Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-23-2006, 10:40 PM   #6
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3010
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

a) Yaratıcıyı Küçümseme:
“Acaba yapabilir miyim” demek, “acaba Yaratıcı
yapmamı sağlayabilir mi” demektir. Farkında olmadan
kudretini sorguladığınız Yaratıcının, neler yapabildiğini
ilân eden Güneşin altında yürüyorsunuz. Bize düşen
yapmaya kalkışmak ve Yaratıcımızın hizmetimize
sunduğu tüm imkânları amacımız uğrunda sevk
etmektir. Einstein’a atfedilen şu söze, ebedi hayatla
birlikte düşünüldüğünde katılıyorum: “İnsanın kaderi,
hak ettiğidir.” İnanmadığınızı hak etmezsiniz. Sınırsız
kudretin yapabilme gücünden şüpheye düşen,
kendinden de şüphe etmeye mahkûmdur.
b) Yaratıcılığı Üstlenme:
Başarabileceğinizden şüphe etmenize neden olan
düşünce, kendinizi gücün kaynağı sanmanızdır. Eğer
kendinizde aradığınız sınırsız gücü göremiyorsanız,
başarabileceğinize nasıl inanırsınız?
Biz neyi hak ettiğimize bakacağız, ne kadar güçlü bir
dâhi olduğumuza değil. Güneşle ilişkisi kopan Ay
karanlık; Yaratıcıyla bağı kopan insan yokluktur.
Nemrut kadar güçlü bir kralı demir kapının anahtar
deliğinden odasına girip, burnundan beynine tırmanan
bir sinek devirdi. Kendimizi gücün yaratıcısı gibi
gördüğümüzde, zaman zaman yaşayacağımız
çaresizlikler, tüm başarı inancımızı sarsacaktır.
Ayçiçeğinden ders almalıyız. Yaşadığı her gün
boyunca, sabahtan akşama kadar, Güneşe dönmeye
bıkmadan devam eder. Kurak günlerde sararan ve
hatta kısmen kuruyan yapraklarına rağmen, her
gecenin serinliğinde yeniden dirilir; yağmursuz göklere
eseflenmez, intihara kalkışmaz. Damarlarında bir
damla can kalsa da, ilk fırsatta onu evrene sunar.
Bıkmaz, korkmaz, vazgeçmez.
Oysa insan, varlığına can katıldığında, müthiş bir
coşkuya girer; harekete geçer ve “evet yapıyorum”
diye haykırır. Sonra da karanlık bastırır, şiddetli bir
yorgunluğun veya ihanetlerin altında kalır; “hayır,
yanılmışım, yapamıyorum” der.
Eylemlerinizi yaratan siz misiniz? Neyi kendi başınıza
başardınız ki, neyi başaramayacağınızı sanıyorsunuz?
Lokmayı bile siz çiğnemiyorsunuz. Yaratıcının sinir
sisteminize yerleştirdiği kanunlar sayesinde çiğnemeye
niyet ediyorsunuz, sizin adınıza çene kaslarınıza
beyninizden elektro-kimyasal emirler gönderiliyor ve
çiğniyorsunuz. Dişlerinizin sertliğini siz mi yarattınız?
Lokmayı ağız içinde çeviren dilinizin kaslarını
gerçekten siz mi yönlendiriyorsunuz? Ya yuttuktan
sonra olup bitenler? Bu kadar basit işi bile kendi
kudretiyle yaratmayan, elbette hiçbir şeyin yaratıcısı
değildir.
O zaman dayanacağımız güç, kendi imkânlarımız
değil, çünkü tam olarak kendimize ait hiçbir imkânımız
yok. Ama evrene sınırsız işler yaptıran kudretin bunu
bize de yaptırabileceğini bileceğiz.
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla