![]() |
Bayram Ali Bayram
Adapazarı'nda Osmanlı Çınarları
Adapazarı’nda Çark boyunda, Yaşayan Osmanlıdır İhtiyar çınar ağaçları… Akşam olunca uykuya dalar, Geçmişin anılarını yaşar Şehrin ışıltılı *******inde… Destanlarını dinlemiştir Tuna boylarının. Nice yağız atlı, Yalın kılıç kahramanların Geçişini izlemiştir; Zamandaki yolculuğunda! Canlı tanığı olmuştur tarihin… Ninnisi olmuştur Rumeli türküleri… Balkan ve Kafkasya göçmenlerinin, Kağnılarıyla yaptıkları Yorgun ve hüzünlü göçe tanıklık etmiştir. Derdini paylaşmıştır Gölgesinde oturanların! Sırrını saklamıştır nice aşıkların… Yasa bürünmüştür, İngilizler istasyona çadır kurduklarında… Derinden duymuştur, Yunan işgalinin, Ermeni ve Rum mezaliminin, Unutamadığı acısını! Ve ihanetini görmüştür İşbirlikçi hainlerin… Şehre girişini izlemiştir Kuvay-ı milliye kahramanlarının. Mustafa Kemal’i tanımanın gururuyla Dimdik tutmuştur başını… Halit Molla, İpsiz Recep Ve Kazım Kaptan’ı selamlamıştır Şehrin özgürlüğe kavuştuğu günde! Büyük zaferin müjdesini almıştır Uçan kuşlardan… Coşkusunu yaşamıştır o şanlı günün… Nice depremlerin sarsıntılarıyla Adapazarı’nın yıkılışını görmüş... Yeniden ayağa kalkışını da! Yüreğine gömmüştür Paylaştığı unutulmaz acıları… Adapazarı’nda, Çark boyunda Osmanlı çınarları; Akşam olurken uykuya dalar! Geçmişin anılarını yaşar, Şehrin ışıltılı *******inde… Tarihi anlatır Yaşanılan çağa! Kılavuzluk eder geleceğe… Çark boyunda Osmanlı çınarları! Bayram Ali Bayram |
Ağıt
Şafak bekçileri, karlı dağlarda; Bir bayram üzeri toprağa düştü! Baykuşlar öterken, bizim bağlarda; Gözyaşım sararan yaprağa düştü… Düşmanla sarılmış, dört bir yanımız, Her acı haberle, yanar canımız. Yiğitlerden akan soylu kanımız, Göklerde çırpınan bayrağa düştü… Fırsatçılar her gün toplar parsayı, Düşünürler döviz,faiz, borsayı; Bir gün bitecektir, bil ki balayı; Uygarlık, insanlık ayağa düştü… Vatan sevgisiyle coşar bu millet, Ata’nın izinden koşar bu millet, Aşılmaz dağları, aşar bu millet, Sanma ki yolumuz batağa düştü. Bayram Ali, hepimizin bu vatan! Ecdattır kanını toprağa katan; İncinmesin yerde ”kefensiz yatan” Zamansız yağan kar, ilk dağa düştü.. Bayram Ali Bayram |
Anadolu'da Bir Ova
Yürüdüm ağır adımlarla, Anadolu'nun ortasında bir ovada. Bozkırda,rüzgar erozyonuna kapılmış. Bakır renkli kıraç toprağın üzerinde, Adımlarımı atamıyorum bir türlü... Toprak,ayaklarımı yakıyor... Ayaklarım,ağır mı ağır.... Ovada toprak ölmüş. Toprak anayla birlikte, Tüm canlılar ölmüş... T Yangından çatlayan toprak, Bir damlacık suya hasret.... Zaman durmuş, Sabahın sisiyle inen güneşin, Kavurucu sıcağıyla birlikte... Yalnızca yeşil kertenkeleler dolaşıyor, Can çekişirmiş gibi bezgin kıpırdanışlarla... Ovayı çevreleyen Bakır rengindeki dağlardaki kayaların, Kızıltıları parlıyor. Ta uzaklardan Bir tutam alev.... Vadinin tabanında, Kurumuş bir eski dere yatağında Beş-on ker*** duvarlı,toprak damlı evler; Yaşam belirtilerini anlatıyor Bozkırdaki ovaya... Dağların serin nefesi Yıllarca önce alıp gitmiş başını. Dallarında bin bir türlü kuşların ötüştüğü Ağaçlarla birlikte.... Yalnızca yangından artakalan Küllenmiş ateşin sıcağı vuruyor Ovaya... Yakıyor ovayı, Yakıyor yüreğimi. Cehennem ateşinden de öte... Ve Anadolu'da bir ova; Çöle dönmüş... Toprak ana ölmüş...! Toprak anayla birlikte Tüm yaşam ölmüş... Ve biz insanlar,öylece bakıyoruz; Yangından kavrulmuş bu diyarı, Yeniden yeniden yakıyoruz.... Bayram Ali Bayram |
Annesinden Çocuğuna Masal
Çocukluğumda, Dev,cin ve peri masalları anlatıdığında Uykularım kaçardı. Rüyalarıma giren yedi başlı ejderhalar, Saplardı yüreğime kanlı dişlerini... Korkuturdu beni Bir dudağı yerde,bir dudağı gökte 'Dile benden ne dilersin'diyen cinler... Bu yüzden korkardım *******in karanlığından Ve düşlerimden... Sana masal anlatmayacağım çocuğum. Sen zaten yaşıyorsun çağın masalını. Köyleri basan eşkıyaların, Bebekleri uykularında öldürerek Evlerini de yakıp yıkarak kaçtıklarını Görmüştüm. Şimdi de tuzaklar kuruyorlar Çocukların oyun oynadıkları parklara... Televizyonlardan izledin Bir haftalık bebekleri Fosfor bombalarının Acımasızaca öldürdüğünü... Çocukların, Oyuncak zannettikleri Misket bombalarının Düşlerini ve umutlarını nasıl söndürdüğünü. Havada asılı kalan sahipsiz uçurtmaların, Savaşın fırtınasında sürüklenerek Nasıl kaybolduğunu gördün.... Umursamadan seyreden amcaların Duyarsızlıkları şaşırtmasın seni yavrum... Sana, Pamuk Prenses, Külkedisi ve Keloğlan Masalları anlatacağım.... Yıkacak korkuluk gibi duran krallıkları, Çocukları yok etmeye çalışan Yedi başlı canavarları yok ederek Çekip alacak ellerinden Keloğlan... Yerle bir edemiyecek o küçücük dünyalarını Çağın masalında... Yeniden kurulacak dünya. Geriye sarılacak Yaşanan kabusları konu alan korku filmi...! Yeniden başlayacak yaşam Saatlerin işleyen her saniyesinde... Sana, Yaşama sevinci verecek, Ve umut vaad edecek Yeniden yazılan masallar.... Yeni masalların içinde; B 52 ağır bombardıman uçakları, Yarasaya benzeyen hayalet uçaklar Ve Okyanusları sinsice aşan Nötron ve atom bombaları taşıyan Füzeler olmayacak... Alıp götürmeyecek Umutları,düşleri Sahipsiz bırakmayacak uuçurtmaları. Mutluluk üzerine kurulacak yeni yaşam Yeni dünyada. Başka bir dünyada kalmayacak Uyuyan güzel, Pamuk Prenses ve Keloğlan masalları... Ve sahipsiz kalmayacak Gökyüzüde özgürce süzülen uçurtmalar Güneşe doğru yükselen düşler.... Bayram Ali Bayram |
Anılardaki Sen
Hatırlıyor musun birtanem... Seninle el ele tutuşarak yürürdük, Karadeniz'in yeşile tutkun sahillerinde. Saf ve loş deniz kokusu sinerdi Güneşin batışıyla sönen Gözlerinin parıltısına... Ay ışığının dans edişini izlerdik seninle, Denizin,mora çalan mavi sularının çırpınışında. Gözlerin, Hep enginlere doğru akardı Nemli bir bulut gibi... Oysa ben, Nakış nakış seni işlerdim; Ruhumun derinliklerine... Gülümseyişlerin uçuşup gitti Bir akşam rüzgarı gibi. Bakışların, Gün batımındaki ufukların kızıllığında Dalgın... Yanaklarının, Bir ilkbaharın tazeliği kadar olan pembeliği; Bağ bozumundaki yapraklar kadar solgun... Sonradan anladım 'Yaprak dökümü''nü yaşadığını... Yosun tutmuş kayaların üzerinden, Enginlere bakıyorum. Bir an gülümseyişin beliriyor gözlerimin önünde. Sonra, Dalgaların çırpınarak kıyıya vuruşunu izliyorum; Aşkımızın,ay ışığının sulardaki parıltısında Yaşadığını fısıldıyor bana... Lodosta ak düşen saçlarım dalgalanıyor; Düşlerim gibi darmadağınık. Ve kuzey rüzgarlarının soğuğunda, Yaşama tutnmaya çalışan Çılgınca uçuşan aç martıların; Dinmeyen çığlıklarında Şarkılarımızı dinliyorum... Bayram Ali Bayram |
Aşık Olmak
Altmışından sonra aşık olmak, Kırkından sonra Saz çalmaya başlamakla benzeşir mi? Bilemem… Nasıl aşık olmaz insan? Mevsim ilkbaharsa, Duyguların allak bullak olmuşsa! Satın alınmışsa düşlerin, Demokrasi, Her sokağın başında türeyen Yandaş holdinglerin güdümüne girmişse, Uyutulmaktaysa yeni nesil… Uyuşturulmuşsa beyinler, Nasıl aşık olmaz insan? Sev kardeşim, Aşık ol… Boş ver aldırma. Umursama yeryüzünde olup bitenleri… Üç-beş milyon dolara el konulan Milli varlıklarımız karşısında Duyarsız ol… Sözde aydınlar gibi! Sanma ki maskarası olur Kocayan aslan, Kendine uygarlık adını veren “Tek dişi kalmış canavar”ın. Şimdi sevme zamanı, Henüz ölmeye vakit varken, Sev, aşık ol… Yeter bir dakikalık sevişmek bile… Basma kuyruğuna yılanın! Bin yaşasın sana dokunmuyorsa… Sev kardeşim… Aşık olursan; Borsa yükselir, Enflasyon düşer. Ekonomi güç kazanır! Bir çırpıda vurur parsayı Sıcak paralarla gelen düzenbazlar Biliyorlar yağmalayacakları yeri… Belki karanlıkta yürümek gibidir Altmışından sonra aşık olmak, Kestiremezsin önüne çıkabilecek uçurumları. Uçurumda sonlanabileceğini bile bile Yine de sev. Aşık olmayı beceremiyorsan benim gibi, Vatanını ve ulusunu sev, Uğrunda can verenler gibi! Ben, ezelden aşık olmuşum Ülkemin toprağına, taşına… Rehberim olmuş Atatürk, Yürümüşüm izinde tüm engelleri aşarak… Paylaşamam sevgimi Vatanımın, ay yıldızlı bayrağımın sevgisi vardır Küllenmeyen tutkumda! Damarlarımda dolaşan kanda… Bayram Ali Bayram |
Aydınlık Geleceğe
Anlıyorum sabahın yakın olduğunu. Zifiri karanlığın bir kabus gibi çöküşünden... Ve biraz sonra Güneş doğacak, Gözleri kamaştıran parlak ışığı Aydınlatacak yeryüzünü... Yeniden kavuşacak gece gündüze, Umutsuzluktan umutlar yeşerecek.... Geleceğe uzanan yeni bir yaşam köprüsü oluşturacak, Sabahın ufkundan doğan Güneş... Yeniden can bulacak Yaşlanan evrede dünya... Bir daha geri gelmeyecek, *******in kahredici zifiri karanlığı.. Zaman karanlıkta uykuya yatmayacak, Ve yaşam donmayacak Duran yorgun zamanın aralığında... Düşler gerçeğe dönüşecek, Zamanın hızlı akışında. Zamanın olmayacak, Zaman aralığından dönüp geriye bakmaya... Zifiri karanlık ölüm uykusuna dalacak, Kendi girdabının sonsuzluğunda... Açık olacak yolun, Ufkun açık. Boşa çıkmayacak sana bağlanan umutlar. Yürüyeceksin koşarcasına, Bugünde yarına, Yarından ileriye... Yarından ileriye... Bayram Ali Bayram |
Belli Değil
Bozuldu zamanın düzgün akışı, Oğlan belli değil,kız belli değil. Karıştırır olduk,güz ile kışı; Bahar belli değil,yaz belli değil... Örnek aldık Avrupa'yı her işte. Onları da geçtik biz bu gidişte. Yoktur üstümüze nane yeyişte; Ördek belli değil,kaz belli değil... Arabeskle hüzünlenir ağlarız, Pop müziği ile coşar oynarız. Acıkırız kola,burger alırız, Biber belli değil,tuz belli değil... Türküyü bıraktık,pop cazı tuttuk; Yıllar yılı yeni nesli uyuttuk, Öz çalgımız bağlamayı unuttuk, Müzik belli değil söz belli değil... Bayram Ali Bayram |
Bir Daha
Ay Ocak, Yıl 1974 Kar yağıyor dağ köylerinin birinde Anadolu'nun Buz tutmuş yürekler, Evlerin damında kara bulut... Dev adımlarıyla, On yılı,elli yılı birden adımlıyor tarih... Bir kadın kıvranıyor yatakta, Çığlıklar içinde... Bir çocuk doğuyor, Açıyor gözlerini umutla ışığa.... Evlerin damında kara bulut, Buz tutmuş yürekler, Ve çocuklar, Kurşuna dizilen tutsaklar gibi Birer birer kıvrılarak ölüyor... Kara sevda, Kara bıçak gibi saplanmış bir kez yüreğimize... Ne ağıt yakmak gelir içimizden Ölenlerin ardından, Ne de beklemek fırtınalı günlerin geçişini... Dev adımlarıyla On yılı,elli yılı birden adımlıyor tarih, Her gün bir çocuk ölüyor. Bir daha... Bir daha... Bayram Ali Bayram |
Bir Demet Ay Işığı
Ay ışığı vuruyor ağaçların arasından Dün geceden kalma! Yollar karanlık. Geceyi adımlıyorum böğrüne basa basa! Farkında değilim Kurulan çakal tuzağının; Yollar karmaşık! Gece acımasız, Ağaçlar ürkek! Fısıltı gibi, Tedirgin esen rüzgarın ıslığı… Ormanda ağaçlar kesiyor Yıldızların ışığını. Ay ışığı paramparça… Yalnızlığımı unutturan, Yüreğimden süzülen bir sevda türküsü; Belki de son hüznünü taşıyor Yaşanmış zamanın… Dalların arasından sızan Ay ışığını topluyorum, Yarınlara dair düşlerimin Aydınlıkta büyümesi için… Ve sana bırakıyorum Bir demet ay ışığı ile düşlerimi, Umutlarıma hoşça kal demeden… Bayram Ali Bayram |
Bir Gün Daha Bitti
Bir gün daha bitti sensiz Bir ömrün akışında… Alıp götürdü sevdalarımızı Yorgun akşamların ufuklarına. Sensizliğin hüznü Çığlık çığlık büyürken içimde… Sen uzakların ötesindesin şimdi, Zamanın yolculuğu acımasız… Oysa ben Yalnızlığımın girdabında tutsak, Seni yaşıyorum Bitmekte olan günün akşamında Yorgunum… Ve gün batarken Yorgun akşamların ufkundan, Kasvetli bir pembelik kaplar gökyüzünü; Yıldızlar uyanır *******in koynunda. Yol gösterir Sevdalarımızın sonsuzluğa doğru yolculuğunda… Duygular söner, Düşler son bulur Yitirilen umutların ardından… Batan günün hüznüyle Kararır kasvetli pembeliği ufkun; Anılar silinir birer birer Kaybolur yaşanılan yıllarla birlikte… Bayram Ali Bayram |
Bir Karamsar Şiir
Yıldızlar sönük gökyüzünde bu gece, Fırtınalar kopuyor Gecenin ürperten sessizliğinde, Düşlerimi sürükleyip götürüyor Girdapta savrulan yaşamın izleriyle birlikte… Ellerimi uzatıyorum, Gecenin rengi Siyaha boyuyor ellerimi! Gözlerim şafağı kovalıyor Ufkun belirsizliğinde yorgun… Karanlık, Daha da karanlıklaşıyor Gecenin ürperten sessizliğinde… Gece duyarsız, Fırtına ve ölüm girdabı acımasız, Düşler ve yaşamın izleri, Çaresiz! Şafağı kovalayan gözlerim yorgun, Şafak, Zehirli örümceğin ağında tutsak, Sabah, Belki çok uzaklarda, Belki de çok yakın… Gecenin en karanlık anı, Sabaha en yakın olan zamanıdır… Güneş, Ha doğdu ha doğacak! Kendi girdabında Fırtına ile boğuşurken gece… Geri dönecek Düşlerim, Yaşamın izleri… Ve yaşanmayan zaman… Bayram Ali Bayram |
Bir Ömrün Masalı
Umutlar filizlenir Üşüyen yüreklerde, Denizin acı rüzgarı Karaya vurmadan önce… Bulutlar uçuşur gökte, Ölümsüz düşleri tutar avuçlarında. Alır götürür yitik gurbete, Cehenneme dönüşür hasret. Kara sevdadır gözlerdeki hüzün, Bir ömrün çekemediği yük… Sulara yazılan öyküdür Vuslatın sevinci… Yaşamak; Yıldızları birer birer Özgürlüğe salmak gökte Güneşin her doğuşunda! Farkına varmak Zamandaki ayak izlerinin, Ve ölümü örmek Alevden saçlarına ömrün… Sinesinde uykuya dalmak! Bayram Ali Bayram |
Bizim Oralı
*******i çocuklar girer düşlerime, Bizim oralı… Ama aç, Ama tok, Ama çıplak…! Oyuncaklarıdır gökteki yıldızlar, Örtüdür *******in karanlığı üzerlerine Çektikleri çileler Bizim oralı… Yarınları çalınmış düşlerinden, Tutsaktır başka ellerde! Gönülleri dağlar kadar yüce, Umutları, Gökyüzünün maviliği kadar sınırsız… Düşleri, Gurbetin ötelerinde, Gözlerindeki hüzün Bizim oralı… Bulutlar geçer Gökyüzünün maviliğini yalayarak, Soğuk rüzgarlar koşar ardından… Kar yağarken dağların doruklarına, Yeniden alevlenen İçimdeki küllenen ateş Bizim oralı… Kuşlar uçar Gün batımından önce, Güneş ışığını taşımak için Yaşamın ufkundan ileriye, Kanatlarında hasret türküleri, Bizim oralı… Ve çocuklar girer düşlerime Ay ışığı vurur saçlarına, Yıldızlar silinirken gökten birer birer Yaşlar dökülür irileşen gözlerinden Bizim oralı… Bayram Ali Bayram |
Bizim Sazımız
Bizim türkümüzü çalar sazımız, Şakıyıp da öter tel nazlı nazlı. Halaya durunca oğul, kızımız, Gezer perdelerde el nazlı nazlı… Yürekler bir olup, gönül coşunca, El ele tutuşup dağlar aşınca, Duygular gönülden dolup taşınca, Eşlik eder saza, dil nazlı nazlı… Tarih öncesinden anlatır bizi, Perdesinde saklı, çağların gizi, Geçmişten yansıyan gür sesimizi, Anlatırken açar, gül nazlı nazlı… Sevda pınarından suyumuz çağlar, Bizimle gülerken, bizimle ağlar. Sesini dinlerken, aşılmaz dağlar, Açılır aşığa, yol nazlı nazlı… Yurdu Orta Asya, kopuzdur özü, Yanında yoldaştır, ozanın sözü. Olunca aşığın, gönlünün gözü, Sevdiğine söyler, gel nazlı nazlı… Bayram Ali Bayram |
Bizim Uşaklar
Bizim uşakların gözyaşlarıdır deniz… Bizim uşaklar denize bakar! Coşar Karadeniz’in çırpınışıyla, Horon teper bizim uşaklar Denizin azgın dalgalarının üzerinde… El ele tutuşarak sefere çıkarlar Göklere yükselir “Heyamola” sesleri, Yelkenler açılırken Mavi enginlerin sonsuzluğuna… Denizde takalar Takalarda bayraklar Özgürlüğü selamlar Her şafak vaktinde Bir rüyadır Karadeniz, Bizim uşaklar, Uyandırılmak istemezler mavi rüyadan. Yakamozda can bulur düşleri. Geçmiş zamanların silüeti belirir Mavi dalgalarda… Recep Reis gelir geçer Bir deli fırtına gibi eserek! Korkusuz bakışlarında vatan sevgisi… Ve Dursun Kaptan ve Kazım Kaptan Ve daha niceleri… Bir yandan zaman akarken, Karadeniz'in mavi sularında; Sonsuzluğun ötesindeki Bir sarı yıldız gibi yanar söner Uzaklarda Yoroz feneri! Yol gösterir Günün doğacağı yere doğru… Ve bizim uşaklar, Türkü yakar Karadeniz’e Picoğlu Osman,Bahattin Çamur Ali, Koruyanalı Hüseyin, Maçkalı Hasan Tunç, Göreleli Katip Şadi Ve Karadeniz’in deli uşağı İsmail Türüt…. “Uy deniz Kradeniz, Doldu da taşamayi” Deniz bizim uşakların gözyaşlarıdır, Martı çığlıkları bozar ansızın, Denizin sessizliğini Uyanır mavi uykudan bizim uşaklar, Kaybolur birer birer Uzaklaşan deniz fenerleri, Kaybolur takalar Hüzünlü gurbet ufuklarında… Güvertede Bir kemençe havasında Coşar bizim uşaklar yeniden Karadeniz’in deli dalgaları gibi Ha uşak ha… Ha uşak ha…. Bayram Ali Bayram |
Çarşambadır Çarşamba
“Çarşambadır Çarşamba”, Oysa bugün Perşembe… Oturmuşum evin balkonuna Karşıda, Sıcaktan kavrularak bozkıra dönmüş Küçücük tepeye bakıyorum… Düşler kuruyorum Elli yıl sonrasına dair, Tıpkı elli yıl öncesinde olduğu gibi. Bazen cinlerin değirmende söylediği Şarkıyı düşlüyorum, “Çarşambadır Çarşamba, Çarşambadır Çarşamba”, Katılırsam, Sırtımdaki kamburu alacaklar, Bugün “Perşembedir Perşembe” desem, Başkalarının kamburunu da bana yükleyecekler, Biliyorum… Sonra, İstanbul’un sosyete *******ini düşlüyorum… Sözde genç iş adamları, Mankenler vesaire… Parayı ve eğlenceyi görüyor gözleri yalnızca Bitimsiz zannettikleri bin bir gece masallarında! Vatan ve millet sevgisi, Uğruna canlarını verenler, Her gün birkaç şehit haberi… Bunların Masal olmadığını anlamak istemiyorlar bir türlü Biliyor musun? Bir süre sonra Sarı sıcak kendini hissettirmeye başlıyor iyice, Kendi gerçeğime dönüyorum yeniden… Çarş..çarş…Çarşamba değil bugün diyerek Cinlerin şarkısı belleğimden gitmese de… Bayram Ali Bayram |
Çiçekler
Bülbül güle tutkundur, Ömrünce şakıyıp durur gül için. Hiç bir güç bitiremez Onun güle olan tutkusunu... Çiçekler, kökleri toprakta olduğu sürece güzeldir. Koparılınca, Hüzünlenir,boynu bükülür; Çaresizdir,solar... Çiçekler, Al,pembe,mor,kırmızı,renk renktir. Doğanın gizi çözülmemiş güzellikleri Çiçeklerdedir... Yaşama coşkusu verir insana, Renklerinin büyüsü... Aşıklar, Sevgililerini güle benzetmek istemezler... 'Ben sana gül diyemem, Gülün ömrü az olur'bir tanem... Çiçekler solmamalı Türkülerdeki gibi...! Sevgili bir çiçektir, Sevgi de bir çiçektir... Yaşamın ilkbaharı Çocuklar da birer çiçektir.. Çiçekleri, Bana yaşama coşkusu verdiği için çok severim. Onları dalından koparmaya kıyamam, Bir kez sevdim mi...? Delicesine severim, Sevgiyi yaşarım... Ya kırmızı karanfil...! Kırmızı karanfili de çok severim. Ama yine de hüzünlendirir beni Kırmızı karanfil...! Mesela cezaevindesin, Güneş ile aranda Zamanın ördüğü, Onbeş yıllık bir duvar var. Yıldızlar kadar uzakta hissedersiniz kendinizi Gün ışığından... Ve sevgilin Kırmızı karanfil getirir ziyaretllerde Alır,efkarlanırsın. Gözlerin dolar.... Lakin yine de yaşadığının farkında olursun.... Sevgili,kırmızı karanfil,cezaevi vesaire... Bir gün bir demet kırmızı karanfil bırakıverirler, Mezarının üzerindeki Yeni kazılmış toprağın üzerine. Sonra, İki İhlas bir Fatiha ile veda ederler sana. Ve çiçekler, Ve sen Ve tutkun, Anılarda yaşarsınız. Anılaşırsınız,hatırlayan olursa eğer İşte o zaman yaşanan ömre değer... Bayram Ali Bayram |
Çocuğum
Duracak saatler, Donacak ******* sessizce. Sen uyurken beşiğinde... Yıldızlar küçülerek buzlaşacak, Duran zamanla birlikte. Yalnız senin gözlerin parlayacak, Işıl ışıl... Bir daha bahar gelmeyecek, Ve kıpırdamayacak meltemle Otlar,çiçekler,yapraklar... Kumral saçların dalgalanacak Duran zamanda bir kez... Sen büyüyeceksin çocuğum, Donan *******in sessizliğinde parlayan Buz tutmuş yıldızların altında. Ağlayacaksın... Göz yaşların akmayacak, Kanayan yüreğinle güleceksin, Evrenin sonsuzluğuna doğru... Bayram Ali Bayram |
Çocuğum 2
Durmayacak saatler, ******* aydınlanacak Gülen gözlerinin ışığında. Büyüyeceksin Renk renk parlayan yıldızların altında Avuçların semaya açık… Zaman, Mutlu günlere doğru akacak, Hafif meltemle kıpırdayacak Otlar,çiçekler,yapraklar; Dünden daha çok yaşama bağlı. Uçacaksın mutluluktan, Kumral saçların dalgalanacak Ak bulutların üzerinde… Mutluluğun şarkısını mırıldanacaksın Rüzgarların kanadına. Yankılanacak Bir uçtan bir uca; Mutlu olacağım dinledikçe… Büyüyeceksin çocuğum; Yeniden yaşam bulduğun Aydınlık dünyanda. Ve buz tutmayacak yıldızlar, Annenin doğum günüyle Başlayan bir ömrü, Dolu dolu yaşayacaksın Kimseciklere imrenmeden…. Hiç bir zaman Gözyaşların akmayacak; Yaşamın güzelliklerine atacak yüreğin. Hep güleceksin, Yarınlarda, Yarınlardan sonraki zamanlarda…. Bayram Ali Bayram |
Çocuk
Savrulsun kumral saçların, Memleketimin özgür rüzgarlarında...! Bulutlar kabarsın, Dolgun, mavi gözlerinin derinliklerinde, Her sevincinde veya hüznünde, Deniz olup taşsın mutluluğa akan her damlası Sınırsız… Uzat ellerini, Okşa gökyüzünün maviliğini…! Özgürlüğün resmini çiz güneşe, Türküsünü duysun yüreğinde Bu toprakların..! Haykırsın her doğuşunda, Sabahın ufkundan… Yarınlara bırakma yaşamayı, Doyasıya yaşa bugünden; Yaşamın her anını. Erteleme düşlerini, Pişmanlık duyma, Ansızın ürpererek uyandığında… Pahalıdır ama, Oyuncak değildir özgürlük… Ve oyuncak kadar ucuz değildir Memleket sevgisi… Bayram Ali Bayram |
Çocuksu Düşler
Bir başkadır çocuksu düşler, Büyüdükçe büyür Evrenin sınırlarını aşarcasına… Bir bakarsın küçülerek Şehrin yoksul varoşlarını doldurur, Çocukça… Gün olur Kara bulutlarda kaybolur Boy atan umutların Yarınları düşlerken Kayan yıldızlarda yanar Gözyaşlarının hüznü! Sevinemezsin gök mavisince, Ama hakkındır sevinmek… Senin değildir artık Çalınan düşler! Zamanla yarışacaksın Yeniden kavuşmak için çalınan düşlerine! Ve tanığı olacaksın yaşanacakların, Çocuksu düşlerinin Karmaşık yolculuğunda… Sihirbazlar çıkar yoluna, Hileleriyle silmek isterler Geleceğe dair düşlerini, umutlarını… İşte o zaman Yine sen bozacaksın Onların hileli oyunlarını… Alevden saçlarına tutunarak güneşin, Yol alacaksın Aydınlık zamanlara, Çocuksu düşlerinle! Çocuksu düşlerinle… Bayram Ali Bayram |
Dağlar
Karşıda sıralı dağlar, Gökyüzünde asılı duran mor bulutların altında. Doruğu karlı... Geç karşılar baharı, Yeni açan menekşeler,mor sümbüller,laleler.... Irmaklar çağlar yamaçlarından, Suları serin... Nağme nağme yükselişi duyulur Çağıltısında, Ve yanık kaval sesinde Ezgilerin... Köyler serpilmiş eteklerine Düşlerdeki masal diyarı gibi. Halka halka dumanlar yükselir bacalardan, Geriye küllerini bırakarak. Alır götürür uzaklara, Umutları,tatlı düşleri Yakarak.... Pınar başında Su doldurur tetstisine köylü kızları. Yüreğindeki sevgiyi dokumuştur Başındaki yazmaya... Sevinci,hüznü okunur gözlerinden, Yavuklusunu bekler Yollarına bakarak.... Çıngırak sesleri duyulur uzaklardan Sürülerin. Dağlardan ovalara doğru, Sessiz çığlığıyla eserken rüzgar Serin serin, Büyülenirsin sessizliğin gizemli sesiyle; Bu diyarda aşinası olursun türkülerin... Bayram Ali Bayram |
Bu Akşam
Bu akşam, Anılara doğru aksın zaman biraz da... Ay ışığı uyusun boğazın mavi sularında. Ve sene bin dokuz yüz bilmem kaçın yaz *******inde... Bir taş plak koy gramofona; Önce fasıl geçsin Kürdilihicazkardan. Sonra, Hafız Burhan'dan bir gazel... Geziye çıkalım bir İstanbul mehtabında; Dostlarla beraber... Çekelim kürekleri, Moda'ya,Kanlıca'ya,Göksu'ya; Ve Kalamış koyuna... Münir Nurettin'i dinleyelim; Suların donuk maviliğine akseden seslerde... Sonra... Şiirler dinleyelim, Geçmişi nakşeden seslerde... Yahya Kemal'den... Şöyle bir rüzgar essin hafiften, Deniz ve yosun kokusu sinmiş olsun anılarına. Martılar uçarken başının üzerinden; Orhan Veli'yi bulalım bir İstanbul kaldırımında.... Dostluk kuralım,garipliğinin yalnızlığında... Sıcacık ve cana yakın... Bir taş plak da Zeki Müren'den koy; Elli yıl öncesinden; Şöyle Maksim'e kurulalım ağırdan... Okusun Hicaz'dan,Nihavend'den. Neşelenelim hüzünle karışık... Hüzün,neşe ve keder; Ve biraz da aşk Tuzu ile biberidir yaşamın... Tam sırası şimdi, Durdur zamanı dostum... Ve yaşasın duran zaman kesitinde; Loş deniz kokusuyla İstanbul.... Bayram Ali Bayram |
Bu Dağlarda
Güneş, Kızıl ışınlarıyla selamlar bu dağları... Rüzgar, Çığlığı anımsatan ıslıklarıyla... Kış mevsimi, Uçarken donan kuşların düşmesiyle yere. Yoksulluk, Her sabah her akşam... Ölüm, Harşit Çayının geçite kapanmasıyla Ve kurşun sesleriyle alçakça... Sonra, Yaşanalar yanık bir türkü olur; Pul pul,kavruk bakır renkli yüz üzerinde; İzleşir. Kalın ve çatlak dudaklar arasında, Islıklaşır.... Bayram Ali Bayram |
Çanakkale'de Şahlanan Gurur
Tarih 16 Kasım 1914 Uzak olmayan bir zaman. Ateş çemberinin içinde vatan, Ve tarih girdabında, Yok edilmek istenen Türk Ulusu... Durdu zaman, Tarihin donan akışında. 'Soğuk,düşmandan daha soğuk.' Nice yürekler dondu, Allahuekber dağlarıda; Zemherinin ayazında... Gidenler geri gelmedi, Yemen ellerinden. Nice yürekler kavruldu, Yemen çöllerinin cehenneminde. Nice umutlar bitti, Geriye yalnızca özlemlerini bırakarak... Onlar, Yoksuldular; Sefaleti yaşadılar.... Yaşamak istemediler tutsaklığı; Çünkü, Onurluydular... Onlar, Çocukluklarını yaşamadan büyüdüler, Ve genç olmadan öldüler. Yaşlılar da vardı aralarında, Acıyı tatmışlar,ateşi sineye çekmişler.... Doksan üç Savaşı ve Balkan Savaşları gazileriydi. Hiç yaşamadan yaşlanmışlardı... Sonra, Vatan toprağıyla bütünleşerek Bayraklaştılar... Önce insandılar... İnsanlıklarını gösterdiler düşmanlarına, Duran zaman aralığında... Ve tabyalarda Vahşetin tüm acımasızlıklarını yaşadılar Kıyametten de öte... İmanlarını siper ettiler vahşete karşı. Ölmeleri emredildi, Ölmeyi, Allah'a kavuşmak olarak düşündüler. Ölümü, Gülerek karşıladılar. Allah'a ulaştılar... Tarihin şanlı sayfalarının arasında; Çanakkale arslanları olarak Yerlerini aldılar... Bu efsanevi destanı yazan Milli ruh, İzmir'de ilk kurşun, Vatan sathında Kuvay-ı Milliye, Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal oldu... Son buldu Türk'ün üç asırlık geriye çekilişi. Var oluş Destanı Kurtuluş Savaşıyla.... Mustafa Kemal'le başladı Tarihin duran akışı yeniden. Ve sona ererken yaşanmayan zaman... Bayram Ali Bayram |
Dağlara Deyiş
Şu karlı dağlara derdimi desem, Bilmem Kerem gibi duyar mı beni...? Derdim paylaşmaya ortak istesem; Eskiden dosttuk biz,anlar mı beni...? Yol istesem üzerinden aşmaya, Özlediğim ele doğru koşmaya; Çağlayanım,karakışta coşmaya, İlkbahar gelmeden koyar mı beni...? Bilirim bu mevsim,laleler açmaz. Karayele karşı,turnalar uçmaz. Şu divane gönlüm,asla vazgeçmez. Böyle bilir dağlar,salar mı beni...? Şu dağlardan başka beni kim dinler...? Bir tanısa beni,feryatla inler... Ömür dedikleri,geçince günler; Bilmem ki koynuna alır mı beni....? Bayram Ali Bayram |
Dağların Efesi'ne
Korkunun kol gezdiği karlı dağların *******inde, Sen,şafağı bekleyen korkusuz bir kahramandın. Gözlerinden çakan şimşeğin parıltısı; Güneş olurdu, Bitmek bilmeyen *******in sabahlarına.... Hain düşmankurmuş tuzağını,sinsice,acımasız... Açmadı mor sümbülleri dağların; Ölüm sessizliğinin gölgesinde. Kurudu nice aşıklara su veren pınarları; Irmaklarının gümüş rengi suları; Gayri çağlamadı,ne baharda ne de yazda; Tutsak kaldığı ihanetin koynunda... Sen dağlara hükmederken; Bir destanı yaşadın yıldızların ışığında... Bir yandan'ne güneşler battı' Yüreklerinde vatan sevgisi, Başkumandanlarından aldıkları ölüm emri... Ve yaradanına kavuşma tutkusu...! Her batan güneş yeniden doğdu; Ordulaştı Dağların Efesi'nin ruhunda... Ben Göktürk'üm, Ben Oğuz'um Ben Mustafa Kemal'im, Diye haykırmak için bütün dünyaya. Sen,Mor Dağların Efe'si; Yalçın kayalıkların korku bilmez boz kartalı; Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkan kararlı iradesi. Biz İzmir'de Hasan Tahsin, Vatan sathında Kuvay-ı Milliye, Tan vaktinde,Kocatepe'den şahlanan milli ruh; Çiğiltepe'de yarbay Reşat; Menemen'de kubilay'ız... Adım adım yaklaşmakta olan karanlığın karşısında...! Belki unutanlar vardır yaşanmış ihanetleri... Ama unutmaz tarih. Çanakkale ruhunun yazdırdığı; Türk'ün Şanlı Kurtuluş Savaşı Destanını. Başkaları unutmak istese de Tarih unutmaz.... Bayram Ali Bayram |
Dedelerimiz Ninelerimiz Ve Biz
Ural,dan, Altay’dan çağlar suyumuz, Tanrıdağı Türkü,Oğuz soyumuz, Gümüşhaneliyiz,Torul ilçemiz; Gündoğdu köyüdür bizim köyümüz. Onlar, Seferberliği yaşadılar. İşgali ve ihaneti gördüler, Yoksulluk ve yoklukla iç içe oldular. Çoğu şehit düşmüş, Kalanlar da Tarihin yaşayan tanıklarıydılar… Onlar, Dedelerimizdi, ninelerimizdi. Onlar bize, İşgali anlattılar, İhaneti anlattılar, Yoklukla ve yoksullukla Savaşlarını anlattılar… Onlardan Nice seferberlik öykülerini, Yaşanan dramları, Efsanevi kahramanlık destanlarını Ve Hüzünlü seferberlik türkülerini dinledik. “Urusun gemileri, Hem ileri hem geri. Urus gözün kör olsun, Dul kodun gelinleri” Veli oğlu Ali, Asker olur on dokuzunda. Yürürler karlı dağları aşarak. Ayaklarında çarıkları, Üzerlerinde giysileri, Belki vardı,belki yoktu… Bir haftada Erzurum’a varırlar. Askerliği öğrenirler birkaç günde; Ardından yürüyüş başlar yeniden Karakışın tufanında Kimileri toprağa dökülür, Toprağı vatanlaştırmak için; Bu bitimsiz yolculukta. Kalanlar, Sarıkamış’a ve Allahuekber dağlarına ulaşırlar Karlı dağlar, Geçit vermez karakışta… Ve doksan üç bin yiğit, Tek bir beden olarak, Hakka ulaşırlar; Düşmana bir tek kurşun bile Atamamanın üzüntüsüyle… Önce, Zemherinin karı tutsak alır Veli Oğlu Ali’yi. Sonra düşman… Gözler uykuyu,beden yorgunluğu, Yürek özlemeyi unutmuş. Aylarca dolaşır durur Kafkaslardaki tutsak kamplarında.. Vatan karlı dağların ardında, Düşler kadar yakın, Umutlar kadar uzaklarda kalmıştır… Savaş bitmeden, Bolşevik cehenneminin içinde bulur kendini. Ve hiç bitmeyecekmiş gibidir Tutsaklık yılları. Rus askerlerinin hüzünlü şarkılarını paylaşır Mevzilerde. “Uyuyorum,uyanıyorum, Rüya göremiyorum. Yarin yanına gideceğim, Nerde olduğunu bilemiyorum.” Anadolu’da süren onurlu direnişin Ünü tutar bütün dünyayı. Yeni bir umut ışığı yanmaktadır Düşlerin ötesindeki vatanda… Gazi Mustafa Kemal Paşanın kolları Uzanır ta Kafkasların ötelerine. Vatanına kavuşur Veli oğlu Ali. Gerilerde kalmıştır Yaşanmayan zaman; Dile kolay,tam yedi yıl… Sonra, Büyük taaruzun gururunu yaşar Bir ömre bedel… Çocukluğumuz, gençliğimiz; Anılarıyla yoğruldu ve pişti. Destanı kaldı unutamadığımız Bir de türkülerinden bazı dizeler.. “Siperin ardına uzandık yattık, Alman beşlisiyle düşmana attık” …………………………… Bayram Ali Bayram |
Dönüşsüz Gidiş
Gölgeler suya iner, Güneşin batışıyla. Diner gözyaşları, Vuslatı bekleyenlerin. Anılmaz artık geçmişte kalan günler…. Uykuya dalar Güneş, Düşlerin ötesinde… Yeniden başlar yolculuk Yorgun adımlarla; Üşüyen ay ışığında. Artık kılavuz değildir Demirkazık yıldızı, Donan sabahlara doğru akan Dönüşsüz gidişte…. Birbirini izlerken Kayan yıldızlar gökte. Yaşanılan ömrün, Son kez buz tutmuş gözyaşlarıdır Birer avuç…. Sabahlar beklenirken Kar yağar mevsimsiz, Güz yaşanmadan…. Düşler biter duygular donar, Sabahyıldızı doğmaz bir türlü; Oysa Kervankıran’dır bitiren Ulaşılmaz sabahlara doğru giden yolculuğu…. Bayram Ali Bayram |
Duyuş
Evrenin sırları bedende saklı, Onu ilmek ilmek dokuyan vardır. Çözemez bu sırrı insanın aklı, “Elif,lam,mim”diye okuyan vardır. 'Ol' emriyle 'Hu' der ilkin yürekler, Şükrederek secde eder melekler. Çarkıfelek gibi gökte alemler, Döner 'Hu' diyerek,görenler vardır.... Alemlere rahmet O gönderildi, “Rabbinin adıyla oku” denildi; Sevgiyi kalplere doku denildi. Bu sesi içinde duyanlar vardır. Gelmiş geçmiş evliyalar erenler, Hak yoluna nice postun serenler; Evrensel ışığa gönül verenler; Sırrın ötesine erenler vardır. Dünyayı yıksan da bir gönül yıkma, Bir an olsun Hakkın yolundan çıkma. Kabul olmaz diye, umutsuz bakma. Tefekkürle dua edenler vardır. Bayram Ali Bayram |
Dün Gece Seni Düşündüm
Dün gece seni düşündüm yine... Senin yokluğunda Düşlerim darmadağınık, Yüreğim isyankar. Tutkun muyum,değil miyim? Bilemiyorum..... Sensizliği yaşıyorum Ceviz kabuğunun içine Hapsettiğim dünyamda.... Cama vuran ay ışığında Silüetini görüyorum, Paramparça. Sonra, Birden yok oluşunu.... Kim bilir, Belki de sonsuzlukları geziyorsun Kendi dünyanda; Benim anlayamadığım... Bir an için Başımı alıp gitmek geldi içimden. Anılarımda, Senin izlerinin olmadığı Bir başka diyara. Denedim,olmadı... Dün gece seni düşündüm yine....! Aramaya çıktım kentin varoşlarında; Adımladım zifiri karanlıkta Daracık sokakları. Kocaman kenti, Avuçlarımın içine aldım Ve kentin ışıkları, Birer birer yok oldular Avuçlarımın içinde; Uçuşan yıldızlar gibi.... Çaresizlik içinde, Buz gibi soğumuş yatağıma döndüm Yeniden. Sabah olmak üzereyken, Kısacık bir yorgunluk uykusuna daldı gözlerim. Beliriverdin düşümde.... Elinde bir demet kırmızı karanfil, Gülümsüyordun alay edercesine. Hey koca çılgın, Benim için değer mi? Diyordun.... Bayram Ali Bayram |
Düş
Güneşin gölgesi düşünce suya, Ufkun ötesinde dalar uykuya. Bir ömrü yaşamak tatlı bir rüya, Ansızın uyanır ihtiyar çınar. Dağın üzerinde bir yıldız yanar, Mavi ışığında geçmişi anar. Gecenin koynunda yüreği kanar, Dağın yamacından çağlarken pınar. Sabahın fecrinde öter bülbüller, Bülbül sesi ile açılır güller, Dermanın ararken dertli gönüller, Gider bir dikenin dalına konar. Okunur yüzlerden yılların izi, Ağaran saçlarda yaşamın gizi, Yalancı düşlerle oyalar bizi, Her insan dünyanın sihrine kanar. Bayram Ali Bayram |
Fırtına Öncesinin Son Sessizliği
Kabarır gökyüzünde bulutlar, Fırtına öncesinin son sessizliğinde… Denizler sütlimandır, Ve uyanışın mahmurluğunu Üzerinden atmak üzeredir Öldüğü sanılan altın yeleli aslan! Taş kesilir duygular, Ayrışan yolların karmaşıklığında.. Anlayamaz tükenen sabırların öfkesini. Fırtına kopmadan önce! Fırtına koptuğunda Gökyüzü tutamaz olur bulutları, Bulutlar yağmurları, Nehirler suları, Denizler, Kıtaları yutan dalgaları Ve yaşlanan dağlar Püsküren volkanları… Fırtına kopmadan önce, Sevgiye dönüşmeli nefret, Kin dostluğa, kardeşliğe; El ele vermeli insanlar, Aydın ufukların yolculuğunda. Son verilmeli sen ben kavgasına Dönmeli yeniden gerçek aslına Tarihi yazan şanlı neslin Gururlu çocukları… Bayram Ali Bayram |
Fırtınaların Sessizliğinde
Kabaran denizin azgın dalgaları savrulur, Yüreğimde kopan fırtınalarda… Karanlıkla boğuşurken Pusulasız kaptan gibi; Tehdidin ıslıkları duyulur uzakların ötesinden. Adres sormayan kurşun kalleşliğinde… Ertelenir güneşin doğuşu bir başka sabaha; Kristalleşir gözyaşları kumsallarda. Gün doğumu öncesinin hükmü geçer Bulutlara,göklere… Çölleşirken düşünceler, Alacakaranlığın suskunluğunda; Prangalar gerekmez satın alınan özgürlüğe… Döner yer yuvarlağı güneşin etrafında. Milyarlarca ışık yılının gizemiyle Yol alır mikroskobik bir zaman diliminde. Anlamak istemezcesine üzerinde yaşanılanları.. Ne sevmeye vakit kalır ne de sevilmeye Fırtınaların sessizliğinde. Tutuşan yüreklerin atışı, Bir tutam alev olur evreni saran; Yarınlara olan özlemin tutkusuyla Güneş ufukta belirirken… Bayram Ali Bayram |
Gece Ve Yağmur
Biten bir günün gecesinde, Derin uykuya dalmak üzere karanlık. Zaman ilerliyor, Saatler unutmuş zamanı göstermeyi. Bilemiyorum neresindeyiz zamanın… Yalnızca Bir adımımın gecede olduğunu anlıyorum. Hüzün yağıyor gökten, Sonbahar yağmuruyla birlikte… Yağmurun sesini dinliyorum Gecenin koynunda! Yağmurun sesinde, Yılların yorgun şarkıları… Yüreğime hançer gibi saplanan Acımasız bir çığlık gibi, İntikam alıyor sanki… Zaman geceye tutsak Geceyse yağmura… Şarkılar yağmurun sesinde, Acımasız bir çığlık, Ve yüreğim Acımasız çığlığa tutsak… Ve ben… Yaşamın girdabında sürükleniyorum… Bayram Ali Bayram |
Garip
Kaybolmuştu, Gizemli bir yolculuğa çıktığı Küçücük evreninin derinliklerinde. Bir karanlık boşluktu gözleri, Korktuğu besbelliydi; Bakışlarının derinliğinde gizlenen Uçsuz bucaksız uçurumdan…. Gidemeyişinin hüznünü yaşıyordu, Yaşanılan günün ardından…. Arayı açmıştı Düşleri,umutları, Göğüs kafesine sığdıramadığı Yüreğinin heyecanı; Çok uzaklardaydı…. Garipti, *******i dinliyordu, Yalnızlığının tutsaklığında; Avunacak anıları yoktu Dünden kalan. Farkında değildi, Ne sevdiğinin, ne de sevildiğinin…. Belliydi kendisi için yaşamadığı. Kim için yaşıyordu,kim bilir…? Bakışlarında kaybolmuştu, Sevinçleri,üzüntüleri… Anlamsız bir ezginin Mırıltıları dökülüyordu, Moraran dudaklarından. Hırçın bir ırmağın Yorgunluğu vardı, Garipliğinin durgunluğunda… Bayram Ali Bayram |
*******
Çağırmayın beni *******...! Çağırmayın beni, Ben gündüzlere vurgunum.. Güneşin aydınlığında büyürüm sereserpe... Çağırmayın beni *******... Kaybolurum karanlığın koynunda. Gözlerimi kapamaktan bile korkarım, Bu yüzden hasretim uykuya... Kopuk kopuk düşler kurmuştum, Bir ömrün ötesinden. Alıp götürmeyin düşlerimi, Çağırmayın beni *******... *******in sessizliğinde döner Değirmen taşları. Kara sevdalıların çağlayan gözyaşlarıdır suyu... Öğütür birer birer umutları, Dağlanmış yürekleri... Savurur rüzgarlara... Çağırmayın beni *******...! Varsın toprağa düşsün umutlarım. Yeniden yaşam bulsun gün ışığında. Varsın dönsün değirmen taşları, Çağlayan coşkun pınarlardan alsın suyunu. Öğütsün ıssız *******in karanlığını Ve kara sevdalıların umutsuzluğunu.... Bayram Ali Bayram |
*******de Sen
Ağır gelir *******in karanlığı, Kabusun olur,çöker omuzlarına; Bir ömrün yükü kadar ağır... Uyku tutmaz bir türlü gözlerin, Kurşun gibi ağırlaşsa da göz kapakların... Zaman durur, Dost olursun *******in zifiri karanlığıyla Ve baş başa kaldığın dertlerinle.... Yabancılaşır, İz bırakmadan Bir bir silinip giden yalancı düşlerin... Uykuların yabancı; Rüyada mutluluğu görmek yabancı... Umudu tükenir, Bir tabloya resmedilmiş gülüşlerin... Ne kalır geriye, İki damla gözyaşlarından başka; Avuçlarını açtığında.... Korkutursa seni Bitmeyen *******in karanlığı, Beni çağır,gelirim.... Bekle beni,yollarıma bakarak. Belki gökte silinip giden Yıldızların arasından...! Belki de güneşin, Sabahın kızaran ufkundan Doğmasından önce; Çıkagelirim... Bayram Ali Bayram |
*******i Pencerede Bir Kız
Pencerede bir kız, *******in karanlık bulutlarına işler Düşlerini.. Gözleri *******in kanayan yarası… Dökülen hüzünlü yaşları, Karanlığa karışır. Pencerede bir kız Umutlarını çizer karanlığa; Sevinçleri *******den karanlık... Uzaklaşır düşlerinden, Işıkları sönen şehrin Soğuk *******inde... Umudu belki bir sestir Uzaklardan beklediği, Sessizliğin ürpertisinde… Pencerede bir kız, Bakışları çığlık çığlık Karanlığı yırtar! Sevgi anlamını yitirir Sabaha karşı, Çaresizliğine yaktığı ağıtta… Bir yaprak düşer daldan, Ürperir ansızın… Üzerine çöker gökler, Yalnızlığıyla birlikte! Kaybolur tan vaktinden önce, Gözlerinin izi kalır Işıkları sönen şehrin Soğuk *******inde… Ve ******* duyarsız çaresizliğine! Özgürlüğe uçar Gün batımıyla birlikte; *******i pencerede bir kız… *******i, Pencerede… Bir kız… Bayram Ali Bayram |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:00 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.