![]() |
Gülay Yıldız
** ßekLenen **
Neden içimdeki bu karanlık? Neden / se gidişinde arıyorum hep cevabı¿ Bir varolup sonra kaybolan, içimde ki tüm bu kelimelere sığmayan duyguları yaza yaza anlatamayacağım hissi neden gitmiyor? Oysa tek özlediğim mutluluk. Senden gelecek olan, yılların perdeleri altında ezilmiş ve sadece uzaktan açık gözlerini görebildiğim mutluluk. Yaşıyor mu yoksa sadece aklına takılanlarla mı ruhu göğe yükselmiş, onu bile ayırt edemiyorum. Seni anımsıyorum anahtarımla kapıyı açarken dahi. Hani kilit ve anahtar ilişkisi vardı, birbirini tamamlayan, ve 'biz buyuz' derdik. Şimdi biliyorum ki bu kadar uyumlu olan başka bir kavram yok. Ağlamaklı kelimelerle, çığlıklı haykırmalarla dolu bir yazı yazıp, sonra kahrolası uykuya dalıp ve günlerce bilinçsizlikle arkadaş olup, adını bilmediğim bir öte de kalmak dileğim. Bunu bile yapamıyorum gibi... Herşey senden uzakta ve tabi ki kararsızlıkta... Oysa, gülüşlerimi adadığım, geleceğimi ipotek ettiğim ve karşılığında onlu günleri satın aldığım bir mutluluğum vardı benim. Gitti ve Bitti... Haziran - 2004 Gülay Yıldız |
100. Şiir
Kalanları düşünüyorum Kimsesizliğimi ve yanlızlığımı Güneşten daha yakıcı olan geceyi Düşüncelerimi aydınlatan karanlığı... Bilmem kaçıncı şiirmiş bu Kalbimdeki dert ortak, şiirlerim de! Apansız kalışların ayak sesleri Ve bir de kalbimi acıtan haksızlık İkisi bir olmuş tepiniyorlar gecemde Karmaşık bir patika ama labirent değil İçinde kaybolmadan ilerliyorsun, dert değil Üç adım sağa ve sonra beş adım sola Geri dön bul beni! Yanlızlıklardayım... Gülay Yıldız |
____* Şiirden Yıldız Kaydı ____*
önce; ____önce kelimeleri astılar darağacına sonra; ____sonra ülkemden bir yıldız kaydı! bir şairi konuştular bugün bir binada! bir şairin önünde ağladılar. ölümden sessiz ve kimsesiz baktı mısralar giden, varlığının en güzel çiçeğiydi, en çok da bu yüzden ağladı şiir şiirden yıldız kaydı. gittiği yer; binlerce yıldız kaynağı... 12/10/2005 atilla ilhan anısına Gülay Yıldız |
Ada'dan...
Gecenin yarısını çıkardım düşümden Ki Kaç kere güneşleri batırdım; Sen görmedin... Her defasında denize sokuldukça alev Bir yıldız ekledim batışına; Sen bilmedin... Sonra / O karşıdaki liman kent; Hani hayalimdeki, sade bir gemiymiş Güldüm düşüme... Ay'ı koydum güneşin yerine, Güneşi verdim denize, Deniz kustu yıldızları Sen gibiler tüm bunları; ____________yakamoz sandı... Yüreğimi gömdüm bu denizin ortasına Ve Karasında kaldı tüm sevgilerim. Deniz kocaman, kara kocaman; Sevgim minnacık kaldı bu adada.... ____________sen sevemedin... Gülay Yıldız |
da'dan... (2)
Uykumu sattım iki gözyaşına İçindeki yangın almış, ben yanmışım. İki sevda türküsü yüreğine ağır Ben giderim, alevin sana kalır... Ne umuttu bu su sonrası kara! Ne gülücüktü içimde / ki bu sevda... Ne deniz kaldı içimde ne ondan sonra kara Ne bu ada bu derde deva, ne bu sevda... Bitsin ömrümün kalan yarısı Günahı benden alsın azrail, sönsün acısı Sen uykuna emdin tüm melekleri Bense gözyaşıma gömdüm bu gece ümitleri ***B.A 03:30 Gülay Yıldız |
Affet Beni
Ağlatmak günahtır, ağlatma beni Bağışlamak erdemdir, bağışla beni Yanına gelip birazcık özlem gidereyim Gerisi umrumda değil, yeter ki affet beni (Haziran, 1996) Gülay Yıldız |
Ağlama - II
Yalvartan saatlerde ki hasretin içimi yakan Tek bir söze aşina olmanın çabası canımı yakan Bensizlikten ölümündü belki de yansıyan güneşe Sevdan, tabutun yazısına sığınmış Kurumuş güllerin bülbülüydü belkide Ağlama... Çatlayan toprakların hasreti gibi suya Ilık akışların ısıttığı yürek gibi dua Amansız nefessizliklerden geriye kalan Birkaç damla hezeyan, sızı dostum Ağlama... Gülay Yıldız |
Ağlama
Yalvartan saatlerde ki hasretin içimi yakan Tek bir söze aşina olmanın çabası canımı yakan Bensizlikten ölümündü belki de yansıyan güneşe Sevdan, tabutun yazısına sığınmış Kurumuş güllerin bülbülüydü belkide Ağlama... Gülay Yıldız |
Akşam Sanrıları
Palyaçoydu akşam; Gölgesiyle, merdivenleri adımlayan. Ulaştığı gündeydi Kaygılar! Oyunun, Dar kesitindeydi tuzak... Örümcek kılıklı sanrı Gelecek, Gerilecek ağlar... **M.Ü Güzel Sanatlar Fakültesi Nisan, 2005 Gülay Yıldız |
Anlatamadıklarımdan Kalanlar - İlk -
İki yanı sarılı, dar boğumlu bir kadındı gece... §oluğu; Gözlerini ayıramadığı ayın görüntüsü kadardı. Bitenlerin ardından, Gelenleri ezişini kutladı bu gece Kalanları uğurladı son iki duayla ve emanet etti içindekileri azraile... (Daha napılabilirdi ki hak etmek için... Zor günde olmak zormuş. Hakedemediklerim şerefine....) §olan Cana... Gülay Yıldız |
Anlatamadıklarımdan KaLanLar ~~Son~~
Kırıntısı bol bir gürültü kirliliği aramızdaki… Büyük dilimleri dişleyen dudakların, geride bıraktıklarını tortu bellemiş iki gözüz şimdi. Bir rüzgardım oysa! Etekliğimle savurduğum tonlarca kırıntı vardı evvelden… Bir de tüm o rüzgarların bir efendisi… İşte onun kasırgasından kalanlar bugün senin ufkunda. Sevginin adı, yağmalanmış bir ruhun yeniden dirilişi idi. Fırsatsız kaldı ve dirilemeden bir mezarlığı ziyaret etti… Kelime tavafı değil tüm cümlelerim… Dertleri var her bir kelimenin. Anlatamadıklarından yakınıyorlar kalemime her gün… Manasızlaştırma uykuna giren tüm düşleri… Uyku öncesi iki kanat çırpış ve huzurlu bir iyi ******* dileği adım… Mayıs,2006 Gülay Yıldız |
Anmam!
Yalan gülüşlerin, kandırışların, Saygısız duruşların adamı! Kalbin ne kayaların altında Boynun ne iplerin sallantısında Ellerin ne kırık camları taşır avucunda... Sildim anılarını, gömdüm acını! Şafaktaki gülleri solduran serzeniş; Her bir tınısı sanki hançer çığlığı Uzak kal, ölümüne yakınlaş Uzak ol, cehennemi kucakla Yaşama, soluma... Benden uzakta olsun ruhun Acımam, ağlamam, bil ki anmam! Gülay Yıldız |
AR(ındı) & GÜL(ler)
Tırnaklarım geçerken avucuma İnleyen bir serçenin gözyaşıydı. Şakağımdan süzülen damlalar, Düştüğünde toprağa Toprak ağardı yeryüzünde Beyazın da, baharın da rengi kaçtı. Bildiğim bir sessiz tını gibi şimdi gün Ve dilsiz rüzgara teslim olmuş şimdiden yarınlarım. Son barutumu serptim güne, Yıldızlarla kaplayacak yanık kokusu düşlerimi Ve tenimin sızısında koklayacaksın tüm evreni Ve tüm evrende bırakacaksın izini, dokunacaksın. Dokunduğunca ağlayacaksın Ve ağlatacaksın kör bakışları Sonra gidip hiç bilmediğin bir kör yazgıya vurulacaksın. Ölmeyeceksin ama defalarca öldüreceksin Akıttığın her bir damlaya isyan edercesine. Tenindeki boncuk boncuk terlere dizeceksin kabusları. Bilmediğin, yalnızlığım, Arındığım yarınım İsmimle çatlayacak dudaklarında Çakıllara gömülmüş bir sevdayım Aralık Sonu, Gece Yarısı, 2005 Gülay Yıldız & Arzu Altınçiçek ortak çalışmasıdır. Gülay Yıldız |
Aşk' a Veda
Baharın rehaveti içinde sözcükler Yaza gebe, kıştan ölümü kabullenmiş... Canı bitmez bir beden giyinmiş bu aşk vuruldukça kanıyor, kanadıkça büyüyor... Haram ettiler sevmeyi, _gözlerime İçimde acıyanları akıttığım Bir kase dolusu yalnızlığıma Aşkı kamçıladılar son kez. Aşk dediğin ki, Aldanışların toplamını yüzüme kusan Pişmanlıklar denizinde yalnız bırakan Uzak sevda gölgesi... Oysa, Gözleriydi tüm farklılığı, _yaradılan herşeyden sıyırıp bana sunan... Yaralarım vardı sarılacak Sargılarım kan kırmızısı... Benden sonraki herşeye izini bırakan Yanılmışlığımdır ki, Çok gelmişti zaten gülücüklerim, onları da alın! Alın ve dağıtın yüzü bin parça olmuş yüzsüzlere... Gülay Yıldız |
Aşk Bitiği
Karabatak gülüşlerine sardığın Anlamsız anılardı ruhumu zehirleyen Umursamadığın unutuşların; Kini söküp geçmişten, Çaktı bugünün anı olacaklarına Herşeyi gören iki gülücüktü Onlar biliyordu ki Düne aitlikler birer ödüldü Sakinsin, Kuytuya gizlenmiş gözyaşı kadar! Nefesimi salıp üstüne Titretmek tüm senliği, Alacak gizlediğin korkularını Ve bileceksin Sakinliğin; ölümü bu bizliğin... (Sakince duruyorsun karşımda, gittiğin yol kalp merkezi... Sesini aleme sunan can. Sanadır bu mısralar...) Gülay Yıldız |
Aşk ve Kalıntıları
Kısık sesli şarkıların tutuk ritminde artık sevdam Kınından çıkarılmamış kılıç kadar yabancılaştım yaşama Dipsiz ve kör kuyuda unutulmuş bir yaşanmışlığım, Başkaların saksılarına gömülmüş bir ton gülücüğüm Ve en unutulası zamanların üstünü örten yanlarım var Ey Sen; Kalbimin derinlerine gizlenmiş acıların aynası! Sevgimi keşfedip bana sunan ve sonra çalıp kaçan rüzgar! Gidişlerini erteledikçe harcadığın sevdanın Üstüne kalanı ve faturasını getirdim sana Ellerini aç, sunacağım sana bıraktıklarını Bir yanlızlık, bir taş yürek ve gözyaşı Bendeki sonları veriyorum, içim rahat Gidemeyen adımların gölgesine gizlenmiş sevdanı Kalanlarıyla gömüyorum bulutlardaki mezarına Yağmur olma, mümkünse yağma günüme Sensizliği tatmak için sabırsızlanan yüreğime Yanlızlık, sevgisizlik, hüzün gökkuşağı olsun Olsun ki, şiir doğsun... Esemeyen Rüzgara; Gülay Yıldız |
Aşkım' a
Sen adını bir türlü anamadığım gizli gözyaşım Karanlıkları içimden taşırıp atan gizli aşkımsın... Değil ki kuru toprakla buluşsa yağmur, İnan ki sevinemez gözlerim Değdikleri anda ki kadar sana Ve yüzbin yıldız eşlik etse şarkıma, Yüzbin uçurtma uçursa yüreğim Sevgin benim olduysa Yansın umrumda değil yüreğim.... Gülay Yıldız |
Aşkını Öldürdüm
Acımaktansa öldürdüm aşkını içimde, yerine ektim kan kırmızısı gülleri Yakaladım önce ve sonra gömdüm rüzgarla savrulan her bir yanını Rhadamantys; cehennemin, cehenneminin yargıcı Tutacak ellerinden, yargılayacak bana bıraktığın tüm acıları Üşenmedim, gömdüm mezarına benden alamadığın ilhamı. Ve; budur ki dileğim; Şiirleştiremediğin yaşamına, şiirler ekleyeceksin ölümünde, Şarkılarına söz yapacaksın, çığlık ve acı arasında yaşattıklarını Sapho'nun acısını döküşüne yansıtacaksın benden aldıklarını O bile ağlayacak hasatten... Örtüyorum bu gece son topraklarını İki küçük zebani koyacaklar baş ucuna, Biri beni hatırlatacak, biri yalnızlığını Birinde beni anlayacaksın, diğerinde hayatı Gidişine vereceksin bu amansız sızılarını gecenin Hades'in topraklarında, Hades'in kanunlarına ait olacak Rhadamantys'ın yargılarında boğulacak Sapho'ya beni anlatacaksın... Yüreğindeki acın olacak oradaki adım Sevdanı yaşayamayıp gizlediklerinde ağlayacaksın *Rhadamantys; Cehennemlerde bulunan meşhur bir yargıç. Zeus ile Europa'nın oğlu ve Girit kralı Minos'un kardeşidir. **Sapho: Mitolojide; Lesbos adasında Erebos şehrinde doğmuş efsanevi bir kadın şair. ***Hades: Cehennemlerin, karanlık yeraltı aleminin, ölüler diyarının Tanrısı ve öteki dünyanın adı. Gülay Yıldız |
Aşkının Derdindeyim
Öğrenemiyorum sensiz ayakta durmayı İki gizemli perdeyi sarmışlar yüreğime İçimdeki acıyı kanatıyor üzerindeki iğneler Aklıma geldiğince acıyorum Gerisi boş bir nefes alış Tohumları ağaçların ve dahi çiçeklerin Yeni bir yaşama hazırlanıyorlar; mevsimin adı bu Ben ölüşlerin içindeki duygularımı kurtarma çabasındayım Ellerimi hançerlesede kader, sıyırma telaşındayım aşkını Çare yok değil mi gidiyorsun! Ben dünün düşüncelerini sildim sevgili Ne yeni biri, ne dost ne de kardeş derdim Sensiz kalışlarımı cezalandır ve dön artık Ne gözüm yaşa tahammül eder ne sensiz geceye günüm Dön benim biricik bebeğim Aşkının derdindeyim... Gülay Yıldız |
Ayna Yüzleşmesi
Yüzümün acıyan diğer yanıydın, Baktıkça yüzleştiğim aynalarda. Aynalar kustukça seni Yüzsüzlüktü çarem, Kaçtım ağlamalarda Oysa; Yaşanmamışta Yalnız kalma korkusuydu Öfkelendiren... Öfkem delirttikçe Kaçmaktı çarem Ağladım aynalarla Gülay Yıldız |
Azrail Sundu Günümü
Orağını bırakmışsa bugün azrail Ki nefesini bağışladı sana Derdi; bir gün daha yaşa Sen bugünü düşün Yarına bak Dünü sorgula.... Gülay Yıldız |
Batın'a Mektuplar (1)
Ömrümün en güzel düşü gözlerinin karası, kıvrıklığı kirpiklerinin. Yastığına dökülen her bir saç taneni yıldızların ışıltısına bulayıp öpüyorum uykumdan önce. Her yanını kopyaladığın kana bile aşık bir yüreğin minik yarısı; hayatımın en büyük ödülü olacaksın diye nefes alıyorum. Atacağın ilk adıma kadar her gece yürüyeceğin yolları tarif edeceğim sana. Benzesin diye dua etttiğim 'baba' gözlerine bakıp, 'baba' ellerini tutup, tıpkı 'baba' gibi kokun sarsın odamı diye dualar edeceğim. Baban gibi gülümse diye dudak kıvrımlarını dualarla okşayıp, annen gibi ışıldasın diye gözlerine sevgimi akıtacağım. Rüzgarına hayran kalsın diye tüm evren, en asil gülücükleri cebine doldurup, kasırganda savrulanları sar diye merhamet suyundan yudumlar akıtacağım minik dudaklarına. Batın'ım; yüreğimin ışıltısı azalmayan en parlak yıldızı. Tüm sıkıntımı dağıtan en asi rüzgarı. Sen anne dersin diye beklediğim her gün bir ibadet sanki. Olur da diyemezsen diye akıttığım her gözyaşı bile kutsal bir suyun kaynak damarı. Varsın olmasın rahmimde sıcaklığın, varsın vurmasın ilk tekmesi tamamlanmaya çalışan bedeninin. Kan yarını ne kadar sevdiysem o kadar sevdim seni... Kimse sevmeyecek bu kadar düş gözünü, düş elini... Gülay Yıldız |
Batın'a Mektuplar (2)
Batın'ım; Kalbimin atışı oğlum... Ellerimden kaydıkça sen, kalbimin içinde bir yer deliniyor. İçimden oluk oluk aşk kanıyor... Yaşama sevincimi çalıp asıyorlar dar ağacına... Hayalinin baba yarısı, elinde bir urgan, karşımda bekliyor yıllardır sabırla... Gözlerimdeki gülüşleri gömüyor(lar) ... Varlığının hayali bile yetmedi oğlum. Üzgünüm... Öldürdü(ler) içimdeki çocukluğunun hislerini...Acımadan yargıladılar tüm sevgi sözcüklerimi, kalbimin acısına tahammül edemeyen asabi söylemlerimle.... Katledildi aşkımla, ihtimalin... Onca harfi dizdi önüme aşk diye, hepsi de sen katili... Anlamadı oğlum... Anlatamadım... Şimdi, Ben verirsem son nefesimi... Sen damarlarımda ben yarım olarak kalırsan sonsuzlukta, biliyorum ki, eksik halin bile bilir; bu anne sen tam ol diye, saçlarını süpürge etti yıllarca aşka... Gözlerini akıttı 'o'nun yolunda... Nefes bildiği sevdasını solumaktan suçlu bulundu herkesce. Yine de savundu her bir zerresini nefesinin... Ağladığı *******de bile dilinin ucuna gelen laneti yuttu... Kendini lanetledi her bir acıda... Sabrı şimdi, iradeden alıp çöplüğüme attı(lar) ... Sevinci yaşamın, iki parçalı bir kalbin ezilmişliğinde kayıp... Batın'ım... Can yarım... Anlatamadım... Affet... Sonsuzun içinde azadsın. Seni, anlatabilen, hak eden bir anne alsın.. Uyutsun sarsın... 2007 Mayıs, kalp acısı gecesi Gülay Yıldız |
Bedel
Yakınsın bana aynadaki görüntüm kadar Ve tıpkı onun gibi sanalsın dokunmak imkansız Yanımdasın besbelli işte, doğruca Ama olmamalı gibi uzaksın Karanlığın sonunda sevgim bekler sevgini Kusursuz imkanı fırsat gözler Gözyaşım pınar olsa da bil ki; Bu acıya bin gülüş bedel... Gülay Yıldız |
Bekleme Gözyaşı
Mesafelere sakladığın gidişinde Aradım gözyaşlarıyla hüznün mührünü. Vicdanı olmayan nefes alışların Verişlerini sorguladım Nedensiz... Gidiyorsun! Peşinden geliyor - Bugüne dek sessizlik oynayan küfürlerim Helal mi edilirmiş hak? Bilmem öyle adetleri.... Bilsem de hatırlamam adın gibi Bekleme! Sızılarla beslenen bir bebek oldu kalbim Bebeğimin adımı; Her bir sancı vurgunu. Aramıyorum koltuğunda sıcaklığını Ve Anmıyorum o aşk hikayesinin şarkısını! Kuruyan gözyaşı pınarları benim abidem En büyük sırdaşım yastığım ve yanlız gecem (Haziran 2004) Gülay Yıldız |
Bekleyiş
Limoni bir yaşamdayım Ekşi bir tat var hayatımda Zamansız kayıpların üzüntüsü Apansız gelişlerin sevinci Mevsim değişimlerindeki yabanilik gibi Tuhaf gel-gitlerde, hüzünlü bir bekleyişteyim Gülay Yıldız |
Ben
Sessiz ve ılık bir sıcaklıktı gecenin sunduğu Ardından derin bir çığlık ve ağlama 'Yeryüzünün en nadide parçası' demiş annem adıma Adımla bütünleşmişim o an Hassas, alıngan, kırılgan... Gülümseyen, gülümseten Gül kadar narin ama kutsal Ay kadar parlak ve sadık olmuşum Dönmüşüm etrafında sevdiklerimin bin tavaf adına Yıldız kadar parlamışım kendi yüzüme Yansımış kalbimden ışıklar sevdiklerime Ve en soysuz günün birinde Çalmışlar kalbimi, sevgimi... Bekleyen olmuş adım Uğursuz *******i bekleyen, Aşksız hayatı bekleyen olmuşum... Acı olmuş diğer adım, yüzüm solmuş Dedim ya, 'Yeryüzünün en nadide parçası' demiş annem adıma Almış tekrar koynuna, ısıtmış Hergün bıkmadan yeni bir ben olmuşum... Gülay Yıldız |
Ben Şairim
Ben şairim! Yazdığım her mısra afet olmalı... Ben şairim! Kelamlarımı bölüp yer Kalemimin mürekkepsizliğinde susuzlanırım. Ben şairim! Acısını hayatın mısralaştırır, Kelamları acıyla hayata katarım. Acırsın! Ben şairim! Sevdamı ona katlar, Destan diye sunarım. Solgun gözlerinin rengini Güneşe denk tutar, anlatırım... Ben şairim! Kelamla adamı on yerinden bıçaklar, Küskün bakışları, kıskanca katar, Ayakta alkışlanırım. Gülay Yıldız |
Ben Yine de Sevdim
Camların buğusunda gizli adın Ve mavisinde kalmış gözler suların Sensiz adımlarım ardındaki boşluk benim adım Alışkanlıklarına gömdün beni Ben seni yine de anladım Uzun yolların nöbetini tuttu gözümdeki yaşım Kısa yollarda yine de hasretti adım Hasreti gün geldi yaktı sevdam Küllerinde aradın bitmişliğin sevdasını Ben seni yine de saydım Anlaşılmaz kelimeleri doldurduk bir balona Saldık gökyüzüne, kuşların göğüne En olmadık yerinde patladı sanki gök Saplandı tüm kelamlar bir bir kalbime Ben seni yine de kırmadım Ne edalar ne haller kaldırdı gözlerim Bitene git bile diyemedi dilim Ellerim bağlı, gözüm yolda kaldı belki bin kere Gelişlerini zehir etti gidişlerin her seferinde Ben seni yine de sevdim Gülay Yıldız |
Benim KaLan
Mana arıyorum gülüşlerin ardında Sessizce çekilen rüzgarı sorguluyorum, nereye? Bir kalabalık ki sorma gitsin... İçleri boş kafaların yankısını duyuyor kulaklarım. İki kelime arzını beklerken dünümden, Yarınımı kaçırdığım trenin yalnız raylarında gözyaşlarım Üstünden geçen her bir ağır yükü omuzlayan, Kocaman bir yürek olmuş içimdeki yumruk Öyle bir başımı dik tutmuşum ki İki kıvılcım sıçramış yüreğine gözlerimden Ürkmüşsün, gitmişsin İçinde kalanları kusmuşsun! Yanlızlığını paylaştığın yatağın batmış... Benim mağrur duruşum ne sana ne başkasına sevgili İçimde yıkılmayan kaleler bana annemden hatıra Uğraşma boşuna... Gözyaşlarım geçici, gülüşlerim kalıcı Gülay YıldızBenim KaLan Mana arıyorum gülüşlerin ardında Sessizce çekilen rüzgarı sorguluyorum, nereye? Bir kalabalık ki sorma gitsin... İçleri boş kafaların yankısını duyuyor kulaklarım. İki kelime arzını beklerken dünümden, Yarınımı kaçırdığım trenin yalnız raylarında gözyaşlarım Üstünden geçen her bir ağır yükü omuzlayan, Kocaman bir yürek olmuş içimdeki yumruk Öyle bir başımı dik tutmuşum ki İki kıvılcım sıçramış yüreğine gözlerimden Ürkmüşsün, gitmişsin İçinde kalanları kusmuşsun! Yanlızlığını paylaştığın yatağın batmış... Benim mağrur duruşum ne sana ne başkasına sevgili İçimde yıkılmayan kaleler bana annemden hatıra Uğraşma boşuna... Gözyaşlarım geçici, gülüşlerim kalıcı Gülay YıldızBenim KaLan Mana arıyorum gülüşlerin ardında Sessizce çekilen rüzgarı sorguluyorum, nereye? Bir kalabalık ki sorma gitsin... İçleri boş kafaların yankısını duyuyor kulaklarım. İki kelime arzını beklerken dünümden, Yarınımı kaçırdığım trenin yalnız raylarında gözyaşlarım Üstünden geçen her bir ağır yükü omuzlayan, Kocaman bir yürek olmuş içimdeki yumruk Öyle bir başımı dik tutmuşum ki İki kıvılcım sıçramış yüreğine gözlerimden Ürkmüşsün, gitmişsin İçinde kalanları kusmuşsun! Yanlızlığını paylaştığın yatağın batmış... Benim mağrur duruşum ne sana ne başkasına sevgili İçimde yıkılmayan kaleler bana annemden hatıra Uğraşma boşuna... Gözyaşlarım geçici, gülüşlerim kalıcı Gülay Yıldız |
Benim Penceremden
Bir yudumunda gizli hayat; Çağlayan ırmağın akışında Vardığı çölleri yeşertişinde sevgi; Sevdiği gönüllere umut salışında Minik bir bebeğin gülümsemesinde huzur; Annenin kucağında uyunan uykuda Tanrıya yakarışında beklentin; Gelme ihtimalinde sevgilinin aklına Öpüşünde gizli aşk; Sımsıcak vücuduna sarılışında Nefesinde saklanılan ömrün; Nefsinde emanet cennet sana Kaleminde yazı, kelamın dilinde; Dudağında tebessüm, sevgin kalbinde Korkunda değil yüreğinde iman, Tanrıya olan sevginde... Gülay Yıldız |
Bilinmez
Güvenilir ya da güvenilmez duygularım Bir adımda biten ama asla tükenmeyen Bir kor, bin ateş gibi devam eden Ama asla anlam verilmeyen Özlemse son raddede, O uzak mı uzak bana, Doğrusuzluk deryasında boğuluyorsam bugün Yılanları gizlediği, hançerleri sapladığı yolda Onu ararken verilen yanlış kararlarda hata Yaşam sıkıcı ve bitik Bir kaç mum ışık tutan Ve birgün o acımasız rüzgar Bitirecek o son umudu inan... Gülay Yıldız |
Bilsen ki
Bilsen ki duygunun başka türlü anlatıldığı yerdir kelimeler Ve bilsen ki içindeki kirli kanı atar şiir Okumaktan daha da ileri gider yazarsın Yazdıkça anlarsın, kelimelerle ağlarsın Gülay Yıldız |
Bin Tane Güneş İstiyorum!
Her yanı yılanlarla çevrili bir ada sanki kaderim Dualar okuyarak geçiyorum içlerinden, dokunmuyorlar! Güneşleri doğurtmak istiyorum günüme 'Bir tane var' diyor masalda ki dede 'Ve binlerce isteyeni var' diyor Anlıyorum ki hak etmeliyim önce... Mistik bir koku var hafızamda senden kalan Bir tütsü yakımında geçen zamanların getirdiği Onsuzluğu unutturan sevdanın hediyesi... İki yana düşmüş acılarımı çamurlarda bırakan, Orda eriyip gitmesine göz yuman, Baharın peşine takılıp gelen bir kırlangıcın sesi Budur hayatımı kolaylaştıran yan... Ve sonsuzluğun olmayan bitişinde hayal ettiğin Parlak bir inci tanesi gibi hayalimdeki yerin Acılarımı eriten ve bana sevgiyi bırakan rüyanı anlattım Fincanın dibinde kalanlar gibi sevdası tadın Gülay Yıldız |
Bir Gülün İz Düşümü
Bir hüzünlü şehir masalı saçların. Saçların, şehrin hüzün sarmalı. Ne yana savrulsa bir melek endamı, Her bir teli pırıl pırıl saçların. Gülüşünü aydınlatan kıymetli birer taş gözlerin Gözlerin, dostluğun kaçınılmaz gülücüğü. Ne kadar sussa o kadar anlatır sevgini Her bir haresi ışıl ışıl gözlerin. Ne kadar uzağındaysan coğrafyamın O kadar yakınsın ruhuma Gülün izi, Saçları gün aydınlığı, bakışı kıskanç dost ışığı, Hangi uçurumdan yuvarlansam Desteğim ellerin... Güliz' ime... Gülay Yıldız |
Bir Masumcuk Hediye
Tebessümleri gamzesine kaçmış Koca adam bakışında gözlerin... Gözlerin; Ilık bir denizden dalgalanmış Ufkun çizgisinde demirlemiş, Birer düş sebebi... Ürkekliğini gerisinde bırakmış Kendinden emin duruşunda ellerin... Ellerin; Bir maziyi hançerlemekten tutulmuş Onca gün anısına el sallamış Ansızın gidiş nedeni. Kıymetli mi değil mi bilinmez sözlerim... Sözlerim; kırgın uyku yeniği Yine de bildiği ve dillendiği Güzel bakışlı, sıcak tutuşlu hallerin... 2007, Mayıs 19 *Yeni yaşın kutlu olsun hediyesi.... Gülay Yıldız |
Bir Mevsim Kondu Odama
Güneş doğuyor tam karşımdaki pencereden Vuruyor parıltıları iki büklüm olmuş ruhumun üzerine Damarlarımda donan, akamayan kanı ısıtıyor. Uykudaki hayallerimi ayaklandırıyor, Tepiniyorlar beynimin en gizli hücrelerinde Yeni bir mevsim uyanıyor odamda, hissediyorum Kokusu, şöyle ılık bir rüzgar tazeliği Birazda, deniz ile karın birleşimi bir tütsü gibi Yandıkça gözyaşlarımı buharlaştırıyor, Tüttükçe anılarımı odanın havasına katıyor, Kattıkça canımı yakıyor... Yeni bir perde aralıyor gözlerim Bir koridordan geçiliyor önce Kimseciklerin kalmadığı, sessizlik ve hüzün bekçi Kocaman bir kapı kapalı ama açılacak aniden İçeride odalar dolusu gül yığını ve sevgi Mis gibi tütsü, gül yaprağı, ılık rüzgar ve kar Yeni bir mevsim, yeni bir perde, beynim harekette Kıpırdanıyor bedenim, yüzümde bir gülümseme Canım yanıyor, doğuyorum yeniden Birileri tutup çıkartsa beni ve ağlasam doyasıya Bildik bir hikayenin yeninden yaşanılan yanı Hayatımın tekrarında anlamı olsa bu mevsim İçimdeki acıyı yaksın bu güneş Ve doğursun yeni bir gelecek odam da rakseden bu cismin Gülay Yıldız |
Bir Örnek
Yaklaştığın bir buz dağı, görünen yanıltabilir Sevgim karmaşıklığın aynası, beni sana yansıtabilir Uzak dur alevim üşütmesin Yüzündeki çizgiler sana bir, bana bir Denizlerin üzerinde yakamozların Ve asi nehirlerin taşıdığı kayaların Rüzgarla savrulan tozun toprağın Evrene sunduğu sevgim sana bir, bana bir Kelamım bitişin son dansına eşlikte Ellerim gidip gelen kağıdın son çizgisinde Sessizliğimi çığlıklaştıran bu gecede Derindeki manalarım sana bir, bana bir Gülay Yıldız |
Bir taş düşün, işte o benim yüreğim...
Bir taş düşün, işte o benim yüreğim Ve bir damla benim gözlerim Düşer damlalar taşa, taş erir Ve yanlız ben öldürürüm katilini Yanlız ben azad ederim yüreğini Yanlız bana çalışır azrail Yanlız benim yanımda durur o huri... Bense tatminsiz yaşarım hayatı Beklerim o taş erisin, bitsin Ve yanlız yanında seni getirsin sular Ne azrail, ne huri Canım sadece seni diler Gülay Yıldız |
Bittin
Yüksek, kalın duvarlar ördüm etrafıma Dışarı çıkmak istemiyorum İzin vermez bekçilerim bir daha içeri de girmene Sildim ayak izlerimi, girişi bulamazsın bile Anla artık seni istemez yürek Kabullen, bak! Isıtamıyorsun ellerimi Bitmiş o sağanak duygular içimde Yüreğimin çırpınışları artık senin için değil Başka gözler için yanıyor gözlerim Başka teni düşler ellerim Hayaldin, istemdin belki ama artık BİTTİN... Gülay Yıldız |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:44 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.