![]() |
Mustafa Yiğit (Morpheus)
20 Yılın Özlemi
Mutluluk ilacı, huzur kaynağı Güneşte bile yoktur onun sıcaklığı Dünyanın en yumuşak yatağı Ninnisi ile uyuduğum, ANA kucağı Büyüdüm, kuş misali uçtum yuvadan Ağıtlar yaktın bakarken ardımdan Beni hiç ayırmadın kollarından Dünyanın en güğzel evi, ANA otağı Bilirim, hiç istemezdin büyümemi Gün gelipte canından, ayrı düşmemi Yirmi yıldır hiç bitmedi özlemi Soğuk *******imi ısıtan, ANA sıcaklığı Rabbim soldurmasın o gül yüzünü Senden aldım ben hayat özümü Habersiz bırakma beni, güldür yüzümü Dünyanın en şefkatli yeri, ANA yüreği Ne kötülük taşır yüreğinde, ne ihanet Ne kadar kötü olsanda eder merhamet Bulursun sıcacık kollarında selamet Kin tutmaz hep sever, ANA yüreği Kırdıysam eğer seni, affeyle beni Senden ayrı kalınca anladım kıymetini Bütün sevgilerden yücedir, ANNE sevgisi Morpheus'un hayallerindeki ANA kucağı Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ağlama Yavrum
Annen kundak yaptı, sevgi bezinden Yıldızları kopardı, gökyüzünden Ninniler söyledi, uykusuz *******den Yüreğim parçalanıyor, ağlama yavrum. Küçücüksün henüz gül tomurcuğum Gözümün nuru, nazar boncuğum Dünyalara bedel, bir gülücüğün Yüreğim yanıyor, ağlama yavrum. Ailenin neşesi, yuva çiçeği Karanlıkta parlayan, ateş böceği Neşe saçan sümbül çiçeği Yüreğim kanıyor, ağlama yavrum Oldun morpheus'a ilham kaynağı Özlettin annene sıcak yatağı Dalından kopardılar, nazlı çiçeği Yüreğim yanıyor, ağlama yavrum. Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ağlayacaksın
Bir gün döneceksin, virane gönlüme Bıraktığın gibi bulmayacaksın, Kahrolacaksın bakıp gözlerime Ne oldu diye, ağlayacaksın Sevdan ile yeşerttiğin çiçekleri Kuru birer dal olarak bulacaksın Bakıp perişan olan halime Gittiğine kızıp, ağlayacaksın Gireceksin gönül bahceme Koparmaya kıyamadığım, güle bakacaksın Uzaktan bakacaksın sararmış haline Kendine kahredip, ağlayacaksın Gülmesine alıştığın gözlere bakıp İçine akıttığın yaşları silip Kalbimi yumuşak ellerine alıp Yüzüne sürerek, ağlayacaksın Sen giderken nasıldım, şimdi ne oldum Sevginle kurduğum, bahçemi kuruttum Senin yanında mutlu bir morpheus'dum Yıkıntılarımı görüp, ağlayacaksın Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Akan Ses
Eğer bir ses duyarsan uzaklardan İşte o benim kalbimin sesi Birisi bahsederse sana umutsuz aşklardan İşte o gönlümün hüzünlü sesi Dünya dertlerinden sana sığındı Koptu hayattan sana bağlandı Ak gerdanın için sana yalvardı İşte o gözlerimin buğulu sesi Uzaklarda hasretinle nasıl çırpınır O eşsiz gülüşünle her an ısınır Seni düşünüyor yine kıpır kıpır İşte o yüreğimin aşk dolu sesi Sen ulaşılmaz sultan, gözlerin zindan Gül yüzün mücevher ediyor candan Daha çok muhtacım sana damardaki kandan Ağır ağır sana akan kalbimin sesi Morpheus'um uçsun yüreğim aşkına Hüzün gülleri dik her an kapına Boşver dünyayı sarıl boynuna Gönlüne akan yüreğimin sesi Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Akşam Güneşi
Gönlüme ümitler dolmuş iken Sensizmi batacak akşam güneşi Seni her zaman bekler iken Sensizmi batacak akşam güneşi Sen bir meleksin inan gönlümde Değerin ölçülmez inan gözümde Yine gelmedin özlem dolu günümde Sensizmi elveda diyecek akşam güneşi Darıldınmı canım, haber vermeden Seni seven kalbi hiç düşünmeden Sevgini unutup sildinmi defterden Sensizmi hüzünlenecek akşam güneşi Gün gelir seven kalbi belki bulursun Bu satırlarda sana hatıram olsun Mutluluklar daima seni bulsun Seni hep özletecekmi akşam güneşi Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Alışmış
Gün doğmuyor benim için Bulutlara karışmış Derli gibi seven kalbim Sensizliğe alışmış Bak yine akşam oldu Etraf zifiri karanlık Bak yıldızlarda yok artık Senden sonra yıldızlarda darılmış Güneş doğmuyor atık *******ime Yazı yazılmıyor artık defterlerime Günlerdir soruyorum hep kendime Şu kalbimde sensizliğe alışmış Ay doğmuyor şu biçare gönlüme Nur gelmiyor artık gözlerime Birazcık teselli verilmiyor gönlüme Divane gönlümde sensizliğe alışmış Sana bu şiiri yazarken Yazmadı kırıldı kalemim Senin ismini yazarken yorulmayan Ellerimde sensizliğe alışmış Senin ismini söylerken heyecanlanan Ne kadar çok söylesede bıkmayan Bir öpücük vermedin diye darılmayan Dudaklarımda sensizliğe alışmış Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ana
Anne bana her zaman insan ol derdin Hiç kimseye kızma, engin ol derdin Sevgi dolu yüreği bana sen verdin Hakkını ben sanıl öderim ANA Dikenler içinde açan, gül olmamı istedin Rabbimin emrettiği, kul olmamı dilerdin Alan değil veren el olmayı öğrettin Senin sözünden nasıl çıkarım ANA En zor anımda sen yanımda idin Üzülmemen için canını verirdin Mutluluğumuz için ömrünü bitirdin Seni nasıl bırakıp giderim ANA Dünya aydınlanmasa karanlık kalsada Yıldızlar sönse ışık saçmasalarda Dünyada dikili bir ağacım olmasada Yine beni ısıtır senin ateşin ANA Eğer gün gelir dönerse dünya tersine Yine engel olamaz sana gelmeme Her zaman muhtacım senin sevgine Gözyaşlarımı sensiz nasıl, silerim ANA Morpheus'un sensin hayat ışığı Tüm vücudumu saran sevgi sarmaşığı *******imi aydınlatan mum ışığı Sensiz gurbetellerde neylerim ANA Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Anam
Başımın Dumanı Hiç Bitmiyor Senden Uzakta Gurbet Çekilmiyor Gözlerim Hep Yollara Bakıyor Güller İçerisinde, Bir Tanesin ANAM Yanımda Yoksun, Hayatım Sanki Zindan Söyle Başka Varmı Seven Candan Kaç Yıl Oldu, Bakarım Sana Uzaktan Günlerim Yıl Oldu, Geçmiyor ANAM Bu Canımı Adadım Senin Yoluna Dünyayı Feda Ederim Senin Uğruna Gözlerindeki Tebessüm Yetiyor Oğluna Canımı Sen Verdin, Sana Adadım ANAM Özlemin Sardı Tüm Cihanı Alemi Sen Yoksun Ya Göremiyorum Sabahı Sana Ulaşmak İçin, Arşınlıyorum Yolları Tuttu Gurbet Beni, Bırakmıyor ANAM Özlemin Artık Tak Etti Canıma Her Çalışta Koşar Oldum Kapıya Felç Uğruyor Sanki Ayaklarıma Ayaklarım Kilitlendi, Gitmiyor ANAM Senden Başka Seven, Menfaat İçin Sever Gurbette Morpheusa Düşen, Dertlerle Keder Senden Ayrı Kalmak Ölümden Beter İnat Etti Azrail Canımı, Almıyor ANAM Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Annem
Uzandı Kollarım Issız Boşluğa Sen Yoksunya Elim, Tutulmuyor Annem Biçare Kaldım Gurbetin Kollarında Yıllardır Hatırım, Sorulmuyor Annem Yalnızlık Boğdu, Bitirdi Beni O Eski Güzel Günlerim Nerede Hani Yalnızlıktan Açamaz Oldum Gözlerimi Akan Gözyaşlarım, Silinmiyor Annem Yüreğimde Türlü Türlü Yare Var Benim Derdime Yalnızca Anam Ağlar Gurbetlik Elimi, Kolumu Bağlar Senden Hiç Haber, Verilmiyor Annem Dertlerimi Alıp Dağlara Çıksam Anne Resimlerini Yüzüme Sürsem Hayalini Gece Rüyalarımda Görsem Rüyalar Şemalini, Göstermiyor Annem Morpheus Çaresiz Dertlerdesin Sen Burada, O Uzakta, Annen Neylesin Gözyaşlarını Bırak, Kirpiklerin Gizlesin Gözlerim Yolları, Görmüyor Annem Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Aşk Güvercini
Uçtu ellerimden aşk güvercini Tatlı rüyalarında bulurmu seni Sevdali yüreği ile açarmı kalbini Aç kalbini gülüm girsin içeri Süzülerek uçar mavi denizde Hep seni arar gittiği yerlerde Kapının önüne geldi belkide Aç gönül kapını gülüm girsin içeri Aldı yüreğimi getiriyor sana Dönüşü yok geri gelmiyor bana Binbir umut ile dayandı kapına Aç sevdalı kalbini gülüm girsin içeri İster özlem yükle istersen ızdırap Senin uğruna çekerim azap Aşk umutur yapalım hesap Aç pencereni gülüm girsin içeri Ya alırsın namemi ellerin ile Ya yakarsın beni özlemin ile Yada sararsın beni kolların ile Aç gönlünü gülüm girsin içeri Belki geldi yanına yada gelmedi Belki uçtu yanından seni görmedi Geçti tüm dünyayı yine sana geldi Aç yüreğini gülüm girsin içeri Sevdam ağır gelmiş ufak kanatlarına Her yolu deniyor ulaşmak için sana Bir kırmızı gül ile gelirse kapına Aç kollarını bitanem girsin içeri Morpheusum gönül kuşum sana emanet İster at dışarı, istersen kabul et Sevdam ile yine sana gelir elbet Aç kalbini kır çiçeğim girsin içeri Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Aşkıma
Öyle büyük mutluluk verdinki bana Ne kalem yazar ne defter tutar Dünya yıkılsada kıyamam sana Dünyayı aydınlatan güneşin yakar Toprak dar gelir, deryalar almaz Aşk bahçne diktiğin çiçeğin solmaz Sevda çekmeyen yürek aşkımızı anlamaz Kurumuş çıra gibi benliğimi yakar Sensiz her saniye cehennem gibi Haber gelmediğinde yakıyor bedenimi Defterlerde kabul etmiyor hasretimi Gözlerin ateş olur gönlümü yakar Bal gözlerin zindan olur gönlüme Şirin sözlerin umut verir ömrüme Aşkın şarap gibi akmış yüreğime Yüreğim kazan olur hüznümü yakar Anlatamam hislerimi bir duyan olur Araya araya çektiğim, özlemi bulur Bu sırrım sonunda mezarım olur Aşkın güneş gibi Morpheus'u yakar Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Aşkıma Ağlıyorum
Rüyalar aleminde Aşkınla coşuyorum Kimsesiz gönüllerde Sevdamla yaşıyorum Sevmek bu kadar zor mu? Hep kendime soruyorum Hiç karşılık bulamayan Aşkıma ağlıyorum Dünyanın dört bir yanında Karanlığın kucağında Okyanusların ötesine Yelkenler açıyorum Sevdama koşuyorum Dağları aşıyorum Mutluluğa koşuyorum Irmaklarda boğulan Aşkıma ağlıyorum Sevda yükü kucak kucak Kim efendi, kimdir uşak Elbet bir gün kavuşacak Sevdama uçuyorum Dağlarda dolaşan Çöllerde yalnız kalan Çiçekler gibi açan Aşkıma ağlıyorum Esen rüzgara kapılan Gurbetellere koşan Fırtınada etrafa savrulan Kelebeğimi arıyorum Sevda denizinde kaybolan Gönül bahcemde solan Vefasız kalplere konan Aşkıma ağlıyorum Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Aşkıma Dair
Ne zamanki dünyada kıyamet kopar İşte o zaman belki seni unuturum Yıldızlar söner, güneşte patlar İşte o zaman aşkınla kavrulurum Dünyada hiçbir canlı yaşamaz Yıldızlar doğmaz, dünya aydınlanmaz Güneş her zamanki gibi yerinden doğmaz İşte o zaman sensizlikte boğulurum Badem gözlerine bakan olmassa Ak gerdanına menekşeler takılmassa Eğer gün gelir beni soran olmassa İşte o zaman aşkıma, sarılır uyurum Gün olurda senden haber gelmesse Baktığım her yer hüzün verirse Duygularımda beni bırakır giderse İşte o zaman mazimizle avunurum Kalem yazmaz, söz anlatmaz bil bunu Yüreğime saplamışım aşkın okunu Morpheus için gelirse dünyanın sonu Aşkımı sana gönderir rahat uyurum Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Aşkımız İçin
Alır başımı dağlara çıkarım Yalçın kayalardan sana koşarım Sensiz virane hayatımdan kaçarım Üzülme sevgilim aşkımız için Güneşi koparır sana veririm Venüse senin resmini çizerim Polarisi bu dünyadan silerim Üzülme sevgilim aşkımız için Okyanusların üstünden sana koşarım Akdeniz güllerini sana taşırım Aramızdaki tüm engelleri aşarım Üzülme sevgilim aşkımız için Engel koymam aramıza aşığım sana Kimse dokunamaz kutsal aşkımıza Sana ulaşamassam ölürüm ama Üzülme sevgilim aşkımız için Dünya bir kör kuyu sensin ışığı Güneşimi bulmuşum neyleyim yıldızları Morpheusum soruyorsan divane aşığını Üzülme sevgilim aşkımız için Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Atatürk'ün Şehri
Atanın naaşı yatıyor bu şehrin kalbinde Gök mavisi gözleriyle, bakarak CUMHURİYET'ine Gözlerinin derinliklerinde, ne manalar gizliyordu Savaştan yeni çıkmış, CUMHURİYET'i özlüyordu Yorgun bedeninde, tarifsiz ateş yanıyordu Atanın bu özlemi, tüm yurdu sarıyordu Bir gece karar verdi, anadoluya geçecekti Beklediği haber, padişahdan gelecekti Aldı padişahdan fermanı, geçti anadoluya Birlik mesajları gönderdi, edirneden, ağrıya Fakat bir yer gerekiyordu, kurmak için otağı Geldi silah arkadaşlarıyla, seçti ANKARA'yı Büyük coşku ile kurdu, otağını çankayaya Yurdum umutla bakıyordu, artık yarınlara Bu şehrin temellerini, ATA o günlerde attı Yurdumun karanlık *******ine, o gün güneş açtı ANKARA o günden sonra, büyüyordu sevinçle ATATÜRK'ün kurduğu, şehrin bilinciyle O günden, bu güne geldik, değişmedi değişmeyecek 1919 yılında dikilen fidan, ilelebet yeşerecek Ata mavi gözleriyle, eserini izliyor Bu şehrin her bir taşı, anılarını gizliyor Şimdi soruyor bize, Ata anıtkabirden Yoksa vazmı geçtiniz, benim büyük ülkümden Büyük eserimin kıymetini, ne zaman bileceksiniz Şehrimin resmini gökyüzüne, ne zaman çizeceksiniz Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ayrılmasaydık
Neden bu ayrılık şimdi anlamıyorum O anı düşündükçe hep kahroluyorum Gece rüyalarımda bile ağlıyorum Ne olurdu sanki ayrılmasaydık Alın yazımmış sevipte ayrı kalmak Sevdalı bir gönülle yaşamak Benim hakkım değilmi mutlu olmak Ne olurdu sanki ayrılmasaydık Dizlerim dert yükünü taşımaz oldu Sevdiklerim hep başkasının oldu Aşk için açan güllerim soldu Ne olurdu sanki ayrılmasaydık Hep benmi ağlayacağım bu dünyada Artık boğuluyorum aşkın deryasında Aşkınla yanıyorum senden uzakta Ne olurdu sanki ayrılmasaydık Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Babaya Mektup
Yine gurbet *******inde düştünüz aklıma Nasıl sağlık, sıhhatiniz yerindemi baba Uzun süredir göremiyorumya, bu gidiyor ağrıma Annem nasıl sağlık, sıhhati yerindemi baba Duydum ala ineğin yavrusu olmuş Amcamın oğlu bizimkilere söylemiş Anamın dizine sızılar inmiş Sizlersiniz benim tek kederim baba Amcamlara bolca selam ederim Her daim sizden haber beklerim Annemi sana sizi ALLAH'a emanet ederim Sizlersiniz benim tek kederim baba Baba hep gurbete alış diyordun Burada ekmek yok, git çalış diyordun Sizi ben yüreğimin baş köşesine koydum Sizlersiniz benim baş tacım baba Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Badem Gözlüm
Hüzün bulutlarını sil at gözlerinden Kanat aç mutluluğa, uç badem gözlüm Sitem kırıntılarını kopar yüreğinden Aşk deryasına yelken, aç badem gözlüm Derdi kederi hep mazide bırak Mutsuzluk yüreğine olsun ırak Tüm kötü anılara beraber kuralım tuzak Sevinçlerle geleceğe, bak badem gözlüm Izdırap kartalının kır kanatlarını Gönül güvercinine ver sevdalarını Daldır aşk denizine doldur yüreğini Sevda sarayımda bir ömür, kal badem gözlüm Ayrılık şahinini salalım dağlara Binelim aşk vapuruna açılalım deryalara Bir ömür beraber kalalım baş başa Hüzün dolu gözyaşlarını, sil badem gözlüm Neden bu hüzün, bu ızdırap, bu sitem Ömrün hep acılarlamı geçecek bitanem Gönül kapından girmeden gitmem Aç kollarını Morpheus'a, koş badem gözlüm Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bahar Gözlüm
Şayet ölürsem seni görmeden Senden benim gibi kal bahar gözlüm İnce beline sarılıp dudağından öpmeden Beyaz gelinliği giy bahar gözlüm Sevgi dilenen garip bir dilenciyim Sakın para vermeyin nefret ederim Dünyayı değil yalnız seni isterim Artık zekatını ver bahar gözlüm Ne yapayım deste, deste kirli parayı Ekmeğe muhtaç olanların alırmıyım ahınıI Yeter, taşırmadan artık sabrımı Dola kollarını boynuma, sev bahar gözlüm Gece karanlık göz gözü görmüyor Morpheus'um hiç çilem bitmiyor Mektupların artık teselli vermiyor Fazla bekletme artık, gel bahar gözlüm Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bal Gözlüme
Balgözlerine baktıkça huzur bulduğum Kalbimin anahtarını emrine sunduğum Gözlerinin derinliklerinde yaşamayı unuttuğum Bir gün gelirde yüzüme bakarmı benim? Elma yanaklarından buse alamadığım Muhabbetine ömür boyu doyamadığım Aşkın şarabını eşsiz ellerinden tattığım Gün gelir halimi sorarmı benim? Kiraz dudaklarına asla doyamadığım Kirpiklerini ok misali kalbime sapladığım O gül yüzünü bedenimde yaşattığım Kanayan yarama melhem olurmu benim? Sırma saçlarını belik belik yaptığım Yanında huzuru sevgiyi tattığım Karanlık *******imi gözleri ile aydınlattığım Issız yollarda ışığım olurmu benim? Kalbimde sevgisini filizlendirip yaşattığım Gözpınarlarımdan akan yaşlarla suladığım Morpheus'um canıma can kattığım Gün gelirde yüzüme gülermi benim? Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bana Bıraktıkların
Öyle Bir İz Bıraktınki Bende Gitsende Silinmez, Kalsanda Öyle Bir Dert Bıraktınki Bende Sevsende Geçmez, Sevmesende Öyle Bir Aşk Bıraktınki Bende Satsanda Bitmez, Satmasanda Öyle Bir Kalp Bıraktınki Bende Gelsende Gülmez, Gelmesende Öyle Bir Göz Bıraktınki Bende Baksanda Görmez, Bakmasanda Öyle Bir Yürek Bıraktınki Bende Ölsende Sevmez, Ölmesende Öyle Bir Yol Bıraktınki Bende Uçsanda Tükenmez, Uçmasanda Öyle Bir Özlem Bıraktınki Bende Sarsanda Geçmez, Sarmasanda Öyle Bir Dünya Bıraktınki Bende Sen Olsanda Dönmez, Olmasanda Fakat Öyle Bir Hayat Bıraktınki Bende Sen Olsanda Yaşanmaz, Olmasanda Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Baykuş'la Söyleşi
Yitirdiğim sevdamı aramaya giderken Bir baykuş gördüm, viranelerde öten Dedim: Viranelerin korkusuz şahı senmisin? Dedi: Viranelerdeki yalnızlığın sesi benim. Dedim: Neden hep viranelerde duruyorsun? Dedi: Yalnız geçen *******de, sevdamı arıyorum. Dedim: Viranelere senden başka gelen varmı? Dedi: Görmüyormusun, yalnızken ağlayanları. Dedim: Sende bülbül gibi dertlimisin? Dedi: Bülbüle o sesi veren benim. Dedim: Bülbülün viranelerde ne işi olur? Dedi: Viranelere düşmeyen, gülünü zor bulur. Dedim: Sen hep buradasın, gülünü bulamadınmı? Dedi: Nasıl istersin, viraneleri bırakmamı. Dedim: Bülbül gibi mutlu olmak istemezmisin? Dedi: Gülünden ayrılanların, dertlerini dinleyen benim. Dedim: Senin çilen hep viranelerde ötmekmi? Dedi: Özlemekmi zor, yoksa sevmekmi. Dedim: Ben bu işten, hiç bir şey anlayamadım? Dedi: Hasret çekenleri, yalnız bırakamadım. Bu söyleşi böylece uzayıp gidiyor. Baykuş sevdiğini, bizden çok özlüyor. Yinede viraneleri bırakıp gidemiyor. Viranelere gelenlerin, dertlerini dinliyor. Şimdi soruyorum size: Özlemekmi zor sevmekmi? Baykuş gibi bu çileye, Katlanmakmı zor, gitmekmi? Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bayrağa Sesleniş
Ey.. göklerde dalgalanan, yurdumun nazlı çiçeği Eğer görüyorsan, bizede söyle geleceği Kırıp milletimin, boynundaki paslı zincirleri Hainlerin yüzüne haykır, bütün gerçekleri Ey.. hürriyetimin sembolü, yarınlarımın ışığı Şehit olan ejdadımın, kutsal yadigarı Kaçbin şehitle ıslattık dalgalandığın toprağı Gelecek günlerin emaneti, yarınların mirası Sana uzanan diller elbet birgün kesilecek Direğin yurdumun her köşesine dikilecek Başımın üstünde her zaman dalgalanacaksın Seni şimdi hor görenler, gelip önünde eğilecek Ejdadım gibi bende, şahlandıracağım göklerde seni Dünyanın diğer ucundan, duyuracağım sesini Asık durmayacak artık, güldüreceğim cehreni Yurdumun yılmaz ordusu, takip edecek hep seni Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Beddua
Çöllerde açan çiçeğin kurusun Sevgi denizindeki, balığın çürüsün O inci dişlerin ara, ara dökülsün Sevgime ihanet, ettiysen eğer Gözleriyin nuru sönsün, görmesin Ellerin sevdiğiyin saçlarına değmesin Gönlün hep kin dolsun, sevgi görmesin Sevgime ihanet, ettiysen eğer Vahşi kuşlar ak alnına konsun Sırma saçlarını birer, birer yolsun Gönlün bir ömür boyu mahsun kalsın Sevgime ihanet, ettiysen eğer Gamzelerin birer, birer erisin O bal gözlerin, ok gibi gerilsin Ayrılığın ızdırabını sende çekesin Sevgime ihanet, ettiysen eğer Kalbin yaşama sevinci ile atmasın Gönül kuşun konacak yer bulamasın Morpheus'un özlemi, tüm bedenini sarsın Sevgime ihanet, ettiysen eğer Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ben
Ben; sevgi dağlarında yalnız dolaşan Çobanın elindeki dertli fülütüm Ben; Sevda çiçeklerini yerine ulaştıran Karlı dağların, yolunun tozuyum Ben; güneşin peşinden kanat çırpan Ben; okyanus derinliklerine demir atan Ben; aşk mektuplarına hasret katan Ben; özlem mektubunun posta puluyum Ben; güneşe yüzünü dönen ayçiçeği Ben; kelebek olamamış tırtıl böceği Ben; yorgun dünyanın hasta döşeği Ben; kimsesiz dağların garip yolcusuyum Ben; çölde çiçek arayan su damlacığı Ben; okyanusa düşmüş akvaryum balığı Ben; kalabalık caddelerin sessiz yalnızlığı Ben; özlemle akan iki damla gözyaşıyım Ben; balgözlerin özlem çekeni Ben; gülbahçelerinin hasret dikeni Ben; sulak toprakların kuru ekini Ben; yalan dünyanın umut yolcusuyum Mustafa Yiğit (Morphe |
Bendeki Sen
Bir resim çiziyorum... Yüzü ay gibi nurlu, Teni gül kokulu, Güneş gibi parlıyor, Dünyamı aydınlatıyor. Bir resim çiziyorum... Yanakları gamzeli, Bakışları işveli, Gülüşü güller gibi, Dudağı kardelen misali, Bir resim çiziyorum... Gözleri bal gibi bakan, Baktıkca yüreğimi kavuran. Bir resim çiziyorum... Hücrelerime şemalini anlatan Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Benzetiyorum
Seni bulutlara benzetiyorum...! Öyle buğulu bakışın varki, Kurumuş bedenime nem veriyor sanki. Gözlerinin birbirine teması Çakıyor yüreğime şimşek misali Seni bulutlara benzetiyorum... Seni deryaya benzetiyorum...! Öyle derinden bakışın varki İçerisinde beni boğacak gibi Yüreğimde yanan kor ateşleri İçime akıp söndüren, su misali Seni deryalara benzetiyorum... Seni güneşe benzetiyorum...! Yanına alıyorsun venus gezegenini Dünyaya sunuyorsun tüm sevgilerini Işıklarında aşk kırıntıları taşıyorsun Karanlık *******imi sen aydınlatıyorsun Seni güneşe benzetiyorum... Seni rüzgara benzetiyorum...! Geldiğin gibi gidiyorsun ansızın Bir bedenimde ellerin, bir yokluğumdasın Esiyorsun gözlerimden gönlüme Benide sürüklüyorsun sevda memleketine Seni rüzgara benzetiyorum...! Gidiyorum seninle bilmediğim yerlere Bu yolculuğun sonu ölüm olsa bile. Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bilemedin
Hüzün kapladı yine gönlümü Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Kurtcuklar kemirir oldu gönlümü Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Kainatı aydınlatan güneşimi soldurdun Balığı suya hasret koydurdun Gönül bahcemi yokluğunla kuruttun Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Kardeleni kopardın, çöle götürdün Gülleri topladın, diken getirdin Gözlerimden akan yaşları bitirdin Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Susuz çöllerde güller açarmı Arı çiçöek dururken, dikene konarmı Bülbülün güle şarkısı bitermi Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Yıldızları sana topladığımı görmedin Sensiz geçen ömrüme neşe vermedin Gönderdiğim gönül kuşumu kabul etmedin Seni ne kadar sevdiğimi bilemedin Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bilirmisin?
Sen! .. Üzülmek nedir bilirmisin? Herkese küsen konuşmayan Günden güne kendini eriten Hiçbir şey anlamayan yapmayan Günlerce kendine kahreden Sen! .. Ağlamak nedir bilirmisin Kahreden sızlatan Dünyasını karartan Genç yaşta mahveden Dahası gözlerini kör eden Sen! .. Ölmek nedir bilirmisin? Kimseyi görmeyen istemeyen Hayattan bıktıran koparan Genç yaşta yaşamaya küstüren Ondan başkasını görmeyen Hayır, hayır bilemessin Ama ben bilirim Üzülmenin acısını Ağlamanın sızısını Ölmeninde sensizlik olduğunu Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Bülbüle Sitem
Söylüyorsun en güzel aşk şarkılarını Güle, söylediğin sözler yetermi? Hep uzaktan söylüyorsun sevdiğni Uzaktan uzağa, bakmak yetermi? Gülü koparıp, soldurur eller Gül, yuvasından hüzünle gider Öyle uzakdan bebekler'de sever Uzakdan uzağa, ötmek yetermi? Sevgi dediğin, candan olmalı Seven sevdiğini, canı bilmeli Sevdiği için, canını vermeli Uzakda duran, candan severmi? Morpheus'um güle yetmez sözlerin Gül gidince, arar olur gözlerin Yokluğunda, bedenini kaplar özlemin Sen yanında olsan, gül gidermi? Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Can Kuşum
Gören gözler değil sana değerini veren Güzel gözlerini seven değil, kıymetini bilen Şu fani bedenim değil, seni kalpten seven Sen benim canımın içerisinde, can kuşumsun Öyle bir gülüşün varki güneşi solduruyor Gece karanlığında yolumu aydınlatıyor Hayat zindanında idam sehpamı kuruyor Sen benim canımın içerisinde can kuşumsun Gururum, sevincim, kederim, hüznüm Gözüm, kalbim, hayat ışığım, nurum Hayata tutunabileceğim yegane umudum Sen benim canımın içerisinde, can kuşumsun Morpheus'un kederli gönlünün susuz çiçeği Kederlerde yok olan hayatımın sevgi çiçeği Şu yalan dünyada, yalan hayatın tek gerçeği Sen benim canımın içerisinde, can kuşumsun Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Ceylan Bakışlım
Gözlerindeki bu hüzün neden? Sana yakışmıyor, ceylan bakışlım Nedir seni bu kadar üzen? Susmak olurmu ceylan bakışlım Buğulu gözlerin hüzünle bakar Sevdalı yüreğimde yaralar açar Seni böyle gördükce gözlerim ağlar Ağlamak yakışmıyor, ceylan bakışlım Sen bir ceylansın gurbet dağında Öyle ulaşılmassınki gönül bağında Avcıların av zamanı aşk otağında Durmak yakışmıyor, ceylan bakışlım Vurulmuş ceylansın gönül özünde Görülmüş bir hayalsin aşkın közünde Elma yanağın, iki gözün üstünde Kaşlar çatılırmı, ceylan bakışlım Sevdandan bak dağlara çıktım Seni bulmak için yaylaları aştım Morpheusum sanma yokluğuna alıştım Aşklar unutulurmu, ceylan bakışlım Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Çocuk
Yanan yüreklerin iftaiye eri Yaşlı ninelerin gözlerinin feri Şu yalan dünyanın yegane sevinci Taş olan kalplerin, nurudur çocuk Karanlık *******e doğan güneş Bir busesi bütün dünyaya eş Mutluluğa hasret sevgiye aç Kainatın solmaz gülüdür çocuk Bağrı yanık anaların direnç kaynağı Dertli babaların mutluluk sığınağı Gönül yarasının tek ilacı Dünya dertlerinin, dermanıdır çocuk Morpheus'un yanında huzur bulduğu Gönül sarayını hizmetine sunduğu Divane ömrünün, yegane mutluluğu Mutlu günlerin esin kaynağıdır çocuk Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Çöl Çiçeği
Sen bir kardelensin...! Olumsuzluklara meydan okuyan Buz gibi gönüllerde açan Yazın geldiğini hatırlatan Dik başıyla mağrurla bakan Sen bir dip balığısın...! Güneşin yüzünü aydınlatmadığı Benden başkasının bilmediği Gül yüzünü görmediği Oksijen yerine alıp sevgimi Hücrelerinde gizlediği Sen bir ustasın...! Gönül sarayımı yapan Her tuğlasına sevgisini koyan Oradan dünyaya bakan Baktıkca yüreğimi yakan Sen bir çöl çiçeğisin...! Sususz gönlümde açan Dünyama neşe kaynağı olan Gönül fırınımda kavrulan Sevgimle yanmama rağmen solmayan Morpheus'un ömrüne neşe katan Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Dayanamıyorum
Özlem sardı her yanımı Gurbetlik kopardı bağlarımı Hep acılar bürüdü günlerimi Hasretine nasıl dayanacağım Şimdiden çok özledim seni Ayrılığın büktü belimi Ağlamaktan kan bürüdü gözlerimi Hasretine nasıl dayanacağım Hasretlik meğer ne kadar zormuş Tüm kederler beni bulmuş Zalim dünyanın kanunu buymuş Özlemine nasıl dayanacağım Morpheusum yalnızım gurbetellerde İsmin inan her an dilimde Bugün değil, her zaman böyle Hasretine nasıl dayanacağım Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Dikkat...!
Kaç yıl oldu gurbette, boyle zulüm görmedim O kadar çile çektim, ama sırrımızı vermedim Cihan devleti olmak, en büyük ülkümüzdü Müslümanlığı yaşatmak, HAK'ka verilen sözümüzdü Duyuyormusun; geri kalmışlık, islama mâl edildi Tüm müslümanlara gerici, yobaz denildi İslamiyet barıştır, dünyanın beyaz güvercini Terörizmin yeri yok, lanetleyelim hepsini Terörizmi islamla bağdaştırmak, ne büyük hata Rabbim bile lanet ediyor, bakılmıyorki KUR'AN'a Maneviyatımızı kökünden, çökertmek istiyorlar Cennet yurdumuzu en hassas, yerinden vuruyorlar İslamı yıkmak için, binbir kılığa giriyorlar Kalplere sevgi yerine, kin tohumu dikiyorlar Bu oyunlara gelmeyelim, hep sevelim yurdumuzu Sırtımızı dönmeyelim, kucaklayalım ordumuzu Düşmalarımızın bu oyunlarını, hep çıkartalım boşa Yurdumuzun insanlarını, tâç edelim başa Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Diyorsun
Bir hüzün kapladı içimi Her yerde sen varsın Çalıştığım odada Koğuşta ve yattığım ranzada Hayalin kaplıyor tüm alemi Ağaçalrda, kuşlarda Ufukta sen varsın Bana masumca Bir bakışın var ki Vücudum eriyor sanki Hafifce gülümseyip Boşluğu gösteriyorsun Karanlığın odak noktasında Buğulu bir hayal beliriyor Birden senin hayalin Gözümün önüne geliyor Beyaz bir gelinlik giymişsin Gelinlik! Sana öyle yakışmış ki Sanki bir çiçek gibisin Ellerini bana doğru uzatıp Gel artık Fazla bekletme Gel diyorsun Seni ölesiye sevdim Ne olur Sende beni sev diyorsun Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Doğacak
Bıktım artık sabahı olmayan *******den Umutsuzca çırpınan her çocuğun sesinden Duygularımızın haince sömürülmesinden Kararan kalbimize elbet güneş doğacak Menfaat için dört bir tarafa saldırdık İnançlarımızı talan ettik batırdık Kavga ile, dövüş ile birbirimizi harcadık Kararan kalbimize elbet güneş doğacak Sevgimizi unuttuk, nefreti dost edindik Adetlerimizi bir bir ezdik tükettik Kutsal dinimizi, çıkarımıza kullandık Kararan kalbimize elbet güneş doğacak Morpheusum sen ne söylersen boş artık Kulağımıza köpek sesi hoş artık Düzlüğe çıkalım derken hep çamura battık Kararan kalbimize elbet güneş doğacak Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Dönmedin
Göçmen kuşlar yuvalarına dönüyor Gözümde umutlar bir bir sönüyor Sensiz buralarda ömrüm bitiyor Neden sen bana dönmedin Hasretin yaktı öldürdü beni Geçen günler hep özletti seni Bitirmekmi istiyorsun yoksa sevgimi Neden sıladan sen bana dönmedin Gurbetlik zor geliyor artık gönlüme Senin gibi vefasız görmedim ömrümde Tutsak oldum inan sana ve sevgine Neden hala sen bana dönmedin Kalbimi vermiştim senin olsun diye Yalnız seni sevmiştim inan ölesiye Sen beni sevmesende ihanet etmem sevgine Neden hala sen bana dönmedin Mustafa Yiğit (Morpheus) |
Dönmedin (2)
Beraber ektiğimiz güller çiçek açtı Sen hala bana dönmedin Meyvalar dallarında olgunlaştı Sen hala bana dönmedin Topraga atılan tohumlar, toplandı Bülbülü, güle hasreti tüketti Seni hatırladığım yıldızlar kaydı Sen hala bana dönmedin Gittiğinde, doğan çocuklar büyüdü Izdırap çeken gönüller, güldü Gurbet kuşları yuvalarına döndü Sen hala bana dönmedin Gönül sarayıma baykuşlar kondu Gelme ümidin, yaşam kaynağım oldu Yokluğun bedenimi zindana koydu Sen hala bana dönmedin İsmini verdiğim çiçekler sarardı Nurunla aydınlattığın, dünyam karardı Morpheus'um yine bana özlemin kaldı Sen hala bana dönmedin Mustafa Yiğit (Morpheus) |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:27 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.