![]() |
şiir kutusu
kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor gözleri maviyken yaprak yeşili senin sesinle konuşuyor elbet yarim bakışları o kadar tehlikeli senin sigaranı senin gibi içiyor kimi sevsem sensin / hayret senden nedense vazgeçilemiyor her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani o sımsıcak iri çekirdekli senin gibi vahşi öpüşüyorlar kimi sevsem sensin / hayret in misin cin misin anlamıyorum |
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziran da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. |
ELDE VAR HÜZÜN
Söyleşir Evvelce biz bu tenhalarda Ziyade gülüşürdük Pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha Kuşlarının Ne meseller söylerdi mercan köz nargileler Zamanlar değişti Ayrılık girdi araya Hicrana düştük bugün Ah nerde gençliğimiz Sahilde savruluşları başıboş dalgaların Yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller Elde var hüzün O şehrâyin fakat çıkar mı akıldan Çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması Sırılsıklam âşık incesaz Kadehlerin mehtaba kaldırılması Adeta düğün Hayat zamanda iz bırakmaz Bir boşluğa düşersin bir boşluktan Birikip yeniden sıçramak için Elde var hüzün |
RÜZGAR GÜLÜ
Önümden çekilirsen İstanbul görünecek Nerede olduğumu bileceğim Sisler utanacak eğilecek Ağzının ucundan öpeceğim Saçına kalbimi takacağım Avcunda bir şiir büyüyecek Nerede olduğumu bileceğim Bu çıplak ******* yok mu Bu plak böyle ağlamıyor mu Camları kırmak işten değil Delirecek miyim neyim Kirpiklerimden mısra dökülüyor Kenya'da simsiyah yalnızım Yoksul bir şilepte gemiciyim Malezya'da yük bekliyorum Önümden çekilirsen İstanbul görünecek Nerede olduğumu bileceğim Gözlerini söndürme muhtacım Ben senin aydınlığına muhtacım Yepyeni bir ilkbahar harcayıp Bir yaz boğup bir sonbahar harcayıp Rüzgar gülünü arayacağım Oran'da Pernanbouc'ta Tombuktu'da Vinçler yine akşamları indirecekler Yine karanlığa bulaşacağım Gözlerin rüzgarda savrulacak İkimiz iki sap buğday olsak Sen benim olsan, ben senin olsam Bir gece vakti aklına gelsem Uykunu tutsam bırakmasam Seni kucaklasam, kucaklasam Birbirimizin kalbini dinlesek Dünyanın kalbini dinlesek Büyük ateşler yaksalar İki güvercin uçursalar Nerede olduğumuzu bilsek |
SANA NE YAPTILAR
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin, çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Saçların uzundu, omuzlarına akardı Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından Onlar mı kestiler, sen mi kısalttın Gülerdin, içimize aylar doğardı Görünmez dağların arkasından Eski gülümsemeni beyhude aradım O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. Bir çay içer misin, yoksa kahve mi Kibritim yok, demek cigaraya başladın Ellerin de titriyor, bir şeyin mi var Böyle bir kız değildin sen eskiden Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar? Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım. |
SİSLER BULVARI
elinin arkasında güneş duruyordu aylardan kasımdı üşüyorduk ağacın biri bulvarda ölüyordu şehrin camları kaygısız gülüyordu her köşe başında öpüşüyorduk sisler bulvarı'na akşam çökmüştü omuzlarımıza çoktan çökmüştü kesik birer kol gibi yalnızdık dağlarda ateşler yanmıyordu deniz fenerleri sönmüştü birbirimizin gözlerini arıyorduk sisler bulvarı'nda seni kaybettim sokak lambaları öksürüyordu yukarıda bulutlar yürüyordu terkedilmiş bir çocuk gibiydim dokunsanız ağlayacaktım yenikapı'da bir tren vardı sisler bulvarı'nda öleceğim sol kasığımdan vuracaklar bulvar durağında düşeceğim gözlüklerim kırılacaklar sen rüyasını göreceksin çığlık çığlığa uyanacaksın sabah kapını çalacaklar elinden tutup getirecekler beni görünce taş kesileceksin ağlamayacaksın! ağlamayacaksın! sisler bulvarı'ndan geçtim sırılsıklamdı ıslak kaldırımlar parlıyordu durup dururken gözlerim dalıyordu bir bardak şarabda kayboluyordum gece bekçilerine saati soruyordum evime gitmekten korkuyordum sisler boğazıma sarılmışlardı bir gemi beni afrika'ya götürecek ismi bilmiyorum ne olacak kazablanka'da bir gün kalacağım sisler bulvarını hatırlayacağım kırmızı melek şarkısından bir satır lodos'tan bir satır yağmur'dan iki senin kirpiklerinden bir satır simsiyah bir satır hatırlayacağım seni hatırlatanın çenesini kıracağım limanda vapur uğuldayacak sisler bulvarı bir gece haykırmıştı ağaçları yatıyordu yoksuldu bütün yaprakları sararmıştı bütün bir sonbahar ağlamıştı ağlayan sanki istanbul'du öl desen belki ölecektim içimde biber gibi bir kahır bütün şiirlerimi yakacaktım yalnızlık bana dokunuyordu eğer sisler bulvarı olmasa eğer bu şehirde bu bulvar olmasa sabah ezanında yağmur yağmasa şüphesiz bir delilik yapardım hiç kimse beni anlayamazdı on beş sene hüküm giyerdim dördüncü yılında kaçardım belki kaçarken vururlardı sisler bulvarı'ndan geçmediğim gün sisler bulvarı öksüz ben öksüzüm yağmurun altında yalnızım ağzım elim yüzüm ıslanıyor tren düdükleri iç içe giriyorlar aklımı fikrimi çeliyorlar aksaray'da ışıklar yanıyor sisler bulvarı ayaklanıyor artık kalbimi susturamıyorum |
NE KADINLAR SEVDİM ZATEN YOKTULAR
Ne kadinlar sevdim zaten yoktular Yagmur giyerlerdi sonbaharla bir. Azicik oksasam sanki çocuktular, Biraksam korkudan gözleri sislenir. Ne kadinlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemistir. Hayir, sanmayin ki beni unuttular. Hala arasira mektuplari gelir. Gerçek degildiler, birer umuttular Eski bir sarki, belki bir siir Ne kadinlar sevdim zaten yoktular. Yalnizliklarimda elimden tuttular Uzak fisiltilari içimi ürpertir. Sanki gökyüzünde birer buluttular, Nereye kayboldular simdi kim bilir. Ne kadinlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemistir |
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerin gözlerime degince, felaketim olurdu aglardim. Beni sevmiyordun bilirdim, bir sevdigin vardi duyardim. Çöp gibi bir oglan ipince, hayirsizin biriydi fikrimce. Ne vakit karsimda görsem, öldürecegimden korkardim, felaketim olurdu aglardim. Ne vakit Maçka'dan geçsem, limanda hep gemiler olurdu. Agaçlar kus gibi gülerdi, bir rüzgar aklimi alirdi. Sessizce bir cigara yakardin, parmaklarimin ucunu yakardin, kirpiklerini egerdin bakardin. Üsürdüm içim ürperirdi, felaketim olurdu aglardim. Aksamlar bir roman gibi biterdi. Jezabel kan içinde yatardi. Limandan bir gemi giderdi, sen kalkip ona giderdin. Benzin mum gibi giderdin, sabaha kadar kalirdin. Hayirsizin biriydi fikrimce, güldü mü cenazeye benzerdi. Hele seni kollarina aldi mi; felaketim olurdu aglardim. |
nasıl iş bu
her yanına çiçek yağmış erik ağacının ışık içinde yüzüyor neresinden baksan gözlerin kamaşır oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar |
AN GELİR
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları evvel zaman içinde kalbur saman ölür kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî süleyman ölür görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatlı bir bombadır patlar an gelir attilâ ilhan ölür |
BELÂ ÇİÇEĞİ
alsancak garı'na devrildiler gece garın saati belâ çiçeği hiçbir şeyin farkında değildiler kalleş bir titreme aldı erkeği elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler çantasını karısı taşıyordu hiç kimse tanımıyordu kimdiler gece garın saati belâ çiçeği üçüncü mevki bir vagona bindiler anlaşıldı erkeğin gideceği bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler bir türlü karısına bakamıyordu ayaküstü birer bafra içtiler gece garın saati belâ çiçeği şimdiden bir yalnızlık içindeydiler karanlık gelmişi geleceği birdenbire sapsarı kesildiler vagonlar usul usul kımıldıyordu |
MUSTAFA KEMAL
dağ başını efkâr almış gümüş dere durmaz ağlar gözyaşından kana kesmiş gözlerim ben ağlarım çayır ağlar çimen ağlar ağlar ağlar cihan ağlar mızıkalar iniler ırlam ırlam dövülür altmış üç ilimiz altmış üç yetim yıllar gelir geçer kuşlar gelir geçer her geçen seni bizden parça parça götürür mustafa'm mustafa kemal'im diz dövdüm gözlerim şavkı aktı sakarya'nın suyuna sakarya'nın suları nâmın söyleşir hemşehrim sakarya öksüz sakarya ankara'dan uçan kuşlar kemal'im der günler günü çağrışır kahrolur bulutlara karışır gök bulut yaşmak bulut uca dağlar dev boyunlu morca dağlar divan durmuş bekleşir mustafa'm mustafa kemal'im nasıl böyle varıp geldin hoşgeldin çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin şol yüzünde güneş südü sıcaklık ellerinden öperim mustafa kemal senin dalın yaprağın biz senin fidanların biz bunları yapmadık sen elbette bilirsin bilirsin mustafa kemal elsiz ayaksız bir yeşil yılan yaptıklarını yıkıyorlar mustafa kemal hani bir vakitler kubilay'ı kestiler çün buyurdun kesenleri astılar sen uyudun asılanlar dirildi mustafa'm mustafa kemal'im karalar kuşanmış karadeniz akmam diyor dokunmayın ağlamaktan bıkmam diyor bu gece kıyamet gecesi bu vapur bandırma vapuru yattığı yer nur olsun mustafa kemal ben ölümden korkmam diyor korkmam diyen dilleri toz oldu toprak oldu değirmen döndü dolandı yıllar oldu bir kusur işledik bağışlar mı kimbilir o bize öğretmedi kazan kaldırmasını günahı vebali öğretenin boynuna erdirip oldurana ana avrat sövmesini yüreğim kırıldı kanım kurudu var git karadeniz var git başımdan mızıka çalındı düğün mü sandın bir yol koyup gideni gelir mi sandın mustafa'm mustafa kemal'im ankara'nın taşına bak tut ki baktım uzar gider efkârım çayır ağlar çimen ağlar ben ağlarım gözlerimin yaşına bak ankara kalesi'nde rasattepe'de bir akça şahan gezer dolanır yaşın yaşın mezarını aranır şu dünyanın işine bak mustafa'm mustafa kemal'im |
YAĞMUR KAÇAĞI
elimden tut yoksa düşeceğim yoksa bir bir yıldızlar düşecek eğer şairsem beni tanırsan yağmurdan korktuğumu bilirsen gözlerim aklına gelirse elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni *******i bir çarpıntı duyarsan telâş telâş yağmurdan kaçıyorum sarayburnu'ndan geçiyorum akşamsa eylül'se ıslanmışsam beni görsen belki anlayamazsın içlenir gizli gizli ağlarsın eğer ben yalnızsam yanılmışsam elimden tut yoksa düşeceğim yağmur beni götürecek yoksa beni |
senden öğrendim...
Gözlerinden öğrendim her şeyi, Kahverenginin ne güzel renk olduğunu, İlk görüşte aşkın ne olduğunu, Sevgiyi ve onun büyüklüğünü, Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi, Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını, O anki dünyayı umursamazlığı, Sanki o anın hiç bitmeyeceğini... |
bu SANA!!!...
dün gece cok düşündüm sana gelmeyi..usulca yanına sokulup,soğuk bedenimi ısıtmayı..ama yapamadım her zamanki gibi duygularıma hakim olmamı istedi beynim ve tüm hücerelerim.sensizlikte tüm nefesimle bağırdım senden nefret ettiğimi sırf senden uzaklaşa bilmek ve tüm ayrıntılarımdan seni cıkartmak için.ama başaramadım,yine aşka yenilen ben oldum ve dimdik karşımda duran sen.acı cekiyorum SENSİZ HER DAKİKA BİRAS DAHA YENİLİYORUM SAVAŞMAKTA OLDUĞUM HAYATA.bıktım artık her savaştan enkaz yığını ol |
ŞEHİDİM, EMANETİN ŞEREFİMDİR....!!!!!...
Vatan Namustur, Vatan şereftir Vatan Sevdadır Vatan aşktır Vatan için Fedakarlık başkadır Vatan candir Vatan Kandır Vatana Sahip Çıkmak İmandandır Bayrak Vatan aşkı doludur özüm Canımı veririm kırpmadan gözüm iyi Dinle Hain sanadır sözüm Çiğnetmem kimseye Bayrak şerefim Vatana ,Atama İhanet etmem Bayrak şerefimdir Ben laf söyletmem Şehit... Emanetin Şerefimdir..! |
yasamak varya sensiz yasamak ölüm gibi
*******i aglamak uzun uzun iskencelere girmek gibi hapiste kalmis mahkum gibi sensiz yasamak varya ecel gibi darmadaginim karlar gibi yasamak vara sensiz deli gibi sensiz yasamak ecel gibi gülmeyi unuttum sensiz aglamaya baglandim gece gündüz nerde yanlis yaptim anlamadim sensiz yasamak varya sensiz yasamak |
senden öğrendim
Gözlerinden öğrendim her şeyi, Kahverenginin ne güzel renk olduğunu, İlk görüşte aşkın ne olduğunu, Sevgiyi ve onun büyüklüğünü, Ellerinden öğrendim ben dokunabilmeyi, Bir dokunuşun nasıl iç yaktığını, O anki dünyayı umursamazlığı, Sanki o anın hiç bitmeyeceğini... |
dün gece cok düşündüm sana gelmeyi..usulca yanına sokulup,soğuk
bedenimi ısıtmayı..ama yapamadım her zamanki gibi duygularıma hakim olmamı istedi beynim ve tüm hücerelerim.sensizlikte tüm nefesimle bağırdım senden nefret ettiğimi sırf senden uzaklaşa bilmek ve tüm ayrıntılarımdan seni cıkartmak için.ama başaramadım,yine aşka yenilen ben oldum ve dimdik karşımda duran sen.acı cekiyorum SENSİZ HER DAKİKA BİRAS DAHA YENİLİYORUM SAVAŞMAKTA OLDUĞUM HAYATA.bıktım artık her savaştan enkaz yığını olarak cıkmaktan...gelde kurtar beni girdiğim girdaptan.TÜM ÇIKIŞLARIM VE HAYKIRIŞLARIM SANA!!! |
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... |
yüregimde kapılar var!!
belki gelirsin diye odalar açıyorum herbirine.. yüregimde çaresizlik var!! sensizlige attıgım her adım, biraz daha gem vurur ömrüme.. yüregimde bir sen var!! olmadığın kalabalıklar beyhude.. yüreginde aşkına sefil bir ben! yoksan mutluluk ne çare.. |
ben sana pişmanım
çünkü anlamadan gözlerindeki hüznü aşk sandım pişmanım.... ben sana pişmanım kokunu baharlara sarardım yalnızdım akşamüstleri sensizliğe sarılır ağlardım... koca bir mevsimi değil koca bir zamanı sana verdim sen başkasını severdin bilmedim ben sana pişmanım... ben sana pişmanım yeniden yaşasam zamanı yeniden bu pişmanlığı yaşardım |
Günlerdir ağladım yokluğunda
Bekledim bana geleceğin o günü Senden uzak olsamda aldırmadım Hep umutluydum, beklemeye yeminliydim Düşünmedim sensizliği, yapamazdım zaten... Sensiz asla olamazdım Bir eksiklik vardı İçimde, gittiğinden beri Dönseydin bitecekti, ya dönmeseydin... İşte o zaman da ben bitecektim. Eğer sen olmayacaksan bu dünyada Bende olmayacam... İstesem bile bunu yapamayacam Sensiz asla olamayacam... |
Gözlerime baktığında
Orda mutsuzluğu ve yalnızlığı görÜrsÜn GönlÜmÜn içine baktığında Kocaman bir boşluğu... Sadece beni SEV! çÜnkÜ yavaşça ölÜyorum Aklına gelince çağır çÜnkÜ yÜregimden ağlıyorum |
Ya gözlerin aklımda
Yada aklım adında Ya hayalin karşımda Ya Sesin kulagımda Ya ben çıldırıyorum Yada çok seviyorum Ya sevmek çok güzel Yada sevilen çok özel.. |
seni kaybettigim günlerde ariyorum
seni yildizlara soruyorum seni o kaybetigim güne yaniyorum o saclarinin kokusunu ariyorum seni kumsallara soruyorum seni mavi denizlere soruyorum o eski günleri ariyorum sensiz olunca kahroluyorum sakin aglama hatami biliyorum yalan soyledim biliyorum sakin aglama biliyorum seni daha kimseyi sevemeyecegimi biliyorum cunku seni seviyorum. |
sabret
Hasreti düşünme bırak hasret düşünsün seni acılara yenilme bırak acıların yenilsin sana seni acıların bıraksın terk etsin gitsin düşünme bugünlerde kimseyi sevme artık hiç kimseyi bırak seven sevsin seni sen sevmesen de seven çıkar elbet seni |
o seni düşünmek yokmu?
******* dolusu seni düşünmek sarılmak karanlıklara sen diye sen diye kucaklamak yastıgı,okşamak,öpmek.... o seni beklemek yok mu? hergün sabahlara dek uykusuz beklemek ahh!ayak sesleri,kapı gıcırtıları bilemezssin bir defa yaşamaktır o bin defa ölmek.... o seni özlemek yok mu? saçlarını,ellerini,dudaklarını özlemek uzun uzun gözgöze gelmek seninle seninle bir olmak,beraber olmak,sevişmek... o seni gizlemek yok mu? kuşlardan,çiceklerden bile kıskanıp gizlemek seni saklamak içimde delice divanece öylece yaşamak seni,öylece sevmek... ve seni kaybetmek yok mu? bulduktan sonra seni kaybetmek işte o beni yakan,yıkan,solduran ses versem de duyamazsın artık yüreğimde kan,gözlerimde kan,dudaklarımda kan..... |
Aşk öldürür dediler,
Aşk güldürür dediler. Ne öldürdü, Ne güldürdü, Sürüm sürüm SÜRÜNDÜRDÜÜÜÜ..!!! |
sana uzak kentlerin birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri
anımsattı aksam guneslerı onca zamanın üstünde eskimeyen bir düsüncesin şimdi.insan hergün anımsarmı ayni gözleri .seni seviyorumdum ve senin haberin yoktu.sacçlarını izliyordum uzaktan kulagın arkasına düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte .güldüğün zaman yukarıya bakardın yukarı kalkan başın ve gülen gözlerinv ardı ne güzeldiler.sen bilmiyordun ben seni seviyordum kalbime sığmıyordu aklımdan gecenler duvarlara vitrin camlarına kaldırımlara çarpiyordu geri dönuyorlardı çogalarak . |
varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın..
sensiz kalma ihtimalı olmayacak, alayına kurulmuş cümlelerin sonunda.. belki bir kaç satır arasında unutulacaksın, bir müddet sonra.. içimden olmayacak , boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.. hani hep kızardın ya, konuş konuş derdin... haykırabilirmiyim korkaklığını.. bıraktığın bu mavi düşleriyşe mavi yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabirmiyim dersin, susarmıyım, gülüp geçermiyim yoksa...?? aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı.. seni hiç tanımamış gibi, yaşamımı sürdürmeliyim.. var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık yeniden sevmenin sevilebilmenin yeri her yer. zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olamalı benim için.. evet sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni.. yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.. kopan takvim yaprakları, sensiz geçen günleri saymamalı, yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım.. kabullenmeli, hazmedilmeli, aldırmamalı, hatta sana hak verebilmeliyim.. bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.. zira yoksun ''sanki benim hiç senim olmamış'' ''sanki biz hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat sarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gıbi o kendini biliyorr... |
Bir kumsala terkedilmiş *******de arıyorum
Kaybettiğim ayak izlerini Ne meltemler getiriyor saçlarının kokusunu Ne de dalgalar senden bir haber veriyor bu akşam Yıldızlara anlatıyorum Akdenize anlatıyorum yalnızlığımı Bir titreme sarıyor bedenimi Sımsıcak düşler sararken yüreğimi Bu ağustos akşamında Geri getir gülümseyişini Bırak git dolunaya Saatlerce seyredeyim seni Sonra gözlerime hapsedeyim En masum halini, yaşadığımız günleri Usulca sokul koynuma Gecenin karanlığı gibi Özlemlerimiz son nefesini versin Bir martının çığlığında Cenneti yaşasın deli gönlüm Cehennem misali koynunda Haydi dön gittiğin yollardan Gözlerin gözlerimi öpsün Teninin tadayım kuruyan dudaklarımla Kumsala serelim yüreklerimizi Kır çiçekleri olsun çakıl taşları En çılgın aşkları yaşayalım Tüm dedikodulara inat Haydi dön gittiğin yollardan Hasret bacayı sarmadan Kırmızı çiçekler açsın bozkırlar Tarla kuşları söylesin şarkımızı Yüreğimizde umutlar İçimizde tutkular bitmesin Haydi dön gittiğin yollardan Yada bana gel de Vakit çok geç olmadan |
SOĞUK BİR PAZAR SABAHI,
KAPLAMIŞ SİYAH BULUTLAR HAVAYI, SAAT 05:20 DOLAYLARI, PENCEREDEN BAKARKEN SİYAH BULUTLARA, SEN GELDİN BİRDEN AKLIMA, BENİ TERK ETTİĞİN GÜNDEN BU YANA, KALBİM BENZEMEKTE ŞU GÖKTEKİ SİYAH BULUTLARA, SABAHIN SOĞUĞU İÇİMİ ÜRPERTİYOR, NELER ÇEKTİĞİMİ ALLAH`TAN BAŞKA KİMSE BİLMİYOR, AKLIMA SENİNLE GEÇİRDİĞİMİZ GÜNLER GELİYOR, HANİ DERDİK YA BİZİ ANCAK ÖLÜM AYIRIR DİYE, gülüm sözümüzü tuttuk be, BİZİ ANCAK ÖLÜM AYIRDI YİNE... |
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. |
İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman Ancak parmak uçlarıyla değebilen İki kol. Merdivenlerin oraya koşuyorum, Beklemek gövde kazanması zamanın; Çok erken gelmişim seni bulamıyorum, Bir şeyin provası yapılıyor sanki. Kuşlar toplanmış göçüyorlar Keşke yalnız bunun için sevseydim seni |
.Son kullanma tarihi geçmeden sevdanın
aç yüreğini tekrar bak hayata Açmadan önce iyice çalkala Dibe çökmüş merhametini.. Hainlerin ulaşamayacağı yerde ve oda sıcaklığında muhafaza et, masum bakışlarını Haricen kullan istersen, on sekiz yaşından büyüklere anlatma hayallerini İçindeki çocuğu öldürmesinler timsah gözyaşları dökerken... kullanmadan önce oku, güzelliğini koruyacak bütün duaları.. Ateşle yaklaşma yeni dinmiş kül sancıma Çevirerek aç içini bana, aşk girdabına yakalansın boşluğum Tescilli güvenirliliğimle seninim artık Her hakkı sende saklı umutlarımın... Beklenmeyen bir etki görüldüğünde vazgeç, ölümsüz sevgimden On beş gün içinde iade et beğenmezsen benliğimi. |
Kalbimi kırmak suya yazı yazmaya benzer,
kırılan kalbimi düzeltmekse, gece doğan güneşe dokunmaya benzer sen o suya yazı yazdın şimdi güneşin doğmasını bekle |
sus artık ne olur ağlama yeter
ben unuttum sende unut gözlerim, ne ismi aklımda nede gözleri ben unuttum sende unut gözlerim **************************** değmezmiş uğruna döktüğüm yaşlara değmezmiş sevmeye aşık olmaya değmezmiş ismini bile anmaya ben unuttum sende unut gözlerim ***************************** bir rüya idi farzet gördüklerimizi ben unuttum sende unut gözlerim sevseydi terk edip gidermiydi hiç ben unuttum sende unut gözlerim |
sonumuz bu muydu ?
ayrılık ikimizide yordu. ayrı kaldığımız her an , hasret üstüne hasret koydu. birkez daha düşün ikimizi hatırla eski günlerimizi ve anla artık sensizliğimi seni hala ne çok sevdiğimi bazen düşünüyorum seni gözlerim doluyor arıyorum ellerini kendime soruyorum çektiğim çileyi ağlıyorum yine bekliyorum gelmeni hani ellerin ellerimi hiç bırakmayacaktı yanında yokken ben gözlerin dolacaktı bensiz asla olamaz yaşıyamazdın hani verdiğin sözleri tutacaktın haniiii yalanmış demek hepsi elveda sevgili |
Sevenler yıkılmaz be gülüm
Sahte sevenler yıkılır Aşk çemberinde iki nokta vardır Biri asıl diğeri sahte Sevenler yıkılmaz be gülüm Yıkarsa kredi kartı yıkar İnsanı günahlada kalmaz Cehennem azabına sokar Sevenler yıkılmaz be gülüm Şimdi sen niye yıkıldın Tek bir şeyi çok iyi anladım ki Seven mecnun(ReMZi) yıkılmaz |
Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:49 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2025, vBulletin Solutions, Inc.