yaşım, Toprağa yakın başım, Kan olsa da göz yaşım, Silmek elimde değil. Yüz vermeden Dünya ya, Has kul olup Mevla ya, Damla iken derya ya, Dalmak elimde değil. Önü hoş,ardı yalan Ne verse geri alan, Nerde,nasıl,ne zaman, Ölmek elimde değil. Ben YARALI duyunca, Dön emrine uyunca, Teni candan soyunca, Kalmak elimde değil. 12.04.2007…Mustafa YARALI |
İnsanca YARIŞ-
Ne eksik,ne fazla,beni tam anla. İyiyi, kötüyü,aşkla tamamla. Oyalayıp durma zanla, zamanla, İnsanı Kamilin devrini göster. Kimseyi incitip vermeden zarar. Yaralar sarmadan, açma yaralar. Bir garip,bir düşkün,bir yetime var; Ona yiğitliği,merdini göster. Eldeki fırsatlar ziyan olmadan. Ahlâki değerin rengi solmadan. Umut ver,güven ver,bıkıp yılmadan, Cahile, cehalet derdini göster. Eller göz dikerken, yurda yuvaya. Kaldır ellerini,kaldır havaya. Söylem değil, eylem gerek duaya, Ne alıp sattıysan vergini göster. Haydi boş durmadan bir şeyler yap da. Aş ver,su ver,iş ver,cana can kat da. Senliği, benliği temelden yıkta, Bu halka, hakikat sergini göster. Zâlime baş kaldır,mazlumla kaynaş. Acıya ortak ol, çileyi paylaş. Sözleri desteksiz atma da gardaş, İnsan ol,insanlık fevkini göster. Bildiğim tek yarış, insanca yarış. Yaralıyım beni bilmeye çalış. Çaylarda eğlenme, ırmağa karış, Deryâya dalmanın zevkini göster. |
***Yaralı*** 1
İçimde ateşler,başımda yeller, Derdimin adını ne bilsin eller, Kime ne söylesem delisin derler, Şu yalan dünyada yalnız kalalı, Kalan gönlümde dir,kalan Yaralı. Nereden nereye, ne ile nasıl, Bu kaçıncı devran,kaçıncı fasıl, Zâhir’mi,Bâtın’mı,hangisi asıl Tevhidin diliyle sorduk soralı, Soran gönlümde dir,soran Yaralı. Hikmet sofrasında rızık dan,aştan, Sedalar duyuldu toprak tan,taştan, Dedi ki” hayat ı, sil yeni baştan” Ervah’ı âlemden telkin alalı, Alan gönlümde dir alan Yaralı. Karanlık gecede şafak sökerken, Dikenler içinde güller biterken, Kuşlar bülbül olup zevkle öterken, Güneşin ziyası zulmü saralı, Saran gönlümde dir.saran yaralı. Kılın kırkta biri,müstakim sırat, Ya Rabbi o yolu geniş let,kısalt, Yokluğa erene her şey ne rahat, Ayrık otlarını yoldan yolalı, Yolan gönlümde dir yolan Yaralı. Rahmeti Rahmanla sulandı fikir, her şeyi kaplayıp dolandı ZİKİR, Zat’ımız ZAT’ıyla boyandı şükür. Allah’ı Allah’la andı analı, Anan gönlümde dir anan Yaralı. Boşa dolanmışım gölge izine, Ayna garipleşti,garip gözüme, Bir ateş düştü ki şu can özüme, Mürşidi cananı canda bulalı, Bulan gönlümde dir,bulan Yaralı. |
***Yaralı***2
Ahkamı Şeriat,ahlakı Resûl, İncelik,nezâket,letâfet,usül, Kevser ırmağından almışız gûsül, Lâ mekân iline vardık varalı Varan gönlümde dir,varan Yaralı Ferhat dağlarında Şirin sevmişim, Kendimi Aslıma kül eylemişim, Her yüze Mecnunuca Leyla demişim, Ayaklar altına can,baş koyalı, Konan gönlümde dir,konan Yaralı. Dışım İbrahim’dir,içim Süleyman, Marifet ilmine davette her an, Muhammed dilinde dirildi Kuran, Hıra’daki O NUR yandı yanalı, Yanan gönlümde dir,yanan Yaralı. Yer deniz,gök deniz,beş mevsim deniz, ONURLA nurlanmış,evrende beniz, Bir yokluğa düştüm,arı,saf,temiz, Lâ mekân iline vardım varalı, Varan Gönlümde dir,varan Yaralı. Döne döne her şey aslına döner, Arifin özüyle özdeştir hüner. Kâh göğe çıkarız,kâh yere iner, Evednâ bahrine gemi salalı, Salan gönlümde dir,salan Yaralı. Kesrette Vahdet var,Vahdette kesret, Noktayı Kübrâda TEKBİR miş Devlet, Yokluk denizinde iz olmaz elbet, Yokluk kapımızı çaldı çalalı, Çalan gönlümde dir,çalan Yaralı. |
.................mi KALDI? ? ? ?
Yazılar, çizgiler sesimi kesti, Bize sözden yana nükte mi kaldı? Sevdânın muhâlif rüzgarı esti, Nâğmeler dağıldı, güfte mi kaldı? Kürdilî hicazkâr, Acem-a şîran, Hüzzam,ağır aksak,gönlümüz viran. Yörük semâiler, fasıllar her an, Uykulu gecede, düşte mi kaldı? Hoş bir mûsikî’den etmem şikayet. Sûzinak, bûselik,segâh,nihâvent. Hüseynî,kârcığâr,rast ve nihayet, Hicaz,mâhur,uşak beste mi kaldı? Hislerim günahkar,aşkım sevapsız. Sorum karşılıksız,şiir cevapsız. Bir günüm olmadı,çölsüz, serapsız, Beklentim, hayali seste mi kaldı. Notalarda ritim,sazlarda ahenk. Tellerde uyum yok,bozuldu tek tek. Lâleler, sümbüller kurudu renk renk, Bu solan bahçede deste mi kaldı. Yanlış mı tanıdım,bilmem ki onu. Kırılıp dökülür çözülmez konu. Sormaktan korktuğum sözlerin sonu, Selamı, sabahı keste mi kaldı. 28.02.2002 |
.........Belli OLMAZ
Karanlık ******* sabah olmadan, Gökler belli olmaz yer belli olmaz. Zat-ı ulûhiyet Şems’i doğmadan, Hayır belli olmaz,şer belli olmaz. Uyuyan gözümüz açılmayınca. Ak ile karalar seçilmeyince. Sırat denen köprü seçilmeyince, Cennet belli olmaz,nâr belli olmaz. Dert yükünü içimizden atmadan. Deryaları gezip dibe batmadan. Davetsiz belâlar gelip çatmadan, Kolay belli olmaz,zor belli olmaz. Nefs-i küheylana binip sürmeden. Kervana katılıp yola girmeden. Arif Meclisinde alıp vermeden, Sağır belli olmaz,kör belli olmaz. Yaz bahar ayları ermeden kışa. Dört mevsimin devri bilinmez boşa. Cengâver tacını giymeden başa, Meydan belli olmaz,er belli olmaz. Esmâdan soyarak cümle âlemi. Kolay mı secde gâh bilmek âdemi? Sarrafa varmadan insan mâdeni, Gevher belli olmaz,zer belli olmaz. Yaralı’m dostunda kusur ararsan. Bir gönül incitip onu kırarsan. Nefsini severde, eli kınarsan, Ağyâr belli olmaz,yâr belli olmaz. 26.09.1997 |
/////////// K e s r e t \\\\\\\\\\\
Süleyman diliyle yedi iklime, Uçur hüthüt’ünü sal çeşit çeşit. Cümle varlıkları çağır zikrine, Onlardan haberi al çeşit çeşit. Bilinmek isteği muradı Hakmış, Bunca sıfatları Zât’ı donatmış, Her şeyi zıddıyla çift çift yaratmış, Hâlik’ı mâhlukta bul çeşit çeşit. Hiçbir şey bir başka,şeye benzemez, Şu gerekli,bu gereksiz denemez, Herkes okuyamaz,herkes bilemez, Zarfın üstündeki pul çeşit çeşit. Acılar,hüzünler,neşeler,zevkler, Aşkı taşıyacak bir gönül bekler. Tohumlar,çiçekler,kokular,renkler, Hikmet toprağında dal çeşit çeşit. Karada,denizde,gökte ne varsa, Hayvanlar,insanlar her nekadarsa, Bilmeyen öğrenir,bilen ararsa, Allah’ı izhara kul çeşit çeşit. Şeriat,tarikat,dinler,mezhepler, Hakikat,marifet,yüce talepler, Bir sebep içinde bütün sebepler, Nokta’yı Kübrâ ya yol çeşit çeşit. Varlığın mimarı nerede saklı? İnsanın hayretten şaşıyor aklı, Usta aynı usta,ürünler farklı, Hakikat dilinden “OL”çeşit çeşit. |
“Bak” DEYİŞİNE BAK
'Bir dost şaire' Melül mahzun hasretinle dur da bak, Yakın iken görmediğin gözümü. Akkor olmuş içimdeki közümü, Hançer sapla yüreğimi yar da bak. Hançer sapla yüreğimi yar da bak, Ney inletir,ne söyletir dilimi, Sevdan ile mahkum ettin elimi, Sana kalkmaz bileğimi kır da bak. Sana kalkmaz bileğimi kır da bak, Buda ne ki yaptığının yanında, Asılman gerekse benim yanımda, Tekme atmam o sehpayı kur da bak. Tekme atmam o sehpayı kur da bak, Affın için Hakka verdim dilekçe, Kaderin örsünden çıkmış bilekçe, Kıramazsın al balyozu vur da bak. Kıramazsın al balyozu vur da bak, Senin için bağlandığım zinciri, Gönül ırmaklarım denizden diri, İnanmazsan bir kerecik sar da bak. İnanmazsan bir kerecik sar da bak, Suçunu anlayıp bana dönünce, Toplayıp,çıkartıp, çarpıp,bölünce, Vicdanınla yüreğine sor da bak. Vicdanınla yüreğine sor da bak, Dilin sussun her bir zerren söylesin, Hâlâ bilmediysen Ayser neylesin? Yanıp tutuş benim gibi kor da bak. 03/02/2007 |
>>>Gönül<<<
Eğlenecek gül ararken, Daldan dala uçtu gönül. O gül,bu gül,bikararken, Dertten derde düştü gönül. Figan edip ona buna, Dönüp bakmaz oldu bana, Dur-duraksız aşktan yana, Ufukları aştı gönül. Saz göğsünde tele döndü, Pişti,yandı,küle döndü, Coşkun akan sele döndü, Irmak olup taştı gönül. Mecnun etti aşkı’ı Leylâ, Neye baksa hep o peyda, Ak-pak oldu kara sevda, Can gözünü açtı gönül. Eriş,öyle bir erişki, Ne şaşlık var,ne çelişki, Akıl almaz öyle iş ki, Hayretlerle şaştı gönül. Âyan açık dostu gördü, Eteğine yüzler sürdü, Kendine bir duvar ördü, Sırra kadem bastı gönül. Tüm engeller kalktı önden, Döne döne,döndü dön den, Yaralı’ya altı yönden, Aşk nûrûnu saçtı gönül. 07/10/1999 |
>>Dahası varmı? >>
Şu Dünya'ya gelip,giden, Biri can'dır,diğeri ten. Can ALLAH'tan geldi, ALLAH'a gider, Ten topraktan geldi, Torağa gider. -Daha yokmu? Daha sı varmı? 07/02/2007 |
…………………………Ki.......!
…………………………ki Kalbimdeki yırtıkların arası, Çöplük gibi öylesine dolu ki. Dikiş tutmaz tez sökülür yaması, Çatlak çatlak öylesine kuru ki. Dilim yine söze girdi emirsiz, İsyanda mı,şükranda mı? Belirsiz, Aşk yolcusu yola düşse delilsiz, Kim neylesin öylesine kulu ki? Ey sevgili rahmet ver de dinmesin, Revâmı dır kalbim böyle inlesin? Şu hâlimi hiç kimseler bilmesin, Sırrımızı öylesine koru ki. Nefsim topraklarda,rûhum semâda, Kulaklarım her an hoş bir sedâda, Yerde,gökte gelmeseydin imdâda, Kim başarır öylesine zoru ki? Gönül yurdum cehenneme dönse de, Yanan asla iflah etmez dense de, Boğazımdan lâvlar akıp gelse de, Göz pınarım öylesine sulu ki. Kor ateşler tutup yansa ellerim, Hoyrat hoyrat esip dursa yellerim, Boz bulanık aksa bile sellerim, Bir yanım var öylesine duru ki. Can suyuyla yeşerttiğim bağların, Nokta gibi küçülttüğüm dağların, Sevdâ ile geçirdiğim çağların, Dorukları öylesine ulu ki. 06/02/07 |
Ağla BÜLBÜL
Ağla bülbül ağla sus artık ötme, Dalına konacak güller kalmadı. Kargayla kuzgunla hasbi hâl etme, Kuş dili konuşan diller kalmadı. Sırtına yamalı aba giyerek. Üç gün oruç tutup,bir gün yiyerek. Gece gündüz Leylâ,Leylâ diyerek, Mecnunun gezdiği çöller kalmadı. İrfan mektebinden dersini alıp. Erenler bezm inde mestane kalıp. Her seher her seher kapını çalıp, Zülfünde dolaşan yeller kalmadı. Ayarlar bozulmuş tartı mihenksiz. Müslüman ukelâ,mümin yüreksiz. Sohbetler kıl-ü kâl sazlar âhenksiz, Kalbini titreten teller kalmadı. Mevsimler kuraktır, toprak kurudu, Meçhule bağladık bütün umudu. Göklerde görünmez rahmet bulutu, Sevdâlarla coşan seller kalmadı. Günde beş vakit bir kapı çalan. Göz kör,kulak sağır,ameli yalan. Bir harf öğretenin kölesi olan, Ali sadâkatli haller kalmadı. Aklımız dünyada,fikrimiz pulda. Menzili kaybettik delilsiz yolda. Ey bülbülsen ağla yaralı ol da, Artık gül kokulu kullar kalmadı. 10.08.2000 |
Ağla YERİNCE
Avcumda saklanan bulutlu başım, Kim demiş erkekler ağlamaz diye. Hıçkıra hıçkıra ak ey göz yaşım, Kim demiş erkekler ağlamaz diye. Hislerim duygum var,ben de insanım. Yüreğim burkulur, sızlar vicdanım. Islansın avuçlar, sulansın bağrım, Kim demiş erkekler ağlamaz diye. Gökyüzü kükrerse bendi kalır mı. Bulutlar coşunca öğüt alır mı. Acımak, merhamet hudut tanır mı, Kim demiş erkekler ağlamaz diye. Seller irademe taşkın verince. Gönül vadisine sular gelince. Ağla be yaralım ağla yerince, Kim demiş erkekler ağlamaz diye. 08.02.2002 |
Ağrı DAĞLARI
Sırtıma yüklendi Ağrı dağları, Başımı yastığa koyamaz oldum. Nerede o eski,dostluk bağları, Bu gün taklidine uyamaz oldum. Çengeller asılı tatlı canımda, Engeller sıralı,coşan kanımda, Davullar çalarken her bir yanımda, Sâzende sesini duyamaz oldum. Çile yumak yumak,dert yama yama, Kalleşler sırtımdan sapladı kama, Bilirim kısasa kısas var amma, Bana kıyan ele, kıyamaz oldum. Vicdansız olanın kalbi kaskatı, Gânimet sayıyor gelen fırsatı, Kırk yıl pişse yenmez,sözün bayatı, İlle tâzesine doyamaz oldum. Fitneler çoğaldı,sesler yükseldi, Güzellik kayboldu,çirkinlik geldi, Gönül semaları kalbimi çeldi, Şu koca dünyaya sığamaz oldum. İnsanlık mı katı,zaman mı durdu? İçimi kemirir endişe kurdu, Hayat art ardına kaç sille vurdu? Üst üste getirip sayamaz oldum. Sabır taşlarına çaldım sineyi, Çilede aradım zevki,neşe’yi, Gönülle çözeyim,dedim her şeyi, Şeytanı başımdan kovamaz oldum. Anamın karnından doğdum doğalı, Beden acı çekti,bağrım yaralı, Mihnet deryasına daldım dalalı, Kendimi kaybettim,bulamaz oldum. 2002 |
Ahlâki MUHAMMEDİ.
Rehberimdir önümde, Ahlâki MUHAMMEDİ. İrfan nuru gönlümde, Ahlâki MUHAMMEDİ. Edep,erkan,hayamız, Gül kokulu havamız, Hamurumuz,mayamız, Ahlâki MUHAMMEDİ. Âdâbı muaşeret, Sarmakta ilelebet, Tevhit dinine sebep, Ahlâki MUHAMMEDİ. Sıddık,Ömer,Osman’ı, Ali gibi aslanı, Kâmil eden insanı, Ahlâki MUHAMMEDİ. Âşıkların mektebi, Evliyalar meşrebi, Enbiyalar ekmeli, Ahlâki MUHAMMEDİ. Şeriatın tahiri, Tarikatın ahiri, Hakikatin mâhiri, Ahlâki MUHAMMEDİ. Sıdk,ismet ve emânet, Tebliğ ile fetânet, Yralım bu saadet, Ahlâki MUHAMMEDİ. 03.07.1999 |
Aklım BAŞIMDAN GİTTİ
Varlığın her varımı aldı,perişan etti, Belâ istekle başlar,istekler benden gitti. Dünkü bildiklerimin hepside dünde kaldı, Sırrını verdin bana,aklım başımdan gitti. 06.06.07 |
Aksi SEYRAN
/Abdullah Güneş’e/ Hayâli gölgeli,düşleri yorgun, Müjdeler kapımı çalmadı diyor. Ömür girdabından yedikçe vurgun, Sabra tahammülüm kalmadı diyor. Hayatımın rengi ak mı,kara mı? Pembe mi,yeşil mi,mora çala mı? Çile benim çok ağlattı anamı, Gönlümdeki bahar solmadı diyor. Dostların gülünden,düşman taşından. Belâlar tükenmez dertli başımdan. Yeğledim ekmeği elin aşından, Belli ki çilemiz dolmadı diyor. Şu bağrımı yâr yoluna çöl ettim. Her şeyimi ayağına kul ettim. Bir fidanı dört goncalı gül ettim, Vefâsız dalıma konmadı diyor. Şiir dolu şu bembeyaz sayfalar. Vefâkar dost gibi beni oyalar. Umutlarım gibi kırık aynalar, Aksimi seyranım olmadı diyor. Ağustos üşüttü,zemheri yaktı. Elli dört yıl sanki sel gibi aktı. Felek güldürmedi şu kara bahtı, Gönül muradını almadı diyor. Çıksam şu dağlara çobanlık etsem. Yaylaklar dolaşıp koyunlar gütsem. Dedim ki kendime; uzağa gitsem, Beni tutsak etti salmadı diyor. Gizli sırlarına ağâh Yaralı. Aşikâr etmedi erlik kuralı. Kader zarfımıza mühür vuralı, Sözler adresini bulmadı diyor. 21.07.1998 |
Al BENİ YANINA
Nedendir içimi kemiren korku? Nedendir bilmem ki bu kaygı,keder? Beyin,kazanımda kaynayan tortu, Beni ateşlere pervane eder, Her nefes alışım boğuk ve sıcak. Eser sam yelleri, eser gönlümde. Sanki damarımdan kan fışkıracak, Böyle yaşamak zor,böyle ölüm de. Engin denizlerde dalgalar gibi, Öfkemle huzurum yaşar iç içe. Bir mihnet sarıyor halkalar gibi, Boğar umudumu çevirir hiçe. Kime karşı sabır,nereye kadar? Ölçü testi ise çatlamak üzre. Allahsız Cenneti dünyada yaşar, Ona alem geniş,mazluma hücre. İyiler yurduna göç etmek için, Devler geçit vermez, yolları tutmuş. Ölümlü dünyada, bu kavga niçin? Nerede insanlık,devler mi yutmuş? Tahammülüm yoktur ince ağrıya, Sızlatma yaramı nâmahrem el çek. Uymak istiyorum kutsal çağrıya, Al beni yanına,al beni gerçek. 03.11.1980 |
Alana YETER
Şeytandan olmadır,nefisten doğma; Nerede yalan var, zulüm orada. İlk insandan kalma bu hân-i yağma, Nerede yalan var,zulüm orada. Ocaklar söndürür,çok canlar yakar. Kalleşlik, ihânet,necaset kokar. Milleti mahveder,toplumu yakar, Nerede yalan var, zulüm orada. Adâlet kirlenir, yasa deldirir. Haklardan, hukuktan ödün verdirir. Dengeleri bozar ortam gerdirir, Nerede yalan var, zulüm orada. Mazlumlara ceza, zâlimde kıyak. Yatar falakaya, attırır dayak. Ayağı baş eder,başları ayak, Nerede yalan var,zulüm orada. İtimadı sarsar,azgınlık artar. Özünde mutlaka, menfaat yatar. İnsanlar insana, şüpheyle bakar, Nerede yalan var,zulüm orada. Sözde doğru gibi, niyette yamuk. Verirken ağırdır,alırken çabuk. İçi iblis, dışı Âdem’e kabuk, Nerede yalan var, zulüm orada. Sâhtekar malını ziyade över. Adam kandırmayı çılgınca sever. Nâmerdi mert eder,mertleri eğer, Nerede yalan var, zulüm orada. Yüzlerden edebi, arı sıyırır. Babayı evlattan söküp ayırır. Bir batında yüz bin, belâ doğurur, Nerede yalan var, zulüm orada. Kitleyi parçalar,toplumu böler. Bir omuzdan iner,bin sırta biner. Çıkarı uğruna her yolu dener, Nerede yalan var, zulüm orada. Bir kez yuvalansa ilikte kanda. Hırsızlık iftira cinayet onda. Gözü yükseklerde,şerefte şanda, Nerede yalan var, zulüm orada. Nice yiğitleri yere devirir. Nice genç kızları dula çevirir. Niceye bir ömür işkence verir, Nerede yalan var,zulüm orada. Görüntüde gayet mâsum edâlar. Yeminler,vaatler,nazik sedâlar. Fakat yedi başlı gerçek canavar, Nerede yalan var, zulüm orada. Binası yıkılıp yere batası. Ebedi ateşte yanıp yatası. Kötülüğün başı,ceddi,atası, Nerede yalan var,zulüm orada. Her türlü afetten, savaştan beter. Kumarbazı bile, kumarsız üter. Bir yere ekilse,bin yerde biter, Nerede yalan var,zulüm orada. Çok özledik şöyle içten olmayı. Dosdoğru,eğrisiz haber almayı. Pislikten arınmış, dostluk kurmayı, Nerede yalan var, zulüm orada. Kim yalan söylerse şeytandan beter. Yok derse,kendine iftira eder. Kes artık Yaralı, alana yeter, Nerede yalan var orda zulüm orada. 22.08.200 |
Alem BİZE
Hakkı Hakla bilmek için,Hakkı Hakla görmeye, Hak diliyle Hak ilmine, davettir Âlem bize. Muhammed’e biat ettik,Hızır’ı hazır kıldı, Biz bizdeki bizi gördük.mir addır Âlem bize. Ûlûhiyet sırrı ile Mâliktir mülke hakim, O kudretli padişahtır,Devlettir Âlem bize. Kimi kıyam,kimi rükû,kimi secde etmede, Cümle varlık ibâdette,mâbettir Âlem bize, Her zerrede o’nun nûru,her zerrede mührü var, Kuran olmuş her tecelli,Ayettir Âlem bize. Düştük derde,kalktı perde,Hak görünür her yerde, Hazneler dolup taşmış,ziynettir Âlem bize. Gitti bâtıl Hak gelince,her yer gülistan şimdi, Sûret ancak sıfatları,siret tir âlem bize. Sıfırlar solda kaldı,sayılar bire indi, Meğer çokluk teklikmiş,halvettir Âlem bize. Evvel,ahir,zahir,batın,bir noktayı Kübrâ imiş, Gitti kesret,kaldı bir dost,Vâhdettir Âlem bize. Yaralıyım, yar yüzünden zevk edindim dertleri, Gönlümüzde aşk olmasa,mihnettir Âlem bize. 28.07.1998 |
Alev ALEV YANGIN VAR
Çağdaşlık adına çağ dışı fikir, Vitrinler rengârenk,mutfağı zifir. Leş gibi kokuyor içindeki kir. Suçlu bağışlanır hesap sorulmaz, Şeytan yorulur da ***i yorulmaz. Fakir bulduğuna kanaat etmez. Zengine dünyayı versen de yetmez. Şikâyet tükenmez,mâzeret bitmez. Her netice bir talebin sonucu, Gün gelir kendine batar bir ucu. Tefeci,faizci,rüşvet kıskacı. Arsız da,hırsız da,yalan kırbacı. Siyâset komada,reçete acı. Yazarı,çizeri şöhret arıyor, Zindanlar kendini aydın sanıyor. Yamyamlara döndük,ne oldu bize? Mâsumlar hâine, içki ve meze. El oğlu huzura vermiyor vize. Dilenciye döndük ite kakıla, Paramız pul oldu döndü çakıla. Bu cahil insanlar nasıl uyansın. Kimlere güvensin,kime dayansın. Ey huzur bizlere nede haramsın, Felâket doğurgan,saadet kısır, Sende mi,bende mi,onda mı kusur. Bütün uğraşımız magazin,futbol. Küfredip söverek,eğlenmek bol bol. Çağın gerisine giderken bu yol, Seyircisi çılgın,medyası bir hoş, Bize yol gösteren bizden de sarhoş. Toprak susuz kalmış yağmur bekler de. Umut bulutları yok ki göklerde. Çileler çileye,çile ekler de; Havaya ekenler havadan biçer. Ömürler gölgesiz,serapla geçer. Birer kukla gibi çoğu insanlar. Felâket denince kim neyi anlar. Her tarafta alev alev yangın var; Yanık kokuları geldi burnuma, Kapkara isleri çöktü yurduma. 15.05.2001 |
Altın NEKİ?
Altın ne ki? bir mâden,para ne ki? bir kağıt, Bunların için midir? aç gözlerdeki ağıt. Seni razı etmeyen mal,mülk bana zillettir, Aşkını ver Allah’ım,bunları ele dağıt. 06.06.07 |
Amir OLAN NEFİSl
Nispet varlığını henüz geçmeden, Hayali putlara inandın kafir, Yokluk şarabından bir tas içmeden, Meyhane meyhane dolandın kâfir. Düşler aleminden bakıp hüsnüne, Tapıverdin aynadaki aks’ine, Hilede tuzakta yoktur üstüne, Zayıfın aklına dadandın kafir, Arzu isteklerle,şehvetle doldun, Ne gasp ettin,ne arandın,ne buldun? Ukba’ya gönlünü,gözünü yumdun, Dünya’ya; dürtmeden uyandın kafir. Deccal mısın,şeytan mısın,tağut mu? Ebu Cehil,Firavun mu,Nemrut mu? Ne sanırsın sen kedini,mâbut mu? Kandıracak insan arandın kafir. Sana haham desem,darılıp, küsen, Papaz desem değil,yok ki kilisen, Zındık mısın,fasık mısın,ne isen? Renkten renge girip,boyandın kafir. “Karanlık gecede,kara karınca…” Misâli,sinsice adım atınca, Cahilin gözünden kolay kaçınca, Arifin gözüyle kınandın kafir. Yaralı diyor ki,hâlin çok harap, Cümleyi şerrinden korusun ya Rab, Yaslandığın şeyler sadece serap, Neyine güvenip dayandın kafir. 01.04.1988 |
Anama
Hâlimi dert edip sorma ihtiyar, Dizlerim gitmiyor, durdu be anam. Yüzüme bakıp da sanma bahtiyar, Beynimi yokuşlar yordu be anam. Sekseni devirdik daha kırkında. Yüz ona ulaştık bıçak sırtında. Sıkışıp kaldıkça belâ çarkında, Yalnızlık içime kordu be anam. Hükmüm geçmez oldu gönül kuşuna. Daldan dala atar boşu boşuna. Bir savaşa girsem garip başıma, Üstüme saldırır ordu be anam. Suçlu kim,suçsuz kim,karıştı gitti. Hatırım sayılmaz, itibar bitti. Hele şu muhannet perişan etti, Bitmiyor çilemin ardı be anam. Acıyı ekmeğe katığım yaptım. Ağrımı, sızımı içime attım. Umutla uyandım, korkuyla yattım, Derdimi anlatmak zordu be anam. Gördüğüm herkesi ben gibi sandım. Düşmanı dost bildim, dostlara kandım. Cehennem misali yandıkça yandım, Her yanımı ateş sardı be anam. Açların hâlini bilmiyor toklar. Bağrımı gül değil, dikenler yoklar. Hele kuluncumdan yediğim oklar, Beni can evimden vurdu be anam. Bin cefâ okudum soluk rengimde. Bir vefâ görmedim kendim kendimde. Ehl-i harap oldum sevdâ cenginde, Virân oldu gönül yurdu be anam. Ne gül var bahçemde,ne bülbül öter. Yaralı kalbimi sızlatma yeter. Ne günler yaşadım ölümden beter, Kanımı canımı sordu be anam Mustafa Yaralı |
Anla BE SEVGİLİ
Gözlerimin yaşı kaybolup gider, Bulutlar göz yaşı döktüğü zaman. Şimşekler benzimi perişan eder, Şiddeti belimi büktüğü zaman. Bir sönmez cehennem olsa da payım, Sabrına hayranım,işvene tavım. Gönül semâsında gez dolunayım, Ufkuma karanlık çöktüğü zaman. Anla be sevgili, imdada gel ki, Yaram şifa bulur gönülde belki. İlahi! ..Cemâlin öyle güzel ki, Yüzünden perdeyi çektiği zaman. 12.10.1988 |
Anlatan OLSADA ANLAYA BİLSEM
Öyle başlar var ki,başlara belâ, Anlatan olsa da anlaya bilsem. Benliğimi sardı ”Lâhâvlevelâ…” Anlatan olsa da anlaya bilsem. Bulanık beyinler nasıl durulur? Şeffaflık adresi kime sorulur? Muhabbet meclisi nerde kurulur? Anlatan olsa da anlaya bilsem. İlkbaharın,yazın,güzün vasfını Gelinlik giyinmiş kışın aslını, Düğün gecesini,gerdek faslını, Anlatan olsa da anlaya bilsem, Bezm’i Elest teki gerçek gayeyi, Şarabı Kevser’i,aşkı,bâdeyi, Orucu,Namazı,Hac’cı,Kâbe’yi, Anlatan olsa da anlayabilsem. Ellerin üstünde Kudret elini, Ruh’tan Ruh’ esen seher yelini, Gözlerle konuşan sevdâ dilini, Anlatan olsa da anlaya bilsem. Zikr’i,tefekkürü,kayba imânı, Bütün ayetleri,sırrı Kuran’ı, Yâr ile yârânı,can ile Cânânı, Anlatan olsa da anlaya bilsem. Yerlerin,göklerin yedi katını, Evveli,Âhiri,Zâhir,Bâtını, Esma,efal,sıfat,Hakkın Zât’ını, Anlatan olsa da anlaya bilsem. Dünya mihnetinden belim büküldü, Varlık ağaçlarım kökten söküldü, Yaralı kalbime kezzap döküldü, Anlatan olsa da almaya bilsem. 20.02.2002 |
Anneciğime
Toprağın güzeli,canımın canı, Bütün varlığımda özün var annnem O nurlu ışığın sardı her yanı, Ay gibi parlayan yüzün var annem Dokuz ay karnında gezdirdin beni, Sarıp sarmaladın,emzirdin beni, Bilirim hakkıyla övemem seni, Kulağımda küpe sözün var annem. Ağlarsam ağladın,gülersem güldün, Çaresiz kalınca kahrından öldün, Yemedin yedirdin uykunu böldün, Nede yanık yanık özün var annem. Bastığın her yeri öpsem bin defa, Ödenir mi bilmem bu borcu vefa, Yolunda yürümek ne büyük sefa, Cennete götüren izin var annem. Sırtımda taşısam, derdini alsam, Hakkın ödenir mi kurbanın olsam, Yataksız,yorgansız,yastıksız kalsam, Başımı koyacak dizin var annem. Rûhun mukaddes tir,yüreğin kutlu, İyi ki anamsın bana ne mutlu, Varlığında gönlüm daha umutlu, Yokluğunda her an hüzün var annem. |
Arayan BULUR
Kesme ümidini,düşme yeise, Elbet çıkılacak bir yol bulunur. Razı ol taktire,kısmet ne ise, Şefkatle uzanan bir kol bulunur, Ne söz verdinse tut, “Gâlü-Belâ” da, O darda bırakmaz,gelir imdada, Yeter ki bülbül ol,sen bu dünya da, Dalına konacak bir gül bulunur. Bu çile ne sonsuz,ne arpa boyu, Ne bir çıkmaz sokak,ne dipsiz kuyu, Çölde susuz kalsa,İbrahim soyu, Zemzem fışkıracak,bir göl bulunur. Sen O dost elinden zehir içersen, Ateşinde yanıp,közde pişersen, Her yanı bataklık suya düşersen, Sana da uzanan bir dal bulunur. Tevhit gerdanlığı boynunda dursun, Karanlık her yerde bil ki O nursun Mektebi Resulde nâme olursun, Zarfının üstüne bir pul bulunur. Salihler içinde göründün ise, Cennet kokuları süründün ise, Muhammed vasfına büründün ise, Cebrail’ce bilen bir kul bulunur. Kulun sıkıştığı o zor zamanda, Sorgun yapılırken ulu divanda, Sen işin içinden çıkamasan da, İnşallah şefaat bol bol bulunur. Allah’ı arayıp bulanı bul da, Oyalanıp durma delilsiz yolda, Sen onun aşkından Yaralı olda, Yaranı saracak bir el bulunur. 22.06.2007 |
Arif ÖZE BAKAR
Her canlı ayrı bir vücut bulsa da, Küresel dünyanın sathındayız biz. Aldığımız nefes ayrı olsa da, Aynı gök kubbenin altındayız biz. Menfaat uğruna taraf seçmeden. Güçlüyken güçsüzü ezip geçmeden. Dini,dili,ırkı ayırt etmeden, İnsanca insanlık ahtındayız biz. Ne sağda yer aldık, ne de solcuyuz. Dünya gemisinde birer yolcuyuz. Sevgi seli olup akan biz buyuz, Boşluk denizinin arkındayız biz. Korkuyla, umutla çarpan yürekler. Duraksız âlemde durmayı bekler. Yoklukta yüzerken bütün felekler, Dişlisiz düzenin çarkındayız biz. Güzeli çirkini bir bilsek bile. Yalanda yangın var zıtlıkta hile. Arif öze bakar aldanmaz dile, İyinin kötünün farkındayız biz. Gelmek, görmek, dönmek birer bahâne. Doğumun ölümün, özü şahâne, Bu sırrı anlayıp bilsek daha ne, İlâhi taktirin bahtındayız biz. Kalbimiz Yaralı,kanarsa eğer. İçimiz sönmeden yanarsa eğer. Dost düşman baş tacım, ararsa eğer, Gönül sarayının tahtındayız biz. 16.03.2002 |
Arife BİR GÜL YETER
Köre bir göz kâfidir,Ârife bir gül yeter, Gül bahçesi gönül e,şakıyan bülbül yeter. Aklı duru kimseye akıl vermek gerekmez, Duymasını bilene,bal dudaklı dil yeter. 06.06.07 |
Aşk
Aşk; bize Tanrının lütfü,keremi, O’nu bir an olsun ihmâle gelmez. Gönüllere şifa derdi,elemi, Aşkın kanununu ihlâle gelmez. Ne rengi var,ne kokusu,ne izi, O,uçsuz bucaksız,duygu denizi, Yaşayanlar bilir,aşktaki gizi, Kağıtla,kalemle,misâle gelmez. Gönül ikliminin tavı gelmeden, Çile çekip,zahmetine ermeden, Dikenler içinde bir gül dermeden, Muhabbet umanlar kemâle gelmez. Her şey kıvamında olmazsa şayet, Ne baş kubbe olur,ne gönül mâbet, Aşktan yoksun kalan cümle ibadet, Tanrı’nın katında o hâle gelmez. Bir geçici heves,bir anlık arzu, Bu meşrepte değil aşık’ın tarzı, Bütün kainatı,küreyi arzı, Sarmadan yüreği,vebâle gelmez. Varlığı ebedi,bir hükmü ezel, Dikeni gül yapar,çirkini güzel, Sevmek umumidir,aşk ise özel, Eşi benzeri yok,emsâle gelmez. Aşka düşen,aşk zevkini ar eder, Gerçek aşık,varlığını nâr eder, Kül olunca her varlığı yâr eder, Aşksız olan kişi visâle gelmez. 07/02/2007 |
Aşk OLMASA
Çekilmezdi kahrın senin, İçin dışın aşk olmasa. Öpülmezdi iki elin, Cümle işin aşk olmasa. Bir sözüne kanar mıydım. Seni bensiz anar mıydım. Sevdâlanıp yanar mıydım, Yazın kışın aşk olmasa. Ayağına gül sermezdim. Secde edip yüz sürmezdim. Bir bakışa can vermezdim, Gözün kaşın aşk olmasa. Ciğerimi dağlar mıydım. Senin için ağlar mıydım. Sular gibi çağlar mıydım, Yaşın yaşın aşk olmasa. Belâlarda yüzer miydim. Güzelliğe bezer miydim. Garip garip gezer miydim, Dağın taşın aşk olmasa. Cana paha biçilir mi. Ondan kolay geçilir mi. Derdim yenir içilir mi, Zehir aşın aşk olmasa. Yaralı’yım sil adımı. Al tadımı ver tadını. Kırdırır mı kanadını, Gönül kuşu aşk olmasa. 02.12.1999 |
Aşk OLSUN
Kendi nefsin kınayıp, Yerenlere aşk olsun. Hakikati arayıp, Bulanlara aşk olsun. Kimim,nasıl,neyim ben, Sorgulayıp özünden, Hak,Muhammed,izinden, Gelenlere aşk olsun. Benliğinden kurtulup, Gerçek cevheri bulup, Hakk’ı gönülden duyup, Görenlere aşk olsun. Âb’ı iksir içerek, Senden.benden geçerek, Dost yurduna göçerek, Erenlere aşk olsun. Yoksul için malını, Tevhit için varını, Allah için canını, Verenlere aşk olsun. Ayrı gayrı görmeden, İkrarından dönmeden, Gerçek ecel gelmeden, Ölenlere aşk olsun. Karaları ak ile, Hakikati Hak ile, Yaralıyı aşk ile, Bilenlere aşk olsun. 05.03.1998 |
Ateşle OYUN OLMAZ
Yakarsan yakar seni, Ateşle oyun olmaz. Anlarsan dinle beni, Ateşle oyun olmaz. Bir kıvılcım nihâyet, Dersen, bu bir cinayet. Canlar bize emânet, Ateşle oyun olmaz. Tut desem tutamazsın, Yut desem yutamazsın. Düşersen çıkamazsın, Ateşle oyun olmaz. Yanıp yakmak hüner mi. Yanan geri döner mi. Kül olmadan söner mi, Ateşle oyun olmaz. Körükleyip yaymayın. Kaydırmayın kaymayın. Nefsinize uymayın, Ateşle oyun olmaz. Cahil ateşten beter. Dumanı yaman tüter. Ondan uzak durun yeter, Ateşle oyun olmaz. Çek elini Yaralı, Bedeli çok pahalı, Yangının tek kuralı, Ateşle oyun olmaz. 03.06.1988 |
Ateşlere ATAR KÜLDEN KONUŞUR
Beni uyutmuyor,bütün bir gece, Her sabah başka bir yelden konuşur. Bulutlar içinde,şimşek sadece, Yağmur olup yağmaz,selden konuşur. Bilmece,bulmaca her bir kelâmı, Şaşkına çevirir,kutlu selâmı, Beni çıldırtmak mı? Bilmem meramı, Kendinden bahsetmez,elden konuşur. Sanki benim derdim bana az gibi, Baharı kış etti,kışı yaz gibi, Gözleri sürmeli,kendi saz gibi, Her Dakka ayrı bir telden konuşur. Aşkını umutla kalbime sokar, Cennetine girsem,Tâmu’da yakar, Sessizce yol bulup,kalbime akar, Kuş dili denilen dilden konuşur. İmdat beklesem de duymaz çağrımı, Birden bine katlar dinmez ağrımı, Her gün dikenlerle yırtar bağrımı, İçimi kanatır,gülden konuşur. Derdi ben çekerim,ona ne gam ki? Benim bu hâlimden zevk alır sanki, Tarifi imkansız bu öyle an ki, Deryalar içinde,çölden konuşur. Yaralı’yı deli divâne eden, Nokta koydum derken.başlıyor “ve” den, Bilmem ki bu zulmün sebebi neden? Ateşlere atıp,külden konuşur. 22.06.2007 |
Ateşleri YAKAN ATEŞ
Ateşleri YAKAN ATEŞ “Sefil Selimi’ye” Bire gönül seni sorana deki; Ateş beni yakar,bende ateşi, Aşığın aşkına cehennem ne ki? Ateş beni yakar,bende ateşi. Yedi kapısına kilit vururum, Ebû Bekir gibi kaplar dururum, Kimseye kıyamam hedef olurum, Ateş beni yakar,Bende ateşi. Düşmesinler diye köre,şaşkına, Aklım,fikrim,Zikrim settir taşkına, Nârı Nûr ederiz Allah aşkına, Ateş beni yakar,bende ateşi. Sözümüz sadıktır,bunda yok hile, Gülistandır dosttan gelen he çile, İncinmesin diye,düşmanlar bile, Ateş beni yakar,bende ateşi. Erenler aşından yedim yiyeli, Hak kulun dilinden,Hakkım diyeli, Yokluk abasını giydim giyeli, Ateş beni yakar,bende ateşi. Hazreti MUHAMMET serimiz varken, Âli Haydar gibi erimiz varken, HÂLİLÛLLAH gibi pirimiz varken, Ateş beni yakar,bende ateşi. Hiç kimse kıvılcım almasın diye, Cehennemin külü kalmasın diye, Sefil Selimi’ler yanmasın diye, Ateş beni yakar.bende ateşi. Herkes bir yaralı,BİR dir özümüz, “Semme Vechûllah”a dönmüş yüzümüz, Aşkın ateşidir her bir sözümüz, Ateş beni yakar,bende ateşi. 06.08.2000 |
Aynalar YALAN SÖYLEMEZ
Ya aynaya bakma, ya ona inan. Kör müsün, şaş mısın,o doğru söyler. Katiyen aldatmaz,söylemez yalan, Gerçek mi, düş müsün,o doğru söyler. Çiçek mi,petek mi,arı mı,bal mı? Rengin siyah, beyaz,yeşil mi,al mı? Tohum mu, fidan mı,meyve mi,dal mı; Toprak mı, taş mısın,o doğru söyler. Mücellâ aynayla oynanmaz oyun. Eksiksiz görünür enin ve boyun. İnsan mı,hayvan mı,hangisi huyun, Kuru mu,yaş mısın,o doğru söyler. Sağını sol eder,solu sağ eder. Sen ağlarsan ağlar,gülersen güler. Simsiyah saçların kıra mı gider, Yaz mısın,kış mısın,o doğru söyler. Güzelden, çirkinden, kurttan, koyundan. Ne eksik ne fazla,akseder bundan. Hele bir kez çıkart kafanı kumdan, Deve mi, kuş musun,o doğru söyler. Yaralı özünle bakarsan candan, Ne cevher görünür o sırlı camdan. Aynaya inanan kurtulur zandan, Ayak mı,baş mısın,o doğru söyler. 22.05.1999 Mustafa Yaralı |
Azrail geldide habersizmiyim?
Bir zaman var idim,yokluğa düştüm, Şimdi iflas ettim,varım nerede? Hak yolunda abdal dervişim desem, Sırtımda miskinlik şalım nerede? Muhabbet duyduğum,zevkler aldığım, Evlâdı ıyâlım,malım nerede? Günbegün ah edip,dertle inlerken, Feryadım,figânım,zârım nerede? İbadet,tââtım,dinim,imânım, Edebim,erkânım,ârım nerede? İdrakim,irfânım,gönlümde ses yok, O; nefis denilen zâlim nerede? Aklım,fikrim,ilmim,neden kayboldu? Eşim, dostum,ünüm,şânım nerede? Çıplak geldim,çıplak kaldmı nihayet, Ömür sermayesi,kârım nerede? Konuşur duyardım,irâdem vardı, Kuvvetim,kudretim,canım nerede? Hani doğu,batı,cihetsiz kaldım, Tarafım,etrafım,yanım nerede? Azrail geldide habersizmiyim? Fiilim,sıfatım,zâtım nerede? Tâmuya düştümse,zebâniler yok, O şiddetli azap nârım nerede? Hani Huri,gılman Cennette isem? Kevser şarapları,balım nerede? Evvel âşık idim,deli divâne, Uğrunda öldüğüm yârim nerede? Evvelim,ahirim,zahir,bâtınım, Mekânım,zamanım,an’ım nerede? Et kemik içinde Yaralı idim, Şimdi adsız mıyım,adım nerede? 22.02.1988 |
Bakma BANA ELLER GİBİ
Kurban olsam sana Mevlâ, Bakma bana eller gibi, Yüreğime düşen sevda, Yaktı beni çöller gibi. Ya dert verme,ya derman ver, Bu yangını benden gider, Şu bağrıma serinlik ver, Seher vakti yeller gibi. Şefî olsun bize Kuran, Sırlarını açsın her an, Gönül bahçem elvan elvan Açıversin güller gibi. Eyy Güneşim dolunayım, Varsın yokluk olsun payım, Bülbül ette şakıyayım, Aşık plan diller gibi. Haremine etde uşak, Beni benden alsın bu aşk, Nur zülfünde duvak duvak, Savrulayım tüller gibi. Al gönlüne sığdır beni, Gök yüzüne ağdır beni, Yağmur olup yağdır beni, Coştur,akan seller g,b,. İçi dışı kapkarayım, Söyle kime yalvarayım, Yaralıyım hep yanayım, Savur beni küller gibi. 22.o8.2002 |
Başım
İkender AŞIK'a Hala başımdamı bilmem ki başım, Kafam çalışmıyor durdu be Hocam. Sonbaharda kışı yaşıyan yaşım, Kalbimi sızlatıp burdu be Hocam. Heyhatlarla geçen gençlik çağları, Çözdükçe dolaşan dostluk bağları, Ağrılı sırtımda Ağrı dağları, Beni yokuş yokuş yordu be Hocam. Kusur işletenler kusura baktı, Mihnet zincirini boynuma taktı, Yanar dağlar gibi şu gönül tahtı, Ateşti,volkandı,kordu be Hocam. Düşmanın varları,dostun yokları, Yıkılan umudun derin şokları, Muhannet balyozu,kahır okları, Beni can evimden vurdu be Hocam. Bizi bilmeyenle bilenin farkı, Ya bölme,ya çarpma,ya eksi,artı, Felaketle dönen feleğin çarkı, Döne döne tuzak kurdu be Hocam. Üretip paylaşmak bütün cürmümüz, Bu yüzden çileli geçti ömrümüz, Aslını sorarsan bizim gönlümüz, Öksüz duyguların yurdu be Hocam. Yaralıyım,yardan aldığım yara, Yardan yara attı,yar ara ara, Erlik meşrebinde yara,ağyara, Yalvarıp yakarmak zordu be Hocam. |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:26 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.