![]() |
Ahmet Tevfik Ozan
Abdurrahim Karakoç'a Mektup
Karakoç, Karakoç; Koçsun, Karasın! ... Lakin 'ak'dan, 'Akgünler'den haber ver(!) Satıp bir 'Yalan'ı, bin bir dolara, Fakirlikten, Fukaradan haber ver(!) Kesme boynuzlan, yer yok koyacak! Sormasan ne çıkar, Millet soracak! 'Ha gayret, ha gayret (zaman) duracak! ..” Diyen eşseklerden, atdan haber ver! 'Anahtar uydurdum cennet açmaya. Cihat devri geçti, gayret kaçmaya! .. Hıyanet, Fesatlık, yalan saçmaya, Ottan evvel koşan, 'sap'tan haber ver! 'İnsan mı maymundan, maymun insandan..? ! Bir üfürsem melek çıkar lisandan Birbir yalan Peygamber’(s.a.v) den, Hasan' (r.a) dan Fetva veren, ulemadan haber ver! Haber ver, haber ver Çark-ı Felek’ten! Allah için sözü indir elekten! Aşk-ı Muhammed'le savur okunu Bak bakalım, kimler çıkar delikten! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Adalet ve Hakikat
Ve döner, semaların nuru pencerelerde Karanlık nura akar, haykırır; Ömer (R.A.) nerde? Taş yürekli duvarlar, buzdan sükûtu keser Bir çiçekte kelepçe, haykırır; Ömer (R.A.) nerde! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Adanın Çamları
Denize açılan çamlıkta, yollar.. Bir rüzgâr sesiyle, gönlüme dolar Adanın aşk kokan, *******inde.. Şarkılar kıskanır... seni, şarkılar.! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Ağaç Olmak Varmış
Issız dağ başında, Ardıç ağacı Donmuş bir türküdür... yeşil ve yalnız! Haşir korkusu yok... Hesap Günü yok Ve ölüm korkusu... soğuk, apansız! Ahmet Tevfik Ozan |
Ah Başıma Gelenler
‘‘Sen çiçeksin, yeşil gözlüm.. bir çiçek! Günler gibi, aylar gibi, yıllar gibi..ölecek! ...’’ Ne söylesem, anlamıyor bu çiçek.. Artık sözüm,bir gelmemiş Bahar’ın! Bilmiyor ki, kış her şeyi biçecek.. Bilmiyor ki, yüreği yok; karların! ... Çiçek, çiçek, güzel çiçek.. baksana! Ben gönlümü, yeşil-beyaz bir periye emzirdim! Alıp onu bir dalına taksana! Gör ki; seni nice yıllar; ben başımda gezdirdim! Çiçek, çiçek, güzel çiçek.. baksana! Ne söylesem, anlamıyor bu çiçek.. Artık sözüm, bir gelmemiş Bahar’ın! Bilmiyor ki, kış her şeyi biçecek Bilmiyor ki, yüreği yok; karların! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Akıl Yetmez Bir hasret
Anamdan çok severdim, karpuzu; o günlerde! ... Şimdi benim gibi,binlerce çocuk! ... Akıl yetmez bir hasrettir, damakta.. Karpuzlara baka baka yolculuk! ... Ey mübarek bir yeşilde, kırmızı Karpuzu dillere gönderen toprak! Dedemin kanı var, kızıllığında O nurdan karpuza, bir de öyle bak! ... ‘‘Bu efkar, gönüle damlayan ataş.. Taş olmuş, göklerde dualarımız! Bir yağmur, bir yağmur, bir yeşil yağmur Yağmasın, kapanır yaralarımız! ...’’ Anamdan çok severdim, karpuzu; o günlerde! ... Şimdi benim gibi binlerce çocuk! ... Akıl yetmez bir hasrettir, damakta.. Karpuzlara baka baka yolculuk! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Alemlerden Aleme
Gözbebekleri, alemlerin Aleme açıldığı penceredir... Ahmet Tevfik Ozan |
Amentü Billahi
Zerreler akıyorken, zamanın yalağında Bir sır var, bu alemde; zerrelerce bir sır var! ... Hayattan kelebekler uçar, ölüm bağında Bir sır var bu kalemde, çizgilerce bir sır var! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Analar
En uzun *******in Anaları, çileye çağırdığını bilirim.. Bilirim, bahar çiçeklerinin Ana kalbinde yeşerdiğini.. Analar... sevgi dağıtan melekler Canlı çiçekler için, çırpınan kelebekler En anlatılmaz sevgilerin Göz pınarlarında çağladığını bilirim Bilirim en güzel dileklerin Ananın ağzından söylendiğini... Analar... uykusuz *******den taşan pınarlar Gülen çiçekler için, yıllarca ağlayanlar! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Ankara Kızlarına
Varın, siz; gönüllerimizi çaladurun.. Bizler senelere, sığınmışız! Güzelliğinizi götüren ellere Canı gönülden, yalvarmışız.. Durdurun, şu zamanı; durdurun! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Ankara Yılları'na
Yalanmış, allı-pullu Ankara.. yalanmış rüya! Bin kerre ölüme yenilmiş, O Şehir; yalanmış! .. Döndüm hülya, döndüm hülya.. gene döndüm: O Hülya! Belli ki: kanmış gönül, bir hayale aldanmış! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Anlaşıimaz Bir İş
Ümidim, ormanlar gibi yeşil Hasretim, sular gibi akmakta... Ve gördüğüm her yaprak Sensizliğinden, solmakta! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Ardıç Dalı
Ardıç dalı, ardıç dalı! Sen yalnızsın, ben sevdalı! ... Gece gündüz, kırlangıçlar Senin üzerinden uçar.. Nah göğsümün şurasında Bir ağrı var, bir ağrı var! Kar dökülür, yağmur yağar Senin rengin aynı kalır! Seninle konuştum desem Kim inanır, kim inanır? ... ‘‘..Duydum, eyvah! ... yarim, gitmiş gideli Gökyüzünde iplik iplik bir yağmur Kirpikleri, ardıçlara dal olmuş.. Dal dal parmakları, yollara çamur! ...’’ Sen benim dert ortağımsın Sen benim aşk ocağımsın Sen benim gençlik çağımsın! .. Sensiz gönlüm, nasıl güler? ! Ardıç dalı, ardıç dalı! Sen yalnızsın, ben sevdalı! Söylesene ne yapmalı? ! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Arzu
Sende şark *******inin Tatlı esrarı Doyulmaz tadı Ve bir siyahi dilberin Körü körüne sadakati olmalıydı... Ahmet Tevfik Ozan |
Asker Tütün ve Kesmetaş
Bir tabip üsteğmen ve iki tabip asteğmen, Erzurum- Tekman Yolu’na koyulduk… Kıvrıla kıvrıla Palandöken'e çıkan toprak yolda yükselirken, Ağustos sonunda gördüğümüz rengârenk bahar çiçeklerini hayranlıkla okşuyorduk... Dağın zirvesinde, sağda: bir siyah heyula gibi üzerinde yıllanmış bir toprak yığını Palandöken Tabyaları’nı seyretmeye başladık.. Durduk; bir elin ayası ve beş parmak misali yapılmış tabyaların içine girdik. El ayası mesabesinde karargâh binası, binanın üzerinde kesme taşlarla yapılmış eyvan ve taş avluya, parmaklar gibi dağın çeşitli cephelerine dağılmış dehlizlere ve nakışlı kemerlere daldık gittik… Loş dehlizler ve avlularda; mazgallarda, geçen “Zaman ve Tarih” gözlerimizi yakan bir küf kokusu ve sükût ise; tenimize değen bir ince soğukluk olsa gerekti... Sükûta dokunmanın, zamanı koklamanın karmakarışık hissiyatı içinde dudaklarımızda bildiğimiz dualar, bir rüyayı yaşarcasına tabyalardan ayrıldık... Ağaçlarda tek tük sarı yapraklar Yaz desem, bir tuhaf., güz desem değil! Sonra Palandöken... sanki Kafdağı Gönül duman duman, köz desem değil! .. Şu kesıne taşlara yaslanmış asker Kimbilir kaç sabah ufka bakıp da Köyünde yarını, ceddini anmış.... Ufukta, sadece bir mavi beyaz Güvercin ve boşluk... sonsuzluk hissi! Derin bir çukurda, çok zor sezilen Paşa Camii'inde bir titrek ezan Ve hüzün ve eylül... ve titreyen an! Dağların başında yalnızlığımız Az nemli, kokulu kesme tütünle Tayın torbasında zor kardığımız Bir efkârlı duman gibi sevdamız Devlet-i Ali Osman’mış.... “Tebaa dediğin ancak emanet.. Dünyada her çocuk, bir nurlu çiçek! Bir azıcık zulme, biraz muhabbet; Bil ki Allah rızasını biçecek! ...' Ağaçlarda tek tük sarı yapraklar.. Yaz desem, bir tuhaf... güz desem değil! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Aslı Böyle
Yağmurlar; lanetlenmiş şehirden, kaçıyordu.. Ajanslar; “seller, bastı! ..” diye, haber dağıttı... Ahmet Tevfik Ozan |
Aslında Nur Yağmuru
Tek renkli semadan, renksiz su iner Kara topraklarla yoğrulur, çamur! Ve Tohum... Kâinat, izahtan aciz Canlanır, ruh bulur… nur üstüne, nur! Ahmet Tevfik Ozan |
Aşk Ordusu
Dağların doruğunda parlayan ışık, bizden Güzelin dudağına erişen kaşık, bizden.. Bizler; aşk pınarının, yıkanmış kumlarıyız.. Bir sarışın dilbere vurulan aşık, bizden! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Aynalar
Ey.. aynalar karşısında, süslenen İhtiyar kadınlar! ... Yere saçılan mücevherler.. Ismarlanan kumaşlar... Hepsi hepsi avunmak için, biliyorum “Bu dünyanın düzeni! ..” diyeceksiniz! Oldu olacak Bana da kulak verin Yaşlanan, aynalar değil; sizlersiniz! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Aynalarda Bir Ömür
Aynalar, param parça.. dökülmüş yollarıma Rakseden, ışıl ışıl güneşlerle gel diyor... Sardığım, yarı şeffaf bir hayal; kollarıma Bir hayali sevgili; gülüşlerle, gel diyor.. Bir bilseniz; bu yalın ayaklarım, ne kadar Ne kadar, tuz-buz olmuş; camlarla boğuşmakta.. İliği boşalır da, gariptir; gene kanar.. Tebessüm, bende belki; halime ağlamakta! ... En nihayet, ufuğun bittiği yerde bir gün Gölgelerin toprağa düştüğü gibi, sessiz Yıkılıp kalacağım.. çok erken batacak gün... Kanla kaplı aynalar, o gün; sırsız, güneşsiz! .. Ah, şu bin kerre nankör; vefasız muhayyilem Beni takmış ağına, çarpa çarpa sürükler.. ‘‘..Parça parça topla dik, güneşi aynalardan Ve altında, güneşlen! ...’’der, sinsice gülümser... Her şey, her şey bir yana.. ben bunu hak etmişim Bir lahza bile dönmüş olsaydım semalara Güneşi görecektim.. ben bunu hak etmişim Ve bir ömür kanamış, şu doymaz aynalara! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Balıkesir'de Akşam
Zannımca karanlık, göklerde Deniz.. Dibi, şeffaf bir zar... nazenin, ürkek Belli ki: delinir, her gün ansızın... Önce akar, Dursunbey'in Dağı'na! ... Çöllerde yarılmış taşlar üstüne Nasıl damlar, yağmur; ince tül gibi... Toprağın kokusu ciğerlerinde Serinlik, dallarda kızıl gül gibi.. Erimiş kurşun gibi; yayılır, akar artık... Dursunbey'den, ovaya...ta Ayvalık'a kadar Siyah bir yorgan sanki, ak kuğu tüylerinden Gece...mazlum anası, belki şafağa kadar! Denizin, yeşilin,dağın Türkçe’si İşte Balıkesir! ... Zağnos'tan kalan Ve bir Fatiha’dır... zaman içinde Paşa Camii'nde, bir dosttan kalan... Ahmet Tevfik Ozan |
Benim Hikayem
Bir körün gamını, Hayal taşırken Benim kederimin, kaynağı: gözler... Bir hayal tükenir.. bir dert eksilir.. Oysa benim gözüm, Güneş’i özler! Ahmet Tevfik Ozan |
Bilmeden İyilik
Güneşe açılan pencerenin tokmağına Uzanan iplere, karanlıkta Yarasalar da tutunur... Ne garip Güneş geldiğinde En önce, onlar kaçacaklar! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Bilmediğin
Ben senin bildiğin gibi, katı yürekli değilim Hele hiç acımadığım yalan! Deniz değil, gözyaşım Kıyılarda uzanan... Ben çekerim çilesini, hep; hasta kadınların Yoksul evlerin çorbaları bende kaynar! Ağlamaktan gözleri şişmiş çocuklar Bende uyurlar... Serilir sofralara parça parça yüreğim Bir Ramazan gecesi, kenar mahallelerde.. Ve ağlar; nice dullar, sarsılarak derinden Kim bilir nerelerde? ... Ben senin bildiğin gibi, katı yürekli değilim Hele hiç acımadığım yalan! Tarak değil ellerim Saçlarını tarayan... Ahmet Tevfik Ozan |
Binbir Masal ve Bir Son
Nasıl yanıp sönerse, gözleri; bir yılanın Zehrini kusmak için; kıvrılıp, bükülürken.. Öyle olsa, gözlerin... öyle olsa, ne çıkar? Adımlarım sonu yok yollara dökülürken.. Gülmek mi, ağlamak mı; içimden geçen, bilmem? Sevsem dünyalar kadar; nefret etsem, çaresiz.. Her halde, ayrılık var; vicdanımın sesinde Kavuşmayı bin günah, bekler.. bense, kimsesiz! Arzumuz; kıştan kalmış, bir kar parçası olsun.. Şu gecikmiş baharın, artık; güneşi doğsun! Çiğnediğimiz toprak, emsin; can hülyamızı.. Yağmurlar; çamur çamur, rüyaları yoğursun.. Asırlar tüller gibi, üstümüze düşerken Kapımız hayal meyal çalınsın erken erken İşte densin, Kâinat! ... Haşr'in pençelerinde Azabın rüzgarıyla günahlar tükenirken... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Adeviye Hanım Günlüğü
Sağlık Ocağı'nın karşısında; kırmızı kesme taşlarla:yapılmış tarihî Kara Mustafa Paşa Kervansarayı'nda, taşların arasında yaşama savaşı veren otlar; yavaş yavaş sararmaya başladı.. Gündüzler sıcak geçse de, *******i; Kayseri İncesu'nun eski taş yapılı evlerinde, hafif elbiselerle insanı üşüten bir soğuk hissedilir oldu. Bir gün ikindiye doğru,iki hasta kadın:..biri beyazlar içinde ve gözleri görmüyor, diğeri ona yardımcı. Beyazlar içindeki nur yüzlü kadın, yani Adeviye Hanım; derdini anlatıyor; sanki dudaklarına neredeyse değecek bir mum alevi var da biraz hızlı konuşsa o alev titreyecek ve sönecek ve sönen o mum aleviyle nice masum yavrular karanlıkta kalacaklar! .. Sonra anladık ki: Adeviye Hanım, “Kader-i ilahiye sitem etme”nin edebe aykırı olacağı inancında.. Adeviye Hanım, Arnavut Mahallesi'nde mukim.Çocukluk yıllarında ailes Arnavutluk’tan göç etmiş.O yılların hatıralarını,sonradan görmez olmuş gözleriyle, gönlüne çok renkli tablolar gibi nakşetmiş.. gönlünde renk cümbüşü hatıralar, dudaklarında ötelerin habercisi dualar! .. Ömrü: taş yapılı bir Arnavut Evi’nde; yazılmış, çizilmiş bir günlük tomarı.. Velhasıl Adeviye Hanım, gelmiş geçmiş nur yüzlü Osmanlı Kadınları’ndan biri veya her gelmiş, geçmiş; yaşayan Osmanlı kadını bir parça Adeviye Hanım! .. BİR ADEVİYE HANIM GÜNLÜĞÜ. Döndüm; ak tülbentli, ak yüzlü kadın Gözleri yok lakin.. bir kadife ses Gönül gönül görür, şefkatle okşar Güldür, karanfildir verdiği nefes.. Adeviye Hanım sahi sen kimsin? . Bir Arnavut kızı.. bir yaşlı peri? . Varsın ömür, kör kuyuda tükensin Kimler tatmış sakladığın iksiri. İncesu'da, yukarıda taş evler Karlar düşer, gece çöker.. in cin yok! Bir titrek ışıkta, bir yürek inler Bir yürek ki: lügâtında” İncin! .' yok.. Sonra sabah olur, güneş yükseli.. Tülbendine toplar nur hasadını Adeviye Hanım. mahcup ve mesud.. Artık unutsa da, ansa da birdir Yüzyıl sonrasında; Alem, adını! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Anlık Hayat
Bin bir Alem açılır, kapanır da; an be an.. Bir zerre,dergahından; bir yere kaymaz olur! Bir alem; bir alemin beşiği,hem mezarı.. Hayal yutan dev,zaman; bir türlü doymaz olur! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Arzu Dörtlüğü
Her zerresi, bin bir hatırayı saklar gibi; hırçın denizin Sathında bir alev gibi yanmaya hazır, günleri ansak! .. Güvercin güvercin, göklere sindirilen sevgimizin Sinesine tutuşup, seneler boyu; yansak! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Avuç Bulmaca
İki yalnız, benle gece.. Ve dostluğumuz, bilmece! Gündüz ben buradayım ya.. O nere akar, sessizce? ! Yürek, düşer bir denize; kan olur.. Kan olur da, suda kalmaz Bir balığa can olur! .. Rahmet olur, nimet olur, an olur.. Bir yeşil sabaha, yeşil tan olur... Baktım: avucumda, çiçek.. Bıraksam, yere düşecek! O toprağı bilir ama Toprak,onu ne bilecek? .. Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Avuç Hüzün
Ömrüm bir muammayı çözmeden mi, geçecek? Ben, sana çok yakınım.. Sen, benden çok uzaksın! ... Giderken her şeyimi,bir bohça gibi götür.. Yalnız, uykularımın çalınmışları; kalsın! ... Ne kapılar kapanacak, ardından.. Ne kimse, ayaklarına kapanacak! Bir güvercin gibi, sessiz ve güzel.. Kaçacaksın! ... Yıllar, yağmurlar gibi; yağacak saçlarına.. Bir gün, beni anacaksın! Dudak bükmek, gülmek gelecek; içinden ama.. Ağlayacaksın! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Balıkesir Masalı
Zağnos Paşa Camii’nden çıkarken Kimseler görmesin diye sessizce Ağladığım,sendin..ey vefasız yar! İsmini bin kerre reddetsem bile Sevdana kul oldum,ben diyar diyar.. Aslında sen aciz,ben aciz bir kul.. Bakma sen tavrının kudret zannına! Ecelin kokusu sessiz inince Gözlerin kor olur,düşer yanına.. Ve biter,zannımca bitmeyecek düş.. Ve başlar fezayı kateden düşüş: Gördüm sevdiğim güzeli; sevdiğim güzel,o değil! Ne yüzünde O’ndan eser; ne sesinde,teninde.. Demek yıllar mezar olmuş; gül hayali,bir diken.. Velhasıl,bir kabristan taşımış bedeninde! Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Başka Şarkı
Dün gece; plaklar, paramparçaydı.. Hepsi öylesine kırık, hepsi öylesine mahzun... Şen şakrak hallerini düşündüm Uzun uzun... Oysa hepsi, bu gece çalmalıydı.. Hepsi, bu gece dönmeliydi pikaplarda... Onlar öyle yapmadılar Kırık dökük, yatağıma doldular Beni uyutmadılar... Bir yaşlı periden dinlemiştim Aşk çok yakındır demişti, böyle olursa.. Sahi ben aşık mıyım? Sigaranı yakarken, ellerim titriyorsa! .. Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Çelik Çiçek
Kelebekleri kaybettim Renklerin, bittiği yerde.. Burda indi gök kubbeye İnce tüller, perde perde... Tülleri geçmek, ne mümkün? Tüller, senden geçmektedir! .. Dudağın ıslak ıslak ya Sular, seni içmektedir! ... Bu sırlar, çelik bir çiçek.. Aklım, yağmur olmuş sanki! .. Nasıl olsa, eriyecek.. Damlalar, öyle sıcak ki! .. Kelebekleri kaybettim Renklerin, bittiği yerde.. Burda indi gök kubbeye İnce tüller, perde perde... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Çift Günahkar
Öpmekte gözlerimi, Güneş; her gün şefkatle.. Gözlerimden yol bulan, günahım feza kadar! Kim kondurmuş gözümü, çukuruna dikkatle? Ki içinde sonsuzluk, bir nehir gibi akar... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Dipsiz Kuyu
Yükseklik, gözlerinden bir hayal gibi akar.. Sonunda; çakılmak yok, kan kusacak toprağa! Yalnız düşüş ve korku, karanlıklar içinde.. Eş olmak, rüzgarlarda; savrulan bir yaprağa! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Dosta Mektup
Her şeyi, Sebep’e bağlayan Akıl Şüphe’yle, boşluğa tutunmak ister.. Sebep’in, Şüphe’nin duvarlarıyla Kendi dünyasına kapanmak, ister... Bir boşluk, bir zerre.. bir can pınarı Yoklukla, varlığın parladığı yer! .. Bir derin uykuda, bir renkli rüya Düşünün, düşünün! .. acaba ne der? Bir rüya; bir hayal, bir ses denizi.. Ne Sebep’te varsın, ne ‘‘sonuç’’ta sen! Akıl, dostluğundan öyle uzak ki.. Benliğinde şüphe, varlığında sen! Uyanış..ansızın; hayata, birden! Aklın, sebepleri kucaklayışı.. Yeniden başlayan, alevden dostluk Ve ruhun, gerçeği çağırmayışı... Işık, ne eşyanın kendisindedir.. Ne kaybolup giden, zerreciklerde... Öyleyse, eşyanın cazibesini Gönlüme akıtan o Nur nerede? Bir elmas sandığı, seyyareleri “Yanıldın! ..” diyerek, kahreden akla Gözlerim.. aklımın pencereleri Niçin öylesine,şaşkın bakmakta? O neş’e selvinin aksinde midir? Yoksa,toprak kokan dallarında mı? Gözümü kapatsam, şimdi ansızın.. O serin letafet, dalda kalır mı? Bir mezar, bir beden, bir toprak çanak.. Toprağı, toprağın kucaklayışı! .. Eyvah, yıllar yılı dalda sandığım Selvinin aksinin bende kalışı... Bir eşya, bir ışık, bir nur kaynağı.. Kaynak, eşyadaki ışığa vurgun Bir halde,eşyaya can atmak ister Ve eşya.. korkunun içinde, durgun! İlk aşk, bir nur için; kaynak arayış.. Işığın, sonsuzluk hasreti gibi... Ve eşya, ışığın kendi aksinde Bir dehşet, facia.. büyük aldanış! ... Akıl, asırları işleyen eller.. Asırlar, eşyayı emziren ana! Devleşen eşyayla, kaynak arayış Bir ilahi yalnızlığa kalmakta! ... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Erimiş Saray
Geçtiğim yollara baktım, Buz Saray Cehennem rüzgarı, aşklar aramış... ******* boyunca, günahını say! .. Gör, şehvetin pençesinden ne kalmış? .. Eşyayı hüzünle boyayan, şey ne? Birer birer gurub eden yıllarda.. Kar beyaz ümide kanayan,şey ne? Niçin çiçek açmış dertler,dallarda? Nefsimin yıktığı su bentlerinde Günahım, sellere karışmış akar... Nurdan kadınların tülbentlerinde İffet, çiçek çiçek yüzüme bakar... Sonu yok diyorum, kapılar birden Kapanır, son nefes ciğerde kalır... Adımlar ürkerek kaçar izlerden Gökler boyu rahmet.. gazab kısalır! ... Adına Ölüm mü derler, Rüya mı? Gökler, gökler, gökler... feza akıyor! .. Derinlerde siyah nokta, Dünya mı? Gözüm, toprak toprak; nasıl bakıyor? Zamanın bittiği yerlerde, Huzur Başı yok, sonu yok bir yeşil deniz! ‘‘Nefsini,tövbenin közüyle; kavur! .. Gözyaşın, yanakta; incilerden iz! ...’’ Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Eski Sır Üzerine
Aslında Bahar, çiçeklerindir.. Her mevsim, onlar; belki, Kendi baharlarını Karşılamak için Açılır, saçılırlar... Biz bu hali, ne tuhaf Kendi baharımız, sayarız! .. Aldatan çiçekler mi? Yoksa aldanan,biz miyiz? Adet bu, can dostlarım! Bir Fatiha öncesi Sınırda sessiz, sakin.. Şunları demez miyiz? '...Ben, bir ömür boyu, lekesiz Gönlümden derlediğim çiçekleri Kır çiçeklerinin Bahar'ına, Armağan ediyorum… Bahar’ların en güzeline! ...' Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Esrarlı Bekleyiş
Yüreğim, nihayetsiz çırpınışlarla gün gün Bir gölge gibi gelen, ölümle kucaklaşır! .. Desem ki; hasret, değil.. korku desem; hiç değil! Halime, semalardan bir kelime yaraşır... Nice saatler sonra, başım yanıma düşer.. Kirpiklerim çekilir, arza çakılır tak tak! ... Yükselen bir denizdir, uyku; sessiz ve sakin Ümidim, çırpınarak kıyılara koşacak... Sonra, sonra; delinir arz, belki bin yerinden Çekilir sular, toprak; şerha şerha karşımda! ... Beynimde hıçkırıklar, akisleri derinden... Yıldızların dünyaya çarpanları, başımda! .. Arzda benden başka canlı yok gibi Sükut da, çığlık da benle beraber... Beynimde başlıyor, göklerin dibi Yıldızları, çektiğimden bihaber! ... Yüreğim, nihayetsiz çırpınışlarla gün gün Bir gölge gibi gelen, ölümle kucaklaşır! Desem ki; hasret, değil.. korku desem; hiç değil! Halime, semalardan bir kelime yaraşır... Ahmet Tevfik Ozan |
Bir Gecikmiş Bahar
Duydum, çiçeklerde; bir ince sızı Yapraklar, yeşilden sarıya dönmüş! Andım hayal meyal,O vefasızı.. Tel tel saçlarına, bir ömür gömmüş! .. Koştum çeşme çeşme, pınar pınar; sen! .. Hep benden çok önce, geçip gitmişsin.. Boş hanlara çıkar olmuş yollarım Hanları sen, yudum yudum içmişsin! .. Bu sırlar ölüme kalmış.. Yağmur yağmur, çözülecek! Bir bulut,dolanır durur Ölüm ha geldi, gelecek! ... Ahmet Tevfik Ozan |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:22 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.