Tutsak Oldum Hayaline
Nakkaş Levni işlemiş sanki bedenini
Haliç'ten bir yansıma kamaştırdı gözleri
Eller tutmaz oldu sahipsiz asi bedenini
Bırak artık uğruna kan dökmüş yiğitleri
Fatih öldü isyan eder gibisin bizlere
Kime bu isyan düşün Çamlıca tepesinde
Ellerim kelepçeli rüyalarım zindan içinde
İsmini sayıklar bu mahcup hüzünlü bedenim
Paslı parmaklıklar ardından seni izlerim
Ayasofya ışıklanır *******i tarihi anlatır
Eyüp Sultan sana gelmiş Allah'ın selamıdır
Fatih'in ezanları senin en güzel şarkındır
Adaları saklarsın uzak denizler ardında
Bir çocuk gibi beslersin Marmara suyuyla
Hâlbuki onlar bizlere bir vapur uzaklığında
Boğazdaki sandallar sana masal anlatır
Şehit yiğitler hem seni hem beni ağlatır
Altın boynuz senin sinendeki armandır
Pier Loti kahvesi sana ait elmas takıdır
Zincirlikuyu senin ebedi yatak odandır
Kız Kulesi senin âşıklarının mekânıdır
Yıldızlar ak duvağındaki taşlar misali
Adalar duvağı tutan nedimelerin sanki
Şu Türkler olmasa sana kim sahip idi
Şahte yıldızlar gibidir narin vücudun
Misk-i amber gibidir essiz kokun
Sinenin üstünde Fatih’ini saklarsın
Feshane’de Ramazan başka bir güzel
Şöyle bana ey güzel sana kim hükmeder
Allah’a isyan eder gibi bir halin tövbe de
Beyoğlu âşıkları da kalmadı hepsi kaçtı
Elleri kınalı gelin bir kendini ağlatmadın
Zarif bir gelin işte ellerin kınalı duvağın allı
Peygamber müjdeledi senin şanlı hükümdarını
Sinan işledi senin adım adım her bir yanını
Hisarlar camiiler saraylar süsledi kızıl saçlarını
Yedi tepe arasında mahkûm kaldın sende
Surlar sanki ellerinde kırılmaz bir kelepçe
Saraylar seni dizginleyen gardiyan misali
Topkapı sarayı ziynet takılarının kasası
Dolmabahçe son sahibinin ikametgâhı
Haliç ordularının sanki altın sancağı
Bir ben mi aşığım mahzun güzelliğine
Bir Fatih mi fethedecek seni fani âlemde
Ebedimi sana mı kalacak bu toprak hane
Ressamlar seni resimlerine konu ederler
Kuşlar seni şarkı misali herkese söyler
Yağmurlar seni titizlikle ak pak eder
İşte seni böyle görürüm sakin mahpushanede
Elimde ki kelepçeler bile alamadı senin aşkını
Bir Mevla’ya kaldı kurtuluşumun müjdesi
Beni mahpus eden senin ihtiras rüzgârlarındı
Özgürlüğümü engelleyen en tepedeki Galata’ndı
Yaşamamı sağlayan üzerindeki parlak yıldızlardı
Yeter be İstanbul sana verecek bir sevgim kaldı
Bir uçtan bir uca kucaklayasım geldi seni yine
Marmara’nı içesim geldi şarap kadehlerinden
|