![]() |
Işın Ergüney
Affet Aşkım
Biliyor musun; Bu sabah ellisinde Bir adam Olarak gözümü açtım… Sanki sabahı ilk görüyor Ve bir yerlerde Seni arıyordum. Nedense sensizliğim İçimde çığ gibi büyüyor. Oysa dün gece Seni içmiştim… Boynum büküktü sanki, Ellerim titriyor, Gözümde iki damla yaş Seni anlatıyordu. Affet Aşkım… Büyüsü bozulmamış Deli sevdalarım tuttu gene. Yıktım hatıraları bir bir Çamlıca mehtaplarında. İçim burkuk aşkım Yüreğim sanki Yangınlarda. Şu göğsüm yırtılsa; İçine seni koysalar tümden. Affet Aşkım… Zamanı paramparça ettim Uzlaşmayan delikanlılığımda. Oysa firarlarım vardı Zamandan ve senden. Neden bir yanım yıkılmış Diğer yanım hala direniyor. Neydi sebepsiz rüzgarlara Atılımım… Aradığım neydi? Bilirsin sevda dedin mi Celcus gibi olurum. İçimde binlercesi Sevda anlatılarının… Affet Aşkım… Ben sensizliğin deli boranı Ben bir deli sevdanın Yanlız çobanı… İçim üşüyor aşkım Sarsana yüreğimi, Ve atsana içindeki gülleri, Birbir yaprakları düşsün O sen gibi yüreğime… Affet Aşkım… Bilmem kaç yıl sakladım Sevmeyi haykırışı Ve bilmem kaç yıl sustum. Şimdi azgın sular gibi Kabına sığmaz , Suyu abu hayat gibi Koşuyorum sana. Açsana kolarını, Sarsılsın yüreciğin Titremelere ulaşsın bedenin. Sadece birkaç adım ötende SEVDAN geliyor… |
Ağladım,Çünkü Hakettim
Dün değildi ki… Önceki gün, Önceki ay, Önceki yıl da değildi. Kaç bahar, Kaç hazan eskidi. Kim bulabilir ki yüzlerce gecenin, Sabah olamayış sancılarının, Ruhumda bıraktığı viran parsellerini. Kah yağmura, Kah kar fırtınalarına, Kah toza toprağa karıştım. Kaç hançer yedim, Kaç vurgunla, Derinlik şoklarına girmişim. Kim anlayacak yıldırımların Sadece bana düştüğünü… Belki yüzlerce kez, Ümitsizlik girdaplarında kaybolmuş, Belki binlerce defa, Dönmüşümdür yolların sonundan. Bunlar; Bir göz göze gelişin Kesilmiş karşılıksız çekleri gibi Hep gölgemdiler. O göz göze gelişle, Darmadağın olan benliğim Sevdası uğruna paramparça olsa da Asla vazgeçmedi, Vazgeçemedi. Ve gün bugün… Uğruna çıkmazlara girdiğim, Yoluna bir ömrü hiçe saydığım, O sevdalı gözlerinde kaybolduğum, Aşkımla bu sabah Eleleyiz... Dalgalar sahili dövüyor, Bense ölçemediğim, Dalga boyları kadar ağlıyordum. Ağlıyordum, çünkü hak ettim… |
Ağlatma Beni
Sensizlik ağlıyor yine ruhumda Ne olur bebeğim ağlatma beni Kıranlar vuruyor yine canımda Ne olur bebeğim ağlatma beni Dün bir bugün iki yarın kaçıncı? Ne zaman bitecek söyle bu acı Söyle de bileyim nasıl bir sancı Ne olur bebeğim ağlatma beni Bir gülüş bir bakış böylesi zor mu? Kardelen olsan yüreğin kormu? Geçtiğin yolların Niğde mi Bor mu? Ne olur bebeğim ağlatma beni Yakınım ırağım gönül sultanım Yağmurum boranım deli sevdalım Kaçağım aymazım derin sularım Ne olur bebeğim ağlatma beni Ne olur bebeğim ağlatma beni Ne olur bebeğim ağlatma beni |
Al Kuşçu Niyetini
AL KUŞÇU NİYETİNİ “Esen hayattır rüzgar yüklemlerinde Tutunuşu özlem, dokusu karmaşık...” Yalnız söylemlerinde gün batımları Liladan erguvana dönen renklerle Kaç maşuk peydahı sevdalar Teranesi hayatın savuşmalarında Bir nefes boyuna inmiş şehvetin Kucağına düşen yar koklamları Geceye sığınmış dudak tiryakisi yalanların Nafile duasına çıkmış iç çekişleridir Katre katre öykülü dokuntular ve Salıntısındaki rakkas gönüllerin Bezgin amanlı akisleri düşer Serseri benliğin delikanlı şavklarına Ayın karanlık yüzünde sevda Tırmanış gayretindeyken ışıltılarıma Bir öykü misalidir bakışın. Niyetler öğütülürken puşt zulası gülüşlerde Kırık pullar gibi beklemede sevdalar Kana yazılan düşler misali Toplanır tan yeri avuçlarında Men olmuş dokuntu kahırlarında Sarmaşık gülün ağlayışlarıdır ömrüm Yanarken gölgelerinde serzenişler Aşk küs gider gece kaçışlarında Sen al kuşçu niyetini Şafağına sakladığım sevda Mabedi olsa da yakamoz düşlerin İklimlerine çektiğim niyet Hala sokulmamış mâni kıvrımlarına |
Aşk Bıçak Sırtı Gibidir
Bir merdiven çizdim düşümde İlk basamağına hayatı, Diğerlerine hayallerimi dizdim. İlkinden diğerlerine çıkış Ne kadar kolay olsa da, Her seferinde başa döndüm... Neydi hayallerim? Sırılsıklam aşık olmak mı? Ölesiye sevdalanmak mı? Yoksa sevda adamı olmak mı? Her birine umutlarla saldırdım Gördüm ki her defasında sonuç, İlk basamağa dönüş oluyordu. Aşk, bıçak sırtı gibidir... Ne etsen kanar bir tarafın. Her defasında bu kez tamam desen de, Yüreğin benliğine , Gururun mantığına yenik düşer. Aşk, bıçak sırtı gibidir... Avuçlarında hala sıcaklığı Ve gözlerinden ayrılmayan gözleri Kalsa da yüreğinde, Sana düşen kendi yoluna dönmektir. Aşk, bıçak sırtı gibidir... Her gece mehtaba çıksan , Dönülmez akşamın ufuklarında dolaşsan Ve gönlün sarhoş olsa da Yıldızların altında; İlk basamak seni bekliyor olacak Her defasın da... Çıkmaya çalıştığım her basamak Yüreğimin gizli odalarını Bir bir Sahraya çevirdi. Bunu anladığımda bir de baktım ki Aşk hala bıçak sırtında ve Kanadıkça kanıyorum... |
Aşk Kanadı Gözlerinde
Aşk kanadı gözlerinde Tomurcuk tomurcuk düştü eylüllerime Ah neylesin bu can!!! Gözleri güllü İçi hüzünlü Dudaklarımda yaktığım türküler Sevdaya çekilen kınalar misali konfetilerde Kurşunlara gelesi... Nurhak’ta Sinanım Şarkışla’da Deniz Düşer halkın sevdası gün be gün Kalışlardasın ayrılık makamında Benim silahım kelimeler Kalkanım Şiir... Domdoma boğsalar yıkılmam Almaz ki toprak beni koynuna Irağında oynak gövdeli sazıyla Dağa sevda dokuyan ozanın Ulaşmazmı sesi peştemal takılıya Yanmazmı içi gözleri güllünün Geciken trenemi salsın dizginlerini Sarı gelinmi olsun Erzurum çarşı pazarda Yıksın diyorsun muhacir yüreğini Salsın kahpe akşamlarını Yağmur tutkunu saçlarına Baktım da Mardin kapı bile ağlamaklı Gezmiyor gazeller dağlarında urfanın Ne fırat eski fırat Ne yassah beyimci Zap suyu... Ne Che atacak beresini Ne de Nazım silecek Verasını Bilmek istersen yüreğim Gün bugün.... Cümbür cemaat izindeyiz Maskeli balonun... |
Aşk..Bu mudur?
Aşk bu mudur? Yüreğine düştüğünde, İlk bakışı. İçinin titremeleri nedendir? Gözlerinde yanan Sevda ateşine tutunuşun. Dokunuşlarının Benliğini ürpertişi. Yanındayken hasret duyduğun, Sıladayken, Kasıp kavrulduğundur o... Aşk bu mudur? Sözlerinde kendini bulduğun, Aşkım diye haykırdığında Seni sarıp sarmalayan. Yüreği sardığında ruhunun, Uçsuz bucaksız derinliğini, Onunla paylaşabildiğin için Hep şükredeceksin... Aşk bu mudur? Gecen de , Uykularının en güzel rüyası, Gündüzünde aydınlığın. Her nefes alışında kokun, Her acıktığında aşın olur. Aşk bu mudur? Tatilde güneşin, Okyanuslarda esintin, Ağladığında göz yaşın, Sevincinde kahkahandır. Aşk bu mudur diye sorsalar, Hiç duraksamadan, Avazın çıktığınca bağırmalısın. Evet; AŞK BUDUR....... |
Aşkın Makamı Olmaz
Aşkın ; makamı olmaz. Çünkü, O Akort tutmaz... |
Avuçlarımda Sabah
Bu sabah, Kör bir rüzgar sardı bedenimi. Avuçlarımda sabah, Yürüdüm yalnızlığa. İçimde geçmişin tutsaklıkları… Didik didik oluyorken benliğim, Bedenimi saran kör rüzgara Sığındım nedense… Gözlerimde, Ufukta doğan güneşin, Parıltısına rağmen Gün be gün artan fer kaybı… Yıkık dökük, Birazda aksak adımlarla Vurdum kaldırım taşlarının Böğrüne varlığımı. Avuçlarımda sabah, Yüreğimde hala Eylül… Sahilde, Dalgaların kıyıya vuruşunun Şehvetiyle öpüşen sevdalılar... Bu sabah, Kör bir rüzgar sardı bedenimi. Avuçlarımda sabah, Ve yüreğimde hep Eylülle. |
Ayşe teyze ve Ahududu
Yok be annem; Kaldır bunları masadan. Şöyle ; Ahududu,böğürtlen,kızılcık koysana masaya. Söylesene; Kaç yıldır yapmıyorsun bu reçelleri, Nerde o kokular, o tatlar nerde kaldı anne. Hatırladım da annem; Soframıza böğürtlen koymadığında, Nasılda küserdi tereyağımız... Özledim anne, Özledim yaaa... Özledim o günlerimizi. Hani, Cumbaya tünerdim akşam üstleri Ve saatlerce kalırdım orda... Ve sen; Hep merak eder endişelenirdin Neyi var bu çocuğun diye... Oysa ben; Gün kararmaya yüz tuttuğunda, Ay limandan doğru yavaşça yükselirken, Reciden dönen Ayşe teyzenin yolunu gözlerdim. O bahar akşamına benzeyen bakışları olan Ayşe teyzenin dönüşünü beklerdim... Hele hele, Hasan Amcada; Evin önüne attığı iskemlesinde, Tüttürüyorsa Birinci sigarasını. O zaman; Ayşe teyze sanki daha da farklı yürürdü. Şöyle yan gözle süzerken Hasan amcayı, Sanki rüzgar "Dol kara bakır dol" çalar gibi Aynen o ritmi yakalayarak, Atıverirdi kalçalarını Bir o yana bir bu yana... Ve biliyorum ki; Çatlatmak için Hayriye teyzeyi, Salıverirdi en şuh kahkahalarını... Gecem hep o atışlarla dolardı, Yüreğim alevlere yüz tutar, Sanki Ayşe teyzeyle ben halvetlenirdim. Bir keresinde; Yolunu kesmişti Hayriye teyze de; Şöyle saçlarından tutup, Çalmıştı Arnavut taşlarına Ayşe teyzeyi. Kadının başından oluk gibi akarken kan; Ben sıyrılan eteğinden açılan, Bacaklarını çakardım hafızama... Ahhh Ayşe teyze ahhh... Sen; Biz yeni yetmelerin hayal rüzgarı, Sen; Ergenliği atlatmış bıçkın delikanlıların ifadesiyle, "Mahallenin ablası", Sen; Saçlarına ak düşenlerin, Hiç bitmeyen aşk senfonisi ve Son Tangosuydun... Yaaa annem; Özledim çocukluğumu... Özledim fasulye turşusunu,hamsi tuzlamasını. Öyle çok ama öyle çok bahanelerim var ki, Tüm bu özlem duyumsamaları için... Bak; gene sakladım senden anne; Ben aslında birazda ; Ayşe teyzeyi özledim... O da muhlama , kara lahana, hamsi kuşu gibi Hep iyi gelirdi bana. Bir keresinde; Bahçesinde çamaşır yıkarken, Çitin ardına saklanıp ona odaklanmıştım. Ayşe teyze; Etekliğini sıyırıp beline sokmuştu. Elleri çivitli sudayken, Yıkadığı çamaşırlarla adeta sevişirdi. Gözüm orada, ne kadar kalmıştı Ve nasıl dalmıştım ki; Arkamda beliren Hasan amcanın sesiyle irkilmiş, Ardından suratımda patlayan şamarın etkisiyle, Veryansın ağlamaya başlamıştım. Sonrasında; Ayşe teyzenin o kulağımdan hiç gitmeyen, Şuh kahkahalarını duydum. Yanıma gelip; "çokmu acıdı canın" deyişini Ve arkasından; "Değdimi düşlerine çakılmama"sözlerinin Ruhumda yarattığı deprem... Usulca yanağımdan öpmek için, Yanıma geldiğinde, Her tarafımı saran Kadın kokusu... Utancımdan hızla çevirince başımı, Yaladı geçti dudaklarımı Ateşden de kor dudakları. Ahh Ayşe teyze ahh... Sensiz; Ne akşamın oluşunun, Ne de kahvaltılarımın tadı kalmadı... Buralar büyük şehir Ayşe teyze... Şimdilerde "Mahallenin Ablası" değil ama Apartmanların gülleri peydahlandı. Ahh..Bir rüzgar essede; Uçuverse eteği diye ; Hayıflanmalarada hiç gerek yok!!! Ahh Ayşe teyze ahh... Bir kere de olsa; Şöyle teninin ateşiyle yanıp, O kadın kokunu çekebilseydim içime. Damla damla dökülseydi terlerim, Vadindeki tepelerin, Karayemiş gibi uçlarına. Ve hissetseydim ağzımda, Ahududunu,böğürtleni,kızılcığı... |
Başıboş
Bildiğini zannetme.. Aşk kuş olup omzuna konmaz Öyle elini uzatıp Tutabileceğini sandığında Kimbilir nerelere konacaktır. Bildiğini zannetme.. Aşk kalbinin derinliklerinde değildir Onu çok sevdiğini söylediğinde, Kimbilir aklı kimlerdedir. Bildiğini zannetme.. Aşk hücrelerinde değildir Kanım, canım, her şeyim Diye saydığında Bir ki grubu farklıdır. Bildiğini zannetme.. Aşk yürüyen merdiven gibi değildir Üstüne çıkıp, Gitmeye çalıştığında Başıboş bırakır Yanarsın.. |
Ben Olmalıydım
Bir gül olmalıydım Açmak için gönül bahçende Ya da bir söğüt olmalıydım Etrafında salkım saçak... Bir rüzgar olmalıydım Esmek için saçlarında Ya da bir çınar olmalıydım Gölgesinde seni uyutacak Bir kuş olamlıydım Varmak için yanına Ya da bir fidan olmalıydım Sevginle büyüyecek.. Bir ben olmalıydım İçini yakıp kavuracak Ya da bir sümbül olmalıydım Seninle karışacak... Bir ben olmalıydım Varlığınla yaşayacak Ya da bir fulya olmalıydım Rengini sevdama katacak. |
Bir Bahara Kaçar Gönlüm
Gecenin ağırlığında uyumaz yüreğim Sevdaya doğru açılır yelkenler Kıpırdar benliğim arar kendini Bordrosunda çığlık çığlığa sular. Bir bahara kaçar gönlüm Issızlığına sığınırken gurbetin Düşerken yaralı bedenime sevda Yanar dalgası çığlık çığlığa. Arasam sesini duyarmıyım bilmem Aramazsam hasretinden ölürmüyüm ben Yoksa tutsammı rüzgarı avuçlarımda Sen gibi yüreğimde çığlık çığlığa. |
Bir bilet aldım aşka
Aşka bir bilet alıp Döküldüm kaldırımlarına şehrin... O gece nedense; Saçlarını kızıla boyamıştı Istanbul. Ahh be Istanbul... Bir geceni bana versen ya. Baksana, Nasılda sabırla bekledim ve Koynunda izledim gün batımını. Gün gitti giderken, Aklıma geldi aldığım biletim. Gözlerimi Kız Kulesine dikip Sonuçlara bir bakayım dedim. Ahh be Istanbul... Bir kere de vur beni ne olur. Bak; Aldım gidiyorum yaşımı. Bilirim; İstediğinde dalgaların Rodrigo çaldırır, Köpük köpük akan gemilerin bordosunda . Bazen de Fausto olur; Kesersin aşıkların nefesini. Hadi ama; Bu kadar naz niye... Hiç değilse son üç numara ve karşılığına Bir aşk gecesi... |
Bir Dağ Ateşi
Bir dağ ateşinde, Bir ceylan ürkekliğinde Bir oğlak güzelliğinde Yaşadım senii.. Ne üstüme yağan karlar, Ne iliklerini donduran soğuk, Ne de kurtların sessizliği Unutturamadı seni.. Ne dönülmez akşamlar, Ne gecenin matemi, Ne de mehtaba dalmak, Bitiremedi özlemini... Bazen yanardağlar gibi Bazen akan seller gibi Bazen uçan kuşlar gibi Seviyorum ahh.. Seviyorum seni... |
Bir devrim şarkısı gözlerin
“Bir devrim şarkısı gözlerin Öylesi arzulu öylesi ben. Bir devrim şarkısı duruşun Öylesi aşk öylesi sen...” Ne aşklar yaşandı yürüyüş kollarında Ne sevdalar düştü geceyi yaran kör kurşunlarla. Çakarken nefesini zindan duvarlarına Sarardım bakışını tütün misali. Bir hırsız gün ışığı Dalarken içeri sessiz Uzantılarıyla alevler sevda parıltıları... Bilesin ki bir patik örüşü görüşmelerimiz Bir tespih çekişi voltalarıma eşlik etti hep. Uyurmuşum hep günü bilmeden de Uyandığımda gece koylarımı yakalardım Delikanlı düşlerimi kundaklara sararken. Benliğim, filistin askılarıyla kaynaşırken Sana olan özlemim dökülürdü gözlerimden . Bir hıçkırık , bir titreyişe başkalaşırken Zaman akar, devran döner, sense hep yürekte... Bir bahar virgülü olur rüzgarın da Bir öfke salınır Hilkat *******in izsularına Ve ardından yıkanır sevdam Seni tenime dolayan figanlarımda... |
Bir Gözyaşım Bir Sen
Zamana mahkum ol demişti bana Bir göz yaşı bir sen bir de hayalim Rüzgarın önüne at demişti bana Bir göz yaşı bir sen bir de belalım. Saksıda çiçeğim solunan havam Bilirim yakında can özümdesin Ummanda kayığım dümende sevdam Sanırım hayalde tam içimdesin. Ellerim ulaşmaz gözlerim duyar Sazımın gövdesi tenin gibidir Saçlarım uçuşmaz bedenim doyar Kemanın perdesi sesin gibidir. Bir gözyaşım bir sen bir de yüreğim Gecenin matemi olup çıktınız Bir gözyaşım bir sen bir de bedenim Sevda ateşine koyup yaktınız. |
Bir Hayata Bir de Sana Bu Telaş
Akıyorsa gözyaşlarım ben için Bir hayata bir de sana bu telaş Saçlarıma aklar düştü sen için Bir hayata bir de sana bu telaş Aşkı tadam son bir defa gönlünde Ahir ömrüm bak her zaman emrinde Bilki aşkım hala sevgin içimde Bir hayata bir de sana bu telaş Hazırmıyım bu dünyadan göçmeye Seni sende bırakıpta gitmeye Kalan ömrüm can yolunda ölmeye Bir hayata bir de sana bu telaş |
Bir Şarkı Yazacağım Sana
Bir şarkı yazacağım sana, İçinde sen olmayacaksın. Ardından sabahın aydınlığını Göğsümde saklayacağım. Olursan gönülde coşan ırmak ol Çağlaki sesini ben de duyayım İstersen şarkımda bemol diyez ol "Es" koyduğum yerlerde seni bulayım. Aşkıma ihanet ettiğin o gece Geriye adından kaldı tek hece Aşkları yargıya vermiş dediler Dilerim sen bana mahkum olursun. Uğruna yaktığım bu can tükendi Bilki artık taşımaz yüreğim seni Bestenin renkleri benden olunca Bu şarkılar da sana,hasret gidecek. |
Bir Sayfaya Sığamadık Seninle
Neydi bilemedim seninle aşkım Açmadı nedense bu kötü bahtım Sallanıp dursada gönülden tahtım Bir sayfaya sığamadık seninle... Dokunurken aşkım tel tel sözüne Nedense varamadım yarim özüne Ne olsa giremem sevdam gözüne Bir sayfaya sığamadık seninle... Al benisi çoktur o gül dudağın Öpmeden kızarır baldan yanağın Neyledim bilmemki kırdım yüreğin Bir sayfaya sığamadık seninle... Çal dedi dillerim şarkı söylesin Aşkımı hazanda yine közlesin Yinede canımsın böyle bilesin Bir sayfaya sığamadık seninle... |
Bir Yudum Şaraptı
Bir yudum şaraptı senin sunduğun Oysa ben mahzeni içmek isterim Çok kısa bir andı senle yaşanan Oysa ben hayatı senle isterim. Tüm sevgi bağını senle derleyip Senle tek kalışı görmek isterim Bir üzüm buğusu gözde sevilip Senle sevdaları duymak isterim. Ben seni güzelim sonsuz tutkularda Sevip ; can oluşu bulmak isterim. İçime işlediğin eşsizliklerde Senle bir hayatı sürmek isterim. Bir sevda ateşinde yanıp kavrulup Senle bir potada kalmak isterim Yok,sensiz olacaksa orda savrulup Sevginsiz dünyandan kopmak isterim. |
Bossa Nova
Kaplar usulca sensizliği hikayesi Bir yıldız kayar dileklerine Kıvrılır ihtişamı iç çekişlerin gizlerine Esperanza sarar sımsıkı şehveti Öptüğüm yerde bekliyorken ebedi seni Dumanında kayboluş tütsülerim misali Her tınında bir iç geçiş bir uzanış ısmarlamalarım “The girl from Ipenama” yakıyorken pisti Soluğuna saklanılmış öyküler misali aşk Bir bedenden ötekine salınımlarıyla Titretir ışıklarıyla dolunayın binlerce solo duruşunu Perde diye seslenir hayat işte alda yaşa!!! Sana dansı verdim dedi Tanrı İçinde sevdayı, sevdalıyı verdim Sana kalan sadece görmek... Sar o beli ruhun gibi al içine Irada hafif bir meltem seslenişi Toprakta çiçek yortusu misali zaman Geliyor da vuruyor gönlü Yer gök sevda... “Agua da beber” tırmanışı dokunuşlarınla Ellerini hapset yüreğine, o yürek sen... Gardenya özentisi yıldız ağlamlarında Sal heyecanını telaş ıslanımlarına Beden dilleri arzu yakarışlarında İçmek yudum yudum ateşin terini Sarsıntı güz rüzgarları sürüklemelerinde Ilgın yaşlarıdır sevişmelerin giz ötesi Sıyırdı yapraklarını bir bir kadın Dökünüşü portre aralıklarında yükseliş Dal çıplak kadın sevda örtülü... Desem ki eylül değil savuran aşkı Desem ki sazlar çalıyor senfonini Desem ki şahikalar inletecek bir oluşu Akışı engellenemeyen ırmak misali Çavlanlar hep Bossa Nova… |
Canımda Buseler
Masamda kadeh, kadehte yalnızlık Mezeler özlem, Özlemde sensizlik İçkimde sevda, sevdamda sarhoşluk İlk yudum aşksa, aşkınla varoldum... Masamda çiçek, çiçekte kokun Meyvalar renk renk, hepsinde tadın Mumlarda ışık, ışıkta hayaller Son yudum cansa, canımda buseler... |
Çığlıklar Karıştı
Işığın altına yatıp Neyi sorguladılar bilmiyorum Görebilmek için beni Karanlıklar mı bitmeli.. Bir yangın yeriydi sanki Çığlıkları karıştı siren sesine Göğsüme sokulan bıçak yarası mı, Yoksa ihane mi sancılanıyor. Güneş batmak üzereyken Bitmeli sevdaya yakarış. Her şeye başkaldırıp Tükenmeli isyanlar. Aşka uzatıp ellerimi Yaşamalıyız umutları Saçlarının arasında Oluşturduğum mehtapta.. |
Cumhuriyet sevdamsın...
“Doğumu umut Gözleri naz Yüreği ayaz mı ayaz Bir anayım…” Vücudum otopsi odalarının Soğuk duvarlarında yankılanmış Ve içli dışlı neşterlerin kahpe vuruşlarıyla Dağılmışdı… Bin hançer inerken göğsüme Sırtım hain sancılarla dalgalanıyordu. Nene Hatun’du anam ve Yaman kadındı vesselam… Ben daha memelerine doyamamışken, O sırtındaki top mermilerine “Oğullarım” diye sesleniyordu… Bir kağnıda uyutmuştu yol boyunca İki yanım buz tutmuş mermilerle destekli.. Bir ara rüzgar açınca üstümüzü Anam dellendi rüzgara. Bir koşu çekti abayı mermilerin üstüne Bakmadı bile benden yana… Ben emeklerken daha yeni yeni, Ayağı çarıksız binlerce insan Canını dişine takmış savaşıyordu. Düşlerimde Sakarya’da olur, İnönü’de, Afyonda, Kocatepe’de dolaşır, Oralarda oynardım çocukluğumu. Ve bir gece tanıdım İçime işleyen o gözlerin sahibini. Uzakları taaa uzakları süzüp “İsmet sabaha tamam diyordu…” Sabahın ezan sesi duyulmamışken Kulakları sağır eden top seslerinin ardından Afyon ovasına kan yağdı… -Ona baktım, bir siperin ardından; Gözlerinde “ben” özlemleri yanıyor, Ulusun tüm fenerleri yüreğinde çakıyordu-. Bir an cephe gerisinde kaybettim anamı, Yırtarcasına hançeremi bağırdım ama heyhat!!!. Cephe gerisinde bir sürü yoksul ana vardı.. -Canlarını dişlerine takmış Hürriyet aşığı analar, benim analarım-. Feryadıma ak sakallı bir dede cevap verdi “Bak kızım, her taraf ana dolu Seninki hangisidir acep… Her taraf ana dolu, Bu ses defalarca yankılandı yüreğimde Ana dolu, ana dolu, ana dolu… Tabii yaaa… ANADOLU. İnanılmayacak zaferlerin sonrasında Her geçen gün aydınlanan ülkemde Sayısız devrimlere açmıştık yelkenlerimizi. Yatağına sığmaz deli ırmaklar gibi Olan coşkulu Ulusum, Bağımsızlık dersinde artık Öğretmendi… Babamın son nefesiyle Bu defa göz yaşı yağdı Anadolu'ya.. Onun naçiz vücudu Toprak olmaya giderken TÜRKİYE CUMHURİYETİ İlelebet payidar kalacaktı… |
Damsız Girilmez
Yokluğunda; Seni düşünebildiğim Anların bile çok güzel olduğu Günlere kalınan hasret... Acı vermesin artık sevdalar Her gece ayrı bir kahır Her, gün doğumuna lanet Yağdırmak istemiyorum artık. Sevgiye uzanan ellerim Her gün biraz daha nasır tutuyor. Hep bahar dalları açtırırdım gönlümde Yıkılası umutlarımı sulardım sevdayla. Hayat başaramadı ama Aşklar yordu beni... Ne umdum ne buldumlarla Akıp giden beyhude bir hayat. Bundan böyle ne yasemin kokar düşlerim Ne de bir başka bahara Kaçar bu gönül. İçinde şarap içtiğin gözlerin Zamanla ıradığını gördüğünde Anlıyorsun ki Sevdaya kelepçe vurulmuyor. Yokluğunda; Seni düşünebildiğim Anların bile çok güzel olduğu Günlere, Yüreğimde bir mezar açtım. Toprağında on dört kırmızı gül Taşına şöyle yansıyordu ... DAMSIZ GİRİLMEZ... |
Deniz mi, Sevda mı, Dalga mı?
Severdim, Sahili arşınlamayı ve Çıplak ayaklarımın, Kumlarla dansını... Severdim, Dalgaların sesiyle, Bitmez söyleşilerimi... Oysa şimdi Sessizlik, Dingin yapacakken ruhumu Nedense yıkıyor Sevda umudumu... Neden; Kumla deniz, Ya da, Balıkla yosun olamadık... Neydi çözülemeyen Denklem? Deniz mi, Sevda mı, Dalga mı!!! |
Dudak Tiryakisiydi Sevda
Dudak Tiryakisiydi Sevda Nefes nefese dokuduğum sevda ötelerine Bırak salınsın aşk öykünmeleri Notlar düştüm geceme tenha sohbetlerden İçim ateşe döndü yana yıkıla avazlarda Kilim dokusuyla güzelleşip Ürperiyorken soluklarında gece Bir sevda dönüşü gibi yaşamak Şiir ol dediğim gözlerde sırılsıklam Nereye payidar oluşlarında gezinse de sokuluşlar Seni seviyorum fısıldamalarında dingin gece Sen öfkesindeyken gün be gün Onulmaz bir feryattın kahkahasında hayatın Bir orkide işleniyorken gece soyunuşlarına Mahzun yükleriyle şiirler dökülür suskun Dudağımda tiryaki bir kelime Yüreğimde elif esintisi sevda sürgünü Düşüncede tan yeri ruh izi çırpınışlarında Eğer biliyorsa rüzgarın beni Üzgünseme o sıla yanlı yüreği Sanki ebem kuşakları Feryat figan aşk solunumlarındayken Aşk sana emanet vahlarında Ve kimbilir belkide aşkın gizemi Hayatın Dilenci bir şaire vasiyetinde saklı... |
Erguvan Işıltıları
Endazesi kaçmış aşkların tan yeri izlerinde Entarisi ala benzemiş yarin... Cam kafeste Kendi etrafında dönüşlerinde balerin Yelkovanın akrepe kavuşma arzusuyla Saat sevda gibi işlemekte Tık tıklar rodrigo nağmeleriyle eşleşmiş Yatağında usulca akan ırmak misali ruhlar dingin... Hiç konuşmadan saatlerce Belki de günlerce süren ard yürüyüşleri Bir an döner de Bir an gözleri buluşur gönlünde diye Adım adım öyküleri yayılır sokağın taşlarına Sırım gibi delikanlım Yaka cebinde mendili erguvan ışıltısında Belki bir çay bahçesinde Belki bir düğün katılımında Öylesi uzak bakışların iç kaynamalarında Sevda tutmak yare... Sözsüz sevda köşeleri oluşmuş akşam postalarında Yazıyoooooo çığırtkanlarına düşmemişken aşk Yürekte bir deli ateş... Sabaha adanan şarkılara fal tuttumlardan “Bir bahar akşamı rastladım size” ye sayrılar Kokulu mavi pembe kağıtlara aksedilen Dolmakalemli sevda uzanışları Siz benim hayalim diye atılan başlıklara ulanan Canım cananımla nihayetlenmiş duygu sağanakları Vücût ikliminin sultanıyla Rüyalarda buluşuruz düşlerine uzanışlar... Dest-i izdivacına talip rüya artığı *******in Begonya dokusu kilimlerine işlenir sevda da Sürülür közüne mangalların aşk söylemleri Buhar olur sarar asumanı seslenişler Açar salkım saçak portre boyu şarkılar Gönül şarkılarından bir demettir ki bunlar Öyle si çığırır nazendeler fasl-ı şahanelerden “Entarisi ala benziyor Benim yarim bana benziyor......” |
Eskidi Hatıralar
Biliyorsun seninle Çok güzel günler yaşadık Geçip giderken zaman Hiç farkına varmadık Eski hatıralar Söyle sevgin ne renkti Uçup da gittti yıllar Artık canıma yetti Hergün bir mum sönermiş Biten aşkın üstünden Gün gelir hiç kalmazmış Kırık kalpler yüzünden Eski hatıralar Söyle şarkımız neydi O güzelim sevdalar Bizi terk edip gitti |
Eylül Dokunuşları
Bir Eylül girse düşüme Gözlerinde ay ışığı asılı olsa İşte o an, Kalkar; Tüm sokak lambalarını Söndürürdüm. Penceremide açardım ardına kadar ki Gecenin esintisi , Eylül dokunuşları olsun. Sonra; Her gece teninde titrediğim Aşkıma seslenirdim "Yak mumları,sevdam üşüyor..." |
Fark Eder mi
Mahpusluk sadece Demir parmaklıklar arkası mıdır? Yo kurban, öyle değildir elbet. Mahpusluk yanlızlığa mahkum oluştur. Ha içerde, ha dışarda.. Ne fark eder ki.. Ölüm sadece Kara toprağa mahkumiyet midir? Yok ya, öyle değil sadece Ölüm yaşamaya mahkum oluştur. Ha altta, ha üstte.. Mahkum oluş. Ne fark eder ki.. Vurulmak sadece Kurşunlara mahkum oluş mudur? Yok ya, öyle değil sadece Vurulmak sevgiye mahkum oluştur. Ha göğsünde,ha yürekte Yanmaya mahkum oluştur. Ne fark eder ki.. |
Fırtınalara Sakladım
Kar fırtınasına dönen hayat Kendine doğan güneş Ve Çırpınamıyan bir yürek... Uzakta,çok uzakta Bir sevgilinin hayali Ve Uçuşan saçlarında boğluan sevdam... Sevmek mi dedin? Hani, Tan yerinde astığım kavram, Öyle mi? Sanki gün batarken yeniden doğarım Geceye salarım imkansızlığımı Ay doğar,ay batar Ben yeniden sevdaya gebe kalırım. Fırtınalara sakladım kendimi Tıpkı Bir ağacın gölgesine sığınmış O gibi... Güneş ağlar Kan kusar,ben gibi Ama heyhat, Doğacaktır çaresiz. Silecek gözyaşını, İçi, buzlarla örülmüş bir kovan Dışı seni saran... |
Garson, Bir Aşk Lütfen...
Rüzgar bu!!! Ne zaman ve nerden eseceğini Hiç bilemezsin. Aşka uzatılan eller de Rüzgar gibi... Ortaya koyduğun yüreğin, Bazen kendini anlatamazsa, Hiç üzülme... Nasıl ki kışları gürül gürül akan ırmak Yaz gelince neye uğradığını şaşırır. Aşkta böyle bir şey... Sanki mevsimler gibi değişken, Günle gece gibi farklı. Sevdası için atıyor bu yürek Diye düşünürken, Bakmışın ellerinden kayıvermiş... Neden diye hiç sorgulama, Nedeni olsaydı; Ayrılıklar olmazdı!!! Madem bu kadar ucuz aşklar Öyleyse yenisini söylemeli!!! Garson..., Bir aşk daha lütfen. |
Gece Kuşları
Benim bu saatlerde hiç uykum gelmez, Hayalin gözümden hiç silinmez ki. İçimde sevdanın ateşi sönmez, Benimki öylesi bir bilinmezki... Dönerim yatakta sağımdan sola, Teninin kokusu gitmek bilmez ki. Duvarda saatler solumdan sağa, Sevdalar gibidir,durmak bilmez ki... Dışarda ötüyor Gece Kuşları, Akmadan duruyor sevda yaşları. Seninle yatıp senle kalkarken, Çığrışıp duruyor Gece Kuşları... Gece Kuşları,Gece Kuşları, Onlar hayatın çırpınışları. Gece Kuşları,Gece Kuşları, Yalnız gecemin haykırışları... |
Gece Okuyan Kızlar (lütfen sesi açınız...)
“Bu şehirde Yabanıldır çalınan kapılar …” Gidişi Haliç’te gün batışı, Dalgaların çırpıntısına ayak uyduran ışıkların Sudaki dansı ise Saçının tellerinden süzülen ritmin Ağır aksak saz semaisiyle örtüşmesi… Bu şehirde gece Ürkek bir dişidir... Kırılgan, titrek haykırmalar sarar Her ara sokağın viranhanelerini. Her damın ayrı bir roman Her odanın ayrı bir hikaye olduğu Buralarda kızlar her daim Gece Okurlar…. Onlar, Ay ışığının uzamsamalarına bahar ısmarlasalar da İçlerinde dolaşan asla gerçekleşmeyecek Hayaller rapsodisidir. Bir İstanbul akar üstlerine Yedi tepesinden delişmen ırmaklarla. Her geçen an yeni bir kol, Onlarca damar açılır içlerine. İnsana doymak bilmez bir iştah Ve önlenemez tükenişler sarar havayı. Öyle *******de, Alıp gitmek ister başını ve Büsbütün kaybetmeden hayatla savaşını. Başlangıçlarının son nefesindeyken Logarların dahi süzmediği İhanetler çıkar görücüye. Şehir karanlığı ardına alıp Bir bitişin son pervazında sarmalarken Telaşpark Otel'de kayar da biter hayatlar . Ardından bir İstanbul silüeti çıkar usul usul Gece okuyan kızların yaktığı tanyeri ışıklarında… |
Gecenin Aş Erimlerinde
“Ay usançlarında dolaşırken Gece dolunaya aş ermelerde...” Yaşanmışlığın hayli ötesinden Gelirken ağlamsamam Birden sevdaya döner efsun yanlarım Gözler vurgun demlerinde Niyetler dökük Salkım sevdalarsa sam yellerinde tutsak Irar nefreti sevdanın medusa nazarında da İç çırpınışlarında saklanır Türkü dalışlarım Oktavlarında yokluk buluşmalarındayken nefes Gece dünkü gece hayallerimse tıpkıyle vaki Sayışmaz aşklarım ödenti bedenlerle Her buse mühürdür mızrap söylemlerinde Takıntısı bukle bahar döngüsü izleriyle İner safha safha yakamoz meşk esintilerinde Ne mum ışıltısıdır uzanan gönüllere Ne de çakar almaz feridir teninde yanan Kumsal yalayışlarında dalga toyları Öylesi sevişgen öylesi titreyişler Süzülürken nazendeler deniz kızlarına Türkü olur sevdam yanar fenerlerinde Telaşa yol verirken güz dolayları Ürpertisi asudedir saklanmaların Çocuk gözlerinde sıla duruşları İndi inecek hatim soylu sevdalar Saklısı yırtık mey kahkahaları ve Beyhude acılar dolaşırken güncelerinde Gece hala aş erer Kokusu sıyrılmış sevda tenlerinde... |
Geceyi Uyuttum
Ben uyumadım ama Geceyi uyuttum.. Farkına bile varamadı Sabahın doğuşunun Gece özlemlere gebe.. Ben sevdalar içindeyken Sessizce ağladım ki, Gece uyanmasın Kokunu duyuyor, Tenini hissediyorken Nefes bile almadım ki, Gece uyanmasın Yoğunlaşırken sana Gözler uyku yoktu. Hep senle yaşıyorken, Gece uyuyordu... |
Gitmelerim Sen de Kaldı
Bir düş ağlıyordu ilk ışıklarında sabahın Bir sevda adanıyordu tan gölgelerinde Uzağım dedikçe yakınıma sokulan izdüşümlerin Parıltısı sarıyor gitme şarkılarımın eteklerini Salıncak öykülerinde pandül hayatlar misali Dinlemde yorgun zamanların arsız kuşları Sen sevda Dörtnala gelse de uzak asya’dan Diz çökmüş çaresizliğine Nazım Aranmış Can baba anason dalyanlarında Yetmedi bir de “ kaptan” sustu aşk-ı mecburiyetten Hala süregelen hükmün Yakmaktayken her sevdayı fermanlarınla Dinmek bilmeyen şehvetinin esirinde Çıkmakta yel değirmeni seferlerine gönüller Üşengeç dalga kıranların hapsindeyken terkedilişler İnmekte meyanından çığlık çığlığa arzular Kimsesizliğini duyurmak istencinde Başını bağladığım erguvan ağzı şiirler Yokluğunun sancısındayken eylül düşlerim Ne sen kaldın geride aşk Ne ben öldüm derinde Ve de gitmelerim Sen de kaldı ya Ayıpsı iç çekişle Gülmekteyim berinde ... |
Gölge Aşklar Kuarteti
GÖLGE AŞKLAR KUARTETİ Gün döndü sevda yüklü kanatlara Döküldü tan kuşku sürgünlerine… Bir sevda yankılanır hazan düşlerimde Rüzgar yalarcasına geçer kıraçlarımı Dönemeçlerimde giz sevdalar Titremelerle girilmiş koyunlarda şüphelerim Bilirim ki Aşk ötesidir uzanışlarım… Dolunay ürküsü nazarların Gölge aşklar kuarteti misali Yoksul davul vuruşlarıyla Damla damla hazana dönüşen aşk Gecenin sabaha selamı gibi Baharda çiçek olur konfetiler Kamelyalarım sarar sevda sürgünlerini Manolya beyazlarında erer sukûta Bu sevda Açılan ellerin restidir… Anarken şiir düşlerin oylumlarını Pusulada mealsiz belli belirsiz sapmalar Kuzey güney med cezirlerinin Esaret ateşinde yalnızlıklar. Çıkarırım tüm senfonilerden Fa diyez yakarışları Bilesin… Aşk Sadece aşk olmalı Ataklarında vurgulu sazlar suskun Ortada sadece kemane dansları salınmalı Ay ağlamaklı Yürek yitik Sevda başıboş dalyanlarda Havaysa aşka dönük… Suyu ısınmış sazların Titrek bam tellerinde örtülü sevdalar Rakkas kıvrımlarında ayın dördü Ebem kuşakları yıkmakta horonu Dersin Gecenin dönümü ayrılık Sabah hasrete vuslat Dersin Bir gece uzantısı sevişmelerin Yaprak sesleri akmış bahar gözlerine Yüreği hala tutsak kuşku sürgünlerimin … |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:49 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.