![]() |
Halim YAZICI
Allianoi Venüsü
bir taşı kaldırırsan eğer ait olduğu topraktan büyük bir yalnızlık düşer taşın ait olduğu boşluktan boşluktaki ayak izleri bu yüzden uyutmaz *******i taşın geleceği ile oynayan kirli elleri. |
Anneannemin Tül Kalbi
mavi gözlerinde sardunyalar, düşler papatyalar, kağnılar, hanımelleri yanardağ kalbi, şarapnel parçası savaşlar, incelikler, göçler bir aralık kapıdan gülümser anneannemin tül kalbi. |
Altmışsekiz
boyun atkısına bakıp göğün ağlardık gizli gizli, kırmızı, gizli düşlerimiz vardı ateşböceği yüreğinden damlayan tutunup kanatlarına alevden yelesine aşkın kor olur uçardık, ölürdük, çocuktuk gizli gizli, kırmızı, gizli öldük. |
Ay Doğarken Şili Üstüne
ay doğarken şili üstüne arenada şarkılar söylenir söyle romen kızı kaşın neden neden bakıyor öyle mahsun çıplak ayaklı bir kelebek midir ömrün ellerinse gümüş kanatlı adı yoksulluğun söyle romen kızı türkiyeli midir baban baksana başakları gösteriyor dans ederken kaşları ay doğarken şili üstüne. |
Ay Halimi Her Gece
sesler geçiyor gözlerimden akşam vakti ne desem dinlemiyor bu saatte kimse ay halimi bıraktım ben de yelesini taylarımın soğuk iklimlere alnından öptüm bütün sularını dünyanın sessizce babam da annesini öpmüştü alnından o gece büyürken ıssız iklimler halinde ay kendi halinde bu yüzden hâlâ sesler geçiyor alnımdan her gece. |
Ay Seker
ne zaman aklıma bir aşk gelse aklım açar sessiz uçurumlar mor bulutlar geçer paletinden allahın uzak ikliminden taş plak, çivi iğne, ses gramofon kum sahil, kırmızı boya, ölü devrimciler birer ikişer büyür ayçiçekleri kıvrılır düşer ince boyunları ne zaman aklımdan bir ölü geçse aklım ayrılır orta yerinden ne ceylanlar seker taş üstü aşk görünce akşamüstü aklımdan aşk sekince. |
Ay İzleme Rengi
ay izliyorum ince belli mor ışıklı bir dağın gölgesinde çocuğun işaret parmağında ay izliyorum ay gidiyor anneannemin dantelasında parmak uçlarına basarak beyaz kedinin siyah gözlerinde ay izliyorum ay kalbim uçurum kanatlarım ölüm. |
Aşk Cazdır
terimin terine bulaştığı gün başlar tınlamaya senkron sesiyle bir zafer şarkısıdır tenor sax arkasından inci dilleriyle zencilerin hayatın yarım küresi güney zilleriyle bir zafer şarkısıdır tenor sax hüznün hüznüme bulaştığı gün başlar atmaya nabzında şiirimin bir zafer şarkısıdır tenor sax o yıllardır ölgün akan fısıltısı flütümün çoğaltır nasılsa zenci elleriyle sevinci bir zafer şarkısıdır tenor sax özgürlüğün özgürlüğümü çoğalttığı gün bütün nehirleri birleşir dünyanın bir zafer şarkısıdır tenor sax. |
Aşk Kardeş
durakta na beklenir sence serçe kardeş patiska eteğini yıldızlara savuran ses sende ne beklenir sence aşk kardeş rüzgârların getirdiği yıldız tenesi ipekten sis uçurtmalarım yırtılır, kasnaklarım kırılır bildiğim ne varsa yeniden biçimlernir bilmem neden ikiye ayrılır orta yerinden bu deniz yeniden yağmurlar ıslanır bunu yapar hep deli vapurlar görmezlikten gelir üstelik seni bütün körler süzerken kalbini kan tanesi a kardeş aşklar. |
Aşk Meğerse
yürüyorum kalbimde sarhoş balıklar bi telâş bi heyecan bende dışarda aşk meğerse. |
Aşkoldum
yaşadığım halde bir balığın pulunda kuşkuyla bakar oldum denizin ruhuna ihanetler karşısında şaşkın sakar oldum nasıl ölür babam, açar mı gözlerini bir daha martının kanadında, zeytinin tanesine şaşar bakar oldum dünyanın bütün denizlerine dalıp, ne yaşadıysam yazar köyde yürürken kedileri, böcekleri, rüyaları kovalar kendi kendime sorar, sorgularken aşkoldum. |
Ben Bir Işıkkırıcıyım
ben bir ışıkkırıcıyım küçük öykülerim var cebimde derdim işim budur benim kanadı kırık hercai menekşe kekik toplarım kır çiçekleriyle kağıt helva kar eşliğinde beyazları toplarım çocukların ve gözlerinden devlerin gülümsemem bu yüzden ölürken serçe parmağına tutunmam mor tonlarına uçurtmalarımın. |
Berfin
bütün yağmurlar çocuktur bütün aşklar yağmur yüzlü çocuk |
Beyaz Caz / 'Can Baba'ya'
ağustos sıcağında ardıç ağacının dalında bi böcek el sallar, gül sallar, aşk sallar dudağında bir sarı klârnet el gül aşk ağustos sıcağında tam kapı aralığında çiftleşirken ay komşu kızı leylayla gece bekçisi kılığında gül ey aşk. |
Bir Varmış Hep Aşkmış
evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir varmış bir aşkmış tüketirken kendini insan kuş dönermiş teleğinden deve tellâl iken pire berber iken bir varmış hep aşkmış. |
Bir Şehir Terkedilirken Genellikle Sigara İçilir Sayın Yolcu
dört mayıs bindokuzyüzseksendört ört bakalım gözlerini gençliğim yolculuğundayım insan artıklarının ondördüncü koltukta bir dünya ondördüncü koltukta birden kaybolan sarışın korkunç bir çocuğun eşsiz bakışı sarışın korkunç güzel bir dünyanın ürkekliğiydi bir şehir terkedilirken genellikle sigara içilir sayın yolcular köprülere, yolda duran öylesine bir insana kuduz bir kunduz gibi köpüren zamana bakılır çünkü zamanı tersine çevirmek zamanıdır bu yüzden bir galata köprüsü terkedilirken öncelikle ayran içmelisiniz sayın yolcular avucunuzun içindeki atardamar ve yüreğinizin kıvrımındaki ayrılık son kez yoklanır bir ölü terkedilirken genellikle sigara içilir sayın yolcular gözlere, kıpırdanışına tenin ve kör olmak zamanıdır koparılan tırnaklara ölülerin bir deniz dalgasındaki çırpıntılarına çünkü dirilen bir şehir eskiyen bir köprü gibidir bu yüzden bir ölü terkedilirken ya şehir ya ölüm terkedilmelidir. |
Bitmeyen Şiir
merhaba baba evimden yazıyorum sana biraz mutlu muyum ne sanırım sanmıyorum yorgunum. karım geçen ayın yirmisinde saat onaltıotuzbeşte bir dolunay doğurdu bana dolunay'ın doğduğu gökte doğduğu gece sen mi istenmiştin ne melekler bir dolunay yerleştirdiler gökyüzüne kızım çatık kaşlı ve çıkarken ana rahminden gözleri açık ve gülümsüyormuş büyücüye öcüye sanki bu sevi götüresi dünyaya mutlulukmuş gibi gelmek kızma bana e mi koca zeytindağ'lı seni birdenbire özledim ihtiyacın olursa bak ha 'önce bana yazacaksın' demiştin ya senin koynuna, kucağına yüreğine ve kafana ihtiyacım var köydeki o duvar hani o doğduğun beyaz yüzlü evin kerpiç beyaz dumandan duvarı yıkılıyordu az daha seninle beraber saçakları ağlıyordu hafif oynak kalçalarıyla yağmur dallarını çıkarıp çırılçıplak öylece yıkanıyordu ki o gece bütün bunları gördüm o güzel babacan fransızcan o şarkıyı dinlediğimde her seferinde yüreğimde bir kıpırtı bir fırtına yüklü kalyonlarımla sana geliyorum gözlerini yum gözlerini gençliğim o kadar açık ve gerçek ki o akşam tutamamış olmam ellerini anlatılamayan, hissedilen şeyler de vardır diyordun ve genellikle suskun ve bir zeytin tanesini çatlatırcasına gururluydun. şimdi de suskunsun. ya da ben göremiyorum. körüm belki çandarlı ovası, aç öldüren kimsesiz yöresi artık aç öldürmüyor kimseyi hayır, muhakkak görmelisin buğdayı öyle güzel ki ve öylesine hayatın kan damarlarından dolaşan o güzel sevdayı ve tutkusunu yaşatıyor ki sanırsın bu yazın hüzün nazlı bir kızın hazin gözleridir dolunay senden sonra köyün küçük bir sokağın adını biliyor musun yazıcı sokağı koydu köylüler küçük temiz bir de tabela astılar beyaz hani kahveyle kasabın arasındaki sokak hani çay içip, tekrar çay içip tekrar yağmurun altında tarlaya gittiğimiz o sokak şimdi beni görünce korkak ve yapayalnız adımlarla gözlüyor ellerini arkasına bağlamış taklit edercesine seni arkamdan dolaşıyor köy boyunca usulca ve ben farkında değilmişim de bu fırtınanın, tarlaların ve usul güzel kimsesiz yoksullukların daracık çatıları çatık kaşlı sokakları geçerek getirdim onu tuttum oturttum dolunay'ın kucağına malum oyuncaklar pahalı mı pahalı ben de bir sokak hediye ettim ona koca zeytindağ'lı sana hasretiz yüreğine. |
Bob Dylan
geçerken yavaşça savaşın treni aşkla yorumla beni mızıkayla büyür ve kanla esmerleşirdi çünkü dünyanın teni. |
Bu Şiir Bi Yere Götürmez Beni
bu şiir bi yere götürmez beni biliyorum hangi şiir hangi yere götürdü ki beni biliyorsun dönüp dolaşıp durduğum yer bin yıl önce su içtiğim sunaktan yer usta amcam demişti de inanmamıştım bu yüzden yıkanıp durduğum yer hep aynı aynadan yer ya mehter kovaladı düşlerimi ya da çok sevdim çok sesli kedileri işte diyorum a bu yüzden bi türlü karar veremiyorum oturup döşemesine baksam taştan aşkın dönüp yeniden kendinden aşk ki aşkın. |
Bütün Babalar Ölür
ölür... bütün babalar ölür biraz ebemkuşağı yeşil zeytin gözlerinde hüzün incir ağacının altında yatan narin/ kaşlarının kıvrımı çandarlı körfezi bin yıllık zeytin ağacının kırılan dalları kırılan bir ömrün yapraklarıyla öylece durur ölür bütün babalar ölür. |
Cici Zakkum Şiiri
zakkumlar merhaba sarı zakkumlar, pembe zakkumlar iyi zakkumlar, cici zakkumlar ay ışığında yalancı zakkumlar neden benziyorsunuz ay ışığında aşklarıma şimdi anladım sizi zilli zakkumlar. |
Çimen Seymen
ağlarını topluyorduk âmâ balıkçıların güllerle kalkar konardı yakamozlar yakamıza dünya çok gençti birden zaman şok gibi geçti artık gözleriyle konuşuyor ama balıkçılar. |
Çivit Satarlar
nereye baksam elimde bir çıplak toprak yıkılan cumbalı arnavut kaldırımları aşkları deli ahmet çıkmazındaki çivit kaşlı çocuk dik köşeli cümlelerim, bilya torbasındaki saklayan kelimeleri, yumuşak yokuşları nereye baksam elimde çivit satar sarhoşlar dik dizeleri aşklarımdan geriye alırlar ah, ağustos içinde kaybolurum. |
Demek İstediğim
'demek istediğim sevgili anlamım sana bir türlü yakıştıramadığım/ dan mıdır nedir denizin bu gümbürtüsü üstüne devrilen güldür dil balıklarım... mırıldandıklarım' döner dolaşırım işte bu somun ekmeğin kıyısından köşesinden yine de cevap veremem dediklerime kalbim sen öylece kal dediklerine ne diyebilirim ki sessizce aşklarımdan geriye kalan gürültüme. |
Derinlik Olmalı
zeytin ağaçları zeytin ağaçları ben niye döndüm zeytin ağaçları sorar mısınız babama zeytindağ'lı babama zeytin ağaçları zeytin ağaçları ellerimden tutun zeytin ağaçları yağmur yağıyordu yalan dolu rahmine günün derinlik olmalıydı zeytin ağaçları bin yıllık hasretinde yeşil derinlik açmalıydı ayrılığın aydınlattığı yolda gözlerinden öperim zeytin ağaçları kendine iyi bak ona da. |
Diğeri Aşka
beştaş oynar düşlerim tahta kayıklar, bayramlar horoz şekerini çalar cin alim bir ucu arşa değer dudağı arap devimin diğeri aşka. |
Dolunay Gündemi
1. ellerin niye niye böyle yumuşacık gözlerin bana dağları hatırlatır gözyaşların kandamarları sanki halkın. 2. ellerinin ucu bir mavi yolculuk yuntdağında tek diri kalan kekik kokusu onun da yüreği yoksulluk neredeyse baharda dolunay uykusu. 3. gece güzeldir şiir de öyle karanlığı kurtlar sevsin şiiri Dolunay. |
Dudaklarından Seken Kurşun
bir çocuğun dudaklarından seken kurşun hani parmak kadar bir çocuğun parmak kadar ömründen eksilen gün gibiydi sevgim. |
Düş
doğrudur uzak yollardan karanlık dehlizlerden geldik ayaklarımızı dikenler kanattı patikalarda tavşanların gözleri gözlerimizin rengine bulaştı derin kör kuyularda sevgimiz tüketirken kendini yanımızda doğan güneş sabahlara kadar nöbet tuttu kilise sokağında bu yüzden hiç ummadığın bir söz bu yüzden hiç ummadığın bir kuş bu yüzden hiç adını bilmediğin bir aşk acıtır kalbimizi doğrudur uzak kentlerin uzak insanları kucaklarken bizi en yakın kentlerin en yakın insanalrı çürüttüler avuçlarımızı ve ezgi parmaklarının ucunda kuytu bulutların renginde ararken köşe bucak bizi biz zümrüdü anka kuşunun kanadında bir o dağda bir bu dağda kilise sokağında bu yüzden hiç ummadığın bir söz bu yüzden hiç beklemediğin bir kuş bu yüzden hiç adını bilmediğin bir aşk çoğaltır kalbimizi. |
Düştü Gamzeli Bisikletim 'Derya Arbaş'a
esen rüzgâra es dedim. dinlemedi kimse esmeyene ses oldum. yürüdüm sessizce çam ağaçları sarı kıvırcık dudakları ali kaşlı sığırtmaçları ebemkuşakları anlamadılar. anlamıyorlar sabahtılar yol kenarındaki gül gül kenarındaki aşk incecik toplandılar durmadan soruyordum. dedim ki; yeniden doğdum hep aynı kumruydum aynı yuvadaki bir türlü anlatamadım. dur dedim ana tanrıça ebemkuşağına ama su. ama ateş. ama toprak ama ömrüm. gamzeli bisikletim devrildi. üzgünüm. düştünüz. pembeydiniz halelerle uçuşuyordunuz. suçtunuz elimden geleni yaptım. durmadım. su taşıdım su taşıdım. parmaklarımdan akan kana bakmadım görmedim. kimse şimdi dur demedi. ölüler gördüm melektiler. kalplerinde büyülerle büyüdüm. |
Dön Düşüm Dön
dün bir düş gördüm düşüm elimde mürdüm eriği hâyâl aldım semender sattım kırmızı iki gün gördüm kadınlarım kuş ölüleri yastık altında sesler gördüm gördüğüme inanamadım kuşun göğsü gül ölüsü. |
Ella Fitzgerald
siyah dudaklı bir çift siyah giz şarkı söylüyordu ince ayrıntısına kalın damarlı parmaklarıyla hayatın türküler mırıldanıyordu mızıkasıyla ömrün marşlar geziniyordu kirpiklerinde ardıç ağacı gülüşü örneğin yakaladığı bağımsızlığıydı ritmin yeniden yaratılıyordu çıplak ayaklı tanrılarla alçakgönüllü bir dîde gizemindeydi sesin çoğaldığı gibi vurulup düşen afrika'da bir siyahi selin. |
Elleri Dağlarla Kaplı Bir Kız Güzelidir Gece
hayatın soğuk ve dağyalnızlığı bir zamanıdır öyle ki elleri dağlarla kaplı bir kız güzelidir gece ve hayatın penceresinin o saydam perdesinden ak bir bulut çiseler durur kirpikleri yaşlı ne nefesi yaşlı bir caz sesi vardır sevgimi dolduran ne yıldızlar vardır saçları mavi ve yeşil flarlı nasıl anlatsam elleri dağlarla kaplı bir kız güzelidir gece. |
Emzirir Mi Seni Aşk
kadın; - emzirir mi seni aşk? adam; - ufuk çizgisine bak. adam; - bildiğin bir dağ var mı? kadın; - öpüşsün mü kirpiklerimiz o zaman inince vapurdan? |
Gökçe Kardeş
Enver Gökçe'ye artık ölüme inanır oldum gök gözlü kardeşim gökçe kardeşim, bulut kardeşim, toprak kardeşim ve hüzün süzerken yaprak gözlerini altın çanak yüreğinden ağladı munzur, domates, biber fideleri, meri keklik ağladı ve / soğuk / asvan / pulur / hıdır-öz / ve / hûni / su / payniği / zalbar / ve / guci / kırani / haskini / henisik / hulmin / karapınar / ecüzlü / vahşin / venk / ve / südürek dirilerek ağladılar bir sabah batan bir günün hüznüne yaşanası bir sabah tek tek ve birleşerek halkın doğurduğu tüm dağlar kalktılar panzerlerin üzerlerine ve tersine esiyordu artık yel artık yelin tersine esişine inanır oldum birden güzel oldum, çiçek oldum, insan oldum diyebilmenin sevinciyle avuçlarımızdaki kan oldun gök gözlü kardeşim, bulut kardeşim, toprak kardeşim insan kardeşim. |
Hadi Durma Uç
hadi durma uç uç insan kalbim herşey nasıl başladı nasıl bitti demeyeceğim çünkü nereden ve nasıl başlayacağını benden çok daha iyi biliyor insan kalbin bana sensiz yaşayamayacağını bildiğin gibi inan/ dığın için seviyorum seni yaşanan sevgim ama yaşadığım her saniye için bir şiir her ayrılık için bir destan yazabilirim ayaklarımızla yaşıyor ve düşünüyorduk yapılan yanlışın en güzelini yaşıyorduk çünkü 'nereden ve nasıl gelirse gelsin' hala inanıyorum en güzeline sevginin hadi durma uç uç insan kalbim bir uçurum daha bir kırmızı dağa bir daha yuvarlan. |
Havada Caz Kokusu Var
yağmur yağıyor seller akıyor -havada caz kokusu var- kısa saçlı aşklar camdan bakıyor. |
Her Aşk Bir Ay Taşır Alnında
rüzgâr, böğürtlenlerin, kekik kokularının, deniz kestanelerinin bestelediği türküleri kulağınıza umulmadık zamanlarda fısıldıyorsa toprak, elinize aldığınız zaman pul pul balıkçı motorunun sesini taşıyorsa (insan kalbinize bilin ki bir italyan maria çocuk, bir faslı hüseyin'e aşık olmaya yüz tutmuştur zeytindağ'da, bin yıllık bir zeytin ağacı yaşlı gövdesinde toma'nın meyhanesinde zeytinyağı saflığıyla gülümsüyorsa ellerine cunda'nın adını cunda'nın, ali bey adası olarak değiştirilmesi dayatmasını bir türlü içine sindiremiyorsa pulları gümüş bir papalina bilin ki hüzün kaplar kirpiklerini akdeniz'in bu yüzden bir emmanuella çocuk dinlerken madrigallerini bütün güvercinleriyle birlikte havalanır kalbinde şairlerin bu yüzden beyaz ve duman renkleriyle güvercinler birer ikişer konar düşlerine acıların ve uzaktan eski bir aşk şarkısını fısıldar kır çiçekleri maltepe'nin 'bu adamı ağlatırsa akdeniz ağlatır bir gül konar dudağına yalnızlığın bir de bakarsınız ağlarım' her akdeniz, kendi iklimini, kök boyasını kalbinin yalnızca kendi aşkıyla dokur çünkü santur çünkü dans ve büyü çünkü küçük bir kızın topuklarıdır akdeniz ve incir ve zeytin ağaçlarının ülkesinde deniz minarelerinin ruhunda gizlidir madrit'ten havalanan uçuk mavi kanatlı bir yalıçapkını ve bergama'da, atmaca mahallesinde elinde klârnet, elinde bakır, dudaklarının kıvrımı dans bir kuğu konar konar dünyanın aşklarına bu yüzden çingeneler bu yüzden müzik bu yüzden hüzün bu yüzden aşk bu yüzden bergama'da doğar dolunay ve dikilirse bir gece ansızın pan ansızın zeus ansızın ölüm bilin ki her ay bir akdeniz her aşk bir ay taşır alnında. |
Her Gün Yağmur Yağmalı
her gün yağmur yağmalı mümkünse lütfen sımsıcak olmalı kırlangıçların sessizliği -kırlangıçların sessizliği sımsıcak değil midir zaten- papatya toplamalı patikalarında beyaz gözlüklü tavşan kaç kez ağlamalı karcı dağının en derin kar kuyusunda minik gözlüklerinde gülümserken kırmızı kiremitleri kasabanın koro; bir bulutun gözlerindeki ay ay doğuyor ay doğuyor bu yüzden her gün yağmur yağmalı mümkünse lütfen. |
Heykel
c.koççoban'a 1.yüzün yıldızdağı'na kirpiklerin mermer tozlu akşamlara mavi çocukların koştuğu yalnızlıklara dönük olsun kalbin aşka hüznün beyaz *******e turuncu ve siyah heykellere küçük dudaklı kadınlar akçakgönüllü aşklara dönük olsun aşkolsun. 2.ey çocuk küçük beyaz ellerin kelebek ve rüzgârların sesini sesinde çoğaltır ve getirirdin ey kil ey demir, ey toprak yelkenlerin şişirdiği hayat gece ve aydın sana kırk defa söyledim bu yüzden sana benziyor ince boyun atkısı heykellerin. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:26 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.