![]() |
Mehmet Nacar
Ağlayan Yolcu
İkimiz bir candık, beş yıldan beri, Bendeki yarıyı almadan gitti. Sır gibi sakladı, gittiği yeri, Yüzüme bir kere gülmeden gitti. Gözleri yolcuydu, yüreğim hancı, Islanan kirpiği ömürlük sancı. İki yanağında billurdan inci, Sevdamın vadesi dolmadan gitti. Israrlı soruma vermedi yanıt. Ne hatırla dedi, ne beni unut. İçimde açmamış goncaydı umut, Kopardı dalından, solmadan gitti. Hoşça kal demeye kalkmadı eli, Elveda demeye yetmedi dili. Hiç böyle değildi, sevdim seveli, Kalbimin derdini bilmeden gitti. Belli ki, dönmeye yoktu niyeti, Sevdamın mirası hasret diyeti. Boynunda kolyeydi hüznümün seti, Gözünün yaşını silmeden gitti. Burnumu sıksalar çıkacak canım, Haline baktıkça kurudu kanım. Har adım başında yaklaştı sonum, Sabredip sevdiği ölmeden gitti. |
Ah Ettim Sana
Yangına atarak, çıkarsın yola, Seni bu ateşe atan olmasın. Hasret pazarına zincirli köle, Yaparak beleşe satan olmasın. Çilekeş ömrünü, yaşa derbeder, Sevdasız bıraksın, gönlünü kader. Zalim *******de, sabaha kadar, Saçını okşayıp, yatan olmasın. Kalbinin yerinde bekleyen taşa, Bir damla sevgiyi dökmeden yaşa, Çılgınca özlem duy, sevgiye eşe, Kıskanıp kaşını çatan olmasın. Hasret sigarası, iç paket paket, Güzelliğin yeter, gönlünü yok et. Buzlu yüreğinden sevgiyi tüket, Yanılıp yanarak tüten olmasın. Artık unut beni, serseri yaşa, Sabahsız gecene, dost olsun şişe. Bülbülü bırak da, kargaya kuşa, Yalvarsan gönlüne öten olmasın. Sen de vurul beni, vurduğun yerden, Sen de medet bekle, yüreği körden, Tüket umudunun, hepsini birden, Ömrün bir sevdaya vatan olmasın. |
Ahımla Günahımsın
Sürgünde yaşadım, yıllar boyunca, Eski sürgünlüğün, günahı bana. Kalbimin özünde, seni duyunca, Yeni sürgünlüğün, günahı sana. Yüzümü güldürmez, yediğim vurgun, Vefasız kaderim, yıllara dargın. Sevdama acımaz, vurursun her gün, Bunca vurgunluğun, günahı sana. Kırıklar içinde, ne yollar aştım. Ferhat'la arkadaş, Kerem'le eştim, Kırılmış kanatla, kapına düştüm, Bunca kırgınlığın, günahı sana. Zekâsız bahtımdan, beklerken yardım, Bahtsızlar yurdunda, bir tek ben vardım. Ne zaman sevdimse, dertlere sardım, Bunca sargınlığın, günahı sana. Vefasız yüzünden, bozuldu bağım, Hasret bulutunun, çöktüğü dağım. Bahta dargınlıkla, tükendi çağım, Bunca dargınlığın, günahı sana. Âleme bedeldir, kınalı saçın, Sevmeyi bilmemek, en ağır suçun. Yoruldum aşkımı, anlatmak için, Bunca yorgunluğun, günahı sana. Ölürüm yoluna, bırakma dersin, Kurbanı olmuşum, verdiğin dersin. Hüzün tuzağını, kurar gidersin, Bunca kurgunluğun, günahı sana. Yokmuş sevgilinin, senden yamanı, Duyma imdadımı, duyma amanı, Yaktığın ateşin, bitmez dumanı, Artık son sürgünün, geldi zamanı, Candan sürgünlüğün, günahı sana. |
Anadolu'da Bahar
Cemre düştü sırayla hava, su ve toprağa, Cümbüş şevki içinde uyanmakta şen doğa. Dünyaya boya çalar, yeşil yeşil fırçalar, Sevda türküsü söyler, ağaçlarda serçeler. Ucu ile itince, toprak saygıyla patlar, Her biri bir başka sır, saklayan yeşil otlar. Sarı, mavi, pembe, mor açan kır çiçekleri, Sever kelebekleri, hoş görür böcekleri. Yemyeşil bir kalemle, yazıldıkça yazılar, Kırlarda zevkle oynar, kar beyazı kuzular. Ak bulut kümeleri, mavi gökte uçmakta, Billur sulu dereler, üzerinden geçmekte. Kara giymiş bir bulut, karşı dağda ağlıyor, Yedi renkli kuşağı, mavi göğe bağlıyor. Rüzgarla dans ederek, nazlı nazlı baş sallar, Koklamadan geçme der, kırlarda gonca güller. Şarkılarla süslerim, bu cennette yolumu, Cennet dedikleri yer, kutsal Anadolu mu? Belki yine görürürüm, üç, beş, ya da on bahar, Belki de bu gördüğüm, ömrümdeki son bahar. |
Asgari Ücret
Parasız yaşamayı bilirsen eğer, Dünyada en büyük değer, Hiç bitmeyen servet, Asgari ücret... Her zaman açlık çekiyorsan, İşte sana bir somun, Bir tas da su... Ye, iç, sonra da, Haline şükret. Amacın insanca yaşamaksa, Sırtında bir elbise, Cebinde cüzdan taşımaksa, Yetmez be, kardeşim. İstersen intihar et. Bak, Bir yol daha var. Bir seçimden öbürüne kadar, İyice düşün taşın... Küflü sandığa kahret. Yahut da bir zahmet, Deme ki, ehveni şer. Ehvenine değil de, Adam olana oy ver... |
Aşk Serçeleri
Dolun ağaçlara cümbür cemaat, Bugün benim için ötün serçeler. Sararıp dökülen yaprağa inat, Kalanlarla niyet tutun serçeler. Uça uça aşın, hasret dağını, Bulun sevdiğimin gönül bağını, Alın ağzınıza gül yaprağını, Başına sırayla atın serçeler. Onu tanırsınız, bir saç telinden, Selamlar götürün, hasret çölünden, Bütün kaygıları alın elinden, Gönül pazarıma satın serçeler. Sevgimi vermişim, körü körüne, Alem rastlamadı, böyle birine, Sevdalı gönlümü şeker yerine, Kahvaltı çayına katın serçeler. Koklayarak gidin, yolu sormayın, Gönül kapısına gece varmayın, Derin uykusundan uyandırmayın, Kapısı önünde yatın serçeler. Onun sevdasının yarısı bende, Uçun hasretimi bitiren yönde, Her gün doğumunda penceresinde, Sevgimi zikredin, bütün serçeler. |
Ateşle Mum
Gönlüm defineci, sen bir define, Yerini bilsem de, bulamam seni. Dalarım sevdanın dehlizlerine, Ulaşıp bulsam da, alamam seni.. Sevda kitabının ön kapağını, Açınca dizilir, binlerce anı. Didik didik edip, geçen zamanı, Yanına gelsem de, bulamam seni. İsyan dalgaları günle yarışan, Gamlı sularına hasret karışan, Sevgi deryasının dibinde duran, Kapını çalsam da, bulamam seni. Sen mi, saklanırsın, ben mi, mahkûmum? Sen ucunda ateş, ben yanan mumum. Tükenmez hasretim, tükenmez gamım, Karşımda olsan da, bulamam seni. |
Ateşten Yelek
Herkes gibi olur, senin sonun da, Ömrünün töreni bitecek bir gün. Hesabı verirsin, mahşer gününde, İsrafil'in Sur'u ötecek bir gün. Zavallı gönlüme kazdığın mezar, Hasretin yeliyle başında tozar. Sevda çarşısına kurduğun pazar, Seni yalnızlığa satacak bir gün. Dışın gül bahçesi, yüreğin taşmış, Gönlüm taş heykelin peşinde koşmuş. Ayrılık selinin acıyla çoşmuş, Suları ömrünü yutacak bir gün. Sayende giydiğim ateşten yelek, Yaralı sevdamı sardığın belek. Sırası gelince gönlüne felek, İdam sehpasını çatacak bir gün. Kendini bulunmaz Bursa kumaşı, Sanarak yaşaman yanlışın başı. Ağlayan gönlümün bir damla yaşı, Seni kor ateşe atacak bir gün. Hüzün sarayında yıllanan şahım. Gamzede tahtında son padişahım. Armağan ettiğin hasretim ahım, Her iki yakandan tutacak bir gün. |
Ayılmaz Sarhoş
Ayrılmayı başardın, yolun açık arkadaş, Seni fani alemin yalanında bıraktım. Ömrümü son bakışın talanında bıraktım, Sen ardına bakmadan, yürürken yavaş yavaş. Sabrımın sonu geldi, işte çıktım çileden, Gözyaşımı saklarım, ben de bakmam arkama. Ateş döktüm bahtıma, hüzün ektim şarkıma, Derdin beni yakmakmış, emrin olur, dile sen. Bakışların hayattır, gülüşlerin ahiret, Sözün idam sınavı, nazın sırat köprüsü. Gerçeğini aratmaz, hayalinin kaprisi, Sayende icat oldu, gönlümü bozan cinnet. Tek sen mi diyeceksin, "Bırak beni, hoşça kal"? Allaha ısmarladık nasıl denir, gör işte. Belki ölmek var ama dönmek yok bu gidişte. Yine de keder etme, duru pembe düşte kal. Bir gün beni ararsan, gönlümün Surdibi'nde, Şarapçılık ederim, küskünler diyarında. Sarhoş olmak da varmış, ömrün sonbaharında. Hasretin sarhoş mezem, gözlerin bardak bende. Sevdamızı içerim, hüznümün sinesinde, Ayılmaz bir sarhoşum, kader meyhanesinde. |
Ayrılık Elinden
Sürgüne saldığın yitik diyarda, Sevda şarkısına darıldı sesim. Mekânsız kaldığım bu sokaklarda, Gezerim elimde sararmış resim. Doğayı süslerken baharın rengi, Herkesin kolunda gönlünün dengi, Çileli ömrümün hasretle cengi, Sürerken katlanır ayrılık yasım. Sokaklar el ele sevenle dolu, Hüznüme görenler değişir yolu. Bülbülüm baykuştur, çiçeğim çalı, Kaldırım taşları gönlüme hasım. Ayrılık elinden yediğim vurgun, Yüzünden yıllarım bahtıma dargın. Dönerim deseydin beklerdim hergün, Benim de olurdu, evim adresim. Her gece içimde gizli bir seda, Adını anarak, başlar feryada. Hasret denizinde hüzünlü ada, Sevgi çeşmesinde kırılmış tasım. |
Baca Yıllarım
Sevda küpündeki sır defineyi, Aramakla geçti, nice yıllarım. Üç harfle yazılan bir kelimeyi, Korumakla geçti, hece yıllarım. Serseri yürüdüm, gizemli yolda, Umutlar döküldü, hüzünler elde. Yüreği yaralı, kısmetsiz kulda, Derdi ilaç sanan, cüce yıllarım. Üstü küllenmedi, gönül korumun, Bir adım ötemde, cismi yarımın. Dibinden yükselir, ayaklarımın, Karanlık duvardır, gece yıllarım. Gurbetin ufkuna kapısı açık, Kurumuş çiçektir, renkleri uçuk. Mutluluk denince bir andan küçük, Hüzün aleminde koca yıllarım. Unuttum fallarla niyet tutmayı, Bit tutam umuda neşe katmayı. Nasıl başardılar, boşa gitmeyi? Bahtımın ortağı, yüce yıllarım. İnatçı bedenim, taşıyor canı, Yolcusuz yıkıldı, sevdamın hanı. Gönül ocağımdan tüten dumanı, Hasrete üfleyen, baca yıllarım. |
Bahtımın Peşinde
Nasılsa alıştım, göçük altında, Çırpına çırpına yaşar giderim. Sağlam kılıç durmaz, kırılmış kında, Bilinmez yollara düşer giderim. Çözülmez sanırdım, sevginin bağı, Onun son yanlışı bitirdi çağı. Durgun görünse de gönül ırmağı, Vadinin dibinden coşar giderim. Gür ateşler yanar, duman tütmeden, Hiç duman tüter mi, sevgi bitmeden? Halimi kimseye belli etmeden, Kırgınlık korunda pişer giderim. Hüzündür gönlümün çürüten pası, Mecnunu üzer mi, sevenin hası? Beş ömüre sığmaz, verdiği yası, Yüklenir, dağları aşar giderim. Bir devi devirdi, küçücük yalan, Sevgi cennetimdir, sararıp solan. Doğduğumdan beri firarda olan, Bahtımın izinden koşar giderim. |
Başbaşa Kaldım
Sabaha darılmış, ******* boyu, Göklerden gözkırpan sırdaşa kaldım. Çıkışı olmayan yılanlı kuyu, İçinde sabırla, bir taşa kaldım. Tavşan gönlüm küstü, habersiz dağa, Bir yaban çiçeği sığmadı bağa, Meleğin hayali kaçtı uzağa, Kâbuslarla dolu bir düşe kaldım. Sevgi dürbünüyle maziye bakan, Giden sevgiliye türküler yakan, Çırpına çırpına gözyaşı döken, Göğüs kafesinde bir kuşa kaldım. Gidenin günahı, suçu yok bunda, Bütün günahların tamamı bende, Gözümü yummadan bu kör düzende, Küskün duygularla uğraşa kaldım. Ne yapsam sığmadım, dünya ne darmış? Bahtımda hasretle uslanmak varmış. Genç ölen sevdama saygıya durmuş, Sızlayan gönlümle başbaşa kaldım. |
Başka Çaren Yok muydu?
Seninle binbir gece masalına başladık, En gizemli yerinde bırakıp giden sensin. Kurduğumuz cennette yaşamayı düşledik, Cennetimin ufkundan kızarıp batan sensin. Ummazdım bu cefayı, ummazdım böyle sonu, Bu kadar acımasız, taş kalpli olduğunu. Sevinerek söylerken sevdamla dolduğunu, Beni bu şen alemde perişan eden sensin. Vefasızlık etmedim, yüreğimde sen varsın. Ömür denen pazarda, kesemdeki tek kârsın. Bu ölümsüz sevdamda yüzlerce yıl yaşarsın, Çölümdeki vahaya diktiğim fidan sensin. Sevdanın büyüsünü nereden bileceksin, Gönlün yazı tahtası, yazacak sileceksin. Birgün göçsen dünyadan, sanma ki, öleceksin, Binlerce yıl yaşatan, şiirimde can sensin. Bir silahın yok muydu, üç beş mermi sıksaydın? Bir şişe benzin döksen, bir de kibrit çaksaydın, Taksit taksit yakmadan, birden bire yaksaydın, Yaşıyor sanma beni, katlime neden sensin. |
Bedel
Bir sen olmalısın, bir ben alemde, Fedai bekçisin, gönül kalemde. Çıkılan yollardan dönüş yok hem de, Bedeli sevgidir, beni sevmenin. Edalı hallerin gönlüme esin, Büyülü kokudur, ılık nefesin. Sazsız beste gibi çıkarken sesin, Bedeli sevgidir, beni sevmenin. Senden bu vefayı beklemesem de, Tükenmez harçlıksın, gönül kesemde. Hasret ocağında yüreğim demde, Bedeli sevgidir, beni sevmenin. Sevdasız yaşanan bin yıllık ömür, Hüzün denizinde paslanan demir. Gönlümün ağıdı, sanma ki, emir, Bedeli sevgidir, beni sevmenin. Bir dünya saklanır, bir damla yaşta, Bin hayat yaşanır, bir anlık düşte. Sana birazını söyledim işte, Bedeli sevgidir, beni sevmenin. |
Beklenen Hesap
Barzani zurnası Kerkük'te fasıl, Etmeden çok önce, yitmişti Musul. Karşında şakşakçı, nutuk çek, kasıl, Bunların hesabı sorulacaktır. Kuduz aşılanıp, dağlara dolan, İmralı'da yatan, kabuklu yılan, Bir de o yılanın ıslığı olan, Herkesin hesabı görülecektir. Eğer kim yatarsa Bush'un koynunda, Bush'un elindeki tasma boynunda, İhanet denilen kahpe oyunda, Türke havlamaktan yorulacaktır. Rumlar şımarmakta, Yunan atakta, Ermeni yüzünden tarih batakta, Bütün bunlar varken, rahat yatakta, Yatanın hesabı verilecektir. Türkü yalanlarla avutanları, Atatürk'ten ayrı yol tutanları, Namusu şerefi unutanları, Tartan bir terazi kurulacaktır. Kiminin serveti kazıkla yular, Namusu tükenir, cüzdanı dolar. Çar çakal sesiyle bulanan sular, Aslan kükreyince durulacaktır. Her adım başında şehitler yatan, Türkün anayurdu, mukaddes vatan, Beyinsiz başıyla vatanı satan, Herkesin defteri dürülecektir. |
Beklenen Yolcu
Asırlar boyunca, yıllardan beri, Beklediğim yolcu, gelmedi yine. Gülecek sanmıştım, dargın kaderi, Öfkesi geçmemiş, gülmedi yine. Bu akşama kadar, umudum vardı, Neşe ile takas, etmiştim derdi. Gözleri gönlüme, kelepçe vurdu, İnsafa gelip de, salmadı yine. Yürek yarasına, bastırdı közü, Kurşundan beterdi, sevmeyen sözü. Bir neden olmadan, asıldı yüzü, Gönlümün yaşını, silmedi yine. Ne kadar emindim, beklenen oydu. Hüzünden dünyama, sevinçten paydı. Sevdanın dışında, her sözü saydı, Sevdayı sordum da, bilmedi yine. Asırlar boyunca, yıllardan beri, Yalnızlar çölünde, bendim serseri. Gönül tezgahımdan, çıkan eseri, Gözlerine sundum, almadı yine. |
Beklenen Yolcu
Asırlar boyunca, yıllardan beri, Beklediğim yolcu, gelmedi yine. Gülecek sanmıştım, dargın kaderi, Öfkesi geçmemiş, gülmedi yine. Bu akşama kadar, umudum vardı, Neşe ile takas, etmiştim derdi. Gözleri gönlüme, kelepçe vurdu, İnsafa gelip de, salmadı yine. Yürek yarasına, bastırdı közü, Kurşundan beterdi, sevmeyen sözü. Bir neden olmadan, asıldı yüzü, Gönlümün yaşını, silmedi yine. Ne kadar emindim, beklenen oydu. Hüzünden dünyama, sevinçten paydı. Sevdanın dışında, her sözü saydı, Sevdayı sordum da, bilmedi yine. Asırlar boyunca, yıllardan beri, Yalnızlar çölünde, bendim serseri. Gönül tezgahımdan, çıkan eseri, Gözlerine sundum, almadı yine. |
Bekleten Sevgili
Hani, gelecektin, kırk yılın başı, Kâbusa döndürdün, bayramlık düşü. Kül oldu uçuştu, sabrımın taşı, Sevgili bu kadar bekletilir mi? Zehirli oklardı, anlar saatler, Önün sıra geldi, eskimiş dertler. Nerede sevgiler, nerde vaatler? Sevgili bu kadar bekletilir mi? Felek vefasını kalbine serse, Bir anlık bakışın yanıma erse, Gözlerin acırdı, halimi görse, Sevgili bu kadar bekletilir mi? Umut gecesinde yanmadı çıram, Bırakıp gitmeye koymuyor yaram, Gönlümün yağmuru, ter buram buram, Sevgili bu kadar bekletilir mi? Israrla söz verdin, sözünden caydın, Gönül defterimden silindi kaydın. Ben de gidiyorum, gözlerin aydın, Sevgili bu kadar bekletilir mi? Vefasız haline belgeli kanıt, Küstüm mesajıma verdiğin yanıt. Ne demek gelemem, sen beni unut? Sevgili bu kadar bekletilir mi? |
Belalı Gözler
Mahmurluk giyinmiş, mahzun gururlu, Çatal kirpiklerle çevresi surlu. İlkbahardan güzel, kıştan yağmurlu, Islanıp parlayan, hileli gözler. İri bebeğine baktığım anda, Büyüye dolanır, hal kalmaz canda. Çapkın bakışlardan kıskandığında, Beni azarlayan, çileli gözler. Şu ahraz gönlümü getirir dile, Süzmesi diriltir, ölüyü bile, Yontulmuş elmastan çerçeve ile, Sevda pazarlayan, hâleli gözler. Kimler av olmadı, avcı haline? Yaralı kuş oldum, düştüm eline, Bağımlı olduğum, rengi yoluna, Ölmeye zorlayan, belalı gözler. |
Ben Sevdadan Ölürüm
Bir yanından boşalır, bir yandan dolar masa, Göz şarabı içerim, gönlüme tıka basa, Bir de sanat müziği besteleri olmasa, Herkes ayrı bir dertten, ben sevdadan ölürüm. Melûl mahzun yaşarım, felekten gün çalmadan, Yarım doğmuş gönlümün, yarısını bulmadan, Düşlerime taht kuran, vuslat günü gelmeden, Herkes ayrı bir dertten, ben sevdadan ölürüm. Gönlüm bir saz ekibi, yüreğim bestehane, Ruhum sevda hastası, bedenim hastahane, Allah bana sev demiş, sevgililer bahane, Herkes ayrı bir dertten, ben sevdadan ölürüm. |
Beni Benden Aldın
Umutla beklerim, zaman yavaşlar, Sevincim kaybolur, hüzünler başlar. Başıma yağarken çiçekli taşlar, Geldiğin yollara bakamam artık. Yürekten sevenler çıkmaz sözünden, Sevda cevherini atmaz özünden. Sevgine aldanan gönül yüzünden, Yağmur yaşlarını dökemem artık. Her söz verişinde yollara baktım, Nice duyulmamış türküler yaktım. Mavi gökyüzünü sana bıraktım, Hasret bulutundan çıkamam artık. Sevgi bahçemizi yaktığın korla, Uzakta bir yıldız kalarak parla. Gülen gözlerinden esen rüzgarla, Kendimi yeniden yıkamam artık. Yalan sende meslek, bende de ayıp, Sevgi gurbetinde yüreğim kayıp. Sağır kulağına sevdamı sayıp, Karşında boynumu bükemem artık. Gönlüm gözlerinin izine düştü, Yalan sözlerinin közünde pişti. Taptuk kapısına hizmete koştu, Ben senin kahrını çekemem artık. |
Beni Göreceksin
Dallarda yapraklar yüreğim gibi, Beni göreceksin, oraya baksan. Çöllerdeki Mecnun çırağım gibi... Beni göreceksin, nereye baksan. Beni unutturmaz, uzaklar sana, Başını çevirip, baktığın yana, Ne zaman rastlasan, bir ağlayana, Beni göreceksin, nereye baksan. El ele tutuşan sevgililerde, Her günbatımında ve her seherde, Yattığın, kalktığın, gezdiğin yerde, Beni göreceksin, nereye baksan. Denizlere girsen, denizler azar, Sevdam yunus olur, peşinden yüzer. Dalgalar aşkımın resmini çizer, Beni göreceksin, nereye baksan. İstediğin kadar kaçmayı dene. Sevdamın soluğu çarpar, ensene, Peşinden koşacak, binlerce sene, Beni göreceksin, nereye baksan... |
Bilmeyeceksin
Adını sayıklar, gezerken burda, Öğrendi caddeler, sokaklar seni. Bu şehirde kimse tanımaz beni, Bir garip adamım kaldırımlarda. Ne dost bulabildim, ne mekânım var, Yine de âlemin tek sahibiyim. Kurumuş dallarda baykuş gibiyim, Ele bahar geldi, bana sonbahar. İki yabancıyız birbirimize, Ben meyi unuttum, meyhane beni. Böyleymiş dünyanın kahpe düzeni, Dinmeyen sancıyız birbirimize. Kuşlar arkadaşım, bulutlar dostum, Nisan yağmurları gönlüme yağar. İçimden bin türlü fırtına doğar, Vuslat müjdesinden umudu kestim. Hasret acısını bir ben bilirim, Bir de mezarlıklar bilirler belki. Özleminle yanmak öyle güzel ki, Canımda parlayan kordan bilirim. Anladım bir daha gelmeyeceksin, Yangında sürecek hayat seferim. Gözümde resminle göçer giderim, Neden göçtüğümü bilmeyeceksin. |
Bitmeyen Kavga
Ömrün ilk gününde, kibriti çaktı, Rüzgârın önünde, susuz bıraktı. Sönen yerlerimi, yeniden yaktı, Dumanım tepemde tütmedi daha. İbrahim'e karşı, Nemrut'un dostu, Şeytanla birleşti, banaymış kastı, Özlem ipliğini gönlüme astı, Hüzün pazarında satmadı halâ. Yaşamım boyunca, her kısa ana, Sığdırdı bin çile, yükledi cana, Sevdamı Tac Mahal yaptırdı bana, Viranımda baykuş ötmedi daha. Bir an bile durmaz, kılıcı kında, Merhamet arama, ne gezer onda? Bana yaptığını, gaz odasında, Hitler yahudiye etmedi daha. Hem işkence yaptı, hem de ağladı, Ayrılık ipiyle, derde bağladı. Bir bilene sordum, talihmiş adı, Onunla kavgamız bitmedi daha. |
Boynu Bükükler
Yalnız sen değilsin, bu ayrılığa, Gazeller, hoyratlar, türküler yakan. Sevgi havuzundan, çıkan balığa, Çırpınıp ölürken, hüzünle bakan. Hayalim dağlarda, kendim şehirde, Yollarda yalnızım, ruhum kahırda. İçimde sızlayan, pişmanlık var da, Sen oldun ağacı, kökünden söken. Yeniden ekerim, yeşerir deme. Sevgiyi bitirir, her tür deneme. Sevdayı üfleme, yanan sineme, Bir tek nefesindi, dağları yakan. İçimde sevgiden, bir aslan var da, Onu benzetirsin, av gezen kurda. Fırtına estirip, yıktığın yurda, Sözlerin zehirli, tohumlar eken. Bir sen uyanıktın, bir bendim alık. Hüzün şehirlerim, pek kalabalık. Acı sözlerinle, üzen kabalık, İkimizin birden boynunu büken. |
Bu Benim Masalım
Güneşim, yıldızım, ayım, Türkülerim, şarkılarım, halayım, Simidim, gazetem, çayım... Sensin be, güzelim... Sevinçle açan sabah, Hüzünle başlayan akşam, Yüreğimde sevdam, Gönlümde gam, Sensin be, güzelim. Biliyorum gönüleşim. Sendeki benim. Bendeki sensin. Varsın, bu serseri, bu çiçeği, Çoktan çok seviyormuş densin, Densin be, güzelim. Bahçemde çiçek, Kovanımda bal, Tutunduğum dal, Gönül dilimle anlattığım, Dünya durdukça söylenecek, En gizemli masal, Sensin be, güzelim... |
Cennetin Reklamı
Gönlümün bardağından arzu ile içilmiş, Kalbimdeki dert midir, deva mıdır gözlerin? Cennetteki huriler arasından seçilmiş, Güzelliğin dünyada reklamıdır gözlerin. Çözülmeyen sırlarla kandığım büyüsünün, Kıvrık uçlu kirpikle çerçeveli süsünün, Kaşının kemanında bir sevda türküsünün, Büyülenmiş notayla devamıdır gözlerin. Ufkun sabah güneşi ikiz olur ferine, Kıskanırım bakarsa, benden başka birine. Aynasına astığım hayalimin yerine, Başkasını asması reva mıdır gözlerin? Mutluluğa müjdedir, çilelenmiş yaşamda, Gündüzleri güneşim, mehtabımdır akşamda. Hasretinle kuşanan kaderimle kavgamda, Ömür boyu sürecek dâva mıdır gözlerin? |
Cimri Gönül
Gözlerin bir kılıç, durmaz kınında, Uzakta ararken, pek yakınında, Elini uzatsan, hemen anında, Tutmak için bir el, bekleyecektir. Bayıltan kokular, çiçek teninde, Yüzünde güzellik kalmaz senin de. Acımasız yaşam, güz mevsiminde, Hepsini albüme ekleyecektir. Bütün güzelliğin silinse bile, Zamana sığmayan bir sevgi ile, Gözlerin her zaman gelecek dile, Yüreğim rengini saklayacaktır. Cimri gönlündeki gül bahçesinden, Sevda çiçekleri beklerim senden. İstersen ömrünce esirge benden, Gönül hayalini koklayacaktır. |
Çaba
Bir tek sen değilsin, sevmeyi bilen, Yıllarca severek, sevgisiz kalan. Sevda sana göre, en büyük yalan, Bendeki sevgiyi anlayamazsın Yüreğim ne kadar, vurgunum dese, Gönlün gömülmüştür, kuşkudan sise. Sana her yaklaşan, sahtekâr ise, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Yapyalnız gidersin, kendi yolunda. Aç kurt gözleri var, sağ ve solunda. Kâbuslar gördüğün, aşk masalında, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Sevda yarasıyla, kaldıktan sonra, Suçlayacak seven, bulduktan sonra, Sen hakim, ben suçlu, olduktan sonra, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. Gönül denizinden, bu kadar çaba, Zemzem doldurmakmış, bir dipsiz kaba. Aşkım bende kalsın, katma hesaba, Bendeki sevgiyi anlayamazsın. |
Çağlayan Hasret
Nuh demeyi bilir, peygamber demez, Aşılmaz inadı, baht olmuş onda. Sevdamız bal olsa, bir parmak yemez, Eyvallah etmeden, yaşarım ben de. Binbir bahaneyle, kendini aklar, Sevdayı söylemez, pembe dudaklar. Gönül nikahımı kendime saklar, Eyvallah etmeden boşarım ben de. Günler nazla geçer, boşu boşuna, Umut yemi vermez, gönül kuşuna. Çoktan yitirdiğim, sabır taşına, Eyvallah etmeden koşarım ben de. Varsa bu alemde, herkesin gülü, Benimkini saklar, inadın tülü. Ömür ovasında, çileli yolu, Eyvallah etmeden aşarım ben de. Ağıt bende dursun, kendisi gülsün, Yitirdiğim aşkı, özünde bulsun, Hasreti içimde, çağlayan olsun, Eyvallah etmeden coşarım ben de. Gözler ayrı söyler, sözleri ayrı, Ona da dokunmaz, sevdamın hayrı. Göğsümde parlayan, ateşle gayrı, Eyvallah etmeden pişer giderim. Küsmüşüm çiçeğe, küsmüşüm dağa, Çöllerde yanarım, giremem bağa. Yıllar çabuk geçer, taze toprağa, Eyvallah etmeden düşerim ben de. |
Çaresiz Köle
Sevda semasında şimşektir adın, Akan gözyaşını kardan bilirim. Et ile kemikten yaratılmadın, Narin bedenini nurdan bilirim. Akıl firar etti, umut sırada, Bilsen ne gemiler yüzer karada, Gezmeye çıkarsan, uzak yörede, Her nereye gitsen, burdan bilirim. Gözlerin gökyüzü, yüreğim uçak, Gül yüzün güneşim, bakışın sıcak. Ne zaman sarmaya açılsa kucak, Dokunduğum yeri kordan bilirim. Sararıp solarak, süzüldüğünde, Hüzüne dalarak, üzüldüğünde, Ayrılık yüküyle ezildiğinde, Ruhumu kavrayan dardan bilirim. Hasret bulutundan sarılmış tüle, Sen çile dağında erilmez kale. Ben fethine çıkmış, çaresiz köle, Aramıza giren surdan bilirim. İçimde hüzünler, başımda duman, Senden başkasından dilemem aman, Hasrete hazırlık yaptığın zaman, İçimde büyüyen urdan bilirim. Hayalin yanımda, başlarım güne, Sevda uykusunda düşlerim yine, Uzak bir vuslatı bekler de sine, Hasret cezasını serden bilirim. |
Çile İlmi
Özenle kurduğum gizli cennetin, Yarısı gül dolu, yarısı sensin. Son ödülü oldun, bahta minnetin, Bütün hurilerin hurisi sensin. Ruhuma gıdasın, ilaçsın cana, Kemansın gönlümün oynamasına. Ne zaman bir şiir yazdımsa sana, Harflerde gezinen perisi sensin. Ömrümüz konuktur, ihtiyar handa, Yalnızca ikimiz varız kovanda, Kırık kanadınla uçamasan da, Umut ballarımın arısı sensin. Dudağın can katar, sızılı cana, Sevgi bebeğine gözlerin ana, Mukadder ölümü ayır bir yana, Büyülü âlemin gerisi sensin. Gurbette çektiğim hasret zulmünün, Sırrına erdiğim çile ilminin, Gönül salonumda sevda filminin, Ömrümce sürecek serisi sensin. |
Çile Yolcusu
Büyüye bulandım, gördüğüm anda, Ruhum bayram etti, öz oldun canda. Baştan başa şiir yaratılsan da, Senden bir tek ithaf beklemiyorum. Sevgim sende kalsın, ahımı alma, Ömrümü yıkamaz, taktığın çelme. Öyle alıştım ki, acıyla zulme, Zerre kadar insaf beklemiyorum. Sevda gurbetinde müebbet sürgün, Hüzün darağacım kurulur her gün. Verdiğin binlerce idam hükmünün, İnfazına bir af beklemiyorum. Bahtımı bağladın, çekilmez gama, Hüzünler yakışır, seven adama. Gönlüm sevdamızın Kâbe'si ama, Gözlerinden tavaf beklemiyorum |
Derbeder
Elimde kalemim, içimde bir sır, Şiirim, sohbetim, seni anlatır. Senden başkasına, bir iki satır, Yazmak istesem de, yazamıyorum. Özlem çadırını, hüzün dağında, Kurarak yıllandım, aşk otağında. Sen yanımda yokken, İrem Bağı'nda, Gezmek istesem de, gezemiyorum. Yüreğim sarhoştur, ruhum derbeder, Sözden anlamazın, peşinden gider. Çivi yazısıyla, yazılmış kader, Bozmak istiyorum, bozamıyorum. Ne yapsam duymazsın, gönül sesini, Mehtapsız bıraktın, her gecesini, Feleğin ayrılık, bilmecesini, Çözmek istiyorum, çözemiyorum. Sevda denizimde, hayalin yüzer, Puştlaşan özlemim, azdıkça azar. Yüreğime kuyu, gönlüme mezar, Kazmak istiyorum, kazamıyorum. |
Derbeder
Zehirler içerim, canım çekerse, Balı beğenmeyen dil benim dilim. Gözleri içimde fırın yakarsa, Bahtın rüzgârında savrulsun külüm. Sevgi denizinde çıkmışım yola, Çılgın okyanusta bekliyor belâ, Hüzün suyu doldu, bindiğim sala, Hasrete binerim, batarsa salım. Duygunun ormanı korkutmaz kurdu, Özlemin kolları ruhumu sardı. İmdatla tuttuğum bir dalım vardı, Henüz ilk tutmada kırıldı dalım.. Çılgın serseriyim, virâne handa, Biletsiz yolcuyum, hain zamanda. Yıllarca bal yaptım, balım kovanda, Ayılar yese de tükenmez balım. Bayramı seyranı ayrılık böldü, İki çapkın hırsız gönlümü çaldı. Yaban bahçelerde bir gülüm kaldı, Sararıp solsa da gül benim gülüm.. Ömür askerine umutlar yelek, Gönül adresimi yitirdi ulak. Derbeder halime sevinsin felek. Sevene ibrettir, perişan halim. |
Dilim Varmıyor
Bahtımı bağladın, senin de bahtın, Kırılsın demeye dilim varmıyor. Gönlünden hesabı yalanın ahtın, Sorulsun demeye dilim varmıyor. Meyi derman bilip, meyhanelerde, Bir yırtık resimle içtiğin yerde, Cimri meyhaneci düştüğün derde, Darılsın demeye dilim varmıyor. Köprü altlarında dolandığında, Gözlerin hasretle sulandığında, Yüreğin kederle bulandığında, Durulsun demeye dilim varmıyor. Alnıma yazılan utanmaz kader, Seni arsız etti, beni derbeder. Ne zaman yolların sevdaya gider, Yarılsın demeye dilim varmıyor. Birisi senin de kuyunu kazar, Defter gözlerine, ağıtlar yazar. Yalan çarşısında gönlüne pazar, Kurulsun demeye dilim varmıyor. Yüce sevdamıza verdiğin ceza, Hazin beste olsun, gönlünde saza. Duygusuz yüreğin bir vefasıza, Vurulsun demeye dilim varmıyor. Ektiğin güllerden beklerken gonca, Bahçende yeşersin, kurusun yonca. Zulmünün hesabı ömrün boyunca, Sorulsun demeye dilim varmıyor. Açtığın yaradan damlayan kanlar, Dökülsün başına güldüğün anlar, İncecik beline kara yılanlar, Sarılsın demeye dilim varmıyor. |
Divane
Bu yalan alemden göçüp giderken, Sevdamızdan başka eserim yoktur. Sana varmak için dua ederken, Hasretle dolmuşum, haberim yoktur. Her gün batımında, düşerken gama, Düşleri sararım, gelen akşama. Gönlümün içinde, mahkûmsun ama, Uzakta kalmışım, haberim yoktur. Sevinçler sevginin sırtında yüklü, Sevgiler dağların ardında saklı, Gamze çukurunda kaybolan aklı, Gözünde bulmuşum, haberim yoktur. Hüzün şarkısını yasta dinleyen, Gönlümün sazıdır, ahla inleyen. Bütün umutları hiç dönülmeyen, Yollara salmışım, haberim yoktur. Karanlık gecemde yolları tuttum, En güzel ev olan gönlüne gittim, Ömrümde bir kere hırsızlık ettim, Hüzünler çalmışım, haberim yoktıur. Dünya dedikleri hınzır pazarda, Yıllarım çalınmış, kalmışım darda. Ölüm sonrasında bir umut var da, Tek onu almışım, haberim yoktur. Sevgi yangınında küllendi sine, Aşktan şikâyetim olmadı yine. Seni yaratanın maharetine, Sevdalı olmuşum, haberim yoktur. |
Don Kişot'un Eşeği
Kendini göl sanarak, denize çarpan damla, Memleket mi kalkınır, böyle cüce adamla? Duble köprü yapılır, devirdiği her çamla, İsrail'den başlayıp, Orta Anadolu'ya. Bulduğu efendinin kapısına bağlanmış, Dalkavukluk ederek, yemiş içmiş yağlanmış, Dolar çubuğu ile markalanıp dağlanmış, Köroğlu'na at olmuş, nal sallıyor Bolu'ya. Bush'lardan daha Bush'tur, Amerikan uşağı, Kendini beygir sanar, Don Kişot'un eşeği, Ne de çabuk gocunur, gördüğünde kaşağı, Altın semer, gümüş nal, ziynettir ukalaya. Kuş beyinli başların altı hamalla dolu. Vicdanlar pazarlarda, tezgâhlar malla dolu, Kuyruklar fırıl fırıl, çanaklar yalla dolu, Yediğini çıkarır, bin asırlık halıya... |
Doymadım Sana
Aklımdan bin türlü kötülük geçti, Günlerce düşündüm, kıymadım sana. Sevmek yüreğimde yıllanan suçtu, Seninle işledim, doymadım sana. Sabahlar geç gelir, gün çabuk biter, Ayrılık aslanı, pençeyi atar. Mahzun *******de, sabaha kadar, Yanarak düşledim, doymadım sana. Gözlerin doktorum, reçete hani? Bilinmez dert imiş, koyduğu tanı. Unut gitsin diyen, fitne şeytanı, Öfkeyle taşladım, doymadım sana. Ömrüme yükledin, tükenmez gamı, Kimseye diyemem, sevda saklımı. Sevgi kazanında yarım aklımı, Umutla haşladım, doymadım sana. Fatih'in topları, yıkmaz surumu, Cehennem ateşi, çözmez karımı. Suları kurumuş, göz pınarımı, Özlemle yaşladım, doymadım sana. Hüzün sarayımda, sürerim sefa, Gönlüme bayramdır, ettiğin cefa. Yazdığın romana, bilmem kaç defa, Yeniden başladım, doymadım sana. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:40 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.