Picasso'nun Sivri Görüşleri...
Batıl inançları ve ilginç bir mizah anlayışı olan Picasso, tartışmalı özel hayatı ile gazetelere de sık sık konu oldu. Picasso'nun özellikle kadınlarla olan ilişkileri eleştirildi. Örneğin kadınlar hakkında söylemiş olduğu "Kadınlar ya tanrıça gibidirler, ya da paspas gibi" görüşü feministleri ayağa kaldırmış olsa da, kadınlar bu düşüncelerini bile bile sanatçının büyüsüne kapılmaktan kendilerini alamıyorlardı.
Picasso’dan Sözler
“Benim arayışlarımdan söz ediyorlar, ben aramam ki... Bulurum.”
“Ne yapacağını iyi biliyorsan, gidip de onu yapmanın ne anlamı var? Nasılsa, biliyorsan böyle bir deneye girişmenin bir anlamı yok. Başka bir şey yap, daha iyi”
“Anlaşılmaktan daha tehlikeli bir durum var mı? Üstelik bu zaten olası değildir ki hep yanlış anlaşılırsın. Yalnız olmadığını sanırsın, oysa her zamankinden daha yalnızsın.”
“İnsan hiçbir zaman iyi iş becerdim, üstelik yarında Pazar dememeli durduğun anda yeniden başlamalısın bir daha hiç dokunmayacağım diyerek deyip tuvali köşeye atabilirsin. Oysa son hiçbir zaman gelmez”
“Herşeyi söylemem ama, her şeyin resmini yaparım”
PABLO PİCASSO - GUERNİCA
1937 Nisan ayında Alman Condor uçaklarının minicik Bask kenti Guernica'yı bombardımanı, İspanyol İç Savaşı'nda Cumhuriyetçilerin yazdığı destanın son sayfasını açmıştı. Paris'te yaşayan Pablo Picasso, Guernica kıyımını bir gazeteciden dinledi. Aşık olduğu savaş muhabiri Dora Maar'dan. Tam o günlerde Cumhuriyetçi İspanyol hükümeti, gurbetteki yurttaşı Picasso'ya Paris Uluslararası Fuarındaki İspanya pavyonu için bir resim ısmarlamıştı.
Dora Maarın anlattığı bombardıman öyküsünün etkisinde kalan Picasso, fırçasını çaresiz öfkesine bandı, o günden bugüne yaptığı en büyük, en derin, en sert ve etkileyici resmini yaptı. Tablonun adı "Guernica" 'ydı. Öylesine olağan dışı, öylesine korkunç ve çarpıcı bir eserdi ki Guernica, resmi ısmarlayan Cumhuriyetçi İspanyol Hükümeti bile şaşırdı, beğenmedi ve sergilemedi. Tablo sergide yer alsın mı almasın mı diye tartışıldığı sırada, ünü tüm Paris'e ve birkaç yıl sonra Fransa başkentinin efendisi olacak olan Almanlara kadar ulaşmıştı. Almanya tıpkı Rusya'nın yaptığı gibi o yıllarda, kübizm gibi yeni akım ve arayışları resmen "soysuz sanat" olarak nitelendiriyordu. Ama gizliden gizliye merak edip izlemekten de geri kalmıyordu. Ne de olsa sanata duyarlı milletti Almanlar.
Bir gün, Picasso'nun Seine Nehri'ne bakan Saint Augustin rıhtımındaki atölyesine kordiplomatikten bir Alman generali geldi. Ustanın resimlerine bir bir baktı, sıra en son tablosuna, dev boyutlardaki Guernica'ya gelince, uzun uzun seyrettikten sonra yüzünde iğrenir gibi, küçümser bir hayretle dönüp; "Bunu siz mi yaptınız?" diye sordu.
Picasso'nun yanıtı tokat gibiydi; "Hayır, siz yaptınız!"