Tek Mesajı Görüntüle
Old 10-30-2006, 07:54 PM   #2
CaKaLBoT
ÇaKaL Üye
 
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,791
Teşekkür Etme: 0
Thanked 88 Times in 15 Posts
Üye No: 26295
İtibar Gücü: 2611
Rep Puanı : 76884
Rep Derecesi : CaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond repute
Cinsiyet :
Varsayılan


Zekâtın hikmetleri

Zekâtın meşru kılınmasının çeşitli hikmetleri vardır. Bunlar herkesçe anlaşılabilecek açıklıktadır. Cenab-ı Hak, insanları farklı yeteneklerle donatmış, buna bağlı olarak servet dağılımında toplum zengin ve fakir olmak üzere iki sınıftan oluşmuştur. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“ALLAH, rızık konusunda sizin bazınızı bazınızdan üstün kılmıştır.” (Nahl Suresi: 71) Servet üstünlüğü bulunan zenginlerin bir kısım mallarını yoksullara vermeleri farz kılınmıştır. Çünkü böyle bir zorlama olmaksızın zenginden yoksul kesime bu mal akışı sağlanamaz. ALLAH Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır.” (Zariyat Suresi: 19)

İşte zekât farizası, gelir dağılımındaki bu farklı yapı karşısında en önemli bir tedbirdir. Zekât İslâm’daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın gerçekleşmesini sağlar, servetlerin yalnız zenginler arasında dönüp dolaşan bir güç olmasını engeller. Zekât; zengin malına karışmış fukara hakkıdır. Nitekim yukarıdaki ayet-i kerime bu hakikati ifade etmektedir. Bir zenginin sürüsüne karışan fakirin koyunu hükmen ne ise zekât da odur.

Evet, zenginin sürüsüne sırf karışmakla koyun, asla zenginin malı olamayacağı gibi, cepteki para da zenginin malı olamaz. Her ikisi muvakkat birer emanettir. Binaenaleyh sürüye karışan fakirin koyununu benimseyerek sahibine iade etmemek ne kadar çirkin bir şey ise cebindeki fukara hakkını vermemek de o kadar çirkindir.

Hülasa bir fakirin boğazını sıkarak zorla elinde olan malı almak ile, zekâtı vermemek arasında hüküm itibarıyla hiç bir fark yoktur. Çünkü bunların ikisi de haramdır. Zekâtını vermeyenler iyi bilmelidir ki: Yaptıkları düpedüz gasıplık, dolandırıcılık ve hırsızlıktır.

Buna mukabil her gün boynunu bükerek zenginden hakkını vermesini bekleyen fakir ve yoksullar günün birinde mutlaka hayal kırıklığına uğrayacak ve içlerinde zenginlere karşı bir infial ve reaksiyon uyanacak onlara kin bağlayacaklardır.

Halbuki zekât, niçin meşru olmuştu? O, zenginle fakiri birbirine en kuvvetli manevi bağlarla bağlayan, birbirine kaynaştıran, ısındıran ve adeta birbirlerine nisbetle, baba ile oğul gibi eden en mühim vasıta değil miydi?

Evet zengin tıpkı bir baba gibi kesesini açarak fakirin ihtiyacını görecek, binaenaleyh bir fakirin ihtiyacını gördüğü için sonsuz bir gönül ve vicdan huzuruna kavuşacak; öte yandan onun zekâtını alan muhtaç da sevincinden parıl parıl yanan gözleri, bir evlad mahcubiyetiyle kızaran yüzü ve bükük boynu ile adeta canlı bir teşekkür abidesi kesilecektir. Artık bu iki şahsın arasında ebedî minnet, muhabbet ve birbirlerine bağlılıktan başka bir şey tasavvur olunabilir mi? İşte İslâmiyet’in istediği de bu idi. Ebu Derda (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

“Zekât, İslâm’ın köprüsüdür.” (Tabarani el-Mu’cemu’l-Evsat; No: 8932; 9/432, Beyhaki Şuabu’l-İman; No: 2752; 3/20) buyurmakla, zengini fakire karşı samimi ve saygılı yapmak istemiştir. Zekât, zengin ile fakir arasındaki dengeyi sağlayan en güzel örnektir. Zekât hakkıyla verilse ülkedeki en zengin ile en fakir arasında en fazla 40 kat fark olur. Böylece: “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” sözü toplumda hiçbir zaman uygulama sahası bulamaz. Zira Cenab-ı Hakk’ın:

“Onların mallarında, dilenen ve mahrum olanlar için belirli bir hak vardır.” (Zariyat Suresi: 19) ayet-i kerimesi tatbik edilerek fakirin zengindeki hakkı alınmış, ona verilmiştir. ALLAH Teâlâ ve Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin istediği gibi zengin-fakir birbirlerine kardeşçe yakınlaşmışlar ve dolayısıyla aradaki buzlar çözülmüştür.
__________________
CaKaLBot Banlanmış ve üyeliği iptal edilmiş üyelerin mesajlarını tek nickte toplayan bir bottur.
CaKaLBoT çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla