Nedir Tasavvuf?...
Türkler, Müslüman olduktan sonra, İslâm dinini geniş kitlelere yaymak üzere bir düşünce sistemi oluşturmaya başlamışlardır. Eski inanışların İslâmlaşarak girdiği bu düşünce sistemi, tarikat adı verilen yollar vasıtasıyla halka ulaşır. Başlangıçta, sûfî adı verilen dervişlerin yaydığı bu din felsefesinin genel adı tasavvuftur. Mutasavvıf denen tasavvuf düşünürlerine göre, fizik ötesi evrenle, içinde yaşadığımız evren birdir (vahdet-i vücûd). Bu birlik, Tanrı'dır. Tanrı aynı zamanda hem vücud-ı mutlak yani salt varlık, hem de hüsn-i mutlak yani salt güzelliktir.
Hava, su, toprak ve ateşten oluşan evren, geçici bir görüntüdür. Adem-i mutlak (mutlak yokluk) olan bu görüntüyü, Tanrı kendi güzelliğini görmek için yaratmıştır. İnsan varlık ve yokluk unsurlarıyla birlikte yaratılmıştır. İnsanın görevi, kendisinde bulunan yokluktan kurtularak varlığa, yani Tanrı'ya ulaşmaya çalışmaktır.
Tanrı'ya ulaşmanın yolu aşktır. İnsan dünyanın zevk veren tutkularından uzaklaştıkça yokluktan da uzaklaşır; kendisinde var olan faziletleri geliştirdikçe varlığa yaklaşır. Tanrı'ya yaklaşan faziletli kişilere insan-ı kâmil (olgun insan) denir.
Tasavvuf düşüncesi, insan ruhunu işlemeye yönelen bu yönüyle, kişiyi ikiyüzlülükten doğruluğa, kötülükten iyiliğe ve nefretten sevmeye götüren bir özellik taşır.
Tasavvuf şiiri, bütün bu sözü edilen düşünce sistemini benimseyerek ilke hâline getirmiştir. İlâhî ve nefeslerde bütün canlılığıyla yaşayan bu ilkeler, bazı semboller aracılığı ile anlatılır. Buna göre; âşık, Tanrı aşkıyla O'nu arayan kişi; maşuk, âşık olunan, Tanrı; şarap, Tanrı aşkı; sâkî, yol gösteren; meyhane, dergâh veya tekke demektir. "Mazmun" (kalıplaşmış anlatım) adı verilen bu semboller Klâsik Türk Edebiyatı ve Tekke Edebiyatı'nın yanı sıra din-dışı şiirlerde de kullanılmıştır.
__________________
M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...
Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
|